21 Kasım 2009 için Arşiv
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 41
21 Kasım 2009Arafat tepesi (Mekke)
Muhammed (Aleyhis selam)- 41
Ebû Leheb hariç orada bulunan diğer amcaları ve akrabasının hepsi yumuşak konuştular.
Fakat Ebû Leheb;
-“Ey Abdulmuttalib oğulları, başkaları O’nun elini tutup mani olmadan önce siz O’na mani olun!..) gibi daha birçok ÇİRKİN sözler söyledi.
Onun bu sözleri üzerine Muhammed Aleyhis selam’ın halası, Ebû Leheb’e;
-“Ey kardeşim! Kardeşimin oğlunu ve O’nun dinini yardımsız bırakmak sana yakışır mı? Vallahi bugün yaşayan âlimler Abdulmuttalib’in soyundan bir Peygamber geleceğini bildiriyorlar. İşte O Peygamber, budur.” Dedi.
Ebû Leheb bu sözler karşısında ÇİRKİN konuşmalarına devam edince, Ebû Talib, Ebû Leheb’e kızarak;
-“Ey korkak! Vallahi biz sağ oldukça, O’na yardımcı ve koruyucuyuz!” dedi.
Muhammed Aleyhis selama da;
-“Ey kardeşimin oğlu! İnsanları Rabbine imana İnsanları da’vet etmek istediğin zaman bilelim; silahlanıp seninle birlikte ortaya çıkarız” dedi.
Sonra Muhammed Aleyhis selam tekrar söze başlayıp;
-“Ey Abdulmuttalib oğulları! Vallahi, Araplar içinde, benim size getirdiğim, dünya ve Ahretiniz için HAYIRLI olan şeyden (yani bu dinden) daha üstününü ve daha HAYIRLISINI kavmine getirmiş bir kimse yoktur. Ben sizi dile kolay gelen, mizanda ağır basan iki kelimeyi söylemeye da’vet ediyorum ki o da; “Eşhedü enla ilahe ilallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” Yani Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Resulü olduğuna şehadet ederim, demenizdir.” –“Allah-u Teâlâ sizi buna da’vet etmemi emretti. O halde hanginiz benim da’vetimi kabul eder ve bu yolda yardımcım olur.” Buyurdu.
Kimseden ses çıkmadı, başlarını önlerine eğdiler. Muhammed Aleyhis selam bu sözlerini üç defa tekrarladı. Her söyleşinde Hazret-i Ali (r.a.) ayağa kalkıp üçüncü defasında;
-“Ya Resulullah, her ne kadar bunların yaşça en küçüğü isem de sana ben yardımcı olurum!..” dedi.
Bunun üzerine Muhammed Aleyhis selam’dan Hazret-i Ali (r.a.) nin elinden tuttu. Diğerleri ise hayret içinde ve alaylı alaylı gülerek dağıldılar.
Muhammed Aleyhis selam insanların bu inkarcı tutumu karşısında onları daima İmân’a da’vet ediyordu. Mekkelilerden bir kısmı imân ile şerefleniyordu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 42
21 Kasım 2009Mescid-i Nemire (Arafat meydanı)
Muhammed (Aleyhis selam)- 42
Yine bir gün Allah-u Teâlâ’nın;
-“Emredildiğin şeyi onları çatlatırcasına bildir.” Emrine uyarak, Safa tepesi üzerine çıktı. Yüksek ve güz bir seda ile;
-“Ey Kureyş topluluğu buraya geliniz, toplanınız size mühim bir haberim bar.” Diye seslendi.
Bunun üzerine kabileler merakla koşup orada toplandılar. Heyretle ve merak içinde beklemeye başladılar;
-“Ey Muhammed-ül Emin! Bizi buraya niçin topladın, neyi haber vereceksin.” Diye sordular.
Muhammed Aleyhis selam;
-“Ey Kureyş kabileleri” hitabıyla konıuşmaya başladı. Herkes büyük bir dikkatle dinliyordu.
Onlara şöyle hitabetti;
-“Benimle sizin haliniz düşmanı görünce, ailesine haber vermek üzere koşan ve düşmanın kendisinden önce ailesine ulaşıp zarar vermesinden korkarak Ya Sabâhâh ( Ey topluluklar) diye haykıran bir kimsenin haline benzer. Ey Kureyş topluluğu ben size şu dağın ardında bir düşman ordusu var, üzerinize hücum etmek üzeredir desem bana inanır mısınız?” dedi.
Oradakiler;
-“Evet inanırız, çünkü senden şimdiye kadar doğruluktan başka bir şey görmedik. Senin yalan söylediğini hiç görmedik!..” dediler.
Muhammed Aleyhis selam bu umumi hitabtan sonra, bütün Kureyş kabilelerinin ismini;
-“Ey Haşim oğulları! Ey Abd-i Menaf oğulları! Ey Abdulmuttalib oğulları!..” şeklinde sayarak;
-“Ben size önümüzdeki şiddetli âzâbın bildiricisiyim. Allah-u Teâlâ bana; “En yakın akrabalarını ahret âzâbı ile korkut.” Emrini verdi.
Sizi La İlahe ilallah vahdehü la şerike leh (Allah birdir, O’ndan başka ilah yoktur.) diyerek iman etmeye da’vet ediyorum. Ben de O’nun kulu ve Resulüyüm. Eğer buna iman ederseniz Cennete gideceksiniz. Siz (La ilahe İlallah) demedikçe ben size ne dünyada bir faida ne de ahrette bir nasib sağlayabilirim?” Buyurdu.
Dinleyen kabileler arasında Ebû Leheb;
-“Bizi buraya bunun için mi topladın?” diyerek, yerden aldığı taşı Muhammed Aleyhis selam’a attı.
Diğerlerinden o anda böyle bir muhalefet gelmedi. Aralarında konuşarak dağıldılar.
Ebû Leheb’in gösterdiği inkar ve düşmanlık üzerine daha sonra;
-“Ebü Leheb’in elleri kurusun, zaten kurudu…” diye başlayan “TEBBET” Suresi nazil oldu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu

