‘Tasavvuf’ olarak etiketlenmiş yazılar

İhlas- 2

22 Nisan 2008

dsc09043-navale.JPG

Kasyane –Navale-hürmüz nehri (Nusaybin)

Adamın biri Hasan-i Basri hazretlerine (r.a.) der ki:

“-Ben Allah’a ibadet ve taâttan zevk alamiyorum:

Hasan-i Basri hazretleri (r.a.) şöyle cevab verir:

-”İhtimal ki sen Allah’ tan korkmiyan birinin yüzüne baktın.”

Bil ki;

İbadet edip, kulluk yapmak yaratıkların tümünü, Allah’a terk etmenle olur.

Adamın birinin çuvalı kayıbolur. Kimin aldığını bilmez. Bir gün namaz kılarken çuvalın kimde
olduğunu hatırlar.

Namazı bitirdikten sonra kölesini çağırıp:

-”Filan oğlu filana git çuvalı ondan geri al.” der.

Bunun üzerine köle efendisine şöyle der:

-”Efendim, Çuvalı kimde olduğunu ne zaman hatırladınız?

Efendisi:

-”Namazda iken hatırladım.”der.

Köle:

-”Ey efendim, sen Allah’a ibadet etmiyor belki çuvalı arıyordun.

Kölenin bu güzel cevabı ve sağlam itikadı yüzü suyu hürmetine adam onu azad eder.

Akıllı olana Yaraşan, dünyayı terk etmek, ibadeti Allah için yapmak, geleceğini düşünmek ve âhiret için hazırlıkta bulunmaktır.

Rivayet edilir ki:

Bir adam namaza durur. Fatihayı okumaya başlar “Allah’ım yalnız sana ibadet ederiz.”ayetine geldiğinde Allah!ın huzurunda olup gerçekten ona ibadet ettiğini anlar. Bunun üzerine hafiften kendisine

-”Yalan söyliyorsun Sen Allah’a değil ancak halka tapıyorsun.” diye bir ses işitir.

Adam tövbe edip insanlardan uzaklaşır. Kalbinden insanları çıkarır sonra tekrar namaza durur

-”Yalnız sana ibadet ederiz “Mealindeki ayete gelince yine ‘yalanci sen Allah’a değil ancak
malına ibadet ediyorsun’ diye bir ses duyar.

Bunun üzerine ne kadar malı varsa hepsini sadaka olarak dağıtır. Sonra yine namaza durur.

Ayni ayete geldiğinde, ‘yalancı sen Allah’a değil elbisene ibadet ediyorsun’ diye yine aynı ses işitir.

Bunun üzerine elbisesini de sadaka olarak verir Sonra gene namaza başlar: Ayni ayete geldiğinde

-”Doğru diyorsun, hakikaten sen şimdi Allah’a ibadet ediyorsun ” diye kulağına ses gelir.

Envarul Aşıkın (İmam-i Ğazali)

Allah’u teala hazretleri bizleri ve sizleri Kendi rızası için İbadet etmeyi nasib eylesin. Amin…..

Fuad Yusufoğlu

Güzel Ahlak

25 Nisan 2008

dsc01613-mevsimlik-cicekler.JPG

Mevsimlik çiçekler (Nusaybin)

Ali bin Hüseyin (r.a.) bir gün mescide gitti. Bir kimse kendisine sövdü. Hizmetçileri söveni dövmek istediler

Ali Bin Hüseyin (r.a.) Buyurdu:

-”Ona dokunmayın.”

O kimseye de;

-”Bizim hakkımızda bilmediğin şeyler çoktur. sizin bizim yardımımızla görülecek bir işiniz varmıdır.?” Buyurdu.

Söven kişi çok utandı Ali bin Hüseyin (r.a.) ona bir elbise verdi ve yanındekilere o kimseye bin dirhem gümüş vermelerini söyledi.

O adam olduğu yerde kaldı ve

-”Bu kimsenin Peygamber evladı olduğuna şahitlik ederim.” dedi.

Yine Ali bin Hüseyin (r.a) iki defa kölesini çağırdı kölesi cevab vermedi.

Ali Bin Hüseyin (r.a.):

-”Çağırdığımı duymadın mı?” buyurdu.

Kölesi:

-”Duydum.” dedi

Ali Bin Hüseyin (r.a.):

-”Niçin cevap vermedin ” buyurdu.

Kölesi;

-”Senin güzel ahlakına güvenerek, bana kızmıyacağını bildiğim için”dedi .

Ali Bin Hüseyin (r.a.):

-”Allah’a şükürler olsun ki: benim kölem benden emindir.” buyurdu.

Ebu zer Gaffarı (r.a) kölesi, bir koyunun ayağını kırdı.

Ebu Zer Gaffari (r.a.):

-”Niçin kırdın.” deyince

Kölesi;

-”Seni kızdırmak için bile bile kırdım.”dedi

Ebu zer (r.a);

-”Bende sana bunu öğreteni yani şeytanı kızdırayım.” buyurdu, ve o köleyi azad etti.

Bir kimse kendisine sövdü.

Buyurdu ki:

-”Ey civanmert benimle cehennem arasında tehlikeli bir geçit vardır. O geçıdi aşarsam senin bu sözüne kızmam. Aşamazsam, dediğinden de daha aşağıyım..

İsa (a.s.) Yahya (a.s.);

-”Sana bir kimse bir şeyi doğru söylerse şükr et. Yalan söylerse; daha da şükr et. Zira amel defterindeki sevab zahmet çekmeden artar. Yani o kimsenin ibadetlerini sen hiç zahmet çekmeden senin defterine aktarılır.”.

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah’u teala hazretleri bizleri ve sizleri güzel ahlaklı Mübarek zatların yüzü suyu hürmetine afv eylesin. Amin…

Fuad Yusufoğlu

Zikir

28 Nisan 2008

dsc09566-nusaybin-girnavastan-gorunusu.JPG

Girnavas tepesinden Nusaybin’in görünüşü: (Nusaybin)

Rivayet edilir ki;

Davud (a.s.) mescidinde oturup Zebur okurken yerde kızıl bir kurt gördü. İçinden şöyle söyledi:

-”Aceba Allah’u teala bu kurdu yaratmakla ne murad buyurmuştur?”

Bunun üzerine Allah kurda izin verdi. Allah’ın kudretiyle, kurt konuşmaya başladı

Ve dedi ki:

-“Ey Allah’ın Nebisi, güdüzüm (ü öğrenmek istiyorsan) Rabbim bana hergün bin kere “Subhanallahi vel hamdulillahi ve lailaha illallahu vallahu ekber” dememi ilham etti. Gecemi (sorarsan ) Rabbim bana her gece bin defa “Allahümma salli ala Muhammed En-Nebiyil ümmiyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.” dememi bana ilham etti. Sen ne diyorsun ki, ben senden istifade edeyim?

Bunun üzerine Davd (A.S.) kurdu hakir görmesinden pişman oldu ve Allah’tan korkarak bağışlanmasını istedi. Allah’a tevekkül etti.

Zehr-ür Riyazda Peygamberimiz (a.s.) den şöyle bir hadis nakleder.

-”Cennet ehli, cennete girdiği zaman melekler onları her türlü nimetlerle karşılarlar. Onlara oturaklar ve yataklar hazırlanır. Her türlü yemekler ve meyveler takdim edilir. Bu çeşit nimetlerle beraber onlarda bir hayret görülür.”

Bunun üzerine Allah (c.c.) Buyurur:

-”Ey kullarım bu hayret nedir ? Burası durgunluk ve hayret yeri deyildir “

Cennettekiler derler ki;

-”Bize verilen bir vaad vardı. Onun vakti geldi.”

Bunun üzerine Allah’u Teala Meleklere şöyle emreder.

-”Yüzlerden perdeleri kaldırın “

Melekler derler ki:

-”Ey Rabbımız, onlar dünyada sana isyan etmişlerdi Seni nasıl görürler?

Bunun üzerine Allah’u teala (c.c.) buyurur:

-”Perdeleri kaldırın. Çünkü onlar dünyada bana kavuşma isteğiyle secde ederlerdi. Zikr ederlerdi. Ağlarlardi.”

Bunun üzerine perdeler kaldırılır CennettekilerCEMAL-İ İLAHİ’YE BAKAR, Allah Azze ve celleye secde ederek yere kapanırlar.

Allah’u teala (c.c.) kullarına buyurur:

-”Kullarım başınızı kaldırın. Zira burası ibadet yeri deyil, belki ikram yeridir.”

Sonra Allah keyfiyetsiz olarak onlara teccelli eder ve şad olmaları için

-”Ey kullarım, selamet üzerinize olsun. Ben sizden raziyim. Siz benden razımısınız?” buyurur.

Cennet ehli de.

-”Ey Rabbımız biz senden niye razı olmayalım? Bizim gözün görmediği, kulağın işitmediği ve hiç bir kimsenin kalbinden geçmeyen nimetleri verdin.” derler…

Şu ayeti Celile bu hususu beyan ediyor:

-”Allah onlardan razi oldu. Onlar da Allah’tan razı oldular”

-”Çok esirgeyici Rab (lerin) den bir de SELAM(var) dır.”

İmami Ğazali (Envaril Aşıkin)

Allah-u teala hazretleri bizleri ve sizleri Kıyamet günü Rüsvay olmayan kullarınden eylesin. Kendi cennetinde cemalını bizlere göstermeyi nasip eylesin. Amin….

Aşk

03 Mayıs 2008

dsc09539-girnavas-koprusu.JPG

Girnavas köprüsü (Nusaybin)

Sevgi;

Tabiatın lezzet alınan şeye meyl etmesinden ibarettir. Bunun yerleşip kuvvetlenmesine“AŞK” denir.Aşık sevdiğine tam manasiyle bağlı olur. Malını onun yolunda harcar. Yusuf Aleyhisselam’ın aşkından dillere destan olan Züleyha’yı görmüyor musun?

Yusuf Aleyhisselam’a karşı beslediği sevgiden: malını, mülkünü, güzelliğini, hatta yetmiş deve yükü cevahir ve gerdanlıklerini feda etti. Bunların tümünü Yusuf Aleyhisselam’ın sevgisi uğruna harcadı.

-”Ben bugun Yusuf’u gördüm.”diyen herkese bir gerdanlık verirdi. Kendisinde bir şey kalmadı. Yusuf Aleyhısselam’dan başkasını unutup, her şeye ‘Yusuf’ diye çağırırdı.

Başını göğe kaldırdığı zaman yıldızlarda Yusuf Aleyhısselam’ ın isminin yazılı olduğunu görürdü.

Rivayet edilir ki:

Züleyha iman edip, Yusuf Aleyhısselam ile evlendiği zaman Yusuf Aleyhisselam’dan ayrı yaşar, Allah’a ibadet etmek için tenha yere çekilirdi.

Yusuf Aleyhisselam onu gündüz yatağa çağırdığında geceye atar, gece çağırdığında ise gündüze atardı.

Ve şöyle derdi:

-”Ey Yusuf ben seni Allah’ı tanımazdan önce severdim. Ben Allah’ı tanıdıktan sonra, O’nun sevgisi bende, O’ndan başkasına olan sevgiyi kalbimden attı. O’nun sevgisinin yerine başkasını istemem.

Bu hal böyle devam etti.

Ta ki: Yusuf Aleyhisselam ona şöyle dedi:

-”Allah’u Teala, bana bidirdi ki: Senden iki çocuk yaratmayı ve onları peygamber yapmayı murad eder.

Bunun üzerine Züleyha şöyle cevab verir:

-”Eğer Allah Teala sana böyle emr ettiyse ve beni buna sebep kılıyorsa, Allah’ın emrine itaat etmek gerekir.” der ve Yusuf Aleyhisselam ile bir araya gelmeye razı olur.

Denilir ki :

Aşk perdeleri yırtmaktır. Sırları keşf etmektir, vecd ise şevkin galebe çalmasından ve zikrin tadını kendinde bulmasından, ruhun acze düşmesidir. Hatta azalarından bir aza kesilse, onun acısını hissetmez, anlamaz.

Rivayet edilir ki;

Münafık ve cimri olan bir adam karısına hiç bir şey sadaka olarak vermemesini söyler, verdiği takdirde kendisini boşayacağını yemin eder.

Bir gün evinin kapısına bir dilenci gelerek şöyle der:

-”Ey hane halkı: Allah hakkı için bana bir şey vermezmisiniz?

Bunun üzerine kadın dilenciye üç pide ekmek verir. Dilenci giderken onu ev sahibi olan münafık karşılar.

Ve ona:

-”Bu pideleri sana kim verdi diye sorar?

Dilenci:

-”Bana filan evden verdiler” der.

Dilencinin gösterdiği ev o adamın evi dir.

Munafık eve gelip karısına:

-”Ben sana kimseye bir şey vermemeni yeminle söylememişmi idim.?

Kadın:

-“Ben onu Allah için verdim. diye cevab verir.

Bunun üzerine adam gidip tandırı yakar. Tandır tam kızardığı zaman;

Karısına şöyle der:

-“Kalk, Allah (c.c.) için kendini tandıra at.

Bunun üzerine kadın kalkar ziynetlerini alır,

Bunu gören munafık adam ;

-“Ziynetleri bırak.” der

Kadın da şöyle cevab verir:

-”Seven kimse sevdiği için süslenir, ziynetlenır ben sevdiğimi ziyarete gidiyorum.” Der.

Kendini tandıra atar.

Munafık adam tandırı kapatıp çeker gider. Kadın orada üç gün kaldıktan sonra Munafık gelip tandırın kapağını açar. Kadını Allah (c.c.) ın Kudretiyle sapa sağlam bulur. Bu halden adam çok teaccup eder.

Bu sırada kendisine hafiften şöyle dendiğini işitir:

-”Sen ateşin bizim sevdiklerimizi yakmadıuğını bilmiyor musun?

İmami Gazali (Kalblerin Keşfi)

Allah’u Teala hazretleri (c.c) Bizleri ve sizleri Sevdikleri kulların hürmetina Cehhennem azabından mahfuz eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Tamahkarlık

05 Mayıs 2008

dsc09333-kasyan.JPG

Kasyane –Navale- (Nusaybin)

Şa’bi (r.a.) şöyle bir hikaye anlatır:

-”Adamin biri bir gün torgay kuşunu avlar.

Kuş dile gelerek kendini avlayana

-”Ne istiyorsun beni ne yapacaksın” der.

Avci:

-”Seni kesip etini yiyeceğim.”der.

Kuş da ona şöyle der:

-”Benim ettim tatlı değildir, seni doyuramam da Fakat ben sana üç şey öğreteceğim. onlar senin için beni yemekten daha hayırlıdır.”

Fakat birincisini ben elinde iken ikincisini de elinden kurtulup ağaca konunca, üçüncüsünü ise ağaçtan uçup dağa konunca söyliyeceyim.”

Adam :

-”Birincisini söyle” der

Kuş:

-”Elinden kaçırdığın bir şey için hayıflanma” der. Adam kuşu bırakır. Kuş uçup ağaca konunca,

Adam:

-”ikincisi nedir ?” diye sorar.

Kuş;

-”Olmıyacak şeyi tasdik etme.” der

Sonra uçup dağın tepesine konar.

Ve oradan avcıya şöyle der.

-”Ey eşkiya der, eğer beni kesseydin midemden her biri yirmi miskal ağırlığında olan iki inci çıkaracaktın.”

Avcı kuşun bu sözlerini duyunca dudağını ısırır ve hayıflanır. Kuşa üçüncüsünü söyle deyince,

Kuş:

-”Sen biraz önce sana söylediğim iki hususu unuttun üçüncüsünü nasıl anlarsın der:

Ve devamla avcıya şöyle der.:

-”Ben sana, elinden kaçırdığına hayıflanma. Olmıyacak şeye inanma demedim mi? Ben etimle kanımla ve tüylerimle yirmi miskal gelmem. Nasıl olur da midemde her biri yirmi miskal ağırlığında olan iki inci bulunsun?

Bunları söyledikten sonra uçup gitti.

Bu İnsan oğlunun ifrat derecesindeki tamahkarlığına bir misal dır çünkü tama’i insan oğlunun gerçeği anlamiyacak derecede kör yapar. Olmiyecek şeyi olacakmış gibi gösterir…

İbni Semmak (r.a.) şöyle der:

-”Ümit, kalb’de bir ip, ayakta bir bağ dır. Kalbindeki ümit ipini çıkarıp at ki, ayağındeki bağ çözülsün…

Envarül Aşıkın (İmam-i Ğazali)

Allah’u Teala hazretleri bizleri ve sizleri tamahkar olmaktan ve Tamahkar olan insanların şerrinden korusun. AMİN….

Fuad Yusufoğlu

dsc00009-fuadyusufoglu-cag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Nefse ceza vermek;

Tamim’i Dari (r.a.) bir defa uykuya dalıp yatsı namazını kaçırmıştı. Nefsine ceza olarak bir sene uyumamaya ahd etti.

Talha (r.a.) anlatır:

-“Birisi soyunmuş kızgın kumlar üzerinde dönüyor ve “Ey murdar sabaha kadar geceyi boş geçirdin senin elinden ne zaman kurtulacağım.” Diyordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) oradan geçiyordu:

-“Niçin böyle yapıyorsun?” buyurunca:

Adam:

-“Nefsim bana hakim olmak istiyor.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Gök kapıları senin için açıldı. Allahu Teâlâ, melekler seninle övünüyor.”

Sonra eshabına:

-“Gidin nasibinizi ondan alın.” Buyurdu.

Hepsi gidip;

-“Bize dua edin efendim.” Dediler.

Adam hepsine tek tek dua eyledi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem):

-“Hepsine birden dua eyle.” Buyurdu.

Adam:

-“Yarabbi onların azığını Takva eyle ve hepsini doğru yolda bulundur.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) da :

-“Ya Rabbi onu tasdik eyle, yanı diline daha iyi dua ihsan et.” Diye dua edince,

Adam:

-“Ya Rabbi hepsinin yerini cennet eyle.” Dedi.

Ahnef bin Kays (r.a.) gece kandili eline alır parmağını aleve tutar ve;

-“Falan gün niçin öyle yaptın, filan şeyi niçin yedin.” Derdi.

Dinini kayıran büyükler böyle yapmışlar.

Mucahede:

Bazıları nefisleri gevşeklik ve kabahat yapınca ceza olarak çok ibadet ederlerdi.

Abdullah bin Ömer (r.a.) bir namazda cemaata yetişmesydi o gece uyumazdı.

Abdullah bin Ömer (r.a.) bir gün hava kararıp iki yıldız görününceye kadar akşam namazını geciktirmişti. Namazı bu kadar gecıktirdiği için iki köle azad eyledi.

Böyle yapanlar çoktur.

Nefsine ibadetleri seve seve yaptırmayan kimseye en iyi ilaç çok ve seve seve ibadet eden kimsenin yanında bulunmaktır. Onun ibadetleri zevkle yaptığını görünce kendi de alışır.

Birisi diyor ki;

-“İbadet yapmak için nefsime tembellik gördüğüm zaman Muhammed bin Vasi (r.a.) in zevkle ibadetine bakıyor. Bu sebeple nefsimin bir hafta içinde, ibadetleri seve seve yaptığını görüyorum

Bilgili, akıllı ve ihlaslı böyle bir Allah adamını bulamiyanlar Allah adamlarının, Salih insanların hayatını okumalıdırler.

Bir kimse Davud-İ Tai (r.a.) hazretlerine:

-“Evinizin çatısının direği kırılmış.” Deyince

Davud-i Tai (r.a.);

-“Yirmi senedir buradayım bir kere ona bakmış değilim.” Dedi.

Ahmed bin Zerrin (r.a.) sabahtan ikindi namazına kadar oturur bir tarafa bakmazdı.

Sebebini sorduklarında:

-“Allah-u Teala gözleri dünyadaki intizama, zerreden göklere kadar her şeydeki inceliklere, ve onun kudret ve azamatine, ibret ile bakmak için yarattı. İbret almadan bakana bir hata yazılır .” dedi.

Ebu Derda (r.a.) diyor ki;

-“DÜNYADA ÜÇ ŞEY İÇİN YAŞAMAK İSTERİM.

-“Uzun gecelerde namaz kılmak için,
-“Uzun günlerde oruç tutmak için,
-“Sözleri kalblere deva olan Salih kimselerin yanında oturmak için.”

Aklama bin Kays (r.a.) a ;

-“Nefsine neden bu kadar azap ediyordun ?” diye sorduklarında;

Aklama bin Kays (r.a.);

-“Onu çok sevdiğim için, onu cehennemden korumak için.” Derdi.

-“Sana bu kadar sıkıntı emrlolunmadı? Dediklerinde;

Aklama bin Kays (r.a.);

-“Yarın başını dövüp, niçin yapmadın dememek için. Elimden geldiği kadar yapıyorum.” Cevabını verirdi.

Cüneyd-i  Bağdadi (r.a.) buyurdu ki;

-“Sırrı el sakatı (r.a.) den acayip kimse görmedim. Doksan sekiz sene yaşadı, ölüm zamanı hariç hiç kimse sırtını yere koyduğunu görmedi.

Süfyan-i Servi (r.a.) diyor ki;

-“Bir gece Rabia-tül Adaviye (r.a.) da misafir kaldım. Namaza durup sabaha kadar namaz kıldı. Bende bir odada sabaha kadar namaz kıldım.”

Kendisine:

-“Sabaha kadar namaz kılmamızın şükrünü ne ile yapalım deyince.”

Rabia-tül Adaviye (r.a.) da;

-“Yarın o’nun için oruc tutmak olacak.” Dedi.

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri; bizleri ve sizleri bu mubarek veli zatların yüzü suyu hurmetine, afv eylesin. İbadetlerimizi zevk ile yapmayı ihsan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Cömertlik

17 Mayıs 2008

fuadyusufoglu_dsc017251-gul.jpg

Sera’mdan yetiştirdiğim GÜL (Nusaybin)

Malı olmayanın hali, hırs değil kanaat olmalıdır. Malı olanın ise cimrilik değil, cömertlik olmalıdır.

Resülullah (s.a.v.) Buyurdu ki :

-”Cömertlik; Cennete bir ağaçtır. Cömert olan kimse onun dalına tutunur ve onu Cennete kadar götürür. Cimrilik; Cehennemde bir ağaçtır. Bahil olanı (cimriyi) Cehenneme kadar götürür. “

Yine (a.s.v.) Buyurdu:

-”Allah’u teala (c.c) iki hasleti sever:Cömertlik ve güzel huy.”

-”İki hasleti ise sevmez: Cimrilik ve kötü huy.”

Yine (s.a.v.) Buyurdu:

-”Allah’u teala (c.c) cimri ve kötü huylu bir veli yaratmamıştır.”

Yine (s.a.v.) Buyurdu;

-”Cömertin günahını, kusurunu afvediniz. Çünkü onun bir sıkıntısı olursa, yardımcısı Allah’u Teala (c.c) olur.”

Arabistan da cömertliği ile meşhur bir adam ölmüştü. Yoldan aç dönen insanlar kabrinin başına gittiler. Aç olarak uyudular. İçlerinden birisinin bir devesi vardı. O Kimse ölüyü ru’yasında gördü:

Kendisine;

-”Senin bu deveni, benim en iyi deveme satar mısın?” dedi

Adam:

-”Satarım “dedi.

Diğer deve için kendi devesini verdi. Ölen ve ruyada görülen o zat deveyi kesti. Uykudan uyanınca deveyi kesmiş buldular. Tencereyi getirip pişirdiler ve yediler. Döndükleri zaman bir kervana rastladılar. Kervandan birisi o devenin sahibine seslendi ve ismini söyleyip,

-”Filan ölüden bir deve satın aldın mı? dedi.

Adam:

-”Aldım ama ruyada idi deyip başından geçenleri anlattı.”

Adam kendi develerden en iyisini gösterip;

-”O iyi deve budur. Buyurun “.

Ben de:

-”Ru’ya da gördüm” dedim.

Adam:

-”Bende ruyada babamı gördüm. “

Babam bana;

-” Eğer benim oğlum isen benim bu devemi filan kimseye ver buyurdu. ” .

Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed Ğazali (Kimya-yi saadet.)

Allah’u teala hazretleri (c.c.) cennet kapısına Kendi kudret kalemiyle şöyle yazmış: Ente haramın âla deyyüz ve âla Bahil.

Allah-u Teala (c.c.) hazretleri bizleri ve sizleri cömert olan sevgili kulların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv edip ADN cennetine o mubarek veli kullarına komşu eylesin. AMİN

Fuad Yusufoğlu

Cömertlik- 2

17 Mayıs 2008

dsc00006-fuadyusufoglucag-cag-baraji.JPG

Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)

Ebul Hasan Medain (r.a.) i Buyuruyor :

Hasan, Hüseyin ve Abdullah bin Cafer (Ridvanıllahı aleyhim ecmain.) Hacca gittiler. Deveyi bir yere otlatmaya bıraktılar. Aç ve susuz oldukları halde ihtiyar bir kadının yanına gidip,

-“İçecek bir şeyin var mi ? “ dediler,

İhtiyar kadın;

-”Var.” dedi.

Bir koyun vardı, sağdı ve sütünü onlara verdi .

-”Yiyecek bir şeyin varmıdır?” dediler

İhtiyar kadın;

-”Yoktur, bu koyunu kesin yiyin.” dedi. Koyunu kestiler yediler .

Ve;

-“Biz Kureyşdeniz. Bu seferden dönünce yanımıza gel sana iyilik yapalım.” dediler. Ve gittiler.

Kadının Kocası eve dönünce kızdı ve

-“Koyunu tanımadığın insanlara verdin.” Dedi..

Bir Zaman geçti

İhtiyar kadın ve kocası Fakirlik yüzünden Medine’ye düştüler. Yiyecek bir şey satın almak için deve gübresi toplayıp sattılar.

Günleri böyle geçiyordu. Bir gün ihtiyar kadın bir mahalleye gitti. Hazreti Hasan (r.a.) evinin kapısı önünde duruyordu. Onu tanıdı.

Ve;

-“Ey nine beni tanıyor musun? “ buyurdu.

İhtiyar kadın;

-”Hayır.” dedi

-”Ben senin filan zamandeki misafirinim.” Buyurdu. Sonrada bin koyun ve bin altın vermelerini söyledi. Onu kendi kölesiyle Hazreti Hüseyin (r.a.) yanına gönderdi.

Hazreti Huseyin (r.a.)

-”Kardeşim sana ne verdi?” Buyurdu.

İhtiyar kadın;

-”Bin koyun ve bin altın verdi.” dedi.

Hazreti Hüseyin (r.a.) da o kadar vermelerini söyledi. Ve kölesiyle Abdullah Bin Cafer (r.a.) gönderdi.

Abdullah (r.a.);

-”Sana ne verdiler.” Dedi

İhtiyar kadın;

-”İki bin koyun ile iki bin altın.” dedi.

O da iki bin koyun ve iki bin altın verdi

-“Eğer önce bizim yanımıza gelseydin, onlara sıkıntı vermezdiniz.” Emr eti iki bin koyun ve iki bin altın verdiler.

Kadın bu nimetlerle kocasının yanına geldi…

Kab (r.a.) buyuruyor:

-”Her gün herkese iki Müvekel melek vardır, seslenir:

-”Ya Rabbi, malı korur gözetirse malını telef eyle, Hayra harcarsa karşılığını ver.” derler…

Ebu Hanıfe (r.a.) Buyuruyor :

-”Bahil adil bilmem ve şahidliğinı kabul etmem. Çünkü: Bahillik ona mani olur ve hakkından fazlasını alır.”

Yahya bin Zekeriye (a.s.) Şeytanı gördü:

-”Kime daha düşmansın, kimi daha çok seviyorsun?” dedi.

Şeytan (aleyhil’lanet);

-”Bahil olan zahidı de çok severim çünkü bütün canını dişine takarak çalışır, ve bahilliği, yaptıklarını yok eder. Cömert olan günahkari hiç sevmem. Çünkü: istediğini yer, istediği yere gider, ama korkarım ki cömertliği ona rahmet eder ve tövbe ede.”

Abdullah bin Cafer (r.a.) bir defe yolculıkta bir hurma bahçesine uğradı.

Bahçenin bekçisi siyahi bir köle idi. Köleye üç parça ekmek getirdiler. Bir köpek geldi, birini ona attı köpek onu yedi, öbürünü de attı onu de yedi, üçüncüsünü de attı, onu da yedi.

Abdullah bin Cafer (r.a.) buyurdu.

-”Senin ücrettin nedir” dedi.

Köle;

-”İşte bu gördüğün üç parça ekmek.” dedi.”

Abdullah bin Cafer (r.a.);

-”Niçin hepsini köpeye verdin?” Buyurdu.

Köle;

-”Burada köpek yok idi. Bu köpek uzak yerden gelmiş idi. Aç durmasını istemedim. Dedi.”

Abdullah bin Cafer (r.a.);

-”Sen bugün ne yiyeceksin? Buyurdu.

Köle;

-”Sabredeceğim, bir şey yemiyeceyim.”dedi.

Abdullah bin Cafer (r.a.);

-“Sübhanallah, aşırı cömerdim diye beni ayıpliyorlar, bu köle benden daha cömerttir.” Buyurdu.

Abdullah bin Cafer (r.a.) Bunun üzerine o köleyi satın aldı . O hurmalığı da satın aldı. O köleyi azad eyleyip hurmalığı ona bağışladı.

İmami Şafi’i (r.a.) Mekke ‘ye gitti, yanında on bin altın vardı. Mekke’nin dışında çadır kurdu. O altınları eteğine doldurup kendisine SELAM verene bir avuç altın verdi.Yatsı namazına kadar böyle yaptı. Eteğin de bir tane bile kalmamıştı…

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah’u Teala Hazrertleri (c.c.) bizleri ve sizleri bahilkten koruyup, Cömert kullarından eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

Merhametin fazileti

17 Mayıs 2008

dsc06114-fuadyusufoglu-navale-sippi.JPG

Kasyane (Nusaybin)

Rivayet edilir ki;

İsa (aleyhisselam) bir gün dışarı çıkar. Bir elinde bal, diğer elinde kül olduğu halde şeytana rastlar.

İsa (aleyhisselam) iblise sorar:

-“Ey Allah (c.c.) ın düşmanı, bu bal ile külü ile ne yapıyorsun?”

Şeytan (Aleyhilla’net ) cevab verir:

-“Balı, giybet edenlerin dudaklarına sürerim taki giybet etmelerinde tat bulup ileri gitsinler, külü ise yetimlerin yüzüne serperim, ta ki herkes onlara öfkelensin.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurmuştur ki;

-“Yetim dövüldüğü zaman, onun ağlamasından Allah (c.c.) ın arşı titrer.

Allah (c.c.) buyuruyor ki;

-“Ey Meleklerim, babasını toprakta kayıb ettiğim bu yetimi kim ağlattı?”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyuruyor:

-“Kim ki, yemesinden, içmesinden yetime yedirir, içirirse, Allah (c.c) ona CENNETİ VACİP KILAR.”

Revzat-ül Ulema’da şöyle zikredilir:

Bir gün Hazreti Ali (radiyallahu anhu- Kerremellahü vecheh) ağliyordu:

Kendisine:

-“Niçin ağliyorsun?”denildi.

Hazreti Ali (Keremelahü vecheh) şöyle cevab verdi:

-“Yedi günden beri bana misafir gelmedi. Allah (c.c.) katında, itibarımın düşmüş olmasından korkuyorum.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Allah (c.c.) ın rızasını istiyerek kim bir aç’ı doyurursa O’na Cennet vacip olur. Kim ki, aç olan kimseden yemeği menederse, Allah (c.c.) kıyamet günü ona rahmet etmez. onu cehennemde azablandırır.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“Cömert olan kimse, Allah (c.c.) a yakındır. Cennete yakındır, İnsanlara yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri olan kişi ise, Allah (c.c.) tan uzaktır, cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır, Cehenneme yakındır.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki:

-“Allah (c.c.) katında, cömert olan cahil kişi, cimri olan ABİD’DEN DAHA SEVİMLİDİR.”

Resulullah (a.s.v.) buyuruyor ki;

-“CÖMERTLİK, cennet ağaçlarından bir ağaçtır, onun dalları yeryüzüne uzanmıştır. Kim onun dallarından birine yapışırsa, o dal onu CENNETE GÖTÜRÜR.

Cabir (r.a.) rivayet edilmiştir ki; Resulullah (a.s.v.) soruldu:

-“Ey Allah (c.c.) ın Resulu, amellerin hangisi daha efdaldır?”

Resulullah (a.s.v.) buyurdular:

-“Sabır ve cömertliktir.”

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Yediklerinden, içtiklerinden yetime ikram eden CÖMERT kullarından eylesin. AMİN…..

Fuad Yusufoğlu

İman

23 Mayıs 2008

dsc00110-fuadyusufoglu-beyaz-su-basi.JPG

Beyaz suyun çıktığı yer (Nusaybin)

Allah yarattığı her şeyi adaletle ve hikmetle (bir faide ile) yaratmıştır. Ve olması icab eden şekilde yaratmıştır. Eğer bu yarattığından daha mükemmeli mümkün olsaydı ve onu yaratmasaydı, ya aciz olurdu veya bahil olurdu.

Bunların ikisi de Allah’u teala (c.c.) için söylenemez. O halde; sıkıntı, hastalık, fakirlık le bilgisizlik ve acizlık gibi yarattığı şeylerin hepsi adalettir. Zülüm yapması mümkün değildir. Çünkü zülüm, başkasının mülküne tasarruftur. O’nun bir başkasını mülkünde tasarruf etmesi mümkün olamaz. Çünkü ondan başka Mülk sahibi yoktur. Mülk onundur. Ortağı ve eşi yoktur.

Bir gün Resulullah (a.s.v.) buyurdu:

-”Şimdi cennet ehlinden birisi içeri girer.”

Abdullah ibn selam (r.a.) içeri girdi. Kendisi için buyurulanı bildirdiler.

Ve;

-“Senin amelin (işin) nedir ?” dediler.

Abdullah ibn Selam (r.a.);

-“Benim amelim azdır. Fakat bana lazım olmayan şeyi yapmam ve insanların fenalığını istemem.” Dedi.

Tövbe:

Sabırsız doğru olmaz. Hatta hiç bir farzı eda etmek ve bir günahı yapmamak sabretmeksizin ele geçmez.

Bunun için Resulullah (a.s.v.) a

-“İman nedir?” diye sorulduğunda

Resülullah Sallallahu aleyhi ve selem;

-“Sabırdır.” Buyurdu.

Sabır insana mahsustur. Hayvanlarda sabır yoktur. Çünkü çok noksandırlar. Meleklerin ise sabra ihtiyacı yoktur. Çünkü onlar kamildirler. Ve şehvetten emindirler.

O halde hayvan şehvette, isteklere esirdir. Onun şehvetten, istekten başka hali yoktur.

Melekler ise;

Allah’u tealanın (c.c.) aşkına gömülmüşlerdir. Onlar için bu aşka hiçbir engel yoktur ki, o engeli defetmeye sabretsinler. Ama insan başlangıçta hayvanlar sıfatında yaratılmıştır. Elbise süs oyun ve çalgi şehvetlerini (arzularını) ona musallat eylediler.

Sonra büluğ zamanında kendisıne meleklerin nurundan bir nur verilip, o nur ile işlerin sonunu görür.
Hatta ona iki melek de verildi hayvanlarda ise bu yoktur. Meleklerden biri ona hidayet eder. Ve doğru yolu gösterir. Onun nurundan kendisine geçen nur sebebiyle, işlerin sonunu anlar ve işlerin ne için olduğunu bilir. İşte bu nur ile kendini ve Rabbını tanır.

Ve bulunduğu anda tatlı iseler de şehvetlerin sonunu helak olduğunu bilir Yine bilir ki rahat ve iyiliği çabuk geçer. Ve uzun bitmeyen sıkıntılar kalır.

Bu hidayet hayvanda yoktur. Fakat bu hidayet de yetişmez. Ziyan ve zararda olduğunu bilip bunu giderecek kudreti yoksa, ne faydası olur. Tıpkı bir hastanın hastalığın kendine zararlı olduğunu bildiği halde, bu hastalığı giderememesine benzer.

Bunun için Allah’u teala (c.c.) diğer meleği kuvvet ve kudret vermesi ve kendisi için zararlı bildiği şeyden sakınması için ona verdi. İçinde bir arzu, şehvetini yaptırmak istediği gibi, gelecekteki bir zararı önlemek için şehvete muhalefet eden ikinci bir arzuda meydane gelir.

Karşı koyan bu arzusu melektendir.

Birincisi,

Yanı şehvetlerini yaptırmak arzusu şeytanın askerindedir. Biz bu şehvete uymayan arzu ve kuvvete Dini sebep diyoruz. Şehvet kuvvetine ve arzusuna da Heva diyoruz…

O halde bu iki asker arasında daima Kavga vardır. Biri yap, diğeri yapma der. İnsan ise bu iki arzu ve kuvvet arasında kalmıştır. Eğer dini sebebi, yanı din kuvveti Heva–nın, yanı nefsin arzularına kavgada diretirse buna Sabır denir.

Nefsi yener ve arzularını atarsa bu galibiyetine Zafer denir. Eğer daime onunla kavga ederse, buna nefisle Cihad denir. O halde sabır demek din kuvvet ve gayretinin, nefis kuvveti karşısında direnmesi demektir…

Şayet insan şehveti arzularına gömülmezse Sabırla azimle davranıp Allah’a (c.c.) iman edip Salih amel işlerse o Allah’a aşık olan Meleklerden de üstün olur.

Yok eğer Şehveti arzularına gömülür se Hayvan dan da daha aşağı olur.

İman edenler: Allah ve Resulu (a.s.v) nu de sevecekler.

Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah bizleri ve sizleri düzgün ve itikatlı bir İMAN üzere kılsın. AMİN.,,

Fuad Yusufoğlu