‘Mektubat-ı şah-ı hazna’ olarak etiketlenmiş yazılar

DSC01641  Fuad Yusufoğlu Girnavas mevki-i Nusaybin

Girnavas mevki-i (Nusaybin)


Birinci mektub;

Allah, şeyhin yüce sırlarını kutlasın. Övülür ahlakın kaynağı temiz nefisli Üstad-ı âzam Şeyh Abdurrahman’ı Tağ-ı (k.s.) nın torunu olan Molla Muhammed Ma’şuk’a, Allah’ın yoluna talib olan kimsenin maksadı, mürşidine zahiren visali ve üstadın yanında manevi terbiye için uzun müddet kalmaksızın hasıl olmayacağı ve buna benzer mes’eleler hakkındadır.

Allah’ın Adıyla başlarım.

Erenlerin ancak muhabbetiyle kendisine vasıl olan Allah’a hamd olsun. Arifler, uymalarıyla manevi makamı bulmuş olan Peygamber (s.a.v.) inin üzerine, Müslümanlar, hidâyetleri sebebiyle hidâyetlenen o Peygamberin âline ve ashabına salât ve selâm olsun!

Ey manevi kemâlâtın zuhuruna kabul olan kimse! Aziz ve Yüce Allah’tan, o kabiliyetinizi kuvvetten fiiliyata çıkarmasını dileriz. Talibin maksadı, mürşidine açıkça dünya gözüyle görmeden, kavuşmadan ve eğitimsiz olamaz.

Nitekim Allah Sübhanehu ve Teâlâ’nın manevi mukaddas sahasına erenlerin hakkındaki âdetlerinin çoğu da böyledir. Bu yüce tarikatta gayeye varmak (vasıl olmak) için yüksek gayret ve himmet lazımdır.

Nitekim (Farsça) beyt;

-“Rütbe ve şerefin yüceliği, ancak (insandaki) hüner ve marifetin miktarına göredir. Padişah köşkünün bekçisi, köşkünün yanında, kapıcısı ise, kapının yanındadır.”
Açıklama; (Mevlana Câmi’nin farsça Lüccet-El-Esrar kitabının bir beytidir.)

Diğer bir farsça beyit’te;

-“Ben öyle bir kişinin kölesiyim ki, mavi gök kubbesi altında, Allah’tan başkasına taalluk (ilgi) şeklini kabul eden her şeyden azâddır.” denilmiştir
Açıklama; (Hafız el-Şirazı’nın farsça divanının bir beytidir.)

İmkan dahilinde ilk veya Sonbahar’da gel! Yoksa, kul mümkün olmayan şeyle teklif edilmez. Sana dediğimiz gibi amelleri yapmaya Allah’tan, sâdattan (Tarikat büyüklerinden) emellerin kabesi olan zat’dan (Kadasallah-u sirreh) bahs etmeye devam et! Kalb latifesi üzerine yirmibir bin (def’a) (zikr-i celâl) virdini çek! Çünkü zahirde bunlara çalışmaya açıkça hiçbir fayda terettüb etmezse bile makbuldur.

Sonra Seyda zâdeler (k.s.) in hepsinin ellerinden öper, makbul ve yüce dualarını taleb ederim. Sıhhat ve hastalık bakımından yüce hallerinden sorar. İnsanların en iyisinin (Peygamber’in), Cenâb-i Hakk’ın nezdindeki makamın yüzü hürmetine, onlara sıhhatın devamını hastalığın külliye olmaması emelimizdir.

Mezkür Peygamberin (s.a.v.), ashabının üzerine salât-u selam olsun!

Kaynak; (Şah-i Hazna (r.a.) mektubatları)

Derleyen; Alâaddin El-Haznevi (Kadasallah-ü sirreh)

Devam edecek…


Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Şah-ı Hazna hazretlerinin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

DSC01663  Fuad Yusufoğlu Girnavas mevki-i

Girnavas mevki-i (Nusaybin)


İkinci Mektub;

Açıkça Allah’a muhabbeti olan, onlarla iftihar edilen haslet, ülfiyet ve vefa sahibi öz kardeşim Molla Mustafa’ya, kalben yapılan (gizli) zikrin, diğer ibadetler gibi muayyen bir vaktı olmayıp belki bütün zaman ve hallerde yapılması matlub olduğu, şüphesiz zahiri ilimde olduğu gibi, bâtını ilimde çok çaba sarf edilmeden hasıl olmadığı, talib fırsat buldukça hemen matlûbuna çalışmasının lâzım olduğu ve bu konulara bnenzer mes’ele hakkındadır.

Allah’ın adıyla başlarım

Hamd, âlemlerin Rabbine mahsustur. Salât-ü selam Hatem El-Enbiya (Peygamberlerin sonuncusu) Muhammed’in, bütün âl ve ashabının üzerine olsun!

Sonra bu mektub, kölelerin en düşüğü Ahmed’den, övülen ahlak sahibi öz kardeşimedir. Allah, onu din ve dünyanın eziyetinden kurtarıp esenlikte bulundursun!

Ayrılık zamanı uzayınca bana gelmene bedel olsun diye bu mektubu yazdım. Kardeşim, Allah sübhanehuya zikr etmek süreksizdir. Hatta kul her zaman onu yapmakla emrolunmuştur. Diğer ibadetler ise, her birisinin ayrı ayrı özel olarak bir vakti var. O vakitten başka birisinde yapılması caiz değildir.

Hatta ibadetlerin en efdalı namaz olduğu halde, şüphesiz bazı vakitlerde kılınması caiz olmaz. Fakat kalben zikredilmesi bütün haletlerde kuldan istenilmektedir.

Allah-u Teâlâ Kur’an-i kerimde;

-“Sağ duyular o kimselerdir ki, ayakta iken, otururken ve yatarken (daima) Allah’ı anarlar.” Âl-i İmran suresi 191. ayet.

Aziz efendim.

Cüneyd el-Bağdadi (V. 298. H.) (kaddesallahü sirreh) nın halifesi olan Şibli (Rahmetullahi aleyh) Tasavvuf’a ilk başlaması zamanında, bir demet çubuğu yanına bırakır, her ne zaman kalbine Allah’ın zikrinden onu men eden bir gaflet haleti geldiği zaman, çubuklardan birisiyle kendini te’dip ederek kırılıncaya kadar kendini döverdi ve bu hali böylece devam ediyordu. Bir çok vakitlerde akşam olmadan çubuklar tükeniyordu.

Kalb ile (gizli) Allah’ı zikretmek müridlerin kılıcıdır. Peygamber (Salallahu aleyhi ve sellem) den bu hususta rivayet edilen hadis-i şerif’in manası şöyledir;

-“Ayılın! Emellerinizin en iyisinden derecenizin en yücesindeki amellerinizden, sadaka edilen altun ve gümüşten daha hayırlı olanından size haber vereyim mi?”

Sahabeler (Ridvanullahi teâlâ aleyhim);

-“Evet et Allah’ın Resulu.” Dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Allah-u Teâlâ ve tekaddes hazretlerinin zikridir.” Diye buyurdu. (Râmuz El-Ehadise bakınız.)

Gizli zikrin sayılmayacak kadar faziletleri vardır.

Kardeşim! Anlayışlı kimse için, bu husus kendisine işareti kâfi iken, bu kadar açık ve çokça beyan durumu nasıl olur?

Kardeşim! Mürşidimiz Hazret (El-Şeyh Muhammed el-Diyaaddin) Allah bizi ve sizi onun sırlarıyla kutlayıp tâbileri arasında zümresiyle haşreylesin! Buyurdular ki;

Zahiri ilim tahsiline çok çalışmak ve şiddetli çaba sarf etmek lazım olduğu gibi, bâtımnı ilmin tahsili için dahi şiddetli bir cehd (çabalamak) lazımdır.

İmâm-i Rabbani (Kuddise sirruh) buyurmuşlar ki;

Kulun mevlası (Allah’ı) kendisinden razı olmadıkça, hayatında onun için ne gibi bir zevk ve safa olabilir. Cennetteki Allah’ın rızası cennetten daha iyi, Cehennemdeki Allah’ın gadabı cehennem ateşinden elem bakımından daha şerlidir. Öyle ise, akıllı kişi Allah’ın rızasına çalışması gerekir.

Ey kardeş! Mevlana Halid Zilcenaheyb (r.a.) den

-“Allah’ın manevi yoluında manevi sülük etmek ne vakitte tamam olur?” Diye sorulunca

Mevlana Halid zilcenaheyn (r.a.);

-“Beşikten mezara kadardır, ancak tarikatımız mahbub (sevgili) Allah yolunda ruhu feda etmektir.” Dedi.

Cizreli Molla Ahmed (Kuddise sirruh) demiş ki beyt;

-“Talibe fırsat gelince, Allah yolunda çalışmayıp da mehil vermesi haramdır. Benim için Nuh Aleyhis selam ömrü kadar ömürm yoktur. Öyle ise ey aşk şarabının dağıtıcısı bana doğru çabuk gel!”

Molla Ahmed El-Hanı de bir beytinde diyor ki;

-“Eğer senin bir maksadın olsa, acele olarak ona çalışman lazımdır. Hususen bir mabudun, (kendisine ibadet edeceğin bir zat) olsa daima emrine koş!”

Yine Cizreli Molla Ahmed (k.s.) bir beytinde;

-“Öldürülmem ile hayatta kalmam işi emir ve fermanına bağlıdır. Ahmed ise, zaif bir kölen olup kölelerin arasında bulunmakmaktadır.”

Bundan sonra, size, faki haciya ve ev halkınıza selâm edip size ve ailenize dua ederek, size ve onlara Allah’tan korkmak ve ona itaat etmekle tavsiye ederim.

Allah, efendimiz Muhammed (s.a.v.) in, bütün âl, sahabe ve zevcelerinin üzerine salat-ü selam eylesin!

 

Kaynak;(Şah-i Hazna (r.a.) mektubatları)

Derleyen; Alâaddin El-Haznevi (Kadasallah-ü sirreh)

Devam edecek…

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Şah-ı Hazna hazretlerinin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

DSC01649  Fuad Yusufoğlu Girnavas mevki-i (Nusaybin)

Girnavas Mevki-i (Nusaybin)

Üçüncü Mektub;

Manevi ilimlerde olgun, zahiri ilimlerde mahir, din değerlendirilmesinde çalışan, Verkanıs’lı El-Şeyh Fethullah (k.s.) oğlu El-Şeyh Alâuddin (k.s.) e, Allah yüce sırlarını kutlayıp kudsi nûrlarından, temiz nefeslerinden üzerimize nazil eylesin! Ahvali ve mürşid’i olan hazretin ev halkının ahvâlinin bildirilmesi ve kandisine Üstad-ı â’zamın (El-Şeyh Abdurrahman Tağ-ı) (k.s.) ın mektubları ve işaretleri ile Hazret (Kuddise sirruh) mektublarının yazdırılmasının talebi hakkındadır.

Allah’ın adıyla başlarım

Kainatta hiçbir şey yok ki, O’nu hamd ile tesbih etmesin. Salat-ü selam, Allah’ın yarattıklarının en iyisi olan Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) in âl ve ashabının üzerine olsun!

Sonra, bu mektub, miskin, terk edilmiş, garib köleden efendisine, gözünün nûru olan Şeyh Alâuddin (k.s.) edir. Allah, onu katında makbul olanlardan eylesin. Dost ve ahbablarının yolunda bulundursun!

Mezkür köle, ellerinden öper, size dua edip duanızı diler. Neş’e ve selamet cihetinden bütün ahvalinizden sorar. Allah, o halleri size devam ettirip, sıkıntı, üzüntü ve hastalık vermesin!

Sonra şu arz edilir ki, ayrılık dağıyla dağlanmış bu üzüntülü şahsı bereketli dua’nızdan unutmamanızı, kendisinden mektublarınızı kesmemeniz mümkün olduğu kadar onlar da ahvalinizi ve o tarafınızdakilerin ahvalini bildirip nasihatları beyan etmeniz arz olunur. Çünkü uyuyan kimse uyumayana, gafil olan kimse, çağırmaya muhtaçtır.

Molla Abdulhadi’ye selam eder, duasını diler, dünya ve ahrette selâmeti için kendisine duâ ederim. Üstad-ı â’zam’ın bütün mektublarını ve bütün işaretlerini Hazret (kudisse sirruh) in bütün mektublarını bu miskine, yazması kendisinden rica olunur. Dolayısıyla büyük bir sevaba nâil olacaktır. Zira mezkür eserlere çok ihtiyaç vardır.

Çünkü üstad’ın manevi himmeti olmazsa, emellerin kâbesi (Kaddesallahu sirreh) (Hazret) bu fakirin sırtının üzerindeki yükü cidden ağırlaşmış öyle bir derecededir ki, himmeti olmazsa altından kalkamıyacaktır.

Allah, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) in âl ve sahabesinin üzerine salat-ü selam eylesin.

 

Kaynak; (Şah-i Hazna (r.a.) mektubatları)

Derleyen; Alâaddin El-Haznevi (Kadasallah-ü sirreh)

Devam edecek…

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Şah-ı Hazna hazretlerinin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu