‘Üveys-ül Karani (r.a.)’ olarak etiketlenmiş yazılar

Resulullah (a.s.v.) tarafından Veysil Karani (r.a.) ye verilen HIRKA-İ ŞERİF

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh) – 1

Tabiin’nin büyüklerinden. İsmi Üveys bin Âmir Karni (r.a.) dir. Yemen’in Karn köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 37 (M. 657) senesinde şehid edildi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in sağlığında Müslüman oldu. Fakat Resûlullah (a.s.v.) i göremediği için SAHÂBİ Olamadı.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem) in zamanında Müslüman olduğu için Tabiin’in büyüklerinden olduğu Hadis-i Şerif’te bildirildi.

Hazreti Ömer (r.a.) in halifeliği sırasında Medine’ye geldi. Çok alâka ve hürmet gördü. Önceleri kendi memleketi Yemen’de yaşadı. Sonra Basra’ya gitti.

Veysel karani (r.a.), Yemen’de iken deve güder, geçimini onunla temin ederdi. Geçimi, yaşaması pek sade idi. Hasta, âmâ ve ihtiyar annesinden başka kimsesi yoktu.

Güttüğü develer için belli bir ücret istemez, ne verirlerse onu alırdı. Fakir olanlardan hiç ücret almazdı. Aldığının yarısını SADAKA OLARAK FAKİRLERE DAĞITIR, KALANINI DE KENDİ İHTİYAÇLARINA VE ANNESİNE HARCARDI.

Müslüman olduktan sonra bütün ömrü boyunca boyunca Sevgili Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in AŞKI İLE YANIP TUTUŞMUŞTUR. Bir an bile Rabb’ini unutmamıştır. Kulluğunda o dereceye ulaşmıştır ki, her hali, her haraketi ve her sözü İNSANLARA İBRET VE NASİHAT OLMUŞTUR.

Kimseden incinmemiş ve kimseyi incitmemiştir. ONUN EN ÖNEMLİ VASFI, PEYGAMBER EFENDİMİZ (Sallallahu aleyhi ve selem) E AŞKI, İBADETTE CANLA BAŞLA DEVAM ETMESİ VE ANNESİNE SAYGISIDIR. Annesine çok hizmet edip, hayır duasını almıştır.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu alayehi ve selem) i görmeği çok arzu ediyordu. Defalarca Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) i görmek için annesinden izin istedi. Annesi kendisine bakacak kimsesi olmadığı içi izin veremedi.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Üveys-i Karni ihsan ve iyilikte tabiinin hayırlısıdır.” Buyurdu.

Resulullah Efendimiz Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi ve selem) zaman zaman mübarek yüzünü yemene döndürür ve;

-“Yemen tarafından rahmet rüzgarı estiğini duyuyorum.” Buyurdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kıyamette Allah-u Teâlâ (c.c.) Üveys sûretinde yetmişbin Melek yaratır ve üveys-i onların arasında ARASAT’A GÖTÜRÜRLER. Cennete gider ve Allah-u Teâlâ’nın dilediği (bildirdiği) nden başka mahluk hangisinin Üveys olduğunu bilmez.” buyurdu.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Mevki-i Navale sipi (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 2

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ümmetimden bir kimse vardır ki, Rebi’a ve Mudar kabilelerinin koyunları kıllarının adedince kişiye kıyamette şefaat edecektir.” Buyurdu.

Arabistan’da bu iki kabilenin koyunları kadar kimsenin koyunu olmadığı söylenmiştir.

Eshab-i Kiram (Rıdvanıllahi aleyhüm ecmain);

-“Ya Resulullah (s.a.v.) bu kimdir?” dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Allah’ın kullarından biri,” buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Ya Resulullah (a.s.v.) biz hepimiz kullarız, ismi nedir?” dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“İsmi Üveys .” buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Ya Resulullah (a.s.v.) nerelidir? Nedir.” Dediler.

Resulullah (Sallahu aleyhi ve selem);

-“Karn’lidir.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“O sizi gördü mü?” dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem);

-“Baş gözü ile görmedi.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Hayret, size bu kadar aşık olsun da, hizmet ve huzurunuza koşup gelmesin.” Dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“iki sebepten; Biri hallerine mağlubdur. İkincisi ise benim dinime bağlılığından dolayıdır. İhtiyar bir annesi vardır. İman etmiştir. Gözleri görmez, el ve ayakları haraket etmez. Üveys gündüzleri deve çobanlığı yapar, aldığı ücreti kendisinin ve annesinin nafakasına harcar.” Buyurdu.

Eshab-i Kiam (r.a.);

-“Biz onu görür müyüz?” dediler.

Rsulullah (sallallahu aleyhi ve selem) Hazreti Ebû Bekir (r.a.);

-“Sen onu kendi zamanında göremezsin.”

Devam edecek

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Navale (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 3

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Biz onu görür müyüz?” dediler.

Rsulullah (sallallahu aleyhi ve selem) Hazreti Ebû Bekir (r.a.);

-“Sen onu kendi zamanında göremezsin.”

Ama Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) Hazreti Ömer (r.a.) ve Hazreti Ali (r.a.) ye;

-“Siz onu görürsünüz. Bedeni kıllıdır. Sol böğründe ve avucunun içinde bir GÜMÜŞ MİKTARI BEYAZLIK VARDIR. Bu baras hastalığı beyazlığı değildir. O’NA VARINCA, BENİM SELAMIMI SÖYLEYİN VE ÜMMETİME DUA ETMESİNİ BİLDİRİN.” Buyurdu.

Veysel karani hazretleri (r.a.) gece gündüz ibadet ve tâatle vakit geçirirdi. Kendini halktan gizlerdi.

İlk zamanlar herkes ona DİVANE GÖZÜ ile bakıyordu. Sonradan onun büyüklüğünü anladılar, çok ikram ve hürmet göstermeye başladılar.

Bunun üzerine annesinin vefatından sonra karın köyünden çıkıp Kufe şehrine gitti.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu alayhi ve selem) im vefatı yaklaşınca, Sahabe-i Kiram;

-“Hırkanızı kime verelim?” dediler.

Resulullah (Sallallahua aleyhi ve selem);

-“Üveys-i Karni (r.a.) ye verin.” Buyurdu.

Resulullah (a.s.v.) in vefatından sonra Hazreti Ömer (r.a.) işle Hazreti Ali (r.a.) kufe’ye geldiklerinde,

Ömer bin hattap (r.a.) Irak’lılerı toplayıp minbere çıktı ve

-“Ey insanlar, Irak’lı olanlar otursunlar.” Buyurdu.

Hepsi oturdu, bir kişi oturmadı.

-”Sen karn’limi sin?” buyurdu

Adam;

-“Evet dedi .

Hazreti Ömer-ül Faruk (r.a.);

-“Üveysi tanır mısın ?” buyurdu:

Adam;

-“Tanırım, o sizin tarafınızden anılmaya layık olmayan bir kimsedir. Bizim aramızda, ondan ahmak (haşa) ondan akılsız, fakır ve kimsesiz bir kimse yoktur. Divanedir, insanlardan kaçar bir hali vardır” Dedi.

Ömer Bin Hattab (r.a.);

-“Onu arıyorum, nerededir? Buyurdu.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Navale (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 4

Ömer Bin Hattab (r.a.);

-“Onu arıyorum, nerededir? Buyurdu.

Adam;

-“Arne vadisinde develerimize çobanlık yapmaktadır, biz de karşılığına ona akşam yiyeceği veririz. Saçı sakalı karışıktır, şehirlere gelmez, kimse ile sohbet etmez, insanların yediğini yemez; üzüntü ve neşe bilmez, insanlar gülünce, o ağlar, insanlar ağlayınca o güler.” Dediler.

Hazreti Ömer (r.a.);

-“Onu arıyorum.” Buyurdu.

Sonra hazreti Ömer (r.a.) ile Hazreti Ali (r.a.), onun olduğu yere gittiler. Onu namaz kılarken gördüler. Allah-u teâlâ, develerini gütmesi için BİR MELEK VAZİFELENDİRMİŞTİ. Namazı bitirip selam verince,

Hazreti ömer (r.a.) kalktı ve selam verdi. Üveys Selamı aldı.

Hazreti Ömer (r.a.);

-“İsmin nedir?” diye sordu.

Üveys (r.a.);

-“Abdullah (Yani Allah’ın kulu)” dedi.

Hazreti Ömer (r.a.);

-“Hepimiz Allah’ın kullarıyız; esas ismin nedir?” diye sordu.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Üveys.” Dedi.

Hazreti Ömer (r.a.);

-Sağ elini göster.” Buyurdu.

Üveys sağ elini gösterdi. Hazreti Ömer (r.a.),

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

geliye Şam’e Mevki-i (Navale) Nusaybin

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 5

-“Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) size selâm etti. Mubarek hırkalarını size gönderip, (-“Alıp giysin, ümmetime de dua etsin.”) Diye vasiyet etti.”

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Ya Ömer! Ben zayıf, aciz ve günahkar bir kulum. Dikkat buyur, bu vasiyet başkasına ait olmasın?.” Deyince

Hazreti Ömer-ül Faruk (r.a.);

-“Hayır Ya Üveys, aradığımız sensin. Peygamber Efendimiz senin eşkalini ve vasfını belirti.” Cevabını verdi.

Bunun üzerine, ‘Hırka-i Şerifi’ hürmetle öptü, kokladı, yüzüne gözüne sürdü.

Sonra;

-“Siz burada bekleyin.” Dedi.

Yanlarından ayrildı. Biraz ileride ‘Hırkayı’ yere bırakıp, yüzünü yere koydu.

Cenab-i Hakka şöyle dua’da bulundu;

-“Ya Rabbi! Sevgili Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem), ben fakir, aciz kuluna Hazreti ömer (r.a.) ve Hazreti Ali (r.a.) ile ‘Hırka-i’ şerif’lerini göndermiş.” Dedi.

GÜNAHKAR OLAN BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN AFFI İÇİN DUÂ ETTİ. BİR ÇOK MÜSLÜMANIN AFFOLDUĞU BİLDİRİLİNCE ‘Hırka-i Şerif-i’ HÜRMETLE GİYDİ.

Veysel Karani hazretleri (r.a.) ne hediye edilen ‘Hırka-i Şerif’ın bir parçası, Van cıvarında İRİSAN BEYLERİNE kadar gelmiş ve 1618 senesinde Osmanlı padişahlarından Osman Han’a getirilip hediye edilmiştir.

Sultan Abdülmecid Han, bu hırka-i şerif için Fatih civarında (Hırka-i Şerif) cami’ini yaptırmıştır. Her sene Ramazan ayında Camekan içinde Halka ziyaret ettirilmektedir.

Tasavvuf’ta büyüklerini görmedikleri hâlde onların ruhaniyetinden istifade ederek feyz alarak, yükselenlere ‘ÜVEYSİ’ denilir. Bu tabir, Veysel Karani hazretleri (r.a.) nin Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) i görmeden feyz alıp, O’na tabi olmak suretiyle tasavvufta yüksek derecelere kavuşmasına benzeterek söylenilmiştir.

‘Üveysi’ demek MURŞİDİ OLMAYAN DEMEK DEĞİLDİR. Görmediği halde Peygamber efendimiz (sallallahu alayhi ve selem) in, ve O’nun varisleri olan EVLİYANIN BÜYÜKLERİNDEN BİRİNİN RUHANİYETİNDEN FEYZ ALIP, YÜKSELMEK DEMEKTİR.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Ziyareti civarı (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 6

Veysel Karani (r.a.) kendisine ‘HIRKA’ verildikten sonra Yemen’den Kufe’ye gitti. Küfe’ye gittikten sonra çok az kimse onu görebildi.

Görenlerden biri Harem bin Hayan (r.a.) dır.

Harem bin Hayan (r.a.) anlatır;

-“Üveys (r.a.) in şefaatının ne derecede olduğunu bildiren hadis-i şerifi işitince, onu görmek istedim. Küfe’ye gidip, onu aradım. Nihayet Fırat nehri kenarında abdest alırken buldum. Daha önce hakkında ma’lumatım olduğundan onu tanıdım.”

Selam verdim. Selamımı aldı. Bana baktı. Musâfeha etmek istedim, elini vermedi.

-“Allah sana merhamet eylesin, seni bağışlasın ey Üveys nasılsın?” dedim.

O’nu o kadar sevmiştim, ona o kadar acımıştım ki ağladım. Çünkü çok zayıf idi.

O da ağladı. Ve;

-“Allah sana ömür versin ey Harem bin Hayan? Nasılsın ey kardeşim? Beni sana kim gösterdi?” dedi.

Ben;

-“İsmimi ve babamın ismini nasıl bildin ve hiç görmeden beni nasıl tanıdın?” dedim.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Her şeyi bilen ve her şeyden haberi olan bana bildirdi. Ruhum senin ruhunu tanıdı. Çünkü mü’minlerin ruhları birbirlerini tanırlar, birbirini göremeseler de.” Dedi.

Ben;

-“Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve selem) dan bana haber ver.”dedim

Veysel Karani (r.a.);

-“Ben onu görmedim, O’nun haberini başkalarından işitmişim. Hadis yolunu kendime açmağı istemem. Muhaddis, müftü veya müzekkir olmağı istemem. Benim meşgüliyetim vardır. Bunlarla uğraşamam.” Dedi.

Ben;

-“Bana bir ayet okuyun. Sizden duyayım dedim. ELİMİ TUTTU. Euzü besmele okudu ve çok ağladı.

Sonra Allah-u teâlâ bir ayette;

-“Cinleri ve insanları beni tanımaları, ibadet etmeleri için yarattım.”

Bir başka ayet’te;

-“Gökü, yeri ve ikisi arasındekileri oyun olsun diye yaratmadım.” Buyuruyor.

-“İnnehû hüvel azizür-rahim’e” kadar okudu

Sonra bir seyha vurdu (feryad etti) Aklının gittiğini sandım.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Mevki-i (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 7

Sonra;

-“Ey Hayyân’nın oğlu, sen buraya niçin geldin?” dedi.

Ben de;

-“Seni tanımak, seninle sohbet etmek arzusu ile.” Dedim.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Bir kimsenin Allah-u teâlâ’yı tanıdıktan sonra, herhangi bir kimse ile ahbablık etmek istemesine hiçbir zaman bir ma’na veremem.” Dedi.

Ben de;

-“Bana vasiyet, nasıhat et.” Dedim.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Yattığın zaman ölümü yastığının altında bil. Kalkınca da karşında bulundur. Günahın küçüklüğüne değil, onunlaâsi olmaklığının büyüklüğüne bak! Günahı küçük tutarsan, onu yasak eden Rabbi’ni küçük tutmuş olursun. Onu büyük tutarsan, Rabbini büyük tutmuş olursun.” Dedi.

Ben de;

-“Nereye yerleşmemi tavsiye edersin?” dedim.

Veysel Karani hazretleri (r.a.);

-“Şam’a.” Dedi.

Ben de;

-“Orada geçim nasıldır?” dedim.

Üyes-ül Karani (r.a.);

-“Şübhenin ağır bastığı şu kalbe yazıklar olsun, nasihat kabul etmez.” Dedi.

Ben de;

-“Bana bir tavsiyede daha bulun?” dedim

Üyes-ül Karani (r.a.);

-“Ey Hayyan’ın oğlu! Baban öldü, Adem aleyhis selam, Davûd aleyhis selam, Muhammed Resulullah (Sallallahu alaeyhi ve selem) öldüler. Halifesi Ebû Bekir (r.a.) öldü, Kardeşim Ömer-ül Faruk (r.a.) öldü. AH ÖMER!… AH ÖMER!…” dedi.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Dara harabaleri (Mardin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 8

Üyes-ül Karani (r.a.);

-“Ey Hayyan’ın oğlu! Baban öldü, Adem aleyhis selam, Davûd aleyhis selam, Muhammed Resulullah (Sallallahu alaeyhi ve selem) öldüler. Haklifesi Ebû Bekir (r.a.) öldü, Kardeşim Ömer-ül Faruk (r.a.) öldü. Ah Ömer!.. Ah Ömer!..dedi.

Ben;

-“Allah sana rahmet eylesin, Hazreti Ömer (r.a.) ölmemiştir.” Dedim.

Veysel Karani (r.a.);

-”Allah-u Teâlâ hazretleri c.a.), onun öldüğünü bana bildirdi.” Dedi

Ve devam etti.

-“Ben ve sen ölülerdeniz.” Salavat okuyup, kısa bir dua yaptı

Ve vasiyettim şudur ki;

-“Allah’ın kitabını ve onda bildirilen sırat-ı mustakimi (doğru yolu) elden bırakma ve ölümü bir an unutma. Kavmine ve akrabana varınca onlara nasihat et ve Allah’ın kullarına öğüt vermekten geri durma. Ehl-i sünnette uymakta bir adım ayrılma ki,dinini kayıp edersin de haberin olmaz ve Cehennem’e düşersin.” Dedi.

Sonra birkaç dua daha etti ve sonra;

-“Git Harem bin hayyan, bir daha ne sen beni gör, ne de ben seni. Beni dua ile hatırla, ben de seni dua ile anarım. Sen bu taraftan git, ben de şu taraftan gideyim.” Dedi.

Bir zaman onunla gitmek istedim Bırakmadı. Gitti. Ağlıyordu. Ben de ağladım. Ardından baktım durdum. Gözden kayıboluncaya, şehre girinceye kadar baktım. Hala ondan haber alamadım.

Bana;

-“Benimle en çok konuşan Hazreti ömer kardeşim ile Hazreti Ali dir (Radiayallah-u Anhüma)” demiştir.

Veysel Karani (r.a.), Mekke’de hac yapıp, Medine’ye gidince;

-“İşte Resûlullah (sallallahu aleyhi ve selem) in türbesi burasıdır.” Diye kendisine gösterildi.

Üveys-ül Karani kendinden geçerek düşüp bayıldı.

Ayılınca;

-“Beni buradan götürün. Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) in medfun bulunduğu bir beldede benim için yaşamanın tadı olmaz.” Demiştir.

Rebi’ bin Haysem (r.a.) anlatır;

-“Üveysi (r.a.) görmeye gittim. Sabah namazında idi. Bitirdi. Tesbihlrin sonuna kadar bekleyeyim dedim. Kuşluğa kadar kalkmadı. Sonra kalkıp kuşluk namazını kıldı. Öğle oldu, öğleyi kıldı. Velhasıl üçgün namazdan kalkıp, dışarı çıkmadı. yemedi, uyumadı. Dördüncü gece O’na kulak verdim. Gözüne uyku gelmişti. Derhal münacata başladı,

Ve;

-“Ya Rabbi, çok uyuyan gözden, çok yiyen karından sana sığınırım.” Dedi.

Ben de;

-“Bana bu yeter.” dedim ve halini bozmadan kalkıp gittim.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 9

Üveys-ül Karani hazretleri (r.a.) nin geceleri hiç uyumadığı bildirilir.

Bir gece;

-“Bu gece kıyam gecesidir.” Der.

Diğer gece;

-“Bu gece Rükû gecesidir.”

Öbür gece;

-“Bu gece Secde gecesidir.” Der

Bir geceyi kıyam, bir geceyi rükû, bir başka geceyi de secde ile geçirirdi.

-“Ey üveys, bu kadar uzun geceyi bu halde geçirmeye nasıl katlanıyorsun? Dediklerinde;

Üveys-ül Karani hazretleri (r.a.);

-“Secdede sabah oluyor da, ben hala bir kere “Sübhane Rabbiyel A’lâ” diyemem. Halbuki üç tesbih sünnettir. Bunun yapmamın sebebi, meleklerin ibadetini yapmak istememdir.” Dedi.

Kendisine;

-“Namazda huşû nedir?” dediklerinde,

Veysel karani (r.a.);

-“Böğrüne iğne batırılsa, namazda duymamaktır.” Dedi.

Kendisine;

-“Nasılsın?” dediler.

Üveys-ül Karani hazretleri (r.a.);

-“Sabahlayın kalkıp, akşama sağ çıkacağını bilmiyenin hâli nasıl olur?” dedi.

Veysel Karani hazretleri (r.a.) ne;

-“Şuracıkta bir adam var. Otuz senedir, bir mezar kazdı. Kefenini giydi, o kabrin başında oturmuş ağlar, gecesi gündüzü yok.” dediler.

Veysel karani (r.a.);

-“Beni oraya getirin.” Buyurdu

Veysel Karani hazretleri (r.a.) ni onun yanına götürdüler.

Sararmış, zayıflamış kurumuş, gözleri ağlamaktan çukurlaşmış halde idi.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Fırından pişirilmiş, üzerinde Allah yazılı olarak çıkan bir pide (Şehidilharameyn)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 12

Veysel Karani (r.a.);

-“Ey kişi, bu kabir ve kefen, seni otuz senedir, Allah’dan alıkoydu. Sen Allah’ı düşünecek, zikr edecek yerde, hep kefeni ve kabri düşündün.” Buyurdu.

O kişi Veysel Karani hazretlerinin nuruyla o tehlikeyi kendinde gördü. Feryad ederek o kabre düşüp can verdi.

Bir zat, Veysel Karani (r.a.) yi ziyarete gitti.

Ona hitaben;

-“Ey Allah-u teâlâ’nın sevgili kulu. Bana bir nasihatta bulun?” dedi.

Veysel Karani hazretleri (r.a.);

-“Allah-u teâlâ’yı bilir misin?” dedi

Adam;

-“Evet bilirim.”

Veysel Karani hazretleri (r.a.);

-“Öyle ise, Allah-u Teâlâ’dan gayri şeyleri bilme. Bu yetişir.” Dedi.

Adam;

-“Ya Üveys (r.a.) bir nasihat daha söyle!” dedi.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Allah-u Teâlâ seni biliyor mi?”

Adam;

-“Evet bilir.” Dedi.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Öyle ise, Allah’tan gayrisi seni bilmesin. Allah-u Teâlâ’nın bilmesi senin için kafidir.”

Veysel Karani hazretleri (r.a.) yi çocuklar bazen taşa tutardı.

O ise çocuklara;

-“Yavrucaklar mutlaka beni taşa tutmanız gerekiyorsa, hiç olmazsa küçük taş atın da ayaklarımı kanatıp da namaz kılmakta bana zorluk olmasın.” Derdi.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nın şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu