21 Haziran 2009 için Arşiv
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 6
21 Haziran 2009Hudeybiye (Bi’at-ür-Rıdvan)
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 6
Heraklius;
-“Ben senin dediğin şeyi çok iyi bilmiyorum. Fakat O’na tabi olup, Müslüman olmağa gücüm yetmez. Çünkü hem Hükümdarlığım gider hem de beni öldürürler.” Dedi.
Bunun üzerine Dıhye (r.a.) yi ve Adiy bin Hatem (r.a.) i çağırttı.
Adiy (r.a.);
-“Ey Hükümdar, davar ve develer sahibi Araplardan olan şu yanımdaki zat, Memleketinde vuku’ bulan şaşılacak bir Hadise’den bahsediyor.” Dedi.
Dihye (r.a.);
-“Aramızda bir zât zuhur etti. Peygamber olduğunu beyan etti. Halkın bir kısmı O’na tabi olmaktadır. Bir kısmı da karşı koymaktadır. Aralarında çarpışmalar vuku’ bulmuştur. “ dedi.
Bundan sonra Heraklius, Hazreti Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında araştırmaya başladı. Şam valisine emir verip Hazret-i Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) soyundan bir kişiyi muhakkak bulmalarını emretti.
Bu arada kendisinin dostu olan ve İbranice bilen Roma’daki bir âlime de mektup yazıp bu meseleyi sordu. Roma’daki dostundan bahsettiği zatın ahir zaman peygamberi olduğunu bildiren bir mektup geldi.
Bu arada Şam Valisi, ticaret için Şam’a giden bir Kureyş kervanını buldu. Bunların içinde Ebû Süfyan da vardı.
Ebû Süfyan diyor ki;
-“Biz Gazze’de bulunduğumuz sırada Heraklius’un Şam Valisi üzerimize saldırır gibi geldi.”
Ve;
-“Siz şu Hicaz’daki zât’ın kavminden misiniz?” diye sordu.
Biz;
-“Evet.” Dedik.
Vali;
-“Haydı bizimle beraber İmparatorun yanına gideceksiniz.” Dedi.
Ebû Süfyan’la yanındakileri Şam’a götürdü.
Şam Valisi Ebû Süfyan’ı ve yanındakileri Herakliüs’un yanına çıkardı. Bu sırada Herakliüs Kudus’te bir kilise’de idi.
Vezirleriyle beraber oturmuş ve başına tacını giymişti. Herakliüs Ebû Süfyan ve yanındaki otuz kadar Mekke’liyi burada kabul etti.
Devam Edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 7
21 Haziran 2009Hudeybiye (Bia’t-ür-Rıdvan)
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 7
Tercuman çağırdı ve;
-“İçinize Peygamber (s.a.v.) olduğunu söyleyen zât’a, soyca en yakın olanınız hanginiz?” diye sordu.
Ebû Süfyan;
-“O’NA SOYCA EN YAKIN OLAN BENİM.” Dedi.
Herakliüs;
-“Akrabalık dereceniz nedir?” diye sordu.
Ebû Süfyan;
-“O benim amcamın oğludur.” Dedi.
Herakliüs, Ebû Süfyan’ı kendisine yakın getirilmesini istedi ve diğerlerinin de Ebû Süfyan’ın arkasında durmasını söyledi.
Ebû Süfyan ilk önceleri yalan söyledi ise de hükümdarın tehdidi ile korktu ve sonradan yalan söyleyemedi.
Herakliüs;
-“Peygamber olduğunu söyleyen Zât’ın, aranızdaki soyu nasıldır?” diye sordu.
Ebû Süfyan;
-“O ZAMANIN EN SOYLUSUDUR. Soy bakımından en seçkinimizdir.” Dedi.
Kayser tekrar;
-“İçinizde ondan önce Peygamberlik iddiasında bulunan kimse oldu mu?”
Ebû Süfyan;
-“Yoktu.” Dedi.
Kayser;
-“O’nun ataları içinde hiçbir hükümdar gelmiş midir?”
Ebû Süfyan;
-“Hayır.” Dedi.
Kayser;
-“O’na halkın eşrafı mı yoksa fakir ve zaifler mi tabi oluyorlar?”
Ebû Süfyan;
Devam Edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 8
21 Haziran 2009Hudeybiye kuyusu (Bia’t-ür-Rıdvan)
Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu)- 8
Ebû Süfyan;
-“Hayır, O’na tabi olanlar fakirler ve zaiflerdir. Gençler ve kadınlardır. Kavminin yaşlılarından ve eşrafından tabi olan pek yoktur.” Dedi.
Kayser;
-“O’na tabi olanlar artıyor mu yoksa azalıyor mu?”
Ebû Süfyan;
-“Evet artıyorlar.”
Kayser;
-“O’nun dinine girdikten sonra beğenmiyerek veya kızarak dininden dönen kimse var mı?”
Ebû Süfyan;
-“Yoktur.”
Kayser;
-“Peygamber olduğunu söylemeden, O’NU HİÇ YALANLA SUÇLADIĞINIZ OLDU MU?”
Ebû Süfyan;
-“Hayır.” Dedi.
Kayser;
-“O PEYGAMBERİN HİÇ AHDİNİ BOZDUĞU SÖZÜNDE DURMADIĞI OLDU MU?”
Ebû Süfyan;
-“Hayır olmadı. Ancak biz şimdi onunla bir müddet için çarpışmayı bırakarak anlaşma yapmış bulunuyoruz. Bu müddet içinde kendisinin ne yapacağını bilemiyoruz.” Dedi.
Kayser;
-“Sizin O’nunla, O’nun sizinle yaptığınız harbler nasıl neticelendi?”
Ebû Süfyan;
-“Yenme aramızda sıra ile oldu. Bir kere O bizi, bir kere de biz O’nu yendik.” Dedi.
Kayser;
-“O SİZE NEYİ EMREDİYOR?” Diye sorunca
Ebû Süfyan;
Devam Edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dıhye-i Kelbi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu


