‘Riyazus-Salihin. Tevbe’ Kategorisi için Arşiv
-Riyazsu-Salihin: Hadis- 24.
04 Eylül 2008Sultan Ahmed cami-i çıkışı (İstanbul)
Hadis:24
24- وَعَنْ أبي هريرة رَضِي اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ : « يَضْحكُ اللَّهُ سبْحَانُه وتَعَالَى إِلَى رَجُلَيْنِ يقْتُلُ أحدُهُمَا الآخَرَ يدْخُلاَنِ الجَنَّة ، يُقَاتِلُ هَذَا في سبيلِ اللَّهِ فيُقْتل ، ثُمَّ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَى الْقَاتِلِ فَيسْلِمُ فيستشهدُ » مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
HADİS: 24
Ebû Hüreyre radiyallah-u anh’den rivayet edildiğine göre, peygamber Aleyhis-selam şöyle buyurmuştur;
“Allahu Teâla, biri diğerini öldüren iki kişiden razı oldu; ikisi de Cennet’e girer. Bunlardan biri; Allah yolunda savaşırken diğeri tarafından şehid edilir. Katil olan diğeri de sonradan tevbe eder, Müslüman olur; o da Allah yolunda savaşırken şehid düşer.
(Hadisi, Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)
-Riyazus-Salihin: Hadis- 23.
03 Eylül 2008Sultan Ahmed Cami-i (İstanbul)
Hadis:23-
23- وَعَنِ ابْنِ عَبَّاس وأنس بن مالك رَضِي الله عنْهُم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ : « لَوْ أَنَّ لابْنِ آدَمَ وَادِياً مِنْ ذَهَبِ أَحَبَّ أَنْ يَكُونَ لَهُ وادِيانِ ، وَلَنْ يَمْلأَ فَاهُ إِلاَّ التُّرَابُ ، وَيَتُوب اللَّهُ عَلَى مَنْ تَابَ » مُتَّفَقٌ عَليْهِ .
HADİS: 23
İbni Abbas ve Enes b. Mâlik radiyallah-u anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir;
-“Âdem oğlunun bir dere altunu olsa ikincisini ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Allah (c.c.) tevbe edenin tevbesini kabûl eder.”
(Hadisi, Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)
-Riyazsu-Salihin: Hadis - 22
02 Eylül 2008Sultan Ahmed cami-i (İstanbul)
HADİS - 22
22- وَعَنْ أبي نُجَيْد بِضَم النُّونِ وَفَتْح الْجيِمِ عِمْرانَ بْنِ الحُصيْنِ الخُزاعيِّ رَضِي اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ امْرأَةً مِنْ جُهينةَ أَتَت رَسُولَ الله صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وَهِيَ حُبْلَى مِنَ الزِّنَا ، فقَالَتْ : يَا رسول الله أَصَبْتُ حَدّاً فأَقِمْهُ عَلَيَّ ، فَدَعَا نَبِيُّ الله صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وَليَّهَا فَقَالَ : أَحْسِنْ إِليْهَا ، فَإِذَا وَضَعَتْ فَأْتِنِي فَفَعَلَ فَأَمَرَ بِهَا نَبِيُّ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، فَشُدَّتْ عَلَيْهَا ثِيَابُها ، ثُمَّ أَمَرَ بِهَا فرُجِمتْ ، ثُمَّ صلَّى عَلَيْهَا . فَقَالَ لَهُ عُمَرُ : تُصَلِّي عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَقَدْ زَنَتْ ، قَالَ : لَقَدْ تَابَتْ تَوْبةً لَوْ قُسِمَتْ بَيْن سبْعِينَ مِنْ أَهْلِ المدِينَةِ لوسعتهُمْ وَهَلْ وَجَدْتَ أَفْضَلَ مِنْ أَنْ جَادَتْ بِنفْسهَا للَّهِ عَزَّ وجَل؟،» رواه مسلم .
HADİS-22:
Ebu Nüceyd İmran b. El Hüseyn el- Huzâi radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre; Zinadan gebe kalan, Cüheyne kabilesinden bir kadın Peygamber aleyhis-selama’a geldi ve;
-“Yâ Resûla’llah, haddi gerektiren iş yaptım, bana had icra et.” Dedi
Bunun üzerine Peygamber Alayhis-selam emir verdi. Kadının elbisesi sımsıkı iliklendi. Sonra Peygamber aleyhis-selam’ın emriyle kadın taşlandı. Peygamber Efendimiz Aleyhis-selam de namazını kıldı.
Bunun üzerine Ömer radiyallahu anhu;
-“Ya Resûla’llah bu kadına namaz kıldın, halbuki o zina etmişti.” Dedi,
Resûl-i Ekrem Sallallahu aleyhi ve selem şöyle cevab verdi;
-“O kadın öyle bir tevbe etmiştir ki, Medine halkından 70 kişiye taksim edilseydi, hepsine bol bol yeterdi. Allah için canını vermesinden daha hayırlısını biliyormusun?”
(Hadisi, Müslim rivayet etmiştir.)
-Riyazus-Salihin 21: (Onuncu bölüm)
17 Ağustos 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Hadis 21 (Onuncu bölüm)
Kâ’b (r.a.) şöyle devam etti;
-“Allah’a yemin ederim ki, Cenabi hâk beni, İlam nimetine mazhar ettikten sonra Peygamber Aleyhis-selam huzurunda doğru söylemekliğimden, yalan söyleyip helak olanlar durumuna düşmemekliğimden daha büyük bir nimeti bana vermedi,
Vahiy nazil olduğu zaman da Allah-u Teâla, yalan söyleyenler hakkında, kimseye söylemediği ağır sözü söyledi.
Ve (c.c.) şöyle buyurdu
-“Onların yanlarına döndüğünüzde kendilerine ilişmemek için size Allah adı ile yemin ederler. Onlardan yüz çevirin. Zira onlar MURDARDIRLAR. Yaptıklarının cezası olmak üzere varacakları yer de Cehennemdir. Onlara razı olmanız için size yemin ederler. Lâkin, siz razı olsanız da Allah-u Teâla fâsık kavimden razı olmaz.”
Kâ’b (r.a.) sözlerini şöyle bitirdi:
-“Biz üçümüz o kimselerden geriye bırakılmıştık ki, onlar yemin ettiklerinde Peygamber Aleyhis-selam onların yeminlerini kabûl ve onlarla bîat ve onlar için istiğfar etti ve bizim işimizi geri bıraktı ve nihayet Allah-u Teâla bu hususta yukaride söylendiği veçhile hüküm verdi.”
-“Allah’ın zikrettiği bu ayrılıştan maksat, bizim gazâdan geri kalmaklığımız değil, belki Peygamber Aleyhis-selam’ın kendisine yemin edip îtizâr ettiklerine özürlerini kabul ettiği kimselerin işlerinde bizim işimizi ayırıp geriye bırakmasıdır.”
(Hadisi, Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)
Diğer bir rivayette;
-“Peygamber Aleyhis-selam Tebük gazvesinde Perşembe günü çıktı. Yola Perşembe günü çıkmayı severdi.”
Başka bir rivayette de;
-“Ancak gündüzün, kuşluk vakti seferden evine dönerdi. Seferden döndüğünde ilk önce Mescid’e uğrar ve iki rek’at namaz kılar, sonra orada otururdu.” Denilmektedir.
-Riyazus-Salihin: Hadis- 21: (Dokuzuncü bölüm)
14 Ağustos 2008Kasyane Navale sipi (Nusaybin)
Hais 21 (Dokuzuncu bölüm)
Resûl-i Ekrem (a.s.v.) in önünde oturduğumda;
-“Yâ Resûlâ’llah! Tövbemi tamamlamak için bütün malımı Allah ve Resûlü uğrunda tasadduk edeceğim.” Dedim.
Peygamber Aleyhis-selam;
-“Malından bir kısmını elinde bırakman senin için daha hayırlıdır.” Dedi.
Ben de;
-“Hayber’deki hissemi elimde bırakıyorum yâ Resûlâ’llah! Allah beni ancak doğruyu söylemek sayesinde kurtardı. Hayatta kaldığım müddet ancak doğruyu söylemek de tövbemin tamamıdır.” Dedim.
-”Allah’a kasem ederim ki, Peygamber aleyhis-selam’ın bu sözleri söylediğim gündenberi doğru sözlülük yüzünden Allah-u Teâla’nın, kimseyi benden daha güzel sûrette mukâfatlandırdığını bilmiyorum.”
-“Yine Allah’a kasem ederim ki, Peygamber aleyhis-selam’a bu sözleri söylediğim günden bu güne kadar, bilerek, hiç yalan söylemedim, kalan ömrümde de Allahû Teâla’nın beni yalandan koruyacağını umarım.”
Kâ’b devamla şöyle dedi;
-“Bunun üzerine Canâb-ı Hâk ;
-“1- And olsun ki, Allah, peygamberini (muharebelerden geri kalmak isteğenlere izin verdiğinden dolayı afvettiği gibi), bir kısmının kalpleri kaymak Üzere iken, sıkıntılı zamanda Ona uyan Muhacirlerle, Ensarın Tevbelerini kabul etti. Çünkü Allah çok şefkatli, çok merhametlidir.”
-“2- Bütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek, nefisleri kendilerini sıkıştırıp, Allah’dan başka sığınılacak kimse olmadığını anlayan savaştan geri kalmış üç kişinin tevbesini de kabul etti. Eski hallerine dönmeleri için Allah onların tevbelerini kabul etti. Muhakkak ki, Allah tevbeleri çok çok kabul edenve merhameti sonsuz olandır. Ey iman edenler! Allah’ın azabından korkun, doğrularla beraber olun.” Tevbe suresi ayet 117-119. mealındeki ayetleri inzal buyurdu.
Kâ’b şöyle devam etti;
-“Allah’a yemin ederim ki, Cenabi hâk beni, İlam nimetine mazhar ettikten sonra Peygamber Aleyhis-selam huzurunda doğru söylemekliğimden, yalan söyleyip helak olanlar durumuna düşmemekliğimden daha büyük bir nimeti bana vermedi,
Devam edecek
-Riyazus-Salihin Hadis 21: (Sekizinci bölüm)
13 Ağustos 2008Geliye Şame mevki-i (Navale)
Hadis: 21…(Sekizinci bölüm)
En yüksek sesi ile;
-“Ey M’alik’in oğlu Kâ’b, Müjde… Müjde.” Diyordu.
-“Bunu üzerine kurtuluş günü geldiğini anladım ve secdeye kapandım.
Peygamber Aleyhs-selam, sabah namazını kılınca tevbemizin Allah (c.c.) tarafından kabûl edildiğini halka ilan etti.
Peygamber Aleyhis-selam sabah namazını kılınca tevbemizin Allah (c.c.) tarafından kabul edildiğini halka ilan etti.
Bunun üzerine ahâli müjdeli haberle bize koştular. İki arkadaşıma da müjdeciler gitti. Biri bana atla koştu. Eslem’den bir adam da benim tarafıma yaya koştu ve (adi geçen) dağa çıktı; bunun sesi atlıdan evvel bana ulaştı.
Sesini işittiğim adam gelip beni müjdeleyince, sırtımdaki iki elbiseyi de çıkardım; Müjdesine karşılık olarak ona giydirdim.
Allah’a yemin ederim ki, o gün de bunlardan başka elbisem yoktu. Emanet iki elbise alıp onları giydim.
Peygamber aleyhis-selam’ı görmek maksadı ile yola düştüm. Ahâli bölük bölük beni karşılıyorlar; tövbemin kabulünü tebrik ediyorlar ve ;
-“Allahın affı sana kutlu olsun.” Diyorlardı.
Mescide girdim. Peygamber aleyhis-selam ahâlinin ortasında oturuyordu. Talha b. Übeydullah radiyallahu anhu kalktı ve koşarak gelip elimi sıktı, beni kutladı.
-“Allah’a kasem ederim ki, Muhacirlerden Talha (r.a.) dan başkası kalkmadı.”
Kâ’b (r.a.) Talha (r.a.) nın bu nezaketini hiç unutmazdı.
Sözlerine şöyle devam etti;
-“Peygamber Aleyhis-selam’a selam verdiğimde sevincinden yüzü parlayarak şöyle buyurdu;
-“Annen seni doğurduğundenberi üzerinden geçen günlerin en hayırlısı ile müjdelerim.”
-“Ya Resûlâ’llah! Sizin tarafınızdan mı, yoksa Allah tarafından mı?” dedim.
Resûlullah Aleyhis-selam ;
-“ Benim Tarafımdan değil, Azîz ve Celîl olan Allah katından.” Dedi.
Sevindiği zaman Peygamber Aleyhis-selan’ın yüzü daha da nurlanır, hatta ay parçası gibi olurdu. Sevindiğini bundan anlardık.
Resûl-i Ekrem (a.s.v.) in önünde oturduğumda;
-“Yâ Resûlâ’llah! Tövbemi tamamlamak için bütün nmalımı Allah ve Resûlü uğrunda tasadduk edeceğim.” Dedim
Devam edecek
-Riyazus-Salihin-:Hadis-21 (Yedinci bölüm)
12 Ağustos 2008Beyaz suyun çıktığı yer (Nevale sipi) Nusaybin
Hadis: 21…(Yedinci Bölüm)
-“Resûl-i Ekrem Aleyhis-selam size zevcenizden ayrı oturmanızı emrediyor.” Dedi.
Bunun üzerine;
-“Ne yapacağım, onu boşayacakmıyım?” dedim.
-“Hayır, ondan ayrı oturacaksın, ona yaklaşmıyacaksın.” Dedi.
-“Peygamber aleyhis-selam iki arkadaşıma da aynı emri gönderdi. Bunun üzerine refîkama, annesi ve babası yanına gitmesini söyledim ve:
-“Allah (c.c.) bu iş hakkında hüküm verinceye kadar onların yanında otur.” Dedim.
Hilâl b. Ümeyye’nin refîkası Peygamber aleyhis-selam’a geldi ve;”
-“Ya Resûlâllah! Hilal b. Ümeyye yıpranmış bir ihtiyardır. Hizmetçisi de yoktur Ona hizmet etmeme darılmaz mısınız?” dedi
Peygamber Aleyhis-selam:
-“Hayır darılmam, lâkin sana yaklaşmasın.” Dedi.
Kadın şöyle cevap verdi;
-“Va’llahi onun kımıldayacak hâli yoktur. Allah’a kasem ederim ki, başına gelen o vak’adan beri bu güne kadar durmadan ağlıyor.” Dedi.
Kâ’b (r.a.) şöyle devam etti:
-“Ailemden bazıları, Refikan için, Peygamber Aleyhis-selam’dan izin isteseydin olmaz mı? Hilal b. Ümeyye‘ye hizmet etmesi için onun zevcesine izin vermiştir. Sende zevcen hakkında Resûlullah aleyhis-selam’dan izin isteseydin.” Dediler.
-“Ben gencim, bu halimle onun hakkında izin istersem Peygamber Aleyhis-selam bilmiyorum ki, bana ne der.” Dedim.
-“Bu hal üzere on gün kaldım; ahâlinin bizimle konuşmaları nehyedildiği günden itibaren 50 (gün) gece tamam oldu. 50 nci gecenin sabahında evlerimizden birinin damında sabah namazını kıldım.”
-“Allah-u Teâla (c.c.) nın bizi andığı veçhile canım sıkıldığı ve yeryüzü, genişliğine rağmen, bana dar geldiği halde otururken Sel (dağı) üzerinde birisinin bağırdığını işittim.”
En yüksek sesi ile;
-“Ey M’alik’in oğlu Kâ’b, Müjde… Müjde.” Diyordu.
-“Bunu üzerine kurtuluş günü geldiğini anladım ve secdeye kapandım.
Devam edecek…
-Riyazus-Salihin: Hadis- 21 (Altınci bölüm)
11 Ağustos 2008Navale sipi (Nusaybin)

Hadis: 21…(Altıncı bölüm)
-“Peygamber Aleyhis-selam’ın yanına gelir ve namazdan sonra oturduğu yerde ona selam verir de kendi kendime,”
-“Acabe selâmımı alıp dudaklarını kımıldattı mı” der. Sonra ona yakın bir yerde namaz kılar, (ve namaz içinde) Peygamber aleyhis selam’a gizlice bakardım. Namaza daldığımda Peygamber efendimiz bana bakar ve kendisine baktığım zaman da benden yüzünü çevrirdi.”
-“Müslümanların bu sûretle münâsebeti kesmeleri uzun sürünce, gidip amca-zadem ve en ziyâde sevdiğim Ebû Katâde (r.a.) nin bahçesinin duvarını atladım ve ona selam verdim. Allah’a yemîn olsun ki, selamımı almadı.
Bunun üzerine;”
-“Yâ Ebâ Katâde! Allah için sana soruyorum. Allah’ı ve Resûlünü, ne kadar sevdiğimi biliyormusun?” dedim.
Sustu.
Sözümü tekrarladım ve:”
-“Allah için sana soruyorum.” Dedim.
Ebâ Katâde (r.a.);
-“Allah-u Teâlâ ve peygamber’i daha iyi bilirler” dedi. Bunun üzerine gözümün yaşı dolup taştı, arkama dönüp duvardan atladım.”
-“(Günün birinde) MEDİNE ÇARŞISINDA GEZİYORDUM. Yiyecek satmak için Medine’ye gelen Şam kıptîlerinden birisi;
-“Kâ’b b. Mâlik’i bana kim gösterir?” diyordu. Ahali de beni gösterdi. Nihayet yanıma geldi ve bana Gassân Meliki’nin mektubunu verdi. Bende eli kalem tutanlardan bulunduğum için mektubu okudum. “
-“ŞÖYLE DENİLİYORDU;”
-“SELAMDAM SONRA DERİM Kİ, EFENDİNİZ’İN SİZE KARŞI UYGUNSUZ MUÂMELEDE BULUNDUĞUNU HABER ALDIM. Allah sizi, hukukun çiğnendiği ve kıymetin bilinmediği bir yerde bırakmasın. Yanımıza gel, size ikram ederiz.” Mektubu okuyunca bu da bir belâ dedim. Ve mektubu ateşe atıp yaktım.”
-“Vahy gecikip de 50 günden 40’ı geçince Peygamber aleyhis –Selam’ın elçisi geldi.”
-“Resûl-i Ekrem Aleyhis-selam size zevcenizden ayrı oturmanızı emrediyor.” Dedi.
Bunun üzerine;
-“Ne yapacağım, onu boşayacakmıyım?” dedim.
Devam edecek…