‘Üveys-ül Karani (r.a.)’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çağ-Çağ deresi Bor-e veysike (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)

Üveys-ül karanı kazretleri (r.a.) zaruret dairesini o kadar dar tutu ki, bir iki sene onu gören olmazdı.

Resulullah (aleyhisselam) onu görmediği halde onu överdi.

Ömer bin hattap (r.a.) Irak’lılerı toplayıp minbere çıktı ve

-“Ey insanlar, Irak’lı olanlar otursunlar.” Buyurdu.

Hepsi oturdu, bir kişi oturmadı.

-”Sen karn’limi sin?” buyurdu

-“Evet dedi .

-“Üveysi tanır mısın ?” buyurdu:

-“Tanırım, o sizin tarafınızden anılmaya layık olmayan bir kimsedir. Bizim aramızda, ondan ahmak (haşa) ondan akılsız, fakır ve kimsesiz bir kimse yoktur.” Dedi.

Ömer (r.a.) bunu duyunca ağladı .Ve

-“Onu şunun için arıyorum ki, Resulullah (aleyhisselam) den duydum ki: Rebia ve mudır kabilelerindeki inanlar sayısınca kimse, onun şefaatiyle cennete girer.” Buyurdu.”

(Bu iki kabile büyük kabilelerden olup, insanların sayısı, çokluğundan belli değil idi.)

Sonra Herm ibn Hayan (r.a.) der ki:

-”Bunu duyar duymaz Kufe’ye gittim. Onu (üveysil karanı) yi aradım. Fırat nehrinin kenarında buldum.

Abdest alıyor, çamaşır yıkıyordu. Onu anlattıkları gibi buldum. Selam verdim, selamımı aldı ve bana baktı Musafaha edeyim dedim. elini vermedi.

Dedim ki:

-“Allah sana merhamet etsın, senı mağfiret etsin.Ya Üveys nasılsın? Onu O kadar sevmiştim ki içimden bir ağlamak geldi. Zayıf olduğu için içim parçalandı. O da bana baktı ve

-““Allah sana uzun ömür versin Ey Herm ibn Hayan kardeşim, nasılsın “ dedi.

-”İsmimi ve babamın ismini nereden bildin? Ve hiç görmediğin halde beni nereden tanıdın.?” Dedim.

–“İlminden ve haberinden hiçbir şey eksik olmayan bana bildirdi. Ruhum ruhunu tanıdı. Mü’minlerin ruhları birbirlerini tanırlar. Birbirlerini görmeseler de birbirleriyle görüşürler “ dedi.

Bana Resulullah (a.s.v.) den bir haber ver dedim. Dedi ki :

-”Ruhum ve bedenim Resulullah (a.s.v.) a feda olsun. Ben onu görmedim. Onun haber ve hadislerini başkalarından duydum. O büyükten hadis rivayet etmek yolunu kendime açmak istemem. Muhaddis, müzekkir ve müftü olmak da istemem. Çünkü benim meşguıliyetim vardır, bunlarla uğraşamam.”

-“Bana bir ayet oku, senden dinlemiş olayım, bana dua eyle ve vasiyet eyle ki, onunla amel edeyim. Çünkü Allah için seni çok seviyorum” dedim.

Devam edecek…

Kimyay-ı Saadet (İmami Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri(c.c.) bizleri ve sizleri Üveysıl karanı Hazretlerı(r.a.) nın Yüzü suyu hürmetine afv eyleyip Cennetine koysun …Amin…

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ Nehri (Bor-e veysike)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 2

-”Dünyadan sana verilen her şey, senden önce başkasına verilmişti. Senden sonra da başkasına verilir. kalbini ona nasıl bağlarsın?

Çünkü;

Dünyadan nasibin kuşluk ve akşamdan fazla değildir. Bu kadar zaman için kendini helak etme Dünyada mümkün mertebe ORUÇLU ol (sakın), ahirette orucunu aç (her nimeti ye) Çünkü dünyanın sermayesi hava, karı ise cehennemdir.”

Bunun üzerine elimi tuttu ve Fırat’ın kenarına götürdü.

-”EUZUBİLLAHİ MİNEŞŞEYTANIRRACİM, dedi ve ağladı sonra benim Rabbim Böyle buyuruyor ki”

-”Gökleri ve yeri oyun olsun diye yaratmadık. Onları hak üzere yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar. O gün ki, dost dosta kavuşmaz ve onlara yardım eden de bulunmaz Ancak Allah’ın merhamet ettikleri bundan ayrıdır. O Allah’ın her şeye gücü yeter ve esirgeyicidir.”(Duhan-38-42) Ayetlerini okudu
Sonra öğle bir feryet etti ki,düşüp bayılacak zanettim.

Dedi ki:

-”Ey Hayyan’ ın oğlu Baban hayan öldü. senin ölmende yakındır.Ya cennete gidersin ya cehenneme. Baban Adem (a.s.) öldü Annen hava da öldü. Nuh (a.s.) öldü Allahu tealanın Halil’i İbrahim (a.s.) öldü Allah-u Tealanın sırdaşı Musa (a.s.) öldü. Allahu tealanın halifesi olan Davud (a.s.) öldü. Allahu Tealanın en seçkin Resulu Muhammed (Aleyhis selam) öldü. Halifesi Ebu Bekir (r.a.) da öldü. Ömer (r.a) kardeşim öldü. Ben onu çok severdim.

Sonra

-“Ey vay Ömer dedi. Allah (c.c.) Sana merhamet etsin.“ dedi.

Ben;

-“Ömer (r.a.) ölmedi dedim “

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Allahu Teala öldüğünü bana bildirdi.”dedi. Bunu dedi ve “Ben de sende ölülerdeniz” deyip Slavat okudu ve hafifçe dua etti ve

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Vasiyetim şudur ki;

-”Allahu Tealanın kitabına ve evliyanın yoluna sıkı sarıl ve ölümü bir an aklından çıkarma. Kavmıne gidince onlara nasıhat et. Allah’ın kullarınden nasıhatı esirgeme. Ehl-i sünnetten bir adım geri kalma ki, dininden olursun ve onunla Cehenneme düşersin.” Dedi.

Ve çok dua eyledi. Ve

-“Ey Herm ibn Hayan, gideyim. Bundan sonra ne sen benı görürsün ne de ben seni görürüm. Sende bana dua et ki ben de senı dua ila anarım. Sen bu taraftan git ben de diğer taraftan gideyim.”dedi.
Bir müddet onunla gitmek istedim. Musaade etmedi. O ağladı bende ağladım arkasından uzun uzun baktım. Köye girdi . O zamandan beri ondan bir haber alamadım.

Kimyay-ı Saadet (İmami Ğazali)

Allah-u Teala Hazretleri(c.c.) bizleri ve sizleri Üveysıl karanı Hazretlerı(r.a.) nın Yüzü suyu hürmetine afv eyleyip Cennetine koysun …Amin…

Fuad Yusufoğlu

Resulullah (a.s.v.) tarafından Veysil Karani (r.a.) ye verilen HIRKA-İ ŞERİF

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 3

Tabiin’nin büyüklerinden. İsmi Üveys bin Âmir Karni (r.a.) dir. Yemen’in Karn köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 37 (M. 657) senesinde şehid edildi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in sağlığında Müslüman oldu. Fakat Resûlullah (a.s.v.) i göremediği için SAHÂBİ Olamadı.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem) in zamanında Müslüman olduğu için Tabiin’in büyüklerinden olduğu Hadis-i Şerif’te bildirildi.

Hazreti Ömer (r.a.) in halifeliği sırasında Medine’ye geldi. Çok alâka ve hürmet gördü. Önceleri kendi memleketi Yemen’de yaşadı. Sonra Basra’ya gitti.

Veysel karani (r.a.), Yemen’de iken deve güder, geçimini onunla temin ederdi. Geçimi, yaşaması pek sade idi. Hasta, âmâ ve ihtiyar annesinden başka kimsesi yoktu.

Güttüğü develer için belli bir ücret istemez, ne verirlerse onu alırdı. Fakir olanlardan hiç ücret almazdı. Aldığının yarısını SADAKA OLARAK FAKİRLERE DAĞITIR, KALANINI DE KENDİ İHTİYAÇLARINA VE ANNESİNE HARCARDI.

Müslüman olduktan sonra bütün ömrü boyunca boyunca Sevgili Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) in AŞKI İLE YANIP TUTUŞMUŞTUR. Bir an bile Rabb’ini unutmamıştır. Kulluğunda o dereceye ulaşmıştır ki, her hali, her haraketi ve her sözü İNSANLARA İBRET VE NASİHAT OLMUŞTUR.

Kimseden incinmemiş ve kimseyi incitmemiştir. ONUN EN ÖNEMLİ VASFI, PEYGAMBER EFENDİMİZ (Sallallahu aleyhi ve selem) E AŞKI, İBADETTE CANLA BAŞLA DEVAM ETMESİ VE ANNESİNE SAYGISIDIR. Annesine çok hizmet edip, hayır duasını almıştır.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu alayehi ve selem) i görmeği çok arzu ediyordu. Defalarca Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) i görmek için annesinden izin istedi. Annesi kendisine bakacak kimsesi olmadığı içi izin veremedi.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Üveys-i Karni ihsan ve iyilikte tabiinin hayırlısıdır.” Buyurdu.

Resulullah Efendimiz Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi ve selem) zaman zaman mübarek yüzünü yemene döndürür ve;

-“Yemen tarafından rahmet rüzgarı estiğini duyuyorum.” Buyurdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kıyamette Allah-u Teâlâ (c.c.) Üveys sûretinde yetmişbin Melek yaratır ve üveys-i onların arasında ARASAT’A GÖTÜRÜRLER. Cennete gider ve Allah-u Teâlâ’nın dilediği (bildirdiği) nden başka mahluk hangisinin Üveys olduğunu bilmez.” buyurdu <<Bakınız Üveys-ül Karani (r.a.)>>

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Mevki-i Navale sipi (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 4

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ümmetimden bir kimse vardır ki, Rebi’a ve Mudar kabilelerinin koyunları kıllarının adedince kişiye kıyamette şefaat edecektir.” Buyurdu.

Arabistan’da bu iki kabilenin koyunları kadar kimsenin koyunu olmadığı söylenmiştir.

Eshab-i Kiram (Rıdvanıllahi aleyhüm ecmain);

-“Ya Resulullah (s.a.v.) bu kimdir?” dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Allah’ın kullarından biri,” buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Ya Resulullah (a.s.v.) biz hepimiz kullarız, ismi nedir?” dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“İsmi Üveys .” buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Ya Resulullah (a.s.v.) nerelidir? Nedir.” Dediler.

Resulullah (Sallahu aleyhi ve selem);

-“Karn’lidir.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“O sizi gördü mü?” dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem);

-“Baş gözü ile görmedi.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Hayret, size bu kadar aşık olsun da, hizmet ve huzurunuza koşup gelmesin.” Dediler.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“iki sebepten; Biri hallerine mağlubdur. İkincisi ise benim dinime bağlılığından dolayıdır. İhtiyar bir annesi vardır. İman etmiştir. Gözleri görmez, el ve ayakları haraket etmez. Üveys gündüzleri deve çobanlığı yapar, aldığı ücreti kendisinin ve annesinin nafakasına harcar.” Buyurdu.

Eshab-i Kiam (r.a.);

-“Biz onu görür müyüz?” dediler.

Rsulullah (sallallahu aleyhi ve selem) Hazreti Ebû Bekir (r.a.);

-“Sen onu kendi zamanında göremezsin.” <<Bakınız Üveys-ülKarani (r.a.)>>

Devam edecek

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Navale (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 5

Eshab-i Kiram (r.a.);

-“Biz onu görür müyüz?” dediler.

Rsulullah (sallallahu aleyhi ve selem) Hazreti Ebû Bekir (r.a.);

-“Sen onu kendi zamanında göremezsin.”

Ama Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) Hazreti Ömer (r.a.) ve Hazreti Ali (r.a.) ye;

-“Siz onu görürsünüz. Bedeni kıllıdır. Sol böğründe ve avucunun içinde bir GÜMÜŞ MİKTARI BEYAZLIK VARDIR. Bu baras hastalığı beyazlığı değildir. O’NA VARINCA, BENİM SELAMIMI SÖYLEYİN VE ÜMMETİME DUA ETMESİNİ BİLDİRİN.” Buyurdu.

Veysel karani hazretleri (r.a.) gece gündüz ibadet ve tâatle vakit geçirirdi. Kendini halktan gizlerdi.

İlk zamanlar herkes ona DİVANE GÖZÜ ile bakıyordu. Sonradan onun büyüklüğünü anladılar, çok ikram ve hürmet göstermeye başladılar.

Bunun üzerine annesinin vefatından sonra karın köyünden çıkıp Kufe şehrine gitti.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu alayhi ve selem) im vefatı yaklaşınca, Sahabe-i Kiram;

-“Hırkanızı kime verelim?” dediler.

Resulullah (Sallallahua aleyhi ve selem);

-“Üveys-i Karni (r.a.) ye verin.” Buyurdu.

Resulullah (a.s.v.) in vefatından sonra Hazreti Ömer (r.a.) işle Hazreti Ali (r.a.) kufe’ye geldiklerinde,

Ömer bin hattap (r.a.) Irak’lılerı toplayıp minbere çıktı ve

-“Ey insanlar, Irak’lı olanlar otursunlar.” Buyurdu.

Hepsi oturdu, bir kişi oturmadı.

-”Sen karn’limi sin?” buyurdu

Adam;

-“Evet dedi .

Hazreti Ömer-ül Faruk (r.a.);

-“Üveysi tanır mısın ?” buyurdu:

Adam;

-“Tanırım, o sizin tarafınızden anılmaya layık olmayan bir kimsedir. Bizim aramızda, ondan ahmak (haşa) ondan akılsız, fakır ve kimsesiz bir kimse yoktur. Divanedir, insanlardan kaçar bir hali vardır” Dedi.

Ömer Bin Hattab (r.a.);

-“Onu arıyorum, nerededir? Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Navale (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 6

Ömer Bin Hattab (r.a.);

-“Onu arıyorum, nerededir? Buyurdu.

Adam;

-“Arne vadisinde develerimize çobanlık yapmaktadır, biz de karşılığına ona akşam yiyeceği veririz. Saçı sakalı karışıktır, şehirlere gelmez, kimse ile sohbet etmez, insanların yediğini yemez; üzüntü ve neşe bilmez, insanlar gülünce, o ağlar, insanlar ağlayınca o güler.” Dediler.

Hazreti Ömer (r.a.);

-“Onu arıyorum.” Buyurdu.

Sonra hazreti Ömer (r.a.) ile Hazreti Ali (r.a.), onun olduğu yere gittiler. Onu namaz kılarken gördüler. Allah-u teâlâ, develerini gütmesi için BİR MELEK VAZİFELENDİRMİŞTİ. Namazı bitirip selam verince,

Hazreti ömer (r.a.) kalktı ve selam verdi. Üveys Selamı aldı.

Hazreti ömr (r.a.);

-“İsmin nedir?” diye sordu.

Üveys (r.a.);

-“Abdullah (Yani Allah’ın kulu)” dedi.

Hazreti ömer (r.a.);

-“Hepimiz Allah’ın kullarıyız; esas ismin nedir?” diye sordu.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Üveys.” Dedi.

Hazreti Ömer (r.a.);

-Sağ elini göster.” Buyurdu.

Üveys sağ elini gösterdi. Hazreti Ömer (r.a.),

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

geliye Şam’e Mevki-i (Navale) Nusaybin

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 7

-“Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) size selâm etti. Mubarek hırkalarını size gönderip, (-“Alıp giysin, ümmetime de dua etsin.”) Diye vasiyet etti.”

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Ya Ömer! Ben zayıf, aciz ve günahkar bir kulum. Dikkat buyur, bu vasiyet başkasına ait olmasın?.” Deyince

Hazreti Ömer-ül Faruk (r.a.);

-“Hayır Ya Üveys, aradığımız sensin. Peygamber Efendimiz senin eşkalini ve vasfını belirti.” Cevabını verdi.

Bunun üzerine, ‘Hırka-i Şerifi’ hürmetle öptü, kokladı, yüzüne gözüne sürdü.

Sonra;

-“Siz burada bekleyin.” Dedi.

Yanlarından ayrildı. Biraz ileride ‘Hırkayı’ yere bırakıp, yüzünü yere koydu.

Cenab-i Hakka şöyle dua’da bulundu;

-“Ya Rabbi! Sevgili Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem), ben fakir, aciz kuluna Hazreti ömer (r.a.) ve Hazreti Ali (r.a.) ile ‘Hırka-i’ şerif’lerini göndermiş.” Dedi.

GÜNAHKAR OLAN BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN AFFI İÇİN DUÂ ETTİ. BİR ÇOK MÜSLÜMANIN AFFOLDUĞU BİLDİRİLİNCE ‘Hırka-i Şerif-i’ HÜRMETLE GİYDİ.

Veysel Karani hazretleri (r.a.) ne hediye edilen ‘Hırka-i Şerif’ın bir parçası, Van cıvarında İRİSAN BEYLERİNE kadar gelmiş ve 1618 senesinde Osmanlı padişahlarından Osman Han’a getirilip hediye edilmiştir.

Sultan Abdülmecid Han, bu hırka-i şerif için Fatih civarında (Hırka-i Şerif) cami’ini yaptırmıştır. Her sene Ramazan ayında Camekan içinde Halka ziyaret ettirilmektedir.

Tasavvuf’ta büyüklerini görmedikleri hâlde onların ruhaniyetinden istifade ederek feyz alarak, yükselenlere ‘ÜVEYSİ’ denilir. Bu tabir, Veysel Karani hazretleri (r.a.) nin Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) i görmeden feyz alıp, O’na tabi olmak suretiyle tasavvufta yüksek derecelere kavuşmasına benzeterek söylenilmiştir.

‘Üveysi’ demek MURŞİDİ OLMAYAN DEMEK DEĞİLDİR. Görmediği halde Peygamber efendimiz (sallallahu alayhi ve selem) in, ve O’nun varisleri olan EVLİYANIN BÜYÜKLERİNDEN BİRİNİN RUHANİYETİNDEN FEYZ ALIP, YÜKSELMEK DEMEKTİR.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Ziyareti civarı (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 8

Veysel Karani (r.a.) kendisine ‘HIRKA’ Verildikten sonra Yemen’den Kufe’ye gitti. Kufe’ye gittikten sonra çok az kimse onu görebildi.

Görenlerden biri Harem bin Hayan (r.a.) dır.

Harem bin Hayan anlatır;

-“Üveys (r.a.) in şefaatının ne derecede olduğunu bildiren hadis-i şerifi işitince, onu görmek istedim. Kufe’ye gidip, onu aradım. Nihayet Fırat nehri kenarında abdest alırken buldum. Daha önce hakkında ma’lumatım olduğundan onu tanıdım.”

Selam verdim. Selamımı aldı. Bana baktı. Musâfeha etmek istedim, elini vermedi.

-“Allah sana merhamet eylesin, seni bağışlasın ey Üveys nasılsın?” dedim.

O’nu o kadar sevmiştim, ona o kadar acımıştım ki ağladım. Çünkü çok zayıf idi.

O da ağladı. Ve;

-“Allah sana ömür versin ey Harem bin Hayan? Nasılsın ey kardeşim? Beni sana kim gösterdi?” dedi.

Ben;

-“İsmimi ve babamın ismini nasıl bildin ve hiç görmeden beni nasıl tanıdın?” dedim.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Her şeyi bilen ve her şeyden haberi olan bana bildirdi. Ruhum senin ruhunu tanıdı. Çünkü mü’minlerin ruhları birbirlerini tanırlar, birbirini göremeseler de.” Dedi.

Ben;

-“Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve selem) dan bana haber ver.”dedim

Veysel Karani (r.a.);

-“Ben onu görmedim, O’nun haberini başkalarından işitmişim. Hadis yolunu kendime açmağı istemem. Muhaddis, müftü veya müzekkir olmağı istemem. Benim meşgüliyetim vardır. Bunlarla uğraşamam.” Dedi.

Ben;

-“Bana bir ayet okuyun. Sizden duyayım dedim. ELİMİ TUTTU. Euzü besmele okudu ve çok ağladı.

Sonra Allah-u teâlâ bir ayette;

-“Cinleri ve insanları beni tanımaları, ibadet etmeleri için yarattım.”

Bir başka ayette;

-“Gökü, yeri ve ikisi arasındekileri oyun olsun diye yaratmadım.” Buyuruyor.

-“İnnehû hüvel azizür-rahim’e” kadar okudu

Sonra bir seyha vurdu (feryad etti) Aklının gittiğini sandım.

Sonra

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Geliye Şam’e Mevki-i (Nusaybin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 9

Sonra bir seyha vurdu (feryad etti) Aklının gittiğini sandım.

Sonra;

-“Ey Hayyân’nın oğlu, sen buraya niçin geldin?” dedi.

Ben de;

-“Seni tanımak, seninle sohbet etmek arzusu ile.” Dedim.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Bir kimsenin Allah-u teâlâ’yı tanıdıktan sonra, herhangi bir kimse ile ahbablık etmek istemesine hiçbir zaman bir ma’na veremem.” Dedi.

Ben de;

-“Bana vasiyet, nasıhat et.” Dedim.

Üveys-ül Karani (r.a.);

-“Yattığın zaman ölümü yastığının altında bil. Kalkınca da karşında bulundur. Günahın küçüklüğüne değil, onunla âsi olmaklığının büyüklüğüne bak! Günahı küçük tutarsan, onu yasak eden Rabbi’ni küçük tutmuş olursun. Onu büyük tutarsan, Rabbini büyük tutmuş olursun.” Dedi.

Ben de;

-“Nereye yerleşmemi tavsiye edersin?” dedim.

Veysel Karani hazretleri (r.a.);

-“Şam’a.” Dedi.

Ben de;

-“Orada geçim nasıldır?” dedim.

Üyes-ül Karani (r.a.);

-“Şübhenin ağır bastığı su kalbe yazıklar olsun, nasihat kabul etmez.” Dedi.

Ben de;

-“Bana bir tavsiyede daha bulun?” dedim

Üyes-ül Karani (r.a.);

-“Ey Hayyan’ın oğlu! Baban öldü, Adem aleyhis selam, Davûd aleyhis selam, Muhammed Resulullah (Sallallahu alaeyhi ve selem) öldüler. Halifesi Ebû Bekir (r.a.) öldü, Kardeşim Ömer-ül Faruk (r.a.) öldü. AH ÖMER!… AH ÖMER!…” dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Dara harabaleri (Mardin)

Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anh)- 10

Üyes-ül Karani (r.a.);

-“Ey Hayyan’ın oğlu! Baban öldü, Adem aleyhis selam, Davûd aleyhis selam, Muhammed Resulullah (Sallallahu alaeyhi ve selem) öldüler. Haklifesi Ebû Bekir (r.a.) öldü, Kardeşim Ömer-ül Faruk (r.a.) öldü. Ah Ömer!.. Ah Ömer!..” dedi.

Ben;

-“Allah sana rahmet eylesin, Hazreti Ömer (r.a.) ölmemiştir.” Dedim.

Veysel Karani (r.a.);

-”Allah-u Teâlâ hazretleri c.a.), onun öldüğünü bana bildirdi.” Dedi

Ve devam etti.

-“Ben ve sen ölülerdeniz.” Salavat okuyup, kısa bir dua yaptı

Ve vasiyettim şudur ki;

-“Allah’ın kitabını ve onda bildirilen sırat-ı mustakimi (doğru yolu) elden bırakma ve ölümü bir an unutma. Kavmine ve akrabana varınca onlara nasihat et ve Allah’ın kullarına öğüt vermekten geri durma. Ehl-i sünnette uymakta bir adım ayrılma ki, dinini kayıp edersin de haberin olmaz ve Cehennem’e düşersin.” Dedi.

Sonra birkaç dua daha etti ve sonra;

-“Git Harem bin hayyan, bir daha ne sen beni gör, ne de ben seni. Beni dua ile hatırla, ben de seni dua ile anarım. Sen bu taraftan git, ben de şu taraftan gideyim.” Dedi.

Bir zaman onunla gitmek istedim Bırakmadı. Gitti. Ağlıyordu. Ben de ağladım. Ardından baktım durdum. Gözden kayıboluncaya, şehre girinceye kadar baktım. Hala ondan haber alamadım.

Bana;

-“Benimle en çok konuşan Hazreti ömer kardeşim ile Hazreti Ali dir (Radiayallah-u Anhüma)” demiştir.

Veysel Karani (r.a.), Mekke’de hac yapıp, Medine’ye gidince;

-“İşte Resûlullah (sallallahu aleyhi ve selem) in türbesi burasıdır.” Diye kendisine gösterildi.

Üveys-ül Karani kendinden geçerek düşüp bayıldı.

Ayılınca;

-“Beni buradan götürün. Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) in medfun bulunduğu bir beldede benim için yaşamanın tadı olmaz.” Demiştir.

Rebi’ bin Haysem (r.a.) anlatır;

-“Üveysi (r.a.) görmeye gittim. Sabah namazında idi. Bitirdi. Tesbihlrin sonuna kadar bekleyeyim dedim. Kuşluğa kadar kalkmadı. Sonra kalkıp kuşluk namazını kıldı. Öğle oldu, öğleyi kıldı. Velhasıl üçgün namazdan kalkıp, dışarı çıkmadı. yemedi, uyumadı. Dördüncü gece O’na kulak verdim. Gözüne uyku gelmişti. Derhal münacata başladı,

Ve;

-“Ya Rabbi, çok uyuyan gözden, çok yiyen karından sana sığınırım.” Dedi.

Ben de;

-“Bana bu yeter.” dedim ve halini bozmadan kalkıp gittim.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Üveys-ül Karani (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu