18 Temmuz 2009 için Arşiv
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
18 Temmuz 2009Arafat meydanı (Cebel’ür-Rahme) Mekke-i Mükerreme
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
-“……Melekler dediler ki;
-“Ya Rabbi, Arşten büyük bir şey yarattın mı?”
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“Evet Aklı yarattım.” Buyurdu.
Melekler;
-“Ya Rabbi! O NE KADAR BÜYÜKTÜR?” Diye sordular.
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“Kumların sayısını bilir misiniz?”
Melekler;
-“Hayır Ya Rabbi bilemeyiz.” Dediler.
Allah-u Teâlâ (c.c.);
-“İşte aklın büyüklüğünü bilemezsiniz. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım. Kimine bir tane, kimine üç-dört tane, bazısına bir ferak, bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir.”Buyurdu.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) hakikatten, ahlak ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. 18 (M. 639) da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshab-i Kiram (r.anhüm) den Muaz bin Cebel (r.a.) vefat edeceği sıralarda, başucunda ağlayan bir talebesine;
-“Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu.
Karşılığında;
-“Ben dünya için ağlamiyorum. İlmi senden öğrenmekteydim, bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince,
Muaz bin Cebel (r.a.);
-“İlim benim vefatımla kayıbolmaz. Benden sonra ilimi şu kişilerden öğren; İlmi Hazret-i Ömer (r.a.) den, Hazreti Osman (r.a.) den ve Hzret-i Ali (r.a.) den alınız! Eğer onları da kayıbederseniz, Ebü’d-Derdâ (r.a.) dan, Abdullah bin Mes’ûd (r.a.), Selman-i Farisi (r.a.) den ve Abdullah bin Selâm (r.a.) den alınız!” buyurdu.
Hazret-i Muâz bin Cebel (r.a.) in böyle söylemesinin sebebi; Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) ın Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayattayken, kendisinin yanından ayrılmayıp sık sık sorular sorarak ilmini derinleşmesidir.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Mekke-i Mükerreme)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
Bir defasında Yahuıdiler Tevrat’taki recm âyetini Resulullah (s.a.v.) tan saklamaya çalıştılar. Fakat Abdullah bin Selâm (r.a.) bu ayeti bizzat Resulullah (s.a.v.) a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı.
Abdullah bin Selâm (r.a.) buyuruyor ki;
-“Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a gelerek, içlerinden bir erkek ile bir kadının zınâ ettiğini anlattılar.”
Ve;
-“Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de;
-“Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz.” Diye sordu.
Onlar;
-“Biz zinâ edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de dövülürler.” Dediler.
Abdullah bin Selâm (r.a.) Yahudilere;
-“Siz yalan söyliyorsunuz! Tevrat’ta recm ayet-i vardır.” Dedi.
Bunun üzerine Tevratı getirip açtılar. Yahudilerden birisi elini recm ayetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki ayetleri okumağa başladı.
Abdullah bin Selâm (r.a.) ona;
-“Elini kaldır.” Dedi.
O da elini kaldırınca recm ayet-i göründü.
O zaman Yahudiler;
-“Ey Muhammed! (s.a.v.) Abdullah bin Selâm doğru söyledi, Tevrat’ta hakikatten recm ayet-i vardır.” Dediler.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) da bunların (zina yapanların) recmedilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.
Birgün Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), Ka’b (r.a.) a şöyle bir soru sordu;
-“Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir?”
Hazret-i Ka’b (r.a.);
-“Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır.” Dedi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 10
18 Temmuz 2009Kabe’nin Gül suyuyla yıkanması
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 10
Birgün Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.), Ka’b (r.a.) a şöyle bir soru sordu;
-“Âlimler ilmi öğrenip zihinlerine yerleştirdikten sonra onu oradan söküp atan nedir?”
Hazret-i Ka’b (r.a.);
-“Tama’ hırs ve ihtiyaç peşinden koşmaktır.” Dedi.
Bir kimse de Fudayl (r.a.) e;
-“Ka’b (r.a.) bu sözünü bana izah eder misin?” deyince
Fuadyl (r.a.);
-“Tama’ insanın bir şeyi araması ve MUKADDES DEĞERLERİNİ BU UĞRUDA FEDA ETMESİ DEMEKTİR.”
-“Hırs ise nefsinin her şeyi istemesi, SENİN DE BU İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRMENDİR.”
-“Bunun için de ona buna (kötü insanlara v.s….) ihtiyacın olur. İhtiyacını yerine getirenler de seni burnundan yakalamış olurlar. (Yani seni emirleri altına alırlar.) İstedikleri yerlere sürüklerler, sen de onlara boyun eğersin. Onlar hasta oldukları zaman, dünya sevgisinden dolayı onların ziyaretine gider, tesadüf ettiğin zaman kandilerine selam verirsin. Bu verdiğin selâmı, yaptığın ziyareti Allah rızası için yapmazsın. Eğer bu kimselere ihtiyaç göstermezsen senin için çok daha hayırlı olurdu.”
Sonra Fudayl (r.a.) sözlerine devam ederek;
-“Bu benim sana anlattığım, filan ve falandan yüz hadis-i şerif rivayet etmekten senin için daha hayırlıdır.” Dedi.
Abdullah bin Selâm (r.a.), nefsini kötü huylardan ve isteklerden tamamen temizleyip terbiye etmek için çalışırdı.
Kendisi zengin olduğu halde bazen Medine çarşısında sırtında bir yük odunla dolaştığı görülürdü.
Yine bir gün, O’nu bu halde görenler kendisine;
-“Çocukların ve hizmetçilerin var, onlar senin bu kadar işini göremiyorlar mı?” diye sorduklarında
Hazret-i Abdullah (r.a.);
-“Evet var ve bu işimi yaparlar, fakat ben kendimi tecrübe etmek istedim. Acaba bu işi yapmak negsime ağır gelecek mi? diye düşündüm. Eğer ben de KİBİR VARSA ONDAN KURTULMAK İSTİYORUM.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın şöyle buyurduğunu işittim;
-“Kalbinde HARDAL TANESİ KADAR KİBİR (büyüklenme) bulunan kimse CENNETE GİREMİYECEKTİR.” Cevabını verdi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 11
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Ka’be-i Şerif)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 11
Nitekim başka bir hadis-i şerifte de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Meyve veya herhangi bir şeyi kendi eliyle evine götüren, kibirden uzaklaşmıştır.” Buyurmuştur.
Hazret-i Abdullah bin Selâm (r.a.) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Vedâ Haccında bulunmuş, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katılmıştır. Hazret-i Ömer (r.a.), devrinde ise O’nun yanından ayrılmamıştır.
Hazret-i Osman (r.a.) zamanında Medine’de kalmış, O’nun müşavere heyeti (danışma kurulu) arasına girmişti. Hazret-i Osman (r.a.), kemndisine isyan edenler evini kuşattıkları zaman,Hazret-i Abdullah (r.a.) a haber göndererek durumu bildirdi.
-“Bu halde benim ne yapmamaı tavsiye edersin, senin fikrin nedir?” diye sordu.
Abdullah bin Selâm (r.a.) da Hazreti Osman (r.a.) ın yanına gidip selâm verdi Hazret-i Osman (r.a.), o gece gördüğü ruyayı anlattı;
-“Kardeşim bu gece ruyamda şu pencereden Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gördüm.”
Sallallahu aleyhi ve sellem bana;
-“Yâ Osman seni sardılar, öyle mi? Diye sordu.”
Ben de;
-“Evet, öyle Ya Resulallah.” Dedim.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Seni susuz bıraktılar öyle mi?” diye sordu.
Ben de;
-“Evet öyle Ya Resulallah.” Dedim.
Bunun üzerine bana bir bardak su verdi ve içtim.
-”Hatta soğukluğunu göğsümde duyarcasına suya kandım.”
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bana;
-“İstersen seni onlara galip getirelim, istersen iftarı bizim yanımızda yap (Yani istersen şehid olarak yanıma gel) buyurdu.”
Ben de;
-“İftarı Resulullah (s.a.v.) ın yanında yapmayı tercih ettim.” Dedi.
Hazret-i Abdullah (r.a.) Hazret-i Osman (r.a.) a;
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu



