14 Temmuz 2009 için Arşiv

Revda-i Şerif -Sallallahu aleyhi ve sellem-(Ba’b-ül Baki’ kapısı)

Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anh)- 13

Hemen toparlanıp, Resulullah (s.a.v.) ın huzuruna koştu. Yanına varınca edeble beklemeye başladı.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Yâ Bilâl ticaretten dönen bir kervan var, kervana git onların arasında üzerindeki yükleriyle birlikte bana hediye edilmiş olan üç deve var, onları al senin olsun. Borcunu öde.” Buyurdu.

Bilâli Habeşi, hemen gidip onları teslim aldı. Yüklerini indirdi. Develere yem verip, Sabah ezanını okumak için mescid’e gitti. Yine o Tatlı sesiyle ezan’ı okudu.

Namazı kıldıktan sonra da dışarı çıkıp,

-“Ben de borcu olan gelsin.” Diye bağırdı.

Yahudi gelince o mallardan bütün borcunu ödedi. Yahudi şaşkın şaşkın dönüp gitti. O yine hoş sedasiyle ezan okuyarak Medine semalarını çınlatmaya devam etti.

Hazret-i Bilâli Habeşi (r.a.) bizzat Peygamberimiz Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den işiterek hadi-i şerif rivayet etmiştir.

Rivayet ettiği bu hadis-i şeriflerden 44 tanesi Sahih-i Buhari’de ve sahih-i Müslim’de ve dört ‘sünen’ kitabında yer almıştır.

Eshab-i Kiram’dan Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer, Hazret-i Ali, Abdullah bin Mes’ud, İbn-i Amr, Usame bin Zeyd, Ka’b bin Ucre, Cabir bin Abdullah, Bera bin Âzib (r.anhüm) ve diğer eshab, ayrıca tabi-in’in büyük hadis âlimleri bilâli Habeşi (r.a.) den hadis-i şerif rivayet etmiştir.

Hazret-i Bilâli Habeşi (r.a.) nin Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den BİZAT İŞİTEREK rivayet ettiği hadis-i şerif’lerden bir kısmı şunlardır;

-“Ezân ve gözümün nuru olan namaz ile bizi ferahlandır Yâ Bilâl.”

-“Cennette Bilâl’i gördüm. (O’na Cennete ne ile girdin!) diye sordum. Sebebini bilemiyorum, ancak her abdest tazeledikçe iki rek’at namaz kılardım diye cevap verdi.”

-“Gece kıyamına (İbadetine) devam edin; zira bu, sizden önceki Salihlerin ibadetidir. Çünkü, gece ibadeti, Allah’a yakınlık ve günahlara kefaret olup, insanın bedenini hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Bilâli Habeşi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Dünyanın en uzun ikinci surlar (Diyarbakır)

Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu);

Ezân-i Muhammediyye’nin okunuşunu ruyasında görüp haber vermesinden dolayı “Sâhibü’l-ezân” adı ile meşhur olan sahabi. Adı, Abdullah bin Zeyd bin Abdi Rabbih bin Sa’lebe bin Zeyd bin Haris bin Hazrec el-Ensari’dir.

Ebû Muhammed el Medeni adı ile künyelenmiştir. Medineli Müslümanların Hazrec koluna mensubtur. Akabe biatında bulunarak Resulullah (s.a.v.) a iman edip Müslüman olmakla şereflenmiştir.

Hicretin ikinci yılında (M. 624) yapılan Bedir muharebesine iştirak etmiş ve diğer bütün harplere katılarak, büyük kahramanlıklar göstermiştir.

Mekke’nin fethinde Müslümanlar Mekke’ye girdikleri zaman, Hazrec kabilesinin Hâris oğulları kolunun bayrağını Hazret-i Abdullah bin Zeyd (r.a.) taşıyordu.

Hicretin dokuzuncu (M. 631) senesinde Resulullah (s.a.v.) ile beraber Veda haccı’nda bulundu.

Bu hac esnasında elinde bulunan bütün mallarını, hayvanlarını, fakirlere sadaka olarak dağıttı. Kendisine sadece bir kısrak alıkoymuştu. Cömertliği o kadar çoktu ki, kendisi, sıkıntı ve zaruret içinde yaşamayı tercih eder, mallarını Allah yolunda harcardı.

Hazret-i Abdullah bin Zeyd (r.a.), ın arazısı pek azdı. Orada hayvanlarını hayvanlarını besliyordu. Fakat çok kere, beslediği hayvanlarını da fakirlere dağıtır, sadaka verirdi.

Hazret-i Abdullah bin Zeyd (r.a.) in Muhammed adında bir oğlu olup, Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında doğrdu. Kendisinin Uhud harbinde şehid olduğunu bildiren raviler var ise de, bu haber kat’i değildir. O hicretin 22. nci (M. 644) yılında 64 yaşında iken vefat etti. Cenaze namazını halife Hazret-i Osman (r.a.) kıldırdı.

Hazret-i Abdullah bin Zeyd (r.a.), Resulullah efendimiz (s.a.v.) den “ezan” ile ilgili hadis-i şerifi rivayet etmekle meşhurdur.

İmâm-i Buhari ve İmâm-i Tirmizi (r.anhüm) ye göre kendisinden yalnız bir ezan hadis-i şerifi rivayet edilmiştir. Fakat hadis imâmı İbn-i Hacer-i Askalanı (r.a.), 6 veya 7 hadis-i şerifin kendisinden rivayet edildiğini bildirmiştir.

Ezan ile ilgili hadis-i şerif hakkında bildirilen rivayetler değişik olmakla beraber hepsi ile bildirilen hüküm aynı olmuştur.

Ezan okumak, hicretin birinci senesinde (M. 623) Medine’de başladı. Bundan önce, namaz vakitlerinde yalnız (Essalutü Cami’a) denilirdi. Hicretin birinci senesinde, Resulullah (s.a.v.) Eshab-i Kirama sordu.

Kimisi,

-“Namaz vakitlerini bildirmek için, Nasara gibi Nâkus, yani çan çalalım.” dedi.

Kimisi;

-“Yahudiler gibi boru çalınsın.” Dedi.

Kimisi de;

-“Namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım.” Dedi.

Resulullah (s.a.v.) bunları kabul etmedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu)- 2

Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe (r.a.) ve Hazret-i Ömer (r.a.) rüyada ezân okunmasını gördüler.

Abdullah bin Zeyd (r.a.) Resulullah (s.a.v.) gelip ruyasını anlattı.

-“Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış, eline çan almış bir kişi gördüm.”

O’na sordum;

-“Elindeki çanı satar mısın?”

Bana;

-“Ne yapacaksın?” dedi.

Ben de;

-“Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım” deyince

O zat bana dedi ki;

-“Ben sana hayırlısını tarif edeyim.”

Sonra;

-“Kıbleye karşı durdu ve yüksek sesle “Ezan”’ın mübarek kelimelerini okudu”

Biraz durduktan sonra;

-“Aynı kelimeleri tekrar ederek sonuna doğru “Kad Kâmetis salatü” cümlesini ilave etti.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Rüya haktır. O kelimeleri Bilâl’e öğret okusun!”

Hazret-i Bilâl (r.a.) de, Mescid-i şerifin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak, İLK EZÂNI öğretilen kelimelerle okudu.

Hazret-i Ömer (r.a.), ezân sesini işitince koşa koşa Resulullah efendimiz (s.a.v.) in huzuruna geldi. Hazret-i Bilâl (r.a.) in söylediği kelimeleri aynen ruyasında gördüğünü arz etti.

O gece Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan bir kısmı da aynı ruyayı görmüşlerdi. İşte bu sırada Cuma suresi 9’ ncu ayeti kerimesi nazıl olmuş, böylece ezân, vahiy ile de bildirilmiş oldu. İşte o günden itibaren, her namaz vakti ezân okunması sünnet oldu.

Abdullah bin Zeyd (r.a.) Buyurdular ki;

-“Dünyada olup ta ahret hayatı yaşıyan insan seadet içindedir. Bir insan yaşadığı müddetçe Allahı hatırından çıkarmayıp, O’na hep yalvarırsa ahrette merhametine sebep olur. Böylece ahret hayatı yaşamış olur.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Zeyd (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Magammes vadisi

Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu);

İkinci Akabe biatında Müslüman olmakla şereflenen Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan. Medine’li olup Hazreç kabilesine mensuptu.

İsmi Abbas, nesebi; Ubade bin Nadle bin Mâlik bin Aclan bin Zeyd bin Ganem bin Salim bin avf bin Amr bin Avf bin Hazrec’dır

Doğum tarihi ve kaç yaşında vefat ettiği bilinmeyen Abbas bin Ubâde (r.a.) Uhud gazasında şehid olmuştur.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) in sevgisini kazanmakla şereflenmiş, cesur ve kahramanlığıyla meşhur olmuştur.

Medine’den, Peygamber efendimiz (s.a.v.) in Peygamberlığını duyunca Müslüman olmak için koşarak gelen İLK ON İKİ KİŞİDEN biri olmakla şereflendi.

Birinci Akabe biatında Müslüman olan altı Medineli, ikinci sene yanlarına ALTI ARKADAŞ daha alıp, ON İKİ KİŞİ olarak Mekke’ye geldiler.

O zamanlar, Mekke’de Müslüman olanlara müşrikler, (puta tapanlar) çok ezâ ve cefâ ediyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) i devamlı takip ediyorlar, kim O’nunla konuşursa, O’na işkence yapmak için fırsat kolluyorlardı.

Buna öğrenen Medine’liler, Peygamberimiz (s.a.v.) le gece Akabe’de görüşmek üzere söz aldılar. Gece olunca buluştular ve aralarında anlaştılar.

Hazret-i Abbas bin Ubâde (r.a.), Peygamber efendimiz (s.a.v.) le yapılan anlaşmayı pekiştirmek için arkadaşlarına;

-“Ey Hazrecliler! Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i niçin kabul ettiğinizi biliyor musunuz?” deyince

Onlarda;

-“Evet.” Cevabını verdiler.

Bunun üzerine;

-“Siz O’nu, hem sulh, hemde savaş zamanları için kabul edip, O’na tabi oluyorsunuz. Eğer mallarınıza bir zarar gelince, akraba ve yakınlarınız helak olunca Peygamber efendimiz (s.a.v.) i yalnız ve yardımsız bırakacaksanız, bunu şimdi yapınız. Vallahi, eğer böyle bir şey yaparsanız dünyada ve ahrette helak olursunuz. Eğer da’vet ettiği şeyde, mallarınızın gitmesine ve yakın akrabalarınızın öldürülmesine rağmen Peygamberimiz (s.a.v.) e vefa etmeyi aklınız kesiyorsa, O’nu tutunuz. Vallahı bu dünyanız ve ahretiniz için hayırdır.” Deyince,

Arkadaşları da;

-“Biz Peygamberimiz (s.a.v.) i, mallarımız ziyan olsa da , yakınlarımız öldürülse de yine tutarız. O’ndan hiçbir zaman ayrılmayız. Ölmek var dönmek yok.” Dediler

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mina’da cemerat köprüsü (Akaba şaytan’ın taşlaması)

Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu)- 2

Sonra Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) e dönerek;

-“Ya Resulallah, biz ve ahdimizi yerine getirirsek bize ne vardır?” diye sual ettiler.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ise;

-“Cennet.” Buyurdular.

Bundan sonra sıra ile müsafeha ederek biat ettiler (Müslüman olarak itaat ettiler).

Abbas bin Ubâde (r.a.);

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) şu hususlarda bizden söz aldı;

-“Allah-u Teâlâ’ya hiçbir şeyi ortak tutmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarımızı öldürmemek, yalan söylememek, iftira etmemek, hayırlı işlere muhalefet etmemek…”

-“Biz de hepsini kabul ettik.” Dedi.

Medine’liler Peygamber efendimiz (s.a.v.) e biat ettiği sırada Akabe tepesinden bir ses;

-“Ey Mina’da konaklayanlar! Peygamber ile Müslüman olan Medine’liler sizlerle savaşmak üzere anlaştılar.” Diye bağırdı,

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), bu ses için;

-“Bu Akabe’nin Şeytanıdır.” Dedikten sonra

Seslenene de;

-“Ey Allah-u Teâlâ’nın düşmanı! İşimi bitirince senin hakkından gelirim.” Buyurdular.

Biat eden Medine’lilere de;

-“Siz hemen konak yerlerinize dönün.” Buyurdu.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kâ’be-i Muazzama ve çevresi

Hazret-i Abbas bin Ubâde (r.a.)- 3

-“Ya Resulallah, yemin ederim ki, istediğin takdirde, yarın sabah, Mine’da bulunan kafirlerin üzerine kılıçlarımızla eğilir, onların hepsini kılıçtan geçiririz.” Dedi.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) memnun oldular,fakat;

-“Bize, henüz bu şekilde hareket etmemiz emrolunmadı. Şimdilik siz yerlerinize dönünüz.” Buyurdu.

Abbas bin Ubâde (r.a.) de Akabe’de biat ettikten sonra Peygamberimiz (s.a.v.) den ayrılmamış, Mekke’de kalmıştır.

Peygamberimiz (s.a.v.) e Hicret izni gelince O da Medine’ye hicret etmiştir. Bu sebeple kendisine “Ensarın muhaciri” denilmiştir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Mekke’den Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ile Medine’ye haraket ettiler. Binbir meşakkat ile Medine yakınlarında Kûba’ya geldiler.

Kûba’da Cuma namazını kıldıktan sonra Kusva ismindeki devesine binerek Medine’ye doğru yola çıktılar. Devenin yularlını başına dolayarak SERBEST BIRAKTILAR.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) önde, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) arkasında ve dedesi Hazret-i Abdulmuttalib’ın dayısı Neccar oğullarının yiğtileri de çevresinde olduğu halde Medine’ye girdiler.

Bütün Medine halkı, karşılamaya çıktılar. Medine’liler Peygamberimiz (s.a.v.) in mübarek yüzünü görebilmek heyacanıyla, yolları kaplamış ve bayram sevinci yaşıyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) de çok sevinçliydi.

Kadınlar ve çocuklar hep ağızdan;

-“Bizim üzerimize Vedâ yokuşundan bir ay doğdu. Allah’a her duâ’da şükretmek vacip oldu.” Diyerek kasideler söyliyorlardı.

Medine halkı, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) e görülmemiş bir tezahüratta bulunuyor.

Herkes;

-“Bize buyurun, Ya Resulallah.” Diyerek evlerine davet ediyorlardı.

Kusva adındaki develeri sağa sola baka baka ilerlerken, Abbas bin Ubâde hazretleri (r.a.) ve Sâlim bin Avf oğulları Kusva’ın önüne gelerek;

-“Ya Resulallah! Bizim yanımızda kal! Sayıca çokluk, mal ve silahca hazırlık, duşmanlarına karşı seni koruyup savunacak kuvvet ve kudret bizde var.” Dediler.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara gülümsediler;

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Uhud şehidliği ve uhud dağı

Hazret-i Abbas bin Ubâde (r.a.)- 4

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara gülümsediler;

-“Allah-u Teâlâ, onları size hayırlı ve mübarek kılsın! Devenin yolunu açınız! Nereye çökeceği O’na bildirilmiştir.” Buyurdular.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), Mekke’den gelen Muhacirlerle, Medineli Müslümanları birbirlerine kardeş yaptılar. Hazret-i Abbas bin Ubâde (r.a.) yi hazreti Osman bin Maz’un ile din kardeşi yaptılar.

Abbas bin Ubâde hazretleri, Uhud gazâsında Hazret-i Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) in mübarek dişinin şehid olduğu ve Eshab-i Kiram (r.anhüm) in dağılmakta olduğunu görünce yanına Hazreti Hazrec ile Hazret-i Evs (r.anhüm)i alarak dağılan Eshab-i Kiram’a şöyle bağırdı;

-“Ey Kardeşlerim! Bu uğradığımız musibet, Peygamberimiz (s.a.v.) e karşı isyanımızın neticesidir. Dağılmayınız! Peygamberimiz (s.a.v.) in etrafına geliniz! Eğer bizler, koruyucuların yanında yer almaz da, Resulullah (s.a.v.) a bir zarar gelmesine sebep olursak artık Rabbimiz’in katında bizim için ileri sürülecek bir ma’zeret bulunmaz!” diyerek iki arkadaşıyla ileri atıldılar.

-“Allah Allah” nidalarıyla önlerine gelenle döğüşmiye başladılar.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) in uğrunda, O’nu korumak için şehid oluncaya kadar kahramanca çarpıştılar. Akşamüzeri onu, kanlar içinde şehid olmuş buldular.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Uhud’da şehid olan Eshab-i Kiram için;

-“Vallahi, Eshabımla birlikte ben de şehid olup Uhud dağının bağrında gecelemeyi ne kadar isterdim.”

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) devamla;

-“Ben bunların, Allah-u Teâlâ’nın yolunda hakiki şehid olduklarına kıyamet gününde şahidlik edeceğim.” Buyurdular.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Ubâde (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in doğduğu ev

Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu);

İlk Müslümanlardan. Künyesi, Ebû Sâib’dir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Vefatında İHTİLAF vardır. Hicretin ikinci yılında vefat ettiği de rivayet edilir.

Babası Maz’ûn bin Habib, annesi, Sahle binti el-Anbes’dır. Zevcesi, Havle binti Hakim’dir. Abdurrahman ve Sâib isimlerinde iki oğlu vardır.

Osman bin Maz’ûn (r.a.), temiz bir yaratılışa sahipti. İslam’dan önce de DÜZENLİ ve ağırbaşlı bir yaşayışı vardı.

Müslüman olmadan önce hiç içki içmemiş;

-“Aklı giderip, benden aşağıdakileri bana güldüren bir şey içmem.” Demiştir.

Böyle bir insanın her türlü kemâli, iyiliği ve güzelliği emreden İslamiyet’i kabul etmemesi düşünülemezdi.

İslam’ın ilk günleriydi. Daha gizlilik devriydi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) henüz Erkam (r.a.) ın evine teşrif buyurup, orada İslam’a davet’e başlamışlardı.

Bir gün, Osman bin Maz’ûn (r.a.), Ubeyde bin Haris (r.a.), Abdurrahman bin Afv (r.a.), Ebû Seleme bin Abdi-l Esed (r.a.) Ebû Ubeyde bin el-Cerrah (r.a.), Peygamber efendimiz (s.a.v.) in yanına gittiler.

Resulullah (s.a.v.) onlara İslam’ın ne olduğunu anlatınca, HEPSİ BİRDEN MÜSLÜMAN oldular.

Ahmed bin Hanbel (r.a.) in müsnedinde ise Osman bin Maz’ûn (r.a.) un İslam’a girişi hakkında şöyle bir rivayet vardır.

-“Resulullah (s.a.v.) bir gün Mekke’de evinin yanında oturuyordu. O sırada Osman bin maz’ûn (r.a.) oradan geçiyordu. Resulullah (s.a.v.) a bakıp tebessüm etti.”

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) O’na;

-“Biraz oturmaz mısın?” buyurdu.

Osman bin maz’ûn (r.a.) bu teklifi kabul etti.

-“Peygamberimiz (s.a.v.) in karşısına oturdu. Resulullah (s.a.v.) konuşuyordu. Konuşurken o sırada mübarek gözlerini göğe dikti. Sanki kendisine bir şeyler anlatıyor, o da bunu kavramak istiyor gibi başını sallıyordu. Bu sırada Resulullah (s.a.v.) ın Osman bin maz’ûn (r.a.) ile ilgisi kalmamıştı.”

Bu hal bir müddet devam etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hurma ağacının yemiş verme halı (Medine hurması)

Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu)- 2

-“Peygamberimiz (s.a.v.) bundan sonra gözünü sağ tarafından aşağı doğru ağır ağır indirdi. Bilahare Osman bin Maz’ûn (r.a.) un bu hali Peygamber efendimiz (s.a.v.) den sordu. Kendisinde, daha önce böyle bir şeye rastlamadığını söyledi”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Osman bin Maz’ûn (r.a.) a;

-“Ne yaptığımı gördün mü?” diye sordu.

O da gördüklerini olduğu gibi anlattı.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Sen otururken, bana Allah-u Teâlâ’nın elçisi Cebrail aleyhis selam geldi.” Buyurdular.

Osman bin Maz’ûn (r.a.);

-“Allah-u Teâlâ’nın elçisi mi” diye sordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de;

-“Evet.” Buyurdular.

Osman bin Maz’ûn (r.a.);

-“Cebrail aleyhis selam sana ne söyledi.” Diye sordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de;

-“Muhakkak ki Allah, adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emrediyor. Zinadan, fenalıktan ve insanlara zulüm yapmaktan da nehyediyor (yasak ediyor). Size böylece öğüt veriyor ki, benimseyip tutasınız.” Nahl suresi 90. ayetini indirdi. Buyurdu.

Osman bin Maz’ûn (r.a.);

-“Bu hadise üzerinde kalbimde iman yeşerip yerleşti. Hazret-i Muhammed (s.a.v.) in sevgisi gönlüme düştü.” Dedi.

Hazret-i Osman bin Maz’ûn (r.a.) un İslam’a girişi Resulullah (s.a.v.) ı çok sevindirdi.

Osman bin Maz’ûn (r.a.) Müslüman olduktan sonra evine gitti. Ailesine de İslam’i anlatıp, onların da İslam ile şereflenmesine vesile oldu. Böylece, ailece Müslüman olma bahtiyarlığına kavuştu.

Osman bin Maz’ûn (r.a.) Müslüman olunca, müşriklerin çeşitli eziyet ve işkencelerine uğradı. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz (s.a.v.) in müsaadesi ile Habeşistan!a hicret etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

İbrahim Aleyhis selam makamı (Kâ’be-i şerif)

Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu)- 3

Aradan bir haylı zaman geçmişti. Habeşistan’daki Müslümanlara Kureyşliler Müslüman oldu diye YALAN bir haber ulaştı. Bunun üzerine, Müslümanlar Habeşistan’dan ayrılıp, Mekke’ye doğru yola çıktılar. Fakat Mekke’ye yaklaşınca, haberin YALAN olduğu anlaşıldı.

Mekke’ye girerlerse, durumlarının iyi olmayacağını biliyorlardı. Aralarındaki görüşmelerden sonra her biri Mekke’de bir dostunun himayesinde kalmağa karar verdiler.

Böylece Mekke’ye açıktan girme imkanını elde etmiş oldular. Bu himayeyi elde edemiyenler de vardı. Bunlar ise, Mekke’ye girişlerini gizli yapmak zorunda kaldılar.

Osman bin Maz’ûn (r.a.) Velid bin Muğire’nin himayesine girmişti. Ancak, müslümanın, bir müşriğin himayesi altında olması hazmedilir bir şey değildi.

Müşriklerin himayesine giren bütün Müslümanlar, bu durumun acısını ve ağırlığını, BÜTÜN ŞİDDETİYLE ruhlarının derinliklerinde hisediyorlardı. İmanları buna ASLA MUSAADE etmiyordu.

Zaten bütün bu sıkıntılı ve perişan durumlara onlar sebep olmuşlardı. Geçici bir rahat için, onların himayesine girmeği, imanlarından fedakarlık sayıyorlardı. Bu yüzden himaye altına girenlerin hepsinin KALBİ KIRIK VE ÜZGÜN idi. Bu üzüntüyü ençok hisedenlerden biri de Osman bin Maz’ûn (r.a.) idi.

Kendi kendine;

-“Vallahi benim arkadaşlarım, Allah yolunca çeşit çeşit eziyet ve sıkıntı çekerken, bir müşriğin himayesinde rahat ve emniyet içinde yaşamam, bu belâlardan uzak kalmam benim için büyük bir eksikliktir.” Dedi.

Doğruca Velid bin Muğire’ye gitti. O’nun, hakkındaki himayesini red ettiğini söyledi.

Velid bin Muğire, niçin himayesinden çıktığını, kendisini rahatsız eden birisi mi olduğunu, sordu.

Osman bin Maz’ûn (r.a.);

-“Böyle bir şey olmadığını ancak Bir müşriğin himayesinde olmak biz Müslümanlara yakışmaz. Üstelik bizim perişan hallere düşmemize sebep oldunuz. Ben Allah-u Teâlâ’nın himayesinden razıyım. Bize O’nun garantisi kafidir.” Cevabını verdi.

Bunun üzerine Velid;

-“Öyleyse bu reddi mescid-i haram’da açıktan Yap.” Dedi.

Beraberce Mescid-i Haram’a gittiler.

Velid orada, Osman bin Maz’’un (r.a.) un himayesini red ettiğini söyledi

Osman bin Maz’ûn (r.a.) da, onun sözünü tasdik etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Osman bin Maz’ûn (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu