‘Salih Ameller’ Kategorisi için Arşiv

Mardin

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 11

Birisi;

O gece ru’yasında Dâv’ud-i Tâ-i hazretleri (r.a) i gördüm

-“Şu anda zindandan kurtuldum.” Diyordu.

Sabah olunca ruyayı anlatmak için evine geldiğinde onu vefat etmiş olarak buldum.”

Vefat haberi abğdad’da çabuk duyudu. Cenazesını taşımak la şereflenmek için binlerce insan toplandı.

Kabrin başında İbni Semmak (r.a.) hazretleri;

-“Ey Dâvûd! Kendini, kabır zindanına konmadan önce dünyada hapsettin. Hesab günü gelmeden önce, sen kendini hesaba çektın. Bu gün Allah-u Teâlâ’nın rahmetine ve Rıdvanına kavuşursun.” Dedi.

Hazretleri Dâvûd-i Tâ-i nin mubarek sözlerinden bazıları;

Buyurdu ki;

-“Her nefs, dünyadan susuz olarak gidecektir ancak Allah-u tâlâ’yı zikreden kullar bundan müstesnadır.”

-“Uzun emele dalan bir kulun, üzerindeki kul borçlerini unutur ve tevbe etmeyi sonraya bırakır. Siz böyle yapmayınız.”

-“Her an kusur ve günahları çoğalan, kabahatları yenilenen, bir kul nasıl olurda üzülmez.

-“Dünyaya düşkün olan kimsenin, inanlardan ayrı yaşamasının, (Uzlete çekilmesinin) bir faydası olmaz. Dost ve yoldaşı Allah-u Teâlâ, nasihat edeni kur’an-i Kerim olmayan kimse, şübhesiz yolu şaşırmıştır. Onun uzleti uygun değildir.”

-“Benim uzlete(yalnızlığa) çekilişimin sebebi büyüklere hürmetin kalktığını görmem, arkadaşımın bana kızdığı zaman, beni kötülemek için bir çok ayıplarımı sayıp döktüğnü müşahede temem olmuştur.”

-“Dünyayı sevenler, dünyalıkları için ahretlerini terk ediyorlar. Sen, Allah-u Teâlâ’nın emirlerini yapabilmek için dünyayı terk et.”

-“Nefsimin hiçbir amelini güzel bilmedim ve karşılığında sevab ummadım.”

-“Senin ayıblarını araştıran kötü insanlarla arkadaş olma.”

-“Hayatımda, gece ibadet edenlerden başka hiç kimseye imrenmedim.”

-“Selamet istersen dünyaya kıymet verme, Keramet istersen, sonsuz olanı yüce tut.”

Abdulmelik bin Ömer (r.a.), Habib bin- ebi Ömer (r.a.), Muhammed bin Abdullah bin ebi Leyla (r.a.) gibi âlimlerden hadis-i şerif rivayet etti. İsmail Bin Ali (r.a.), Mus’ab bin Mikdad (r.a.), Ebu Naim (r.a.), el-Fadl bin veki (r.a.) gibi zatlar hazreti Dâvûd-i tâ-i (r.a.) den hadisi şerif rivayet etmişlerdi.

Zühd ve takvada o kadar ileri gitmişti ki, Zamanın âlimleri;

-“Eğer bütün insanlar Dâvûd-i Tâ-i ile tartılsa ibadetçe cümlesinden ağır gelir.” Buyurdular.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas (Cin tepesi) civarı Nusaybin

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 10

Ölümünden bir gün önce, Kendisini ziyaret eden zat onu şöyle anlatmıştır

-“Hazreti Dâvûd (r.a.) un hastalandığını duydum ve ziyaretine gititim Hava çok sıcaktı. Evine geldim, yastık yaptığı bir kerçip’ın üzerine başını koymuş, Hem çok ızdırap çekiyor hemde Kur’an-i kerimden, cehennem ateşi geçen bir ayeti kerime’yi okuyor, Onu durmadan tekrar ediyordu.”

Ben;

-“Açık havaya çıkarayım mı ister misin” dedim

Cevaben;

-“Hayatımda, nefsim, bana hiçbir isteğini kabul ettirememişir. Nefs için, böyle bir şey istemekten Allah-u Teâlâ’ya sığınırım. Ben ölünce, şu duvarın arkasına gömünüz ki beni kimse görmesin. Sağlığımda uzlet’e (yalnızlıkta) idim, Ölünce de öyle, kimsenin görmediği bir yerde yatayım.” Dedi.

Benimle helalaştı.

Haber veriyor bize, Validesi Dâvûd’un
Önce sabaha kadar,ibadet ile oğlum,
Hıçkırarak ağladı, meşgül oldu duayle,
Sonra sabaha karşı, namaz kıldı huşuyla,
Uzun müddet kalkmadı, secdede iken başı
Öylece orda kaldı, tam sabaha karşı,
Dua ediyor samdım. VAKİT HAYLI GEÇMİŞTİ,
Bir de gidip baktım ki, ruhu teslim etmişti.
Vefat ettiği gece semadan bir ses duyuldu.

Diyordu ki;

-“Ey İnsanlar! Dâvûd (r.a.) Allah-u Teâlâ’nın rahmetine kavuşmuştur. Allah-u Teâlâ ondan razı olmuştur.”

Hazreti Salat bin Hakim (r.a.) diyor ki;

-“ Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) nin vefat ettiği gece, nur ve çok melekler gördüm. (CENNET-İ  ÂL  DÂVÛD-İ TÂ-İ nin GELİŞİ İÇİN SÜSLENİP hazırlandı. Dâvûd-i Tâ-i Hazretleri muradına erdi.” diyorlardı.

Birisi;

O gece ru’yasında Dâv’ud-i Tâ-i hazretleri (r.a) i gördüm,

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas (Cin tepesi) civarı Nusaybin

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 9

Ebû Yahya (r.a.), bir gün Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) nin evine gitmişti. Evinin bazı yerleri yıkılmıştı, bir testisi, bir de ekmek torbası vardı. Evinin kapısı da yoktu.

Ziayeretine gelenlerin bazıları;

-“Evinize vahşı hayvanlar girip, size bir zarar varabilir. Bir kapı getirelim de takalım.” Dediler.

Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) de;

-“Siz beni, vahşilerinden korumaya çalışıyorsunuz. Peki kabrin yılan ve çiyanlarından beni kim koruyacaktır? Kabirdekiler ise, Dünyadakilerden kat kat daha şiddetlidirler.” Buyurdu.

Bir gün Sultan Harun Reşid, Ebû Yusuf (r.a.) a;

-“Beni Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) nin yanına götür, Onu ziyaret edeceğim. Nasihat isteyip, dua’sını alacağım.” Dedi.

Bunun için Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) nin evine gitiler. İçeri girmek için izin istediler. Fakat içeri girmeye izin alamadılar.

Annesine rica ettiler. Annesi oğluna,

-“Evladım, musaade et de içeri girsinler.” Deyince,

Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) de;

-“Anneceiğim, Dünya ehli ile benim ne işim vardır? Onları görünce dünyayı hatırlıyor, Ahreti unutuyorum. Bunun için beni Ma’zur gör.” Dedi.

Annesi tekrar rica edince, kırmadı,

-“Ey benim Allahım! (–“Annenin hakkını gözet, zira onun rızası benim rızamdır.) Buyurduğun için kapıyı açıyorum.” Dedi.

Halife Harun Reşid ile İmâm-i Ebu Yusuf (r.a.) içeri girdiler. Dâvûd-i Tâ-i ile müsafeha yaptılar. Onların halini bir şair şöyle anlatır.

Davud uzunca tuttu Halifenin elini,
İyice tetkik etti, sağa sola çevirdi,
Dedi; Ne kadar zarif, Ne kadar nazik bir el,
Elbette yanmayacak, ellerden ise eğer.”
Ey Halife! Yaşadın, hükmettin bunca zaman,
Meyletme zülma sakın, kurtuluş yok hesaptan!
Dâvûd’un bereketli o güzel sohbetinde,
Her ikisi eridi, gözyaşları içinde.
Ayrılırken halife, Bir kese altın verdi,
Çok özür dileyerek, kabulunu diledi.
Fakat Dâvûd almadı, uzatılan keseyi,
Nezekatle red etti, incitmedi kimseyi,
Dedi; Evimi sattım, paraı yeter bana,
Bu helal para için, Rica ettim Allah’a,
Dedim; Ya Rab! Bu para, erince nihayete
Ömrümde sona ersin, gideyim kıyamete.
Senden bunu isterim, hazretinden Ricam bu,
Ümmid ediyorum ama, duam kabul olurmu?
Ayrıldı misafirler, aradan aylar geçti,
Ebû Yusuf, beylerden, birine şöyle dedi;
Dâvûd-i Tâ-i bu gün, eyledi hakka vuslat,
Gittiler gördüler ki ölmüş idi hakikat.
Dediler; nerden bildin Dâvûd’un vefatını
Ebû Yusuf dedi ki; Sattı ev parasını,
Günlük sarfına böldüm, dediğim gün bimişti,
Bittiği gün ölmeyi, hak’tan taleb etmişti.

Ölümünden bir gün önce, Kendisini ziyaret eden zat onu şöyle anlatmıştır;

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas (Cin tepesi) civarı (Nusaybin)

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 8

Bir gün Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a) pazara çıktı. Taze hurmaları gördü. Almak istedi, fakat yanında alacak parası yoktu.

Hurma satıcısına;

-“Bana, parasını yarın vermek üzere bir dirhemlik hurma ver.”

Hurmacı da;

-“Veresiye hurma satmiyorum.” Cevabını verdi.

Biraz sonra satıcı, bu kimsenin, Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) hazretleri olduğunu öğrendi. Çok üzüldüi Hemen Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) nin bulunduğu yeri öğrenip, yanına geldi,

İçinde yüz dirhem olan bir kese uzatarak;

-“Kusurumu bağışlayınız. Biraz önce ben sizi tanıyamadım. Bir dirhemlik hurma istediniz, vermemiştim. Şimdi ise size, yüz dirhem hediye ediyorum, ihtiyacınıza harcarsınız, lütfen kabul buyurunuz.” Deyince,

Hazreti Dâvûd-i Tâ-i (r.a.);

-“Benim bunlara ihtiyacım yoktur. Nefsimin istekleri yerine gelecek mi diye TECRÜBE İÇİN BUNU YAPMIŞTIM. Elhamdulillah, nefsimin isteği yerine gelmedi ve BU DÜNYADA BİR DİRHEMLİK İTİBARININ OLMADIĞINI GÖRDÜ.” Buyurdu.

Dâvûd-i Tâ-i Hazretleri (r.a.) nin önceleri çok malı mülkü vardı. Bir yetim veya fakir görse, ihtiyacını sorar, söyleyince hepsini yerine getirirdi.

Malının çoğunu Allah yolunda harcadı. SONUNDA KENDİSİ FKİR KALDI. Kırık sene, bayram günleri hariç oruç tuttu. Yakınlarından hiç kimsenin heberi olmadı.

Talebelik hayatında da shurda yemeğini az yer, sabah medreseye gider, akşam yemeği zamanında eve gelir iftar ederdi.

Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.), daima hüzünlü halde bulunurdu. Geceleri Allah-u teâlâ’ya yalvarır dua eder;

-“Ya Rabbi! Sana olan korku ve muhabbetim bende en büyük dert oldu Öbür dertleri düşünecek zaman bırakmadı. Senin derdin uykumla arama girdi.” Der,

Sabahlara kadar Kur’an-i Kerim okur, namaz kılar, istiğfar edip günahlarına pişmanlığını dile getirir, göz yaşı dökerdi.

Ebû Hâlid (r.a.) der ki;

-“Bizim evlerimiz karşı karşıya idi. Ben gecenin hangi satında uyansam, Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) ışıkları yanardı. İçerden dua ve ağlama sesleri gelirdi. O geceleri hiç yatmazdı.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ nehri (Nusaybin)

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 7

Akrabalarından birisi;

-“Akrabayız. Bana nasihat verip vasiyet ediniz.” Dedi.

Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) ağlamağa başladı. Bir müddet sonra kendisinde konuşacak hal buldu,

Ve;

-“Gece ve gündüz, yolculukta bir konak yeri gibidir. Dünyadan ahrete mutlaka gideceğimize göre oraya hazırlanmak lazım. Çünkü yolculuğun bitmesi yakın, ecelin gelmesi de ondan daha aceledir. Ben bunları sana söyliyorum, fakat bu nasihata, senden çok benim ihtiyaç vardır.” Dedi.

Nasihat isteyen birisine;

-“Ölmüş olanlar seni bekliyor.” Dedi.

Hazreti Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.), bir gün ilaç içti.

Dediler ki;

-“Dışarıya çıkıp, güneşin altında bir miktar otur ki, ilacın faydası görülsün.”

Dâvûd-i Tâ-i Hazretleri (r.a.);

-“Mahşer meydanında, Allah-u Teâlâ bana (-“NİÇİN NEFSİNİN HEVESİ İÇİN BİR KAÇ ADIM YÜRÜDÜN?”) diye sormasından utanırım.” Diye cevab verdi.

Muhammed bin Süveydi Tâ-i (r.a.) diyor ki;

-“Dâvûd-i Tâ-i (r.a.), uzlete (yalnızlığa) çekilmeden önce, İmâm-i A’zam hazretleri (r.a.) nin derslerine sabah akşam devam eder, derslerini hiç kaçırmazdı. Uzlete çekildiğinde, kalb, nurlar ile doldu. Kalbinde Ma’rifetullah hasıl olunca, İmâm-i Â’zam (r.a.) Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) nin ziyaretlerine gelmeye başladı.”

-“İmâm-i Â’zam (r.a.) Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) nin zaman zaman ziyeretlerine gelir, ona iltifat ederdi.”

Bir kimse, Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) nin yanına geldi. Onu seyretmeye başladı.

Bunun üzrine Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) da;

-“Bilmiyor musun, çok konuşmak kadar, çok bakmak da hoş değildir.?” Dedi.

Küfe’de bir cenaza vardı. Dâvûd-i Tâ-i Hazretleri (r.a.) de oradaydı. Kabristana mevtayi defn ettikten sonra;

Oradaki insanlar Dâvûd-i tâ-i hazretleri (r.a.) nin etrafında toplandılar.

-“Bize biraz nasihat eder misiniz?” dediler.

Dâvûd-i Tâ-i Hazretleri (r.a.) da;

-“Kim ki, Allah-u Teâlâ’nın Va’d ettiğinden korkarsa, arzularına çabuk kavuşur. KİMİN ARZULARI ÇOKSA, ONA BÜTÜN AZABLAR YAKINDIR. Ey kardeşlerim, iyi biliniz ki, en büyük sermaya, Allah-u Teâlâ’nın razı olduğu bir işle meşgül olmaktır. Kabirdekiler, kıyamet kopunca kabir azabı kalkacağı için Kıyametin çabuk gelemesini beklerler. Halbuki dünyadakiler, kabirdekilerin pişmanlıklarını bilmedikleri için HEP GÜNAH İŞLERLER. HALBUKİ ONLAR DA ÖLÜNCE, DÜNYADA İKEN NEDEN ÇOK İBADET YAPMADIK, DİYEREK PİŞMAN OLURLAR.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 6

Birgün İmâm-i A’zam hazretlerinin oğlu Hammad (r.a.) ile Ebû Yusuf hazretleri (r.a.), Dâvûd-i Tâi (r.a.) nin yanına geldi.

O zaman Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) çok fakir idi.

Hazreti Hammad (r.a.) O’na dörtbin dirhem erip;

-“Babam İmâm-i A’zam (r.a.) dan mirasdır. Kabul buyurunuz.” Dedi.

Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) da kabul edip geri verdi;

-“İzzet ve kanaat ile yaşamak istiyorum. Eğer bir kimseden bir şey kabul etseydim, senden kabul ederdim.” Diye kabul etmeyince

Hazreti Ebû Yusuf (r.a.) Hazreti Hammad (r.a.) da;

-“Paraları önüne saçınız.” Dedi.

Bunun üzerine Dâvûd-i Tâ-i (r.a.);

-“Eğer bütün dünya altın ve gümüş olup, önüme atsanız, bana topraktan daha aşağı gelir.” Dedi.

Hazreti Hammed (r.a.) ve Ebû Yusuf (r.a.) bunu duyunca çok ağladılar.

Ba’zi dostları,

-“Sana, yağ ile pişmiş bir yemek getirsek yer misin?” dediler.

Dâvûd-i Tâ-i Hazretleri (r.a.) da;

-“Evet, canım istiyor.” Dedi.

Pişirip getirdiler. Yemeği önüne koydukları an, uzun uzun düşündü ve dedi ki;

-“Filan kimsenin yetim çocukları ne haldedirler? Bu yemeği alınız, onlara götürünüz. Onlar yesinler.

Çünkü onlar yerlerse, Allah-u teâlâ’nın katında hayırlı bir iş olur. Ama ben yersem, necaset olur ve sonu helade biter.”

İbni Semmâk hazretleri (r.a.), Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.) ye gelip;

-“Bana nasihat et?” dedi.

Dâvûd-i Tâ-i (r.a.);

-“Öyle gayret et ki, Allah-u Teâlâ seni yasak ettiği yerde görmesin, emr ettiği yerden de ayrılmış bulmasın. Allah-u Teâlâ’dan hayâ et ki, senin O’na yakın olduğunu ve senin üzerindeki kudretini göz önüne getirsin. Oruçlu ol ki, İftarın ölüm olsun, insanlardan aslandan kaçar gibi kaç, fakat cemaatları terk etme ve sünnet’den ayrılma.” Buyurdu.

Birisi kendisinden nasihat istedi;

-“DÜNYA İÇİN, dünyada ne kadar kalacaksan, O KADAR ÇALIŞ, ahret için, ahrette na kadar kalacaksan O KADAR ÇALIŞ.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 5

Birgün Dâvûd-i Tâ-i (r.a.), Ca’fer-i Sadık (r.a.) a geldi. Ve;

-“Ey Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selam) in torunu! Kalbim çok karardı bana nasıhat edermisiniz?” dedi.

Hazreti Câfer-i Sadık (r.a.);

-“Ey Dâvûd! Sen zamanımızın zahidisin, benim nasihatıma ne ihtiyacın var ki?” dedi.

Dâvûd-i Tâ-i (r.a.);

-“Ey Resulullah (a.s.v.) in torunu! Peygamber Efendimizn mubarek kanını taşıman sebebiyle, senin bütün insanlardan üstünlüğün vardır. Onun için hepimize nasihat etmen lazım değil midir?” deyince,

Câfer-i Sadık (r.a.) şu cevabı verdi.

-“Ey Dâvûd! Kıyamet günü Dedem Resulullah (sallallahu alaeyhi vesellem) ın yakama yapışıp, (-“Din-i İslama niçin layıkıyle hizmet etmedin? İslama hizmet, iyi asil bir soy’a (nesebe) sahib olmakla olmaz. Bu iş, Allah-u Teâlâ’nın emirlerini yapmak, yasaklarından kaçınmakla olur.) buyurmasından korkuyorum.” Dedi.

Dâvûd-i Tâ-i bu sözleri işitince ağladı ve dedi ki;

-“Ya rabbi! Peygamberimiz (a.s.v.) in mübarek kanını taşımak şerefine kavuşan bu zat, böyle hayret içinde olursa, Dâvûd da kim oluyor ki, ibadetlerini ve işlerini beğensin.”

Birgün Fudayl-i İyad (r.a), Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) nin rahatsız olduğunu işitti. Ve ziyaretine geldi.

Fudeyl (r.a.) buyurdu ki;

-“Bizi seyrek ziyaret ediniz. Bu kapıyı kapalı tutunuz. Çünkü kalabalık olsun istmiyorum.”

Bir başka gün, Fudeyl bin İyad (r.a.), yine geldiğinde kapıyı açmadı. Fudeyl dışarıda çok ağladı.

Hasan bin Rebi (r.a.), İbn-i Mubarek (r.a.) e;

-“Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) in hali nedir ki, ismi dilerde dolaşır, her yerde şan ve şöhretinden konuşulur. Halbuki, onun dengi pek çok kimseler vardır ki, dereceleri pek yüksektir.”deyince,

İbn-i Mubarek (r.a.) de;

-“Dâvûd (r.a) un insanlar arasındeki yerinin büyük olmasının sebebi, kalbinin, Allah-u Teâlâ’nın muhabetiyle dolu olması, Allah-u Teâlâ’nın sevgisinden başka hiçbir sevginin kalbinde olmamasıdır. Onun, uzleti (yalnızlığı) seçmesinin sebebi, Allah-u Teâlâ’nın MA’RİFETİNE Kavuşması içindir.

Dâvûd-i Tâ-i Hazrteleri (r.a.), Mehtablı bir gecede evinin damına çıkmıştı. Gökyüzüne bakarak, Allah-u Tâlâ’nın kudretini düşünüyor, tefekkür ediyordu.

Bu halde iken içi dolmuş, ağlamaya başlamıştı. O kadar ağladı ki, kendinden geçip komşusunun damına düştü.

Ev sahibi, yukarıda hızsız vardır diye silahını alıp dama çıktı.

Hazreti Dâvûd-i Tâ-i (r.a.) yi görünce;

-“Seni buraya kim düşürdü?” diye sordu.

Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.);

-“Kendimden geçmişim, bizim damdan sizinkine düşmüşüm, farkında değilim.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas’tan yapılan kazı çalışmaların yeri (Cin tepesi) Nusaybin

Dâvûd-i Tâ-i (Radiyallah-u anh)- 4

Evinin çok odaları vardı. Odalardan biri harab olunca diğer odaya geçerdi.

-“Evinizi tamir ettirseniz iyi olmaz mı?”

Diyenlere;

-“DÜNYAYI İMAR ETMEMEK İÇİN Allah-u Teâlâ’ya söz verdim.” Dedi.

-“EVİNİZİN TAVANI ÇÖKMEK ÜZERE Yaptımıyacak mısınız?”

Diyenlere,

-“Artık biz de ahrete göçmek üzereyiz. Yirmi senedir, burada kalıyorum, evin tavanına doğru bakmış değilim. Lüzümsüz yere, ibretsiz BAKMAMAĞA RABBİMA AHD ETTİM.”

-“İnsanların arasına niçin karışmiyorsun?” dediler.

Dâvûd-i Tâ-i (r.a.);

-“Kiminle konuşayım? AKILLI KİMSELER, BENİMLE DİNİ BİR MEVZUDA KONUŞMUYORLAR, Emir ve yasaklardan anlatmiyorlar; yaptığım hata ve kusurlarımı yüzüme karşı söylemiyorlar, aksine hatalarımı faziletmiş gibi anlatıyorlar. Böyle insanların bana fayda yerine zararı oluyor, onlarla niçin oturayım.” Dedi.

Kendisine;

-“NİÇİN EVLENMİYORSUNUZ?” diye soranlara

Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (r.a.);

-“Saliha bir hanımla evlenince, onun dünya ve ahret bütün ihtiyaçlarını görmeyi üstlenmiş olurum. Şayet bunları yapamazsam, onu aldatmış olurum. Aldatmamak için evlenmiyorum.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Dâvûd-i Tâ-i hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu