06 Aralık 2009 için Arşiv
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 71
06 Aralık 2009Müte savaşının yapıldığı yer
Muhammed (Aleyhis selam)- 71
Hicretin dokuzuncu yılı İslamiyet’in Arap yarımadasında büyük bir süratle yayıldığı bir yıl oldu. Bir taraftan bölük bölük insanlar Medine’ye gelip, Müslüman oluyor, bir taraftan da İslamiyet’i kabul eden kabilelerin dini ve idari işlerini yürütmek için çevreye memurlar ve valiler gönderiliyordu.
Bu sırada çevrede İslam’ın yayılmasını engellemek isteyen Devletler vardı. Bunlardan biri de o zamanın en güçlü devletleri arasında yer alan Bizans’dı.
Bizans Kayseri Heraklius Mute savaşı’ndan Arap yarımadasını istila ederek İslamiyet’in yayılmasına son vermek istiyordu. Heraklius, Hiristiyan Arapların ve diğer bir takım kabilelerin de desteğini alıp, kendisi de 40 bin kişilik bir ordu toplayarak Medine üzerine yürümeye hazırlanmıştı.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) u durumu haber alınca otuzbin kişilik bir ordu hazırladı. Bu hazırlıkta Eshab-i Kiram (r.anhüm) mallarını da vererek fiilen büyük bir fedakarlık gösterdi.
İslâm ordusu Tebük’e geldiği sırada Müslümanların bu hazırlığını işiten Bizans’lılar savaşmaktan çekinip geri dönmüşlerdi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) ordusuyla Tebük’te 20 gün kaldı.
Şam’da bulaşıcı bir hastalık olan Taun (veba) salgını olduğunu duyunca Medine’ye döndü. Böylece Bizans’ın mukavemeti iyice kırılmış oldu ve İslamiyet’in şanı, şerefi her tarafta duyuldu.
Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke devrinde müşrikler, Medine devrinde ise müşrikler, Yahudiler ve münafıklar olmak üzere üç çeşit düşmanla karşılaştı.
Bunlardan müşrikler ve Yahudilerle yaptığı savaşlar neticesinde onları mağlup ederek düşmanlıklarına son verdi.
Munafıklar ise düşmanlıklarına ‘sinsice’ ve gizlice devam ediyorlardı. Bu münafıkların Müslümanlar’a yaptıkları gizli düşmanlıklardan bir de Müslümanlar arasına ‘fitne’ sokmak maksadıyla;
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Medine’ye hicreti sırasında yaptırdığı;
-“Temeli ‘takva’ üzerine atıldı.” Buyurulan Kûba mescidi karşısında Mescid’i Dırar’ı yapmalarıdır.
Munafıkların Kuba mescidinin cemaatını bölmek gibi birçok bozuk ve ‘nifak’ düşüncelerle yaptıkları bu mescid, Tevbe suresi 107 ve 108. ayetlerinin nazıl olması üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından yıktırıldı.
Bu hadiseden iki ay sonra da münafıklar, başları Abdullah bin Übey’in ölmesi ile dağıldı ve Müslümanlara karşı düşmanlık faaliyetleri sona erdi.
Böylece hicretin dokuzuncu yılında İslam’ın belli başlı düşmanlarının karşı durma ve engelleme güçleri çok mühim bir derecede sona erdirildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 72
06 Aralık 2009Takva üzerine kurulmuş olan Mescid-i Kûba
Muhammed (Aleyhis selam)- 72
Bu yılın mühim bir hadiasesi de çevreden Medine’ye akın akın heyetlerin gelmesidir. Bu bakımdan bu yıla “Senet-ül Vüfûd=Elçiler yılı” denildi.
Peygamberimiz (s.a.v.) e bu heyetler; ya Müslüman olmak için veya Müslüman olduklarını bildirmek üzere yahut da kabul ettikleri İslamiyet’in esaslarını öğrenmek için geliyorlardı.
Peygamberimiz (s.a.v.) Müslüman olan bu kabilelere İslamiyet’i öğretmek, işlerini yürütmek üzere muallimler ve valiler gönderdi.
Hicret’ten önce iman etmemiş olan ve hicret’in sekizinci yılında Taif muhaseresı sırasında Peygamberimiz (s.a.v.) e karşı çıkan Taif’liler de hicretin dokuzuncu yılında Tebük seferinden sonra herkesten önce heyet göndererek Müslüman oldular.
İslâm’ın beş şartından biri olan hac da hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı. Âl-i İmran suresinin 96 ve 97. ayetleri nazıl olunca Peygamberimiz (s.a.v.) bunu Eshab-i Kiram (r.anhüm) a bildirdi.
O sene Hazet-i Ebû Bekir (r.a.) i üç kişilik bir kafileye hac emiri tayin etti. Bu kafilede bulunan Eshab-i Kiram (r.anhüm) Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in emirliğinde Mekke’ye gitti.
Bu sırada “Berâe” suresinin ilk âyetleri nazil oldu. Bu âyetlerde muahede hakkındaki bazı hükümler bildirildi. Peygamberimiz (s.a.v.) bunu bildirmek üzere Hazret-i Ali (r.a.) yi de Mekke’ye gönderdi.
O zaman Araplar arasında yaygın olan bir geleneğe göre bir antlaşma yapılır ve yapılmış olan Bir antlaşma bozulursa bunu bizzat yapan veya onu tayin ettiği bir akrabası tarafından ilân olunurdu.
Peygamberimiz (s.a.v.) bu iş için Hazret-i Ali (r.a.) yi hac kafilesinin arkasından Mekke’ye gönderdi.
Hazret-i Ali (r.a.) de kafileye yetişip Mekke’ye girdiler. Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) bir hutbe okudu. Hac ibadetini anlattı. Eshab-i Kiram öğretilen esaslara göre Hac yaptılar.
Hac ibadeti edâ edilirken Hazret-i Ali (r.a.) de Mina’da “Cemre-i Akabe” denilen yerde bir hutbe okudu.
Bu hutbesinde;
-“Ey insanlar beni size Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gönderdi.” Diyerek söze başladı ve “Berâe” suresinin ilk Ayetlerini okudu.
-“Bundan sonraben size dört şeyi bildirmeye memurum.” Dedi.
Bu dört hususu şöyle bildirdi.
-“1-Mü’minlerden başka hiç kimse Cennet’e giremez.,
-“2-Bu seneden sonra hiçbir müşrik Kâbe’ye yaklaşmayacak.
-“3-Hiçbir kimse Kâ’be’ye çıplak tavaf etmeyecek (O zaman müşrikler Kâ’be’yi çıplak oldukları halde tavaf ederlerdi.)
-“4-Her kimin Resulullah (s.a.v.) ile antlaşması varsa, müddeti bitinceye kadar muteber olacak. Bunlar dışındakilere dört ay mühlet tanınmıştır. Bundan sonra hiçbir müşrik için ahd ve himaye yoktur.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu