‘şefaat’ olarak etiketlenmiş yazılar
Adem Alayhis selam’ın yaradılışı (Azazil 5)
13 Haziran 2008Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)
Büyükler buyurmuşlardır ki;
-”Gönül Allah-u Teala’nın nazar ettiği bir yerdir Çalış oraya gir. Hak Teala’nın nazarına kavuşursun. Bir veli’nın gönlünden düşmek Arş ‘den Yer’e düşmekten daha kötüdür.”
İblis Kalıpten çıkıp gördüklerini anlattı. Dedi ki;
“-İçerisi şehir gibidir Dolaşmak kolaydır, lakin bir hazıne gördüm, içine giremedim. Sırrına da
vakıf olamadım. Bu sebepten canım sıkıldı Kalbim kıvrıldı.
Sonra dedi ki;
“-Ey arkadaşlar. Eğer HÂK TEÂLA bunu bizden daha kiymetli tutarsa siz ne yaparsınız.
Oradakiler:
-”Kabul eder tabi oluruz..”dediler.
İblis kalbinden geçirdi ki;
-”Eğer bunu tercih ederse ben ASİ olurum. Eğer bani tercih ederse onu helak ederim.”
Halbukı Hak Teala kur’anı Kerim’de (Ben sizin gizli ve aşikar işlerinizi bilirim.) buyurdu.
Hâk Teâla, Adem (a.s.) ın kalıbına RUH vereceği zaman Cebrail (a.s.) a :
“-Habibi’min Nuru’nu getir Adem (a.s) ın iki kaşı arasına EMANET olarak koy. Buyurdu.
Büyükler buyurmuşlardır ki;
-”Avcılar bir avuç toprak altına yem koyup tuzak hazırlarlar. Kuş o yemi görüp tuzağa tutulur.
Hak Teala da Adem (a.s.) ın toprağına o NUR’U koydu. Ruh kuşu onu görüp meyletti. Böylece ruh bedene tealluk etti.
Adem (a.s.) ın vucudu Hak Teala’nın kudretiyle tamam oldu. Hak Teala alem-i emr’den olan ruh’a
“-Şu yaratmış olduğum cesede gir.” Diye emr etti.
Ruh baktı. Karanlık bir yer gördü. Özür dileyip girmek istemedi. Hak Teala üç kere hitab etti..Ruh özür diledi.
Sonunda Hak Teala:
“-İstemiyerek gir, istemiyerek çık.” Buyurdu.
Çünkü ruh latiftir Madde değildir. Cesed ise madde olduğu için ruh girmek istemedi. Lakin bu cesedin alnında .Sultan-i Embiya’nın ışığı ile göz pınarından zevk ve şevk ile cesede girdi. Adem (a.s.) dimağı hayat buldu..
Ruh yüzyıl dimağ içinden döndü sonra vucudu dolaşmaya başladı. Her nereye gitse saksı gibi olan beden et ve kan olup canlandı. Gözüne ulaşınca görmeye başladı.. kendi bedenine baktı. Henüz vucudunun bazı yerleri balçık idi. Lakın alnındeki nurdan ışıl ışıl parliyordu.
Rivayet olunurki;
Adem (a.s.) mübarek gözlerini açınca arşa baktı. Orada ; Orada (LE İLAHE İLALLAH MUHAMMEDÜN RESÜLULLAH. ÜMMETÜN MÜZNİBETÜN VE RABBUN ĞAFUR) Yazılmiş gördü. İki şey düşündü. Habibullahın şanını, yüksekliğini ve ümmetinin günahkarlığını. Hayret etti.
Hak Teala’den sual etti.:
“-Ya Rabbi, bu kimdir ki ismini kendi ismin ilen yan yana yazdın?”
Hak Teala buyurdu ki ;
“-Evladınden bir peygamberdir. Senden yahud evladınden bir zelle sadır olsa, onun şefaatiyle afv ederim.
Adem (a.s.) hatırına şöyle geldi ki; (Babanın oğula şefaat etmesi daha uygun olurdu. Acebe niçin aksı oldu ?)
Hâk Teâla Cebrail aleyhısselam’a buyurdu ki;
“-Ya Cebrail, çabuk koş, yetiş. Adem’i o düşünceden kurtar. Yoksa helak olur.
Cebrail (a.s.) bir anda geldi Adem (a.s.) göğsünü yardı. O endişenin yarısını çıkarıp toprağa gömdü.Yarısı Adem (a.s.) in kalbinde kaldı.Yere gömülen yarıden, bir ağaç meydana geldi. Sonra bu ağaç hataya sebep oldu. Kalbınde kalan yarıdan nefs-i emare hasıl oldu.
Ondan sonra ruh kulağa ve dimağın tamamına geldi o zaman aksırdı ve
-”(ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN )”Dedi.
Hak Teala(c.c.) de: (Yerhamüke Rabbüke velihaza halaktuke ya adem.) Yanı: (Ey adem.seni bunun için halkettim. Nimetimi yemeden şükrettin.Bende seni günah etmeden afv ettim) buyurdu.
Hak Cella ve ala hazretleri, Adem (a.s. ) in hılkatınde günaha vesile olacak sebepleri bilir ve ilacını, günah hasıl olmadan buyurdu ki bu onun merhametindendir.
Devam edecek……
Peygamberler Tarihi Mearicün Nübüvve (Altı parmak)
Allah-u Teâla bizleri ve sizleri Şeytan Aleyhilla’net in şerrinden korusun..AMİN…
Fuad yusufoğlu
Arkadaşlık ve dostluğun hakları- 3 (-Kardeşlık akdi-)
02 Temmuz 2008Çağ-Çağ baraji (Nusaybin)
Ebu Ali Ribatı (r.a.) anlatır: Abdullah-ı Razı(r.a.) ile sahrada gidiyorduk.
Yolda;
-“Sen mi, yoksa ben mi reis olayım.”dedi.
-“Sen ol.”dedim.
-“Ne dersem yapacaksın .” dedi.
-“Baş üstüne.” Dedim.
-“Torbanı getir.” Dedi. Getirdim.Yiyeceğimi, elbisemi ve daha neyim varsa içine koydu. Ve sırtına aldı. Kendisi taşıdı.
Her ne zaman:
-“Bana verin, yoruldunuz,”desem.
Bana;
-“Sana reis benim dedim, söylediğimi tut.” Derdi.
Ertesi gece yağmur yağdı, sabaha kadar uyumadı, ayakta durdu,ıslanmıyayın diye de üstüme bir örtü tuttu.
Bir şey söylesem,
-“Reis benim, sen dediğimi yap.” Derdi.
-“Keşke onu reis yapmasaydım” dedim.
Büyükler Buyurumuştur;
-“Bir din kardeşin sana bir kusur ederse, kendine onun yetmiş çeşit özrünü ara. Nefsin kabul etmezse, Nefsine de ki;
-“İşte senin kötü huyun ve herkese fena söyleyiciliğin. Kardeşin senden yetmiş türlü özür diliyor da kabul etmiyorsun.” Kusuru bir günah ise, ona güzellikle o işten vazgeçmesini söylemeli. Vageçerse ve ısrar etmezse görmemezlikten gel. İsrar ederse nasıhat eyle. Fayda vermezse, bu hususta ne yapılacağı hakkında ashabi kiram (Aleyhimmürrıdvan) ihtilaf eylediler.
Ebu Zer (radiyallah-u anhu) ın görüşüne göre o kimseyle arkadaşlığı kesmek lazımdır.
Buyuruyor ki;
-“Onu Allah (c.c.) için sevmiştim, şimdi de Allah(c.c.) için ona düşman ol.”
Ebu-d Derda ve eshabi kiramdan bir ksmı (Aleyhimmürrıdvan) buyurdu ki:
-“Arkadaşlığı kesmemek lazımdır. O işinden döneceği ümid edilebilir. Baştan dost edinmemeliydi. Dost edindikten sonra bu şekilde ondan kesilmemelidir.”
İbrahim-i Nehai (Rahmetullah-ı Aleyh ) buyuruyor ki;
-“Din kardeşinden bir günah yüzünden ayrılma, bugün yaparsa, yarın yapmaz.”
Ebu Zer (radiyallah-u anhu) yolu selamete daha yakındır. Fakat bu yol daha ince ve fıkha daha uygundur. Çünkü bu lütuf onun tevbesine sebep olur. Acizlik ve düşkünlük günlerinde kardeşe daha çok ihtiyaç olur. Nasıl olur da terk edilir. Fıkıh tarafı şöyledir ki, dostluk, kardeşlik akdı yapılınca, akraba olur. Günah sebebiyle sıla-i rahmi terk etmek olmaz.
Bunun için Allah-u Teala (c.c.) buyuruyor;
-“Eğer kabilen ve akraban sana asi olurlarsa, sizden değil, amelinizden, yaptıklarınızdan üzülüyorum de.” Şuara-216.
Ebu’d Derde(radiyallahu anhu)ya;
-“Din kardeşin günah işledi, onu düşman tutuyor musun?” denildikte;
-“Günahına düşmanım, ama o benim kardeşimdir.” buyurdu.
Fakat başlangıçta böyle kimse ile kardeşlık etmemelidir. Çünkü kardeşlik suç değildir. Kardeşliği kesmek ise suçtur. Terk etmede belli bir hak vardır. Sana bir kusur ederse, özür dilerse, afv etmen iyidir. Yalan söylediğini bilsen bile, özrünü kabul eyle.
Çünkü Resulullah (Sallallahu aleyhi vesselam) buyuruyor:
-“Bir kimseden, kardeşi özür diler de özrünü kabul etmezse, onun günahı muslümanların yolunu kesip, onlardan haraç almanın günahı gibidir.”
Yine buyurdu (a.s.v.):
-“Mü’min, çabuk kızar ve çabuk hoşnut olur.”
Ebu Süleyman-ı Daranı (r.a.) müridine;
-“Din kardeşinden eziyet görürsen sakın kızma. Kızarsan, daha çok eziyet veren söz duyabilirsin.” Buyurdu.
Ve:
-“Tecrübelerimle böyle olduğunu anladım.” Dedi.
Kimya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah (c.c.) bizleri ve sizleri birbirinin kusurlarını afv eden birbirlerine saygılı ve sevgili olan kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Kur’anı Kerim’i okumaya başlarken okunacak duâ
06 Temmuz 2008Güzel bir dua…
KUR’AN OKUMAYA BAŞLAMA DUASI:
Allah’ım, sen bu Kur’an-ı Kerim’i hak olarak indirdin; evet o hak olarak inmiştir.
Allah’ım ona karşı ilgimi artır; onu gözümün nuru, gönlümün ilacı kıl!
Allah’ım dilimi onunla süsle, yüzümü onunla güzelleştir ve bedenime onunla güç ver!
Sana ibadet için gece gündüz okumamı nasip et!
Beni Peygamberin (s.a.v) ile ve O’nun seçkin ev halkıyla birlikte haşret!
Allah-u Teala (c.c.) hazretleri bizleri ve sizleri; Kur’an-i kerim’i öğrenen, Kur’an-i Kerim’i öğreten ve kur’an-i kerim’le ameleden salih kullarından eylesin…AMİN….
Fuad YUSUFOĞLU
Allah (c.c.) a İman etmenin fazileti
12 Temmuz 2008Benim köyüm(veysike) Nusaybin
İbni Abbas (radiyallah-u anhu) dan rivayet edilir ki;
Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu:
-“Hiç bir ümet yoktur ki, bunların bazısı cennete bazısı cehennemde olmasın, ancak benim ümmetimin hepsi cennettedir.”
Matrak ibni Cedale adında bir köylü Resulüllah (a.s.v.) ın huzuruna geldi ve sordu:
-“Ya Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) Senin ümmetinin diğer ümmetlerden üstünlüğü nedir?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Benim ümmetimin diğer ümmetlere üstünlüğü, benim diğer nebilere üstünlüğüm gibidir.”
Köylü:
-“Nasıl Mesela?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Kiyamet günü Mahşer yerinde Peygamberler gelir. Kimine tek bir kimse uymuş, kimine iki veya üç kimse tabi olmuştur. On kişiden fazla ümmeti olan peygamberler pek azdır. Benim ümmetimin hesabını ise Allah-u Teala (c.c.) dan başka kimse bilemez.”
Köylü:
-“Kiyamet günü senin Ümmetin kaç bölük olur?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Dört bölük olup hepsi cennete olurlar. Bir bölüğü hesabsız ve azabsız cennete girer.”
Köylü:
-“Onlar hangileridir ? Ne amel işlemişlerdir?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Hak Teala (c.c.) nın birliğine ve benim hak Peygamberliğime şehadet ettikleri için.”
Köylü:
-“Bu şehadeti eden şehidlerden olur mu?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Olur.”
Köylü:
-“İkinci bölük kimlerdir ?”
Resullah (a.s.v.);
-“Hesabları kolay olur ve sonra cennete girerler.”
Devam edecek…..
Mearicün Nübüvve (Altiparmak)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri İslamiyetle şereflendirdiği için Yüce Rabbımıza Şükr edelim…ELHAMDULİLLAHI RABBİLALEMİN.
Allah (c.c.) bizleri ve sizleri Efdalul Mahlukat olan Habibi Muhammed Mustafa (a.s.v.) ın Şefaatına nail eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Allah (c.c.) a İman etmenin fazileti-2
13 Temmuz 2008Çağ-Çağ barajı mesire yeri (Nusaybin)
Köylü:
-“Üçüncüsü kimlerdir?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Küçük ve büyük günahlardan sual olunup sonra cennete girenlerdir.”
Köylü:
-“Bunlar niçin hesab olunurlar?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Bunların çok günahları vardır da onun için.”
Köylü:
-“Bunların günahlarını ne yaparlar?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Müşriklere yükletirler.”
Köylü:
-“Müşrikler başkasının günahını niçin yüklenirler?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Onlar ateş için yaratılmışlardır. Şirklerinden ve küfürlerinden dolayı cehenneme girerler. Mü’minlerin gunahı da bunlara yüklenir.”
Köylü:
-“Bunlar hakkında ayet nazil oldu mu?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Evet Allah-u Teala (c.c.) : (‘Elbette onlar kendi günahlarını ve mü’minlerin günahlarını yüklenirler.’)”
Köylü:
-“Bunlar ne bedbaht kimselerdir ki başkalarının günahlarını da yüklenirler.”
Köylü:
-“Ya Resulüllah (a.s.v.) dördüncü bölük kimlerdir?”
Resulüllah (Aleyhis selam):
-“Onlar cennete benim şefaatım ile girerler.”
Köylü:
-“Sübhanallah Senin şefaatın ile de cennete girilir mi?”
Resulüllah (Sallallahu aleyhi e sellem) tebessüm edip buyurdular ki;
-“Bilmez misin ki Cennetin anahtarları bendedir ve kiyamet günü cennetin muhafızı benim ?”
Köylü:
-“Ben niçin Cennetin muhafızı olup, anahtarları elinde olan kimse ile berabar olmayayım? Eğer iman edersem bana cennetin kapısını açar mısın ?”
Resulüllah(a.s.v.):
-“Evet açarım.”
Köylü:
-“Ehli beytime de açar mısın?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Eğer iman ederlerse onlara da açarım.”
Köylü; Şehadet getirip müslüman oldu.
Ve dedi ki:
-“Bana (siz nesiniz) diye sorarlarsa ne cevab vereyim ?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Müslimanız, de.”
Köylü:
-“Müslümanın manası nedir?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Cehennem ateşinden kurtulmuş insan demektir.”
Köylü:
-“Benim adım Matrah’tır.İsterim ki değiştiresin.”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Müslim desinler.”
Köylü; Bu isimle daima övündü,
Dedi ki;
-“Ya Resulüllah (a.s.v.) Ümmetinin bundan başka ismi var mıdır?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Bir isimleri de Mü’mindir.”
Köylü:
-“Mü’min ne demektir?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Kiyametin dehşetinden emin olan demektir.”
Köylü:
-“Mü’min günah işler mi?”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Eğer günah işlemeseler, Hak Teala (c.c.) günah işleyen başka bir taife getirir. Onları afv edip, Cennete sokar. Böylece kerem ve ihsanını geösterir.”
Köylü:
-“Elhamdulillah ki, beni senin ümmetinden eyledi.”
Resulüllah (a.s.v.):
-“Bundan büyük ni’met olur mu ki, Hak Teala (c.c.) seni cehennemden ve küfürden halas edip, İmana getirdi. Lat ve Uzza putlarına secde etmekten kurtarıp kendinin hizmetine kabul etti.”
Mearicün Nübüvve (Altiparmak)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri İslamiyetle şereflendirdiği için Yüce Rabbımıza Şükr edelim…ELHAMDULİLLAHI RABBİLALEMİN.
Allah (c.c.) bizleri ve sizleri Efdal-ul Mahlukat olan Habibi Muhammed Mustafa (s.a.v.) ın Şefaatına nail eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 8
22 Temmuz 2009Ba’büs-Selam kapısı Batı ciheti (Medine-i Münevvere)
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 8
Cebrail Aleyhis Selam’a;
-“Kızım benim hatırımı kırmaz. Bu Cennet elbiselerini dünyada giymeğe değmez. Bunları tekrar Cennet’e geri götür.” Buyurdu.
Eshab-i Kiram toplanmış kimlerin VEKİL OLACAĞINI merak ediyorlardı.
Bir duraklama olmuştu.
Derhal Cebrail Aleyhis Selam geldi;
-“Ya Resulallah (s.a.v.) Hak Teâlâ sana selam ediyor. Hazret-i Ali’nin, yerine hiç kimsenin vekil olmamasını, nikah’da bizzat kendisinin bulunmasını emir buyurdu.” Dedi.
Dört yüz akçe mehr ile nikah yapıldı. Müjdeciler, Hazret-i Fatima (r.anha) ya müjde götürdüler.
Fatima-tüz Zehre (r.anha) razı olmadı. Hemen Cebrail Aleyhis Selam geldi.
-“Ya Resulallah! Allah-u Teâlâ buyuruyor ki;” (-“Fatima dörtyüz akçeye razı olmuyorsa, dörtbin akçe olsun.”
Hazret-i Fatima (r.anha) bunu da kabul etmedi. Yine razı olmadı.
Cebrail Alayhis Selam tekrar geldi;
-“Dörtbin altun.” Emir olunduğunu haber verdi.
Fatima-tüz Zehra (r.anha) dörtbin altuna da razı olmadı.
Cebrail Alayhis Selam bir daha nâzil oldu;
-“Ya Resulallah! Hak Teâlâ bu sefer senin bizzat gidip Fatima’nın maksadının ne olduğunu öğrenmeni emir buyurdu.” Dedi.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) temiz kerimesinin yanına vardı. Maksadını sordu.
Hazret-i Fatima (r.a.);
-“Babacığım, kıyamet günü sen mü’minlerin günahlarından ne kadar kimseye ŞEFAAT edersin. Ben de onların HANIMLARINA ŞEFAAT ETMEK istiyorum. MURADİM BUDUR.” Dedi.
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) kızının isteğini Cebrail Aleyhis selam’a söyledi.
Cebrail Aleyhis Selam Hak Teâlâ’nın huzuruna çıkıp geldi. Hak Teâlâ’nın, Hazret-i Fatima (r.anha) nın arzusunu kabul edildiğini, AHİRETTE ŞEFAAT EDECEĞİNİ MÜJDELEDİ.
Fatima-tüz Zehra (r.anha);
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu

