‘arkadaşlık hakkı’ olarak etiketlenmiş yazılar
Uzlet’ın faydaları
12 Temmuz 2008Navale (kasyan)
Hasan-e Basri (r.a.) ye:
-“Burada bir kimse vardır. Daima bir sütünün (direğin) arkasında yalnız oturuyor,” dediler.
Hasan-e Basri (r.a.) buyurdu ki;
-“Gelince bana haber verin.”
Adam gelince. Haber verdiler.
Hasan-e Basri (r.a.) yanına gitti ve:
-“Daima yalnız oturuyorsun, niçin insanlara karışmıyorsun?” dedi.
Adam:
-“Benim öyle bir işim var ki, beni insanlardan alıkoyuyor.”dedi.
Hasan-e Basri (r.a.):
-“Niçin Hasan’nın yanında oturmuyor ve onun sözlerini dinlemiyorsun?” dedi.
Adam:
-“Bu iş beni Hasan (r.a.) da, diğer insanlalardan da alıkoyuyor.” Dedi.
Hasan-e Basri (r.a.):
-“O hangi iştir?” diye sordu.
Adam:
-“Hiç bir vaktim yoktur ki, Allah-u Teala (c.c.) dan bana ni’met gelmesin ve benden de bir günah meydana gelmesin. O ni’mete şükrediyorum ve o günaha istiğfar ediyorum. Ne Hasan’la ne de diğer insanlarla meşgül olacak vaktım vardır.” Dedi.
Hasan-e Basri (r.a.):
-“Sen yerinde bulun, Hasan’dan akıllısın.”
Hatem-i Esem (r.a.) Hamid-i Lifaf (r.a.) a:
-“Nasılsın?” Dedi.
Hamid-i Lifaf (r.a.):
-“Selamet ve afiyetteğim.” Dedi.
Hatem-i Esem (r.a.);
-“Selamet, sırat köprüsünü geçince, afiyet de Cennet’e girince olur.”dedi.
İsa (aleyhisselam) a;
-“Nasılsın?” dediklerinde.
İsa (Aleyhis selam):
-“Bana faydalı olan elimde değildir, zararım ne de ise onu def’etmeğe gücüm yetmez. Ben kendi işimdeğim, iş ise başkasının elindedir, benden daha fakir kimse yoktur.” Buyurdu.
Reb’i bin Haysem (r.a.) e:
-“Nasılsın?” dediklerinde;
Reb’i bin Haysem (r.a.):
-“Zayıf ve günahkarım. Kendi rızkımı yerim ve ecelimi beklerim.”dedi.
Ebu’d derda (r.a.) ya:
-“Nasılsınız?” dediklerinde,
Ebu’d Derda (r.a.):
-“Cehennemden kurtulursam iyiyim.” Dedi.
Üveys-il Karani (r.a.) ya:
-“Nasılsın?” dediklerinde:
Üveys-il Karanı (r.a.):
-“Sabahlayın kalkıp, akşama sağ kalıp kalmayacağını, akşamleyin sabaha çıkıp çıkmayacağını bilmeyen nasıl olur?”dedi.
Malik-i Dinar (r.a.) a;
-“Nasılsın?”dediklerinde;
-“Yaşı ilerleyip, günahı çoğalanın hali nasıl olur?”dedi.
Bin Hakim (r.a.)e;
-“Nasılsın?”dediklerinde
Bin Hakim (r.a.):
-“Allah-u Teâla (c.c.) nın rızkını yerim ve düşmanı olan şeytanın emrine uyarım.”dedi.
İbni Sirin (r.a.) bir dostuna:
-“Nasılsın?” dedi
Adam:
-“Beş yüz gümüş borcu ve çoluk çocuğu olanın ve hiçbir kuruşu olmayanın halı nasıl olur.”dedi.
İbni Sirin (r.a.) hiç konuşmadan evine gidip, bin gümüşü getirdi. Ona verdi ve:
-“Beşyüz gümüş’ü borcuna ver, beşyüz gümüş’ü de evine nafaka yap. Bundan sonra hiç kimseye “Nasılsın” demeyeceğime söz veriyorum.”dedi.
İbni Sirin (r.a.) böyle demesi, eğer bir kimseye“Nasılsın”deyip de, ihtiyacını gidermezse, sormada NİFAK olur korkusunda idi.
Kimya-yı Saadet (İmami Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Nifak belasından muhafaza eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Arkadaşlık hakkı
12 Temmuz 2008Billuri Göleti (Nusaybin)
Bir kimse ile arkadaşlık akdedince, nikah akdi gibi bazı haklar ortaya
çıkar. Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki:
-”İki kardeş birbirini yıkayan iki el gibidir.”
Burada 10 hak vardır:
1- MAL (para ) HUSUSUNDADIR:
Burada en yüksek derece, arkadaşının hakkını kendi hakkına takdim etmek, bir müslümanı kendine tercih etmektir, arkadaşının ihtiyacını karşılamaktır.
Utbe-tüll Ğulam (r.a.) ın bir arkadaşı vardı..
-”Bana dört bin dirhem gümüş lazımdır” dedi.
Cevabında;
-”Gel iki bin gümüş vereyim” dedi,
Onunla arkadaşlık yapmaktan vazgeçti ve;
-”Allah için sevdiğini söyleyip, dünya işi için isâr yapmamaktan utanmıyor musun” dedi.
Halifenin yanında sufilerden bazısı gammazlık yapıp fena sözler söylediler. Hepsini öldürmek için kılıç getirtti. Ebu’l Hasan Nuri (r.a.)onların arasında idi, en önce kendisini öldürmesi için öne atıldı.
Halife;
-”Niçin böyle yaptın?” dedi.
-”Onlar benim din kardeşlerimdir, canımı onlara feda etmek istedim.”dedi.
Halife;
-Bböyle insanlar öldürülmez” diyip hepsini salıverdi.
Fethi Musuli (r.a.): bir dostunun evine gitti. Arkadaşı evde yoktu.
Cariyesi:
-”Bir kap getirdi stediğin kadar bunlardan al” dedi.
Akşam evine dönünce cariyenin yaptığı işi duyunca onu azad eyledi.
2- HİZMET HUSUSUNDADIR:
Hasan Basri (r.a.) buyuruyor ki:
-”Din kardeşlerimiz bize, ehlimizden ve evladımızdan daha azizdirler, çünkü onlar bize ahireti, çoluk çocuk ise dünyayı hatırlatıyor”
Din büyüklerinden bazıları vardı ki, din kardeşi öldükten sonra kırk sene evinin ve çoluk çocuğunun ihtiyacını arkadaşlık hakkı olarak görürlerdi.
Zahidlerden birisi bir arkadaşına rastladı.
-”Nasılsın”dedi.
Arkadaşı;
-”Nasıl olayım, evimde yiyecek bir şeyi olmayan ve 500 dirhem borcu olan insan nasıl olsun”. dedi.
Arkadaşı hiç konuşmadan oradan ayrılıp koşa koşa eve gitti, evden 1000 dirhem aldı.
Arkadaşına:
-”Al 500 dirhemle evine yiyecek, 500 dirhemle de kendi borcunu öde, ama ben de söz veriyorum, bir daha hiç kimseye nasılsın demiyeceğim” dedi
3- DİL İLE OLAN HAKTIR:
Din kardeşleri hakkında iyi söylemeli, ayıp ve kusurlarını örtmeli,
Devan edecek…
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allahu Teala Hz. (c.c.) bizleri din kardeşliğinin hakkını bilen ve gözeten kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu…