09 Kasım 2009 için Arşiv
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 17
09 Kasım 2009Halime (r.anha) nin memleketi olan Beni Sa’d vadisi
Muhammed (Aleyhis selam)- 17
Halime hatun (r.anha) şöyle anlatmıştır;
-“İlk konuşmaya başladığında “Lâ ilahe illallahü vallahü ekber. Velhamdülillahi rabbilâlemin” dedi.
O günden sonra;
-“Bismillah”demeden hiçbir şeye elini uzatmazdı. Sol eliyle bir şey tutmazdı. Gece gündüz belli zamanlarda bevl ederdi. Yürümeye başladığında çocukların oynadıkları yerden uzak dururdu.”
Ve onlara;
-“Biz bunun için yaratılmadık.” Derdi.
Halime hatun (r.anha) şöyle devam etmiştir;
-“Her gün O’nu güneş ışığı gibi bir nûr kaplar ve yine açılırdı. İki yaşına girdiğinde gelişmiş gösterişli bir çocuk olmuştu. Üzerinde beyaz bir bulut daima O’nunla birlikte hakeket eder, onu gölgelerdi.”
Bir gün Halime hatun (r.anha) farkında olmadan süt kardeşi Şeyma ile öğlenin yakıcı sıcağında kuzuların yanına gitmişti. Halime hatun (r.anha), O’nu yanında göremeyince hemen arayıp buldu.
Şeyma’ya;
-“Niçin sıcakta dışarı çıktınız?” dedi.
Şeyma;
-“Anneciğim! Kardeşimin başı üzerinde bir bulut O’nu daima gölgeliyor.” Dedi.
Süt kardeşleri ve hiç kimse O’ndan ASLA incinmemiştir.
Halime hatun (r.anha) şöyle anlatmıştır;
-”Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki yaşına girince O’nu sütten kestim. Sonra O’nu annesi Âmine hatun (r.anha) a vermek üzere kocamla Mekke’ye gittik. Fakat O’nun öyle bereketlerine kavuştuk ki, ondan ayrılmak, mübarek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu. O’nun hallerini annesine anlattım.”
Âmine hatun (r.anha);
-“Benim oğlumun büyük şanı vardır.” Dedi.
Ben;
-“Vallahi, bundan daha mübarek bir kimse görmedim.” Dedim.
Sonra
-“Âmine hatun (r.anha) a, bir çok bahaneler söyleyerek biraz daha yanımızda kalmasını istedim. Nihayet biraz daha yanımızda kalması için izin aldım. Tekrar yanımıza alıp kabilemize döndük. O’nun bereketiyle malımız mülkümüz ve şanımız artı. Her işimizde ni’metlere kavuştuk.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 18
09 Kasım 2009Şakk-ı Sadr olayının geçildiği yer (Beni Sa’d memleketi)
Muhammed (Aleyhis selam)- 18
Bir gün süt kardeşi Abdullah ile evlerinin yakınında bulunan kuzuların arasına gitmişlerdi.
Süt kardeşi koşarak eve gelip;
-“Beyaz elbiseli iki kişi, Kureyşli kardeşimi yere yatırıp KARNINI YARDILAR, ELLERİNİ KARNINA SOKTULAR!”dedi
Halime hatun (r.anha) ile kocası Hâris, hemen süratle koşup yanına geldiler. Baktılar ki, rengi değişmiş, semaya bakıyor ve tebessüm ediyor.
-“Sana ne oldu yavrucuğum?” diye sorduklarında;
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle anlattı;
-“Yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi kar dolu bir tas vardı. Beni tutup, göğsümü yardılar. KALBİMİ DE ÇIKARIP YARDILAR. Ondan SİYAH bir kan pıhtısı çıkardılar. GÖĞSÜMÜ VE KALBİMİ O KAR’LA TEMİZLEDİLER ve kapatıp kayıboldular.” Dedi.
Peygamberimiz (Sallallahua leyhi ve Sellem) üç yaşında iken olan bu hadise’ye “ŞAKK-I SADR” (Göğsünün yarılması) denir. Bu husus Kur’an-i Kerim’de İnşirah suresinin birinci (1) ayetinde bildirilmektedir.
Muhammed Aleyhis selam’a Peygamberlik verildikten sonra Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan bazıları;
-“Ya Resulallah, bize kendinizden bahseder misiniz?” deyince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Ben Ceddim İbrahim’in duasıyım. Kardeşim İsa’nın müjdesiyim! Annemin ise ruyasıyım. O bana hamile iken Şam saraylarını aydınlatan bir nûr’un kendisinden çıktığını görmüştü…Ben Sa’d bin Bekir oğulları yanında emzirilip büyütüldüm. Bir gün süt kardeşim ile birlikte evimizin arkasında kuzuları otlatıyorduk. O sırada yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi kar’la dolu altın bir tas vardı. Beni tuttular, göğsümü yardılar, kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan SİYAH bir kan parçası çıkarıp bir yana attılar. GÖĞSÜMÜ VE KALBİMİ o karla temizlediler.” Buyurdu.
Halima hatun (r.anha), dört yaşından sonra O’nu Mekke’ye götürüp annesine verdi. Dedesi Abdulmuttalib, Halima hatun (r.anha) a çok büyük hediyeler verip ihsanda bulundu.
Halima hatun (r.anha) O’nu Mekke’ye bırakınca;
-“Sanki canım ve gönlüm de O’nunla birlikte kaldı.” Demiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu

