05 Kasım 2009 için Arşiv
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 9
05 Kasım 2009Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in doğduğu ev Mekke-i Mükerreme
Muhammed (Aleyhis selam)- 9
Safiye hatun (r.anha) da şöyle anlatmıştır;
-“Muhammed Aleyhis selam doğduğu sırada her tarafı bir NÛR KAPLADI. Doğar doğmaz SECDE etti,”
Mübarek başını kaldırıp açık bir dil ile;
-“La İlahe illallah, inni Resulullah.” Dedi.
O’nu yıkamak istediğimde
-“Biz O’nu yıkanmış olarak gönderdik.” Denildi.
Safiye hatun (r.anha) sözlerine şöyle devam etti;
-“O sünnet olmuş ve göbeği kesilmiş olarak doğdu. O’nu kundağa sarmak istediğimizde sırtında BİR MÜHÜR gördüm.”
Mührün üzerinde;
-“La ilahe illallah Muhammedün Resulullah.” Yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle bir şeyler söyliyordu.”
Kulağımı mübarek ağzına yaklaştırdım;
-“Ümmeti, Ümmeti. (Ümmettim, Ümmettim)” diyordu.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in dedesi Abdülmuttalip, Muhammed (s.a.v.) in doğduğu sırada Kâ’be’de Allah’a yalvarıp duâ etmekte iken müjde verdiler.
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın doğduğu günde bir çok hadiseler gören Abdülmuttalib böyle bir müjdeyi alınca çok sevinip O’nu görmeye gitti.
Ve;
-“Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır.” Dedi.
Abdulmuttalib torununu görmeye Âmine (r.anha) nin evine gitti. Hazret-i Âmine (r.anha) olan hadiseleri anlattı.
-“Üç gün kimsenin görmeyeceğini söyleyince,”
Abdulmuttalib çok ısrar etti.
O’nun üzerine Âmine validemiz (r.anha);
-“Falan yerdedir.”dedi.
Abdulmuttalib gitti fakat evin önünde yalın kılıç bekleyen bir zat gördü.
İçeri girmek isteyince, Abdulmuttalib’in üzerine yürürdü.
Abdulmuttalib’e;
-“Geri dön hiçbir kimse üç günden önce O’nu göremez, zira bütün Melekler O’NU ZİYARET EDECEK. BU İSE ÜÇ GÜN SÜRER.” Dedi.
Abdulmuttalib bu hali Kureyş’e anlatmak istedi. Fakat DİLİ TUTULDU VE YEDİ GÜN hiç bir şey konuşamadı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 10
05 Kasım 2009Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) inn doğduğu ev. Mekke-i Mükerreme
Muhammed (Aleyhis selam)- 10
Abdulmuttalib böylesine büyük bir mutluluğu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifade etmesi için bıraktı.
Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere
-“MUHAMMED” ismini verdim.” dedi.
-“Neden atalarından birinin ismini vermedin?” diyenlere:
-“(Allah’ın ve insanların onu methetmelerini, övmelerini istediğim için;”) cevabını verdi.
Annesi de O’na
-“AHMED” ismini koydu
Muhammed aleyhisselam doğmadan önce ve doğduğu sırada; onun dünyaya teşrif etmesine alamet olarak bir çok hadiseler meydana gelmiştir.
O zamanın meşhur kimseleri daha peygamberimiz (s.a.v) doğmadan önce rüyalar görmüşlerdi. Bu rüyalarını kahinlere ve zamanın meşhur alimlerine tabir ettiklerinde hepside;
-“Bu rüyalarının Muhammed aleyhisselamın geleceğini,” söylemişlerdir.
Peygamberimizin (s.a.v.) dedesi aldulmuttalib şöyle anlatmıştır:
(-“Bir defasında uykuya dalmıştım. Bir rüya gördüm ve büyük bir ürpertiyle uyandım. Hemen bir kahine gidip, rüyamı anlattım. tabir ettirmek istedim.
Yüzüme bakıp,
(-“Ey kureyşin reisi sana ne oldu, yüzünde bambaşka bir hal görülüyor. Yoksa mühim bir hadisemi seni sarstı,”) dedi.
Ben;
-“Evet henüz hiç kimseye anlatmadığım dehşetli bir rüya gördüm,” dedim.
Sonra yanına oturup anlatmaya başladım.
-“Bu gece uyurken bir ruya gördüm. Şöyle ki; çok büyük bir ağac bir ucu semaya yükselmiş dalları Doğu’ya ve Batı’ya yayılmıştı. O ağaçtan öyle bir nûr saçılıyordu ki güneş yanında çok hafif kalır. Bazen gözüküyor, bazen gözden kayıboluyordu. İnsanlar O’NA YÖNELMİŞTİ. Her an nûr’u artıyordu. Kureyş kabilesinden bir kısmı o ağacın dallarına tutunuyor, diğer bir kısmı da AĞACI KASMEYE çalışıyordu. Bir genç de O’NU KESMEK İSTEYENLERE MÂNİ OLUYORDU. Öyle güzel idi ki, şimdiye kadar öylesini görmedim. Üzerinden de etrafa hoş kokular yayılıyordu. Ben de o ağacın bir dalına tutnmak için elimi uzattım, fakat ulaşamadım.”dedim.
Ben ruyamı anlatıp bitirince kâhinin yüzü değişti. Benzi sarardı.
Sonra dedi ki;
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu

