30 Temmuz 2009 için Arşiv
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 7
30 Temmuz 2009Bab-üs Selam kapısı Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 7
Eshab-i Kiram’dan Dıhye-i Kelbi (r.a.) devamlı ticaret için sefere gider gelirdi. Çok güzel yüzlü idi.
Cebrail Aleyhis Selam çok defa Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın huzuruna Dıhye-i Kelbi (r.a.) şeklinde gelirdi.
Bir gün Cebrail Aleyhis Selam Fahri âlem Hazretleri (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in huzurunda bulunuyordu. O ZAMAN HENÜZ KÜÇÜK OLAN Hasan ve Hüseyin (r.anhüm) den biri Cebrail Aleyhis Selam’ı gördü.
Hemen kardeşinin yanına koşarak;
-“Dıhye (r.a.) dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim.” Dedi.
Koşup mescide girdiler. Cebrail Aleyhis Selam’ın dizlerine oturdular. Ellerini Cebrail Aleyhis Selam’ın koynuna soktular.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) torunlarının bu haraketini görünce hicab edip, manı olmak istedi.
Cebrail Aleyhis Selam, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın mahcup olduğunu görünce dedi ki;
-“Ya Resulallah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fatima (r.anha) teheccüd namazını kılarken Hak Teâlâ beni gönderir, bunların beşiklerini sallardım. Fatima (r.anha) rahatça namazını kılardı. Çocukların bu haraketinı bana karşı edepsizlik saymayın. BAZEN DA BUNLARIN ANNELERİ namazdan sonra uyurken, bunlar ağlardı. Hak Teâlâ yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Bunların yanına gelip, ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur.” Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Ey kardeşim Cebrail! Şimdi bir şey yapmadılar. Daha ileri giderler endişesiyle mani oldum. Çünkü Eshabımdan Dıhye (r.a.) isminde birisi vardır. Çok kere sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediye getirir. Sizi Dıhye (r.a.) zanedip ellerini koynunuza soktular.” Buyurdu.
Cebrail Aleyhis Selam;
-“Ya Rabbi! Beni Habibinin (s.a.v.) yanında utandırma.” Diye dua etti.
-“Oturduğun yerde gözlerini kapa, elini Cennete uzat, eline ne gelirse al.” Diye hitap geldi.
Cebrail Aleyhis Selam ellerini Cennete saldı. Bir yeşil salkım üzüm, bir kırmızı nar eline geldi. Hazret-i Hasan (r.a.) üzümü, Hazret-i Hüseyin de narı aldı.
Bunları yerlerken bir dilenci geldi;
-“Ey Ehl-i Beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?” dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın yüksek yaradılışları vermek istediğinde Cebrail Aleyhis Selam mani oldu.
-“Ya Resulallah! O dilenci şeytandır. Cennet meyveleri ona haram iken hile ile yemek istedi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 8
30 Temmuz 2009Ba-büs-Selam kapısı (Menine-i Münevvere) Sallallahu aleyhi ve Sellem
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 8
Hazret-i Hüseyin (r.a.) in yüzü karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Yaya olarak yirmibeş defa Hacca gitti. Beraberindekiler bineklere binse de kendisi binmezdi.
Buyurdular ki;
-“Cömerd efendi olur, cimri hor olur. Bu alemde bir mü’min kardeşinin iyiliğini, kendinden önce düşünen, öbür alemde daha iyisini bulur.”
Hüseyin (r.a.), hep babasının yanında idi. Babası şehid olunca, Medine’ye geldi. Hazret-i Muaviye (r.a.) nin vefatında Yezid’e bi’at etmedi. Kufeliler kandisini çağırıp halife yapmak istediler.
Kardeşi Muhammed bin Hanifiyye (r.a.), İbn-i Ömer (r.a.), İbn-i Abbas (r.a.), ve daha nice Eshab-i Kiram (r.anhüm) mani oldular ise de nasihatlarını dinlemeyip, yetmişiki kişi ile Mekke’den Irak’a yola çıktı.
Yezid bedbahtı, şam’dan bunu haber alınca, Irak valisi Ubeydullah bin Ziyad’a emir gönderip,
-“Kufe’ye sokma.” Dedi.
Bu da Sa’d ibni Ebi Vakkas’ın oğlu Ömer’in kumandasında bir ordu gönderdi. İbn-i Ömer, geri dönmesini bildirdi ise de, İmâm kabul etmeyip harp etti. Yanında bulunanlara da tekrar tekrar teslim olun denildi ise de, 72’si şehid oluncaya kadar savaşa devam etti.
Sinan bin Enes Nehai MUNAFIKI, Hazret-i Hüseyin (r.a.) i Hicret’in 61 (M. 681) yılında Muharrem ayının Onuncu günü Kerbela’da şehid etti. Mübarek oğlu Zeynelabidin (r.a.) küçük olduğu için öldürülmedi.
Kadınlar ve İmâm’ın mübarek başı ile Şam’a gönderildi. Mubarek başı, Mısır’da Karafe kabristanında medfundur.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) den bizzat işiterek rivayet ettiği Hadis-i şeriflerden bazıları;
-“Kişinin İslamının güzelliği malayaniyi terk etmesidir.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yoldan geçen bir Yahudi’nin cenazesi için ayağa kalktı ve buyurdu ki;
-“Kokusu beni rahatsız etti.”
Yine Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;
-“Bahil (cimri) o kimsedir ki yanında ismin anıldığında bana salat ve selâm getirmez.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Şeyh Abdurrahman Aktepeli (k.s.) Yezid munafıkı hakkında söylediği iki beyt;
-“ji deste me naye bikim hizmete,”
-“Velê ser Yezid’i dikim La’nete.”
Tercümesi;
(-“Hizmet gelmesse de elimizden,)
(-“Ama Yezi’de la’net okumak dilimizden”)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu);
30 Temmuz 2009Kabe-i Muazzama
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu);
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in;
-“Bir kimse Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, bir ananın evladını sevmesi gibi Suheyb’i sevsin.” Hadis-i şerifiyle medholunan, büyük Sahabi.
İsmi; Suheyb-i Rumi;
Künyesi; Ebû Yahya;
Mesebi; Suheyb bin Sinan bin mâlik bin Abd-i Amr bin Akil bin Amir bin cendele bin Cüzeyme bin Ka’b bin Saad bin Elsem bin Evs Menûd bin en-Nemri bin Kaasit bin Rebia bin Nezâr Er Reb’i en-Nemri’dir.
Annesinin ismi, Selma binti Kuayd, basının veya dedesinin vazifesi dolayısıyla bulunduğu Basra’da Übülle denilen yerde doğdu.
Übülle, fevkalâde güzel, bağlık-bahçelik bir yerdi. Bizanslılar buraya baskın yapıp, her tarafı yağma yaptılar. Bu sırada, çocuk yaşta bulunan Hazret-i Süheyb bin Sinan’da, Bizanslıların ellerine esir düşenler arasında idi.
Ailesi kendisini çok aradıysa da bulamadı. Uzun müddet Bizanslıların elinde kaldıktan sonra, beni Kelb’in eline geçti.
Köle olarak satıldığından Mekke’de Abdullah bin Ced’nın eline düştü. Bu zat daha sonra kendisni azâd etti.
Bu hadisler olurken, İslamiyet henüz açıklanmamıştı. kendisine “Rumi” denilmesinin sebebi, uzun müddet Bizanslıların elinde kalmasından dolayıdır. Bu sebeple, Rumca’yı arabçadan daha iyi bilirdi.
Kâbe-i Muazzama’nın güneyinde, yüksekçe bir yerde, Hazret-i Erkam (r.a.) ın evi bulunuyordu. Kâbe’ye güney tarafından gelmek isteyen bu evin önünden geçmek durumunda idi.
Ev yüksekte olduğundan Kâbe rahat olarak görünürdü. Ayrıca Hazret-i Ekram (r.a.), Mekke’nin ileri gelenlerinden, itibarı çok olan bir zat idi ki, herkes kendisine hürmet ve ikram ederdi.
Bu gibi sebeplerden dolayı, peygamberimiz Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve diğer Müslümanlar burada toplanırlar, emniyetli bir yer olduğu için ibadetlerini rahatça yaparlardı.
Yeni Müslüman olmak isteyenler de bu eve gelir, Müslüman olmakla şereflenirdi. Bunun içini bu eve ‘DAR’ÜL-İSLÂM’ ve ‘DÂRÜL-ERKÂM’ gibi isimler verilmişti.
Bir gün Hazret-i Ammar bin Yaser (r.a.) Hazret-i Erkan (r.a.) ın evinin önünde Hazret-i Suheyb bin Sinan (r.a.) a rastladı.
O’na;
-“Burada ne yapıyorsun?” diye sorunca
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Suheyb-i Rumi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 2
30 Temmuz 2009Kabe’-i Muazzama
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 2
O’na;
-“Burada ne yapıyorsun?”diye sorunca
Hazret-i Suheyb (r.a.) de;
-“Sen ne yapıyorsun?” diye karşılık verdi.
Hazret-i Ammâr (r.a.);
-“Ben içeri gireceğim ve Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in sözlerini dinleyip bildirdiği Dine gireceğim. Müslüman olacağım.” Dedi.
Hazret-i Suheyb (r.a.);
-“Ben de aynı niyetle buraya geldim.” Deyince
Beraber içeri girdiler. O sırada Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de orada bulunuyordu.
Müslüman oldular, akşama kadar orada kaldılar. Akşamdan sonra evlerine gittiler. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), İslamiyeti tebliğden önce de Hazret-i Suheyb bin Sinan (r.a.) ile konuşurlar birbirlerini severlerdi.
Hazret-i Suheyb (r.a.), Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra Mekke’li müşriklerin, şiddetli hücum ve işkencelerine mâruz kaldı.
Müşrikler daha çok kimsesi olmayan zavallılara İŞKENCE ederlerdi. Hazret-i Suheyb (r.a.) de Mekke’de akrabası, dayanağı olmayan bir zât olduğu için müşrikler kendisine çok zulmederler, konuşmayacak hale getirinceye kadar döverlerdi.
Bir gün, Hazret-i Habbâb (r.a.) ve Hazret-i Ammâr (r.a.) la birlikte giderlerken, Kureyş müşriklerden bazıları ile karşılaştılar.
Müşrikler bunları görünce;
-“İşte Muhammed (s.a.v.) e tâbi olan kimseler.” Diye alay ettiler ve bazı uygunsuz sözler söylediler.
Hazret-i Suhayb (r.a.) Cevaben buyurdu ki;
-“Evet! Allah’u Teâlâ’nın peygamberi (s.a.v.) ne tabi olan onunla beraber bulunmaktan zevk alan kimseler biziz. Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e biz inandık, siz inanmadınız. Biz O’nun söylediklerinin, bildiklerinin hepsinin doğru olduğunu kabul etik. Siz yalanladınız. Bütün üstünlük ve faziletler İslamiyet’te, bütün zillet ve felaketler de müşrikliltedir. Müslümanlık da aşağılık, müşriklikte, üstünlük yoktur.”
Hazret-İ Suhayb (r.a.) böyle söyleyince inanmıyanlar üzerine saldırdılar. Hazret-i Suheyb bin Sinan (r.a.) ı dövdüler.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Suheyb-i Rumi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu



