‘Azrail aleyhisselam’ olarak etiketlenmiş yazılar
Azazil (Şeytan aleyhil’lanet)
05 Haziran 2008
Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Allah-u Teala hazretleri kuranı kerimde şöyle buyuruyor:
-”(Ey Adem oğulları şeytan a tapmayınız. O size apaçık bir düşmandır. Ve bana kulluk edın, doğru yol budur, diye size and vermedim mi.) buyuracak Yasın 60-61…
-”(Böyle iken o sizden bir çok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?) Yasin 62
-”İşte bu size vad edilen cehennemdir.) Yasın 63
İşte sevgili yeğenlerim ve sevgili kardeşlerim…
Madem ki:
Bizim bir düşmanımız var. Onu gelin hep birlikte iyice tanıyalım…
Şeytan (aleyhıllanet) hakkında uzun bir yazı hazırladım. Sizleri fazla sıkmamak için kısa bölümler halınde arz edeceğim. Allah (c.c.) bizleri şeytanı bilen ve de onun oyunlarına kanmıyan kullarından eylesin. Amin…
Hak teâla (c.c.) Meleklere;
-”(Ben topraktan insan halk edeceğim)” buyurdu.
Ve yine meleklere;
-“(Ben yer yüzünde Halife halk edeceğim)” buyurdu.
Buradaki meleklerden murad, bütün meleklerdir.
Dehhak (Rahmetüllahı aleyh) İbni Abbas (r.a.) den rivayetle, burada hususi taifeler kastedildiği söylemiştir.
Açıklaması şöyledir ki,
Allahü Teala (c.c ) Adem aleyhısselamden evvel yeryüzünde cinlerin babası olan Can’ı ve evladını yarattı.
Sonra evlad-ı can isyan ettiler. Hak subhanehu ve teâla bir kısım melekleri, bunları helak etmeleri için yeryüzüne gönderdiler.
Azrail (a.s.) başkanları idi.
Yeryüzüne gelip BUNLARI ÖLDÜRDÜLER VE YERYÜZÜNDEN ÇIKARDILAR.
Senin Rabbın meleklere dedi ki:
-“(Biz arz de bir halife yaratacağız) Mealındeki ayeti kerimede buyurulan meleklerden murad bunlardır.
Allahu teala (c.c.) kur’anı kerimde Hicr suresi 27. nci ayeti kerimesinde (Adem’den önce cinlerin pederi olan Can’ı ateşten yarattık.) buyurdu.
Bu ateş bir büyük ateştir ki, hem nuru hem dumanı vardır Nurdan melekleri, zülmetten cinleri halk etti.
Cinlerin babasına (Dumas) yahut (Tarnus) derlerdi…
Melekler nurdan yaratıldıkları için ibadete başladılar. Cinler zulmetten halk olunduklarından küfr, isyan ve tuğyan ettiler.
Zamanla çoğaldılar. Hak Teala bunlar bir şeriat gönderdi. Taata ve ibadete çağırdı. Tarnus ve evladı itaat edip Hak teala’ya ibadette koyuldular.. Nice müddet bu halde devam ettiler. Altı bin otuz yıl, yahut beşbin yirmi yıl, Muhyiddin-i Arabi (k.s.) ya göre dört bin yirmi yıl geçti.
Bu müddetlerın sonlarına doğru, inat ve isyana başladılar. Zira ateşin zülmet kısmınden yaratılmışlardı. Kibr edip ibadeti bıraktılar. Hak teala büyüklerinı çeşitli cezalerle helak eyledi. Zaifleri şeriatten ayrılmamışlerdi. İbadete devam ediyorlardı. Onun için sağ ve salim kaldılar.
Hak teala kendi cinslerınden (Hülyanıs) namında birini bunlara vali tayın edip yeni bir şeriat emretti. İlkin itaat ettilerse de, uzun bir devir geçtikten sonra, bunlar da asi oldular. Hak teala bunların da kibr edenlerini helak edip, doğru yolda olanları sağ kaldı.
Bunların başına (Halet) adında bir cini hakim etti. Üçüncü bir devir geçti. Yine doğru yoldan ayrıldılar. Hak teala’nın gazabına uğradılar. Salihlerden az kimse kaldı.
Zamanla çoğaldılar içlerinde (Hamüs) adlı birisi en iyileri idi. Onu kendilerine Vali yaptı. Bütün ömrü boyunca Emri bil Ma’ruf Mehy-ı anıl münker ve şeriatın hükümlerini uyguladı. Ömrü tamam olunca Hak tealanın rahmetıne kavuştu.
Bunun vefatınden sonra Can’ın kötü evlatleri küfran-i ni’met edip fesat yolunu tuttular. Hak teala onlara nasihatçıler gönderdi. Asla fayda etmedi. Dördüncü devir de nihayet buldu.. Hak Tealâ (c.c.) hikmeti gereğince melekler gönderip onların çoğunu katlettiler arda kalanlar, adalarda harabelerde saklandılar, dağıldılar.
Bülüğa erişmiyenleri melekler esir ettiler. Onlardan biri AZAZİL idi… Melekler göye çıkıp aralarınde büyüyüp, günden güne ilerledi. Öyle oldu ki: Meleklerin muallimi oldu. Bazıları derler, onun babası Hablis adında arslan suretinde idi. Annesının adi teblis idi. Kurt süretinde idi…
Devamı edecek…
Mearicün Nübüvve Altıparmak (Peygamberler tarihi)
Allah-u Teâla bizleri ve sizleri Şeytan Aleyhilla’net in şerrinden korusun..AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Adem Aleyhis selam’ın yaratılışı (Azazil- 4)
12 Haziran 2008Çağçağ-Barajı Nusaybin
Tefsir alimleri ve tarıh yazarları buyurmuşlardır ki:
Allah-u Teala Adem (a.s.) ı yaratmak istediği zaman toprağa şöyle emr etti:
“-Senden bir bölük halk yaratsam gerekir .Bunlardan bir kısmı bana itaat eder . Diğeri ise ASİ olur. Mut’ileri CENNET’e, Asileri CEHENNEM’e koyarım
Zavallı TOPRAK, yalvararak dedi ki;
“-Ya Rabbi itaat edenlere diyeceğim yok.Lakin İSYAN edenlerin cehenneme gireceklerinden çok korkuyorum…Yer bunu söyledi ve çok ağladı Halen yer yüzündeki KAYNAK ve NEHİRLER o ağlamanın eseridir..
Hak Teala Cebrail (a.s.):
“-Gidip yerden bir miktar toprak getir diye emretti..
Cebrail (a.s.) yere geldi Toprak alacağı sırada, yer feryat edip;
Cebrail aleyhisselam yere geldi. Toprak alacağı sırada yer feryat edip ;
“-Allah-u Tealının büyüklüğüne sığınırım.Bu gün benden bir şey alma. Zira yarın cehenneme girerler. Dedi ve çok yemin verdirdi.
Cebrail Aleyhisselam yerin bu halına acıyıp toprak almadı. Boş el ile Hak Teala’ya rucü etti.
Allah-u Teâlâ (c.a.);
“-Niçin boş geldin.” Buyurdu.
Cebrail Aleyhisselam:
“-Ya Rabbi sana malumdur ki emrini yapmamak niyet etmedim. Keremine güvenerek yerin ağlayıp sizlamasına acıdım. Onun için toprak almadım.” Dedi.
Sonra Mikail Aleyhisselam’a emrolundu. O da yere indi. Lakin o da yer’e şefkatınden boş döndü. Özür diledi .
Sonra İsrafil Aleyhissealm‘a emrolundu. O da toprak almadan döndü.
En son AZRAİL Aleyhisselam’a emrolundu. Azrail Aleyhisselam yere indi. Her kıt’adan bir miktar toprak alıp TAİF ile MEKKE-İ MÜKERREME arasına koydu.
Kırk arşın yüksekliğinde bir yığın oldu. Bir rivayete Azrail Aleyhisselam toprağı alacağı zaman yer feryad etti.
Hak Teâlâ‘den nida geldi ki;
“-Ey Zemin üzülme senden aldığımı güzel bir şekilde sana iade edeceğim. Cansız toprak alıp, Arif-i billah gönderirim. Siyah toprak aldım. Ay yüzlü beyaz azalı olarak iade ederim.”
Velhasıl bu toprak dünyanın her yerinden alındı. Çeşitli renkleri vardı. Onun için İnsanoğlu da çeşitli renk ve şekillerde ve çeşitli tabiat ve huylarda halk olundu.
Sonra bu toprak yığınının üzerine bir parça bulut gönderdi. Kırk gün yağmur yağdırdı. Bir rivayete kırk yıl yağdırdı. Otuz dokuzu GAM denizinden, biri FERAHLIK denizinden yağdı.
Onun için İnsanoğlunun üzüntüsü çok, sevinci azdır. Sonra kırk sabah Adem aleyhisselam’ın çamurunu kudretiyle yoğurdu.
Cebrail (a.s.) a lütfü izzetten hava getirmesini,
Mikail (a.s.) a ateş getirmesini emir buyurdu.
Getirip koydular.
Bir rivayete hak Teâla yetmiş bin meleğe emretti. Cennetten su getirdiler o toprağa döktüler. Sonra bir parça buluta emr olundu.Kırk yıl yağmur yağdırdı. Siyah renkli bir çamur oldu. Sonra kudret güneşi ile o çamuru kuruttu. Bir rivayette o çamur kurumadan.Vucut azaları yapıldı. Sonra kurudu.
O kadar kuru oldu ki vurulduğu zaman saksi gibi ses verirdi. Sonra azası şekillendi. Burada kudret-i ilahiye’nin eseri fazla oldu.
Bir rivayete Adem (a.s.) başını KABE toprağından Gerdanını BEYTÜL MAKDES toprağınden, mübarek arkasını ve karnını HİNT toprağınden elerini MEŞRİK’TEN ayaklarını MAĞRİP’TEN, diş, sinir damar ve kemiklerini başka yerlerin toprağınden halk etti.
Adem (a.s.) kalıbı tamamlandıktan sonra kırk yıl yerde durdu. Bu müddet zarfında Hak Teala meleklere, giderek Adem (a.s.) ın kalıbını ziyaret etmelerini emretti. Melekler onun suretının güzelliğine ve ilgi çekilen duruşuna hayran oldular. Zira o şekilde bir mahluk hiç görmemişlerdi.
Bir gün İblis daha kovulmadan evvel tebasıyle gezerken Adem (a.s.) ın kalıbını görmek için uğradılar.
Görünce hayret edip nasıl bir şey olduğunu merak ettiler. İblis parmağıyle hafifçe dokundu. Muazzem bir ses çıktı. Bu ses yabancı birinin eli dokunduğu için idi.
İblis;
“-Üzülmeyin, içi boştur. dedi. sonra Sabredin ben karnını deleyim içinde ne vardır size haber vereyim. deyip karnını deldi.
İçine girdi. Gökler alemınde gördüğü her şeyi orada gördü. Bir de acayıp mahzen gördü. Kapısı kilitli idi. İçine girmek için ne kadar uğraşdı ise de giremedi. Adem (a.s.) in kalıbı onu red etti. Koğuldu.
Devam edecek…
Peygamberler tarihi Mearicün Nübüvve (Altı parmak)
Allah-u Teâla bizleri ve sizleri Şeytan Aleyhilla’net in şerrinden korusun..AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Gaflet
28 Haziran 2008Dar harabeleri (Burası Bir zamanlar meşhür bir şehirdi Ya şimdi..)
Gaflet ;
pişmanlığı artırır.
Gaflet ;
Ni’meti giderir.
Gaflet ;
Hizmeti engeller.
Gaflet ;
Hasadi ziyadeleştirir.
Gaflet;
Rusvaylık ve nedameti artırır.
Rivayet edilir ki;
iyi kişilerden biri hocasını ru’yada görür ve ona sorar.
-“Sizce hangi sebepten duyulan pişmanlık daha büyüktür ?”
Hocası şöyle cevab verir:
-“Gafletten dolayı duyulan pişmanlık.”
Gene Rivayet edilir ki;
Zinnuni mısrı (k.s.) yi biri rüyasında görür ve ona der ki:
-“Allah (c.c.) sana ne yaptı?”
Zinnuni Mısrı (k.s.) cevap verir:
-“Allah (c.c.) beni huzurunda durdurdu ve şöyle buyurdu:
-“Ey İddiacı, ey yalancı beni sevdiğini iddia ettin, fakat sonra benden gafil oldun.”
Sen gaflet içindesin, kalbin gaflette bulunuyor,
Ömür gitti, günahlar olduğu gibi duruyor.
Rivayet ediliyor.
Salihlerden biri ru’yasında babasını görür, der ki;
-“Ey baba nasılsın, halin nasıldır ?”
Babası cevap verir:
-“Ey oğlum, dünyada gaflet içinde yaşadık.”
Yakup (a.s.) ile ölüm meleği Azrail (a.s.) kardeş gibi görüşürlerdi. Bir gün ölüm meleği Yakup (a.s.) i ziyaret etti, bu sırada Yakup (a.s.) ona dedi ki;
-“Ey Ölüm meleği, ziyaretime mi geldin, yoksa ruhumu kabzetmeğe mi?”
Ölüm meleği:
-“Sırf ziyaret için geldim.”
Yakup (a.s.):
-“Senden bir isteğim var.”
Ölüm meleği:
-“Nedir o?”
Yakup (a.s.):
-“Ecelim yaklaşıp, canımı alacak olduğun zamanı bana bilidirir misin?”
Ölüm meleği:
-“Peki, sana iki veya üç elçi gönderirim.”
Yakup (a.s.) in eceli geldiğinde kendisine ölüm meleği geldi.Yakup (a.s.) ona şöyle dedi:
-“Beni ziyaret için mi geldin, yoksa canımı almak için mi?”
Ölüm meleği:
-“Canını almaya geldim.”
Bunun üzerine Yakup (a.s.):
-“Sen bana , daha önce iki veya üç haberci göndereceğini söylememiş miydin?”
Ölüm meleği :
-“Ben söylediğimi yaptım.Sana göndrdiğim haberciler şunlardır:”
1-Önceden saçların siyah iken beyazlaşması
2-Vucudun güçlü, kuvvetli iken sonra zayıf düşmesi ,
3-Vucudun dimdik iken sonra kamburlaşması.
-“İşte Ey Yakup (a.s.) benim, adem oğluna ölümden önce gönderdiğim habercilerim bunlardır.”
Ebu Ali ed-dekkak der ki:
Kibar-i Meşayıhtan salıh birzat bir gün hastalandı. Ziyaretine gidip yanına girdiğim de etrafında talebeleri oturuyorlardı. Çok ihtiyar olan bu zat ise ağliyordu.
Kendisine dedim ki;
-“Ey Ustad, dünyadan göçüyorum diye mi ağliyorsunuz?”
Adam cevap verdi:
-“Hayır, ona değil, namazımı geçirmeme ağliyorum.”
-“Nasıl olur bu dedim. Siz devamlı namazınızı kılardınız?”
Salih adam :
-“Ben namazı mı kılardım, fakat bu günüme kadar yaşadım, bütün secdelerimi gaflet için de yaptım. Ben başımı secdeden gaflet içinde kaldırdım. İşte şimdi ben gaflet içinde ölüyorum. Sonra hoş ve derin bir nefes alarak şu şiir’i söyledi:
Dirileceğimi, kıyamet günümü düşündüm,
Vucudumun, kabirde durup sabahlayacağını düşündüm,
Dünyada ki şan ve şöhretimden sonra, yalnız başıma kalacağımı,
Günahımla rehin olup, toprakta yatacağımı ,
Düşündüm, enine – boyuna uzunca hesabımı,
Düşündüm, kitabim verildiği zaman ki, perişan halimi,
Fakat RABBİM,yaratanım, ümidim sendedir.
Uyunül-Ahber’de Şakik El belhi (k.s.) nin şöyle söylediği nakledilir:
İnsanlar üç söz söylerler, fakat fiilleriyle ona muhalefet ederler.
1-Biz,Allah(c.c.) ın kullariyiz derler. Halbuki onlar hür olanlar gibi iş yaparlar. İşte bu sözlerine muhalif olan haraketleridir.
2-Şüphesiz, Allah(c.c.) bizim rızıklarımıza kefildir derler, fakat kalblerini ancak dünya ve dünya malını toplamak tatmin eder. Bu da söyledikleri sözün hilafina olan harakettir.
3-Biz elbette öleceğiz derler, fakat ölmiyecek olan gibi amel ve harakette bulunurlar. Bu da sözlerine uymayan husustur.
Ey kardeşim, kendine bir bak.Yüce olan Allah(c.c.) ın huzurunda, hangi bedenle duracaksın. O’nun sorularına hangi dille cevab vereceksin. Sana az ve çok yaptıklarından sorulduğu zaman ne cevab vereceksin.
Allah(c.c.) in sualine, öyle bir cevab hazırla ki, cevabın doğru olsun. Allah (c.c.) tan korkunuz. Çünkü Allah (c.c.) hayır ve şer, yaptıklarınızın hesabinden haberdardır. Sonra müslümanlara, Allah (c.c.) ın emrini terk etmemeleri, gizli ve aşikar onu bilmeleri hususunda öğüt verdi.
Peygamberimiz (a.s.v.) den rivayet edilmiştir. Buyuruyorlar ki;
-“Arşın altında şöyle yazılmıştır: Ben (Allah), bana itaat edenin isteklerini veririrm. Beni seveni severim. Benden isteğenin isteğini veririm. Benden Afv taleb edeni de yarlığarım.”
Akıllı olan MÜSLÜMAN, Allah ( c.c.) a itaat ederken, ihlas ve korku ile itaat eder. Onun hükmüne ve takdirine rıza gösterir. Ondan gelen musibetlere sabreder. Verdiklerine kanaat edip, ni’metlerine Şükr eder.
Mükaşefe-tül kulub (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala (c.c.) Hazretleri bizleri ve sizleri Gaflet uykusundan uyanmayı, İhlas üzere amel etmeği nasib eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu