Mart 2008 için Arşiv

31 Mart 2008

Manevi dokunmazlık

Çağ- Çağ nehrinde bir küçük Şelale (Nusaybin)
Dünyadeki dengelerin kurulabilmesi için bir takım kurallar vardır. Bu kurallardan bir tanesi Dokunmazlık’tır.
Dokunmazlık iki çeşittir.
Birincisi:
Beşeri dokunmazlıktır ki; Filan kişi milletvekili olmuş onun dokanmazlığı var diyoruz, doğrudur elbette olacak haktır da elbette bazı imtiyazlara sahip olacak ona düşen bu dokunmazlığı en güzel bir şekilde su istimal etmeden kullanması lazım
İkincisi:
Dokunmazlık [...]

28 Mart 2008

Leyl

Kasyane navala sipi (Nusaybin)
Seleften bazılarından rivayet edilir ki:
-“Allah (c.c) çok sadık olan kullarından birine şöyle ilham eder:”
-”Benim kullarımın içinde öyle kullarım vardır ki, onlar beni severler, ben de onları severim.”
-“Onlar bana müştaktırlar, ben de onlara müştakım.”
-“Beni zikrederler, bende onları zikrederim. (zikirlerini kabul ederim)
-“Onlar bana bakarlar, bende onlara bakarım.”
-“Eğer sen de onların yolundan gidersen seni severim.”
-“Eyer [...]

22 Mart 2008

Allah korkusu- 1

Kaysan gölü navala sipi (Nusaybin)
Etrafımızda bir kamera varken, doğru dürüst konuşamıyor, konuşmalarımız kayıt altına alınıyor diye, temkinli sözler sarf ediyoruz. Hele ailemizin istemediği insanlarla gezmemiz halinde ise tanımasınlar diye ellerimizle yüzümüzü kapatırız.
Veyahut bir arkadaşımız aleyhinde konuştuğumuzda birisi gizli kamerayı alıp, kamerayı arkadaşımızın yanında açıp izlettirdiğinde, utancımızdan kaçacak delik arar, yerin dibine girmeyi arzularız…
Ama Allah’u teala [...]

19 Mart 2008

Manen kâr ve zarar

Geliye Şame Mevki-i (Navale)

İskender El-Zülkarneyn ordusuyla birlikte bir sefere çıkar. Karanlık bir bölgeden geçerken, askerlerinin ayakları bazı cisimlere takılır.
Ardından şöyle bir ses işitilir;
-”Yerdeki bu cisimlerden payını alan da pişman olacak, almayan da pişman olacak!..”
Askerlerden bir kısım:
-”Madem ki pişman olacağız, neden alalım?” dediler.
Askerlerın diğer kısmı ise meraklarından:
-”Alsak da, almasak da madem pişman olacağız, bari [...]

15 Mart 2008

Helal kazanç

Seyid Bahaaddin bahçesi-Kasyane- (Nusaybin)
Dünya;
Ahiret yolunun konağı olunca ve insan bu yolda yemeğe, içmeye ve giyinmeye muhtaç olunca, bu da insanın çalışıp kazanması olmadan mümkün olmayınca çalışmanın edeplerini elbette bilmesi, soruşturması lazım gelir.
Kendini ve çoluk çoluğunu kimseye muhtaç etmemek onların ihtiyacını helalden kazanmak dinimizde cihat sayılır. Çünkü helal kazanç ibadet etmekten daha üstündür.
H.z. isa (Aleyhis Selam.) [...]

09 Mart 2008

Vera

Girnavas –Cin tepesi- Şlalesi- (Nusaybin)
Bir gün Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve selem) dışarı çıktı. Halinde bir neşe alameti vardı.
Buyurdu ki:
-“Cebrail (Aleyhisselam) geldi dedi ki: Allah-u Teala (c.c.) buyuruyor: Ümmetinden birisi sana salâvat okuyunca benim ona on rahmet vermemi, sana selam verince, ona on defa selam (selamet) vermemi beğenmez misin?”
Yine (a.s.v.) buyurdu:
-“Çok olsun, [...]

07 Mart 2008

Salâvat-ı Şerîfenin önemi 2

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Hac farizasını yerine getirenler bilir:
Medine-i Münevvere’ye vardıklarında namaz, tesbih ve dualardan sonra konuşmaz daima salâvat getirirler. Bir bakıma oranın duası budur.
Adamın birisi Peygember Efendimize (s.a.v.) salâvat getirmezmiş. Bir gece rüyasında Nebiyyi Zişan’i görür. Fakat Resulullah (s.a.v.) kendisine hiç iltifat etmez.
Bunun üzerine adam der ki:
-”Ey Allah’ın Rasulü sen bana kızdın mı?”
Rasulullah (s.a.v.): “Hayır.” [...]

05 Mart 2008

Salâvat-ı Şerîfenin Önemi

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Süfyan-ı Sevri (r.a.) tavaf ederken bir adamın her ayak kaldırışında ve yere basmasında Resulüllah’a (s.a.v.) salâvatı şerife getirdiğini görünce
Ona:
-“Ey falan, sen tesbihi ve tehlili bırakıp Peygambere (s.a.v.) salâvat getirmeye yöneldin. Bu hususta bir bildiğin mi var?” diye sorar.
Adam şöyle cevap verir:
-“Sen kimsin? Allah seni affetsin.”
Süfyan (r.a.):
-”Ben Süfyan-ı Sevrî’yim.” deyince
Adam:
-“Eğer sen zamanının en [...]