‘kerametler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 11

Süfyan-i Servi (r.a.);

-“Bana bir hadis-i şerif nakletmedikçe buradan ayrılmıyacağım, Ey İmâm! Senden nasihat alacak bir hadis-i şerif işitip gideyim.” Dedi.

İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.);

-“ÇÜNKÜ SÖZÜN SANA FAYDASI YOKTUR. Ben babamdan, o da babasından, dedem de babasından rivayet ederek CEDDİM Resulullah (a.s.v.) dan bildirilen üç şey’i anlattı.”

-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metine kavuşan ve bu ni’metin devamlı olmasını isteyen kimse, Allah’a HAMD VE ŞÜKRÜNÜ ÇOĞALTSIN! Zira Allah-u Teâlâ Kur’an-i Kerim’de İbrahim Suresi onuncu ayetinde;”Nimetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onarlı artırırım. Kıymetini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azap ederim.” Buyurdu

-“Bir kimse, rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfar etsin! Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını artıracağını va’dediyor.”

-“Bir kimse Sultandan veya herhangi şeyden bir sıkıntı görürse ve bir belaya düçar olursa;-“La havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim” desin!”

Bunun üzerine Süfyan-i Servi (r.a.) İmâm-i ca’fer-i Sadık (r.a.) in elini tuttu

Ve O’na dedi ki;

-“Hepsi bu üçü müdür?”

İmâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.);

-“Ey Süfyan! Bunları iyi anla! Allah-u Teâlâ’ya yemin ederek söyliyorum ki, bunları yaparsan çok ihsanlara, iyiliklere kavuşursun.” Buyurdu.

Birgün Ca’fer-i Sadık (r.a.) a sordular;

-”Allah-u Teâlâ faizi niçin haram kılmıştır?”

Ca’fer-i Sadık (r.a.) Buyurdu ki;

-“İnsanların birbirlerine iyilik yapmaları, ihsanda bulunmaları için, Allah-u Teâlâ onu haram etti. Faiz haram olmasaydı, birbirine karşılıksız iyilik yapan kalmazdı. Yapılan her iyiliğin karşılığı olarak dünyada menfaat bekleyen çok olurdu.”

İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) hazretleri duâsı makbul olanlardandı. Allah-u Teâlâ’dan bir şey istediğinde daha sözü bitmeden isteği verilirdi.

Bir gün yalnız başına yolda gidiyordu.Kendisini sevenlerden biri de arkasından yürüyordu.

Bir ara Ca’fer-i Sadık (r.a.) hazretleri;

-“Ya Rabbi! Elbisem yoktur, bana elbise gönder.” Buyurdu.

Aniden bir paket içinde iblise geldi. Arkadan takib eden zat evlerine kadar geldi.

Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) a;

-“Ya efendim siz dua ederken ben de amin dedim. Eski elbiselerinizi bana verin” dedi.

Bu söz Hazreti İmâm-i Ca’fer-i sadık (r.a.) ın hoşuna gitti ve elbiselerini ona verdi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 12

Bir şahıs, imâm-i Ca’fer-i Sadık (r.a.) den Allah-u Teâlâ’nın kendisine çok mal verip, çok hac yapması için dua buyurmasını istedi;

Ca’fer-i sadık (r.a.);

-“Ya Rabbi! Buna elli hac yapacak kadar mal ver!” diye dua etti.

O şahıs elli hac yaptı. Ellibirinci hac için Cüfe denilen yerde gusül edecekti. Sel geldi ve orada vefat etti.

Hakem bin Abbas-i kelbi (r.a.) Buyururyor ki;

-“Benim Zeyd isminde bir amcam var idi. O Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.) ne çok itirazda bulunurdu.
Bir gün bir hurma mevzusu açıldı. O anda çok itirazda bulundu

Ve dedi ki;

-“Ca’fer-i sadık nerde, böyle işler nerde?”

Ca’fer-i sadık (r.a.) ın bu işden haberi oldu ve şöyle buyurdu;

-“Ya Zeyd-i Kelbi, eğer böyle bir şey varsa, Allah-u teâlâ sana, KELB BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR HAYVAN MUSALLET ETSİN Kİ O HAYVAN SENİ HELAK ETSİN.”

Birgün Zeyd-i Kelbi bir yere giderken, yolda köpek büyüklüğünde bir arslan saldırdı ve onu öldürüp çiğerlerini söktü. Bu olaydan sonra kimse Ca’feri Sadık (r.a.) a itirazda bulunmadı.

İmâm-i Ca’fer-i Sadık hazretleri (r.a.), Ehl-i Beyt’in en büyüklerindendir. Nurlu kalbine akıp gelen ilmin ve feyzin çokluğu akıl ve dil ile anlatılamaz. İnce ma’rifetleri bildiren sözler, nükte ve latifeleri çok meşhurdur. Sayılmayacak kadar hikmetli sözleri vardır.

Ca’fer-i sadık (r.a.) Buyurdu lar ki;

-”Beş kimsenin sohbetinden, yani beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın;”

-“1-Yalan söylayanden sakın. Çünkü ona daima aldanırsın. Çünkü sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar.”
-“2-Cimriden sakın.”
-“3-Ahmaktan ya’ni aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır.”
-“4-Kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işin bozulunca (düşünce) seni harcar.”
-“5-Fasıktan Ya’ni günah işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeye satar.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 13

Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) buyurdular ki;

-“Bir mü’min kardeşine ait hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.”

Yine Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Müslüman kardeşinizden ma’nasını anlamadığınız bir söz duyarsanız, iyiye yorunuz. Daha iyisi kâbil olmayacak kadar iyiye yorumlayınız. Anlayamamaktan dolayı kendinizi ayıplayın.”

Yine Buyurdu ki;

-“Bir hata işlediğiniz zaman istiğfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfare devam etsin.”

Ca’fer-i Sadık (r.a.) anlatıyor;

-“Allah-u Teâlâ, dünyaya emretti ki; Ey dünya, bana hizmet edene, sen hizmetçi ol! Senin peşinde koşana da zahmet, sıkıntı ver!”

Ca’fer-i sadık (r.a.) yine buyurdu;

-“Bu dört şey’i, her şerefli kimsenin yapması gerekir. Yapmaması ona yakışmaz;

-“1-Bulunduğu meclise babası gelirse ayağa kalkmak,”
-“2-Misafire hizmet etmek.”
-“3-Yüz tane hizmetçi olsa, muhtaç olmadığı zaman bineğine yardım istemeden binmek.”
-“4-İlim eğrendiği hocasına hizmet etmek.”

Ca’fer-i sadık (r.a.) buyuruyor ki;

-“Bir kimse, sevdiği bir malının elinde devamlı kalmasını isterse, ona baktıkça, “Maşallah, la havle vela kuvvete illa billah (Ya’ni, Allah’ın dilediği olur, kuvvet O’nundur.) desin.

Yine Buyurdu;

-“Malı ve evladı çok olmasını isteyen nebati (sebze) yemek çok yesin.”

Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Din âlimleri (fakıhler) sultanların devlet adamlarının kapısına gidip, onlara yaltaklanmadıkça Peygamberlerin vekilleridi.”

Ca’fer-i Sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Namaz, her takva sahibi için yakınlıktır. Hac, her güçsüzün cihadıdır. Bedenin zekati oruçtur. Amel (İbadet, hayırlı iş) yapmadan karşılık bekleyen, yaysız ok atana benzer.”

Ca’feri sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekat vererek mallarınızı koruyunuz. İktisat eden, tasarrufa riayet eden aldanmaz. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır. İnsanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ barajı (sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 14

Ca’fer-i Sadık (r.a.) in hikmetli sözleri;

Buyurdu ki;

-“Ana-babasını üzen, onlara isyan etmiş olur. Musibet zamanında dizini döven, sevabından mahrum olur. Allah-u Teâlâ sabrı, musibet miktarınca indirir.”

-“Takvadan (Allah-u Teâlâ’dan korkup, haramlardan, sakınmaktan) daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur.”

Ca’fer-i sadık (r.a.) buyurdu ki;

-“İyilik üç şeyle tamam olur.”

-“1-O iyiliği yapmakta acele etmek.”
-“2-Yaptığı iyiliği gözünde büyütmemek, daima küçük görmek.”
-“3-İyiliği yaparken, gizlice yapmak.”

Yine Buyurdu ki;

-“Günahlara tevbe etmeyi geciktirmek. Allah-u teâlâ’ya karşı mağrur olmak, kibirli olmaktır.”

-“Kız evletlar, ana-babası için hayır ve hasanettirlar. Oğlanlar ise, Ni’mettirler. Hasenat sahibi olanlar sevap kazanır. Ni’metlerden ise hesaba çekilir, sual sorulur.”

-“Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenha bir yerde olduğu zaman Allah-u teâlâ’dan korkmazsa, onda hayır yoktur.”

Yine Buyurdu ki;

-“Üç şey vardır ki, Müslümanları çok aziz eder;”
-“1-Kendisine zulüm edeni afv etmek,”
-“2-Kendisine bir şey vermeyene, iyilikte bulunmak.”
-“3-Kendisni aramayanları, arayıp hallerini sormak.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

çağ-çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 15

Hazret-i Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh) ın oğlu Musa Kazım için olan nasihati pek meşhurdur;

Oğluna buyurdu ki;

-“EY OĞLUM!”

-“Kendi rızkına razı ol! Kendi rızkına razı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür. Allah-u Teâlâ’nın taksim ettiği rızka razı olmayan, O’nu kazâ ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören, başkasınınkilerini büyütmüş olur. Her zaman kendi kusurlarını büyük gör.”

-”EY OĞLUM!”

-“Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.”

-“EY OĞLUM!”

-“İnsanlara kızmaktan sakın. Yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın.”

-“EY OĞLUM!”

-“Lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninle istişare eder (danışır, fikrini alır).”

-“EY OĞLUM!”

-“Arkadaşlık yaptığın, ziyaretine gittiğin kimse, iyi ahlak sahibi olsun. Kötü ahlaklı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermiyen ağaç, ot bitmeyen topraktırlar.”

-“EY OĞLUM!”

-“Allah-u Teâlâ’nın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehyedici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol! İsteyene ver, Gıybet’ten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı artırır. İnsanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”

Ca’fer-i sadık Hazretleri (r.a.) nin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır.

Peygamber Efendimiz (Sallallah-u Aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Allah-u Teâlâ’nın ni’metlerine kavuşan, bu ni’mete hamd ve şükür etsin! Rızkı azalan kimse, çok tevbe ve istiğfar yapsın. Sıkıntıya düşen, bir musibete yakalanan kimse de ”La havle vela kuvvet illâ billah” desin.

-“Allah-u Teâlâ’nın hidayete kavuşturduğu kimse saptıramaz. Allah-u Teâlâ’nın hidayet vermediğini, kimse hidayete erdiremez. Sözlerin en iyisi, Allah-u teâlâ’nın kitabıdır. YOLARIN EN İYİSİ, Muhammed Aleyhis selam’ın gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü, bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bid’atların hepsi, delalettir, sapıklıktır.”

-“İlim hazinedir. Anahtarı, sorup üğrenmektir. İlmi isteyiniz ki, Allah-u Teâlâ size merhamet etsin. İlim öğrenmekte dört kişiye sevab vardır. Talebeye, Hocaya, Dinlayenlere ve onlara icabet edenlere.”

-“Rivayet ettiği hadis-i kudsi’de;-“La ilâhe İllallah Kal’amdır. Bunu okuyan Kal’aya girmiş olur. KAL’AMA GİREN DE, AZABIMDAN KURTULUR.” Buyurdu.

İmâm-i Ahmed bin Hanbel hazretleri (r.a.) Müsned’inde buyuryor ki; CEBRAİL (a.s.) Allah-u Teâlâ’dan naklen, Peygamber efendimiz (s.a.v.) e; -“La ilahe illallah hısnı, men dehale hısnı, emine min azabi.” Şeklindeki dua’yı her kim rivayet edenlerin isimleriyle, inanarak ihlasla bir deliye veya hastaya okursa şifa bulur.


İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

dsc02077kkellale1.jpg

Navala BÜNÜSRE  Küçük bir şelale (Nusaybin)

Bilginlerden bir kısmı der ki;

-“Birisinin, havada uçtuğunu, veya denizde yürüdüğünü, veyahut ateşi yediğini, veyahut da bunlara benzer başka bir şey yaptığını görürsen, fakat bu adam Allah-ü Teâlâ (c.c.) nın farzlarınden birini veya kasden Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın sünnetlerinden birini terk ederse, bil ki o adam da’vasında yalancıdır. Onun yaptığı kerâmet değil, belki sihirbazlıktır.”

Böyle kimselerden Allah (c.c.) a sığınırız.

Cüneyd-i Bağdadi (r.a.) der ki;

-“Allah (c.c.) in inayeti olmadan, kimse Allah (c.c.) a ulaşamaz. Allah (c.c.) a erişmenin yolu ise Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem) tabi olmaktır.

Ahmed el- Havâri (r.a.) de şöyle der:

-“Resûlüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın sünnetine uymaksızın yapılan her amel batıldır.”

Nitekim Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuştur:

-“Kim benim sünnetimi terk ederse ona şefaatım haramdır.”

Sehl (r.a.) şöyle der:

-“Allah (c.c) ı sevmenin alameti, Kur’an-ı kerim’i sevmektir. Allah (c.c.) ı ve Kur’an-ı Kerim-i sevmenin alameti de Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve selem) ı sevmektir. Onun sünnetini sevmenin alâmeti de âhireti sevmek, ahireti sevmenin alameti, dünyayı sevmemektir. Dünyayı sevmemenin alâmeti, ondan yeteri kadar istifade etmek, ahiret hazırlığında bulunmaktır.

Rivayet edilir ki, Amr ibni Ubeyde (r.a.) evinden ancak üç şey için çıkardı.

1- Cemaatle namaz kılmak için
2- Hasyayı ziyaret etmek için.
3- Cenazede hazır bulunmak için.

Ve şöyle derdi

-“İnsanlari, hırsız, yankesici ve soyguncu olaark gördüm. Ömür, kıymeti biçilmez; nefis bir cevherdir. Ona layık olan, ahiret için ebedi ve kıymetli olan hususları dolduran bir hazine olmasıdır.”

Müslüman, daime temiz ve abdestli olmalıdır.

Mü’min;

Eza ve cefâya tahammül göstermeli. Kötülüğe, kötülükle mukable etmemeli, kötülük yapanların ıslahı ve bağışlanması için, Allah (c.c.) a yalvarmalı. Nefsi ve ameli ile kendini beğenmeye düşmemeli.

Çünkü;

Ucüp şeytanın sıfatındandır. Kendini daima hakir görmeli. Salih kimseleri ise hürmet ve ihtiramla karşılamalı. Salih olan kimselere hürmet etmeyi bilmeyen kimseye, Allah (c.c.) onların sohbetini haram kılar. Kim ibâdet ve teâtın büyüklüğü ve merhametliğini bilmezse, Allah (c.c.)onun kalbinden ibadet ve taat zevkini alır,

Fudeyl bin İyad (r.a.) a sorulur ve denir ki;

-“Ey Ebu Ali, kişi ne zaman Salih olur?”

Fudeyl bin İyad (r.a.) şu cevabı verir;

-“Niyetinde nasîhat,
-“Kalbinde korku,
-“Dilinde doğruluk,
-“Azalarında amel-i Salih bulunduğu zaman.”

Mükaşefetil Kulub (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri İbretle nasıhatleri dinleyen, dilinde doğruluk ve kalbinde korku bulunan kullarınden eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc08843-fuadyusufoglu-girnavas.JPG

Girnavas Şelalesi (Nusaybin)

Yahya bin Mu’az (r.a.) buyuruyor ki;

-“Bir gece Bayezîd-i Bıstamı (r.a.) gördüm. Akşam ve yatsı namazlarını kıldıktan sonra sabaha kadar iki ayağının üzerine oturdu. Tabanı yerden kesilmiş, ayaklarının ucuna basıyor, gözü dalgın ve hayran bir halde kaldı.”

-“Sonunda, uzun bir secde etti, başını kaldırdı ve “ Ya Rabbi, bir çok kimseler seni aradı; onlara su üstünde yürümek ve havada uçmak kerâmetlerini verdin. Ben bunlardan sana sığınıyorum. Bazısına yeryüzündeki hazineleri verdin. Bazısına bir gecede uzak mesafelere gitmeyi ve buna sevinmeyi verdin. Ben bunlardan sana sığınıyorum.” Dedi.

Sonra geri dönüp beni gördü.

-“Ya Yahya, burada mısın? Dedi.

Ben:

-“Evet.” Dedim.

Bayezîd-i Bıstamı ( r.a.):

-“Ne zamandan beri.”dedi

Ben:

-“Çok oluyor.” Dedim.

Bunun üzerine;

-“Bu hallerden bana bir şeyler anlat.” Dedim.

Bayezîd-ı Bıstami (r.a.);

-“Sana uygun olanları söyliyeyim.” Dedi.

Devamla Bayezîd-i Bıstamı (r.a.):

-“Beni en yüksek ve en alçak melekûtta dolaştırdılar. Arş, Kürsi, gökler ve bütün cennetleri gezdirdiler ve,

-“Bunlardan hangisini istersen iste verelim .”dediler.

–“Bunlardan hiç birini istemem. dedim.

Bunun üzerine Allah-u Teala (c.c.):

-“Sen benim hakiki kulumsun.” Buyurdu.

Ebu Türâb-i Nahşebi (r.a.) nin hallere gömülmüş bir mürîdi vardı. Bir gün Ebu Turab (r.a.) kendisine

-“Bayezîdi Bıstamı (r.a.) yı görsen iyi olur.” Dedi.

Mürîdi:

-“Ben Bayezîd’den çok meşgülüm.”Dedi.

Devam edecek…..

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazterleri (c.c.) bizleri ve sizleri hakiki kulları olan Bayezîd-i Bistam-i Hazretleri (r.a.) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc08362-fuadyusufoglu-cag-cag-deresi.JPG

Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)

Bayezîd (r.a.) in kendinden bahseden bir arkadaşı vardı. Bayezîd (r.a.) e

Dedi ki;

-“Otuz senedir geceleri namaz kılar, gündüzleri oruç tutarım. Fakat sizin bu söylediklerinizden bende bir şey hasil olmuyor.”

Bayezîd (r.a.):

Üç yüz sene böyle yapsan yine bir şey hasil olmaz.” Buyurdu.

Adam:

-“Niçin?” deyince

Bayezîd (r.a.):

-“Sen kendini seviyorsun.” Buyurdu.

Adam:

-“Bundan kurtuluş çaresi nedir?” dedi.

Bayezîd (r.a.):

-“Yapamazsın.” Buyurdu.

Adam:

-“Buyurun yapacağım.” Deyince,

Bayezîd (r.a.);

-“Yapamazsın .buyurdu.

Adam:

-“Söyleyin yaparım.” Deyince:

Bayezîd (r.a.):

-“Git sakalını kestir, elbiselerini çıkar, üstüne bir örtü al, bir ceviz tablesini boynuna as ve pazarda, hangi çocuk boynuma bir tokat vurursa ona şu kadar ceviz vereceğim diye bağır. Bu halde Kadı ve sultanın yanına git.” Buyurdu.

O kimse:

-“Subhanallah! Neler söyliyorsunuz,” dedi.

Bayezîd (r.a.) : buyurdu ki;

-“Bu söz ile şirke düştün. Subhanallah dedin. Bunu, kendini beğendiğin için söyledin.”

Adam:

-“Başka bir şey söyle bunu yapamam.” Dedi.

Bayezîd (r.a.);

-“Birinci ilaç budur.” Buyurdu.

Adam:

-“Bu elimden gelmez.” Dedi.

Bayezîd (r.a.):

-“Ben de sana yapamazsın dememiş mi idim?” buyurdu.

Ona böyle buyurmasının sebebi kibir ve makam isteme ile meşgül olduğunu ve bu arzulara esir olduğunu, bunlardan kurtulmak için çârenin bu yolla elde edileceğini bildiği için idi.

Devam edecek…

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala Hazterleri (c.c.) bizleri ve sizleri hakiki kulları hatırına günahlarımızı afv eylesin. AMİN

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh);

Evliyanın büyüklerinden, Künyesi Ebu Muhammed olup, İsmi Feth bin Sa’id el-Musuli’dir. Bişr-i Hafi (r.a.) nın arkadaşıdır. Musul alimlerindendir.

Derecesi Bişr-i Hafi (r.a.) ile aynı idi. Bişr-i Hafi ‘den yedi yıl önce 220 (Miladi 835) yılında vefat etmiştir.

Haram ve şübhelilerden kaçması kuvvetli, nefsle mücadelesi çok idi. Devamlı hüzün ve Allah korkusu içine bulunurdu. Halktan kopup bir köşeye çekilmişti. Halktan devamlı kaçardı.

Hatta kendisini tanımasınlar diye, tüccarmış gibi yanında bir deste anahtar taşırdı. Her gittiği yerde bunları seccadenin önüne koyardı.

Bir Âlim ona;

-“Bu anahtarlarla heybet gösterme kapısına kilit vurmuş oluyorsun.” Dedi.

Evliyalardan birine;

-“Feth-i Musuli (r.a.) nin hiç ilmi var mı?” diye sorduklarında;

-“Dünyadan tamamiyle el-etek çekmiş olması, ona ilim olarak yeterlidir.” Dedi.

Bir gün Feth-i Musuli (r.a.) yi gözlerinden oluk gibi yaş akarken gördüler;

-“Ey Feth! Neden böyle ağliyorsun” dediklerinde;

Feth-i Musuli (r.a.);

-“Günahlarımı hatırladıkça, gözlerimden yaş akmakta, ağlamam ihlassız ve riya ile olmasın diye de böyle ağlamaktayım!” cevabını verdi.

Feth-i Musuli (r.a.) buyurdu ki;

-“Büyük evliyalardan otuzu ile sohbet ettim. Hepsi de bu yolun büyüklerinden idi. Hepsi -halk ile sohbetten- kaçın dediler. Ve hepsi -az yemeği- emir buyurdular.”

Feth-i Musuli (r.a.) bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) nin evine misafir olarak gitti. Bişr-i Hafi (r.a.) talebelerinden birine bir miktar para vererek;

-“‘(İyi ve tatlı bir şeyler alıp gel)’” buyurdu.

Bişr-i Hafi (r.a.) o zamana kadar böyle şeyler aldırdığı görülmemişti. Beraberce talebenin getirdiklerini yediler. Feth-i Musuli (r.a.) giderken artan yemekleri aldı. Talebeleri bu duruma şaştılar.

Bişr-i Hafi (r.a.) Talebelerine şöyle dedi;

-“Feth-i Musuli (r.a.) bize, tevekkülü sağlam olana, gıda saklamanın zarar vermiyeceğini gösterdi.”

Bir gün Feth-i Musuli (r.a.) ye;

-“Sıdk nedir?” diye sorulunca;

İçinde demir bulunan bir ocağa elini sokup, kızgın bir demir parçasını çıkarıp elinde tuttu ve;

-“İşte sıdk budur.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Evliyaların büyüklerinden olan Feth-i Musuli hazretlerinin yüzü suyu hürmetine Dünyada sıhhat, afiyet ve huzur içinde imanla ahrete intikal etneyi nasıb eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Gündük (Nusaybin)

Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh)- 2;

Ebu Abdullah bin Cella (r.a.) anlatır;

Sırrı-yi Sekati (r.a.) nin evinde idim. Gece yarısından sonra giyinip, ridasını (cübbesini) üzerine aldıktan sonra dışarı çıktı.;

-“Nereye gidiyorsun?” deyince

Sırrı-yi sekati (r.a.);

-”Feth-i Musuli (r.a.) yi ziyarete gidiyorum.” Dedi.

Evden dışarı çıkar çıkmaz zaptiye çavuşu kendisini yakalayıp hapse attı. Gece gündüz yakalanan bütün tutukluların kırbaçlanması emr edildi.

Sırrı-yi Sekati (r.a.) kırbaçlamak için elini kaldıran celadin eli havada kaldı.

-“Niçin vurmuyorsun?” diye sorduklarında,

Gardiyan;

-“Bir şahıs karşımda durup, ‘SAKIN VURMA’ diyor. Bu yüzden elime hakim değilim.” Dedi.

Baktıkları zaman bu şahsın Feth-i Musuli (r.a.) olduğunu gördüler. Sırrı-yi Sekati (r.a.) yi onun yanına götürürp salıverdiler.

Feth-i Musuli (r.a.) bir gün Kurban Bayramında mahalle arasında gidiyordu. İnsanların kurban kestiklrini görünce;

-“Ya Rabbi! Senin için kurban edecek bir şey’imin olmadığımı biliyorsun. Ancak bende bu vardır.” Deyip parmağını boğazına koydu ve düştü.

Gelip baktılar Vefat ettiğini gördüler. ‘BOĞAZINDA YEŞİL BİR ÇİZGİ VARDI.

Vefatından sonra Feth-i Musul (r.a.) yi rü’yada görenler;

-“Allah-u Teâlâ sana ne yaptı.” Dediler.

Buyurdu ki;

-“Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.), bana niçin o kadar ağladın?” buyurdu.

Ben de;

-“Günahlarımın ve kusurlarımın mahcubiyetinden ağlıyordum.” Dedim

-“Ey Feth! Bu çok ağlaman sebebiyle, GÜNAHINI YAZAN MELEĞE SANA GÜNAH YAZMAMASINI EMRETMİŞTİM” Buyurdu.

Feth-i Musuli (r.a.) buyuruyor;

-“Allah-u teâlâ’yı arzu eden, ondan gayri her şeyden yüzünü çevirir.”

Yine Feth-i Musuli (r.a.) buyuruyor;

-“Kalbine DİKKAT VE TEVECCÜH edenen kalbinde, Allah-u Teâlâ’nin SEVGİSİ MEYDANA GELİR.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Evliyaların büyüklerinden olan Feth-i Musuli hazretlerinin yüzü suyu hürmetine Dünyada sıhhat, afiyet ve huzur içinde imanla ahrete intikal etmeyi nasıb eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu