‘Giybet’ Kategorisi için Arşiv
Gıybet- 5
17 Kasım 2008beyaz su dağları (Nusaybin)
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Hâk Teâlâ (c.c.) üç şey’i Müslümanlara haram kılmıştır; Müslümanların kanını, malını ve sû-i zan etmeyi.”
Açıkça bilinmeyen, duyulmayan ve insaf ve adalete uymayan şey’lerden kalbe gelenleri şeytan getirir.
Allah-u teâlâ;
-“Ey İman edenler, eğer bir fasık size haber getirirse onu tahkik edin. (yoksa) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.” Hucûrat suresi Ayet; 6 Buyuruyor.
Şeytan gibi fasık yoktur. Haram olan, o şey’i öyle olduğuna karar kılmasıdır. Gayri ihtiyarı kalbe gelip, gelmemesine uğraştığın düşünceler günah değildir.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyuryor;
-“Mü’min sû-i zandan tamamen boş olamaz. Fakat onun selameti, kalbinde hakikat olarak yer etmemesindedir.”
Şüpheli olan şeyleri elden geldiği kadar iyiye yorumlamalıdır.
Devam edecek…
Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Gıybet- 4
17 Kasım 2008Siyah suyun Beyaz suyla birleştiği yer
Bil ki Gıybet;
Yalnız dil ile değil, göz, el, işaret ve yazmak ile de olur ve hepsi de haramdır.
Aişe Radiayallah-u anha) buyuruyor;
-“Bir kadına elimle, kısadır diye işaret ettim.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Gıybet ettin.” Buyurdu.
Bunun gibi, bir kimsenin hâlini bildirmek için, topal yürümek, gözünü şaşı yapmak gibi şey’ler de gıybettir.
Fakat ismini söylemeden, bir kimse böyle yaptı demek gıybet olmaz. Bundan da, orada olanlar kimi kasdettiğini anlarlarsa gıybet olur. Haram olur.
Gıybet edenin yanında;
-“Subhanallah, ne kadar şaşılır.” Gibi sözler söylememelidir. Zira anlatan daha çok sevinir. Yahut da dinlemiyenleri ikaz etmiş olur.
-“Filan kimsenin böyle bir işe veya hâle düşmesine çok üzüldüm. Allah iyi etsin.” Demelidir.
Bir gün Ebû Bekir ile Ömer (Radiyallah-u anhuma) beraber gidiyorlardı.
Birbirlerine;
-“Filan kimse çok uyuyor.” Dediler.
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) den yiyecek istediler.
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Siz yemişsiniz.” Buyurdu.
-“Ne yediğimizi bilmiyoruz.” Dediler
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Evet, karedşinizin etini yediniz. İkiniz de aynısınız. Biriniz söyledi, diğeri dinledi.” Buyurdu.
Hadis-i Şerif’te (sallallahu aleyhi vesellem);
-“Bir Müslüman kardeşini gıybet edene karşı onu himaye etmeyip bırakanı, allahu- Teâlâ da, en lüzümlu zamanda bırakır.” Buyuruldu.
Devam edecek…
Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Gıybet- 3
17 Kasım 2008Beyaz su ile siyah suyun birleşmesi görüntüsü (Nusaybin)
Gıybetin çeşitleri;
Gıybet, doğru olsa bile bir kimsenin arkasında ondan bahsedip, duyudğu zaman üzeleceği şekilde konuşmasıdır. Yalan söylerse, iftira ve bühtan olur.
Bir kimsenin kusurunu, noksanlığını ifşa etmek gıybet’tir. Soyunda, elbisesinde, hayvanında, evinde, işinde de olsa aynıdır.
Şöyle ki;
Bedeni için söylenen; uzun boludur, siyahtır,
Soyda ise; Hindu’dır, hamamcı çocuğudur, dokumacı çocuğudur.
Ahlâkta ise; kötü huyludur, gururludur, uzun dillidir, kötü kalblidir, acizdir ve bunun gibi şeyler.
İşinde ise; Hırsızdır, haindir, namaz kılmaz, rükû ve secdeyi tam yapmaz, Kur’an-i Kerim’i yanlış okur, temiz elbise giymez, zekat vermez, haram yer, dilini korumaz, çok yer, çok uyur, yerinde oturmaz
Giydiği elbisede; Yenleri geniş, eteği uzun ve çirkin demek
Ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);
-“Bir kimse hakkında bir şey söylendiğinde o kimse onu duyduğunda rendice olacaksa olacaksa o sözü doğru bile olsa gıybettir.” Buyurduğu şekilde olan her şey gıybettir.
Aişe (Radiyallah-u anha) buyuryor;
-“Bir kadın için, kısadır” dedim.
Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Gıybet ettin, tükür bakayım.” Buyurdu.
-“Tükürdüm, bir parça kan geldi.”
Bazıları demişlerdir ki; Bir kimsenin günahını söylemek gıybet olmaz. Zira bu kötü işi bildirmek de dindendir.
Bu iş hatâdır, Fakat fasıktır,içki içer ve namaz kılmaz demeleri doğru değildir. Ancak bundan sonra anlatacağımız özürle olabilir.
Zira Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gıybetin sınırını, o kimseye kerih gelmek şartıyle çizmiştir. Bunlar ise üzer ve kerih gelir. Söylemekte fayda yoksa söylememelidir.
Devam edecek…
Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Gıybet- 2
17 Kasım 2008Beyaz su başı (Şu andaki halı) Nusaybin
Bir (Evli) kimse zina ettiğini kendi ağziyla söyleyince, taş ile recm edilmesini buyurdu.
Biri diğerine,
-“Onu köpeği taşlar gibi taşlasınlar.” Dedi
Sonra Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir leşin yanında geçti.
-“Bu leşi yiyin.” Buyurdu.
-“Leştir nasıl yeriz,” dediklerinde
Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Yediğiniz kardeşlrinizin eti bundan daha kötüdür. Günahı da bundan büyüktür.” Buyurdu.
Eshab-i Kiram birbirleriyle doğru görüşür ve gıybet etmezlerdi ve bunu en üst ibadetlerden bilirlerdi. Buna uymamayı ise munafıklık sayarlardı.
Katâde (radiyallah-u anh) buyuryor;
-“Kâbir azabı üç kısımdır; Üçte biri gıybet, üçte biri söz taşımak, üçte biri de elbisesini bevilden korumamaktır.”
İsa Aleyhis selam, havarileri ile ölü bir köpeğin yanından geçiyordu.
Havarileri;
-“Bu hayvan ne pis kokuyor.” Dediklerinde,
İsa Aleyhis Selam;
-“Onun o beyaz dişleri ne güzeldir.” Buyurdu.
Bununla onlara, neyi görürlerse, iyi taraflarını söylemelerini öğretti.
Bir domuz, İsa Aleyhis Selam’ın yanından geçti.
İsa Alayhis selam;
-“Salâmetle git.” Buyurdu.
Havarileri;
-“Ya Ruhullah! Domuza da böyle söylenir mi?” dediklerinde
İsa Aleyhis Sealam;
-“Dilimi iyilikten başka bir şeye alıştırmak istemiyorum.” Buyurdu.
Ali Bin Hüseyin (Radiyallah-u anh) gıybet eden birini gördüğünde,
-“Sus! Bu, Cehennem köpeklerinin yiyeceğidir.” Buyurdu.
Devam edecek…
Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Gıybet;
16 Kasım 2008beyaz su başı (Nusaybin)
Gıybet;
Bu da ekseriye dil ile olur. Allahu- Teâlâ (c.c.) nın korudukları hariç bundan kimse kurtulamaz. Çok büyük günahtır.
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Kur’an-i kerim’de bunu, ölü kardeşinin etini yemeye benzetiyor.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Gıybetten sakınınız; zira gıybet, zinadan daha şiddetlidir. Çünkü zina eden kimse tevbekâr olur, Allah da kendisini afveder. Fakat gıybet edilen, afvedinceye kadar, gıybet eden afv edilmez.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
-“Mi’raç gecesi bir gurup insanlar gördüm, tırnakları ile yüzlerinin etlerini kazırlardı. Bunlar kimdir? Dedim. İnsanları gıybet edenlerdir, dediler.”
Süleyman ibn Cabir (radiayallah-u Anh) anlatır;
Resulullah (Alayhis selam) a bana, beni koruyacak bir şey öğretiniz, dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Kendi kovandan başkasının kabına su doldurmak olsa bile iyi işi küçük görme, Müslüman kardeşine doğru ol, yanından kalkınca gıybet etme.” Buyurdu.
Allah-u Teâlâ Musa Alayhis selam’a vahiy gönderdi;
-“Gıybet edip tevbe etmeyen Cehenneme girenlerin birincisi olur. Tevbe edip de ölen ise Cennete girenlerin sonuncusu olur.”
Cabir (Radiyallahu anh) anlatır Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile seferde idik. İki kabre uğradı ve;
-“İkisi de azabtadır. Biri gıybet ettiği için, diğeri de elbisesini bevilden (sidikten) korumadığı için.” Buyurdu.
Sonra yaş bir dalı ikiye böldü, mezarların üzerine koydu. Ve;
-“Bu dallar yaş kaldıkları müddetçe bunların azabı hafifler.” Buyurdu
Devam edecek…
Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden ve Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Giybet ve koğuculuk- 3
09 Temmuz 2008Navale (Nusaybin)
Ebu Hüreyre (r.a.) der ki;
-“Sizler bir Müslüman kardeşinin gözündeki çöpü görür de, kendi gözündeki merteği görmez.(Din kardeşinin ufak tefek ayıplarını görür, fakat kendinde bulunan büyük ayıpları görmez.)”
Rivayet edilir ki;
-“Selman-i Farisi (r.a.) Hz. Ebubekir (r.a.) ve hz .Ömer (r.a.) le yolculuk yapıyor, Onlara yemek pişiriyordu. Bir yerde konakladılar. Selman (r.a.) onlara yemek yapmak için bir şey bulamadı.
Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) Selman (r.a.) ı yanında yiyecek bir şey varsa alıp gelmesi için Peygamber (a.s.v.) gönderdiler. Selman (r.a.) peygamberin (a.s.v.)ın yanında bir şey bulamadı, geri dönüp yanlarına geldi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) şöyle dediler:
-“Selman (r.a.) kuyunun başına gitse kuyu suyu kurur.”
Bunun üzerine Şu ayeti, celile geldi:
-“Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.” El hucurat: Ayet- 49/12
Kab (r.a.) der ki, ben bazı kitaplarda şöyle okudum:
-“Giybet’ten tevbe ederek ölen kimse, cennete en son giren kimse olacaktır. Giybet’ten tövbe etmeden ölen kimse ise, CEHENNEME İLK GİREN OLACAKTIR.”
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:
-“Arkadan çekişmeyi, yüze karşı (el, kaş ve göz işaretleriyle) eğlenmeyi ve ayıplamayı adet edinen her kişinin vay halına.” El Humeze ayet: 104/1
Resulullah(a.s.v.) buyuruyor:
-“Siz Giybetten kaçınınız. Çünkü, Giybet Zinadan daha kötüdür.”
Ashabi kiram (r.a.) sordular?
-“Giybet zinadan nasıl daha kötü olur?”
Resulullah (a.s.v.) buyurdular:
-“Zina eden adam, tevbe ederse, Allah(c.c.) tevbesini kabul edip onu afveder .(Buradakı zinadan maksat bekar kadınla yapılan zinadır.’mütercim’) Halbuki, giybet edeni, arkasından çekiştirdiği kimse afv etmeden, Allah (c.c.) afv etmez.
Giybet eden kimsenin, pişman olması ve Allah(c.c.) ın hakkından kurtulabilmek için tevbe etmesi, aynı zamanda arkasından çekiştirdiği kimsenin hakkında da kurtulabilmesi için onu HELLALLIĞINI alması vaciptir.
Mükaşefetil kulub (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Giybet denen bu kötü hastalıktan kurtulmayı nasıb eylesin. AMİN…….
Fuad Yusufoğlu
Giybet ve koğuculuk- 2
09 Temmuz 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Denilir ki:
-“Cenâb-ı Hak konuşan ve konuşmayan bütün mahlukâtı dilli olarak yarattı. Halbuki balığın yaradılışında dili yoktur.
-“Bunun hikmeti nedir?”
Cevab veriliyor:
-“Çünkü, Allah Teâlâ (c.c.) Âdem (a.s.)’ı yarattığı zaman meleklere;
Âdem (a.s.) e secde etmelerini emretti. Şeytan hariç bütün melekler, Âdem (a.s.) e secde ettiler. Allah (c.c.) şeytana la’net etti ve cennetten attı, şeklini değiştirdi,
Şeytan yeryüzüne indi. Hemen denizlere doğru yürüdü, şeytanı ilk gören balık oldu. Şeytan balığa Adem (a.s.) ın yaratıldığını ve onun deniz hayvanlarını avlayacağını bildirdi. Balık, bütün deniz hayvanlara Adem (a.s.) hakkında edindiğini ulaştırdı. Bunun için Allah (c.c.) onun dilini giderdi.
Ömer Bin Dinâr (r.a.)’dan rivayet edilmiştir:
Der ki:
-“Medine halkından birinin, bir kız kardeşi vardı. Medine’nin bir mahallesinde oturan bu kız kardeşi hastalandı. Kardeşi onun ziyaretine giderdi. Sonra bir gün kız kardeşi vefat etti.
Cenazesini kaldırıp kabre denettikten sonra ailesine döndü. Sonra yanında bulunduğu para cüzdanını kabre düşürdüğünü hatırladı.
Arkadaşlarından birini alıp kabre geldiler. Kabri açtılar para cüzdanını buldular,
Yanındaki arkadaşına:
-“Sen az çekil, ben ona bakayım, bakalım ne haldedir. Lahd’ın bir kısmını kaldırınca ne görsün, kabrin içi alev alev ateş olmuş.
Hemen anasının yanına gelerek kız kardeşinin dünyada iken neler yaptığını bildirmesini istedi.
Annesi şöyle cevap verdi:
-“O komşuların kapılarına gider, kulağını kapılarına koyup konuşmalarını dinlerdi. Sonra bunu ona, buna yaymaya çalışırdı.
Annesinin verdiği bilgiden koğuculuğun kabir azabına sebep olduğunu anladı. Kabir azabından kurtulmak isteyen onu bunu çekiştirmekten ve koğuculuk yapmaktan şiddetle kaçınsın.
Ebulleys el-buhari’den rivayet edilmiştir.
Ebulleys el-buhari hacca gitmek üzere evinden çıktığı vakit cebine iki dinar para koyar. Mekke yolunda gidip gelirken eğer birinin aleyhinde konuşursam bu iki dinarı tasadduk edeceğim diye yemin eder.
Mekke’ye gidip haccını yapıp evine döner. İki dinar halen cebindedir. Bu hususta kendisine soranlara şu cevabı verir:
-“Yüz defa zina yapmam, bir kere gıybet etmemden daha iyidir. “
Ebu hafs el-kebir de şöyle der:
-“Bir ramazan orucunu tutmamam, benim için birini gıybet etmekten daha iyidir.”
Sonra devamla şöyle dedi:
-“Kim, bir fıkıh bilginini çekiştirirse, kıyamet günü alnında –bu, Allahın, rahmetinden ümitsiz kalmıştır- yazılı olarak gelir.”
Enes bin Malik (r.a.) rivayet ediyor:
Resülullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
-“Mi’rac gecesindeki yolculuğumda, bir kısım insanlara uğradım. Onlar yüzlerini tırnaklarıyla tırmalıyorlar ve pislik yiyiyorlardı. Cebrail a.s.)’ a:
-“Bunlar kim diye sordum.”
Cebrail (a.s.) dedi ki:
-“ Bunlar dünyada gıybet ederek insanların etini yiyenlerdir.”
Ebu Hureyre (r.a.) der ki:
Devam edecek….
Kalblerin keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri giybet’ten kaçınan ve giybet yapmayan kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Giybet ve koğuculuk
09 Temmuz 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Ey okuyucu; Bil ki,
Allah-u Teala (c.c.) kitabi Kur’an-i Kerim’de gıybetin kötülüğünü kesinlikle beyân buyurmuş ve gıybet edeni ölü etini yiyene benzetmiştir.
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki:
-“Kiminiz de kiminizin arkasından çekiştirmesin. Sizden her hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.”
Resûl-ü Ekrem (s.a.v.) buyuruyor ki:
-”Her müslümanın
Kanı
Malı
Irzı ve namusu diğer, müslümanlara haramdır.”
-“Gıybetten sakının. Gıybet zinâdan daha kötüdür. Kişi zinâ yapar ve tevbe eder. Allah’da (c.c.) onun tevbesini kabûl buyurur. Fakat gıybet edeni affetmez. Onu ancak çekiştirdiği kimse affettiği vakit affeder.”
-“Gıybet eden kimse, bir yere mancınık dikip, onunla sağa sola taş atana benzer. Gıybet ettikçe güzel amellerini sağa sola savurmuş olur.”
-“Kim Müslüman kardeşini lekelemek için çekiştirirse, Allah (c.c.) onu kıyamet günü Cehennem köprüsü üzerine durdurur. Söylediklerini çıkarmadıkça orada durur. Gıybet Müslüman kardeşini hoşlanmadığı şeyle zikretmektir.”
Yani:
Müslüman kardeşini, bedeninin, soyunun- sopunun veya işi, sözü dini veya dünyası hatta elbisesi ve birinin noksanlarını zikretmenle onu gıybet etmiş olursun.
Mütakaddimin ulemâsından bazıları derler ki:
-“Eğer felanın elbisesi çok uzundur veya çok kısadır dersen bu sözün gıybettir. Onun kendisinde bulunmasını hoşlanmadığı şeyleri zikretmen nasıl gıybet olmaz.
Rivâyet olunur ki, boyu kısa olan bir kadın bazı ihtiyacı için Peygamberimiz (s.a.v.) ‘in yanına gider. Kadın dışarı çıktığı zaman
Hz. Aişe (r.a.);
-“Ne kadar kısa kadın.” der.
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) buyurur:
-“Ey Aişe, onu gıybet ettin. Gıybetten kaçının. Zîra onda üç âfet vardır:
1- Gıybet edenin duası kabûl olmaz.
2- Güzel amelleri kabûl olmaz.
3- Gıybet edenin üzerinde günahlar birikir.”
Resûlullah (s.a.v.) bir kimseden diğerine söz götürmenin kötülüğü hakkında şöyle buyurmuşlardır:
-“Kıyamet günü insanların en kötüsü iki yüzlü olandır. Nemam (ondan ona söz taşıyan) öyle kimsedir ki, buna gelir başka türlü şeyler söyler, ona gider başka türlü söyler.”
Dünyada iki yüzlü olan kimsenin kıyamet günü ateşten iki dili olur.
Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor:
-“Ondan ona söz götüren kimse Cennete girmez.”
Denilir ki:
-“Cenâb-ı Hak konuşan ve konuşmayan bütün mahlukâti dilli olarak yarattı. Halbukki balığın yaradılışında dili yoktur.
-“Bunun hikmeti nedir?”
Cevab veriliyor:
-“Çünkü, Allah Teâlâ (c.c.) Âdem (a.s.)’ı yarattığı zaman meleklere,
Devam edecek….
Kalblerin keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Giybet denen büyük beladen kaçınan kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu




