‘hadis ilimleri’ olarak etiketlenmiş yazılar
İmâm-i Tirmizi (Radiyallah-u anh)- 2
06 Aralık 2008Çağ-Çağ deresi (Bar-e Veysike) Nusaybin
İmâm-i Tirmizi (Radiyallah-u anh)- 2
Âlimler, İmâm-i Tirmizi (r.a.) ye “Hakim” payesini vermişlerdir. Bu isme layık olduğınu, daha üstün meziyetlere sahip olduğunu, yine onlar bildirmişlerdir.
Büyük veli’lerden Ebu Turab Nahşebi ile görüştü. Ebu Abdullah Celâ (r.a.) Ahmed bin Hadreveyh (r.a.) ile de sohbette bulundu. Her birinden ayrı ayrı feyz aldı.
Eserlerini, İlâhi bir ilhamla hazırlamıştı. Hepsini Allah-u Teâlâ’nın ihsanı bilir, kendisine mal edilmesini istemezdi.
Buyurdu ki;
-“Yazdığım eserlerin hiç birini, eserim olsun düşüncesi ile yazmadım. Ba’zan daraldığım zamanlar oldu, içten gelen bir duygu ile bunları yazmağa başladım. Yazdıkça gönlüm açıldı. İşte bu hal içinde onlar meydana geldi.
Eserleri;
İmâm-i Tirmizi (r.a.) nin bir çok eserleri vardır. Başlıcaları şunlardır.
Kitab-ül-Ilel, kitab-üş-şemail, kitabus-esma’is sahabe, kitab-ül esma ve’l-küna ve en meşhur kitabı es-Sünen diye anılan el-cami-idir.
Tirmizi (r.a.) nin süneni, hasen hadis mevzunda ana kaynaktır. Bu dört kısımdan ibarettir. Birinici kısımda sahih olduğu kati olan hadisler, ikinci kısımda ebu davud ve nesai nin şartlarına uygun olan hadisler, üçüncü kısımda, illetini açıklayan hadisler, dördüncü kısımda ise “bu kitabı aldığım hadisilerle bazı fakihlerle amel etmemişlerdir.” Diyerek durumunu açıkladığı hadisler vardır.
Diğer bir hususiyeti de hadis çeşitlerinden, sahih, hasen ve garibleri bildirmesi, cerh ve ta’dile ait konulara yer verip, sonuna ilel kitabı, yani bahsini ilave edip, ondan da çok güzel faideler toplaması, diğer hadis kitaplarından farklı yönleridir.
Diğer bir hususiyeti de mezheplerinin, istidlal (delil getirme) şekillerini bildirmesidir.
İmamı Tirmizi (r.a.) buyuruyor ki:
-“Ben bu kitabı yazıp, hicaz alimlerine arz eyledim. Hepsi beğendiler. Irak alimlerine arz eyledim, onlarda beğendiler. Horasan alimelerine arz eyledim. Cok güzel oldu dediler.”
İmamı Tirmizi (r.a.) nin “sünen” adlı hadis kitabının hindistanda, diyobend şehrindeki dar-ül ulüm müderrislerinden Muhammed Enver şah keşmiri tarafından Arabi şehri yapılmış, (mearif-üs-sünnen) adı verilerek 1383 (m.1963) senesinde Muhammed Yusuf benuri tarafından önemli açıklamalar ilave edilerek, Pakistan da basılmıştır.
En önemli kitaplardan biri de, yukarıda adı geçen (şemail-i nebi) kitabıdır. Bu konuda yazılmış kitapların en güzellerindendir. Sayılamayacak, anlatılamayacak kadar bereketli, faideli kitaplardır. Okunması; işlerin görülmesi, muradın nasıl olaması için faidelidir.
İmamı Tirmizi rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
-“Yemeğin bereketi, başında ve sonunda, elleri yıkamaktır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara ışık saçar gibi yayan İmâm-i Tirmizi radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Tirmizi (Radiyallah-u anh)- 3
06 Aralık 2008Aşke keşe yeri -Baverne yolu- (Girnavas) Nusaybin
İmâm-i Tirmizi (Radiyallah-u anh)- 3
İmâm-i Tirmizi (r.a.) rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bir kısmı şunlardır;
-“Bir kimse, insanların kızacakları şeyde Allah ın rızasını ararsa, Allah u Teala onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allah u Teala nın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa, Allah u Teala onun işini insanlara bırakır.”
-“Cennete gidecek olanları haber veriyorum, dinleyiniz! Zaifdirler, güçleri yetmez. Bir şey yapmak için yemin ederlerse, Allah u telala bunların yeminini muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları da biliyorum. Sertlik gösterirler. Acele ederler. Kendilerini üstün görürler.”
-“Kuranı kerimde kendi arzusuna göre tefsir eden, cehennemdeki yerini hazırlasın.”
-“Kıyamet gününde, Allah katında insanların en kötüsü, iki yüzlü olanıdır.”
-“Haya imandandır. İmanı olan Cennettedir. Fuhuş kötülüktür. Kötüler Cehennemdedir.”
İmâm-i Tirmizi (r.a.) nın GÜZEL SÖZLERİNDEN bir kısmı şunlardır;
Buyurdu ki;
-“Aziz; kendisini günahın zelil kılmadığı kimsedir.”
-“Hür; kendisini tamahın kötüleştirmediği kimsedir.”
-“Hoca; kendisini şeytanın esir olmadığı kimsedir.”
-“Zeki; Allah-u Teâlâ’dan sakınan ve nefsini bizzat hesabe çeken kimsedir.”
-“Hakka giden yola düşen ve hakikati bilen bir kimsenin, günahlara hiç ihtirası kalmaz.”
Bir sohbet toplantısında,;
-“Bize insan’ı ta’rif eder misiniz?” dediler.
Bunun üzerine İmâm-i Tirmizi (r.a.) şöyle buyurdu;
-“İnsanda daimi bir zaaf hali görülür. Bununla beraber, o bir da’vâ peşindedir, hem de büyük iddia. Bu zayıf haliyle, o büyük iddiasını nasıl gerçekleştirebilir ki? İnsan dikkat etmeli. Yaptığı her işe bakmalı. Hayrını, şerrini bilmelidir. Dikkat etmezse, yanılabilir. Belki de, zararına olan bir şeye bilmeden sevinir. Büyüklerin nazarında onun bu işi, zor affedilen bir hatadır.”
-“Namaz bir ziyafettir. Allah-u Teâlâ kendine, inanlara, mü’minlere merhamet ederek, namaza da’vet eder. Namaz içinde, onların önüne rahmet sofrasını yayar. Ni’metlerini onlara bol bol dağıtır. Sevdiği kulların, bu ni’metlere nâil olmasını diler.”
-“Herkesin terbiye ve ıslah şekli başkadır. Çocukların terbiye yeri mekteb, yolkesenlerinki zindan, kadınların terbiye yerleri ise evleridir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara ışık saçar gibi yayan İmâm-i Tirmizi radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Dâvûd (Radiyallah-u anh)- 4
06 Aralık 2008Çağ-çağ barajı (Sonbahar mevsimi) Nusaybin
Ebû Dâvûd (Radiyallah-u anh)- 4
Sünen-i Ebi Davud, Tirmizi (r.a.) nin Cami’i Nesai (r.a.) nin Mücteba’sı, Sahih-i Buhari (r.a.) Sahih-i Müslim (r.a.) ve İmâmi Mâlik (r.a.) in Muvatta’ından sonra ikinci derece de gelmektedir.
Bu kitabların müellifleri (yazanlar), hadis ilminde güvenilir, adil, yüksek ezber kabiliyeti ve derin bir ilmesahip olmakla tanınmaktadırlar. Bu âlimler (rahmetullahi aleyhim) hadisi şerifin sahih olması hususunda kabul ettikleri şartlarda asla müsamaha göstermemişlerdir.
Kütüb-i sitte şunlardır;
Sahih-i Buhari
Sahih-i Müslim,
Sünen-i Ebi Dâvûd,
Sünen-i Tirmizi,
Sünen-i Nesai,
Sünen-i İbn-i Mace’dir.
Âlimlerin hakkında buyurdukları;
Musa bin İbrahim;
-“Ebû Dâvûd, sanki dünyada hadisi-i şerif için, ahrette cennet için yaratılmıştır. Onun gibisi az bulunur.”
Ebu Bekir el-Hallal;
-“O, Zamanın en büyük âlimlerindendir. Hadis-i şerifle ilgili bilgileri pek derin idi.”
Bildirdiği hadis-i şerif’lerden bir kaçı;
-“İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir. Herkes, kiminle arkadaşlık ettiğne baksın.”
-“Bilmediklerinizi sorunuz. Cehaletin ilacı sormaktır.”
Ümm-i Ferve (r.a.) haber veriyor, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) a hengi amelin efdal olduğu soruldu;
-“Amellerin efadli, vaktinin evvelinde kılınan namazdır.” Buyurdu.
-“Cum’a günleri bana çok slavat okuyunuz. Bunlar bana bildirilir.” Buyurdu.
-“Öldükten sonra da bildirilir mi?” denildiğinde,
Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem);
-“Toprak, Peygamberlerin vucudunu çürütmez. Bir mü’min bana salavat okuyunca, bir melek bana haber vererek, ümmetinden falan oğlu filan, sana ‘selam’ söyledi ve dua etti. Der.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Bu veli kullar hürmetine ahrette iman la gitmeyi müyesser eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Dâvûd (Radiyallah-u anh)- 5
06 Aralık 2008Çağ-çağ barajı (Sonbahar mevsimi) Nusaybin
Ebû Dâvûd (Radiyallah-u anh)- 5
-“Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse, hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse, hayvan oraya koşar.”
-“Cennet’e gidecek olanları heber veriyorum, dinleyiniz; Zaifdirler, güçleri yetmez. Bir şey yapmak için yemin ederlerse, Allah-u Teâlâ, bunların yeminlerini, muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları bildiriyorum, dinleyiniz; Sertlik gösterirler. Acele ederler. Kendilerini üstün görürler.”
-“İyiliksever insanların hatalarını bağışlayınız.”
Enes bin Mâlik (r.a.) rivayet etti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;
-“Kim rızkının bol olmasını ve ömrünün uzamasını severse, ‘Sıla-i rahim’ yapsın.”
Ebu Hüreyre (r.a.) rivayet etti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdular ki;
-“Şu üç kimsenin duası makbuldur. Bunda asla şübhe yoktur. Bunlar; Mazlumun dua’sı, Yolcunun dua’sı, Ana-babanın çocuklarına dua’sı.”
Abdullah bin Amir (r.a.) anlattı;
Ana ve babasını terk edip ağlatan ve hicret etme hususunda, Resulullah (s.a.v.) bi’at eden biri, Peygamber efendimiz (a.s.v.) e geldi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ona buyurdu ki;
-“Ana babana dön, ağlattığın gibi onları güldür ve ferahlandır.”
Ebu Bekr (r.a.) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın şöyle buyurduğunu bildirmişti.
-“Kederli olanın yapacağı dua’lar şunlardır;
-“Allahım! Senin rahmetini umuyorum. Beni bir an olsun nefsime bırakma! Benim bütün halimi düzelt. Senden başka İlah yoktur.”
Nu’man bin Beşir (r.a.) bildirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;
-“Gerçekten ‘dua’ ibadettir.” Sonra şu ayet-i Kerimeyi okudu;
-“Bana dua ediniz. Dua’nızı kabul edeyim.” Mü’minin Suresi Ayet; 60.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Bu veli kullar hürmetine ahrette iman la gitmeyi müyesser eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İbn-i Mâceh (Radiyallah-u anh);
06 Aralık 2008Bor-e Beşire Mecido (Girnavas) Nusaybin
İbn-i Mâceh (Radiyallah-u anh);
Hadis âlim ve hafızlarının büyüklerinden. Meşhür altı hadis kitabı (Kütüb-i sitte) nin müelliflerinden birisidir.
İsmi Muhammed bin Yezid el-Kazvini, Künyesi Ebû Abdullah’dır. 209 (M. 824) tarihinde Kazvin’de doğup, 273 (M.886) senesinde vefat etmiştir.
Özllikle Hadis-i şerif ve onun ile alakalı ilimleri elde etmek için, Basra, Bağdad, Küfe, Mekke-i Mükerreme, Şam, Mısır, Horasan ve Rey gibi zamanın tanınmış ilim merkezlerine gitmiştir.
İbn-i Maceh hazretleri (r.a.), gitmiş olduğu bu yerlerde, büyük hadis âlimleriyle karşılaşmış, onlardan çok istifade etmiştir.
Leys, İbrahim bin el- Münzir, Muhammed bin Abdullah bin Numeyr ve daha başka âlimlerden Hadis-i Şerif öğrenmiştir.
Kendisinden de, Ebul Haan el- Kattan, Ahmed bin Rahv el- Bağdad’i, Muhammed bin isa el- Ebheri gibi âlimler rivayette bulunmuşlardır.
İBN-İ Maceh (r.a.) nin büyük bir hadis âlimi olduğu hususunda ittifak vardır.
Meşhûr Hadis âlimi Ebû âlimi Ebû Ya’la el- Halil (r.a.) der ki;
-“İbni Mace (r.a.) sika (güvenilir), ilmi âlimlerin ittifak ettiği, delil ve sened kabul edilen, büyük bir âlimdir.”
İbn-i Mace (r.a.) nın Süneni İbn-i Mace ismiyle meşhür pek kıymetli bir hadis kitabı vardır. İçerisinde DÖRT BİN HADİS-İ ŞERİF bulunmakta, Kütüb-i sitte’nin altıncısı sayılmaktadır.
Bu altı kıymetli kitabe “Sahih-i Sitte” de denir. Bu altı kitabta, Sahih-i Buhari ile Sahih-i Müslim’e “sahiheyn” denir. Kalan dört tanesine “Sünen-i Erbaa” denir.
Hadis âlimleri, bir hadis-i şerif için bunu cemaat rivayet etmiştir dedikleri zaman, Kütüb-i sitte sahibi âlimlerin bu hadis-i şerifi, altı hadis kitabında rivayet ettikleri anlaşılır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İbn-i Mâceh (Radiyallah-u anh)- 2
06 Aralık 2008Cöke Kanika (Gündük) Nusaybin
İbn-i Mâceh (Radiyallah-u anh)- 2
İbn-i Maceh (r.a.) tefsir ilminde de derin âlim idi. (tefsir-i Kur’an) isimli eseri ile, doğduğu ve büyüdüğü yer olan “Kazvin’in tarihi ile ilgili kitabları pek kıymetlidir.
İbn-i Maceh (r.a.) bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları;
-“Allah-u Teâla, annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor, Sonra annelerinize iyilik etmenizi emrediyor. Sonra babalarınıza iyilik etmenizi emrediyor. Sonra en yakın akrabaya, ondan sonra en yakınlık derecesine göre iyilik etmeyi size emrediyor.”
İbn-i Maceh (r.a.) bildirdiği bir başka hadis-i şerif;
-“Allah-u Teâlâ, merhameti yüz parça etti. Doksamdokuzunu kendi katında alıkoydu. Yeryüzüne bir tek parça indirdi. Bu bir tek parça yüzünden mahlûkat (yaratıklar) birbirine merhamet ederler. Hatta at, isabet etmesi korkusundan, ayağını yavrusundan kaldırır, onu muhafaza eder.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Sürâka ibni Cu’şûm’e şöyle buyurdu;
-“Sana sadakaların en büyüğünü göstereyim mi?”
Sürâka (r.a.);
-“Evet Ya Resûlallah.” Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Sana dönmüş olan, senden başka da kendisine bakacak kimsesi olmayan kızındır.”
-“Müslümanlar hakkında en hayırlı ev, içinde yetime ihsan olunan evdir. Müslümanlar hakkında en kötü ev, yetime kötülük yapılan evdir. Ben ve yetimin bakıcısı, cennette şu iki gibiyiz.” Resulullah (s.a.v.) iki parmağını gösteriyordu.
-“Kimin, henüz bülûğa ermemiş üç çocuğu vefat ederse, Allah-u Teâlâ onu ve çocuklarını rahmeti ve ihsani ile cennete koyar.”
Ebu Berze el- Eslemi (r.a.), şöyle bildirmişir;
-“Ey Allah’ın Resûlü! Cennete koyacak bir ameli bana gösterir misiniz?” dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz;
-“İnsanların yolundan, zarar veren şeyleri gider.” Buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a;
-“İnsanı en çok cennete hangi şey koyar?” diye sorulduğunda
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“’Takva’ (Allah korkusu) ve ‘güzel ahlak’” buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
-“Üç kimsenin duâsı kabul olur. Mazlumun duâsı, Misfairin (yolcunun) duâsi, Babasının çocuğa duâsi.”
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
-“Sizin hayırlılarınız Kur’an-i kerim’i öğrenen ve öğreten kimselerdir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan bu veli kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15
05 Ocak 2009çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15
Hazret-i Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh) ın oğlu Musa Kazım için olan nasihati pek meşhurdur;
Oğluna buyurdu ki;
-“EY OĞLUM!”
-“Kendi rızkına razı ol! Kendi rızkına razı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür. Allah-u Teâlâ’nın taksim ettiği rızka razı olmayan, O’nu kazâ ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören, başkasınınkilerini büyütmüş olur. Her zaman kendi kusurlarını büyük gör.”
-”EY OĞLUM!”
-“Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.”
-“EY OĞLUM!”
-“İnsanlara kızmaktan sakın. Yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın.”
-“EY OĞLUM!”
-“Lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninle istişare eder (danışır, fikrini alır).”
-“EY OĞLUM!”
-“Arkadaşlık yaptığın, ziyaretine gittiğin kimse, iyi ahlak sahibi olsun. Kötü ahlaklı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermiyen ağaç, ot bitmeyen topraktırlar.”
-“EY OĞLUM!”
-“Allah-u Teâlâ’nın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehyedici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol! İsteyene ver, Gıybet’ten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı artırır. İnsanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”
Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) nin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır.
Peygamber Efendimiz (Sallallah-u Aleyhi ve selem) buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metlerine kavuşan, bu ni’mete hamd ve şükür etsin! Rızkı azalan kimse, çok tevbe ve istiğfar yapsın. Sıkıntıya düşen, bir musibete yakalanan kimse de ”La havle vela kuvvet illâ billah” desin.
-“Allah-u Teâlâ’nın hidayete kavuşturduğu kimse saptıramaz. Allah-u Teâlâ’nın hidayet vermediğini, kimse hidayete erdiremez. Sözlerin en iyisi, Allah-u teâlâ’nın kitabıdır. YOLARIN EN İYİSİ, Muhammed Aleyhis selam’ın gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü, bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bid’atların hepsi, delalettir, sapıklıktır.”
-“İlim hazinedir. Anahtarı, sorup üğrenmektir. İlmi isteyiniz ki, Allah-u Teâlâ size merhamet etsin. İlim öğrenmekte dört kişiye sevab vardır. Talebeye, Hocaya, Dinlayenlere ve onlara icabet edenlere.”
-“Rivayet ettiği hadis-i kudsi’de;-“La ilâhe İllallah Kal’amdır. Bunu okuyan Kal’aya girmiş olur. KAL’AMA GİREN DE, AZABIMDAN KURTULUR.” Buyurdu.
İmâm-i Ahmed bin Hanbel hazretleri (r.a.) Müsned’inde buyuryor ki; CEBRAİL (a.s.) Allah-u Teâlâ’dan naklen, Peygamber efendimiz (s.a.v.) e; -“La ilahe illallah hısnı, men dehale hısnı, emine min azabi.” Şeklindeki dua’yı her kim rivayet edenlerin isimleriyle, inanarak ihlasla bir deliye veya hastaya okursa şifa bulur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh- 4
08 Ocak 2009Navala reş (Nusaybin)
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh- 4
İmâm-i Â’zam (r.a.), kelam, münazara ve diğer ilimleri öğrenip fıkıh ilmini tahsile başladıktan sonra, i’tikadi mes’elelerde insanları doğru yoldan ayırmakta olan sapık fırkalarla mücadele etmiştir.
Hatta, bu maksatla Hint, İran ve Arap yarımadasının ticaret yollarının birleştiği Basra’ya defalarca gidip, ‘dehri’ denilen inkarcilerle, Şia, Kaderiye ve diğer fırkalarla uzun münazaralar yaparak Ehl-i sünnet i’tikadını yaymıştır.
İmâm-i Â’zam (r.a.) hocası Hammad bin Ebi Süleyman (r.a.) fıkıh ilmini İbrahim Nehai (r.a.) den, bu da Alkama bin Kays (r.a.) dan, Aklama bin kays (r.a.) da Abdullah bin Mes’ud (r.a.) dan, bu da Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) den öğrenmiştir.
Hammad bin Ebi Süleyman (r.a.) nin derslerine yirmisekiz (28) yıl devam edip emsalsız bir dereceye ulaştı. Daha ders aldığı sırada fıkıhda tanınıp meşhür oldu.
Bu hususta İmâm-i Â’zam (r.a.) şöyle demiştir;
-“Ben ilim ve fıkıh ocağında yetiştim. İlim erbabiyle beraber bulundum. Fıkıhda en değerli bir hocaya devam ettim.”
Hocası Hammad (r.a.) in dersine devam ettiği sırada sık sık Hicaz’a gidip Mekke ve medine’de çoğu Tabiin’ (r.a.) den olan âlimler ile görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı.
İmâm-i Â’zam (r.a.) in hocalarından en meşhuru, fıkıh ilminde hocası olan hammad bin Ebi Süleyman (r.a.) dır.
Küfe’de ders aldığı diğer meşhur hocalarından ba’zıları şu zatlardır;
1-Amir bin Şerahil eş-Şa’bi (r.a.); Zamanın meşhur hadis ve tefsir âlimi
2-Süleyman bin Mihran el-A’maş (r.a.); Başta kıraat ilmi olmak üzere, tefsir, hadis, fıkıh ilimlerinde meşhur âlim.
3-Ebu İshak es-Sebii (r.a.) hadis ilminde zamanın en meşhur hadis âlimi idi. Hadis ilminde hafız “yüzbin hadis-i şerifi senetleri ile bilen” derecesinde âlim idi.
4-Hakim bin Uteybe (r.a.), Hadis ilminde hafız derecesinde âlim olup, Küfe muhaddisi lakabiyle meşhurdur. Ayrıca fıkıh ilminde de meşhur âlimdir.
5-Seleme bin Kühey el-Hadremi (r.a.) Küfe’nin meşhur hadis âlimlerinden.
6-Mansur bin Mu’temir et-Teymi (r.a.) Küfe’de hadis ilminde hafız derecesinde âlim idi.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İmâm-i A’zam Ebû Hanife hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh- 7
08 Ocak 2009Navala Reş-in sonu (Nusaybin)
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh- 7
Dersleri ve Talebeleri;
İmâm-i Â’zam (r.a.), hocası Hammad (r.a.) ın yerine geçince, ilmi, vekarı, üstün tevazuu, takvası, tatlı sözleri ve güler yüzüyle herkes tarafından sevilen ve dini mes’elelerde insanların bütün müşkülerini çözen yegane müracaat kaynağı oldu.
Irak, Horasan, Harzem, Türkistan, Tuharistan, İran, Hind, Yemen ve Arabistan’nın her tarafından gürüplar halinde gelen talebeler, fetva isteğenler ve dinleyicilerle etrafı dolup taşıyordu.
İmâm-i Â’zam (r.a.) ın meclisinde halk tarafından sorulan suallerin cevablandırılması ve talebeler için verilen muntazam dersler olmak üzere iki türlü müzakere yapılırdı.
Her gün Sabah namazını, Cami’de kılıp öğleye kadar sorulan sualleri cevablandırır, fetva verirdi. Öğleden önce ‘KAYLÛLE’ (bir miktar uyuma) yapıp, öğle namazından sonra yatsıya kadar talebelere ders verirdi.
Yatsıdan sonra evine gidip biraz dinlenir, sonra tekrar cami’ye gelip sabaha kadar ibadet ederdi. Sorulan sorulara cevab vermeden önce, mes’ele açık olarak müzakere edilir, talebeleri suali cevaplandırmaya çalışırdı.
Mes’elenin müzakeresi bittikten sonra, kendisi yeniden ele alıp gerekli düzeltmeleri yapar ve konuyu iyice izah ve tasvir ettikten sonra cevablandırırdı.
Cevabları verildikten sonra da fetva’yı bizzat söylemek sûretiyle ve anlaşılır ifadelerle talebelerine yazdırırdı. Bu yazılar daha sonra fıkıh kaideleri halina gelmiştir.
Dini bir mes’ele cevablandırılıp haledilince şükür için ‘tekbir’ getirirlerdi. Bu esnada Küfe mescidi tekbir sadalarıyla çınlardı.
Talebelerine verdiği muntazam dersleri ise çok mükemmel bir usûl ile yürütürdü. Bir taraftan fıkıhın eski hadiselere ait bilinen hükümleri takrir edilir ( anlatılır) ve müzakere yapılır, diğer taraftan yeni hadiselere ait hükümler bulunurdu.
Geçmiş ve yaşamakta olan hadiselerin hükümleri takrir edilirken, bunlara benzeyen veya aynı çinsten olup da gelecekte vukû bulabilecek hadiselere ait hükümler de araştırılıp bulunurdu.
Dolayisiyle İmâm-i Â’zam (r.a.) ın derslerine geçmiş ve yaşamakta olan hâlin mes’elelerinden başka, geleceğe ait mes’elelere geçilmiş ve fıkhın külli (genel) kaideleri tesbit edilmiştir.
İmâm-i Â’zam (r.a.) ın ders halkasında çözülen fiili ve nazarı fıkıh mes’eleleri yarım milyona ulaşmıştır. Bunların içinde, fıkıh ilminin anlaşılmasına yarayan sarf, nahv ve hesaba (fen ilimlerine) ait öyle ince mes’eleler de vardır ki, onların meydana çıkarılması ve çözülmesinde Arap dilinin ve Cebir ilminin mütehassısları dahi aciz kalmışlar, hayranlıklarını ifade etmişlerdir.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İmâm-i A’zam Ebû Hanife hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh- 8
08 Ocak 2009Navala sipi (Kasyane) Nusaybin
İmâm-i A’zam (Ebu Hanife)- Radiyallah-u anh- 8
Çözülen fıkhı mes’eleler cinslerine göre kısımlara (kitablara), kısımlar da nevilerine göre bab ve fasıllara ayrılmıştır.
Başta taharet bahsiyle ibadetler, münâkehât, muâmelât, hudud (had cezalerı), ukubât, sulh, cihad ve Devletler hukuku, feraiz, Ya’ni miras hukuku olmak üzere sıralanarak fıkıh düzenlemiştir.
Böylece İmâm-i Â’zam (r.a.) fıkıh ilmini ilk defa kollara ayırıp her branşın bilgilerini ayrı ayrı toplamış, usûllar bulmuş (feraiz) ve (şurut) kitablarını yazmıştır.
Ayrıca Eshab-i Kiram (r.a.) nın Peygamberimiz ( s.a.v.) naklen bildirdiği İman, i’tikad bilgilerini de toplayıp yüzlerce talebesine bildirdi. İlm-i Kelam, Ya’ni iman bilgileri mütahassısları yetiştirdi. İmâm-i Maturidi (r.a.) ondan gelen kelâm bilgilerini kitablara yazdı.
Yetiştirdiği talabelerin sayısı dört bine ulaşmış olup, bunlardan yediyüz otuzu ilimde iyice yükselmiş, içlerinden kırk kadari ictihad derecesine çıkmıştır.
Ba’zi müellifler onun derslerinde yetişen talabelerinin isim ve künyelerini, mensup oldukları şehirlerini tesbit edip, yazmışlardır.
İmâm-i Â’zam (r.a.) ticaretle de uğraşırdı. Talabelerinin ihtiyaçlarını kendi kazancından karşılardı. Talabelerine son derece şefkatlı davranır, onların ilminde iyi yetişmeleri için büyük tiitzlik gösterirdi.
Talabelerini o kadar mükemmel yetiştirmişti ki, başkalarının uzun zamanda buldukları hükümleri onlar kısa zamanda bulurdu.
Bir defasında O’nun ders usulünü ve talabelerini görmek için bir ilim heyeti Küfe’ye gelmişti. Aralarında Tabii’nin büyükleri (r.a.) nin de bulunduğu bu heyet, onların bu üstünlüğünü, başarısını görerek büyük bir memnuniyetle ayrılmıştır.
İmâm-i Â’zam (r.a.) talabelerine;
-“Sizler benim kalbimin sevinci, hüznümün tesellisisiniz.” Buyururdu.
Devam edecek…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri İmâm-i A’zam Ebû Hanife hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









