‘Sa’di Şirazi’ olarak etiketlenmiş yazılar

Girnavas mevki-i (Nusaybin)

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 9

-“Ne kadar okursan oku, ne kadar öğrenirsen öğren. Ne kadar bilgi edinirsen edin. Onunla amel etmedikçe cahilsin. Üzerine birkeç kitap yüklenmesiyle merkeb âlim olur mu? O akılsız, sırtındakinin odun mu, yoksa kitap mı olduğunu bilmez!”

Hikmet;

-“Günah işlemekten çekinmeyen âlim, elinde meş’âle tutan köre benzer. Herkese yol gösterir, feket kendisi göremez.”

Hikmet;

-“Dünya, iki yolculuk arasında bir duraktır. Dini dünyaya satanların, yani sırf dünya için yaşayanların merkepten farkı yoktur.”

Teşbih;

-“İlim okuyup, öğrenip de amel etmeyen kimse, tarlayı sürüp de tohum ekmeyen kimseye benzer.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 10

Hikâye;
-“Bir gurup eşkıya bir dağa yerleşip, gelip geçen kervanları soyuyorlardı. O beldenin halkı onlardan usanmıştı. Üzerlerine gönderilen askerler, arazının dağlık olması yüzünden onları yakalayamamıştı. Eşkiyanın saklandığı yere ulaşmak çok güçtü. Çünkü sarp dağın tepesini sığınak yapmışlardı. Halk birbirleriyle, bunlarla nasıl başa çıkabilecekleri hakkında meşveret ettiler. Sonunda onların bulunduğu yerin yakınlarına bir gözcü diktiler. Bir gece bu eşkiyalar bir yeri soymak için gittiler. O zaman gözcü gelip durumu bildirdi. Güçlü kuvvetli birkeç yiğit, onların saklandıkları yerin oyuklarına gizlendiler.

Eşkiyalar, çalıp çırptıkları mallarla dönüp geldiler. Çok yorgun olduklarında uyuya kaldılar. Oyuklara saklanan yiğitler onları kıskıvrak yakaladılar.

Ertesi gün padişah huzuruna çıkarılan eşkiyaların hepsinin öldürülmesine karar verildi. Aralarında bir çocuk vardı. Daha çok küçüktü. Padişahın huzurunda bulunan vezirlerinden biri bu çocuğun afedilmesini isteyerek;

-“Bu çocuk daha ömrünün baharında, daha dünyadan bir şey anlamamış. Çocuğun affını padişahımın cömert ve keremli ahlakından dilerim.” Dedi.

Padişah bunu uyguın görmiyerek;

-“Karakteri bozuk kimseler, iyilerin nûrundan istifade edemezler. Kabiliyeti olmayan bir kimseyi terbiye etmeye çalışmak, kubbe üzerine ceviz durdurmaya çalışmak gibidir. En iyisi bunun gibi insanların nesillerini tüketmelidir. Böyle yapmak ateşi söndürüp korunu bırakmak ve yılanı öldürüp, yavrusunu saklamak demektir. Bu da akıllı kişinin işi değildir.” Dedi.

Vezir, padişahın bu sözlerini beğendi ve şöyle dedi;

-“Dediğiniz doğrudur ve gerçektir. Bu eşkıya ile düşüp kalktığı için onların huyunu alır. Fakat ben sanıyorum ki, bu genç iyilerle beraber olursa iyi ahlaklı olur. Daha çocuktur

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) bir hadis-i şerifte;

-“Bütün çocuklar, Müslümanlığa uygun ve elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları, babaları Hiristiyan, Yahudi ve dinsiz yaparlar.” Buyuruyor.

Farisi kı’ta tercümesi;

-“Kayıbetti Peygamberin âilesi olma şerefini,
Kötülerle arkadaşlık ettiği için Hazret-i Lût’ın eşi.
Eshab-i Kehf’in köpeği onlarla olunca beraber,
Kavuştu haşr olunma şerefine, mü’minlerle beraber.”

Vezirin bu sözlerini padişahın hzururnda bulunanlar desteklediler. Bunun üzerine Padişah;

-“Bunu uygun bulmuyorum ama, haydi sizin hatırınız için bağışladım.” Dedi.

Böylece vezir, çocuğu alıp evine götürdü. İyi bir şakilde doyurdu. Bir hoca tutup en güzel şekilde terbiye etti. O kadar iyi yetiştirdi ki, herkes onu medh ediyordu.

Vezir, padişah’a;

-“O bağışladığınız genç, akıllı kimselerin terbiyesinde edebli bir kişi oldu. Eski kötülüklerinden hiçbir eser kalmadı.” Dedi.
Padişah vezirin sözlerine gülerek şu beyti söyledi;

-“Kurt yavrusu insanlar arasında büyüse bile,
Kurt olur en sonunda, gösterir kurtluğunu yine.”

İki yıl bu ahval üzere geçti. Çocuk bayağı büyüdü. Mahalledeki birtakım ahlaksız kişilerle arkadaşlık yapmaya başladı. Onların gurubuna dahil oldu. Oğlan bir fırsatını bulunca, veziri ve iki oğlunu öldürdü. Vezirin evinden bir miktar para ve eşya alarak, babası gibi eşkiyalığa başladı.

Bunun üzerine padişah şöyle dedi;

-“Nasıl ki kötü bir demirden iyi bir kılıç olmazsa, kötü bir insan da Allah-u Teâlâ’nın sevgili kulu olan bir evliya tarafından terbiye edilmedikçe, iyi bir insan olamaz.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hasankeyf eski Köprüsü (Batman)

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 11

Hikâye; Şöyle anlatılır;

Bir padişah, birgün suçsuz bir kölenin öldürülmesini emretti. Köle hayatından ümidi kesince, kendi lisaniyla sultana küfretmeye başladı

Sultan meraklanarak;

-“Bu köle ne diyor?” diye sorunca

Huzurunda bulunan iyi kalbli bir vezir;

-“Efendim! Bu köle; (-“Rabbinizden mağfiret istemeğe ve cennete girmeye koşunuz. Bunun için çalışınız! Cennetin büyüklüğü, gökler ve yer küresi kadardır. Cennet, Allah-u Teâlâ’dan korkanlar için hazırlandı. Bunlar, az bulunsa da, mallarını Allah yolunda verirler, Öfkelerini belli etmezler. Herkesi afederler. Allah-u Teâlâ, ihsan edenleri sever.” (Âl-i İmran suresi Ayet; 133) Meâlindeki ayeti kerimeyi okuyor.” Dedi.

Bunun üzerine sultan o köleyi afetti.

Fakat birinci vezire muhalif başka bir vezir ise;

-“Padişahım! Bize yakışan şey, padişahımızın huzurunda yalan söylemeyip, doğruyu konuşmaktır. Bu köle size küfretti ve yakışık almaz sözler söyledi.” dedi.

Bu sözler üzerine hükümdarın canı sıkıldı ve bu vezire;

-“Onu’n yalanını, senin doğru sözünden daha çok beğendim. Çünkü onun yalanı, duruma göre uygun idi. Onda iyilik ve hayır maksadı vardı. Seninkinde ise hased ve kötülük var, İYİLİK DURURKEN, KÖTÜLÜKTEN NE ÇIKAR. Eskiden söylenmiş olan şu meşhûr sözü bilmez misin?

-“Hayırlı netice veren bir işin, iyi bir şekilde bitmesi için sarf edilen yalan söz, fenalık ve fitne çıkaran doğru sözden daha iyidir.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 12

Hikâye;

-“Bir şahzadeye, babasından hazineler dolusu bir miras kalmıştı. Bu şahzade sultan olunca, kerem ve ihsan elini açtı. Tam bir çömertlik örneği göstererek, babasından kalan pek çok malı ve serveti, halka ve askerlere dağıttı.

Beyt tercümesi;

-“Öd ağacı bir tabla üzerinde veremez güzel koku.
Amber gibi kokar, ateşin üzerine koydun mu onu.”

Genç sultanın, ahlaksız, düşencesiz olan bir veziri, ona nasihat edeceğini zanederek;

-“Senden önceki sultanlar bu hazineyi, lüzumlu bir gün için çalışıp biriktirdiler. Sen yaptığın bu cömertlikten vazgeç önümüzde ve arkamızda düşmanlar var. İhtiyaç zamanı ne yaparsın?” dedi.

Genç sultanın vezirin bu sözlerine canı çok sıkıldı. Zira bu sözler, kendi yüksek ahlakına aykırı idi.

Kaşlarını çatarak o vezirine;

-“Allah-u Teâlâ beni bu ülkeye, yedirmem ve ihsanda bulunmam için padişah yaptı. Ben bekçi değilim ki malın ve servetin bekçiliğini yapayım, onları hazinelerde saklayayım.”dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)

Sa’di Şirâzı (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 13

Hikâye;

-“Sultan Nâşirevan birgün ava çıktı. Yakaladığı hayvanlardan bir kebab yapılmasını emretti. Yemek hazırlandı. Fakat tuz yoktu. Tuz almak için bir hizmetçisini köye gönderen

Nûşirevan ona;

-“Tuzu para ile satın al. Parasız almak adet olmasın ve köy bu yüzden harab olmasın.” Dedi.

Oradakiler;

-“Bir parça tuzun parasız alınmasından ne çıkar?” dediler.

Bunun üzerine sultan Nûşirevan onlara;

-“Zulüm dünyada ilk zamanlar az imiş. Her gelen onu bir miktar artırdı. Bugün ise çok şiddetli bir dereceye ulaştı. Eğer hükümdar, halkının birinin bahçesinden bir elma koparıp yerse, hizmetçileri ve adamları, o elma ağacını kökünden sökerler. Şayet bir sultan bir yumurta almak suretiyle haksızlık yaparsa, askerleri bin tavuğu şişe geçirip kebap yaparlar.” Diye cevap verdi

Beyt tercümesi;

-“Dünyada kalmaz, halka zulüm eden zalim,
Birgün ölür, la’net ile anılır daim.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

ZülHuleyfe (Bir Ali) Mikad

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 14

Hikâye;

-“Tümsek bir yerde ot’la bağlanmış bir demet taze gül gördüm.”

Kendi kendime;

-“Nasıl oluyor da bu değersiz ot, güllerle bir arada bulunuyor..” dedim.

Ot, bu hafif sesimi duyarak ağladı ve şöyle dedi.

-“Sus hiç kerem sahibi insanlar dostlarını unutur mu? Güzel değilim. Kokum yok. Fakat ben de bu güllerin yetiştiği bahçede bittim.”

Bunun üzerine ben;

-“Ben de Kerim olan Allah-u Teâlâ’nın bir kuluyum. O’nun ni’metleriyle beslenip büyümüş ve yetiştim. Allah-u Teâlâ’ya karşı herhangi iyi bir hünerim yok ise de, O’ndan umduğum bir lütuftur. Ümit için bir sermayem, servetim ve tâatım yok ise de, Cenab-ı Hak yine de kulu için bir çare bulur ve onu kurtarır. Âdet olduğu gibi köle azâd edenler, ihtiyar köleleri azâd ederler. Ey dünyayı süsleyen Allahım! Bu ihtiyar kulunu affeyle! Ey Sa’di rıza Kâ’besinin yolunu tut. Bedbaht diye başını bu kapıdan çevirene denir. Zirâ bu kapıdan başka bir kapı bulunmaz. “ dedim.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Zülhuleyfe (Ebyari Ali) Mikat

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 15

Hikâye;

-”Mısırda iki kardeş vardı. Biri ilim öğreniyor, öbürü de mal kazanmak ve zengin olmakla vaktini geçiriyordu. İlim öğrenen, zamanın derin âlimi oldu. Diğer ise Mısır’ın en zengini ve Mâliye vekili oldu. Bu yüksek, fakat dünya makamına erişen kardeş, ilim öğrenerek âlim olan kardeşine hakaret gözüyle bakarak;

-“Ben saltanata eriştim, sen ise fakirlikte kaldın.” Dedi.

Âlim olan ona;

-“Kardeşim! Ben Rabbime şükretmeliyim. Zira ben, Peygamberlerin mirasına kondum.”

Hadis-i şerifte;

(-“Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir.” Buyuruluyor.

-“Sen ise Firavunların Karunların mirasına yani mala ve Mısır ülkesine nail oldun.” Diye cevap verdi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Zül Huleyfe (Bir Ali)

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 16

Hikâye;

-“Horasanlı iki zât, birlikte bir seyahate çıkmışlardı. Bunlardan biri çok zayıf olup, üç gecede bir yemek yerdi. Diğeri ise güçlü kuvvetli, iriyarı olup, günde üç kere yemek yerdi. Nasıl oldu ise bir şehirde bunlar, casusluk suçundan yakalandılar. Onları bir odaya hapis ettiler. İki hafta sonunda suçları olmadığı anlaşıldı. Odasının kapısını açtıklarında, iriyarı, güçlü kuvvetli olanın ölmüş olduğunu, zayıf ve çelimsiz olanın sağ-salim olduğunu gördüler. Herkes bu duruma şaşırdı.”

İçlerinden bir zat;

-“Bu işte hayret edilecek bir şey yok. Normal olanı olmuş. Aksi olsaydı ben şaşırırdım. Ölen kuvvetli idi, fakat açlığa takatı yoktu. Çok yemeğe alışmış idi. Yiyecek bulamayınca açlığa dayanamıyarak öldü. Bu ise, yani zayıf olanı açlığa alışkın olduğu için, bu sayede kurtuldu..” diye onlara durumu açıkladı.

Şiir tercümesi;

-“Bir insan az yemek yemeğe alışmış ise,
Karşılaştığı sıkıntıları kolayca yener.
Bolluğa ve boğazına düşkün olan ise,
Darda kaldığı gün sıkıntı ile ölür gider.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Zül Huleyfe (Bir Ali) Mikat

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 17

Hikâye;

-“Sa’di Şirazı (r.a.) kendisi anlatır; Bir tücarla tanıştım.Yüzelli deve yükü ticaret malı ve kırk kölesi vardı. Bir gece beni Kış adasındaki evine götürdü. Bütün gece durmadan boş şeylerden konuştu. Kâh filan ortağım Türkistan’dadır, filan malım Hindistan’dadır. Bu kağıt falan mülkün tapusudur diyor, kâh da iskendireyye’ye gideceğim., oranın havası güzeldi, diyordu.

Bir ara;

-“Ey Sa’di! Bir seyahatım daha var. O ticarete çıkarsam, artık ticaretten vazgeçip bir köşeye oturacağım ve ömrümün sonuna kadar istirahat edeceğim.” Dedi.

Ben de;

-“Hayrola bu defa nereye gideceksin?” diye sordum

O da;

-“Çin’e Irak kükürdü götüreceğim. İşittiğime göre orada iyi para ediyormuş. Oradan Çin kâseleri getirip, Rum diyarına götüreceğim. Rum diyarının ipekli kumaşlarını Hindistan’a götürüp, oranın çeliğini Haleb’e, Haleb’in cam eşyasını Yemen’e, Yemen kumaşını da İran’a getireceğim. Artık ondan sonra ticareti bırakıp bir köşeye çekileceğim.” Dedi.
Tâcir o kadar boş hayaller kurdu ki, artık konuşmaya tâkatı kalmadı.

Bana dönerek;

-“Ya Sa’di! Sen de biraz konuş. Birşeyler söyle.” Dedi

Bunun üzerine ben de;

-“Gör çölünde bir kervanbaşı, katırdan düşünce şöyle demiş;
-“Dünyalık peşinde düşenlerin aç gözünü, ya kanâat veya mezar toprağı doldurur.” Dedim.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu


Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in doğduğu ev

Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından kısa bölümler- 18

Hikâye;

-“Güçlü kuvvetli bir kişi, işlerinin ters gitmesinden dolayı babasına giderek;

-“Babacığım, bana musâade et de, bir seyahata çıkayım. Kolumun gücü-kuvvetiyle bir iş yaparım ve servete kavuşurum.” Dedi.

Babası da;

-“Oğlum! Hayâlperest olma, kanâat sahibi ol. Sana büyüklerden birinin sözünü söyliyeyim de dinle;”

-“Devlet çalışlamka değil kanâattadır. Körün gözüne sürme çekmek boşuna gayrettir.” Dedi

Beyt tercümesi;

-“Saçının her telinde, olsa ikiyüz hünerin,
Nasibin yok ise, neye yarar ma’rifetin.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(Sa’di Şirâzi (r.a.) nın “Gülistan” adlı kitabından alınmıştır)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri sa’d-i Şirâzi (Radiyallah-u anhu) nın hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin  Verilen ni’metlere karşı şükür edip tefekkür eden ve onların hikmetlerinden ibret alan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu