19 Haziran 2009 için Arşiv

Sevr mağarası yolu üzerinde uçan bir kuş (Mekke)

Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 2

Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Ey kardeşim Cebrail! Sen benim bu torunlarımı edepsiz zanetme. Onlar eni Dihye sandılar. Dıhye ne zaman gelse hediye getirirdi. Bunlar da hediyelerini alırlardı. Bunları öyle alıştırdı.”

Cebrail Aleyhis selam bunu işitince üzüldü.

-“Dihye bunların yanına hediyesiz gelmiyor da, ben nasıl gelirim.” Dedi.

Elini bir uzattı Cennetten bir salkım üzüm kopardı Hazret-i Hasan (r.a.) a verdi. Bir daha uzattı, bir nar kopardı. Hazret-i Hüseyin (r.a.) e verdi.

Hasan ve Hüseyin (r.anhüm) hediyelerini alınca Dihye (r.a.) zanettikleri Cebrail Aleyhis selam’ın yanından uzaklaştılar ve Mescid-i Nebevi’de oynamaya devam ettiler.

Bu sırada mescidin kapısına, ak sakalı elinde baston, toz-toprak içerisinde beli bükülmüş ihtiyar bir kimse geldi;

-“Yavrularım günlerdir açım, Allah rızası için yiyecek bir şey verin.” Dedi.

Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin (r.anhüm), biri üzümü diğeri de nar’ı yiyecekleri sırada bu ihtiyarı böyle görünce, hemen yemekten vazgeçip ihtiyara vermek için mescidin kapısına doğru yürüdüler.

Tam verecekleri sırada Cebrail Aleyhis selam gördü;

-“Durun, vermeyin O mel’una! O Şeytandır. Cennet ni’metleri ona haramdır.” Buyurarak şeytanı kovdu.

Hicretin beşinci senesi Resulullah (s.a.v.), Beni Kureyza’ya kavuşmadan önce Medine’nin yakınında bir mevki olan ‘Savreyn’de’ Eshab-i kiramdan bir cemaate rastladı.

Ve şöyle buyurdu;

-“Size kimse rastladı mı?”

Eshab-i Kiram (R.anhüm);

-“Ya Resulallah (s.a.v.) bize Dihye bin Halife el Kelbi rastladı. Eğerli beyaz bir katır üzerine binmişti. O katırın üzerinde atlastan bir kadife vardı.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Buyurdu ki;

-“Bu Cibril’dir Beni Kureyza’ya gönderildi. Onların kalelerini sarssın ve kalblerine korku atsın diye…”

Dihye-i Kelbi (r.a.) Rumca’yı iyi bilirdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Onu Bizans’a Sefir olarak gönderdi.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Sevr Mağarası (Mekke)

Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 3

Dihye-i Kelbi (r.a.) Rumca’yı iyi bilirdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Onu Bizans’a Sefir olarak gönderdi. Bu Hicretin yedinci yılı (M. 629) Muharrem ayında oldu. (Hicretin altıncı yılı Zılhacce ayında olduğu da rivayet edilmiştir.)

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bizans Kayseri Heraklius’u İslâm’a dâvet için bir mektup yazdırdı. Bu mektubu yazdırdığı zaman Eshab-i Kiram (r.anhüm) den bazıları;

-“Ya Resulallah! Rum Taifesi mührü olmayan bir mektubu okumazlar.” Dediler.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) emreti. Gümüşten bir mühür kazdırıldı.

Mührün üzerine üç satır yazılı idi.

Birinci satır MUHAMMED
İkinci satır RESÛL
Üçüncü satır da ALLAH
İdi.

MEKTUBU BU MÜHÜRLE MÜHÜRLEDİ Ve Dihye (r.a.) ye verdi.

Mektubu Bizans Kayseri’ne vermesi için Bursa emirine vermesini emretti.

Dihye-i Kelbi (r.a.) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in mektubunu Kaysere verilmesi için Busra’daki Gassan emiri Haris (r.a.) e başvurdu.

Haris (r.a.) Dihye (r.a.) yi Heraklius’a götürmesi için Adiy bin Hatem’i vazifelendirdi. Adiy bin Hatem (r.a.) de Dihye (r.a.) yi alıp Kudüs’e götürdü.

Bu sırada Heraklius da Kudüs’te bulunuyordu.

Heraklius;

-“Eğer İranlılar üzerine galip olurlarsa Humus’dan Kudüs’e kadar yaya yürüyeceğini adamıştı.”

Heraklius, İran ordularını yenince adağını yerine getirmek için Humus’dan yaya olarak yola çıkmış, yoluna halılar serilmiş, kokular serpilmiş ve bu hal ile Kudüs’e ulaşmış, adağını yerine getirmişti.

Dihye (r.a.), Heraklius’dan önce Kudüs’e vardı ve Heraklius ile görüşmek için temaslarda bulundu.

İmparatorun adamları kendisine;

-Kayser’in huzuruna çıktığın zaman başını eğip yürüyeceksin ve yaklaşınca da yere kapanıp secde edeceksin. Secdeden kalkmana izin vermedikçe de asla başını yereden kaldırmayacaksın.” Dediler.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Sevr Mağarası (Mekke)

Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 4

İmparatorun adamları kendisine;

-“Kayser’in huzuruna çıktığın zaman başını eğip yürüyeceksin ve yaklaşınca da yere kapanıp secde edeceksin. Secdeden kalkmana izin vermedikçe de asla başını yereden kaldırmayacaksın.” Dediler.

Bu sözleri Dihye (r.a.) ye ağır geldi ve onlara şunları söyledi;

-“Biz Müslümanlar! Allah-u Teâlâ’dan BAŞKA HİÇBİR KİMSEYE SECDE ETMEYİZ. Hem insanın insana secde etmesinin yaratılışına terstir.” Buyurdu.

Bunun üzereine Kayser’ın adamları;

-“O halde Kayser, getirdiğin mektubu hiçbir zaman kabul etmez ve seni huzurundan kovar.” Dediler.

Dihye (r.a.);

-“Bizim Peygamberimiz Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başkasının kendisine değil secde etmesine; önünde hafif eğilmesine bile musâde etmez. Kendisiyle görüşmek isteyen, köle bile olsa; ona ilgi gösterir. Huzuruna alır, derdini dinler, sıkıntısını giderir, gönlünü alır. Bunun için O’na tabi olanların hepsi hürdür, şereflidir.” Buyurdu.

Bu sözleri dinleyenlerden biri;

-“Maden ki Kayser’e Secde etmeyeceksin, o halde üzerine aldığın vazifeyi yerine getirbilmen için sana başka bir yol göstereyim. Kayser’ın sarayının önünde dinlendiği bir yer var. Her gün öğleden sonra bu avluya çıkar oraları dolaşır. Orada bir minber vardır, Onun üzerinde herhangi bir şikayet veya yazı varsa önce onu alır okur, sonra istirihat eder, Sen de şimdi git hemen mektubu o minber’e koy ve dışarıda bakle. Mektubu görünce seni çağırtır. O ZAMAN VAZİFENİ YERİNE GETİRİRSİN.” Dedi.

Bunun üzerine Dihye (r.a.) mektubu söylenilen yere bıraktı. Herakliüs mektubu aldı; Arapça bilen bir de tercüman çağırttı.

Tercüman Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın mektubunu okumaya başladı.

-“Bismillahirrahmanırrahim (Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım) Allah’ın Resulü Muhammed’den Rumların büyüğü Herakl’e” diye

Başlandığını görünce Herakliüs’ün kardeşinin oğlu Yennak, çok kızdı ve tercümanın göğsüne şiddetli bir yumruk vurdu ve adamı yere oturttu.

Bu sırada Resulullah (s.a.v.) ın mektubu da tercümanın elinden düştü.

Herakliüs ona ne yaptığını sorduğu zaman;

-“Mektubu görmüyor musun? Mektuba hem senin isminden önce kendi ismi ile başlamış, hemde senin hükümdar olduğunu söylemeyip (Rumların büyüğü Herakl’e) demiş. Niçin (Rumların hükümdarı) diye yazmamış ve senin isminle başlamamış. Onunun mektubu bugün okunmaz.” Dedi.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu