‘Ehl-i Beyt’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bore Beşire Mecido İlkbahar mevsimi (Nusaybin)

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 6

Hazret-i Ali (r.a.), Tebük harbinde bulunmayıp Resulullah (s.a.v.) tarafından Ehl-i Beyti muhafazası için Medine’de bırakmıştır. Birçok harplerde Resulullah (Sallallahualeyhi ve selem) Efendimiz, Sancağı Hazret-i Ali (r.a.) ye vermiştir. Yemen savaşında, ordu başkomatanlığı yapmıştır.

Hayber kalesinin fethinde, kalenin kapısını koparıp, kalkan olarak kullanmıştır. Bu savaşta Hazret-i Ali (r.a.) nin gözleri ağrıyordu.

Resulullah (s.a.v.) O’nu çağırtarak gözlerine üfledi ve şifa bulması için Allah-u Teâlâ’ya dua eti. Hazret-i Ali (r.a.) nin gözlerinde bir ağrı sızı kalmadı.

Bu savaşta, Yahudilerin meşhur pehlivanı Merhab;

-“Heyber halkı iyi bilir ki; Ben, gelip çatan harplerin tutuştuğu, kızıştığı zamanlarda tepeden tırnağa kadar silahlanmış, cesaret ve kahramanlığı denenmiş Merhab’ımdır. Ben, kükreyerek geldikleri zaman aslanları bile kah mızrakla, kah kılıçla vurup yere sermişimdir.” Diyerek Müslümanlardan er diledi.

Bunun üzrine Hazret-i Ali (Keremallah-u vechehü);

-“Ben O’yum ki; Anam bana Haydar (Arslan) adını takmıştır! Ben, ormanların heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir. Sizi, geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir.” Diye şiir söyleyerek merhab’ın karşısına dikildi. O şiir Merhab’a o gece gördüğü ruyayı hatırlattı.

Ruyasında;

-“Kendisini bir arslanın parçaladığını görmüştü”

Hazret-i Ali (r.a.), Merhab’la karşı karşya geldiğinde, Merhab’ın tepesine öyle bir kılıç indirdi ki, kılıç, Merhab’ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini kesti. Başını ikiye ayırdı. Merhab’ın başına inen kılıncın çıkardığı ses o kadar fazla idi ki,

Hayber karargahında bulunan Ümm-i Seleme (r.anha);

-“Merhab’ın dişlerine kadar inen kılcın sesini ben de işittim.” Demiştir.

Hazret-i Ali (r.a.), o gün Yahudilerin en namlı kişilerden sekizini öldürmüştür.

Hazret-i Ali (r.a.) şecaat ve kahramanlığı ile tanınmasına rağmen, düşmanlarıyla döğüşürken onlara acır ve haddı tecavüz etmezdi. Çok cesurdu her yaptığı iş, insanlığın iyiliğini düşünerek yapardı. Savaşlarda düşmanlarının ölümüne bile acırdı. Çok şefkatlı ve merhametliydi.

Bir harpta düşmanını altına almış, kılıcı ile boğazlamak üzereydi. O anda düşmanı, var gücü ile Hazret-i Ali (r.a.) Mübarek yüzlerine tükürdü. Bunun üzerine öldürmekten vazgeçti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas civarı (Nusaybin)

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 7

Hazret-i Ali (r.a.);

-“Biraz önce seni, Allah için öldürecektim. Yüzüme tükürünce, kendi nefsim için öldüreceğimden korktum. Nefsimin isteğine uymamak için vazgeçtim.” Dedi.

Bu dinin emirlerindeki büyüklüğünü anlayan müşrik hemen Müslüman oldu.

Hazret-i Ali (r.a.), servet sahibi değildi. Buna rağmen çok cömert, çok kerimdi. Son derece mütevazi, alçak gönüllü idi.

Hakkında birkaç ayet-i kerime nazıl olmuş; kerem, cömertlik, adalet, merhamet ve diğer yüksek faziletleri öğülmüştür. Pek çok hadis-i şeriflerde methedilmişir. Ehl-i Sünnet’in gözbebeği, kerametler hazinesi ve evliyanın reisidir.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem), Aliyyü’l-Mürteza (r.a.) yı pek çok severdi. Sevgili kerimesi (kızı) Hazret-i Fatima (r.anha) yı, O’nunla evlendirmişti.

Bu, Hazret-i Ali (r.a.) hakkındaki iltifat-ı Nebevenin en yüksek bir nişanesiydi. Bir gün Eshab-i Kiram (r.anhum) dan bir zümre gazâ için yola çıkmışlardı. Hazret-i Ali (r.a.) da bunların arasında bulunuyordu.

Resuı-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ya Rabbi! Ali’yi bana tekrar göstermedikçe beni öldürme!” dite dua buyurdu.

Bir hadis-i Şerif’te de Aliyyü’l Mürteza (r.a.) hitaben;

-“Seni ancak mü’min olan sever, sana ancak münafık olan buğzeder.” Buyurmuştur.

Resulullah (s.a.v.) vedâ haccından dönerken “Gadir-Hum” denilen yerde namaz kıldıktan sonra Eshab-i Kiram (r.anhum) a dönerek;

-“Ben mü’minlere nefslerinden daha sevgili, yakın değil miyim?” buyurudlar.

Eshab-i Kiram (r.anhum) tasdik ederek;

-“Evet Ya Resulullah! Öylesin.” Dediler.

Sonra Hazret-i Ali (r.a.) nin elinden tutup;

-“Ben kimin efendisi isem, Ali de, onun efendisidir.” Buyurdular.

Mübarek sözlerine devamla;

-“Ya Rabbi! O’na düşmanlık edene düşmanlık et. Onu seveni sev. Onu aşağı tutanı zelil et. Ona yardım edene yardımcı ol. Nerede olursa olsun hakkı, doğruyu ona bildir.” Buyurdular.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Girnavas mevki-i (Nusaybin)

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 8

Uhud harbinde Eshab-i Kiram (r.anhum) dan bir çok kişi şehid düşmüştü. Bu şerefe nail olamdığından dolayı me’yüs (üzüntülü) görünen Hazret-i Ali (r.a.) ye hitaben;

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ya Ali! Şehadet senin arkandadır. Bunlar, kan ile boyandığı zaman nasıl sabır edecektin?” buyurarak mübarek elleriyle onun başını, sakalını okşamıştı.

Hazret-i Ali (Keremallah-u Vechehü) de;

-“Ya Resulullah (s.a.v.), şu buyurduğun hal benim hakkımda tahakkuk edince o, sabredilecek şeylerden delil, beşâret ve keramet sayılacak şeylerden almış olur.” Diye cevab vermiştir.

Hazret-i Ali (r.a.) Irak’a giderken, Abdullah bin Selâm (r.a.) O’nun ziyaretine gelmiş;

-“Ya Ali! Irak’a gitme, korkarım ki, orada vucuduna bir kılıç ağzı isabet eder.” Demiş.

Hazret-i Ali (r.a.) den;

-“Evet! Allah’a yemin ederim ki, bunu bana Resulullah (s.a.v.) haber vermiştir.” Diye mukabelede bulunmuştu.

Ebü’l Esved (r.a.) diyor ki;

-“Ben, o gündeki gibi böyle nefsine bir kötülük geleceğini haber veren bir muharib görmedim.”

Hazret-i Ali (Keremallahu vechehü) vahy kâtiplerindendi. Peygamber (s.a.v.) in mektublarını yazardı. Hudeybiye anlaşasını da o yazmıştı.

Resulullah (s.a.v.) Eshab-i Kiram (r.anhum) arasında iki defa kardeşlık akd edilmesini buyurdukları halde, hiç birinde Hazret-i Ali (r.a.) ile, bir başkası arasında akd buyurmayınca,

Hazret-i Ali (r.a.) nin;

-“Beni unuttunuz mu?” sualına

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Sen, dünyada ve ahrette benim kardeşimsin.” Buyurdu.

Hazret-i Ali (r.a.), alicenabtı (cömertti), doğru söylerdi. İlmin menbaı, kaynağı sayılırdı. Dindarları, müttekileri severdi, fakirlere yardım ederdi.

Hazret-i Fatima (r.anha) ile evlenmiş ve Peygamber (s.a.v.) efendimiz’e damat olmuştur. Hazret-i Fatima (r.anha) dan Hasan, Hüseyin ve Ümmü Gülsüm (r.a.) isimlerinde üç evladı olmuştur.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Aşke keşe değirmeni (Bavarne yolu) Nusaybin

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 9

Resulullah (s.a.v.), Hazret-i Ali (r.a.) ile Fatima (r.anha), Hasan ve Hüseyin (r.anhum) i mübarek abâları ile örterek;

-“İşte, benim Ehl-i Beytim bunlardır. Ya rabbi, bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!” buyurdukları bildirilmiştir.

İşte bu ehl-i Beyt,”Âl-i Nebi” namıyla, kıyamete kadar her mü’min tarafından, her namaz ve dua’da yâd olunurlar.

Hazret-i Ali (Keremallah-u vechehü) fevkalade beliğ, fasih konuşurdu. Resul-i Ekrem (s.a.v.) den sonra Aliyy-ül Mürteza derecesinde beliğ hutbe tertip ve irad eden bir zat görülmemiştir.

Hazret-i Ali (r.a.), Ehl-i beytten olması sebebiyle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in sünnetine herkesten daha fazla vakıf idi.

Bu hususta herkesin müracaat kapısı idi. Kendisinden 586 hadis-i şerif bildirmiştir. Bunlardan 20 tanesi, hem Sahih-i Buhari, hem de Sahih-i Müslümda vardır Bundan başka 9 hadis-i Şerif Buhari’de 15 Hadis-i Şerif Müslim’de tamamı da Ahmed bin Hanbel’in ‘Müsned’ adlı kitabında vardır.

Hazret-i Osman (r.a.) in elim şehadet vak’ası üzerine Hicri 35 yılının Zilhicce ayında, Medine-i Münevvere’de halife seçildi. Halife seçilmesinde hiçbir itiraz olmadığından İcma-i Ümmet ile Hilafet makamına geldi.

Hicretin kırkıncı yılının Ramazan-i Şerif ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken, İbn-i Mülcem adlı bir Harıcı tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularak yaralandı.

İkigün sonra altmışüç yaşında iken şehid oldu. Techiz ve tekfini, oğlu Hasan tarafından yapılmış ve namazı eda olunduktan sonra Kufe’nin kabristanı sayılan Necef’e defnedilmiştir.

Amr İbni zi-Mürr el-Hemadanı (r.a.) şöyle rivayet ediyor;

-“Hazret-i Ali (r.a.), Küfe’de kılıç darbesini aldıktan sonra huzuruna girdim. Başını bir şey ile sarmıştı.”

Dedim ki;

-“Ey Mü’minlerin Emiri! Yarayı bana gösterir misin?”

Hemen sargıyı açtı. Baktım. Bir şey yok,

-“Hafif bir yaradan ibaret.” Dedim.

Hazret-i Ali (r.a.);

-“Evet sizden ayrılmaktayım.” Dedi.

Kerimesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamağa başlamıştı.

Hazret-i Ali (r.a.);

-“Kızım süküt et! Eğer benim gördüklerimi görecek olsan ağlamazsın.” Dedi.

Bende;

-”Ya Emire’el-Mü’minin, ne görüyorsun?” diye sordum.

Buyurdu ki;

-“İşte bunlar Melekler ile Nebiler cemaati;”

-”işte bu da Muhammed Aleyhisselam!;”

-“Ya Ali, müjde sana, teveccüh etmekte bulunduğun hal, şu içinde bulunduğun halden daha hayırlıdır.” Diye buyuruyor.

Vefatında, son sözü;

-“La ilahe illallah Muhammedün Resulullah.” Oldu.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

DSC06860   Fuad Yusufoğlu Fatimet-üz-Zehra Radiyallah-u Anha'nın hırkaları

Fatimat-üz-Zehra Radiyallah-u anha’nın hırkaları

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha);

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın Hazret-i Hadice-Tül Kübra (r.anha) dan olan dört kızından en çok sevdiği.

Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. Hicretin ikinci yılında Hazret-i Ali (r.a.) ile evlendirildi. O zaman Hazret-i Ali (r.a.) yirmibeş , Hazret-i Fatima (r.anha) da onsekiz yaşına gelmiş idi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın soyu YALNIZ Hazreti Fatima (r.anha) dan olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.a.) le devam etti.

Hazret-i Fatima (r.anha) nın Hasan ve Hüseyin, Muhsin (r.anhüm) isminde üç oğlu ile iki kızı oldu. Muhsin (r.a.) küçük yaşta vefat etti.

Hazret-i Ali (Keremallahu vecheh), Hazret-i Fatima (r.anha), Hasan ve Hüseyin (r.anhüm)e EHL-İ BEYT veya (Âl-i Âbâ) denir.

Hazret-i Meryem (r.anha) den sonra, bütün kadınların EN ÜSTÜNÜDÜR. Aklı, zekası, hüsnü cemalı (güzelliği) zühdü (dünyaya düşkün olmaması), takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlakı ile BÜTÜN İNSANLARA ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEKTİR.

Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (ZEHRA) denildi. Zühd ve dünyadan kesilmekte EN İLERİ OLDUĞU içindir ki; (Betül), çok temiz demişlerdir. Ayet-i Kerim’e ve hadis-i şerifler ile MEDH OLUNDU.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın vefatından sonra güldüğü hiç görülmemiştir.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den sonra altı ay daha yaşayıp, onbirinci yılda Ramazan-ı şerif’in 3. günü vefat etti.

Hazret-i Fatima (r.anha) Resul-i Ekrem (s.a.v.) e Peygamberlik geldiği sene dünyaya teşrif etmişlerdir. En küçük kızları idi. Annesi Hadice (r.anha) Resulullah (s.a.v.) ın ilk zevcesidir. (hanımıdır)

Hazret-i Hadice (r.anha) çok zengin ve âlim, akıllı idi. Bütün malını Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a bağışladı. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. Hicretten üç yıl önce, altmışbeş yaşında Mekke’de vefat etti. İlk iman’a gelen HÜR KADINDIR.

Hazret-i Fatima (r.anha) annesi vefat ettiği zaman 10 yaşlarında idi. Allah-u Teâlâ Kur’an-i kerim’de Ehl-i beyt’e buyuruyor ki;

-“Allah-ü Teâlâ sizlerden ricsi yani her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irâde ediyor.”

Eshab-i Kiram (r.anhüm) sordular.

-“Ya Resulullah! Ehl-i beyt kimlerdir?”

O esnada, İmâm-i Ali (r.a.) geldi

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kâ’be-i Şerif

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 2

Eshab-i Kiram (r.anhüm) sordular.

-“Ya Resulullah! Ehl-i beyt kimlerdir?”

O esnada, İmâm-i Ali (r.a.) geldi. Mubarek Âbâ’sı altına aldılar. Fatima-tüz Zehra (r.anha) da geldi. O’nu da yanına aldılar. İmâm-i Hasan geldi. O’nu da bir yanına, İmâm-i Hüseyin geldi. O’nu da öbür tarafına alarak;

-“İşte bunlar, benim Ehl-i Beyt’imdir.” Buyurdu.

Bu mübarek insanlara Âl-i Âbâ ve Âl-i-Resûl denir.

İmâm-i Hasan ve İmâm-i Hüseyin (r.anhüm) küçük iken hastalanmışlardı. Pederleri ve valideleri Fatima-tüz Zehra (r.anha) ve hizmetçileri Fıdda, çocuklar iyi olunca, üçü de hasta iken adadıkları orucu tuttular.

Birinci gün, iftar için hazırladıkları yemeği, o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek yemek yemeden ikinci günün orucuna başladılar. O akşam iftarlığını da, yine o saatta kapıya gelen;

-“Allah için bir şey verin!”

Diyen fakir ve miskinlere verdiler.

O gece de yemek yemeden, üçüncü günün orucuna başladılar.

Bunun üzerine Ayet-i Kerime geldi ve;

-“Bunlar, adaklarını yerine getirdiler. Uzun ve sürekli olan kıyamet gününden korktukları için, çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskin, yetim ve esirlere verdiler. ‘Biz bunları, Allah-u Teâlâ’nın rızası için yedirdik. Sizden karşılık olarak bir teşekkür, bir şey beklemedik, bir şey istemeyiz’ dediler. Bunun için Cenab-ı Hak, onlara şerab-ı tahû içirdi.”

Ehl-i Beyt’i Nebeviyi sevmek, ahrete İman ile gitmeğe, son nefeste selâmetle kavuşmağa sebep olur.

Server-i Âlem (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerif’te buyurdu ki;

-“Ehl-i Beytim, Nuh aleyhis selam’ın gemisi gibidir. Onlara tabi olan, selâmet bulur. Geri kalan helâk olur.”

Bir Hadis-i şerifte de Buyuruldu ki;

-“Kızım Fâtima (r.anha) yı, Ali (r.a.) ye vermeği Rabbim bana emr eyledi. Allah-u Teâlâ her Peygamberin sülalesini kendinden, benim sülalemi ise, Ali (r.a.) den halk buyurdu.

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) der ki;

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

İbrahim Aleyhis selam’ın makamı ve Kâb’e kapısı

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 3

Abdullah bin Mes’ud (r.a.) der ki;

-“Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın Kureyş’e beddua ettiğini asla işitmedim. Yalnız bir gün Kâ’be-i şerif yanında namaz kılıyordu. Evû Cehil, kendi adamlarıyla bir yerde oturuyorlardı. O sırada bir kimse gelip ölmüş bir deve işkembesini oraya bıraktı.”

Ebû Cehil;

-“Bu kan ile bulaşmış işkembeyi, kim götürüp, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) secdeye varınca arkasından koyar.” Dedi.

Onların içinde en ziyade Bedbaht Ukbe bin Ebi Mu’it,

-“Bu çirkin işe girişip, O’nu Hace-i âlem secdede iken üstüne koydu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) secdeden kalkmadı. O bedbahtlar gülüştüler. O kadar ki, gülmekten birbirlerinin üzerine düştüler.”

İbn-i Mes’ud (r.a.) der ki;

-“Ben uzaktan bakardım. Müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Nihayet bir kimse Hazret-i Fatima (r.anha) ya haber verdi.”

Fatima (r.anha) gelip onu Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in üzerinden kaldırdı.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) namazdan kalkınca üç kere;

-Yâ rabbi! Kureyşi sana havale ediyorum.” Buyurdu.

Bir rivayette isimlerini söyleyip;

-“Yâ Rabbi! Sana bırakıyorum.” Buyurdu.

İbn-i Mes’ud (r.a.) der ki;

-“Allah hakkı için onları Bedir günü gördüm, hepsini katl edip, ayaklarından sürüyerek Bedir kuyusuna bıraktılar. Ümeyye ve Amr’i ise parça parça ettiler. Ammar ve Velid’i çok feci şekilde öldürüp Cehenneme gönderdiler.”

Hicretleri;

Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Medine-i Münevvere’ye, Allah-u Teâlâ’nın emriyle hicret ettikten sonra, hanımı Sevda (r.anha), Kızları Ümmü Gülsüm (r.anha) ve Hazret-i Fatima (r.anha) yı getirmeleri için, Zeyd bir Harise (r.a.) ile Ebû Râfi-i Mekke’ye geönderdi. Onlara 500 dirhem gümüş ile iki deve verdi.

Zeyd ile Ebû Râfi (r.anhüm) Mekke’ye gittiler. Hazret-i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın kızları Ümmü Gülsüm, Fatim-tüz Zehra, Sevda (r.anha) Zeyd (r.a.) in zevcesi Ümmü Eymen (r.anha) i ve Oğlu Üsâme (r.a.) yi alıp beraber Medine’ye geldiler.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hatim (İsmail Aleyhis Selam hücresi)

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 4

Nikahlanmaları;

Fatima-tüz Zehra (r.anha) nın küçük yaşta iken, annesi Hadice-tül Kübra (r.anha) vefat ettiği için, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buluğ yaşına kadar yanında ayırmadı. O’nu en iyi şekilde yetiştirip terbiye etti.

Birgün Hazret-i Fatima (r.anha) bir hizmet için Resul-i Ekrem (s.a.v.) in huzuruna girmişti.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın mübarek nazarları kerimelerine ilişti. Evlenme çağına eriştiğini müşahade ettiler. Nikahları hicretin İKİNCİ SENESİNE vaki oldu.

Ümmü Selem ve Selman (r.a.) dan rivayet olunmuştur ki;

-“Fatima bülüğ çağına erdikte Kureyş’ten çok kimseler istedi.”

Resul (Sallallahu aleyhi ve sellem) kimsenin sözünü iltifat etmeyip;

-“O’nun işi, Hak Teâlâ’nın buyruğuna bağlıdır.” Buyurdu.

Birgün Ebû Bekir, Ömer ve Sa’d İbni Muaz (r.anhüm) mescid’de otururp dediler ki;

-“Hazret-i Fatima (r.anha) yı, Hazret-i Ali (r.a.) den gayrı herkes istediler. Kimseye iltifat olunmadı.”

Hazret-i Sıddık (r.a.) dedi ki;

-“Zanederim ki İmâm-i Ali (r.a.) ye nasıp olur. Talep etmediği küçük olduğundandır. Gelin varalım, İmâm-i Ali (r.a.) yi ziyaret edelim. Bu meseleyi açalım.”

Sa’d (r.a.);

-“Yâ Ebâ Bekir, sen hep hayır yaparsın. Sen kalk, biz sana ARAKADAŞ OLALIM.” Dedi.

Üçü Mescid’den çıkıp, İmâm-i Ali (r.a.) nin evine gittiler. İmâm-i Ali (r.a.) devesini alıp hurmalığa gitmiş, Ensâr (r.anhüm) dan bir kimse’nin hurmalığına su verir idi. Onları gördü. Karşılayıp hallerini sual etti.

Ebû Bekir (r.a.);

-“Ya Ali! Her hayırlı işte sen öndersin ve Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) katında bir mertebedesin ki, hiç kimseye nasib olmamıştır. Fatima (r.anha) yı herkes taleb etti. Hiç kimseye iltifat olunmadı. Öyle zanediyorum ki, sana nasib olur. Niçin talep etmezsin?”

Hazret-i Ali (r.a.) bunu işitince mübarek gözleri yaşla doldu.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Revda-i Mutahhara (Medine-i Münevvere)

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 5

Hazret-i Ali (r.a.) bunu işitince mübarek gözleri yaşla doldu;

-“Ya Ebû Bekir Ateşimi ziyade ettin. O’na benden başka rağbet eden yoktur. Lâkin ELİMİN DARLIĞI buna mânidir.” Dedi.

Ebû Bekir (r.a.);

-“Böyle söyleme Allah-u Teâlâ ve Resulü (s.a.v.) nün yanında DÜNYA BİR ŞEY DEĞİLDİR. Buna fakirlik mâni olamaz. İmâm-i Ali (Kerememallah-u vechü) devesini çözdü hanesine geldi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Ümmü Seleme (r.anha) nin evinde idi. Nalini giyip kapıyı çaldı.

Ümmü Seleme (r.anha) ye Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Kapıyı aç, gelen o kimsedir ki, Allah’ı ve Resulü (s.a.v.) nü sever. Onlar da O’nu severler.”

Ümmü Seleme (r.anha);

-“Yâ Resulullah (s.a.v.) kimdir ki hakkında böyle şehadet edersin?” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kardeşim Ali’dir.” Buyurdu.

Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor;

-“Süratle kapıya gittim. Az kaldı, yüzüm üzere düşecektim. Kapıyı açtım. Ben hareme girmeyince içeri girmedi.”

Sonra girip;

-“Esselamü aleyke yâ Resulullah ve berekâtüh” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Ve aleykesselam ve rahmetullahi ve berekâtüh” diye cevap buyurdu.

Resulullah (s.a.v.) yanında yer gösterdi. İmâm-i Ali (r.a.) mahcup vaziyette başını aşağı eğip oturdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

-“Yâ Ali! Öyle zanederim ki bir muradın var. Lâkin söylemeğe hicab edersin. Hicab etme. Her ne dilersen söyle Maksûdun hâsıl olur.”

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Ya Resulullah! (s.a.v.) anam ve babam sana feda olsun…

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bab-üs-Selam kapısı (Revda-i Mutahara) Sallallahu aleyhi ve Sellem

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 6

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Ya Resulullah! (s.a.v.) anam ve babam sana feda olsun. Hazretine malumdur ki, babam Ebû Talib ve annem Fatima binti Essed beni senin hizmetine verip, sana teslim eyledi. Senin hizmetinle şeref bulduk. Beni zahiren ve batınen terbiye ettin. Hazretinden gördüğüm ihsanı, babamdan ve anamdan görmedim. Senin bereketinle, âbâ ve ecdadımın tuttukları bâtıl yoldan halasla sırat-ı müstakim üzere olmama sebep oldun. Benim hayatımın sermayesi sensin. Şimdi ricam odur ki, hiçbir munisim ve dert ortağım yoktur. Bir nice müddetten beri hatırımdadır ki, küstahlığa cüret edip, Fatima (r.anha) taleb edeyim.”

Ümmü Seleme (r.anha) der ki;

-“Resulullah (sallallahu aleyhi ve Sellem) a baktım. İmâm-i Ali (r.a.) böyle deyince tebessüm etti.

Ve buyurdu ki;

-“Hiç evlenmeğe lazım olan nesnen var mıdır?”

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Yâ Resulullah! (s.a.v.) Benim halimi senden gayri kimse bilmez. Bir kılıcım bir de devem vardır. Gayri nesnem yoktur.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

-“Kılıcın gazâya lazımdır, deven bineğindir. Seninle cübbeye anlaşalım ve sana müjdeler olsun ki, Hak Teâlâ Semavatta, senin ile Fatima (r.anha) arasındaki akdi nikah etti. Senden önce melek gelip, bana bu hali haber verdi.”

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın;

-“Annesi hayatta olsa idi. Şimdi çeyizini hazırlamış idi. Kızı Fatima hazretleri (r.anha) ne muhabbeti fazla idi. Çünkü zahide idi. (Yani dünyaya düşkün değildi) Ayrıca, annesi Hadice-tül Kübra (r.a.) ya çok benzerdi.” Düşüncesi geldi.

Derhal Cebrail Aleyhis selam gelerek Hak Teâlâ’nın;

-“Habibime selamımı söyle, hiç merak etmesin. Kerimesi Fatima’nın bütün ihtiyaçlarını, elbiseleri Cennet’ten temin edip, yakında mü’min ve sadık bir kuluma vereceğim.” Buyurduğunu haber verdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu sözleri duyunca ŞÜKÜR SECDESİ etti.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu