Şah-ı Hazne (Ahmed el Haznevi Kuddisesirruh)
Tarikat edepten ibarettir. Burada bir tarikatin bir silsilesinin mürşidleri anlatılıyor. Lütfen başka silsilelerden şeyhlerin mürşidlerin adlarını kullanarak yorum yazmayın. Konu özeldir dağılmamalıdır.”
Haznevi dergahının kurucusu; büyük alim, fazilet sahibi ve arif-i billah olan Şeyh Ahmed El-Haznevi (k.s.) dir. Babaları Hoca Murad Efendi, Türkiye’nin Mardin ili’nin İdil (Hazah) ilçesine bağlı Banıhe köyündendir. Hoca Murad Efendi âlim ve muttâki bir zat olup asil ve temiz bir aileden gelmektedir.
Şöyle ki;
Ahmed El-Haznevi (k.s.) ile kardeşi Molla Mustafa (k.s.) hazretleri daha çok küçük yaşta iken Köylerinde bulunan Hiristiyanların bayramına gitmişler (Ravi şek ediyor bir şeyler yemişlermi mi yememişler mi onu hatırlamiyorum.) Molla Murad hazretleri arkalarından koşup yakalamış ve kusmaları ağızlarını su ile yıkamışlardır ve arkasında da cemaata hazır olanlara şöyle buyurmuştur;
-”Elhamdulillah bu güne kadar benim ve çocuklarımın boğazına haram lokma girmemiştir.”
Şeyh Ahmed hazretleri (k.s.) babalarının İmam-Hatiplik yaptığı şu anda Suriye toprakları içerisinde kalan Kamışlı kazasına bağlı Hazna beldesinde 1886 yılında doğmuştur.
Doğduğu bu yerden dolayı da Haznevi namıyla anılmaktadır. Babalarından sonra ilk hocaları Diyarbakır’ın Silvan kazasının seçkin alimlerinden Müderris Molla Hüseyin Küçük Efendidir. Zamanın usulüne göre bu üstadlarının yanında okuyup, tahsillerini tamamlamış ve ilmi icazetlerini ondan almışlardır.
Şeyh Ahmed (k.s.) daha sonra tasavvufa ilgi duymuş Şeyh Abdurrahman-i Taği hazretleri (k.s.) nin halifesi olan Hizanlı Şeyh Abdulkadir Efendi (k.s.) nin sohbetlerinde bulunmuştur.
Etiketler: Nakşibendi silsilesi, Şah-i Hazne
04 Ocak 2009, 20:15 tarihinde.
Allah razı olsun kardeşim sadatları anlatıyorsun Allah hizmetini daim kılsın bir rir isteğim eğer şeyh ahmed.ks. vasııeyti elinizde mevcutsa yayınlamanız çok iyi olur bazı kişiler şeyh Ahmed k.s benden sonra üç oğlum sırayla yerime geçsinler dediğini biliyorlar ama işlerine gelmiyor şeyh abdulhakim bütün nisbeti manewiyatı şeyh ahmedden hazneden alıp götürmüş diyorlar işte büyük şeyhin k.s bu vasııyetini onlra göstermek lazım vesselam
10 Mart 2009, 22:29 tarihinde.
Ve aleykümesselam ve rahmatullahı ve berekatühü,
Evet canım kardeşim… Evrim…
Tasavvuf ehli olmak Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) ın bir lütfudur. Tasavvuf ehli olmak herkese nasıb olmuyor Bu da Yüca Rabbımın bir ni’metidir. Ne mutlu sana ki sen bu Haznevi tarikatına girmişsin. Allah muvaffak eylesin. Amin.
Dünyada âlim olanlar çoktur Ama her âlim veli değildir. Ancak âlim Tasavvf ehli olunca veli olurlar.
Murşidim olan Muhammed el Haznevi hazretleri (k.s.) (Muhammed Muta’ hazretlerinin babası) der ki;
İmam-i Hanefi (r.a.) şöyle buyuruyor:
“Eğer İmam-i Cafer-i Sadık (r.a.) ile geçirdiğim iki sene olmasaydı Numan (kendisini kasdediyor) helak olmuştu.”
İmam-ı Hanefi (r.a.) böyle buyurarak tasavvuf’un ehemmiyetini belirtmiştir.
Gene Muhammed El Haznevi (k.s.) der ki;
İmam-ı Şafii (r.a.) şöyle buyurmuştur:
“Hem alim ol, hem de mutasavvıf, eğer sadece alim olur da tasavvuf ehli olmazsan, kalbin katı olur. Eğer tasavvuf ehli olur da ilim sahibi olmazsan, sen zaten yolu kaybetmişsin, bu halinle başkalarına nasıl yol göstereceksin?”
Evet bundan anlaşılacağı gibi Tasavvuf çok kıymetlidir.
Senin bahs ettiğin konuya gelince sen sorduğun sorunun cevabını zaten kendin vermişsin. Ne güzel de anlamışsın evet kurban Bu gibi durumlar Vasiyet le devam eder.
Ama malesef Hasad denilen bir kötü huy vardır işte buna mübtele olan için söyleyecek bir şey de yoktur.
Kurban Sitemde çok geniş olarak Haznevi tarikatı hakkında bilgiler vardır.
Musaid zamanda siteme girince TASAVVUF babında ‘Haznevi ailesi’ üzerini tıkla orada geniş bilgi var İnşaalah tatmın olursun.
http://www.fuadyusufoglu.com/seyh-ahmed-el-haznevi-kuddisesirruh/
zeten sırayla gerekli bilgiler de vardır.
Bakayım İnşaallah Avusturalya’da Bu mübarek tasavvuf ehli olan veli kullarının talabeleri olabilir ben araştırayım.
Dualarını beklerim
Avusturalya’ya kucak dolu selamlar.
Sevgilerimle
10 Mart 2009, 22:41 tarihinde.
Tekrar selamün aleyküm
cevabinizi hemen yazdiginiz icin cok Allah razi olsun. Yalniz ben Avustralya degil AVUSTURYA dan yaziyorum :) Almanya ya sinir da kaliyoruz. eger buralardan tanidiklariniz varsa benim icin cok iyi olur en azindan yazisabilmek icin.
Allah a emanet olun Allah emeklerinizin karsiligini hem bu dünyada hem ahirette verir insallah.
10 Mart 2009, 23:06 tarihinde.
Sübhanallah Ben de yanılmışım Gerçi az evvel de Dünya haritasında siteme baktım orada gelenlerin memleketleri ini gösteren harita vardır Gerçi avusturya’yı gösteren ışık yanmıştı ama ben Hep Avusturalyayıa bakıp duruyordum. (Siteme hangi ülkeden gelenler varsa sayaç altındaki rakam yazan yeri tıklayınca dünya haritasının üstü orada gelenlerin memleketleri görünür)
Neyse sağlık olsun.
Kurban mutlaka vardır
İnşaallah sana en yakın zamanda haber veririm. İnşaallah
Gerçi ablam Almanyada kalıyorlar.
ve de blogtan bazı kardeşlrimiz de ALMANYA DA VARDIR. Her sene en az bir iki sefer Muhammed Muta’ hazretleri (k.s.)Almanya’ya gelir avrupanın bazı şehirlerini dolaşır irşad eder.
HAYDİ HAYIRLISI
Allah seni ve aileni muhafaza eylesin. Amin.
Kurban sana şunu söyliyeyim ki Bu Mubarek Allah velileri herkese kısmet olmaz Ama sen şanslı bir kardeşimizsin ki bu Allah velilerini keşfetmişsin SENİ KUTLARIM.
Dualarınız gelsin…
Sevgilrimle…
15 Mart 2009, 00:18 tarihinde.
değerli büyüğüm sitende ve yazılarında değindiğin konular çok güzel insanlığa faydalı bilgiler sunan tüm kullarından rabbim razı olsun saadatlar hakkında yazdıklarında çok rabbim önce allah ve peygamber yolunda sonra bu mübarek insanlaın ışığından gitmek nasip etsin uzun zamandır uğrayamıyordum kusura bakma fuad amca en emine amanetsiniz herşey gönlünüzce olsun inşallah
12 Temmuz 2009, 00:25 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Muhammedi;
Evet senin dediklerin çok çok doğru.
Allah senden ve ailenden ebedden razı olsun. Amin..
Çok doğru bir söz söylediniz Bu Mübarek veli kullar Allah’ın sevgili veli kulları Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın yoluna ÇOK DİKKAT ederek yürütüyorlar.
Mesele Haznevi ailesi için söyliyeyim, BU TAM 90 YILDIR Allah yolunu harfiyyen takib ediyorlar ve Onun içinde bu güne kadar muvaffak olmuşlardır. Din için çok hizmetler yapmışlar ve Müslümanları irşada davet ediyorlar…
Peki bu kadar yıldır bu yolu takip ederek yürütüyorlar niçin muvaffak oldular Bunun üç sebebi vardır
1-Sırf Allah rızasını gözetmek;
2-Siyaset ile uğraşmamak;
3-Hiç kimseden mal ve para tolamamak
AlLLAH Bizleri ve sizleri Bu mübarak veli zatlar hürmetine Günahlarımızı aff eylesin. Amin…
Sevgili kardeşim dualarınız beklerim.
Ailene de selamlarımı lütfen ilet onlar da bu fakir ve günahkar kardeşine dua etsinler.
Sevgilerimle…
13 Temmuz 2009, 02:12 tarihinde.
sevgili fuat amca,
yeğeniniz saygı ve sevgilerini bırakıyor,
allah do-ualarımızı kabul etsin inşallah,
ailenize de selamlar.
13 Temmuz 2009, 06:42 tarihinde.
Sevgili ama çok sevgili canım yeğenim..Lotuse
Kurban asıl sen bizlere dua et. Çünkü senin duaların daha makbuldur. Musibetlere uğrayanların kalbleri (ziz) ince olur, her zaman ürpertilerle dolu olur. İşte bu zamanlarda bu fakir amcana dua et. Hele ailesine daha çok dua et.
Allah (c.c.) seni aziz eylesin. Amin… Kalbınde ne varsa SIHHATLI bir şekilde Yüce Rabbim hasıl ayşesin. Amin.
Yazına gelince…
İşte bundan dolayıdır ki insanlar birbirlerinden mefret ediyorlar. Bibirlerini aldatıyorlar.
Çünkü YANLIŞ adres var.
Yanlış bahçede açmış olan gül gibi
adres yanlış olunca da menziline de varamıyor insan.
Haydi hayırlısı…
Sevgilerimle..
14 Temmuz 2009, 11:39 tarihinde.
allah sizlerden razı olsun mücahid kardeslerim coook duaya ihtiyacım var dua ile
14 Temmuz 2009, 15:34 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Bahranur;
Kurban Asıl sen bizlere dua et.
Yüce Rabbim senin ne muradın varsa hasıl eylesin. Amin.
Tekrar siteme geldiğin için teşekkürler.
Dualarını beklerim.
Sevgilerimle…
05 Ağustos 2009, 17:37 tarihinde.
selamün aleyküm hayırlı kandiller fuad abi dualarından dolayı cok tesekkur ederim bu mübarek günde yine dualarınızı bekliyoruz ailece. izninle bişe sorucaktım benim anne tarafı suriyede orada hafızlığa devam etmek istiyorum acaba haznevi cemaatinin suriye(şam) de kursları varmı öğrene bilirmiyim rabbim yolunuzu acık etsin bizlerede sizin gibi yolunun yolcuları olmayı nasip etsin şimdiden teşekkür ederim dua ile
05 Ağustos 2009, 23:10 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Bahranur;
Kurban inşaallah araştıracağım
Bakalım En kısa zamanda sana haber vereceğim İnşaallah
Duların kabul edildiği bu mübarek gece de bu fakir ve günahkar kardeşine dua et.
Allah senden de ve ailendende EBEDEN razı olsun.
Amin..
03 Eylül 2009, 18:31 tarihinde.
Fuad amca nasilsin insallah sihhatine kavusmussur. Bizlere verdigin bu güzel bilgilerden dolayi Allah´ü Teala sizlerden razi olsun bütün ümmeti Muhammede cennetini versin amin..
Dualarinizi beklerim ailenize selamlarimi iletin lütfen
03 Eylül 2009, 20:40 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Aişe;
Kurban Asıl Allah (c.c.) senden ve aielenden ebedden razı olsun. Amin..
Evet..
Kurban Şah-ı Hazne ve evladlarının himmeti çoktur. Allah bizleri onların yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin Amin…
Bir ara Şeyh Muhammed Alaaddin Haznevi hazretleri (k.s.) Nurşine Muhterem babaları’nın mubarek murşitlerin markadlarını ziyarete gidiyor Orada büyük bir terbiye ve edeble markadı ziyaret ettikten sonra da O zaman hayatta bulunan Hazret (k.s.) ın torunlarını ziyarete gidiyor ve Onlar otur demeden de oturmuyordu . O zaman da Hazret ve seyda (r.anhüm) torunları bir dava için bir yere giderler ve İKİ büyük aileleri barıştırmak için Muhammed Alaaddin Haznevi (k.s.) ı da beraberinde götürürler.
Her ne hikmetse Bu mubarek zatlar ne kadar bu aileyi barıştırmak istemişlerse de bir aile onların dinlememiş. Bir iki gün o sulh davası için uğraşmışlar. Ama netice alamamışlar.
Tam da sulh ümidlerini kesecekleri zaman iki ailenin belirli insanları hazır oldukları halde Seyda gilin torunu (k.s.) Muhammed Alaadın Haznevi hazretlerine bakarak;
-”Alaaddin sen hiç konuşmuyorsun bu sulhu galiba yapamayacağız sen ne diyorsun sen de konuş sana izin veriyorum.” dedi
Alaaddin haznevi (k.s.) ;
-”Kurban madenki bana konuşma izni verdiniz ben de musadenizle bir iki kelime söyliyeyim.” dedi
Sonra oradakilere hitaben;
-”Şayet Hazretgil ve Seyda Tağı hazretleri (r.anhüm) ailesinden bir küçük çocuk bizim memleketimizde ağzını açıp bu böyle olacak dese kesin kes bizler ve bizim yöremizdeki insanlar ağzını dahı açmadan ‘EMREDERSİNİZ’ Derler. Ben de şaşırıp kaldım nasıl sizler gibi mubarek zatların sözlerini dinlemiyor sizleri kırıyorlar.” dedi
Orada inatlaşan ailenin reisi hemen söze mudahale ett;
-”Ben de senin inadına bu sulhu onaylıyorum .” dedi
Ve barışma oldu
Sonra yolda gelirken Seyda (k.s.) torunlarından birisi Alaadin Haznevi hazretlerine bakıp;
-”Alaaddin sen niçin daha evvel konuşmadın ki Hemen sulhumuzu yapmış çoktan beri evimize dönmüştük.” dedi
Alaaddin Haznevi hazretleri (k.s.);
-”Kurban siz bana konuşma izni vermeden ben nasıl konuşurum.” dedi.
SONRA O MUBAREK ZAT ALAADDİN HAZNEVİ HAZRETLERİNE ;
-”Alaaddin senin makamın birazcık yüksektir.” dedi.
Alaaddin haznevi hazretleri ağlamaklı bir sesle;
-”Kurban seyda ve Hazret (r.anhüm) ın çocuklarının ‘BİRAZCİK’ kelimeleri BENİM YANIMDA DÜNYA KADAR BÜYÜKTÜR.” dedi.
Bir ara Seyda-i Tağı hazretlerinin (r.a.) torunları Hac’dan dönmüşlerdi Ve Telma’rufa uğramışlar.
Alaaddin Haznevi hazretleri Caminin avlusunda EN AZ 5 BİN MÜRİD VARKEN Mubarek sarığını çıkarıp;
-”Allah’a hamd olsun ki Seyda-i Tağı Hazretleri (k.s.) nin torunları bana misafır oldular Resulullah (Sallallahau aleyhi ve Sellem) a selat ve selam olsun” dedi.
ÖNLERİNE ÇIKIP MUBAREK ELLERİNİ ÖPTÜ. Sonra da ta Nurşine kadar onlara kılavız verdi. ve yolda da olan olayları uzun olduğu için sizleri rahatsız etmekten korktuğum için anlatmayayım.
Evet…
İşte Şah-i Hazne ve çocukları böyle.
Allah bizleri ve sizleri bu mübarek zatların hürmetine aff eylesin. Amin.
Sevgilerimle…
03 Eylül 2009, 22:05 tarihinde.
Sevgili Fuad amca rahatsiz etmek ne demek siz anlatinki bizde o mübarek Zatlari daha yakindan taniyabilelim. O Mübareklerde olan edebin zerresi bizde olsa heralde biraz farkli olurduk. Rabbim onlarin makamlarin yüceltsin.
Selamlar
04 Eylül 2009, 00:09 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Aişe;
Evet kurban Allah bizleri Şah-i Hazne ile evladlarının (Muhammed ma’süm, Muhammed Alaaddin, Muhammed İzzeddin, Muhamed El Haznevi ve Muhammed Muta’ hazretleri (Radiyalah-u anhüm) Makamını artırsın. Amin.
İnşaallah Kurban elimizden gelidği kadar Bu zatlardan gördüğümüz edeb ve terbiyeyi kalemizin yazabildiği kadar onların menkıbelerini yazmaya çalışacağız
Daha evvel de söyledim. Tasavvuf ehlinden İki şah çıkmış Biri Mübarek zat olan Şah-i Nakşibend (Muhammed bahaaddin Burhari) Diğeri de Şah-i Hazne (şeyh Ahmed el-Haznevidir)
Bu da hiç kimseye nasib olmayan bir Allah vergisidir.
Şeyh Aziz-i Debağ hazretleri (k.s.) ilginç bir hikayesi vardır.
Şeyh Aziz-i Debağ hazretleri (k.s.) ile bir kaç arkadaşı ile beraber bir mürşidin yamnına giderler ve orada talebelik hayatına başlarlar. Çok kısa bir zamanda büyük makamlara varırlar. Aradan kısa bir zaman geçer Mürşidleri vefat eder. Arkadaşları ilimlerini bitirdikleri için oradan ayrılırlar;
Şeyh Aziz-i Debağ hazretleri (k.s.) kendi kendine şöyle der;
-”Benim mürşidim vefat etti ve arkasından dül bir hanım ile bir kaç yetim çocuk bıraktı. Ben bundan sonra nereye gideceğim ki en iyisi bu yetimlere ve dul hanım anneme hizmet edeyim de aldığım ilim bana yeter sadece bu mürşidimin çocuklarını yetiştireyim onlarla ilgileneyim Bu da benim vefadarlık borcum olsun.” dedi
Aradan uzun zaman geçti Murşidinin hanımının ve yetim çocuklarının iaşesini tedarık etmek için gece gündüz çalıştı ve onları buluğ çağına kadar erişmelerine vesile oldu.
Sonra bir gün kendi kendine;
-”Elhamdülıllah benim mürşidimin hanımı ile çocukları gereken ilmi aldılar ve kendi iaşelerini artık kendileri tedarik etmeye başladılar ben de vefadarlık görevimi yaptım Artık ben de başka yere gideym.” dedi
Ve Mürşidinin merkadına gidip vedalaşmak istedi;
Murşidinin merkadına gidince Mürşidinin ruhaniyeti o’na zahir olup kendisine Halifelik makamını verdi Bundan dolayı da ÜVEYSİ oldu Peki üveysi ne demek;
Üveysi;
Mürşidi sağ iken değil de vefat ettikten sonra onun ruhaniyetinden feyz alıp makama erişen kimselere denir. Bu makam da herkese nasib olmaz. Çünkü tasavvuf’ta çok yüce bir makamdır
İşte onun için Bu zati muterem Üveysi oldu.Çağımızdan Bir örnek daha verirsek
Bediüzzaman hazretleri (k.s.) gibi Üstad Bediüzzaman hazretleri (k.s.) de İmâm-i Rabbanı hazretleri (k.s.) nin ruhaniyetinden feyz aldığı için Bu zat-i mühterem de ÜVEYSİ makamını almıştır.
Evet Sevgili canım kardeşim. Sıhatımla ilgilendiğiniz için Allah ve Resulu senden ve ailenden ebedden razı olsun. Elhamdulıllah ayağa kalkabiliyorum Elhamdulıllah Allah bizleri daha büyük müsibetlerden muhafaza eylesin Yüce Rabbim bizlere ve sizlere İman ve sıhhat ve afiyet ihsan eylesin. Amin…
Sevgilerimle…
Dualarınız beklerim.
Sevgilerimle
04 Ekim 2009, 22:58 tarihinde.
allahrazıolsun
04 Ekim 2009, 23:12 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Barış;
Kurban Allah senden de razı olsun. Amin.
Dualarınızı beklerim.
Sevgilerimle…
17 Ekim 2009, 06:11 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim alikonya;
Kurban Senin samimiyetine can-ü gönülden katılıyor ve sana da inaniyorum bu böyle biline
Benim gayem kimsenin ne giybetini yapmak ne de tartışmalar girmektir. Sen benim gibi durumunu açıkladıktan ve sana da hüznü zanım yüksek olduğundan ben bu sağlam ve hakiki bilgileri veriyorum. BİR BAKIMA DOĞRU BİLGİLERİ VERMEK DA BİR MÜSLÜMANIN GÖREVİDİR.
Yoksa benim amacım başka insanları giybet yapmak ediğidir. Çünkü Allah korusun gıybet çok tehlikeli bir şeydir. Zaten zar zor birkaç sevabımız var Onları da heba etmeyelim. Değil mi?
Çünkü gıybet kul hakkına girer GIYBET EDİLEN HAKKINI HELAL ETMEDİKÇE DE ALLAH DA AFF ETMEZ.
Yukarıdaki bilgileri verdikten ve de amacımı belirtikten sonra derim ki senin de isabet buyurduğun gibi Mola ahmed müfti ile Mola Ahmed Hüseyni İSİM BENZERLİĞİNDEN KAYNAKLANAN BİR HATADIR.
Evet…
Diğer sorularınıza gelince de cevablamakta pek yarar göremiyorum. Gerçi senin samimiyetine canu gönülden inanıyorum ama bu sitemne gelen herkes bu yorumları okur bazıları değil bir satır için bir kelime için uzun uzadiye tartışmaya girer tabiî ki bilmeden sorup sorşturmadan Çünkü soru ve cevaplar arkasından daha bir çok soru ve cevabları getirir. Dolayısıyla da bakarsın kendimizi gıybet ve hakaratlar arasında görürüz.En iyisi bunlarla iktifa edelim.
Çünkü ben de senin vesilenle bir hayır kazandım.
Peki bu hayrin Nedir biliyor musun?
Aslında daha çok doğru bilgiler verecektim ama senin işaretinle söylediğin siteye gittim. İNAN Kİ BEN DE DEHŞETE DÜŞTÜM. Çünkü öyle yanlış ve hamasa dolu sözler varki insan ister istemez dehşete düşüyor.(Bu soruların ve cevapların bırakın tasavvufla ilgisi olsun inan ki insanlıkla ilgisi yok)
Tabiî ki siz bana bu siteyi vermeseydiniz ve bende vesilenizla oraya girmeseydin. Bunları görmezdim. Daha güzel ve hakiki bilgileri anlatırdım.
Ama o sitede şunu gördüm ki;
Bazılarının kalbleri kör olduğu gibi gözleri kör olmuş kalb gözleri zaten yok ve ha bire dedikodu yapıyorlar İnsanları bırakın tasavvuftan Haşa İslamiyetten de soğutuyorlar İŞİN ACI TARAFI BİLMEDEN KONUŞUYORLAR. Ağızlarına ne gelirse doğru yanlış söyliyorlar.
Yazık hemde çok yazık…
Evet…Sevgili kardeşim…
Bu da bir musibettir.
Elin Gavuru neler peşinde koşuyor biz neler peşinde koşuyoruz. Hani diyoruz ya Misyonerler İslam diyarını şöyle yapıyorlar böyle yapıyorlar diye değil mi?
Aslına bakarsan Allah korusun biz onların yerine İslamiyete darbe vuruyoruz. Bu misyonerler yerlerinde rahat rahat otursunlar Ah… Ah… Ah…
Heyhat… Heyhat ki ne Heyhat…
Kurban senin bana verdiğin site’yi iznin olursa ben senin yorumundan çıkarayım. Buna musaade ediyor musun?
Çünkü bu internet alemi’ne her yerden gelenler var iyisi kötüsü.
Müslümanı var Hiristiyanı
Veya Sadece İslami lekelemek için bahane arayanlar…
Barı biz o site’ye girdik üzüldük o siteye başkaları girmesin de Onlar da üzülmesin veya aksıda olabilir İSLAMİYET DÜŞMANLARI SEVİNMESİNLER.
Son olarak sana şunu söyleyebilirim ki
Hilafet makamı çok kutsal bir makamdır. Bu makam sadece ve sadece Tasavvuf ehli olanlar oturabilir.
Son olarak da senin bana yazdığın yorumun son kısmı ile ilgilidir galiba derdimizi anlatamadık çünkü bazen insan içindekini bir türlü aksetettiremiyor söylemek istediğini yazıya ve karşındakine tam olarak aktaramiyor yanı becerisi yoktur Galibe ben de beceriksizin biriyim
Senin söylediğin 10- Son olarak; açıkçası yorumunu okuyunca biraz şok geçirdim. Çünkü benim Şahı Haznenin evlatları ve torunlarına itimadım çoktur. Kendimden çok onlara güvenirim ve nefsani hareket etmediklerine hüsnü zannım vardır. Tüm bu tartışmalar beni çok üzmekte ve şaşırtmaktadır. Nasıl sizler Hazretgilde böyle olaylar olursa üzülürseniz, diğerleri de üzülürler.
İşte bu yazımı müsaade edersen açıklayayım.
Kurban hilafet makamı çok büyük bir yoldur. Şayet Benim siteme girip de eski yazılarımı okursanız ne demek istediğimi daha çok anlarsınız
Kısaca şunu söyleyebilirim;
Hiafet makamında işin ehlini bilen ve bunu hak eden bir kişi oturur değil mi?
Şayet öyle olmazsaydı Hülafe-i Raşidin devam etmezdi.
Orada da nasıl İslam’ın içine NİFAK soktularsa da Maalesef bu gün de aynı nifakı başkaları (ve ne yazık ki ben tam müslümanım diyenler tabiî ki kendilerince) sokuyor. Allah bizleri ıslah eylesin.
Haznevi tarikatı öyle köklü bir tarikat ki İnşallah bu fitneyi yapanlar İnşallah başarılı olmazlar.
Yüce Rabim (c.c.) den hem ÜMİDİM hem de UMUDUM budur.
Bilinmeyen öyle gerçekler varki veya görüp de gözleri kör olanlar o kadar çok kişi varki
Son olarak Allah bizleri de onları HAK YOLDA ISLAH eylesin. Amin.
Hakkını helal et.
Dualarını beklerim.
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Bu mübarek tasavvuf ehli sevgili kullarının yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin…
Sevgilerimle…
18 Ekim 2009, 01:35 tarihinde.
selamün aleyküm fuad abi.
***Kurban senin bana verdiğin site’yi iznin olursa ben senin yorumundan çıkarayım. Buna musaade ediyor musun?***
Estağfirullah! Müsade ne demek? Kurban nasıl uygun görüyorsan öyle yap. Aslında, benim o sitenin adını vermem başkaları için sakınca doğurabilecek bir durumdur. Çünkü yazılanlar bu yolları bilmeyen ve mübarekleri tanımayan insanların kafasında olumsuz düşünceler bırakabilir. Bu sebeple o sitenin ismini çıkarman çok münasip olmuş.
***Tabiî ki siz bana bu siteyi vermeseydiniz ve bende vesilenizla oraya girmeseydin. Bunları görmezdim. Daha güzel ve hakiki bilgileri anlatırdım.***
Suat abi! Lütfen bizi Sadatlar hakkında anlatacağın güzel menkıbe ve olaylardan mahrum etme.
***Son olarak da senin bana yazdığın yorumun son kısmı ile ilgilidir galiba derdimizi anlatamadık çünkü bazen insan içindekini bir türlü aksetettiremiyor söylemek istediğini yazıya ve karşındakine tam olarak aktaramiyor yanı becerisi yoktur Galibe ben de beceriksizin biriyim***
Estağfirullah! Kurban sen de aktarma becerisi değil, biz de anlama becerisi yok. Beni üzen tartışmalardan kastım geneldi. Yani o malum sitedekiler, diğer olaylar v.b.
Şimdiye kadar sizi sıkmamışımdır umarım. Allaha (c.c) emanet olun. Güzel bilgilerinizi beklerim.
18 Ekim 2009, 22:50 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim alikonya
Gerçi seni biraz rahatsız edeceğim şimdiden Hakkınızı HELAL edin.
Kurban sizlerin de bildiği gibi Tasavvuf kolay bir iş değildir.Tasavvufun köküne baktığımız zaman daha da çok önem arzedilir.
Bilindiği üzere tasavvuf Allah (c.c.) tarafından Cebrail Aleyhis selam vasitasıyla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a O’da Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddık (r.a.) a, sonra Selman-ı Farisi (r.a.)… ve mübarek zatlarla devam ederek günümüze gelmiştir. (Gerçi buna karşı olanlar da vardır tabiî ki yanlıştırlar.)
Tabiî ki her zaman ve devirde Tasavvuf alimleri bulunur. Ama bir farkla Kimi nasibini az alır kimi çok alır. Bu da Allah’ın ni’metidir.
Bunu daha da açıklığa kavuşturmak için bir kıssayı anlatayım;
Bizim yörede tasavvuf ehli ve ayni zamanda derin bir âlim olan zat şöyle anlatır;
-“Benim babam çok derin bir âlimdi. Söz bir gün Ahmed el Haznevi (k.s.) den açıldı Bana şöyle söyledi.
–“Bizlere duaların kabul olunduğu falan gece de bizlere duâ etmemiz için işaretler zühur olundu. Hepimiz O gece Bu Büyük ni’metin bizlere verilmesi için Yüce Rabbımıza ellerimizi açtık. Ama Yüce Rabbimiz içimizden Ahmed-i Berivani (Ahmed el Haznevi) (k.s.) yi seçti O’nun içindir ki O da ‘Şah’ oldu.”
Burada MÜHHİM bir noktayı dikkatlarınıza çekmek istiyorum. Bunu kıssayı söyleyen RAHMETLİ BABASINDAN NAKL EDEN Mübarek zat (Belki bu yazımı Bizim yöreden olan insanlar da okur diye) Molla Halil-i Serdefi (k.s.) idi.
İşin garip (Tabiî ki hakiki tasavvuf’u bilmeyenler benim gibi insanlara söyliyorum) tarafı da Bu mübarek zat; Nakşibendi tarikatına mensub ama Şah-i Hazne (k.s.) ya bağlı değildi. Bizim yöredeki SEYDA lakabiyle Meşhur ŞEYH SEYDA hazretleri (k.s.) inin halifelerindendi.
Yani demek istediğim şudur ki;
Bu zat-i mühterem Şah-i Hazne (k.s.) ye bağlı olmamasına rağmen Başka bir üstadının Kerametlerini dürüst ve doğru olarak nakledebiliyor.
İşte bunda ders almak lazım.
Bu satırları karaladıktan sonra da asıl mevzuya geçeyim. Şah-i Hazne (k.s.) nın yukarıda bahsettim gibi 13 Halifeleri vardı. Bu halifelerden Ölünceye kadar Bu dergaha sadık olanlar olduğu gibi, Nefislerine uyup da ayrılanlar da olmuştur. Onun için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in ‘Allahumma ahsin akibetine Fil umuri küllihe’ buyurmuştur.
Allah bizleri ve sizleri ve bütün Müslümanları Kötü akibetten muhafaza eylesin. Amin.
Bizlerde bu aile’ye bir talabe olarak (gerçi ne kadar talabe olabilmişsem ki o da meçhul) HANI NASIL DERLER KARINCA KARARINCA Bu aile içerisinde bulunduğum için bazı olaylara şahid olduğumuz ve görmüşlüğümüz da vardır.Tabiki bunlardan bazılarını söylememiz uygun olmaz.
Ama maalesef gözleri görmeyenler ve aşırı derecede bu Tasavvuf yoluna katılanlar olduğu gibi SIRF KALBLERİNİN ISLAHI İÇİN katılanlar da çoktur.
Peki Ya Tasavvuf nedir?
Gerçi hepinizin de bildiği gibi Tasavvuf kısaca;
TASAVVUF, RESULULLAH (A.S.V.) İN İZİNDE BULUNMAK, O’NUN GÖSTERDİĞİ YOLDAN AYRILMAMAKTIR.
Yani Tasavvuf kısaca budur.
Bunu daha da açarsak ve yukarıda da bahsettim gibi Tasavvufun nereden geldiğini dikkat’a alırsak Sözlerimi Aşağıdaki İslam âlimleri ansiklopedisinde kısa olarak geçen bir yazıyla son vermek istiyorum;
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Görülecek mes’ele hususunda, önce bu ikisi (Ebû Bekir ve Ömer Radiyallahu anhüm) nin rey’ini, görüşünü sorar, sonra da diğer sahabilerin (r.anhum) görüşlerine yer verirdi.
Çünkü Hazreti Ebû Bekir (r.a.) in ilmi o kadar yüksekti ki, Eshab-i Kiram (r.anhum) in en yükseklerinden olan Hazreti Ömer (r.a.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in Hazreti Ebû Bekir (r.a.) seviyesinde anlattığı şeyleri anlayamazdı.
Hazreti Ömer (r.a.) birgün geçerken, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) in Eb’u Bekir Sıddık (r.a.) a bir şey anlattığını gördü. Yanlarına gidip dinledi. Sonra, başkaları da, gördü ise de, gelip dinlemeye çekindiler.
Ertesi gün, Ömer (r.a.) i görünce;
-“Ya Ömer (r.a.) Resulullah (a.s.v.) dün size bir şey anlatıyordu. Bize de söyle, öğrenelim.” Dediler.
Çünkü daima;
-“Benden duyduklarınızı, din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirlerinize duyurunuz!” Buyururyordu.
Hazreti Ömer (r.a.);
-“Dün Ebû Bekir (r.a.) Kur’an-i Kerim’den anlıyamadığım bir ayetin manasını sormuş, Resulullah (a.s.v.) onu anlatıyordu. Bir saat dinledim, Bir şey anlıyamadım.” Dedi.
Çünkü Ebû Bekir (r.a.) in yüksek derecesine göre anlatıyordu.
Hazreti Ebû Bekir (r.a.), tasavvuf iliminin bütün yüksek marifetlerine kavuşmuştu.
Resulullah (a.s.v.) ın kalbine akıtılan feyizlerin, marifetlerin hepsi O’na da verilmişti. Resulullah (a.s.v.) tan sonra Allah-u Teâlâ’yı en iyi tanıyan ve en çok ibadet eden O’dur.
TASAVVUF, RESULULLAH (A.S.V.) İN İZİNDE BULUNMAK, O’NUN GÖSTERDİĞİ YOLDAN AYRILMAMAKTIR. İnsanların yaratılışları ayrı ayrı olduğu için TASAVVUF Yoları da ayrılmıştır.
Bu ümmetin sonra gelen evliyası, Resulullah (a.s.v.) tan gelen feyizlere, nurlara iki yoldan kavuşmuştur. Birisi nübüvvet yolu, diğeri de vilayet yoludur.
Müslümanlar, nübüvvet yolunun bütün marifetlerine, Hazreti Ebû Bekir (r.a.) VASİTESİ İLE KAVUŞMUŞLARDIR. Eshab-i Kiram (r.anhum) in hepsi, Allah-u teâlâ’ya bu yoldan kavuştular.
Dualarını beklerim.
Sevgilerimle..
19 Ekim 2009, 02:12 tarihinde.
selamün aleyküm fuad abi. Müsadenle denizden bir damla da olsa Sadatı Kiramın güzelliklerinden bahsedelim. Sohbet olsun, bereketlenelim. İşte birkaç mekıbe…
Gavsi Hizani (k.s.) vefat ederken halifesi Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) çağırdı ve ona bir vasiyette bulundu dedi ki: Ben gidiyorum Ahmet Berive isminde birine rastlarsan benden selam söyle, bize dua etsin. Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) hayatı boyunca Şeyhinin bu vasiyetini yerine getirmek icin gözünü açtı fakat Berive isimli bir zatı bulamadı. O da vefat ederken halifesi Şeyh Fethullah (k.s.)ı yanına çağırdı bu emaneti ona devretti. Dedi ki: Şeyhimin bana bir vasiyeti vardı ben onu yerine getiremedim o vasiyeti sana devrediyorum Ahmet Berive isimli bir zatı görürsen ona Şeyhimin ve benim selamımı söyle, bizlere dua etsin. Şeyh Fethullah (k.s.) bu emaneti yerine getirmek için uğraştı ama öyle bir zata o da rastlayamadı. O da vefat ederken halifesi Şeyhinin oğlu Şeyh Muhammed Diyaüddin (k.s.) e aynı emaneti devretti. Dedi ki: Gavsın selamı var, Seyda Tahi’nin selamı var, Seyh Fethullah olarak benim de selamım var, Ahmet Berive’yi bulursan bu selamları ona ilet ve bizlere dua etmesini talep et. Bir gün atının üstünde giderken, karşıdan gelen iki tane genç gördü . Gençlere selam verdi onlarda selamı aldı, tanışalım dediler.Gençlerin birisi adını söyledi, sıra diğerine gelince ben de Ahmet Beriveyim dedi. Hazret atından indi seni arıyoruz genç dedi. Dedi: Ey genç! Gavsı Hizani’nin selamı var, Seyda Tahi’nin sana selamı var, Şeyhim Fethullah’ın sana selamı var. Onlar senden dua istiyor ama onların yanında bana da dua et Genç dedi ki: o dediğin zatlar kim ben kim, onlara dua etmek? Hazret dedi ki: Sen orasını karıştırma selamları al ve dua et Genç ve aleykum selam dedi ve ellerini açtı emri yerini getirdi. Ondan sonra Hazret tut elimi dedi Yarabbi! Ben pişmanın… diye Sadat-ı Nakşibendiyye’nin tevbesini verdi. Onu kendine mürit kabul etti.Terbiyesine aldı ve yetiştirdi.Ve daha sonra Hazretin halifesi olarak Sadatin nisbetini Hazne şehrine götürdü ve irşada orda devam etti.
Şeyh Ahmed Haznevi (k.s) Şeyhinin huylarını huy edinmeye, onun hareket ve davranışlarını örnek edinmeye çok önem verirdi. Öyle ki, çoğu kere sağ kolunu cübbesinden çıkarır, mescide ve başka yerlere öyle giderdi. Çünkü Şeyhi (Hazret) Rus savaşları sırasında yaralanarak sağ kolunu kaybettiği için, son yıllarda, hep böyle gezerdi.
Şeyhinin tüm sohbetlerini ezberlemişti. Üstelik o sohbetlerin yapıldığı yerleri, o sırada şeyhin irşad için hangi köyde bulunduğunu, kendilerini ağırlayan ev sahibinin kim olduğunu, şeyhi ile birlikte iken ne gibi olaylar geçtiğini olduğu gibi hatırlardı. Öyle ki, bunları anlatırken kendisini dinleyenler, önünde duran yazılı bir metin olduğunu sanırlardı.
Şeyhin aile mensuplarına karşı o kadar saygılı, onların haklarına karşı o kadar riayetkar idi ki, bu konudaki bütün gördüklerimi anlatsam (Şeyh Alaaddin anlatıyor) söylediklerime inanılmaz diye korkuyorum. Mesela Üstad Molla Abdülbaki’nin kızı ile evlenişinden ölümüne kadar ondan ne içecek su istemiş, ne seccadesini hazırlamasını emretmiş ne ona bir kere bile olsun «lambayı yak» veya «çorba hazırla» demiştir.Tam tersine eşine kendisi hizmet ederdi. Üstelik eşi çok iyi bir aile terbiyesi ile yetiştiği, iyi ahlaklı ve mütevazi olduğu için kocasının kendisine hizmet etmesini istemez, bu iltifat kendisine fevkalâde ağır gelirdi. Bu durumu izah ederken de «Saide’yi eşimdir diye değil, Üstadımızın torunudur diye seviyor, ayrıca ulu Allah bize Üstadımızın torunundan Abdülgani adında bir evlad nasib ettiği için iftihar ediyoruz» derdi.
Mektubatında buyurdu ki: Ey kardeşim! Yanımıza gel! İnşaallah gelmenizin büyük bir faydası olacaktır. Bazı olgun zatlar, demişler ki: Kişi yeryüzünü ilimden doldurup da, onu tasavvuf ehlinin silsilesine ulaştıracak bir mürşidi olmadığını gördüğünüzde, kendisi akim (kısır) kişi gibidir. Diğer bir rivayete göre, çocuk doğurmayan kısır bir kadın gibidir. Yani kendisi ve ilmi, karısı kısır olan kişiye benzer demektir. Zira ilmi kocasına hiç bir evlad getirmeyip, kısır olan kadın gibi ona hiç bir fayda sağlamaz.
Bazı mürşidler de demişler ki: Mürşidi olmayan kimse, tasavvuf ehli nezdinde lakit (sahipsiz çocuk) diye adlandırılır. Bundan maksat, neseb itibarı ile evliyalardan kesiktir. Kardeşim! Terbiye edilmeden bakımsız olarak kendi kendine yetişmiş ağacın meyvesi yoktur. Şayet olsa da, tatsız olur. Her şeyin bir sebebi olmasının gerektiği, Allah’ın cari bir adetidir. Tenasül, doğma, şeklen, anne ve babasız olmadığı gibi, manevi ilerleme de, eğitimsiz mümkün değildir. İlahi cezbe ve ilhami ilme, yaratılışından kudsi nefis sahibi olmayan kimsenin üzerine tehlikeli ve kurtarıcı haslardan manevi sırların adabı ve muamelelerinden ibaret olan batıni ilmi öğrenmesi farz-ı ayndır. Eğitimsiz manevi makama yetişenler pek azdır. Dinin hükümleri ancak, galibiyet ve ekseriyet teşkil eden kaideler üzerine kurulur. Kişi hadd-i zatında ne gibi bir ilim öğrense öğrensin zahir ilmin öğrenmesi, onu batıni ilmin istifadesine ulaştırmaz.
Şeyh Abdulgani, Şeyh Selahaddin’e (Kızıltepe) (Şeyh Abdurrezzakın oğlu)sormuş “kurban Seyda duada ellerini nasıl açardı” sorusuna Şeyh Selahaddin göstererek “işte böyle yapıyordu” dedi. Bunun üzerine Şah-ı Haznenin oğlu Şeyh Abdulgani dedi ki “bundan sonra biz de öyle yapacağız. Zira Şeyh Abdurrezzak Şeyh Ahmed gibi yapar, bizim de öyle yapmamız gerekir” dedi.
Seyyid Muhammed Raşid (k.s)un halifelik emri gelince Seyyid Abdülhakim Hz.leri Seyda Hz.lerini Ahmed Haznevi Hz.lerinin oğlu Şeyh Alaaddin‘in yanına götürdü. O da Seyda Hz.lerini çok büyük veli, Allah dostu ve erkek olduğunu, halifeliğin Ravza-i Mutahharâda Hz. Rasűlüllah‘ın manevi huzurunda verilmesinin daha uygun olacağını söyledi. Seyyid Abdülhakim Hz.leri de onun emrini yerine getirdi.
Şeyh Alaaddin Haznevinin Tuhfetül Alaiyye isimli eserinde buyrulur ki:
Teslimiyet Şudur; Mürşidin elinde cenazeyi yıkayan kişinin elindeki o cenaze gibi olmak. Her şeyde maksadı; mürşidin emirlerini yerine getirmek olmalı. Yaptığı her şeyde fayda ve zararını düşünmeden yapmalı. Şeyh’in hekim olduğunu bilmeli ve her birini bir şekilde ulaştırdığını kim ne hal üzereyse o hal onun için daha iyi olduğunu bilmeli. Şeyh’in arkadaşlarıyla muamele
etmesine kızmamalı ve neden bana da bu şekilde davranmıyor dememelidir.
İHLÂS ŞUDUR: Mürşidin fenafillah olduğuna inanmak Şeyh’in bütün hal ve hareketleri Allah için olduğuna inanmak, Şeyh’in yaptığı her şey hikmetsiz olmadığına inanmak,bütün Şeyhlerin içinden hidayeti kendi Şeyhinin eliyle olduğuna inanmak ve bilmek, Mürşidi insanlara hangi gözle bakarsa oda o gözle bakması gerekir. Düşünce ve fikri olmaksızın hep şeyhin arkasında
olması gerekir ki Mürşidin sevdiği kişiyi sevmek görünüşte Fasık bile olsa!.. Sevmediğini ise sevmemek, görünüşte o kişi Salih bile olsa’!
Muhabbet: Muhabbet ise şudur : kişi şunu bilmeli nefis, mal, evlat (çocuklar) ve akrabalar hepsi insanı helaka götürür. Sadece Şeyhi onu hidayete erdirir diye itikat etmeli onun yanında Şeyhten daha tatlı ve daha sevimli hiç kimse olmamalı ve onsuz hiç sabretmemeli ve durmamalı’!
Kendim bunlarla amel edemesem de inşallah sizlerin hürmetine Allah bana da nasip etsin. Biraz uzun oldu, ama paylaşmak istedim.
20 Ekim 2009, 00:09 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim alikonya;
Kurban açıkladığınız menkıbeler için teşekkürler ederim.
Ayriyetten de dualarınızı de beklerim.
HAKKINIZI HELAL EDİN.
Sevgilerimle…
11 Aralık 2009, 12:59 tarihinde.
masallh teberekallh okudumda bu tarıkata bole hızmet eden abilerimizi orunce cok sevındım
CENABI ALLAH MUAFFAKIYET VERSIN INSALLH DUA ILE FIEMANILLAH
11 Aralık 2009, 13:24 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Zeynep Gümüş;
Allah bizleri ve sizleri Şah-i Hazne (k.s.) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Tasavvuf güzel ama meşakatlı bir yoldur. Allah bu sevgili veli kullar hatırına bu kötü dünya afet ve belalarından bizleri muhafaza eylesin. Amin.
Dualarınızı beklerim.
Sevgilerimle…
13 Aralık 2009, 17:38 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Suat temiz;
Mektubat-ı ahmet el haznevi hazretleri (k.s.) nın kitabını inşaallah en kısa zamanda sana bulmaya çalışacağım
inşaallah Allah beni sağ bırakırsa sana inşaallah göndereceğim
veya sen neyi merak ediyorsan da O konuda sana meil atabilirim
Dualarını beklerim
Sevgilerimle…
15 Aralık 2009, 00:20 tarihinde.
FUAT ABI RICAM BANADA ŞEYH HZLERININ VARSA VE ZAHMET OLMASA BANA YOLLARMISN DUA ILE
15 Aralık 2009, 00:24 tarihinde.
EGER SENIN SERMAYEN ÖMRÜN İSE ÖMRÜNÜ GAYRİ VACİPLERDE KAYBETME CUNKU GECE VE SABAH ARASINDA BUYUK VE GENIS BIR SAVAS MEYDANLARI VARDIR O MEYDANIN OLAYLARI ACAYİPTİR;BIZE HUCUM EDIYOR BIZI VAKTIMIZI KAYBETMEYE TEŞVİK EDİYOR(ŞEYH MUHAMMED MUTA)……….ZAMAN KILINC GIBIDIR SEN ONU KESMESSEN O SENI KESER!!!!!!!!!!!!DUA ILE
15 Aralık 2009, 01:04 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Zeynebb;
Evet çok doğru bir söz
Malesef Ömrümüz olan bu sermayeyi gene söyliyorum malesef boşa harcıyoruz. Allah bizlere ve sizlere izan versin. Amin. Sermeyamiz olan ömrümüzü boş şeylerle heba etmeden O’nun yolunda harcamayı nasıb eylesin. Amin.
Dualarını beklerim
Sevgilerimle…
15 Aralık 2009, 01:31 tarihinde.
FUAT ABII K.BAKMA EKSIK YAZMISIM FOTOGRAFLARINI RICA ETMISTIM BIDE BANA ONUN ANLATMIS OLDUGU GUZEL KISSA VE MENKIBELRI YOLLARMISN ALLAH RAZI OLSUN DUA ILE
15 Aralık 2009, 06:55 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Zeynebb;
Tamam anladım. İnşaallah en kısa zamanda sana Muhammed Muta’ hazretleri (k.s.) nın fotoğrafları göndereceğim.
Gerekirse de menkıbelerini de göndereceğim. Gerçi Daha Onun hakkında yazılarım devam edecek ama site’mi bir arkadaşım gözden geçiriyor İnşaallah bazı düzenlemeler yaptıktan sonra O’nun hakkındaki menkıbeleri de kaleme alacağım. İnşaallah.
Dualarını beklerim.
Sevgilerimle…
02 Ocak 2010, 00:47 tarihinde.
[...] En çok Okunan 10 YazıŞah-ı Hazne (Ahmed el Haznevi Kuddisesirruh) [...]
17 Ocak 2010, 13:36 tarihinde.
hamd alemlerin rabbi olan allaha salad-u selam onun habibi rasulü muhammed aleyhisselam (s.a.v)in üzerine ali eshaplarına ehlibeytlerine cümle sadat-ı nakşibendilerin ve sizlerin üzerine olsun lahavlavelakuvvetaillabillahil aliyyül azim.bismillahirrahmanirrahim…………….
sevgili fuat abimiz evela selam eder ellerinden öperim başta sana ve bu siteden ister iyi ister kötü ister çirkin ister güzel olsun herne olursa osun yazılarını esirgemeyen kardeşlerimizden allak razı olsun .
nasılsın fuad abi iyimisin…
abi uzun zaman oldu size yazamayalı hakkınızı helal edin fuat bi eyer siz
müsade ederseniz ben her hafta şahi hızna ve sadat-ı nakşibendi hakkında sohbetler yazmak isterim eyer siz uygun görmezseniz başım gümle beraber .
oyüzden size olan saygımdan ötürü adapsızlık olmasın siz bana müsade vermezseniz a bile demem sizin yorumunuzu bekliycem hayırlı günler ellerinizden öperim
17 Ocak 2010, 22:01 tarihinde.
Sevgili canım kardeşim Suat Temiz.
Zaten bu günahkar ve fakır kardeşiniz Şah-i Hazne hakkında bir kitap yazmak niyetinde. Ve bazı karamaları da hazırlamışım.
İnşaallah Şah-i Hazne (k.s.) nin muritlerini tek tek arıyorum ve Sırasıyla Şah-i Hazne, Muhammed Ma’sum, Muhammed Alaaddin, İzzeddin el Haznevi, Muhammed el haznevi ile Muhammed Muta’ el haznevi (Radiyallah-u anhum) hakkında bir araştırmalarım da var.
Şah-i Hazne (k.s.) nin sevenleri temiz muttakkı (benden daha iyi insanlardan menkıbeler kerametler i topluyorum İnşaallah bazı çalışmalarım da vardır ama biliyorsun ki Ben temiz ve sıhhatlı bilgi arkasında bir yerden bir yere gidip gelmekteyim. İlk hedefim Yaşlı ve Şah-i Hazne (k.s.) ve sevgili halifeleri hakkında bazı yazılar ve sıhhatlı bilgiler de topladım. İnşaallah zamanla bunları (Sağ kalırsam) sitemde yer vereceğim
Kurban ben farkındaysan Şah-i Hazne (k.s.) hakkında yorumlar yazan bazı kardeşlerimin uluorta sözleri için yorum yazanları ben yayınlamıyorum
Yanı bu site dedikodu sitesi değildir ben bir yorum yazacağım bir kardeşimiz bu yorumumdan kendine bir pay çıkaracak ve o da cevap niteliğinde bir yorum yazacak ve daha başka kardeşlerimiz de bu yoruma cevab yazacak ve böylece istemeden ve bilmiyerekten bu arada tasavvuf hakkında bilgileri alıp kendi payımıza dersler çıkarmak yerine yorumlara takılıp ha bire birbirimiz hakkında dedikodu yaparak bu kısa ve gafletle geçirdiğimiz günleri daha da gafletler içerisinde geçiriyoruz
Çünkü Şah-i Hazne (k.s.) öylşe değerlidir ki O mübarek zatın ismini ben dedikodu gibi kullanmamaya ahd ettim.
Yanı bu site ye gelenler Şah-i Hazne (k.s.) a Allah-u Teâlâ ne büyük bir kerem ihsan eylemiş ve bugüne kadar onbinlerce alim ve halifeler yetiştirmiş bir mübarek zatın ismini ( haşa ve sümme haşa) dedikodu sözlerle uğraşmak niyetinde değilim ve ben de Şah-i hazne ve ailesi ile sevgili halifeleri hakkında boş söz söyleyenleri veya dedikodu yapan insanların yorumlarını yayınlamıyacağım.
Barı bizler bu mübarek zatların yaşayışları ve menkıbelerini okyup karınca kararınca onların altın değerinde ki sözlerinden yararlanmak olmalı
Çünkü Şah-i Hazne (k.s.) gibi zamanımızda Onun gibi değerli bir Müceddid gelmemiştir.
Allah senden de ailenden de ebedden razı olsun.
Dualarını beklerim.
Sevgilerimle..
08 Mart 2010, 17:44 tarihinde.
gönderdiğimiz yorumlar niçin yayınlanmıyor
23 Mart 2010, 18:32 tarihinde.
Kardeşim bilvanıslı;
bazı yorunları yayınlarım ve bazı yorumları da yayınlamam …Bu da benim en tabii hakkım. Çünkü Bu site benim sorumluluğum altındadır… Aynı zamnanda bu sorumluluğum Bu mübarek zatla hakkında olunca BİN SEFER düşünürüm…
Sebebine gelince de açıklamak mecburiyetinde değilim. Ama senin samimi niyetine inandığım için sana kısa bir açıklama yapayım…
Bu site diğer siteler gibi dedikodu yapan ve her gelen kişin bazı yorumlarına cevap verecek de değilim çünkü Silsile-i aliye o kadar şerefli bir tarıkdır ki bazı sönük karalamalara meydan vermemek için bu özelliği titizlikle koruyorum..
Senin daha öncede yazıdığım yoruma gelince de her yoruma cevab verilemez ki …
Çünkü herkes gelip o yorumu okuyup ve kendi kafasına göre cevab ve yorum yazarak insanların gıybetini yaparak zaman geçirir…
Bu da dinimize ters düşen bir harakettir
Yanı ne gıybet edeceğiz be de GIYBET ETMEYE SEBEP VERECEĞİZ…
Sadece şunu söylemek istiyorum…
Sen hakikatten bilgi sahibi mı olmak istiyosan sana cevap yazayım ama öylesine soruyorsan o zaman da benin ne sana ne de bir başkasına söyliyecek sözüm olamaz…
Şah-i Hazne (k.s.) Hazret lakabıyle ün almış Muhammed Diyaaaddin hazretleri (k.s.) nin GÖZDE halifelerindedir…
Bu muhterem zat Türklerle ve Ruslar arasındaki savaşa katılmış olup çok kahramanlıklar göstermiştir. (Sen bakma Suriye’de ikamet edildiklerine) Onun halifeleri de Büyük oğlu Muhammed Ma’sum-i sani (ks.), Muhammed Alaaddin el-Haznevi (k.s.), İzeddin el-Haznevi (k.s.), Muhammed el haznevi k.s.), ve Muhamed Muta’ el haznevi hazretleri sırayla halifelik amışlardır. Başka kimseleri de tanımıyorum. Çünkü Tasavvuf’ta Murşidlerin sözleri geçerlidir ya şifa-i olarak söylenen sözler veya Yazılı olarak beyan edilen vasiyetlerdir.
Dualarıunı beklerim..
NOT;
Ben 15-20 gündür Yurt dışında olduğum için yorumuna cevab yazmak gecikti.
Sevgiyle kalın…
Duayla kalın…
25 Mart 2010, 07:40 tarihinde.
Mehaba;
Kardeşim Fatih;
Kardeşim kafan hiç karışmasın… Çünkü tasavvuf çok derin ve ince bir yoldur…
Öncelikle sen sen ol Tasavvufta halifeler nasıl seçilir onu bir incele Kısaca izah etmek gerekirse;
Ya şifahen söylenir yada yazıyla teyid edilir. (tabiki muteber şahidler olması lazım)
Zikrettiğiniz kişileri tanımakla beraber onlarla alakam yoktur… Gerçi haklarında bilgi sahibi olmamla beraber gıybet olacağından dolayı hiç onlar hakkında sözler sarfetmiyeyyim daha iyi…
Çünkü benim sitem gıybet ve başka insanlar hakkında dedikodu yapan bir site değildir. Elhamdulillah Bu yüksek silsiel-i aliyye o kadar büyüktür ki ancak bu yüksek zatlar hakkındaki menkıbelerini okumak ve onlardan yararlanmak bizlere düşer… sadace kendi nefsimizi bir bakıma Allah’ın izniyle ve sadatların bereketiyle tebriye yoluna gitmektir…
Dualarını beklerim..
Sevgiyle kalın…
NOT;
Sen sen ol bu Haznevi tarıkatından sevab ve feyz almak istiyorsan; Şah-i Hazne (k.s.) kime halifelik vermiş bir onlara bak ve de Bu haifelerin içinde GÖZDE halifeleri kimlerdir halifelik verdiği kimseleri neye ve kime sadakat etmeleri işaret etmiştir sen ona bak; Çünkü Haznevi ailesi çok büyük bir ailedir. Nufusları 1000 kişinin üzerindedir ama gel gelelim hangileri Şah-i Hazne (k.s) nin yolun dadırlar ve o’nun yolunda gitmektedirler biz ona bakıyoruz.. Yoksa her ailenin fertlerini şayh diye anarsan halimiz harap ve dinimizi de yanlış algılarız..
Şah-i hazne (k.s.) Muhammed Mahsum (k.s.), O da Muhammed Alaaddin (k.s.) e, O da İzzeddin el-Haznevi (k.s.) ye, oda Muhammed el-haznevi (k.s.) ye, Dolayısıyla da O da Muhammed Muta’ hazretleri (k.s.) ye halifelik vermiştir
Bu bizler için yeterlidir ve kafidir yoksa başka kimseler hakkında konuşmak değildir.
Sevgilerimle…
28 Mart 2010, 13:18 tarihinde.
haşa ve haşa ben asla ne allah dostlarına ne gıybet nede onlara sırf benim söylediklerim yüzünden her hangi bir laf gelmesini isterim. özellikle ve özellikle ŞAHI HIZNA ve akrabalarına. mürşidimizin dedesi olan GAVSI KASREVİ seyyid Abdulhakim el Hüseyni sizinde söylediğiniz gibi mürşidi olan ŞAHI HIZNA ya candan bağlıydı. ve edep ve hizmet olarak en ilerilerindendedi. benim bu tariki aliyyeyi sevmemde bu zatlar hasebiyle olmuştur. çünkü ALLAHU TEALA nın Kuranı kerimde (ve ona (ALLAH)a ulaşmak için vesile arayın) ayeti kerimesini en güzel bir biçimde yerine getirmişlerdir. benim sadece öğrenmek istediklerim bu devirde bazı cahiller tarafından çıkan fitneler yüzünden ne ALLAH dostlarının hilafetleri hakkında nede başka tasavvufi konular hakkında kalbime vesvese girmesini istememe yişimdendir. zira mürşidimiz buyuruyor ‘bu tariki aliyye çoluğun çocuğun elinde değildir bu tarikin kurulu edebleri var bunu kimse değiştiremez’ sözlerimde asla kötü niyet aramayın. benim ŞAHI HIZNA ve ailelerine beslediğim hürmet başkadır. her birisi birer cevherdir. Bunun en iyi örneğini mürşidimin topraklarına ŞAHI HIZNA nın evlatlarından birisi geldiği zaman mürşidimin o zatlara gösterdiği hürmetten anlıyorum. buradan bütün telma’ruf ve telirfan sofilerine selamlar SELAM ve DUA ile
28 Mart 2010, 17:10 tarihinde.
Kardeşim bilvanisli;
Kurban senin samimiyetine güveniyorum..
Hakkını helal et..
Dualarını beklerim…
Sevgiyle kalın.. Duayla kalın…
30 Mart 2010, 17:59 tarihinde.
estağfirullah kurban sizde dua edin sizinde bu dergahta 40 yılınız geçmiş. bu soruların cevabı için size güvenmemin nedenide buydu.AEO
30 Mart 2010, 18:06 tarihinde.
Allah senden de ve ailenden de razı olsun… Amin…
Dualarını beklerim…
Allah bizleri ve sizleri Kendi sevgili kulları olan evliyaullah ın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin.. Amin..
Sevgiyle kalın…
05 Mayıs 2010, 13:42 tarihinde.
can dostlarım;şeyh muhammet muta haznevi hazretlerini adını bu kulaklar duyduktan sonra başka birşey duymak istemiyor.dileğim odur ki ondan tövbe alanlardan olurum.
dualarınızı bu fakirden esirgemeyin. onunla alakalıbildiklerinizi bana gönderirseniz beni çok mutlu edersiniz.
Allah.ccnün selamı ve bereketi üzerinize olsun.iyi ki varsınız.
05 Mayıs 2010, 14:29 tarihinde.
Kardeşim ressenger;
Allah bizleri ve sizleri Muhammed Muta’ hazretleri (k.s.) nin yüzü suyu hurmetine günahlarımızı aff eylesin.. Amin..
Duayla kalın…
Sevgiyle kalın…
05 Mayıs 2010, 14:32 tarihinde.
Kardeşim ressenger;
Muhammed mUta’ hazretleri hakkında bildiklerim sadace benim sayfamdaki yazılarla sınırlıdır; Bu yazıların devamını da okumanda yarar vardır. videoları da açıp dinlesen daha yararlı olur…
sana link vereyim onları oku
http://www.fuadyusufoglu.com/muhammed-muta%E2%80%99-hazretleri-radiyallah-u-anh/
sevgilerimle…