Açıklama:
Bu sitedeki yazılardan "SİYER" kategorisine ait olanlarının tümü aşağıdaki alt guruplar altında toplanmıştır. Kırmızı başlıklar o alt gurupların etiketleridir. Altlarında ikişer tane en son yazılar bulunmaktadır. Bir etiket altındaki yazıların tümü için kırmızı başlıklara tıklamalısınız.

» Doğumu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 13

Gül

Muhammed (Aleyhis selam)- 13

Bir Hadis-i Şerif’de Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem);

-“Bana mahsus beş isim ardır; Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im, Ben Mâhi’yim ki, Allah benimle küfrü yok eder. Ben, Hâşirim ki halk, kıyamet günü benim izimce haşrolunacaktır. Ben, Âkib’im ki benden sonra peygamber yoktur.” Buyurdu.

Peygamberimiz (s.a.v.) Muhammed ve Ahmed ismi annesinin hamile iken gördüğü bir ruyada;

-“Sen insanların en hayırlısına, bu ümmetin efendisine hamilesin! Doğunca O’na Muhammed, Ahmed ismini koy!” Denildi.

Dedesi Abdulmuttalib ve annesi tarafından bu isimler konuldu. Dedesine de ruyasında böyle bildirilmişti.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in Hazret-i Hadice (r.anha) den doğan ve küçük yaşta vefat eden oğlu Kasım’dan dolayı kendisine Eb-ül-Kasım künyesi verilmiştir.

Yine Peygamberliğinden önce ondaki doğruluk, itimat, emin, güvenilir olması sayılmayacak kadar üstün meziyetlerden dolayı Kureyş Kabilesi O’na “El-Emin” ismini vermişlerdir.

Kur’an-i Kerim’de Ahzab suresi 56. ayetinde;

-“Gerçekten Allah ve Melekleri Peygamber’e salât ederler (Şeref ve şanını yüceltirler). Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin (Allahümme salli alâ Muhammed, deyin) ve gönülden teslim olun.” Buyurulmaktadır.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken O’na salâvat getirmek hürmete ve sevap kazanmaya sebep olmaktdır.

Salâvat getirmek;

-“Aleyhisselam”, “Sallallahu aleyhi ve sellem”, “Allahümme salli alâ seyidina Muhammed”, “Esselatü vesselamü aleyke ya Resulullah”, “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, Kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim…” “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain”, “Aleyhi ve alâ cemi’i minessalavâti etemmüha ve minnettehiyyâti eymenühâ” gibi duâlar söylemekle olur.

Bunlardan başka salâvat getirmek için okunacak duâlar “Delâilü Hayrat” ve Câliyet-ül ekdâr” kitablarında bildirilmektedir.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 12

Kabe-i Şerif

Muhammed (Aleyhis selam)- 12

O zaman insanların mukaddes saydıkları save gölü yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi.
Şam etrafından beri suyu akmayan ve kurmuş semave nehri vadisi o gece su ile dolup taşarak akmaya başladı.

Muhammed aleyhisselamın doğduğu geceden itibaren şeytan artık kureyş kahinlerine hadiselerden haber veremez oldu. Kehanet sona erdi.

Muhammed aleyhisselamın doğduğu gece ve daha sonra o zamana kadar görülmemiş bu hadiselerden başka birçok hadiseler vuku bulmuş olup, son peygamber Muhammed aleyhiselamın doğduğuna işaret olmuştur.

İsimler ve künyeleri;

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in en çok söylenilen ismi MUHAMMED’dır Bu isim, Kur’an-i Kerim’de Âl-i İmran suresi 144. ayette, Ahzab suresi 40. ayette, Feth Suresi 29. ayette, Muhammed suresi 22.ayettinde olmak üzere DÖRT defa geçmektedir.

Saf suresi 6.ayette ise Hazret-i İsa Aleyhis selam’ın ümmetine AHMED isimiyle haber vermiş olduğu bildirilmektedir.

Kur’an-i Kerim’de Muhammed ve Ahmed isminden başka, RESUL, NEBİ, ŞAHİD, BEŞİR, NEZİR MÜBBEŞŞİR, MÜNZİR, DAÎI İLALLAH, SİRAC-I MÜNİR, MÜDESSİR, ABDULLAH, KERİM, HAK, MUBİN, NÛR, HATEMÜN-NEBİYYİN, RAHMET, Nİ’MET, HÂDİ, TÂHÂ, YASİN… diye anılmıştır.

Bundan başka yine bir kısmı Kur’an-i Kerim’de ve bir kısmı da hadis-i şeriflerde, bir kısmı da daha önceki Peygamberlere gönderilen mukaddes kitablarda geçmiştir.

Daha önceki Peygamberlere indirilmiş olan kitablarda geçen isimlerinin çoğu, sıfat olup, mecazen isim sayılan kelimelerdendir.

Bunlardan bazıları da şöyledir;

Dahûk, Hamyata, Ahid, Baraklit, Mazmaz, Müşaffah, Münhamenna, Muhtar, Ruhul-Hak, Mükimüssünneh, Mukaddes, Hırz-ul Ümmiyyin, Mâlum…

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in ismi incil’de ‘AHMED’ (Baraklit). Tevrat’ta ise ‘Münhamenna’ olarak geçmiş olup, Süryanice de (Muhammmed) ismi karşılığıdır. İncil’de Peygamberimiz (s.a.v.) in geleceği müjdelenip (Paraelete) kelimesiyle da ifade edilmiştir ki, Ahmed ve Muhammed manasınadır.

İncil tahrip edilince bu kelimeler de kasden değiştirilmiştir.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in Hadis-i şeriflerinde ise Mâhi, Hâşir, Âkıb, Mukaffi, Nebüyyür-rahme, Nebiyyüt-Tevbe, Nebiyy-ül Melahim, Kattal, Mütevekkil, Fatih, Hâtem, Mustafa, Ümmi, Kusem (her hayrı kendinde toplayan) isimleri geçmektedir.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Çocukluğu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 24

Revda-i Mutahhara (Medine-i Münevvere)

Muhammed (Aleyhis selam)- 24

Rahip “Bahira”;

-“Doğru söyledin.” Diyen “Bahira” Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e dönüp,

-“Putlar adına yemin verdi ve soracaklarıma cavep ver” dedi.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Rahip “Bahira” ya ;

-“Putların ismiyle yemin verme. Ben onlardan nefret ederim.” Dedi.

Rahip “Bahira”, bu sefer Allah adına yemin edip sormaya başladı;

-“Uyurmusun?” dedi

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Gözlerim uyur fakat KALBİM uyumaz.” Buyurdu.

Rahip “Bahira” daha birçok sual sorup cevap aldı.

Sonra Ebû Talib’e;

-“Bu çocuğun gözlerindeki KIRMIZILIK devamlı mıdır?” dedi.

Ebû Talib;

-“Evet hiç kayıp olmaz.” Dedi.

Rahip “Bahira” Sonra Peygamberimiz (s.a.v.) e sırtını açmasını rica etti.

Ebû Talib Peygamberimiz (s.a.v.) e;

-“Arzusunu yerine getir”deyince

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mübarek sırtını açtı.

Rahip “Bahira” Nübüvvet mührünü görünce kitaplarda okuduğu mühim âlâmetlerden olduğunu anladı. Nübüvvet mührünü öptü. Gözlerinden yaş boşandı.

-“Ben şehadet ederim ki sen Allah’ın Resulü’sün.” Dedi.

Sonra da ısrarla şöyle dedi;

-“Kardeşinin oğlunu hemen memleketine geri götür, O’nu hasetçi Yahudilerden koru! VALLAHİ YAHUDİLER BU ÇOCUĞU GÖRÜP, BENİM FARKETTİKLERİMİ ONLAR DA FARK EDERLERSE O’NA BİR ZARAR VERMEĞE KALKIŞIRLAR. Çünkü kardeşinin oğlunda büyük bir hal vardır. Bu PEYGAMBERLERİN SONUNCUSU OLACAK. Bunun getireceği din bütün yeryüzüne yayılacaktır. Sakın bu çocuğu Şam’a götürme, mübarek bedenine bir zarar verirler. Bunun hakkında çok ahd ve misak alınmıştır.” Dedi.

Ebû Talib;

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 23

Revda-i Mutahhara (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Muhammed (Aleyhis selam)- 23

Rahip “Bahira” gelenlere dikkatle bakıp:

-“Ey Kureyş topluluğu, içinizden yemeğe gelmeyen var mı?” diye sorunca:

-“Evet, bir kişi var.” Dediler.

Çünkü Kureyşliler geldiği halde bulut duruyordu. Bulut gelmeyince kervanda davete gelmeyen olduğunu anladı.

Rahip “Bahira” ısrarla O’nun da çağırılmasını isteyince gidip çağırdılar. Gelir gelmez O’na DİKKAT’LE BAKMAYA , İNCELEMEYE BAŞLADI. Yemekten sonra hallerine işlerine dair bir çok sualler sordu.

Muhammed Aleyhis selam da cevap verdi. Rahip “Bahire” gördüğü amametlerin ve aldığı cevapların hepsi için AHIR ZAMANDA GELECEK OLAN PEYGAMBERİN sıfatları hakkında bildiklerine tam uyduğunu gördü.

Sonra sırtını açıp “Nübüvvet mührünü” de görünce;

Ebû Talib’e;

-“Bu çocuk senin neslinden midir?” dedi.

Ebû Talib;

-“Oğlum.” Deyince

Rahip “Bahira”;

-“Kitablarda bu çocuğun babasının sağ olmayacağı yazılı. O senin oğlun değildir.” Dedi.

Bu sefer Ebû Talib;

-“O benim kardeşimin oğludur.”

Rahip “Bahira”;

-“Babası ne oldu.” Deyince

Ebû Talib;

-“Babası O’nun doğmasına yakın sırada vefat etti.”

Cevabını alan Rahip “Bahira”;

-“Doğru söyledin.” Dedi.

Rahip “Bahira”

-“Annesi ne oldu?” dedi.

Ebû Talib;

-“O da vefat etti.” Deyince

Rahip “Bahira”;

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Gençliği

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 29

Eski Busra şehrinden görünüş

Muhammed (Aleyhis selam)- 29

Rahip ‘Nastura’ bildiği, duyduğu ve okuduğu alametlerin aynını görüp, Muhammed Aleyhis selam’ı göstererek;

-“İsa Aleyhis selam’a İncil’i indiren Allah hakkı için bu zat SON PEYGAMBER olacaktır. Ne olaydı ben O’nun peygamber gönderilerek emrolunduğu zaman ulaşsaydım.” Dedi…

Muhammed Aleyhis selam’ın Busra pazarında Hadica hatun (r.anha) nun mallarını satarken de O’nunla pazarlık yapan bir Yahudi inanmadığı için;

-“Lât ve Uzzâya (iki put ismi) yemin et ki inanayım.” Deyince

Muhammed Aleyhis selam;

-“Ben o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümüğ başka tarafa çevirerek geçerim.” Cevabını alınca

O’ndaki diğer alametleri de gören Yahudi;

-“Söz senin sözündür. Vallahi bu zat Peygamber olacak bir kimsedir ki, âlimlerimiz kitablarda bunun vasfını bulmuşlardır.” Diyerek hayranlığını açıklamıştır.

Kureyş kervanı ticaretini tamamlayıp Mekke’ye dönmüştü. Kervanda bulunan ve Hadice hatun (r.anha) un akrabası olan Zübeyr ve kölesi Meysere, Muhammed Aleyhis selam hakkında işittiklerini ve gördüklerini Hatice hatun (r.anha) a bir bir anlattılar.

Hadice hatun (r.anha) mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed Aleyhis selam’ın bereketiyle iyi kâr getirdiğini görerek çok memnun olmuştu. Kervanı karşıladığı sırada Muhammed Aleyhis selam’ı gölgeleyen iki Meleği görmüştü.

Ticaret seferi sırasında vuku bulan harikulâde hallerin kölesi Meysere tarafından teker teker anlatılması üzerine, amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gitti.

Varaka bin Nevfel putlara tapmayan okumuş ve çok bilgili, yaşlı bir hiristiyan idi. Hadice hatun (r.anha) daha önceden de ruyasında gökten ayın indiğini, koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi andınlattığını görmüştü.

Bu ruyasını da Varaka bin Nevfel’e anlatmıştı. O da;

-“Ahir zaman Peygamberi vücuda gelmiştir. Sen O’nun hanımı olursun. Senin zamanında O’na vahiy gelir. O’nun dini bütün âlemi doldurur. Sen O’na en önce İman eden olursun. O Peygamber Kureyş kabilesinin Haşim oğulları kolundan olacak…” demişti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 28

Cennet-ül-Müalla Hadice Radiyellah-u anha’nın kabri şerifi (Mekke)

Muhammed (Aleyhis selam)- 28

Bu cemiyet, zulmü önleyip, Mekke’de bozulmuş olan asayişi yeniden kurdu. Tesiri uzun müddet devam etti.

Muhammed aleyhis selam’a Peygamberlik verildikten sonra Eshab-i Kiram’a anlatıp;

-“Abdullah bin Cedan’ın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Bence o yeminleşme, kırmızı tüylü develere (servete) sahip olmaktan daha sevimlidir. Şimdi de böyle bir meclise çağırılsam icabet ederim.” Buyurdu.

Mekke’liler öteden beri ticaretle uğraşarak geçimlerini sağlarlardı. Muhammed Aleyhis selam’ın amcası Ebû Talib de ticaretle uğraşıyordu. Muhammed Aleyhis selam yirmibeş yaşında bulunduğu sıralarda Mekke’den geçim sıkıntısının iyice artması üzerine Mekke’liler Şam’a gitmek üzere büyük bir kervanı hazırlamıştı.

Mekke’de üstün ahlaklı ve meziyetleri ile tanınan ve Tahire (çok temiz) lakabiyle anılan Hadica hatun (r.anha) da ticaret için mal göndermek istiyordu. Fakat bu iş için güvenilir bir kimse arıyordu.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in halası Atike hatun (r.anha) önce Peygamberimiz (s.a.v.) le bu iş için görüştü.

Sonra da durumu Hazret-i Hadice (r.anha) işitmişti.

-“Eğer mallarımı satmak üzere götürürse O’na başkalarına vereceğim ücretten daha fazlasını veririm.” Dedi.

Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) Amcası Ebû Talib’in da tavsiyesi üzerine Hazret-i Hadice (r.anha) nin mallarını götürüp satmak üzere bu ticaret kafilesine katıldı.

Bu işe büyük bir memnuniyet gösteren Hazret-i Hadice (r.anha) kölesi Meysere’yi de O’nun yanına yardımcı olarak vermişti.

Kervanda bulunanlar yolculuk sırasında Muhammed Aleyhis selam’ın üzerinde O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuş şekline giren iki meleğin O’nunla birlikte sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler, Yolda yürüyemiyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığamasından sonra, develerin birden suratlenmesi gibi nice hallerini görünce, O’nu son derece sevip şanının çok yüce olacağını anlamışlardı.

Busra denilen yere vardıklarında, oradaki manastırın yakınında bu seferde de konaklamışlardı. Gördüğü birçok alametlerden O’nun SON PEYGAMBER olacağını anlayıp söyleyen rahip “Bahira” ölmüş. O’nun yerine ‘Nastura’ adında başka bir rahip geçmişti.

Manastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden rahip ‘Nastura’ yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin oturmasıyla birlikte yeşermesini görerek elinde bir kitab sahifesi ile koşup geldi.

Bir elinde bulunan sahifede yazılı olanlara, bir de Muhammed Aleyhis selam’ın yüzüne bakıyor, baktıkça da hayrete düşüyordu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Evlenmesi

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 32

Eski Zemzem kuyusundan su çekme sistemi

Muhammed (Aleyhis selam)- 32

Resulullah (s.a.v.) ikinci defa olark, ellibeş yaşında iken, Ebû Bekir (r.a.) in kızı Aişe (r.anha) ile nikanlanıp, üç sene sonra da Medine’de evlendi. Bunu Hadice-i Kübra (r.anah) nın vefatından bir yıl sonra, Allah-u Teâlâ’nın emri ile nikah eylemişti. Ölünceye kadar, SEKİZ SENE O’nunla yaşadı.

Diğerlerini, hep Hazret-i Aişe’den sonra dini, siyasi sebeplerle veya merhamet ve İHSAN EDEREK nikah etti. Bunların hepsi dul olup, çoğu yaşlı idi.

Mesele, Mekke’deki kafirlerin, Müslümanlara eziyet ve zararları dayanılamıyacak bir dereceye geldikte, Eshab-i Kiram (r.anhüm) ın bir kısmı Habeşistan’a HİCRET etmişti. Habeş kralı Necaşi (r.a.) Hiristiyan idi. Müslümanlara çeşitli şeyler sorup, aldığı OLGUN CEVAPLARA HAYRAN KALARAK İMAN’A GELDİ. Müslümanlara çok iyilik yaptı.

İmanı zayıf olan Ubeydüllah bin Cahş, fakirlikten kurtulmak için, papazlara aldanıp mürted olmuş, dinini dünyaya değişmişti.

Resulullah (s.a.v.) ın halasının oğlu olan bu Melun, karısı Ümm-i Habibe (r.anha) yi de dinden çıkıp zengin olmağa cebr ve teşvik etti ise de, kadın fakirliğe ve ölüme razı olacağını fakat Muhammed Aleyhis selam’ın dininden çıkmayacağını söyleyince, bunu boşadı. Sürünerek, sefaletten ölmesini bekliyordu. Fakat az zamanda kendi öldü.

Ümm-i Habibe (r.anha) Mekke’deki Kureyşin o zamanki baş kumandanı Ebû Süfyan (r.a.) ın kızı idi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) o zamanlarda, Kureyş orduları ile, çetin muharebelerle uğraşıyordu ve Ebû Süfyan (r.a.), İslamiyet’i yok etmek için son gayreti ile çarpışıyordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ümm-i Habibe (r.anha) nin dininin kuvvetini ve başına gelen acı hali işitti. Necaşi (r.a.) ye mektup yazıp,

-“Oradaki Ümm-i Habib ile evleneceğim. Nikahımı yap! Sonra kendisini buraya gönder.” Şeklinde talepte bulundu.

Necaşi (r.a.) daha önce Müslüman olmuştu. MEKTUBA ÇOK HÜRMET EDİP, ORADAKİ MÜSLÜMANLARI SARAYINA DAVET EDEREK ZİYAFET VERDİ. Hicretin yedinci yılında nikah yapılıp hediye ve ihsanlarda bulundu.

Bu suratle, ümm-i Habibe (r.anha) imanının mükafatına kavuşarak, orada zengin ve rahat oldu. O’nun sayesinde, oradaki Müslümanlar da rahat etti.

Cennet’de, kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için, Cennetin en yüksek derecesi ile müjdelenmiş oldu ki, dünyanın bütün zevk ve nimetleri, bu müjde yanında pek küçük kalır.

Bu nikahi Ebû Süfyan (r.a.) ın ilerde Müslüman olmakla şereflenmesini hazırlayan sebeplerden birisi oldu. Görülüyor ki, bu nikah, kafirlerin iftiralarının ne kadar yanlış ve çürük olduğunu bildirdiği gibi, Resulullah (s.a.v.) ınaklının, zekasının, dehasının, ihsanının ve merhametinin derecesini de göstermektedir.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 30

Eski Busra’dan görünüş

Muhammed (Aleyhis selam)- 30

Hadice hatun (r.anha) bu defa kölesi Meysere’nin anlattığı şeyleri de Varaka bin Nevfel’e söyleyince,

O’da hayrete düşüp;

-“Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki, şüphesiz Muhammed, bu ümmetin Peygamberi olacak. Ben zaten bu ümmeten bir Peygamberin çıkacağını biliyor ve O’nu bekliyordum. Bu zaman O’nun tam zamanıdır. Dedi.

Böylece Hazret-i Hadice (r.anha) nin sevgisi ve itimadı daha da arttı.

Muhammed Aleyhis selam 12 yaşında iken amcası Ebû Talib ile ticaret için Busra’ya kadar, 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile yemen’e, 20 yaşında Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ile Şam’a ve 25 yaşında iken Hazret-i Hatice (r.anha) nin mallarını satmak üzere Şam’a olmak üzere dört (4) defa seyahate çıktı. Bu seyahatlarinden başka hiçbir yere seyahat yapmadı.

Evlenmesi;

Muhammed Aleyhis selam yirmibeş yaşında iken ilk olarak Hazret-i Hadice (r.anha) ile evlendi.

Hazret-i Hadice (r.anha), Kureyş kabilesinin Esed oğulları kolundan kırk yaşında ve dul idi. Fakat malı, cemali, aklı, ilmi, şerefi, nesebi, iffet ve edebi fek fazla bir hatun idi.

Hadice hatun (r.anha) yüksek ahlakı ve üstün vasıfları sebebiyle Kureyş arasında “Tâhire” (çok temiz) İslamiyet geldikten sonra da “Hadicet-ül-kübra” ismiyle meşhur olmuştu.

Hazret-i Hadice (r.anha) mallarını Şam tarafına götürüp Busra’da satan Muhammed Aleyhis selam’ın adaletini, üstün ahlakını ve hakkında duyduğu, şahit olduğu hadiseler sebebiyle O’nu son derece takdir etmişti.

Bu hadiseden kısa bir süre sonra, yakınlarının araya girmesiyle evlenmeleri kararlaştırıldı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Zevceleri

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 34

Hacer-ül-esved

Muhammed (Aleyhis selam)- 34

Bu nikah yüzlerce esirin âzâd olmalarına sebep oldu.

Cüveyriyye (r.anha) bu hali her zaman söyleyerek öğünürdü.

Aişe (r.anha)

-“Cüveyriyye’den DAHA HAYIRLI, DAHA BEREKETLİ bir kadın görmedim.” Derdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in çok evlenmesinin mühim sebebi de, şeraiti (İslam dinini) bildirmek içindi.

Hicab ayeti gelmeden, yani kadınların örtünmeleri emir olunmadan önce, kadınlar da Resulullah (s.a.v.) a gelip, bilmediklerini sorar, öğrenirlerdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) birinin evine gitse, kadınlar da gelir, oturur, dinler, istifade ederlerdi.

Hicap ayeti gelip, kadınların yabancı erkeklerle oturmaları, konuşmaları yasak edilince, yabancı kadınları kabul etmedi. Onların bilmediklerini, mübarek zevcesi Hazret-i Aişe (r.anha) den sorup öğrenmelerini emir eyledi.

Gelip soranların çokluğundan, Hazret-i Aişe (r.anha) , hepsine cevap yetiştirmeğe vakit bulamıyordu. Bu mühim hizmeti kolaylaştırmak ve Hazret-i Aişe (r.anha) nin yükünü hafifletmek için olduğu kadar hanımı nikah etti.

Kadınlara ait yüzlerce nazik bilgileri, Müslüman kadınlarına, mübarek zevceleri yolu ile bildirdi.

Zevceleri bir olsaydı, bütün kadınların O’ndan sorması güç ve hatta imkansız olurdu. Allah-u Teâlâ’nın dinini tam olarak bildirmek için, çok evlenmek yükünü de omuzlarına aldı.

Muhammed Aleyhis selam Hazret-i Hadice (r.anha) ile evlendikten sonra da Mekke’de ticaretle meşgül olurdu. Ticareti, Saib bin Abdullah ile ortaklık şeklinde yürütürdü. Kazançlarıyla MİSAFİRLERİ AĞIRLARLAR, YETİMLERE VE FAKİRLERE YARDIM EDERLERDİ.

Muhammed Aleyhis selam yine bu sıralarda Hazret-i Hadice (r.anha) nin kölesi Zeyd (r.a.) i o zaman küçük yaşta bulunan Hazret-i Ali (r.a.) yi de yanına alıp evladı gibi yetişmiştir.

Otuz beş yaşında bulunduğu sırada Kâ’be’nin duvarları iyice yıpranmış, bir yangın sebebiyle de tahribata uğramıştı. Bu durum üzerine Kureyş kabilesi Kâ’be’yi İbrahim Aleyhis selam’ın yaptığı temele kadar yıkıp yeniden yapmaya başlamıştı. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler.

Bu işin BÜYÜK BİR ŞEREF olduğunu bilen kabileler Hacer-ül-esved taşını yerine koyma hususunda anlaşamadılar. Her kabile böyle BİR ŞEREFE sahip olmak istediğinden, aralarında gittikçe artan büyük anlaşmazlık çıktı. Dört beş gün süren bir anlaşmazlık sebebiyle nerdeyse kan dökülecekti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 33

Eski Zem sem kuyusundan su çekme sistemi

Muhammed (Aleyhis selam)- 33

İkinci misal olarak; Hazret-i Ömer (r.a.) in kızı Hafsa (r.anha) dul klamıştı. Hicretin üçüncü yılında, Hazret-i Ömer (r.a.) Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Osman (r.anhüm) a

-“Kızımı alırmısın?” dediklerinde

-“Düşüneyim.” Demişlerdi.

Bir gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), her üçü ve başkaları yanında iken;

-“Ya Ömer! Seni üzüntülü görüyorum, sebebi nedir?” diye sordu.

Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi, Resulullah (s.a.v.) de, herkesin düşüncesini, bir bakışta anlardı. Lüzüm görürse sorardı. O’na, hatta herkese doğru söylememiz farz olduğundan,

Hazret-i Ömer (r.a.) de;

-“Ya Resulullah (s.a.v.) kızımı Ebû Bekir’e ve Osman (r.anhüm) a teklif ettim, almadılar.” Gibi cevap verdi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en çok sevdiği üç Eshabinin üzülmesini hiç istemediğinden, onları sevindirmek için hemen buyurdu ki;

-“Ya Ömer! Kızını, Ebû Bekir’den ve Osman’dan daha iyi birisine versem ister misin?”

Hazret-i Ömer şaşırdı.

Çünkü, Hazret-i Ebû Bekir’den ve Hazreti-i Osman’dan (r.anhüm) daha iyi kimse olmadığını biliyordu.

-“Evet Ya Resulullah!” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem);

-“Ya Ömer, kızını bana ver!” buyurdu.

Bu suretle, Hafsa (r.anha), hazret-i Ebû Bekir’in ve Hazret-i Osman (r.anhüm) ve bütün mü’minlerin anneleri oldu ve bunlar, O’NA HİZMETÇİ OLDU. Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osman (r.anhüm) birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular.

Üçüncü bir misal, hicretin beş veya altıncı senesinde, Beni Mustalak kabilesinden alınan yüzlerce esir arasında, Cüverriyye (r.anha), kabilenin reisi Haris’in kızı idi.

Bunu satın alıp âzâd ederek, kendilerine nikah edince,

Eshab-i Kiram (r.anhüm) in hepsi,

-“Biz, Resulullah (s.a.v.) ailesinin, annemizin akrabasını cariye olarak, hizmetçi olarak kullanmaktan haya ederiz.” Dediler.

Hepsi, esirlerini âzâd etti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Çocukları

Hadice-tül Kübrâ (Radiyallah-u anha)- 2

Cennet-ül Mualle Hadice-tül-Kübra r. anha’nın türbeleri çok eski resim (Mekke müzesinden alınmıştır)

Cennet-ül Mualle Hadice-tül-Kübra (r. anha) nın kabirleri çok eski resim (Mekke müzesinden alınmıştır)

Hadice-tül Kübrâ (Radiyallah-u anha)- 2

Daha önce gördüğü bir ruyası da gökten inen ayın, koynuna girip koltuğundan çıkarak bütün âlemi aydınlatması idi.

Hazret-i Hadice (r.anha), bu halleri, putlara tapmayıp, Hiristiyan olan, Tevrar ve İncil’i okumasını bilen, bölgenin iyi tanınmış şâir ve bilginlerinden amcasıoğlu Varaka bin Nevfel’e anlattı.

Varaka bin Nefvel ruya’yı;

-“Ahir zaman Peygamberi vucuda gelmiştir. Sen O’nun hanımı olursun. Senin zamanında O’na vahiy gelir. O’nun dini bütün âlemi doldurur. Sen O’na en önce imân eden olursun. O Peygamber Kureyş kabilesinin Haşimoğulları kolundan olacak…” diye tabir edip,

Hallerini de hayretle şöyle anlattı;

-“Bu söylediklerinden anlaşılıyor ki, şüphesiz Muhammed bu Ümmetin Peygamberi olacak. Ben, zaten bu ümmetten bir Peygamber çıkacağını biliyor ve O’nu bekliyorum. Bu zaman O’nun tam zamanıdır.” deyince Hazret-i Hadice (r.anha) nin sevgi ve itimadi daha da arttı.

Bu esnada Hadice (r.anha) kırk yaşında olup, dul idi. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) yirmibeş yaşında idi.

İki taraftan elçiler Hazret-i Muhammed (s.a.v.) ile Hazret-i Hadice (r.anha) nin evlenmesini kararlaştırdılar.

Nikah meclisi Hazret-i Hadice (r.anha) nın evinde kuruldu. Ebû Talib ve Veraka bin Nevfel tarafından takdim konuşmaları yapıldı. Nikahı Varaka bin Nevfel kıydı. Kureyş kabilesinin ileri gelenleri de nikah şahidi olarak bulundular.

Hazret-i Hdice (r.anha) nin Peygamber Efendimiz (s.a.v.) le olan evliliğinden dört kızı ve iki oğlu olmak üzere altı çocuğu oldu.

Kızlarının adları;

Zeynebe,
Rukiye,
Ümmü Gülsüm,
Fatima,

Erkek çocukları ise;

Kasım,
Abdullah tı.

Kasım’dan dolayı Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a “Ebül-Kasım denildi.

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hadice-tül kübrâ (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

» Hicreti

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 63

Kûba camisi’nin içi (Medine-i Münevvere)

Kûba Camisinin dıştan görünüşü (Medine-i Münevvere)

Muhammed (Aleyhis selam)- 63

O’nun bu vaadını duyan ve mala tamah eden bazı kimseler silahlarını alıp yola düştüler. Bunlardan biri de Sürâka (r.a.) idi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) e yaklaşınca Peygamber efendimiz (s.a.v.) o’na bir nazar etti. Sürâka (r.a.) nın atının ayakları dizlerine kadar kuma gömüldü.

Sürâka (r.a.) şaşkına dönüp af diledi ve kurtulması için duâ istedi. Resulullah (s.a.v.) tebessüm ederek duâ etti. Sürâka (r.a.) kurtuldu ve Peygamber efendimiz (s.a.v.) in emri ile geri döndü.

Sürâka (r.a.), Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olmuştur.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) yollarına devam ederek, Miladın 662 ci senesi Eylülün yirminci ve Rebiülevvel’in sekizinci Pazartesi günü Medine yakınlarındaki Kubâ köyüne verdılar.

Bu gün Müslümanların hicri güneş yılının başlangıcı oldu.

(Bu senenin Mayıs ayının 16. ncı Cum’a gününe tevaffuk eden Muharrem ayının birinci günü de Müslümanların hicri kameri yılının başlangıcı olması, Hazret-i Ömer (r.a.) in hilafeti zamanında söz birliği ile kabul edildi.)

Birkaç gün Kubâ’da kalan Peygamber efendimiz (s.a.v.), ilk iş olarak Kubâ mescid’ni yaptı. Rebiülevvel’in 12. Cum’a günü Medine şehrine doğru yola çıktı. Ranûna vadisinden geçerken, öğle vakti olmuştu. Burada ilk Cum’a namazını kıldı ve ilk hutbeyi okudu.

Namazdan sonra her ikisi ve yanındakiler develerine bindi ve Medine’nin yolunu tuttular.

Eshab-i Kiram (r.anhüm), Peygamber efendimiz (s.a.v.) in teşrifini büyük bir heyecan ile bekliyordu. O’na kavuşma şevkiyle yanıyorlardı. Yolara düşüp, ufuklara bakarak günlerce beklemişlerdi. Nihayet bir benzeri daha görülmemiş ve görülmeyecek mutluluğa kavuştular.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Medine’ye teşrif etti.

Eshab-i kiram (r.anhüm) ın meşhurlarından Enes bin Mâlik (r.a.);

-“Resulullah (s.a.v.) Medine-i münevvere’ye girdiği günden daha güzel ve neşeli bir gün görmedim.” Buyurmuştur.

O gün sevinç sedaları Medine semalarına yükseldi. Eshab-i Kiram (r.anhüm) sevinç gözyaşları döktü. Kadınlar ve çocuklar şiir’ler söyliyordu. Şu mısraları yüksek sesle terennüm ettiler.

-“Tale’al-bedrü aleynâ, min seniyyât-ül-vedâ’
Vecebe’ş-şükrü aleynâ, Mâ de’âllahü dâ
Eyyühel-meb’üsü fina, ci’te bil-emr-il-mutâ”

(-“Vedâ yokuşundan ay doğdu üzerimize,
Allah’a her duâ ettikde, şükretmek lâzım bu ni’mete!
Ey bize gönderilen yüce Peygamber!
İtaat etmemiz gereken bir emirle geldin bize!)”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 62

Ğaris-Sevr (Sevr mağarası)

Ğaris-Sevr (Sevr mağarasından Mekke’nin görünüşü)

Muhammed (Aleyhis selam)- 62

Sabaha kadar evin çevresinde bekleyen müşrikler sabahleyin içerde Hazrtet-i Ali (r.a.) yi görünce şaşırdılar. Resulullah (s.a.v.) ı yatağında bulamayan müşrikler, her tarafı aramaya başladılar.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in evine gittiler orada da bulamadılar. İz takip ederek Sevr dağındaki mağaranın önüne geldiklerinde, bir örümceğin mağaranın ağzına örmüş ve bir güvercinin de yuva yapmış olduğunu gördüler. İçeriye bakmadan geri döndüler.

Allah-u Teâlâ, bu mucize ile Peygamberini ve O’nun arkadaşı Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) i müşriklerin kötülüklerinden korudu. Ayaklarının ucuna baksalardı her ikisini de göreceklerdi.

Bu durum karşısında Resulullah (s.a.v.) için endişelenen Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) i Peygamberimiz teselli ediyor;

Ve O’na;

-“Sen üzülme, Allah bizimle beraberdir.” Buyurdu.

Mağarada Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) başını Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in dizine koyarak bir miktar uyumuştu ki, bir yılan Hazret-i Ebû Bbekir (r.a.) in delik üzerine koyduğu ayağını ısırdı. Izdırapla gözlerinden yaşlar aktı.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) uykudan uyanıp;

-“Ya Ebâ Bekir! Seni ağlatan şey nedir?” diye sorunca,

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) de;

-“Ayağımı bir şey ısırdı, canım yandı. Fakat anam, babam sana feda olsun, Yâ Resulallah!” dedi.

Hemen Peygamberimiz (s.a.v.) yılanın soktuğu yere mübarek tükürüğünü sürdü ve Allah-u Teâlâ’nın izniyle Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) iyileşti.

Peygambr efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) üç gün üç gece bu mğarada kaldılar.

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in oğlu Abdullah (r.a.), Mekke’de duyduklarını, geceleyin sevr mağarasına gelip haber veriyor, Ebû Bekir (r.a.) in azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Âmir bin Füheyre (r.a.) ise geceleri süt getiriyor ve izleri yok ediyordu.

Rebiülevvelin birinci pazartesi günü Sevr mağarasından ayrılarak Medine’ye doğru yola çıkan Resulullah (s.a.v.) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) i her yerde aramalarına rağmen bulamayan müşrikler adete çılgına dönmüşlerdi.

En azılıları olan Ebû Cehil, Mekke civarında telâlar bağırtarak Peygamberimiz (s.a.v.) i ve Ebû Bekir (r.a.) i bulup getirenlere ve yerlerini bildirileceklere 100 deve vaad ediyordu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Veda Hutbesi

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 76

DSC_0711   Fuad Yusufoğlu Revda-i Mutahhara (Medine-i Münevvere)

Revda-i Mutahhara (Medine-i Münevvere)

Muhammed (Aleyhis selam)- 76

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) veda hutbesini okuduğu gün, Maide suresinin üçüncü ayeti;

-“Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim. Üzerinize ni’metimi tamamladım. Size din olarak İslâm dinini seçtim.” Mealindeki ayet-i kerime nazil oldu.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) bu ayet-i kerime’yi Eshab-i kiram’a okuyunca, Hazret-i Ebû Bbekir (r.a.) ağlamağa başladı.

Eshab-i kiram (r.anhüm) sebebini sorunca;

-“Bu ayet, Resulullah (s.a.v.) ın vefatının yakın olduğuna delalet ediyor. Onun için ağliyorum.” Buyurdu.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’de 10 gün kalıp, Veda Haccı’nı yaptı ve Veda tavafı yaparak Medine’ye döndü. Veda Haccın’dan sonra Eshab-i Kiram geldikleri yerlere gidip, Resulullah (s.a.v.) ın bildirdiği ve emrettiği şeyleri onlara anlattılar.

Hicret’in onuncu yılında vuku bulan bir hadise de Peygamberlik iddiasında bulunan yalancıların ortaya çıkmasıdır. Bunlardan birisi Yemen’de ortaya çıkan Esved-i Ansi’dir

Peygamberimiz (s.a.v.) in emri üzerine Esvad-i Ansi Yemen’deki Müslümanlar tarafından evinde öldürürldü. Diğeri de Müseylemet-ül Kezab’dır.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) in vefatından sonra Ebû Bekir (r.a.), Müseyleme üzerine Halid bin Velid kumandasında bir ordu gönderdi. Müseylemet-ül Kezzab da Vahşi (r.a.) tarafından öldürüldü.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) hicretin onbirinci yılında hastalanıp, vefatından kısa bir zaman önce, Müslümanlar için büyük bir tehlike olan Bizans üzerine gönderilmek üzere Usame bin Zeyd (r.a.) komutasında bir ordu hazırladı. Ordu hareket etmek üzere iken Resulullah (s.a.v.) ın hastalığının artması üzerine hareket etmedi.

Bu ordu daha sonra Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in halifeliğinin ilk günlerinde Bizans üzerine gidip parlak zaferler kazandı. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Aleyhis selam’ın vefatı da bu yılda oldu.

Resulullah Slallallahu aleyhi ve sellem’in Vefatı;

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Veda Haccında Mina’da bulunduğu sırada;

-“Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek, tesbih et! O’ndan af dile! Çünkü O, tevbeleri daima kabul eder.”

Meâlindeki en son ayet nazil olan Nasr suresi indiğinde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) kızı Fatima (r.anha) yı çağırıp;

-”Bana kendi vefatım haber verildi.” buyurdu.

Bunun üzerine ağlamaya başlayan Hazret-i Fatima (r.anha) ya;

-“Ağlama zira benim ehlimden bana ilk kavuşan sen olacaksın.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 75 (Veda hutbesi-2)

DSC04992  Fuad Yusufoğlu Arafat meydanı

Arafat meydanı (Nemira camisi)

Muhammed (Aleyhis selam)- 75

Veda hutbesi-2 (Devam);

-“Ey insanlar!

-“Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve ifettlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile mahremiyetinizi sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru bir şekilde, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.”

-“Ey Mü’minler!

-“Size bir emanet bırakıyorum ki, ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah’ın kitabı Kur’an-i Kerim’dir.”

-“Ey Mü’minler!

-“Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz! Müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir tecavvuz, başkasına helâl değildir. Meğer ki, gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun.

-“Eshabim!

-“Nefsinize (kendinize) de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinde hakkı vardır.”

-Ey İnsanlar!

-“Allah-u Teâlâ her hak sahibine hakkını (Kur’an’da) vermiştir. Varise vasiyete lüzüm yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmussa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına intisaba kalkan nankördür. Allah’ın gazâbına, meleklerin ve bütün insanların lânetine uğrasın! Cenab-i Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ile şehadetlerini kabul eder.”

-“Ey İnsanlar!

-“Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise, topraktandır. Allah yanında en kıymetliniz, takvası çok olanınızdır. Arabın arab olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.”

-“Ey insanlar!

-“Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz!”

Eshab-i Kiram (Radiyallah-u anhüm);

-“Allah’ın dinini tebliğ ettin. Vazifeni yerine getirdin. Bize vasiyet ve nasihatte bulundun, diye şehadet ederiz.” Dediler.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem mübarek şehadet parmağını kaldırıp, sonra cemaat üzerine çevirip indirerek;

-“Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!” buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

» Siyer Alimleri

Kutlu doğum – 9

fuadyusufoglu_dsc018221-kasyan.jpg

Kasyane (Nusaybin)

Kutlu doğum – 9

Hak Teâla Hazretleri (c.c.) Kâbeye buyurdu ki:

-“Ey Kâbe, ağlama; yakın zamanda senin etrafını secde edenler ile doldururum. Kur’an-ı azimi senin yakınında indiririm. Ve bir Peygamber gönderirim ki, Peygamberlerin sonuncusu ve en güzeli olur. Bir ümmet gönderirim ki senin imaretine ve bana ibadete gayret ederler. Güvercinin yumurtasına eğdiği gibi sana ihtimam ederler. Ey Kâbe, senin etrafını o müşriklerden temizlerim. Ve şeytana tapanlardan kurtarırım.”

Ondan sonra Hâk Teâla (c.c.) Süleyman (a.s.) a emir etti. Dönüp Kâbe-i şerife indi. Namaz kılıp dua etti. Kâbe-i şerife yakın geldi. Beş bin deve, beş bin öküz ve yetmiş bin koyun bağazlayıp kurban etti ve kendi kavmine haber verdi ki, bu yerde ahir zaman peygamberi (s.a.v.) ne yardım edecek ve onun kılıcı bütün kafirlere galip gelecektir.

O kadar heybetli olur ki, bir aylık yerlerdeki düşmanların kalbine korku düşer hakkı izhar etmekte ve Allah-ü teâlanın ismini yaymakta herkes bir olur. Kafirler, onun tebliğ-i risalet etmesine mani olmazlar. Ne mutlu o kimseye ki onun zamanına yetişip ona hizmet etmekle müşerref ola.

Kavmi ona dediler ki:

-“Ey Allah’ın peygamberi o zamana ne kadar gün kaldı.”

Buyurdu ki;

-“O zaman çok yakındır.” sonra kalkıp neml vadisine gitti.

Hazreti Amine validemizden (r.a.) menkuldur ki;

-“Doğum zamanında heybetli bir ses işittim. Çok korktum. Sonra büyük, beyaz bir kuş gördüm. Gelip kanadı ile beni sığadı. Ondan sonra o korku benden gitti. Baktım bir bardak şerbet gördüm. Süt gibi beyaz idi. O anda çok susamış idim. O şerbeti içtim. Baldan tatlı idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nur gördüm. Evim o kadar nurlandı ki, o nurdan başka bir şey görmüyordum. O sırada çok hatunlar gördüm. Boyları hurma ağacı kadar, yüzleri güneş gibi nurlu ve abdi menaf kızlarına benzerlerdi. Benim etrafımı sarıp, lazım olan hizmeti eda ettiler.”

-”O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Bütün yeryüzünü meşrıkten mağriba kadar her yeri gördüm.”

-”Üç alem dikilmiş idi. Biri meşrikta, biri mağrıbde, ve biri Kâbe üstünde idi.

-”Etrafımda çok hatunlar toplandılar. Ne zaman ki Muhammed (sallalahu aleyhi veselem) vucuda geldi. baktım Mübarek başını secdeye koydu. Ellerini kaldırdı. Dua ve tazarru’da bulundu. Ansızın gökten bir parça beyaz bulut indi. O hazreti alıp giti. Muhammed (a.s.v.) gözümden kayıboldu.”

O sırada bir ses işittim ki;

-“Onu meşrıktan mağriba kadar her yere gezdirin.Ta ki cümle alem onu ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler.” Diyordu.

Göz açıp yumuncaya kadar o bulut gözden kayıboldu. Muhammed (a.s.v.) bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm…O yünlü kumaş sütten beyaz ve ipekten yumuşak idi.

Mearicun Nübüvve –Altıparmak-(PEYGAMBERLER TARİHİ)

Allah-u Teâla (c.c.) ya şükürler olsun ki bizleri ve sizleri Son Peygamber (a.s.v.) ümmetine nail eyledi. Amin….

Fuad Yusufoğlu

Kutlu doğum – 8

fuadyusufoglu_dsc017711-gul.jpg

(seramdan yetiştirdiğim güzel bir gül)

Kutlu doğum – 8

Mektub şudur:

-“Humeyr ibni Redi’den Alemlerin Rabbının Resülu ve peygamberlerin sonuncusu olan Abdulmuttalib oğlu Hazreti Muhammed (a.s.v.) e mektubdur. Ben sana ve Rabbına iman ettim. HAK TEALA (c.c.) nın sana göndereceği kur’’an-i kerime de iman ettim. Ben senin dinin ve sünnetin üzereyim. Ben senin nübüvettine iman ettim. Senin Rabbın her şeyin Rabbıdır. İslam’dan ve imandan ne getirdin ve söyledinse hepsini kabul ettim. İnandım.

-“Eğer senin zamanına yetişemezsem kiyamet günü beni unutma ve şefaatından mahrum eyleme. Ben senin ve İbrahim (a.s.) in milleti üzereyim.”

Mektubu yazdıktan sonra kağıdı mühürledi ve kapattı. Alimlerden ŞAMÜL ismindeki alime teslim etti. Muhafafazası için sıkı vasiyet eyledi ve dedi ki:

-“O hazretin zaman-ı şerifine erişirsen bu mektubu kendilerine teslim eyle. Eğer o zamana yetişmez isen evladına verip, iyi saklamaları için vasiyet et. Onlar da kendi evlatlarına böyle vasiyet etsinler. Böylece bu emaneti babadan oğla teslim ederek, Hazret-i Seyyidil murselin (sallallahu aleyhi vesellem) ın huzur-i şerifine ulaştırsınlar.”

Melik bu vasiyeti yaptıktan sonra o alimlere veda edip Medine’den ayrıldı.

Derler ki;

O melik’in ölümünden Resulullah (a.s.v.)ın doğum gününe kadar bin yıl var idi. Eshabi kiramın (Rıdvanullahı aleyhım ecmain) o dört bin alimin evladı olduğu rivayet edilir. O mektub elden ele geçerek, en son EBA EYYUBE’L-ENSARI (Radiyallahu teala anhu) ya erişti. Bu mübarek zat, Şamul’un yirmibirinci evcladıdır. O zaman Resul-i Ekrem (selallahu aleyhı vesselam) efendimiz Medine’ye hicret etmeğe karar vermiş ve yola çıkmış idi. Medine’liler çok itimamlı bir zat olan ve ismi Ebi leyli olan kimseye mektubu teslim edip o hazreti karşılamak için gönderdiler. Resulullah (a.s.v.) a bini selim kabilesinde rast geldi, fakat tanımıyordu.

Resulullah (a.s.v.) bunu görür görmez

-“Ebi leyli sen değimlisin?” Buyurdu.

Ebi Leyli;

-“Evet benim” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)

-Teb’in mektubu hani?” buyurdu. Ebi leyli şaşırdı zira o hazreti (a.s.v.) tanımamış idi

Ebi Leyli;

-“Siz kimsiniz? Yüzünüzde büyüklük alameti, sözünüzde büyüleyici tesir vardır.”dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)

-“Ben Muhammed Resulullah (a.s.v.) ım mektubu getir.”buyurdu.

Ebi Leyli elbisseine saklamış olduğu mektubu arz etti. Okudular. Resulullah (a.s.v.) Tebi’den razı olup üç defa,

-“Merhaba Salih kardeşim” buyurdular. Ebi Leyli Medine’ye döndü. O hazret (a.s.v.) ın yolda olduğunu, yakında Medine’ye şereflendireceğini müjdeledi. YOLDA RASTLADIĞI HER MEDİNE’LİYE BU MÜJDEYİ TEKRARLADI. Herkes bu müjdeye karşılık Ebi Leyli’ye büyük ihsanlarda bulundular.

Naklolunur ki;

Süleyman (Aleyhisselam) vezirleri ve askerleriyle Yemen’e gidiyordu. Havada giderken Medine-i Münevverenın üzerine geldi;

-“Bu Mübarek şehir ahır zaman peygamberinin hicret ettiği şehirdir. Mesüd o kimsedir ki ona iman eder ve ona tabi olur.” Dedi ve geçip gitti.

Dönüşte Kabe-i Şerife uğradı. Civarında arap müşriklerin yaptığı putları ve insanların o putlara taptıklarını havadan gördü. Ve geçip gitti. Kabe-i Şerif ağlamağa başladı.

Hak Teala Hazretleri (c.c.) buyurdu ki;

-“Ey Kâbe niçin ağliyorsun?”

Kâbe;

-“İlahi, Peygamberlerden biri benim üzerimden geçti. İnip bana uğramadı. Ve
yanımda ibadet edip seni zikretmedi. Etrafımda putlara tapiyorlar diyerek şikayet etti.”

Hak Teala Hazretleri (c.c.) Kâbeye buyurdu ki:

Devam Edecek…..

Mearicun Nübüvve (Altiparmak)

Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri O Habib-i Kibriya (Aleyhisselatu vesselam) Şefaatına Nail eylesin. AMİN….

Fuad Yusufoğlu