02 Aralık 2009 için Arşiv

Revda-i Şerif (Medine-i Münevvere)

Muhammed (Aleyhis selam)- 64

Herkes Peygamber efendimiz (s.a.v.) e;

-“Bize buyurun, ya Resulallah.” Diyerek evlerine da’vet ediyorlardı.

Resul-i Ekrem efendimiz (s.a.v.) devesini serbest bıraktı. Deve ilk defa yetime ait bir arsaya çöktü ve sonra durmadan kalktı. Biraz yürüdükten sonra ikinci olarak başka bir yere çöktü. Burası Peygamber efendimiz (s.a.v.) in dayıları olan Neccar oğullarından Ebû Eyyûb-i Ensarı (r.a.) hazretlerinin evine en yakındı.

Peygamber efendimiz (s.a.v.), bu zata misafir oldu. Ensar (Medineli Müslümanlar) dini için vatanını terk eden Muhacir kardeşlerini barındırdı, evlerine misafir etti, iş buldu, mülklerinden yer verdi ve her yardımı yaptı. Bu çeşit fedâkârlık ancak İslam kardeşliğinde vardır.

Nitekim Allah-u Teâlâ hazretleri;

-“Ancak mü’minler kardeştirler.” Buyurarak, gerçek ve sevgi samimiyetin maddi menfaatle değil, iman ve inançla var olabileceğini buyurmuştur.

Bu da bu derecede açıkça Ensar ve Muhacirlerin arasında görülmektedir.

Medine’ye hicretin, islâm tarihinde büyük önemi vardır. Hicretten sonra Müslümanlığın kolayca ve süratle yayılması sağlanmış, islâm dinin merkezi Mekke’den Medine’ye nakledilmiş oldu.

Ensar ve Muhacirin (r.anhüm) bu yeni İslâm merkezinde el ele vererek İslâm dininin kuvvetlenmesi için her fedakârlığa katlanıyorlar. Resulullah (s.a.v.) ın etrafında toplanarak ve İslâm dininin esaslarına uyarak yeni bir nizam ve mes’ud bir hayat kuruyorlardı.

Eski sıkıntılı ve korkulu günler arkada kalmış, inançlarından dolayı insanlara işkence yapan müşriklerin ezâ ve cefâ veren ellerinin uzanamayacağı Medine’de hürriyet ve emniyet havası içinde sakin, tatlı bir hayat başlamıştı.

Müslümanlar bir Devlet olmuşlardı. Cihad emri, burada geldi. Medine’deki kabileler arasındaki kin ve düşmanlık kalktı.

Medine devri;

Peygamberimiz (s.a.v.) in Bi’settin onuncu yılında 12 Rebilevvelinde, miladi 622 senesinde Medine’ye Hicret ile on sene süren Medine devri başladı.

Bu sırada Medine’de Yemen’den gelip yerleşmiş olan Evs ve Hazrec kabileleri ve Beni Kaynuka, Beni Nadir, Beni Kureyza adında üç Yahudi kabilesi bulunuyordu.

Mekkeli Müslümanların gelip Medine’de bulunan Müslümanlarla her bakımından yardımlaşmak üzere kardeşlik kurmaları ile Medine’nin havası değişmişti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Kûba camisi’nin içi (Medine-i Münevvere)

Kûba Camisinin dıştan görünüşü (Medine-i Münevvere)

Muhammed (Aleyhis selam)- 63

O’nun bu vaadını duyan ve mala tamah eden bazı kimseler silahlarını alıp yola düştüler. Bunlardan biri de Sürâka (r.a.) idi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) e yaklaşınca Peygamber efendimiz (s.a.v.) o’na bir nazar etti. Sürâka (r.a.) nın atının ayakları dizlerine kadar kuma gömüldü.

Sürâka (r.a.) şaşkına dönüp af diledi ve kurtulması için duâ istedi. Resulullah (s.a.v.) tebessüm ederek duâ etti. Sürâka (r.a.) kurtuldu ve Peygamber efendimiz (s.a.v.) in emri ile geri döndü.

Sürâka (r.a.), Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olmuştur.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) yollarına devam ederek, Miladın 662 ci senesi Eylülün yirminci ve Rebiülevvel’in sekizinci Pazartesi günü Medine yakınlarındaki Kubâ köyüne verdılar.

Bu gün Müslümanların hicri güneş yılının başlangıcı oldu.

(Bu senenin Mayıs ayının 16. ncı Cum’a gününe tevaffuk eden Muharrem ayının birinci günü de Müslümanların hicri kameri yılının başlangıcı olması, Hazret-i Ömer (r.a.) in hilafeti zamanında söz birliği ile kabul edildi.)

Birkaç gün Kubâ’da kalan Peygamber efendimiz (s.a.v.), ilk iş olarak Kubâ mescid’ni yaptı. Rebiülevvel’in 12. Cum’a günü Medine şehrine doğru yola çıktı. Ranûna vadisinden geçerken, öğle vakti olmuştu. Burada ilk Cum’a namazını kıldı ve ilk hutbeyi okudu.

Namazdan sonra her ikisi ve yanındakiler develerine bindi ve Medine’nin yolunu tuttular.

Eshab-i Kiram (r.anhüm), Peygamber efendimiz (s.a.v.) in teşrifini büyük bir heyecan ile bekliyordu. O’na kavuşma şevkiyle yanıyorlardı. Yolara düşüp, ufuklara bakarak günlerce beklemişlerdi. Nihayet bir benzeri daha görülmemiş ve görülmeyecek mutluluğa kavuştular.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye teşrif etti.

Eshab-i kiram (r.anhüm) ın meşhurlarından Enes bin Mâlik (r.a.);

-“Resulullah (s.a.v.) Medine-i münevvere’ye girdiği günden daha güzel ve neşeli bir gün görmedim.” Buyurmuştur.

O gün sevinç sedaları Medine semalarına yükseldi. Eshab-i Kiram (r.anhüm) sevinç gözyaşları döktü. Kadınlar ve çocuklar şiir’ler söyliyordu. Şu mısraları yüksek sesle terennüm ettiler.

-“Tale’al-bedrü aleynâ, min seniyyât-ül-vedâ’
Vecebe’ş-şükrü aleynâ, Mâ de’âllahü dâ
Eyyühel-meb’üsü fina, ci’te bil-emr-il-mutâ”

(-“Vedâ yokuşundan ay doğdu üzerimize,
Allah’a her duâ ettikde, şükretmek lâzım bu ni’mete!
Ey bize gönderilen yüce Peygamber!
İtaat etmemiz gereken bir emirle geldin bize!)”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu