‘rahmet’ olarak etiketlenmiş yazılar
Bayram fazileti
11 Temmuz 2008Geliye Şam’e Navale
Şevval’ın birinci günü olan Ramazan bayramı günü ile Zilhiccenin onuncu günü olan kurban bayramı gününe bayram dendi.
Çünkü:
Mü’minler, bu günlerde, Ramazan ayındeki Oruç farzını eda ederek, Allah (c.c.) ın taatında Şevval’ın altı gününün Oruç tutarak Resuülullah (a.s.v.) ın taatına ve gene farz olan Haccı eda ederek Allah (c.c.) ın taatından Resülullah (a.s.v.)ı ziyaret etmeğe hazırlandıkları için Resülullah (a.s.v.) taatına avdet ettiler.
Her sene bayramlar tekkerrür eder. Allah (c.c.) ın o günlerde ihsanı çoktur. Bayram günleri gelince sevinç ve neşe de gelir.
Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki:
-“Kim bayram günü üçyüz kerre, Subhanallah-i ve bihamdihi deyip sevabını müslümanların ölülerine hediye ederse, her kabre bin nur girer. Kendisi öldüğünde ise onun kabrine bin nur indirir.
Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
-“KİM BAYRAM GECESİ, SEVAB TALEB EDEREK İBADETLE GEÇİRİRSE, kalblerin öldüğü gün onun kalbi ölmez.”
Rivâyet edilir ki:
Hz.Ömer (r.a.) bir bayram günü oğlunu gördü, üzerinde eski bir gömlek vardı. Hz. Ömer ağlamaya başladı.
Oğlu:
-“Niçin ağlıyorsun?” diye sorunca.
Hz. Ömer (r.a.) şu cevabı verdi:
-“Ben, bayram günü seni çocuklar bu gömlek ile gördükleri zaman kalbinin incinmesinden korkuyorum.”
Bunun üzerine oğlu şu mukabelede bulundu:
-“Ancak Allahın (c.c.), ondan kendi rızasını yok ettiği, anasına, babasına âsi olan kişinin kalbi kırılır. Ben senin rızan sebebi ile Allah’ın benden razı olmasını dilerim.”
Bunun üzerine Hz. Ömer tekrar ağladı, çocuğu bağrına basarak onun için dua etti.
Şair ne güzel söylemiş:
Derler ki, yarın bayramdır ne giyeceksin?
Dediler, (Rabbimin) Hil’atını (büyüklerin küçüklere iltifat olmak için giydikleri elbise) ki, (O) kulunu yavaş yavaş suladı.
Fakirlik ve sabır öyle elbisedir ki,
Aralarında bulunan kalb sahibi bütün bayramları görür.
Ey emelim,
Eğer sen kaybolursan, bayram bana mâtemdir,
Eğer sen bana görürsen işte o gün bayramdır.
Rivâyet olunur ki:
-“Ramazan bayramı sabahı Allah melekleri gönderir. Melekler yeryüzüne inerler. Sokak başlarında durarak, insanlar ve cinlerden başka bütün mahlükatın işiteceği bir sesle şöyle nida eder:
-“(Ey Muhammed (s.a.v.) ümmeti, Kerim olan Rabbinize çıkın. O, büyük ihsanlarda bulunup, büyük günahı bağışlıyor.”
Müminler namaz kılmak için camilere taplandıkları vakit Allah (c.c.) meleklere şöyle buyuruyor:
-“İşçi çalıştığı zaman karşılığı olan mükafatı nedir?”
Melekler:
-“Onun ücretinin verilmesidir.”derler.
Bunun üzerine Allah (c.c.):
-“Sizi şahit tutuyorum ki, ben onlara sevap olarak Mağfiretimi ve rızamı verdim” buyurur.
Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ramazan orucunun kendilerinden Davacı olmayan, Taatında ve ibadatında kendi rızasını gözeten kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Duâ’nın önemi- 3
12 Temmuz 2008Navale reş’ın bittiği yer Beyaz suyun başı (Nusaybin)
Sahihi Buharı ve Müslim’de Ebu Hüreyre (radiyallah-u anhu) rivayet edilir:
Hazret-i Seyyid-il Mürselin (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;
-“Şiddetli Beladan, bedbaht olmaktan kötü iş işlemekten ve düşmanımı sevindirmekten sana sığınırım.”
O halde DUÂ Belaleri def eder. Bedbahtlığı giderir, kaza-i muallakı tebdil eder. Mu’minler daima Allah-u teala(c.c.) ya yalvararak ve hatta ağlayıp sızlıyarak DUÂ etmelidir.
Munacaat:
Ey vasıtasız yaratan Ey Ezelden var olan Ey Kalblerdeki zulmeti gideren Ey cesedlere RÜYET veren Gül bahçesinin bülbülleri sana hamd ve sena nameleri eder. Gülistanın gülleri, senin ni’met ve ihsanlarını söyler.
İlahi:
Olgun ve saf kalbler hürmetine; Cennetteki kusursuz huriler hürmetine; kuvvetli iman ve yakın sahıbleri hürmetine; kalbini dünya çer- çöplerine bağlamıyan Allah (c.c.) adamlarının hürmetine; beni şehvete esir olmaktan, nefsimin peşinde koşmaktan muhafeze eyle. DÜNYANIN TATLI GÖRÜNÜŞÜNE ALDANMAKTAN KORU.
Naklolunur ki;
Hasan-el Basri (r.a.) bir cenazenin arkasından kabristane gitti. Meyyit’i defn ettikten sonra bir köşeye oturup murakabeye daldı. Ferezdak adlı bir şair vardı ki, fısk ve fucuruyla meşhür idi. Uzaktan bakıyor ve çok ağliyordu.
Hasan-i Basri (r.a.) Ferezdak’a:
-“Niçin ağliyorsun?”
Ferezdak:
-“Ey İmam. Kendi perişan halıma ağliyorum. Halk bana bakıp, ne kötü kimsedir derler. Sana bakıp, ne iyi kimsedir derler. Eğer Hak teala (c.c.) nın muamelesi, halkın dedikleri gibi olursa, halim çok fena.”
Hasan-el Basri (r.a.):
-“Ey Ferezdak Güvendiğin hiçbir amelin varmı ki ona bağlansan bari.” dedi.
Ferezdak:
-“Üç şeyim var. Onlarla ümid varım.”
-“Birincisi: yetmiş yıl İslamda sakal ağartım.”
-“İkincisi: Allah-u Teala (c.c.)yı bir bilirim.”
-“Üçüncüsü: Günahkar olduğumu biliyorum.”
Bir zaman sonra Ferezdak vefat etti. Hasan-i Basri (r.a.) rü’yasında, Ferezdak’ı cennet de geziyor gördü:
-“Ey Ferezdak Hak Teâla (c.c.) sana neyledi.”
Ferezdak:
-“Ya İmam Hak Teala (c.c.) beni, yetmiş yıllık tevhidime bağışlayıp afv etti.”
İlahi;
Adem (Aleyhisselam) ı, topraktan yaratıp, hilafet makamına geçirdin. Bizlere, karşılıksız keramet tacını giydirdin. Lutfunu bizden eksik etme. Biz düşkünlerin elinden tutup kaldır.
İlahi;
Kullarının dünyada dört şeyi var. İkisi kötü, ikisi iyidir. Kötü olanların biri ahirette de kötüdür. Bunlardan biri küfr, diğeri günahlardır. Küfr, günahtan daha kötüdür.
İyi olanların biri ahirette de iyidir. Bunlardan biri İman, diğeri taattır. İman taattan üstündür.
Ya Rabbi
O İki kötünün daha kötüsü olan küfrü terk ettik. Ve iki iyinin en iyisi olan iman hürmetine günahlarımızı afvedip, kusurlu ibadetlerimizi kabul eyle.. AMİN…
Mearicün Nübüvve (Altiparmak)
Allah-u Teala haretleri (c.c.) bizleri ve sizleri günahlarımızı kendi rahmetiyle afv-u mağfiret eylesin….AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Dünyanın zemmi ve ondan sakınmak – 2
13 Temmuz 2008Girnavas Mevki-i (Nusaybin)
Sa’lebe onlara şöyle dedi:
-“Bu bir cizyeden, gayri müslimlerden alınan vergiden başka bir şey değildir. Bu cizyeden başka bir şey değildir. Bu cizyenin bir benzeridir. Siz gidin, işinizi bitirdiğinizde tekrar bana gelin.
Zekat memurleri yürüyüp gittiler. Süleym kabilesinde ki şahsa vardılar. Süleymi onları duyunca hemen kalktı, develerinin en iyisini zekat için ayırdı. Sonra onları deve ile karşıladı. Memurler deveyi görünce:
-“Sana bu vacip olmaz. Biz bunu senden almayız, istemeyiz.” Dediler.
Adam:
-“Alin ben bunu severek veriyorum bu malımın zekatıdır. Ve sizin almanız için ayrılmıştır.”dedi.
Me’murler oradaki zekat işini bitirip ayrıldıktan sonra, tekrar Sa’lebeye geldiler. Ve ondan zekati istediler.
Sa’lebe onlara:
-“Elinizdeki yazıyı bana gösteriniz.”dedi.
Yazıya baktı ve:
-“Bu cizyenin bir benzeridir. Siz gidin. Ben bir düşüneyim.”dedi.
Me’murler yürüyüp ayrıldılar. Resulüllah (a.s.v.) ın yanına geldiler. Resulüllah (a.s.v.) onları görünce, onlar konuşmadan önce:
-”Vah sa’lebe.”Buyurdu.
Ve süleym kabilesinden olan şahsa dua etti.
Memurler, Sa’lebe nin ve süleym kabilesinden olan zatın kendilerine ne yaptıklarını anlattılar. Bunun üzerine Cenabi Hak (c.c.) Sa’lebe hakkında şu ayeti gönderdi:
-“İçlerinden kimi de Allah (c.c.) a şöyle ahd etmişti:-“Eğer bize lütfü kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını vereceğiz, muhakkak salihlerden olacağız.” Allah (c.c.) kendilerine Fazl-u inayetinden verince de onunla cimrilik edip (taat-iilahiye) arka çevirdiler. Onlar öyle dönektirler. Nihayet, Allah (c.c.) a va’d ettiklerini tutmadıkları,yalan söyledikleri için O da (bu fiillerinin) akibetini kalblerinde, kendisinin huzuruna çıkacakları güne kadar (sürecek), bir nifak yaptı.” Et-Tevbe suresi ayet : 9/75-76-77
Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın yanında Sa’lebenin akrabalarınden biri vardı. Cenab-i Hakk (c.c.)ın Sa’lebe hakkında gönderdiği bu ayet-i kerimeyi işitti. Hemen kalkıp Sa’lebenin yanına gitti
Ve:
-“Ey Sa’lebe halin perişan oldu, yetim kaldın. Allah (c.c.) senin hakkında şöyl, şöyle ayet indirdi.” Dedi.
Sa’lebe derhal kalkıp Resulüllah (a.s.v.)ın yanına geldi ve Resulüllah (a.s.v.) ın kendisinden zekatı kabul buyurmasını istedi.
Fakat Resulüllah (a.s.v.) buyurdu ki:
-“Allah (c.c.) bana senin zekatını kabul etmemi yasakladı.”
Sa’lebe, bunun üzerine başına toprak serpmeye başladı. Resulullah (a.s.v.) kendisine:
-“Bu senin amelindir. Ben sana emrettim. Fakat sen bana itaat etmedin.”
Resulullah (a.s.v.) ondan zekatını kabul etmeyince, Sa’lebe abdallaştı ve kalkıp evine gitti. Resulüllah (a.s.v.) vefatından sonra, Halife Hz. Ebu Bekir (r.a.) e geldi. Zekatının kabul edilmesini istedi. Fakat Hz.Ebu Bekir (r.a.) de zekatını kabul etmedi. Sonra Hz.Ömer (r.a.) e geldi. Zekatının kabul edilmesini istedi. Hz.Ömer (r.a.) de onu redetti. Zekatınnı kabul etmedi. Sa’lebe Hz. Osman (r.a.) hilafetinden sonra öldü.
KalblerinKeşfi (İmam-i Ğazali)
Alllah (c.c.) bizleri ve sizleri Resulüllah (a.s.v.) emrinden çıkmayan kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Havf’ın Fazileti ve Mahiyeti
13 Temmuz 2008Girnavas Şelallesi -Uzaktan görünüş- (Nusaybin)
Bil ki;
Havf (Allah’tan korkmak) büyük makamlardandır. Fazileti, sebep ve neticelerine bağlıdır. Sebebi anlatılacağı gibi ilim ve marifettir. Bunun için Allah-u Teâla hazretleri (c.c.):
-“Allah’tan ancak, Âlim kulları korkar.” Fatır suresi Ayet 28.
Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve selem):
-“Hikmet ve ilmin başı Allah (c.c.) korkusudur.” Buyuruyor.
Neticesi ise, iffet, verâ ve takvadır. Bunların hepsi de saadetin anahtarıdır. Çünkü şehvet ve arzular terk edilmedikçe ve bu yolda sabredilmedikçe, saadet yolu bulunamaz.
Şehvet ve arzuları korku gibi hiç bir şey yakıp yok edemez. Bunun için Allah-u Teâla (c.c.) kendisinden korkanlar için hidayet, rahmet, ilim ve rızayı üç ayete topladı.
Ve:
-“Hidayet ve rahmet Allah için günahlardan kaçanlardır.”, “Allah’tan ancak âlim kullar korkar.” Fatır suresi Ayet: 28.
-“Allah onlardan razıdır, onlar da Allah’tan razıdır.”Beyyine suresi Ayet: 8.
Resulullah (Sallallahu aleyhive sellem) Buyurdu:
-“Allah-u Teala den korkandan her şey korkar. Allah’tan korkmayanı, her şey’le korkuturlar.”
Yahya bin Muâz (r.a.) buyuruyor:
-“Mü’minın günahı; korku, ceza ve rahmet ümidi arasında, iki aslan arasında kalmış tilki gibidir.”
Yine (a.s.v.) Buyurdu:
-“Zavallı insan, cehennemden fakirlik gibi korksaydı, cennete girerdi.”
Kendisine:
-“Kıyamette kim daha emindir?”dediklerinde
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“Bugün daha çok korkandır.”
Aişe Validemiz (r.a.) buyurdu:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Kur’an-i Kerimde:
-“Yaparlar ve korkarlar.” Buyurulması ne içindir?
Ben:
-“Hırsızlık ve zina mıdır?” dedim.
Resulüllah (Sallalahu aleyhi vesellem):
-“Hayır, namaz kılarlar, oruç tutarlar ve kabul olmadı diye korkarlar demektir.” Mu’minun suresi ayet: 60.
Muhammed bin Münkedir (r.a.) ağladığı zaman, vucudunu gözyaşı ile siler ve:
-“Duydum ki, gözyaşı değen yeri cehennem ateşi yakmaz.”derdi.
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Yalnız O’ndan korkup günah işlemeyen kullarından eylesin. AMİN….
Fuad Yusufoğlu
Muhabbet’in alametleri- 2
15 Temmuz 2008Üçüncü Alâmet:
Allah-u Teâla(c.c.) yı daima kalbinde bulundurmak ve zorlamaksızın buna kendini vermektir. Çünkü bir şey’i seven kimse onu anar. Sevgi tamam olunca artık onu hiç unutmaz.
O halde kalbini zorla zikir üzerinde bulunduruyorsa, asıl sevdiğinin, zikri kalbine galib olan şey olmasından korkulur. Allah-u Teâla (c.c.) nın sevgisi galib olmayabilir. Fakat onun sevgisinin sevgisi galib olabilir ve sevmek isteyebilir. Sevgi başkadır, sevgiyi istemek başkadır.
Dördüncü Alâmet:
Kur’an-i kerim’i ve Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) i ve onunla ilgisi olan her şey’i sevmektir. Sevgi kuvvetli olunca bütün insanları sever. Çünkü hepsi o’nun kullarıdır Belki bütün mahlukatı sever. ÇÜNK HEPSİNİ O YARATMIŞTIR. Nitekim, bir kimse bir kimseyi sever ise; Onun kitab ve yazılarını da sever.
Beşinci Alâmet:
halvet ve münâcatı çok istemelidir. Bir an evvel akşam olmasını bütün engellerin aradan kalkmasını ve halvette Allah-u Teâla (c.c.) yı münâcât etmesini ister.
Uyku ve konuşmayı gece gündüz halvetinen çok severse sevgisi zayıf olur.
Dâvud Aleyhis selam’a vahiy gelip;
-“Ya Dâvud, İnsanlardan hiç kimse ile ünsiyet etme, benden kesilirsin. Bilhassa iki kimse ile, Biri sevap kazanmakta acele edip buna geç kavuşursa tembellik eder. Öteki de beni unutup kendi haline kanaat eder. Bunu tanımanın nişanı şudur ki; Onu kendi haline bırakırım ve onu dünyaya hayran ederim.”
Altıncı Alâmet:
İbadetleri kolay yapar, ibadetler kendisine ağır gelmez. Büyüklerden bir diyor ki;
-“Yirmi senedir canımı dişime takıp ibadet ettim Sonra yirmi sene o ibadetten zevk aldım.”
Sevgi kuvvetlenince ibâdetteki lezzet hiçbir yerde bulunmaz. Nerede kaldı ki zor gelsin.
Yedinci Alâmet:
Allah-u Teâla (c.c.) ya itaat eden bütün kulları sever. Hepsine, merhametli ve müşfik olur. Bütün âsileri ve kafirleri düşman tutar. Nitekim Sûre-i Feth’de Peygamber efendimizin (Sallallahu aleyhi ve selem) ashabını överken,
-“Kafirlere karşı çok şiddetli ve sert, kendi aralarında çok merhametli ve şefkatlidirler.” Feth suresi Ayet 29
Peygamberlerden biri:
-“Ya Rabbi, Senin evliya ve sevgili kulların kimlerdir?” diye sorunca
Allah-u Teâla hazretleri (c.c.);
-“Çocuğun annesine tutkun olduğu kadar Bana tutkun olanlar. Kuşun yuvasına sığınması gibi Benim zikrime sığınanlar. Günah işleyenlere karşı kızgın, korkusuz, kaplan gibi olanlar.” Buyurdu.
Bu ve böyle misaller çoktur. Sevgisi tamam olanda hepsi bulunur. Bir kısmı bulunursa sevgisi de o derece olur.
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Muhabbeti hakiki olarak kavrayan ve Kalbden seven kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Kırk Hadis:-( 21) Küçüklere merhamet etmek
20 Temmuz 2008
Cebelin-nur dağında bir ağaç
لَيْسَ مِنّا مَنْ لَمْ ىَرْحَم صَغيِرَنَا وَيُوقّْرْ كَبِيرَنَ
Meali;
Resulüllah Sallallahu aleyhi vesellem Şöyle buyurmuştur;
-“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”
Tirmizi (r.a.) Ebu Davud (r.a.)