‘mucahede’ Kategorisi için Arşiv

dsc00078-fuadyusufoglu-cag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)

İbni Mesud (r.a.) der ki;

-“Resulüllah (s.a.v.) bir gün bize bir çizgi çizdiler.”

Ve:

-”Bu Allah(c.c.) ın yoludur.”buyurdular.

Sonra o çizginin sağından, solundan bir çok çizgiler çizdiler.

Ve sonra:

-”Bu öyle yollardır ki, onların her birinde, oraya çağıran Şeytan(Aleyhill’anet) vardır.” Buyurdular.

Sonra şu ayeti kerimeyi okudular:

-“Şübhesiz ki (emrettiğim) bu (yol) benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun. (başka aykırı) yollara tabi olmayın. Sonra sizi O’nun
(Allah)ın yolundan ayırır. İşte (Allah) size bunları emretti ki (kötülükten) sakınasınız.” El-En’am suresi ayet :6/153.

Biz şeytan (Aleyhill’anet) ı, Şeytanın kapalı yollarını zikrettik ki o, bu yollara alimleri ve abidleri, şehevi isteklerine hakim olup açık günahlardan kendilerini alıkoyanları aldatır. Şimdi ise, Şeytan (aleyhill’anet) ın açık öyle bir yoluna misal verelim ki, her Ademoğlunun ona maruz kaldığı aşikardır.

Resulüllah (a.s.v.) rivayet edilir ki;

-“İsrail oğulları içinde bir rahip vardı. Şeytan bir kıza musallat olarak onun boğazını sıktı. Ve kız bu sebeple hastalandı.

Bu sefer kızın ailesinin kalbine onun ilacı ancak felan rahibin yanındadır. Bu kızı ancak o Tedavi eder. Diye vesvese verdi. Ailesi kızı rahibe götürdüler.

Rahib her ne kadar kızı kabul etmedi ise de, ısrar edilince rahip kızı kabul etti. Kız rahibin yanında tedavi için bulunurken, şeytan (aleyhill’anet) rahibe gelip onunla cinsi münasebette bulunmasını temin için rahibe vesvese verdi.

Şeytan (aleyhill’anet) öyle devamlı olarak rahibe vesvese verdi ki , kızla temasta bulunmasını sağladı. Kız Rahipten hamile kaldı. Bu sefer rahibe şöyle vesvese verdi:

-“Senin bunu öldürmen lazım. Çünkü eğer öldürmezsen yarın iş meydana çıkar rezil olursun. Sen bunu öldür. Eğer ailesi sorarsa öldü dersin.”

Şeytan (aleyhill’anet) ın vesvesesi üzerine rahip kızı öldürdü. ve bir yere defn etti. Sonra Şeytan (aleyhill’anet) kızın ailesine geldi. Onlara vesvese verdi. Ve onların kalblerine, rahibin kızı gebe bırakıp öldürdüğünü ve onu defn ettiğini hisettirdi.

Kızın ailesi rahibe gelip kızı sordular.

Rahib ailesine:

-“Kız öldü.” Diye cevab verdi.

Bunun üzerrine kızın ailesi rahibi yakalayıp öldürmek istediler. Tam bu sırada Şeytan (aleyhill’anet) rahibe gelerek şöyle dedi:

-“Kızı hasta yapan ve ailesinin kalbine sana tedavi için gelmelerini hisettiren benim. Sen bana itaat et kurtulursun. Seni onların elinden ben kurtarırım.”

Rahip:

-“Ben sana ne ile itaat edeyim.” Deyince

Şeytan (aleyhill’anet):

-“Bana iki kere secde et.” Dedi.

Bunun üzerine rahip şeytana iki defa secde etti. Sonra Şeytan rahibe şöyle dedi:

-“Ben senden uzağım, benim seninle hiç bir ilgim yoktur.”dedi.

Bu hususu Cenab-i Hak şu ayeti kerime ile beyan buyuruyor:

-“(Yahudileri muharebeye teşvik eden münafıkların hali de) şeytanın hali gibidir. Çünkü (şeytan) insana “küfret”der de o küfredince: ”ben hakıkaten senden uzağım. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah’dan korkarım.”der. El Haşr suresi Ayet 59/16

Rivayet edilir ki;

İsa (aleyhisselam) a, şeytan (aleyhill’anet) insan suretinde görülerek ona:
-“Lailahe illallah”de dedi.

İsa (Aleyhis selam):

-“O hak kelimedir. Ancak senin sözünle söylemem.” Diye cevab verdi.

Çünkü; şeytan (aleyhill’net) hayır ile şeri karıştırmak için böyle karıştırmalar yapar sureti haktan gözükür. Nitekim kötülükleri nehy etmek suretiyle şerleri karıştırır. Bununla abidleri, zahidleri, zenginleri ve halk sınıfını HELAK EDER. Allah (c.c.) ın korudukları hariç.

Allahım! Bizi Şeytan (aleyhill’anet) ın vesvesesinden koru. Ta ki sana hidayete ermiş kişiler olarak gelelim. (Amin.)

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Şeytan (aleyhill’anet) ın şerinden, insanlara verdiği vesvesesinden muhafeze eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc09763-fuadyusufoglu-cag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ barajı (Mesire yeri)

Adamın biri Hasan Basri (r.a.) ye şöyle der:

-“Şeytan (aleyhill’net ) uyurmu?.”

Hasan Basri (r.a.) gülümsedi ve şöyle cevap verdi.

-“Eğer o (şeytan) uyusaydı, biz rahat ederdik.

Adam:

-“Öyle ise Mü’min için Şeytan (aleyhill’anet) dan kurtuluş yoktur.”

Hasan Basri (r.a.):

-“Evet .” dedi. Mü’min için yalnız onu defetmek ve kuvvet Te’sirini zayıflatmak vardır.”

Resulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki;

-“Sizden biriniz, yolculuğunda devesini ittiği gibi şeytan (aleyhill’anet) ı da iter.”

İbni Mes’ud (r.a.) der ki;

-“Mü’minin şeytan (aleyhill’net) ı defedilmiştir.”

Kays bin Haccac (r.a.) şöyle der:

-“Şeytanım bana :”Sana bir azgın deve gibi girdim. Şimdi ise ben bir serçe kuşu gibiyim” dedi.

Ben :

-“Niçin?”dedim.

Dedi  ki;

-“Allah-u Teala (c.c.) zikriyle, beni erittin.”dedi.

Ehli Takva, Şeytan (aleyhill’net) nın kapılarını (vesveseyi) kapamak bekçilik yapmak üzere o kapıları muhafeze ederler.

Bunlardan maksadımız zahiri isnatlara vesile olan açık seçik yolları ve kapıları kasdediyorum. Çünkü; EHL-İ TAKVA Şeytan (aleyhill’anet) in görünmeyen yollarına muttali olurlar. Fakat ona ulaşamazlar. Bunun için bekçilik ederler.

Çünkü Şeytan (aleyhill’anet) ın kalbe açık olan kapıları pek çoktur. Meleklerin kapısı ise bir kapıdır. Bu bir kapı, diğer çok olan kapılara karışıp ayırt edilemez.

Kul gece karanlığında çıkış yerleri bilinmeyen çok yollu çölde kalan bir yolcu gibidir. Yolu ancak gören bir göz ve aydınlatıcı bir güneşin doğmasiyle bilir. Burada, gören gözden maksat TAKVA İLE TEMİZLENMİŞ KALBDİR.

Aydınlatıcı güneşten murad ise, Allah (c.c.)ın kitabı (kur’an) ve Resulüllah (a.s.v.) ın sünnetinden elde edilen ve onunla kapalı yollara ulaşılan İLİMDİR. Yoksa onun yolları pek çoktur ve kapalıdır.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) der ki;

-“Resulüllah (a.s.v.) bir gün bize bir cizgi cizdiler. Ve ”Bu Allah (c.c.)yoludur.” Buyurdular. Sonra O çızginin sağından, solundan bir çok çizgiler …

Devam edecek…..

Kalblerin keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Şeytan (aleyhill’anet) ın şerrinden muhafeze eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc08238-girnavas-cin-tepesi-nusaybin.JPG Girnavas (Cin tepesi) Allah’u Teala (c.c.) buyuruyor ki: -“De ki ‘Allah’a ve peygambere iman edin’ Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz ki, Allah da o imansızları sevmez.”Ali-İmran 3/32 Yani: Allah (c.c.), kendisine ve peygamberine itaat etmekten, yüz çeviren imansızleri afvetmez. Onların tövbelerini kabul etmez. Küfreden ve kibirlenmesinden dolayı Şeytan (Aleyhill’anet)ı afvetmediği gibi. Adem (a.s.) ı afvedip tövbesini kabul buyurdu. Çünkü: Adem (a.s.) günahını itiraf etmiş, pişman olup kendini kötülemişti. Adem (a.s.) ın işlediği şey her ne kadar hakkıkatta günah değilse de; -“Çünkü Peygamberler ma’sumdurlar, onlardan günah asla sudur etmez. Doğru olan görüşe göre Peygamberler ne nübüvetten önce ve ne de nübüvvetten sonra günah işlemezler. Fakat görünürde günah suretinde olur. Bunun için Adem (a.s.) ve Havva (r.a.) beraberce şöyle dua ettiler: -“(Adem ile Havva) dediler ki: Ey Rabbımız, kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz, bizi esirgemezsen her halde zarara uğrayanlardan olacağız.”El-A’raf-7/23 Adem (a.s.) günahına pişman oldu. Sur’atle tevbe etti.Allah-u Teala’nın: -“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin” Ez-Zümer-39/53 buyurduğu gibi Allah (c.c.) ın rahmetinden ümidini kesmedi. Şeytan (aleyhill’anet) ise, günahını itiraf edip, Pişman olmadı. Kendi nefsini kötülemedi ve Allah (c.c.) ın rahmetinden ümidini kesti. Kibirlendi, sur’atla tevbe etmedi. İBLİS gibi hakaret edenin tevbesi kabul olunmaz. Kimin halı Adem (a.s.) ın halı gibi olursa onun tevbesi kabul olur. Çünkü Şehevi isteklerinden ileri gelen her günahın tevbesi kabul olunması ümid edilir. Kibiren ileri gelen her günahın tevbesi ise kabul olunması ümid edilmez. Adem (a.s.) günahı şehevi arzu ve isteklerden ileri gelmiştir. Şeytanın günahı ise KİBİRDEN ileri gelmiştir. Rivayet edilir ki, İblis Musa (a.s.) gelerek şöyle der: -“Allah (c.c.) seni seçerek Peygamber yaptı ve seninle konuştu.” Musa (a.s.): -“Evet, ne istiyorsun ,ey kişi ve sen kimsin?” Şeytan (Aleyhil’lanet): “Ey Musa (a.s.) Rabbına ‘Yarattıklarından birisi sana tövbe etmek istiyor ‘ diye söyle” Bunun üzerine Allah (c.c.) Musa (a.s.) a vahy eder ve şöyle buyurur: -“Ey Musa Ona ‘ben dilediğini kabul ettim’de. Ey Musa (a.s.) Adem (a.s.) kabrina secde etmesini emret. Eğer onun kabrina secde ederse ben onun tevbesini kabul eder, onu bağışlarım” Allah (c.c.) ın bu emrini Musa Aleyhisselam şeytan (Aleyhil’lanet) a bildirir. FAKAT şeytan (aleyhil’lanet ) öfkelenerek kibirlenir ve Musa (a.s.) şöyle der: -“Ey Musa: ben ona cennete secde etmedim. O diri iken secde etmedim, Ölü olduğu halde ben ona nasıl secde ederim.” Rivayet edilir ki; Cehennemde şeytanın azabı şiddetlenince ona şöyle denir: -“Allah (c.c.) ın azabını nasıl buldun?” Şeytan (Alayhil’lanet): -“Çok şiddetli “der. Kendisine denilir: -“Adem (Aleyhisselam) cennet bahçelerindedir. Ona secde et,Ta ki bağışlanasın.” Şeytan Adem (a.s.) a secde etmekten kaçınır. Bunun üzerine cehennem ehlinin çektiği azabın yetmiş bin kat fazlası kadar ona azap verilip azabı şiddetlidir. Şöyle bir hadis rivayet edilir: -“Allah (c.c.) her yüz bin senede bir şeytanı cehenemden çıkarır. Adem (a.s.) ı da cennetten çıkarır. Şeytan (Aleyhil’lanet) a: Adem (a.s.) a Secde etmesini emreder. Şeytan Adem (a.s.) secde etmekten kaçınır. Etmez. Bunun üzerine Allah(c.c.) onu tekrar cehenneme sokar. Ey Kardeşlerim: Şeytanın şerinden kurtulmak isterseniz Allah (c.c.) a sığının ve O’ndan yardım taleb edin. Kiyamet olduğu zaman, ateşten bir kürsü yapılır. Şeytan (aleyhil’lanet) kürsünün üzerine oturur. Şeytanlar ve bütün kafirler etrafında toplanırlar. Eşşeğin anırması gibi sesi olan şeytan (Aleyhil’lanet) şöyle der: -“Ey cehennem halkı bugün Rabinızın Va’dını nasıl buldunuz? Topluluk: -“Hak ve gerçek “derler. Sonra iblis: -“İşte bugün rahmetten ümidimi kestiğim gündür” der. Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali) Allah’u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Şeytan( Aleyhil’lanet) Şerrinden MUHAFEZE eylesin. AMİN…. Fuad Yusufoğlu

dsc00009-fuadyusufoglu-cag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Nefse ceza vermek;

Tamim’i Dari (r.a.) bir defa uykuya dalıp yatsı namazını kaçırmıştı. Nefsine ceza olarak bir sene uyumamaya ahd etti.

Talha (r.a.) anlatır:

-“Birisi soyunmuş kızgın kumlar üzerinde dönüyor ve “Ey murdar sabaha kadar geceyi boş geçirdin senin elinden ne zaman kurtulacağım.” Diyordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) oradan geçiyordu:

-“Niçin böyle yapıyorsun?” buyurunca:

Adam:

-“Nefsim bana hakim olmak istiyor.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Gök kapıları senin için açıldı. Allahu Teâlâ, melekler seninle övünüyor.”

Sonra eshabına:

-“Gidin nasibinizi ondan alın.” Buyurdu.

Hepsi gidip;

-“Bize dua edin efendim.” Dediler.

Adam hepsine tek tek dua eyledi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem):

-“Hepsine birden dua eyle.” Buyurdu.

Adam:

-“Yarabbi onların azığını Takva eyle ve hepsini doğru yolda bulundur.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) da :

-“Ya Rabbi onu tasdik eyle, yanı diline daha iyi dua ihsan et.” Diye dua edince,

Adam:

-“Ya Rabbi hepsinin yerini cennet eyle.” Dedi.

Ahnef bin Kays (r.a.) gece kandili eline alır parmağını aleve tutar ve;

-“Falan gün niçin öyle yaptın, filan şeyi niçin yedin.” Derdi.

Dinini kayıran büyükler böyle yapmışlar.

Mucahede:

Bazıları nefisleri gevşeklik ve kabahat yapınca ceza olarak çok ibadet ederlerdi.

Abdullah bin Ömer (r.a.) bir namazda cemaata yetişmesydi o gece uyumazdı.

Abdullah bin Ömer (r.a.) bir gün hava kararıp iki yıldız görününceye kadar akşam namazını geciktirmişti. Namazı bu kadar gecıktirdiği için iki köle azad eyledi.

Böyle yapanlar çoktur.

Nefsine ibadetleri seve seve yaptırmayan kimseye en iyi ilaç çok ve seve seve ibadet eden kimsenin yanında bulunmaktır. Onun ibadetleri zevkle yaptığını görünce kendi de alışır.

Birisi diyor ki;

-“İbadet yapmak için nefsime tembellik gördüğüm zaman Muhammed bin Vasi (r.a.) in zevkle ibadetine bakıyor. Bu sebeple nefsimin bir hafta içinde, ibadetleri seve seve yaptığını görüyorum

Bilgili, akıllı ve ihlaslı böyle bir Allah adamını bulamiyanlar Allah adamlarının, Salih insanların hayatını okumalıdırler.

Bir kimse Davud el Tai (r.a.) hazretlerine:

-“Evinizin çatısının direği kırılmış.” Deyince

Davu El Tai (r.a.);

-“Yirmi senedir buradayım bir kere ona bakmış değilim.” Dedi.

Ahmed bin Zerrin (r.a.) sabahtan ikindi namazına kadar oturur bir tarafa bakmazdı.

Sebebini sorduklarında:

-“Allah-u Teala gözleri dünyadaki intizama, zerreden göklere kadar her şeydeki inceliklere, ve onun kudret ve azamatine, ibret ile bakmak için yarattı. İbret almadan bakana bir hata yazılır .” dedi.

Ebu Derda (r.a.) diyor ki;

-“DÜNYADA ÜÇ ŞEY İÇİN YAŞAMAK İSTERİM.

-“Uzun gecelerde namaz kılmak için,
-“Uzun günlerde oruç tutmak için,
-“Sözleri kalblere deva olan Salih kimselerin yanında oturmak için.”

Aklama bin Kays (r.a.) a ;

-“Nefsine neden bu kadar azap ediyordun ?” diye sorduklarında;

Aklama bin Kays (r.a.);

-“Onu çok sevdiğim için, onu cehennemden korumak için.” Derdi.

-“Sana bu kadar sıkıntı emrlolunmadı? Dediklerinde;

Aklama bin Kays (r.a.);

-“Yarın başını dövüp, niçin yapmadın dememek için. Elimden geldiği kadar yapıyorum.” Cevabını verirdi.

Cüneyd El Bağdadi (r.a.) buyurdu ki;

-“Sırrı el sakatı (r.a.) den acayip kimse görmedim. Doksan sekiz sene yaşadı, ölüm zamanı hariç hiç kimse sırtını yere koyduğunu görmedi.

Süfyan-e Servi (r.a.) diyor ki;

-“Bir gece Rabia-tül Adaviye (r.a.) da misafir kaldım. Namaza durup sabaha kadar namaz kıldı. Bende bir odada sabaha kadar namaz kıldım.”

Kendisine:

-“Sabaha kadar namaz kılmamızın şükrünü ne ile yapalım deyince.”

Rabia-tül Adaviye (r.a.) da;

-“Yarın o’nun için oruc tutmak olacak.” Dedi.

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri; bizleri ve sizleri bu mubarek veli zatların yüzü suyu hurmetine, afv eylesin. İbadetlerimizi zevk ile yapmayı ihsan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu