‘Namaz’ olarak etiketlenmiş yazılar
Dinde kırk Esas: Namaz- 8
16 Kasım 2008Bore Veysike (Şeş Ça’vi deresi başı) NUSAYBİN
Dinde kırk Esas: Namaz-8
Üçüncü Esas:
Namazda muhafaza edilmesi gereken esaslardan üçüncüsü, namazın ruhunu muhafaza etmendir.
Namazın ruhu, ihlas, namazın tümünde kalb huzuru ve namaz kılarken kalbin namazın manaları ile muttasıf olmasıdır. Rükû ve secdeyi ancak kalbinin zahiri haraketine uygun olarak huşu içinde iken edâ edersin.
Zira esas maksad bedenin huşu ve (Hudu’u) değil kalbin hudu’u ve huşuudur. Sen “Allahü Ekberr” (Allah her şeyden büyüktür.) dediğin zaman kalbinde ondan büyük bir şeyin bulunmaması gerekir.
Ve “Yüzümü Allah’a yöneltim” dediğinde de tam manası ile Allah’a yönelmeli ve bütün varlığınla Allah’tan başkasından yüzünü çevirmelisin.
“Elhamdülillah” dediğinde kalbin Allah’ın ni’metlerine karşı olan şükür ve ni’metlerine olan şükrün sevinci ile dolmuş olmalıdır.
“Ve iyyake nestei’n” (Ancak senden yardım taleb ederiz.) dediğinde de, kendi za’fın ve aczinin şuuruna ermelisin ve ne senin ne de senden başkasının elinde hiçbir şey bulunmadığını idrak etmelisin.
Sen Namaz kılarken, namazın evvelinden sonuna kadar kalbini namaza bağlaman için nefsinle savaş.
Zira kişi namazında ancak namazdan anladığı kadar sevab alır. Eğer namaz kılarken kalbini namaza bağlıyamiyorsan (Ben seni ancak böyle olduğunu zan ederim)
Öyle ise bak, eğer Gaflet içinde geçirdiğin mikdar iki rek’at farz kadar ise, namazını iade etme, fakat iyi bil ki nafile namazlar, farz namazlarını telafi eder.
Binaenaleyh kalb huzuru gelinceye kadar iki rek’at kadar nafile kıl, gaflet ziyadeleştikçe nafile namazlarını fazlalaştır.. Taki, kalbın huzura kavuşsun.
Allah’ın nafile namazlarının farz namazlarının telâfisi olması hususunu senden kabul buyurması sana olan rahmetidir. İşte bunlar namazda riayet edilmesi gereken esaslardır.
Dine kırk Esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri namazı dosdoğru kılanlardan eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Dinde kırk Esas: Namaz- 7
16 Kasım 2008kasyan ziyareti (Navale)
Dinde kırk Esas: Namaz-7
İkinci Esas;
Namazada önemle riayet edilmesi gereken hususlardan ikincisi namazın sünnetlerinin, zahiri amelleri, zikirleri ve tesbihlerini itina ile yerine getirmektir.
Ta ki bütün sünnetleri ve adabı, bedenle yapılan zahiri haraketleri ile namazı edâ etmiş olasın.
Namazda işlenenlerden her birinde bir sır ve onun kalbe tesiri vardır. Nasıl ki, zahirir temizliğin kalbe olan tesirine işaret ettik.
Ancak bunların kalbe olan te’siri daha çok kuvvetlidir. Biz bunları kısa olarak açıkladık. Onun tefsilatı uzar.
Sen bunları yerine getirdiğinde(Esrarını bilmesen de bile) faydasını görürsün. İlacı içen kimse, ilacın hangi maddelerden yapıldığını (terkibini) ve ilacın hasyalığı ile olan munesebetini bilmediği halde ilaçtan faydalandığı gibi,
Bil ki Ey okuyucu;
Şübhesiz namaz, bütün mahlûkatın Rabbisi olan Allah’ın şekillendirdiği bir surettir.
Allah (c.c.) hayvanı suretlendirdiği gibi namaz’ı da suretlendirmiştir. Namazın ruhu, niyet, ihlas ve kalb huzurudur. Namazaın bedeni, görünen amellerdir.
Namazaın asıl azaları erkânlar, kemal azaları da ekrânların haricindeki kısımlardır. İhlas ile niyet namazda “ruh”, kıyam ile kuud ise beden mesabesindedir.
Ruku, sucud, baş, el ve ayak karşılığıdır. Ruku, sucudu iyi yapmak, güzel bir şekilde sükün içinde eda etmek azaların, şekillerinin ve renklerinin güzelliği mesabesindedir.
Namazda zikirler ve tesbihler, kulaklar gözler ve onlardan başka, başta ve diğer organlarda bulunan duyu organları yerini tutarlar.
Namazda zikirlerin anlamlarının bilinmesi ve kalb huzuru içinde bulunmak, duyu organlarındaki duyma kuvveti mesabesindedir. İşitme, görme, koklama, tatma ve tutma kuvvetlerinin kendi organlarında bulunduğu gibi
Ve bil ki;
Namazın aslı, ta’zim ve ihtiramdır. Namazın adabını ihmal etmek ta’zim ve ihtirama zıttır.
Dine kırk Esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri namazı dosdoğru kılanlardan eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Dinde kırk Esas: Namaz- 6
16 Kasım 2008Kasyan Ziayeri (Navale)
Dinde kırk Esas: Namaz-6
Birinci Esas: 2
Temizliğin en önemlisi kalbin kötü huyların pisliğinden arıtılması, paklanmasıdır. Lakin zahiri temizliğin iç temizliğine tesiri yoktur denilmez.
Zira;
İnsan tam bir abdest alıp beden ve elbisesinin temizliğne dikkatle riayet ettiğinin zevkine vardığında, kalbinde daha önce bulamadığı ferahlık ve rahatlığı bulur. Buna sebep olan da görülen alem ile görülmeyen alem arasındeki alâkadır.
Zira,
Bedenin zahiri ve maddi olan kısmı gözlerde görülen alemdendir. Kalb ise yaradılışı itibariyle gözle görülmeyen âlemdendir. O’NUN GÖZLE GÖRÜLEN ALEME İNİŞİ NESLİNDEN UZAK KLAN GARİB GİBİDİR.
Kalbin marifetlerinden azalara eserler aktığı gibi, azaların iyi hallerinden de KALBE NURLAR YÜKSELİR.
Bunun içindir ki, azaların hareketleri gözle görülen âlemden oldukları halde, kullar namaz kılmakla emrolundular.
Dine kırk Esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri namazı dosdoğru kılanlardan eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Dinde kırk esas: Namaz- 5
16 Kasım 2008Kasyan dağlarında bir yemiş fidanı
Dinde kırk esas: Namaz- 5
Zahiri Ameller Hakkındadır;
Zahiri ameller on esasdan ibarettir;
1-Namaz
2-Zekat ve sadaka
3-Oruc
4-Hacc
5-Kur’an-i kerim,
6-Her halde, Allah Azze ve Celle’yi zikretmek.
7-Helal istemek,
8-Müslümanların haklarına riayet etmek ve onlarla iyi konuşmak.
9-Emri bilmaruf, nehyi anil münker, (iyiliği emretmek, kötülüğü nehy etmek.)
10-Sünnete uymak.
Dinde kırk esas: Namaz-5
Birinci esas;
Canab-i Hak buyuruyor ki;
-“…Beni hatırlamak ve anmak için DOSDOĞRU namaz kıl.” Taa Haa Suresi ayet- 14
Resul-i Ekrem (salallahu aleyhi ve selem) buyurdu:
-“Namaz dinin direği- temelidir.”
Ey namaz, kılan mü’min;
Bil ki, sen namazında Rabbine munacatta bulunuyorsun. Öyle ise nasıl namaz kıldığına bak, Dikkatlı ol. Namazlarını dosdoğru ve aralıksız kılanlardan olman için namazda üç esasa riayet et. Zira;
Cenab-i Hak;
Ancak namazı dosdoğru kılmayı emrediyor ve
-“Namazı dosdoğru kıl.” Veya
-“Ve namazı dosdoğru kılın .” buyuruyor.
-“Namazı kıl.”
Veya;
-“Namazı kılınız buyurmuyor.
Cenab-i Allah (c.c.) namazlarını terk etmeden devamlı kılanları övüyor ve buyuruyor ki;
-“Ahrete inanmakta olanlar, onlar namazlarına devam ( ve ihtimam) ederek O’na (Kur’an’a) inanırlar.
Birinci esas;
Taharet yanı, temizliktir. Üç esastan biri, olan temizlik, namazdan önce tam ve noksansız olarak abdest almaktır. Abdestin, tam ve noksansız olabilmesi için her a’zanın yıkanışında bütün sünnetleri ve rivayetlerle sabit olan duaları okumakla alınması gerekir.
Ve abdest alanın elbisesinin, bedenin temiz olmasına titizlikle riayet etmesi lazımdır. Öğle dikkat eder ki, şeytanın vesvesinden uzak kalır. Zira şeytan, insana abdest esnasında vesvese vererek ibadet vakitlerinin çoğunun zayi olmasına sebep olur.
Temizlik üç şeyle düşünülebilir;
1-Elbisenin temizliği ki, ondan maksat dış temizliğidir.
2-Bedenin temizliği. Ondan da maksat, içe yakın olan kısmın temizliğidir.
3-Kalb temizliği. Ondan maksat olan da iç kısmın öz temizliğidir.
Dine kırk Esas (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri namazı dosdoğru kılanlardan eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Cuma günün’ün Fazileti ve Tarihçesi
08 Kasım 2008Gelye Şam’e Mevki-i (Navale sipi) NUSAYBİN
Cuma namazı;
Umumi açıklama;
İbn-ü Hacer (r.a.) ile ilgili şu umumi bilgileri dermayan eder.
1-Cuma İsmini tarihçesi:
“Cuma” kelime olarak toplamak, bir araya getirmek mânasına gelen “cem” kökünden gelir. Cahiliye devrinde haftanın altıncı gününde cum’a değil “ARÛBE” denilirdi. Bu gün, İslam’dan sonra Cuma ismini almıştır.
Bu ismin veriliş sebebiyle ilgili muhtelif görüşler var;
*Mahlukatın mükemmel şekli o gün cem olundu, tamamlandı.
*Hazreti Âdem’in yaratılışı o gün cem oldu, tamamlandı.
*Ensar, Es’ad İbnu Zürâre ile birlikte bir araya gelince, cematle namaz kılarlar ve o gün Cuma diye isimlendirirler. (Rivayet Meâlen şöyle: Medine Ahalisi, Resûlullah (a.s.v.) ın hicretle gelmesinden ve Cuma ile ilgili farz inmesinden önce toplanırlar.
Ensar dedi ki;
-“Yahudilerin bir günü var, her yedi günde bir kere toplanırlar. Hiristiyanlar da böyle. Gelin bizde bir gün tesbit edelim, o gün toplanalım. Allah’ı zikredip ibadet yapalım, şükr edelim.’Arube gününü bu toplanma günü yaptılar. Es’ad ibnu Zürâre’de o gün toplandılar. “Ey İman edenler, Cuma günü ezan okunduğu vakit Allah’ın zikrine koşun” Cuma suresi Ayet 9 Bu rivayet, o sahâbelerin içtihadla o günü seçtiklerini ve isminin böylece Cuma olduğunu ifade eder.”)
AÇIKLAMA:
(”-Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mus’ab Bin Umeyr (r.a) i Medineye emir olarak gönderdiğinde Cuma namazının Es’ad Bin Zürare (r.a) nın imamlığında kılınmasını emir etmiş ve Nekil-hadamat köyünde ilk cuma namazını kılınmıştır”) Kayank: (Nihayetül Muhtaç) Haşiyetü Ebuddiye Nureddin Ali Bin Ali Eşşibramlesi- “Cilt:2 Sayfa:285″
*Ka’b İbnu Lüey, kavmini o gün toplar, haramlara ta’zim göstermelerini emreder, kendi nelinden bir Peygamber geleceğini haber verirdi. Bu sebeple Cuma adı verildi.
*Bu toplanma işini yapanın Kusayy olduğu da söylenmiştir.
*Cuma isminin verilişi, o günde halkın namaz için toplanması sebebiyledir. İbnu Huzeyme bu görüşte ısrar eder. “ Çünkü der, bu İslami bir isimdir. Cahiliye devrinde yoktur, daha önce arûbe deniyordu.” Der.
İbnu Hacer (r.a.), bu görüşe itiraz eder ve der ki;
-“Lugatçılar der ki: Arûbe cahiliye devrine ait eski bir isimdir.”
Cuma için de şunu derler:
-“Bu arûbe denen gündür. Görünen şu ki; Araplar haftanın yedi gününün isimlerini zamanla değiştirdiler.
Önceki isimler şöyle idi;
Evvel (birinci gün, PAZAR)
Ehven (PAZARTESİ)
Cebbar (SALI)
Debbar (ÇARŞAMBA)
Mü’nis (PERŞEMBE)
Arûbe (CUMA)
Sebbâr (CUMARTESİ)
Cevheri (r.a.) der ki;
-“Araplar, kadim isimlendirmede Pazartesi gününe ‘EHVEN’ diyorlardı.”
Bu da gösterir ki onlar haftanın günlerine yeni isimler verdiler. Bunlar halen herkesçe bilinip kullanılan isimlerdir. Es-Sebt (Cumartesi), El-Ehad (Pazar), El-İsneyn (Pazartesi) v.s. gibi.
*Arûbe’yi Cuma olarak ilk isimlendirenin Ka’b İbnu Lüey’in olduğu da söylenmiştir. Cuma’ya cahiliye Araplarının çevirip, arûbe şaklindeki ismini de ibkâ ettiklerini söyleyenlerin, bunu te’yid eden hususi rivayete ihtiyaçları vardır (Aksi takdirde desteksiz iddiada bulunmuş olurlar.)”
CUMA GÜNÜN FAZİLETİ:
Cuma gününü, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)
-“Mü’minlerin bayramı” olarak tavsif buyurur. Bayram, bir kısım imtiyazları ve hususiyetleri sebebiyle bir günün diğer günlerde olmayan, o güne has bazı umumi merasimlerle kutlanmasıdır.
Kütüb-i sitte Cilt 8 Sayfa 329
Cuma’nın Fazilet: 2
Hadis:322;
Ebu Lübabe ibnu Abdilmünzir Radiayyalahu anh anlatıyor;
Resulullah Aleyhisselatu ve sellem) buyurdular ki;
-“Cum’a günü (haftanın diğer) günlerinin efendisidir. Allah katında da en mühim olanıdır. O, Allah katında, Kurban veRamazan bayramı günlerinden daha mühimdir. Bu günün beş hasleti vardır;
*Allah, Adaem (aleyhis selam) ı o günde yeryüzüne indirdi.
*Allah Adem (aleyhis selam) ın ruhunu o gün kabz etti.
*O günde bir saat vardır ki, kul o saatte Allah’tan haram bir şey taleb etmedikçe her ne isterse mutlaka kendisine talebi verilir.
*Kiyamet da o gün kopacaktır.
*Bütün mukarreb (Allah’a yakın) melekler, sema, arz, rüzgar, dağ, deniz hepsi o günden korkarlar.”
Kütüb-i Sitte: 17 cilt sayfa 36
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Yeryüzünde en kıymetli gün olan Cum’a günü hatırına günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Cum’a gününün faziletleri- 2
08 Kasım 2008Girnavas mevki-i Şelale (Nusaybin)
5- Bugün çok namaz kılmalıdır. Hadis-i Şerifte geldi ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);
-“Kim câmi’e girer, dört rek’at namaz kılar, her rek’ata bir Fatiha ve elli ihlas okursa, cennetteki yeri kendisine gösterilmeden, yahut cennetteki yerini bir başkası ona haber vermeden bu dünyadan gitmez.”
Cum’a günü dört rek’at namaz, dört sûre ile En’am, Kehf, Taha ve Yasin sureleri ile kılmak müstehabtır. Eğer bunu yapamıyorsa, Yasin, Secde sûresi, Sure-i Lokman, Sûre-i Duhan ve Sûre-i Mülk ile dört rek’at namaz kılmalıdır.
İbni Abbas (Radiyallahu anhuma) Cum’a günü tesbih namazını terk etmezdi. BU BELLİ BİR NAMAZDIR. En iyisi kuşluktan zeval vaktina kadar kılmalı.
Cum’a namazından sonra ikindiye kadar va’z dinlemeli, ikindiden akşama kadar tesbih ve istiğfar ile meşgül olmalıdır
6- Bugünü sadakasız geçirmemelidir. İsterse bir dilim ekmek olsun. Çünkü cum’a günündeki sadakanın fazileti büyüktür
Hutbe zamanında bir şey isteyeni menetmelidir. Ona bir şey vermek caiz değildir.
7- Haftanın bu bir gününü ahiret işleriyle geçirmelidir. Bütün gün hayırla, iyilikle meşgül olmalıdır. Dünya işlerini ertesi güne bırakmalıdır.
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Kur’an-i kerimde:
-“Namaz, tamam olunca, yeryüzüne dağılınız ve Allah’ın fadlını (ihsanını) arayınız.”Cum’a Suresi Ayet : 10 buyurması üzerine Enes (Radiyallahu anh) diyor ki;
-“Bunun manası, alişveriş etmek ve dünya malı kazanmak değildir. İlim öğrenmek, kardeşlerini ve hastaları ziyaret etmek, cenaze arkasında gitmek ve buna benzer şey’ler demektir.
MES’ELE:
Namaz için zaruri olanları söyledik. Başka mes’elelere ihtiyaç olunca sorulmalıdır. Çünkü, böyle bir kitapta hepsi anlatılamaz. Ama namazın niyetinde vesvese çok olduğundan buna bir parça temas edelim:
Vesvese, aklında sakatlık olanda, yahut lenfevi hastalığı olanda, yahut da şeraiti bilmeyende ve niyetin ne demek olduğunu bilmeyende olur.
Senin de niyetin, yüzünü kıblaya dönmen ve emri yerine getirmek için ayakta durman, hazır bulunmandır.
Şöyle ki;
Bir kimse sana,
-“Filan alim geliyor, onun için ayağa kalk ve hürmet et.” Dese
Filan kimsenin emri ile filan alima, ilminden dolayı ayağa kalkmaya niyet ettim demezsin. Fakat ayağa kalkarsın. Bunu yaparken bu niyet kalbindedir. Halbuki ne kalbinle ne de dilinle bunu söyliyorsun.
Kalb ile söylenene “Hadis-i nefs” denir, niyet denmez.
“Niyet”, seni ayağa kaldıran arzudur. Fakat emrin ne olduğunu, yani ne için kalktığını bilmelisin. Ve bilmelisin ki, öğlenin mi yoksa ikindiyi mi kılıyorsun. Kalb bundan gafil olmayınca “Allah-u Ekber” dersin.
Eğer bu aklında değil ise, bunu hatırına getirirsin. Farzı kıldığını ve öğle namazı olduğunu, bir anda ayrı ayrı kalbinde toplayacağını zanetme. Fakat birbirine yakın olunca, bir araya gelmiş görülür. Bu kadarı kâfidir.
Çünkü eğer bir kimse sana:
-“Öğle namazının farzını mı kılıyorsun?” dese
-“Evet.”
Desen “evet dediğin zaman, mânâlar icmali (Yani bu niyetteki manalar toplu) olarak kalbinde bulunur, ayrı ayrı bulunmaz.
O halde, kendine hatırlatman, o kimsenin sana söylemesi gibi olmalıdır.
“Allah-u Ekber” de, senin “Evet” demen gibi olur. Kalbini düşündüren şey, namazını da karıştırır, kendini zorlamamalısın.
Anlattığımız kadarını yaparsan namazının doğru olduğunu bilesin. Çünkü, namaza niyet, diğer işlerdeki niyet gibidir.
Bu sebeptendir ki, Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) ve Ashabi Kiramın (Ridvanıllah-i aleyhim ecmain) zamanlarda, hiç kimse niyette vesvese etmezdi. Bunu bilmemek cahilliktendir.
Kimyay-i Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizlei Duaların kabul olunduğu mubarek Cuma günü hurmetine afv eylesin.Amin
Fuad Yusufoğlu
Cum’a gününün faziletleri
08 Kasım 2008Çağ-Çağ deresi (BOR) Nusaybin
Cum’a gününde yedi fazileti aramalıdır:
1-Sabahleyin ilim meclisinde bulunmak. Hikaye anlatanlardan ve onunla oturanlardan uzak olmak. Sözü ve ahlakı dünyaya muhabbeti rağbeti azaltıp ahrete çağıran kimselerin meclisinde bulunmlıdır.
Böyle olmayan sözler ilim meclisi sayılmaz. Böyle kıymetli meclis olursa hadis-i şerif’teki gibi, Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem);
-“BÖYLE BİR MECLİSTE BULUNMAK, BİN REK’AT NAMAZDAN DAHA ÜSTÜNDÜR.” Olur.
2-Bu günde aziz ve şerefli bir zaman vardır. Hdisi şerifte geldi ki, Resulullah (Sallalahu aleyhi ve selem);
-“Bu saate (zamanda) kim ne isterse, istediği verilir.” Fakat bunun zamanı belli değildir.
Aziz ve şerefli olan bu saat, güneş doğarken midir?, zeval vaktinde midir?, güneş batarken midir?,ezan okunurken midir?, hatib minberde iken midir?, namaza durmak vaktinde midir?, yoksa ikindi namazı vaktinde midir? Bu vakit bildirilmiş değildir. Şübhelidir.
Kadir gecesi gibidir. O halde bütün gün bunu gözetlemek ve zikir ve ibadetsiz hiç vakit geçirmemek lazımdır.
3-Bugün (Cum’a günü) çok salavat okumalıdır. Çünkü Peygamber efendimiz (Alayhis selam) buyurdu ki;
-“Bugün benim üzerime seksen salavat okuyanın seksen senelik günahı afedilir.”
-“Ya Rasulullah (a.s.v.) senin, üzerine nasıl salavar-t okuyalım?” diye sordular.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;
-“Allahummesallialâ Muhammedin ve alâ Muhammed. Salaten tekûnü leke rıdaen velihakkkıhi edaân ve a’tihi’l-vesilete veb’ashül-makame’l-Mahmud ellezi vaadtuhü, eczihi annâ ma hüve ehlühu ve eczihi efdale mâ câzeyte nebiyyen an ümmetihi ve salli alâ cemi-i ihvanihi mine’n-nebiyyine ve’s-sâlihine yâ arhame’r-rahimin”
Hatta bildirildi ki, her kim yedi cum’a gününde bunu yedi def’a okursa, elbette Peygamberimiz(Sallallahu aleyhi ve selem) ın şefaatına kavuşur.
Eğer;
-“Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ ali Muhammed.” Derse yine yetişir.
4-Bugün çok kur’an-i kerim okumalıdır. Kehf sûresini okumalı. Zira n-bu sureninfazileti hakkında çok hadisi şerifler vardır.
Geçmiş abidlerin âdetidir. Her cum’a günü,
“Bin İhlas” okurlardı.
“Bin salavat” getirilerdi.
Bin defa “Sübhanallahi ve’l-hamdulillahi velâ ilahe illallah vallahu ekber.” Derlerdi.
Devam edecek…
Kimyay-i Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizlri Cuma günü hürmetine afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Cuma’nın Edebleri- 3
07 Kasım 2008Çağ-çağ deresi (Girnavas mevki-i)
Yedinci Edeb:
Birinci safta olmaya gayret etmelidir. Eğer bulunamazsa, birinci safa ne kadar yakın olursa o kadar iyi olur. Çünkü fazileti çoktur.
Fakat ön safta ipek giyen askerler, yahut hatibin siyah elbisesi ipektan ise, yahut kılıcı altında ise, veya buna benzer günahlar bulunursa, o zaman o saftan ne kadar uzak olurs o kadar iyi olur. Çünkü, bile bile günah olan yerde durmak caiz değildir.
Sekizinci edeb:
Hatib hutbeye çıkınca artık konuşmamalıdır. Önce ezanın tekrarı ile meşgül olup sonra da hutbeyi dinlemelidir. Eğer bir kimse kendisiyle konuşursa, onu işaretle susturmalıdır. Dil ile söylememelidir.
Çünkü Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu;
-“Hutbe okunurken, bir kimsenin başka bir kimseye,”SUS” yahut “İYİ DİNLE” demesi, lüzümsüzdür. Bu vakitte lüzümsüz konuşanın Cum’ası yoktur.”
Uazkta olup, hutbeyi duymasa bile susması lazımdır. Konuşulan yerde oturmamalıdır. Bu vakitte tahiyyet-i mescid hariç hiçbir namaz kılmamalıdır.
Dokuzuncu Edeb:
Namazı kılınca, yedi Elham ve yedi Kulhuvallah ve euzileri okumalıdır. Bunları okumanın, Cum’a günü şeytandan o kimseyi koruduğu eserde bildirilmişitir.
Sonra şöyle okur:
-“Allahümme yâ Ganî, yâ hamid, yâ mübdi, yâ mu’id, yâ rahim, yâ vedûd, ağnini bi helalike. Ve bifadlike ammensivake.”
Derler ki, bu duaya devam eden, ummadığı yerden rızık bulur ve insanlara ihtiyacı olmaz. Bundan sonra altı rek’at namaz kılmak sünnettir.
Çünkü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) böyle bildirilmiştir.
Onuncu Edeb:
İkindi namazına kadar câmide oturmaktır. Akşama kadar oturursa daha iyi olur.
Derler ki;
Bu, hac ve umre sevabı yerindedir. Durmazsa, evine gider. Fakat Allah-u Teâlâ (c.c.) yı hatırından çıkarmamalıdır.
Çünkü, Cuma gününde bulunan “EŞREF SAATI” gafletle geçirmemek ve ona mahsus faziletten mahrum olmamak lazımdır.
Devam edecek…
Kimyay-i Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizlri Cuma günü hürmetine afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu







