Ağustos 2009 için Arşiv
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 7 Rivayet ettiği Uzun Hadis
01 Ağustos 2009Mescid-i Şemis minaresi (Hudeybiye)
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 7
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;
-“Muhacirler, Müslümanların evveli, insanları hidayete ulaştıran ve onlara, Rablarıne kavuşturan yolu gösterenlerdir. Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, Kıyamet günü Muhacirler omuzlarında silahları olduğu halde gelirler. Cennetimn kapısını çalarlar.”
Cennetin bekçisi Hazene;
-“Siz kimsizniz?” der.
Onlar da;
-“Biz muhacirleriz.” Derler.
Hazene tekrar;
-“Sizin hesabınız görüldü mü?” diye sorar.
-“Bunun üzerine Muhacirler dizleri üzrine çökerler ve ellerini kaldırarak yüksek sesle;”
-“Ya Rabbi! Senin yolunda vatanımızı, çocuklarımızı, mallarımızı, ailelerimizi terk ettikten sonra tekrar hesabe- mı vereceğiz?” diye yüksek sesle ağlarlar.”
-“Bu esnada Allah-u Teâlâ onlara mahsus olmak üzere, üzerlerine zeberced ve yakut’tan yapılmış kanatlar takar ve bu kanatları ile uçarak Cnnete girerler.”
Yine Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdular ki;
-“Allah-u Teâlâ’nın mü’minler hakkındaki hükmüne hayret ettim. O’nagenişlik takdir ve kulu buna razı olursai kulun hakkında hayırlı olur. Şayet darlık ile hükmeder de yine kulu buna razı olursa bu da hakkında hayırlı olur.”
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdular ki;
-“Nikah parasını vermemeğe niyet ederek ölen adam, zina etmiştir. Borç alırken vermemeğe niyet eden ise hırsızdır.”
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Suheyb-i Rumi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 8 Rivayet ettiği Uzun Hadis
01 Ağustos 2009Biat-ür-Rıdvan (Hudeybiye)
Suheyb radiyallah-u anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurmuştur;
-“Sizden evvelkiler içinde bir pâdişah ve onun bir kâhini vardı.”
Bu kâhin ihtiyarlayınca pâdişaha;
-“Ben ihtiyarladım, bana bir uşak gönder ki ona kâhinlik öğtereyim,” dedi.
-”Pâdişah da bir delikanlı gönderdi. Bunun yolu üzerinde bir rahip vardı. Delikanlı, bunun katında oturdu ve sözlerini dinledi, hoşuna gitti. Sonra kâhine her gittiğinde râhibe uğrar ve onun yanında otururdu. Kâhin’in yanına geldiğinde (geç kaldın diye) kâhin delikanlıyı döverdi. Delikanlı bu hali râhibe söyleyince,”
Râhib ona şöyle dedi:
-“Kâhinden korktuğunda.”Evde alıkoydular” ailenden korktuğunda da:”Kâhin alıkoydu. De
Durum böyle devam edib giderken, delikanlı günün birinde insanların yolunu kesen büyük bir hayvana rastladı ve bunun üzerine:
-“Kâhinin mi yoksa râhibin mi efdal olduğunu işte bu gün öğreneceğim,” diyerek eline bir taş aldı ve:
-“Allah’ım! Eğer râhibin işlerini, kâhinin işlerinden fazla seviyorsan hayvanı öldür ki, insanlar geçsin,” dedi.
Ve taşını hayvana attı; öldürdü. Halk da yollarına devam etti. Sonra delikanlı râhibin yanına geldi ve vak’ayı ona söyledi.
Râhib ona:
-“Yavrucuğum! Bu gün sen benden efdalsın, senin şânın, gördüğüm dereceye ermiş, sen muhakkak yakında bir belâya uğrayacaksın. Eğer başına belâ gelirse, benim bulunduğum yeri söyleme.” Dedi
Delikanlı, körleri ve (abraşları) ala getirenleri kurtarır, insanların diğer hastalıklarını da tedavi ederdi. Padişahın meclis arkadaşlarından o günlerde kör olan birisi bunu işitti; Bir çok hediye ile delikanlının yanına gitti ve:
-“Eğer, beni hastalığımda iyi edersen bu hediyeleri sana veririm,” dedi.
Delikanlı da;
-“Ben kimseye şifa veremem, ancak Allah-u Teâla şifa verir. Allah’a iman edersen ben de Allah’a duâ ederim, O da şifa verir.” Dedi.
Bunun üzerine bu adam, Allah’a iman etti. Allah-u Teâla ona şifa verdi. Sonra bu adam padişahın yanına geldi. Ve evvelce oturduğu gibi onunla oturdu.
Pdişah:
-“Gözünü sana kim iâde etti? “ diye sordu.
O da:
-“Rabbim iâde etti,” diye cevab verdi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Suheyb-i Rumi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 9 Rivayet ettiği Uzun Hadis
02 Ağustos 2009Biat-ür-Rıdvan (Hudeybiye kuyusu)
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 9 Rivayet ettiği Uzun Hadis
O da:
-“Rabbim iâde etti,” diye cevab verdi.
Padişah:
-“Senin benden başka rabbin mi var? Dedi.
O ADAM:
-“Benim de Rabbim ve senin de Rabbın Allah’dır.” Dedi.
Bunun üzerine padişah o adamı yakaladı ve durmadan ona işkence etti. Nihayet bu adam, delikanlının yerini söyledi. Delikanlı getirildi.
Padişah ona:
-“Oğlum! Demek senin sihrin körleri ve alatenlileri iyi edecek dereceye geldi; şu şu işleri yapıyorsun.” Dedi
Delikanlı:
-“Ben kimseye şifa veremem; ancak Allah-u Teâla şifa verir.” Dedi.
Bunun üzerine padişah onu tuttu ve devamlı sûrette işkence etti. Nihayet delikanlı, rahibin yerini söyledi.
Hemen Râhib getirildi ve:
-“Dininden dön” denildi.
Lâkin râhib dinlemedi. Bunun üzerine pâdişah testere istedi ve onu râhibin başının tam orta yerine koyarak onu ikiye ayırdı. Her parçası bir yana düştü.
Sonra padişahın meclis arkadaşı getirildi.
ve ona da:
-“Dininden dön.” Denildi.
Lâkin dinlemedi. Bunun üzerine pâdişah, onun da tepesine testere koyarak onu ikiye ayırdı. Ve her parçası bir yana düştü, Sonra delikanlı getirildi ve ;
-“Dininden dön.” Diye söylendi.
Fakat delikanlı da dinlemedi. Padişah onu kendi eshabından bir cemaata teslim etti. Ve onlara şöyle söyledi.
-“Bunu filan dağa götürünüz ve oraya çıkarınız dağın tepesine vardığınızda dininden dönerse ne âlâ, dönmezse onu dağın tepesinden atınız.”
Bunun üzerine onu götürdüler ve dağa çıkardılar.
Delikanlı:
-“Allah’ım! Bunların haklarında gel,” dedi.Bunun üzerine dağ sarsıldı, onlar da yuvarlandılar. Delikanlı yürüyerek pâdişahın yanına geldi.
Pâdişah ona;
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Suheyb-i Rumi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 10 Rivayet ettiği Uzun Hadis
02 Ağustos 2009Merve tepesi (İnşaat çalışmaları)
Suheyb-i Rum-i (Radiyallah-u Anhu)- 10 Rivayet ettiği Uzun Hadis
Pâdişah ona;
-“Arkadaşların ne oldu?” dedi.
Delikanlı:
-“Allah beni onlardan kurtardı.” Dedi.
Bunun üzerine Pâdişah, delikanlıyı kendi eshabından diğer bir cemaata teslim etti.
Ve:
-“Bunun (Karkur) denilen gemiye koyup deniz ortasına götürünüz, dininden dönerse ne âlâ; dönmezse denize atınız.” Dedi. Hemen delikanlıyı (gemi) ye götürdüler,
Delikanlı:
-“Allah’ım! Bunların haklarından gel, bunları benden def et.” Dedi.
Bunu üzerine gemi onlarla beraber devrildi; onlar boğuldular. Delikanlı yürüyerek Pâdişahın yanına geldi.
Padişah ona:
-“Arkadaşların ne yaptı?” dedi.
Delikanlı;
-“Beni Allah-u Teâla onlardan kurtardı.” Dedi
Ve şunu ilave etti.
-“Benim emredeceğim işi yapmadıkça sen beni öldüremezsin.”
Pâdişah;
-“Nedir o?” dedi.
Delikanlı şöyle dedi;
-“Ahâliyi geniş bir meydana topla. Beni de hurma kütüğüne bağla. Sonra okdanlığımdan bir ok al, onu yayın tam ortasına yerleştir.
Sonra;
-“Delikanlının Rabbi olan Allah’ın adı ile” de ve oku at! Eğer bunu yaparsan beni öldürürsün.” Dedi.
Bunu üzerine Pâdişah, halkı düz bir meydana topladı. Delikanlıyı hurma kütüğüne bağladı. Sonra Delikanlının ok kabından bir ok aldı. Oku yayın tam ortasına koydu.
-“Delikanlının Rabbi olan Allah’ın ismiyle.” Dedi
ve oku attı. Ok delikanlının şakağına rastladı. Delikanlı elini şakağına koydu ve öldü.
Bunun üzrine Ahâli;
-“Delikanlının Rabbına iman ettik.” Dediler.
Sonra pâdişah çağırıldı. Ona
-“Kortuğun şeyi gördün mü? Va’llahi korkduğun başına geldi; ahâli iman etti.” Dediler.
Bunun üzerine sokak başlarına hendekler açılmasını emretti. Hendekler alevlerle dolu idi.
Pâdişah;
-“Yeni dinden dönmiyen kimseleri zorla ateşe atın, yahud onları ateşe girmeye zorlayın.”dedi.
Bu işler yapıldı. Nihayet elinde bir çocukla bir kadın geldi. Lâkin biraz duraksadı.
Sabi ona;
-“Anneciğim sabret, dışını sık, sabret; zira sen hak üzeresin.” Dedi.
(Hadisi, Müslim rivayet etmiştir.)
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Suheyb-i Rumi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallahu anhu);
02 Ağustos 2009Kâ’be-i Muazzama (Safa tepesinden görünüş)
Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallahu anhu);
Eshab-i Kiram’ın İLK İMAN EDENLERDEN. Nesebi, Erkam bin Ebi’l-Erkam Abd-i Menaf bin Esed bin Abdullah bin Ömer bin mahzumdur.
Künyesi; Ebû Abdullah’dır. Beni mahzum kabilesindendir. Annesi Temâdur binti Hudeym es-Sehmiyye’dir. (Diğer rivayetlere göre Ümeyme binti Haris veya Safiye binti Haris bin Halid’dir.)
Hicretten önce Mekke-i Mükerreme’de doğduğu tahmin edilmektedir. 22 veya 23 yaşlarında iken, yedinci (Veya ONBİRİNCİ) Müslüman olmakla şereflendi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke’de bütün dünyaya Peygamberliğini ilan edip, insanları İslamiyete davet etmeye başladığı zaman müşrikler O’nu yalanladılar
İlk günlerde az kimse iman etti. Müşrikler başta Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e ve İLK MÜSLÜMANLAR’LA İbadet ederken, birbirlerine yeni gelen ayet-i Kerimeleri okuyup öğretirken; gördükleri, tanıdıkları her yerde onlara baskı, işkence ve zulümlar yapmaya başladılar.
Bu eziyet ve baskılar artınca Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerine Mekke’de emniyetli bir ev seçip orada ibadetlerini yapmaya ve İslamiyeti yaymaya karar verdi.
Bunun için Safa tepesinin doğusunda, dar bir sokaktaki Şeybe oğullarının evine bitişik Hazret-i Erkam bin Ebi’l-Erkam (r.a.) ın evini münasıp gördü.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), İslam dinini burada GİZLİCE YAYMAYA ÇALIŞTI. Mekke’de nazil olan ayet-i Kerime ve surelerin bir çoğu bu mübarek evde geldi.
Eshab-i Kiram (r.anhüm) burada toplanırlar. Peygamberimiz (s.a.v.) i görmek ve Müslüman olmak isteyen kimseleri bu Daru’l-Erkam veya Daru’l-İslam ismini verdikleri Hazret-i Erkam (r.a.) ın evine götürürlerdi.
Hazret-i Hamza, Âmmar bin Yâser, Musab bin Umeyr, Akil ve İyâd bin Bükeyr, Suheyb bin Sinan (r.anhum) ve bir çok sahabi burada Müslüman oldular.
Peygamber Efndimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Eshab-i Kiram (r.anhüm) ile birlikte bu evde Hazret-i Ömer (r.a.) iman ile şereflenince Müslümanların sayısı KIRK oldu.
Hazret-i Ömer (r.a.) Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e ibadetlerini Mescid-i Haram’da açıkça yapmalarını teklif etti. Onları müşriklere karşı korudu.
Müslümanlar topluca yüksek sesle TEKBİR getirerek evden çıktılar. Kâ’be-i Muazzama’ya gelip AÇIKÇA TAVAF ettiler. Müşriklerin kalblerine korku ve üzüntü verdiler.
Bundan sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanlara İslamiyet’i AÇIKTAN Anlatmaya ve açıktan İmân’a davet etmeye başladı.
Hazret-i Erkam (r.a.), İslam tarihinde büyük ehemmiyeti olan bu evini hiç satılmamak ve mirasçi olunmamak kaydı ile oğluna bıraktı. Bu evin ayrıca bir vakfiyesi de vardır.
Bu vakfiye’de şöyle yazılır;
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallahu anhu)- 2
03 Ağustos 2009Mescidül-Kıbleteyn Minaresi (Medine-i Münevvere)
Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallahu anhu)- 2
Bu vakfiye’de şöyle yazılır;
-“Bu Erkam’ın Safâ’dan az ileride bulunan evi hakkında verdiği sözü ve vasiyetidir. Arsası Harem-i şerif’ten sayıldığından bu ev de vakfedilmiştir. Satılmaz ve mirasçı olunmaz. Buna Hişâm bin As ve azaldı kölesi filan şahiddir.” Böylece İslamiyet’te İLK VAKFI yapmış oldu.
Bu tarihi ev Hazret-i Erkam (r.a.) ın evlad ve torunları tarafından kullanılarak 140 senesinde Halife Mansur zamanına kadar geldi.
Halife Mansur bunlardan hisselerini satın aldı. Ev tamamen Devlet’e kaldı. Daha sonra tamir edilirken asıl şekli de değişti. Birçok el değiştirdikten sonra Üçüncü Sultan Murad Hân 999 (M. 1591) mescid olarak yeniden yaptırdı.
Hazret-i Erkam (r.a.) asil bir aileden ve çok zengin idi. Cahiliyet zamanında bile itibarı yüksekti. ANCAK Müşriklerin işkence ve zulümleri dayanılmaz hale gelince Medine-i Münevvere’ye HİCRET etti.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine’de kendisni Hazret-i Ebû Talha (Zeyd bin Selh) ile KARDEŞ yaptı. Rahat ve huzurlu yaşaması için Beni Züreyk mahallesinden bir miktar arazı aldı. Hazret-i Erkam (r.a.) vefatına kadar burada yaşadı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlara katıldı. Kahramanca döğüşüp büyük fedakârlıklar gösterdi.
BEDİR SAVAŞINDAN SONRA Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine bir kılıç hediye etti. Daha sonra zekat mallarını toplama hizmetini verdi. Dört Halife devrinde ‘meşveret meclisinde’ vazife yaptı.
Zühd ve Takvası çok idi. Bütün vaktini Allah-u Teâlâ’ya ibadet etmekle geçirirdi. Birgün Kudüs’teki Mescid-i Aksa’da namaz kılma arzusunu Resulullah (s.a.v.) a arz etti.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Mescid-i Haramda bir defa namaz kılmak, diğer mescidlerde Yüzbin defa daha çok sevabtır.” Buyurunca. Mekke’ye gidip, Mescid-i Haram’da ibadetini yaptı.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) den bazı hadis-i şerifler rivayet etti. Rivayet eden oğlu Osman olarak gösteriliyor ise de kaç tane hadis rivayet ettiği bilinmemektedir.
Hazret-i Erkam (r.a.) geçimini kendi arazilerinden elde ettikleri mahsulden kazandıklarıyla ve ticaret ile temin ederdi.
Ubeydullah, Osman (r.anhüm) adlı oğulları Meryem, safiye ve Ümeyye (r.anha) adlı kızları olmak üzere beş evladı bilinmektedir.
Hazret-i Erkam (r.a.) 53 (M. 673) de 83 yaşlarında iken Medine-i Münevvere’de vefat etti. Bu sırada Medine valisi Mervan bin Hakem idi. Namazını kıldırma vazifesini kendisi yapmak istedi ise de Hazret-i Erkam (r.a.) ın oğlu Ubeydullah (r.a.) babasının vasiyeti olduğunu söyledi.
Hazret-i Erkam (r.a.) ın vasiyeti üzerine cenaze namazını Âşere-i mübeşşere’den olan Hazret-i Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) kıldırdı. Baki’ kabristanına defnedildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Erkam bin Ebi’l Erkam (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u Anh);
03 Ağustos 2009Sevr Dağı (Mekke-i Mükerreme)
Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u Anh);
Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın büyüklerinden. İslam’ın ilk yıllarında Müslüman oldu. Habeşistan’a sonra da medine’ye ilk hicret edenlerdendir.
Birinci Akabe biatında Müslüman olan ONİKİ KİŞİ, Resulullah (Sallallahualeyhi ve Sellem) dan dini hükümleri ve Kur’an-i Kerim öğretmesi için bir Muallim (Öğretmen) istediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tarafından Medine’ye Muallim olarak gönderildi.
Bedir ve Uhud savaşında Muhacirlerin sancağını taşıdı. 3 (M. 625) senesinde Uhud savaşında kırk yaşlarında iken şehid oldu.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) künyesi Ebû Muhammed olup, annesi ve babası tarafından Kureyş’in asil ve zengin bir ailesine mensub idi. Zengin oldukları için gayet rahat bir hayat yaşıyordu.
Orta boylu güzel huylu, nazik ve yumuşak huylu idi. Son derece zeki, fasih ve beliğ (güzel) konuşurdu. Akli selim sahibi olduğundan putlardan nefret ederdi.
Annesi tarafından en iyi şartlar altında refah ve bolluk içinde yetiştirilmişti. Güzel yüzlü ve zengin olduğundan Mekke’de ona gıpta ile bakarlardı.
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurmuşlardır ki;
-“Mekke’de Mus’ab’dan daha zarif, daha narin, daha güzel kimse yok idi. Saçları kıvrım kıvrım idi.”
Bütün bunlara rağmen kalbinde büyük bir boşluk hiseden Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.) in bir MERKEZ OLARAK seçtiği, İslam’ı anlattığı ve o zaman Mekke’de Müslümanların toplandığı Erkam bin Erkam (r.a.) ın evine giderek Müslüman oldu.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in ailesi durumu öğrenince, O’nu dininden döndürmek için evlerindeki bir mahzene hapsederek günlerce aç ve sususz bıraktılar.
Arabistan’ın yakıcı güneşi altında uzun müddet bırakarak ağır ve tahammülü zor işkenceler yaptılar. Fakat Mus’ab bin umeyr (r.a.), bu ağır ve acımasız işkenceler karşısında sabır ve sebat göstererek ASLA İSLAMİYET’TEN dönmedi.
İslamiyet’i kabul ettikten sonra, Mekke’deki hayatı değişen ve işkencelere maruz kalan Mus’ab bin Umeyr (r.a.), müşriklerin ağır işkenceleri ve zulümleri sebebiyle Habeşistan’a hicret etmelerine izin verilen Müslümanlarla birlikte Habeşistan!a HİCRET etti.
Bir müddet orada kalıp, her türlü sıkıntıya katlandı. Daha sonra dönüp Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in yanına geldi.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) nın bu gelişini Hazret-i Ali (r.a.) şöyle anlatıyor;
Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile oturuyordum. Bu sırada mus’ab bin Umeyr (r.a.) geldi. Üzerinde YAMALI bir elbiseden başka bir şey yoktu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O’nun bu halini görünce mübarek gözleri yaşla doldu. Çünkü o Müslüman olmadan önce servet içinde idi. Dini uğruna bunları terk etti.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u Anh)- 2
04 Ağustos 2009Arafat tepesi (mekke-i Mükerreme)
Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u Anh)- 2
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) Müslüman olduktan sonra kendisine yapılan her türlü işkenceye ve çektiği fakirliğa rağmen dininden dönmemesi üzerine;
Peygamberimiz Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O’nun hakkında;
-“Kalbini Allah-u Teâlâ’nın nurlandırdığı şu kişiye bakın. O’nun anne ve babasının yanında onların buna ne iyi yiyecek ve içecekleri verdiklerini gördüm Allah ve Resulunun sevgisi, O’nu gördüğümüz hale getirmiştir. Buyurmuştur.
Birinci Akabe biat’ında Müslüman olan Medine’liler, kendilerine dini öğretecek bir öğretmen istediler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu iş için Mus’ab bin Umeyr (r.a.) i görevlendirdi.
Bunun üzerine Medine’ye gidip onların reisleri olan Es’ad bin Zürâre (r.a.) nin evine yerleşti. Burada hem Kur’an-i Kerim öğretiyor, hem de İslamiyyet’i anlatıyordu.
O’nun bu hizmetiyle Medine’de çok kimse Müslüman oldu. Medine’de bulunan kabile reislerinden Sa’d bin Muaz, Esid (veya Useyd) bin Hudayr henüz Müslüman olmamışlardı. Bunların bu durumu çevreyi etkiliyordu. İslamiyet’in hızlı yayılmasını engelliyordu.
Bir gün Mus’ab bin Umeyr (r.a.), bir bahçede, etrafında bulunan Müslümanlara din’i anlatıyor, sohbet ediyordu.
Bu sırada Evs kabilesinin Reislerinden olan Üseyd elinde mızrağı olduğu halde gelip, Hiddetle konuşmaya başladı;
-“Siz bize niçin geldiniz, İnsanları aldatıyorsunuz! Hayatınızdan olmak istemiyorsanız buradan derhal ayrılın!” dedi.
Onun bu taşkın halini gören Mus’ab bin Umeyr (r.a.);
-“Hele biraz otur! Sözümüzü dinle. Maksadımızı anla, beğenirsen kabul edersin. Yoksa engel olursun.” Diyerek gayet YUMUŞAK VE NAZİK bir konuşmayla karşılık verdi.
Üseyd sakinleşip;
-“Doğru söyledin.” Dedi.
Ve Mızrağını yere saplayarak oturdu.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’na İslamiyet’i anlattı. Ve Kur’an-i Kerim’i okudu.
Kur’an-i Kerim’in eşsiz belâğatı ve tatlı üslubunu işiten, Üseyd kendini tutamayıp;
-“Bu ne kadar güzel, ne kadar iyi bir sözdür. Bu dine girmek için ne yapmalı.” Diye sordu.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.);
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 3
04 Ağustos 2009Arafat meydanı (Cebelir-Rahme) Mekke-i Mükerreme
Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 3
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) , O’nun bu sözü üzerine O’na kelime-i Şehadet’i öğretti, ve O da hemen Müslüman oldu.
Sevincinden yerinde duramayan Üseyd (r.a.);
-“Ben gidip size birini göndereyim. Eğer O’da iman’a gelirse bu beldede iman etmedik kimse kalmaz.” Diyerek oradan ayrıldı.
Evs kabilesinin Reisi Sa’d bin Muaz’ın ve kabilesinin yanına varınca Müslüman olduğunu söyledi. Bunu gören Sa’d şaşırarak hiddetlendi ve Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in yanına koştu.
Yanına varınca sert ve kızgın bir tavırla konuşmaya başladı.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’na da gayet yumuşak konuştu ve
-“Oturup biraz dinlemesini.” söyledi.
Sa’d bu nazik konuşma karşısında yumuşayıp oturdu ve konuşulanları dinlemeye başladı.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) O’na İslamiyet’i anlattı ve Kur’an-i Kerim’den bir miktar okudu. Kur’an-i Kerim okunurken Sa’d’ın yüzü birden bire değişiberdi. O da orada MÜSLÜMAN oldu.
Sa’d kendinde duyduğu üstün bir halin ve rahatlığın şevkiyle derhal kavminin yanına gidip onlara şöyle dedi;
-“Ey Kavmim beni nasıl biliyorsunu?”
Kavmi de;
-“Sen bizim büyüğümüz ve üstünümüzsün.” Cevabını alınca.
Sa’d (r.a.);
-“Öyle ise Allah’a ve Resulü (s.a.v.) ne iman etmelisiniz… İman etmedikçe sizin erkek ve kadınlarınızla konuşmak bana haram olsun.” Dedi.
O’nun bu sözleri üzerine Kavminin hapsi İslamiyet’i kabul etti. O gün kavminden iman etmedik kimse kalmadı.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in büyük gayretleri ve hizmetleri neticesinde İslamiyet, Medine’de süratle yayıldı.
Öyle ki;
İslamiyet her eve girmiş İman etmeyen kalmamıştı.”
Eshab-i Kiram (r.anhüm), Resulullah’dan izin alarak Sa’d bin Hayseme (r.a.) nin evinde ilk defa Cuma namazı edâ etiler.
Medine-i Münevverede’de İLK KILINAN CUMA NAMAZI budur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 4
04 Ağustos 2009Cebelür-Rahme (Arafat meydanı)
Mus’ab bin Umeyr (r.a.)- 4
Medine-i Münevverede’de İLK KILINAN CUMA NAMAZI budur. Bu Cuma’dan sonra Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Evs ve Hazreç kabileinden hacılarla İKİNCİ AKABE BİAT’INI yapmak üzere yola çıktı.
Bu kafilede Es’ad bin Zürâre (r.a.) de vardı. Mus’ab bin Umeyr (r.a.), Mekke’ye varır varmaz, kendi evine uğramadan önce hemen
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e Medine’lilerin grup grup İSLAMİYET’E GİRDİKLERİNİ ANLATTI. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu haberden çok memnun oldu.
Bu sırada Mus’ab bin Umeyr (r.a.) in mekke’ye geldiğini işiten annesi,
O’na;
-“Ey annesine isyan eden vefasız oğul! Bulunduğum şehre gelip nasıl olur da önce yanıma uğrayıp beni ziyaret etmezsin.” Diye haber gönderdi.
Mua’ab bin Umeyr (r.a.);
-“Ben, Resulullah (s.a.v.) tan önce kimseyi ziyaret etmem.” Dedi.
Ve sonra annesinin yanına gitti.
Annesi;
-“Galiba, halâ girdiğin o yeni dinden dönmedin.”Dedi.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.);
-“Ben, Allah Resulü (s.a.v.) nün tebliğ ettiği ve Allah’ın razı olduğu hak din üzereyim. Bu din, Allah’ın kendisi ve Resulü (s.a.v.) için seçtiği bir dindir.” Dedi.
Annesi tekrar;
-“İlk olarak Habeşistan’da ve ikinci defa da Yesrib’de (Medine) olduğun zamanlarda senin için çektiğim acılara karşılık bana teşekkür bile etmedin.” Dedi.
Mus’ab bin Umeyr (r.a.);
-“B e n i d i n i m d e n a y ı r a c a ğ ı n ı z d a n korkuyordum.”dedi.
Bu sözleri üzerine annesi O’nu hapsetmek isteyince,
Mus’ab bin Umeyr (r.a.);
-“Yemin ediyorm ki, eğer beni haps edecek olursanız, ölünceye kadar mücadele ederim..” dedi.
Bunun üzerine annesi;
-“Haydi git işine.” Diyerek ağladı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mus’ab bin Umeyr (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









