Selman-i Farisi; (Radiyallah-u anhu) – 5

23 Haziran 2008 Pazartesi

dsc02191-girnavas-tan-nusybinin-gorunusu.JPG

Girnavas tepesinden Nusaybin’in görünüşü

Selman-i Farisi; (Radiyallah-u anhu) – 5

“Mü’minin ölüm zamanında alnının terlemesi, gözleri yaşarıp, burun deliklerinin kabarması, Allahü teâlânın rahmetine nail olduğunun alâmetidir.”

Kur’ân-ı kerîmi tilâvet eden bir kimseden Hicr süresindeki, “Şüphesiz ki o azgınların hepsine vadolunan yer; Cehennemdir.” âyetini işitince, feryâd etti ve başını iki eli arasına alıp, çıkıp gitti. Üç gün kendine gelemedi. Ne yaptığını dahi fark edemiyordu.

Medâyin’de iken Ebû’d-Derdâ’ya (r.a.) yazdığı mektubta, “Hastaları tedavi etmek için tebâbete başladığını öğrendim. Gerçek tabib isen nasihata devam et. Çünkü sözün şifâdır. Yok eğer hakiki tabib değil isen Allah’dan kork, müslümanların kanına girme” buyurdu.

“Namaz bir ölçekdir. Kim dolu dolu ölçer, onu hakkıyla kılarsa, büyük ecir ve mükâfata kavuşur. Kim ki, eksik ölçerse (adabına uygun kılmazsa) Allahü teâlâ’nın buyurduğu Veyl’i (Cehennemi) hatırlasın”

Ebû Vail diyor ki: Bir arkadaşımla Selmân’ın (r.a.) ziyâretine gittim. Bize bir miktar arpa ekmeği ile biraz da tuz getirdi. Arkadaşım “Şu tuzun yanında biraz da sağter (kekik gibi bir ot) olsaydı” dedi. Bunun üzerine Selmân (r.a.) matarasını rehin vererek o otu aldı geldi. Yemeği bitirince arkadaşım, “Bize verdiği ni’mete kanâat ettiğimiz, Allahü teâlâ’ya hamd ederiz” dedi. Selmân (r.a.): “Eğer kanâat etseydin, benim matara rehin olmazdı” buyurdu.

“Eline geçmediği halde geçmiş gibi nimetlere şükr edip râzı olan, eline geçmiş hükmündedir” buyurdu.

Kendisine hakaret edip, kötü sözler söyleyen birisine “Eğer ahirette günahlarım ağır, sevablarım hafif gelirse; senin söylediğinden çok daha kötüyüm. Yok günahlarım hafif, sevablarım ağır gelirse; senin sözlerinin bana bir zararı olmaz” diye cevap verdi.

“Dünyada Allah için tevazu’ ediniz. Dünyada tevazu’ sahibi olanları Allahü teâlâ kıyâmet günü yüceltir.”

“Cehennemin zulmeti ve azabı, dünyâda iken insanların kendilerine ve başkalarına yaptıkları zulümdür.”

Kendisine niçin yeni güzel elbise giymiyorsun diyenlere buyurdu ki: “Kölenin güzel ve iyi elbise ile ne münâsebeti olabilir. Azâd olduğu (Cehennemden kurtulduğu) zaman hiç eskimeyecek ve çok güzel elbiseler kendisine giydirilecektir.”

Sa’d’a (r.a.), nasihatında “Bir şeyi yapmaya niyet ettiğin zaman niyetinin, azminin üzerinde Allahü teâlâ’dan kork (haram ve günah olan bir şeye azmetme)” buyurdu.

Selmân-ı Fârisî (r.a.) ölüm döşeğine yattığı vakit ağladı. Sebebini soranlara “Dünyadan ayrıldığım için ağlamıyorum. Ancak Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Dünyadan ayrılırken sermayeniz bir yolcunun yol azığından fazla olmasın” buyurmuştu, işte buna ağlıyorum” dedi. Halbuki öldüğü vakit bıraktığı malın kııymeti on dirhem civarında idi.

Bir gün yanında misafiri olduğu halde Medayinden çıkıp bir yere gidiyorlardı. Yolda karınları açıktı. Yiyecek bir şeyleri de yoktu. Orada geyikler vardı ve süvari atıyle dahi onlara yetişemezdi. Kuşlar vardı. Fakat avcılar onları vuramazlardı. Zira uzaktan hemen kaçarlardı. Selmân-ı Fârisî (r.a.) bir geyik ile bir kuşu yanına çağırdı. İkisi de yanlarına geldi. Onlara “Bu kimse benim misafirimdir. Sizi ona ikram etmek istiyorum” buyurdu. Geyik ve kuş hiç itiraz etmediler. Onları kesip yediler. O zât bu işe çok hayret etti ve “Ey efendim geyik ve kuşu çağırdınız hiç kaçmadan yanınıza geldiler, ben buna hayret ettim” dedi. Selmân (r.a.) buyurdu ki: “Bunda hayret edilecek bir şey yok. Bir kimse Allahü teâlâ’ya itaat eder ve O’na hiç günah işlemezse, her şey ona itaat eder.”

“Allahü teâlâ mü’minin hastalığını ona keffâret yapar ve günahlarının affına sebeb olur. Fâsıkın hastalığı ise, sahibi tarafından bağlanan devenin hâli gibidir. Daha sonra salındığında niçin bağlandığını ve neden salındığını bilmez.”

Selmân-ı Fârisî’nin (r.a.), Peygamberimizden rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ba’zıları şunlardır:

“İnsanlar ilim öğrenip ameli terk ettikleri, dil ile sevişip kalbten düşmanlık besledikleri ve sıla-i rahmi (akraba ziyâretini) terk ettikleri zaman, Allah onlara lanet eder, kulaklarını sağır (hakikati dinlemez), gözlerini kör (doğruyu göremez) eder.”

“Allahü teâlâ’nın yüz rahmeti vardır. Bunlardan yalnız birini dünyâya indirdi. İnsan ve cin, kuş ve bütün hayvanlar, bu bir rahmetin tesiriyle birbirine acır ve birbirlerine merhamet ederler. Diğer doksandokuz rahmeti âhirete bıraktı. Onlar ile de kullarına merhamet edecektir.”

“Muhakkak ki sizin Rabbiniz hayâ ve kerem sahibidir. Kulları, ellerini kaldırıp kendisinden birşey istedikleri zaman, onları boş çevirmekten hayâ eder.”

Selmân (r.a.) “Resûl-i Ekrem (s.a.v.), bizde olmayan şeyi misâfir için almak suretiyle külfete girmememizi ve mevcûd ile yetinmemizi bizlere emretmiştir” demiştir.

“Dünya malından nasibiniz, yolcunun azığı gibi olsun”

“Malıyla. Allahü teâlâ’ya itaat eden ve malının zekâtını veren mal sahibi, kıyâmet günü serveti ile beraber gelir. (Sırat köprüsünden geçerken) her ne zaman Sırat önüne dikilirse, malı, “geç geç, zira sen Allahü teâlâ’nın bende olan hakkını ödedin” der. Sonra da malındaki Allahü teâlâ’nın hakkını ödemeyen gelir. Malı yanında Sırat köprüsü önüne çıkınca, mal, “Yazık sana, neden Allahü teâlâ’nın bende olan hakkını ödemedin?” diye onunla alay eder durur. Tâki adam “Vay bana, ben ne yaptım” deyinceye kadar. Sırata geçip Cennete kavuşamaz”

“Misafir için külfete girmeyin; misafir buna üzülür. Kim ki misafiri küstürürse, Allahü teâlâ’yı küstürmüş olur. Allahü teâlâ’yı küstürene de Allahü teâlâ buğz eder.”

“Dünyada iyilik işleyenler, ahirette yaptıkları iyiliklere kavuşurlar. “

 

KAYNAKLAR

1) Sahih-i Buhârî cild-6, sh-63

2) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-5, sh-351

3) El-İsâbe cild-2, sh-62

4) El-İstiâb cild-2, sh-56

5) Hilyet-ül-Evliyâ cild-1, sh-185

6) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-1, sh-185, cild-4, sh-75

7) İbn-i Hişâm cild-1, sh-232

 

8) Şifâ-i şerîf cild-1, sh-278

9) El-Kâmil fit-târîh cild-2, sh-178

10) Câmi-ul-Kerâmât-il-evliyâ cild-1, sh-84

11) Kâmûs-ül-A’lâm cild-4, sh-2606

12) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1063

13) Eshâb-ı Kirâm sh-391

14)Herkese Lâzım Olan İmân sh-315

15) Hadâik-ul verdiyye sh-15

Allah(c.c.) ondan ebeden razı olsun…Amin…

Şu anda bizim bu şirin sınır kasabasında Onun ismiyle anılan (SELMAN-İ PÂK) Cami-i diye küçük bir mescid var. Bu camı Onun makamı Hürmetine inşa edilmiştir.

Daha Müslüman olmadan evvel Nusaybin ‘e gelen Selman-i Farisi (r.a.) burada mukim olduğu için bu isim verilmiştir…Allah (c.c.) Ona rahmet eylesin… O nun makamının hemen yanında bulunan Hazreti Hüseyin (r.a.) 12. oğlu olan Zeynelâbidin (r.a.) Hakkında kısa da olsa bazı bilgileri vermek istiyorum…


Allah-u Teala Hazretleri bizleri ve sizleri bu mübarek eshabı kiram (r.a.) hürmetine afv eylesın…Amin…
Fuad Yusufoğlu

“Selman-i Farisi; (Radiyallah-u anhu) – 5” için 14 Yorum

  1. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    1/12/2006 – hatim
    Yazan: mustafa1yesil
    fuad abi çok güzel yazıların var ellerin kolların dert görmesin kuran öğrenmeye çalıştım ramazanda gerçi şimdi biraz boşladım ama inşallah öğrenecem o zaman bende katılırım abi allahın rahmeti üzerine olsun
    cami ile ilgili bir gelişme varmı abi

  2. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    1/12/2006 – s.a.
    Yazan: birLahza
    Cumanız mübarek olsun,hayırlı cumalar…

  3. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    /12/2006 – Çok Kıymetli Hocam;
    Yazan: İlkay Baki
    Hocam nasılsınız? iyisinizdir inşallah? Sizin vesileniz ile Kuranı Kerim okumam dahada güzelleşti. Rabbim sizden razı olsun. Herzaman aklımda ve dualarımdasınız.
    rabbim dualrınızı kabul sevdiklerinizden hiç ayırmasın inşallah. (amin)

  4. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    2/12/2006 – ESSELAMÜ ALEYKÜM…
    Yazan: dernekli
    Kıymetli abicim sayfanızı yeni kesfettim..insallah bundan sonra takip etmeye çalısam…iyiki varsınız…Mevla’ya emanet olun…Selam ve Dua ile…

  5. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    3/12/2006 – selâm
    Yazan: kiremit
    bu yazının tamamından bir hisse aldım: kanaat.. bu kafama takıldı. biz de hiç kanaat yok demek ki..
    Allah bana akıl fikir versin. borçlarıma üzülürken şimdi gördüm ki altından kalkmam imkansız şükür borcum var Allaha.
    demek ki gerçek borcumu düşünmedikçe dünyalık borçlar içinde boğuluyorum.

  6. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    3/12/2006 – sa
    Yazan: neslinursema1
    Sevgili amcacigim ziyaretin beni mutlu etti iyiki varsin diyorum dualarin icin cok sagol Allah razi olsun bin kere Allahim sizleride kaza ve belalardan korusun dualarinizi kabul buyursun yuzunuzden tebessumu eksik etmesin insallah selam ve dua ile Allaha emanet olun…

  7. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    3/12/2006 – soruya cevap
    Yazan: abuhayat
    Ölümsuzlük suyu,bengisu.Efsaneye göre İskender-i Zülkarneyn ordusuyla sefere çıkar.Yanına veziri Hızır’ı(a.s) da alır.Önlerindeki büyük denizi geçerek karanlıklar ülkesine (zulümat) varırlar. İskender-i Zülkarneyn’in karanlığı aydınlatan iki cevheri (ya da bayrak) vardır.Bunlardan birini Hızır(a.s) ile İlyas’a(a.s) verir.Hızır ve İlyas beraber yola çıkarlar.Bir zaman sonra acıkırlar.Bir pınar başında dinlenirler.Hızır yanında getirdiği pişirilmiş balıkları torbasından çıkarıp elleririni yıkar. Bu sırada bir damla su balığa sıçrar.Balık birden canlanıp suya karışır. Hızır, bunun âb-ı hayat olduğunu anlar,kana kana sudan içer.Aynı suyu İlyas’a da içirir.Böylece ölmsüzlüğe ermiş olurlar.Yukarıdan kendilerine bir emr-i ilahî gelir.İçtikleri bu sudan İskender’e bahsetmemeleri bildirilir. O günden sonra Hızır denizde, İlyas karada sıkıntıya,dara düşen iyi insanların yardımına koşarlar.
    Divan Edebiyatı’nda,klasik şiirimizde sevgilinin dudağı da âb-ı hayat olarak bilinir.Ki sevgilinin dudağı âşık’a can verir.Sevgilinin ağzından âşık için çıkacak lütuf dolu sözler de âşık için âb-ı hayattır.

  8. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    6/12/2006 – MERHABALAR
    Yazan: GÜLHİLAL
    SİTENİZİ BUGÜN KEŞFETTİM. ÇOK BEĞENDİM BUNDAN SONRADA ZİYRETLERİMİ DEVAM ETTİRECEĞİM İNŞALLAH…… YURDUMUN HERYAN I ÇOK GÜZEL AMA İMKAN LAZIM GEZİP GÖRMEYE ….SELAM VE DUA İLE

  9. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    6/12/2006 – Selam…sevgili yeğenim..GÜL HİLAL…
    Yazan: fuadyusufoglu
    sEVGİLİ YEĞENİM…sENIN YORUMUNU OKUDUM ÇOK MEMNUN OLDUM aMA SAYFANI BİR TÜRLÜ BULAMADIM…kUSURA BAKMA BEN BİRAZ DEĞİL ÇOK ÇOK ACEMİYİM…ZATEN BENİM BLOGUMU YEĞENLERİM DÜZENLİYORLAR Allah(c.c.) senden de onlardan da razı olsun…
    Sevgiyle kalın..Ailene selamlar…

  10. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    7/12/2006 – Allah (c.c) cümlemizden razı olsun…..
    Yazan: GÜLHİLAL
    Bu gün sayfanızda nasıl bi yazı hazırlamışsınızdır diye sabırsızlanırken;gördümki bana cevap yazmışsınız menmun oldum, teşekkür ederim.Ancak;sizi benim sayfamı bulmak için uğraştırdığım içinde üzüldüm hakkınızı helal edin.Ben blogcu değilim yani sayfam yok,sadece bilgisayar kullanıcısıyım.Düşündüm bi ara sayfa açmayı ama sonra vaz geçtim bu güzel yazılan yazılar için okuyucularda lazım işte ben okuyucu olmayı seçtim.Nacizane kabul ederseniz hazırlamış olduğunuz bu güzel yazıları okumak isterim………..Selametle kalın

  11. Fuad Yusufoğlu diyor ki:

    7/12/2006 – Selam…Canım yeğenim GÜL HİLAL…
    Yazan: fuadyusufoglu
    Sevgili yeğenim…Evet bana bir isimsiz adı altında yazı yazan ESKİ DOSTUM Vardı o da senın gibi blogu yoktu bayağı dertleştik ama sonradan uğramaz oldu…Sakın sende o Eski dost gibi bana uyorumlarını kesme..İçinden ne gelirse yaz …
    sEVGİYLE KALIN…

  12. Arzu-hal diyor ki:

    Allah onlardan razı olsun ve şefaatlerine bizleri nail etsin. Amin.

    Kanaat ne büyük bir nimet.

  13. E. Ali diyor ki:

    Başlığı yanlış yazmışsınız!

  14. Selman-i Farisi 4 « بسم الله الرحمن الرحيم diyor ki:

    [...] (c.c.) ın rahmeti « Selman-i Farisi (r.a.) 3 Selman-i Farisi 5 [...]

Yorum Yapın