‘Eshab-i kiram’ olarak etiketlenmiş yazılar
Mikdâd bin Esved (Radiyallah-u anh)- 8
02 Temmuz 2009Mescid-i Kuba (Medine-i Münevvere)
Mikdâd bin Esved (Radiyallah-u anh)- 8
Memnuniyetimin haddi hesabı yoktu. Resûlullah efendimiz bana bakarak “Ne oldun, ey Mikdâd?” dedi. Ben de, bütün olanları anlattım. Bana cevap vererek “Bu hâl cenâb-ı Hakkın rahmetidir. Madem ki, Allahü teâlânın bu rahmetine nâil olduk! Niçin uyuyan arkadaşlarımızı uyandırmak için bana haber vermedin? Onlar da hisselerini alırlardı.” buyurdu. Ben de dedim ki: “Allahü teâlânın rahmetine, sizinle birlikte kavuştuktan sonra, geride kalanların ona kavuşup kavuşmamasını düşünemedim.”
Bir gün Hz. Mikdâd bin Esved, halife Hz. Osman’ın yanında bulunuyordu. Onun yanına birkaç, kişi gelerek, Hz. Osman’ı yüzüne karşı methetmeye, övmeye başladılar. Hz. Mikdâd, bunların sözlerini dinlerken yerden bir avuç toprak alarak onların yüzüne savurdu. Ona niçin böyle yaptığını sordukları zaman, şu cevabı vermişti: Resûlullah efendimiz buyurdular ki: “İnsanı yüzüne karşı övenler türediği zaman, onların yüzünü toprakla bulayınız!”
Hz. Mikdâd bin Esved, herkesin hakkında son derece ihtiyatlı konuşurdu. Ancak işlerinin neticesine bakarak hüküm verirdi. Bu hususta kendisi şöyle bildiriyor: “Ben, bir adamın sonunu görmeden onun hakkında iyi veya fena bir şey söylemem! Çünkü buna dair Resûlullah’dan (s.a.v.) bir şey sorulmuştu da, şu cevabı vermişti: “İnsan kalbi kadar değişen bir şey yoktur!”
KAYNAKLAR
1) Hilyet-ül-evliyâ, cild-1, sh-172
2) El-İsâbe, cild-3, sh-453
3) El-İstiâb, cild-4, sh-472
4) Sahîh-i Buhârî (Gazve-i Bedir)
5) Müsned-i İbni Hanbel, cild-6, sh-4 ve cild-4, sh-53
6) Tabakât-ı İbn-i Sa’d, sh-161
7) Eshâb-ı Kirâm, sh-358
Cild 1
Sh; 360-364
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Mikdâd bin Esved (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh);
02 Temmuz 2009Mescid-i Kuba Mihrabı (Medine-i Münevvere)
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh);
Resûlullah’ın (s.a.v.) valilerinden. İsmi Abdullah’tır. Ebû Musa künyesi ile tanınmış olup, babasının adı Kays; annesinin adı ise, Tayyibe binti Vehb bin Ak’tır. Nesebi, Abdullah bin Kays bin Selîm bin Hasân bin Harb bin Âmir bin Ganem bin Bekr bin Âmir bin Abd bin Vâil bin Naciye bin el-Cemâhir bin el-Eş’ar’dır. Bi’setten önce Yemen’in Zebid bölgesinde doğduğu bilinmekteyse de tarihi belli değildir. 42 (m. 663) yılında Kûfe, diğer bir rivâyette Mekke-i Mükerreme’de vefât etti.
Ebû Musa el-Eş’âriî müslüman olmasını, Buhârî ve Müslim’in ittifakla bildirdiği hadîs-i şerîfte şöyle anlatmaktadır.
“Biz Yemen’de iken Peygamber efendimizin ortaya çıkışı haberi bize ulaştı. Ben, iki ağabeyim, (Ebû Bürde ve Ebû Rûhem olup, ben onlardan küçük idim) ve Eş’arî kabilesinden 52 veya 53 kişi bir gemiye bindik ve Resûlullah’ı görmek için yola çıktık. Ancak gemimiz hava muhalefeti sebebiyle bizi Habeşistan’a çıkardı. Orada Cafer bin Ebî Tâlib ile buluştuk ve müslüman olduk. Cafer “Resûlullah bizi, buraya gönderdi. Burada bir müddet oturmamızı emretti. Siz de bizimle burada bir müddet oturunuz” dedi. Bunun üzerine, biz de orada oturduk.
Daha sonra Resûlullah’ın müsaadesiyle Habeşistan hükümdarı Necâşî bizi iki gemiye bindirip Medine’ye gönderdi. Biz Medine’ye geldiğimizde, Resûlullah Hayber fethinde bulunuyordu. Bu savaşta yanında bulunmayanlara hisse vermediği halde bize ganimetten hisse verdi…”
Eş’arîler, Medine’ye gelmekte oldukları sırada Resûlullah (s.a.v.) eshâbına “Yanınıza öyle bir kavim gelecektir ki onlar, İslâmiyet için, sizden daha yufka yüreklidirler” buyurdu. Bunların arasında Ebû Musa el-Eş’arî de vardı. Eş’arîler Medine’ye yaklaştıkları zaman “Yarın, sevgililere, Muhammed’le (a.s.) Eshâbına kavuşacağız” diye şiir söylüyorlardı. Eş’arîler Medine’ye gelince Peygamber efendimize bi’at ettiler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 2
02 Temmuz 2009Mescid-i Kuba (Medine-i Münevvere)
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 2
Müslümanlar arasında ilk defa müsâfehayı yapanlar onlardı. Resûlullah onları Medine’de Botham Meydanlığı’na yerleştirdi ve onlara buyurdu ki: “Sizin hicretiniz iki defadır. Biri Necâşî’nin ülkesine, ikincisi de yurduma yapılan hicrettir.” Eş’arîler yatsıdan geç vakitlere kadar ibâdet ettiklerinden, Peygamber efendimizin yanına giderler ve O (s.a.v.) onların yanına gelirdi. Resûlullah (s.a.v.) Eş’arîler’e namaz kıldırdıktan sonra; “Allahın size olan nimetlerindendir ki, insanlardan bu saatte başka bir kimse namaz kılıyor değildir… Bu namazı sizden başka kılan kimse yoktur!” buyurur, onları takdir ve teşvik ederdi. Ebû Mûsel-Eş’arî bu iltifatlardan çok memnun olur, Allah’ın resûlüne ve müslümanlara sevgisi kat kat artardı. Kur’ân-ı kerîm’in Maide sûresi ellidördüncü (54) âyet-i kerîmesindeki “Allah’ın onları seveceği ve onların da Allah’ı seveceği bir kavim getirir” buyruğu hakkında Peygamberimiz “Onlar işte bunun! Yani Ebû Mûsel-Eş’arî’nin kavmidir.” Yine: “Seferlerde yoldaşlık eden Eş’arî cemaatinin gece vakti evlerine girdikleri zaman okudukları Kur’ânı, seslerinden çok iyi tanırım. Sefer halinde, geceleyin onların kondukları yerleri de gündüz görmemiş olsam bile Kur’ân seslerinden anlarım” buyurdu. Resûlullah (s.a.v.) mübârek hanımlarından Âişe-i Sıddîka (r.anha) ile bir gece bir yere gidiyorlardı. Ebû Mûsel Eş’arî’nin evinin hizasına gelince durdular. O Kur’ân-ı kerîm okuyordu. Okumasını bitirinceye kadar beklediler. Hz. Resûlullah, O’nu gündüz görünce akşamki hadîseyi anlatıp, eshâbına “Buna muhakkak Davud’un güzel seslerinden bir ses verilmiş” buyurarak meth etti. Ehl-i sünnet itikadındaki iki mezhep imamından biri olan Ebül-Hasan-i Eş’arî hazretleri Eş’arî kavmindendir. Ebû Musa el-Eş’arî’nin amcası Ebû Âmir de, Resûlullah’ın kumandanlarındandı. Mekke-i mükerreme’nin fethinden sonraki Huneyn gazâsındaki Evtaş Mevkiindeki harbe amcasıyla katıldı. Ebû Âmir. İslâm Ordusu’nun Evtâş’taki birlik kumandanıydı, bu harbde yaralandı. Ebû Mûsel-Eş’arî amcasını yaralayanı öldürdü. Amcası, Resûlullah’a selâm, istiğfâr etmesi vasiyetiyle, Onu mücahitlerin kumandanı tayin ettikten sonra şehâdet şerbetini içti. Evtâşi’de zafer kazanan Ebû Mûsel Eş’arî, Resûlullah’ın yanına dönüp, durumu arz edip amcasının vasiyetini de söyledi. Bundan sonrası Ebû Mûsel-Eş’arî şöyle anlatır: “Bunun üzerine Resûlullah abdest suyu istedi ve abdest aldı. Sonra ellerini kaldırıp: “Allah’ım! Kulcağızın Ebû Âmir’i afv eyle!” diye duâ etti. Dua ederken (ellerini o kadar kaldırmıştı ki) ben iki koltuğunun beyazlığını gördüm. Sonra Resûlullah: “Allahım, kıyâmet gününde Ebû Âmir kulunu şu yarattığın insanlardan çoğunun üstünde âlî bir makamda kıl” niyazında bulundu. Bunun üzerine “Yâ Resûlallah, benim için de mağfiret dile! diye duâ istedim. Resûlullah benim için de: “Rabbim, Abdullah İbni Kays’ın günahını afv eyle! Kıyâmet gününde onu en yüksek ve güzel makama koy!” diye, duâ buyurdu.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 3
02 Temmuz 2009Mescid-i Kuba (Medine-i Münevvere)
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 3
Resûlullah, (s.a.v.) zamanında Zebid, Aden ve Yemen valiliklerinde bulundu. Resûlullah (s.a.v.) Muaz bin Cebel ile birlikte Yemen’e vali gönderirken ikisine şöyle buyurdu; “Yemen’e vardığınızda halktı kolaylık gösteriniz ve güçlük göstermeyiniz! Sevindirin de nefret ettirmeyiniz! Muhabbet ediniz de ayrılmayınız.” Resûlullal (s.a.v.) ile Zâtü’r-Rika gazâsında, Mekke’nin fethinde, Huneyn gazâsında bulundu. Hz. Ömer’in hilâfetinde Kûfe, Basra valiliklerine tâyin olundu. Burada vali iken Ehvaz, İsfehân ve Nusaybin feth edildi. Hz. Osman’ın halifeliği esnasında önce Basra daha sonra da Kûfe valiliğine tayin edildi. Hz. Ali zamanında da Kûfe valiliğine devam etti. Cemel Vak’ası’na katılmadı. Sıffîn Muharebesi’nden sonra, sulh için Hz. Ali’nin vekili oldu. Hz. Mu’âviye’nin hilâfeti zamanında vefât etti.
Ebû Musa el-Eş’arî, Kur’ân-ı kerîm’in bütün sûrelerini ezbere bilirdi. Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) hilafetinde Kur’ân-ı kerîm’i toplayan heyetteydi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 4
03 Temmuz 2009Mescid-i Kuba (Medine-i Münevvere)
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 4
Safvân bin Süleyman diyor ki: “Resûl-i Ekrem efendimiz zamanında Hz. Ömer ile Hz. Ali’den ve Muaz ile Ebû Mûsel-Eş’arî’den başkaları fetva vermezdi.” İslâm takvimini yazılarında ilk defa O kullandı. Haya sahibi olup çok edebliydi. Kendini, Kur’ân-ı kerîm’in Meryem sûresi seksendördüncü âyetindeki “Biz onların ecel günlerini sayıyoruz” (Bu muayyen bir müddettir) meâlindeki hâl üzerinde bulunurdu. Her an son nefesini düşünürdü. Dünyaya hiç değer vermezdi. Her halinde ve davranışında Allahü teâlâdan çok korktuğunu ifade eder, son nefesi îmânla vermekten başka birşey düşünmezdi. Bu haline akrabaları “Kendine biraz acısan” diye tavsiyede bulunduklarında; “Atlar koştuğu vakit, son noktaya gelince nasıl bütün imkânlarını kullanırsa, ben de son noktaya geldiğimde bütün imkânlarımı kullanmak mecburiyetindeyim” buyururdu. Böyle yaşayıp bu hâl üzerine vefât etti. Hanımına “Azığını hazırla, Cehennemin Üzerinden geçilecek bir vasıta yoktur” buyururdu.
Çok güzel Kur’ân-ı kerîm okuması, müfessir, müctehid olması ve Peygamberimizin iltifatlarına mazhar olması sebebiyle şöhreti vaazı çok kalabalık olurdu. Buyurdu ki: “Kur’ân-ı kerîme tazimle çok hürmet ediniz. Zira bu Kur’ân-ı kerîm sizin için ecîrdir. Kur’ân-ı kerîme uyun. O’nu kendinize uydurmayınız. Kim Kur’ân-ı kerîm’e uyarsa, Kur’ân-ı kerîm onu Cennet bahçelerine götürecektir. Kim Kur’ân-ı kerîm’i kendine uydurursa (anladığı ve hesabına geldiği gibi kabullenmek, mânâ vermek) Cehennemin alt katlarına baş aşağı düşeceklerdir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 5
03 Temmuz 2009Mescid-i Kube Mezarlığı (Medine-i Münevvere)
Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u Anh)- 5
“Âdem oğlu iki dere dolu altını olsa yine de tamam, yeter demez. Üçüncü bir dereyi doldurmaya çalışır. Âdem oğlunun karnını birazcık topraktan başka birşey doldurmaz.”
“İnsan, dünyâlık için acele ederse ahiretten uzaklaşır.”
“İnsanların çoğu para kazanmak hırsıyla helâk oldular.”
“Kıyâmet günü güneş, insanların tepesinde olacak ve iyi ameller de gölge edecek.”
Ebû Musa el-Eş’arî, üçyüzaltmış hadîs-i şerîf rivâyet etti. Resûlullah’ın kendisine Hz. Osman’ın başına felâket geleceğini ve Cennete gireceğini haber verdiğini rivâyet etti. Güneş tutulunca Resûlullah Mescid-i şerîfe gelip, namaz kıldıktan sonra “Allahü teâlâ’nın irsal ettiği bu âyetler hiçbir kimsenin ne ölmesinden ne de hayatından dolayıdır. Lâkin Allahü teâlâ bu âyetlerle kullarını tahvif eder (korkutur). Bu kabilden (tabiî) bir hâdise gördüğünüzde Allah’a niyaza, Allaha karşı istiğfâra (koyulup) iltica ediniz (dönünüz).”
Kıyâmet günü, ibâdet ehli mü’minlerin, Allahü teâlânın cemâlini göreceği hususunda; Resûlullah’ın (s.a.v.) gökyüzündeki aya bakıp: “Şu ayı nasıl hiçbiriniz mahrum olmaksızın görüyorsanız, Rabbinizi de öyle göreceksiniz. Artık güneşin tulû’unda da, gurubunda da evvelki namazların hiç birinden alıkonmamak elinizden gelirse (ona) çalışınız” rivâyetinde bulundu.
Birgün Peygamberimiz Ebû Musa el-Eş’arî’ye “Cennet hazinelerinden (ve diğer rivâyette) arşın altındaki hazinelerden bir hazineye seni irşad edeyim mi?” Evet Yâ Resûlallah irşâd buyur, demesi üzerine Resûlullah: “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah, de.” diye buyurdu.
“Allahü teâlâ gece günah işleyene sabaha kadar, gündüz günah işleyene de, tevbe etmesi için akşama kadar, mühlet verir. Güneş batıdan doğuncaya kadar böyle devam eder.”
“Dünyayı seven Âhiretine zarar verir, Âhiretini seven dünyâsını zararlandırif. Bu böyle olunca, siz bakiyi fâni üzerine tercih ediniz.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Musa’l Eş’ari (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu);
03 Temmuz 2009Resulullah (s.a.v.) dişleri şehid olduğu zaman kaldığı mağara (Uhud dağı)
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu);
Eshâb-ı kirâmdan. İsmi Sa’d, nesebi Sa’d bin Mâlik bin Sinan bin Ubeyd bin Sa’lebe bin Elcebr bin Af bin Hâris bin Hazrec’dir. Kendisi ve babası sahabedendir. Babası Uhud gazâsında şehîd oldu. Uhud’da onüç yaşında idi. Diğer gazâlarda bulundu, 64 (m. 683) de vefât etti. Kabrinin İstanbul’da Kariyye Camiî yanında olduğu bildirilmektedir.
Peygamberimizin (s.a.v.) hicretinden on sene önce doğdu. Peygamber efendimiz Medine’ye hicret edince annesi Hz. Enise ve babası Hz. Mâlik bin Sinan müslüman oldular. Ebû Said-i Hudrî (r.a.) müslüman anne ve babanın bulunduğu bir evde büyüdü. Bu sebeple İslâmiyeti çocukluğundan itibaren kabul etmiş, İslâm terbiyesiyle yetişmişti.
Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Peygamberimizin hicretinden sonra yapılan Medine’deki Mescid-i Nebevî’nin inşasında çalışmıştı. Yaşı küçük olması sebebiyle Bedir ve Uhud gazâlarına katılamadı. Bedir gazâsına babası Mâlik bin Sinan (r.a.) katıldı. Şehid olmak için ön saflarda kahramanca çarpıştı. Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Uhud harbine katılmak için babasıyla Peygamber efendimize müracaat ettiler. Bu hadîseyi Ebû Said (r.a.) şöyle anlattı: “Uhud günü Peygamber efendimize arz olunduğum zaman onüç yaşında idim. Babam beni Resûlullahın (s.a.v.) yanına götürüp “Yâ Resûlallah! Bu yavrumun yaşı her ne kadar küçükse de iri kemiklidir. Vücudu gelişkindir. İzin verirseniz, bizimle gelsin!” dedi. Peygamber efendimiz beni yukarıdan aşağıya kadar süzdükten sonra: “Onu geri çeviriniz” buyurdular. Benim gibi yaşı küçük olanlar Medine’de kadınları ve çocukları korumakta vazifelendirildiler.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 2
04 Temmuz 2009Resulullah (s.a.v.) ın mübarek dişleri sehid olunca kaldığı mağara (Medine)
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 2
Babası Hz. Mâlik bin Sinan Uhud gazasında, Resûlullah efendimiz yaralanınca, mübârek yanaklarından akan kanı emmekle şereflenmiştir. Bunun üzerine Peygamberimiz, Hz. Mâlik için: “Kanım, kanına dokunan, karışan kişiye Cehennem, ateşi dokunmaz.” buyurdu. Babası Mâlik bin Sinan bu gazada şehîd oldu.
Uhud gazâsından dönüşte Peygamberimizi (s.a.v.) nasıl karşıladıklarını Ebû Said-i Hudrî (r.a.) şöyle anlatmıştır: “Annem ile birlikte Peygamber efendimizi karşılamağa, O’nun mübârek cemâlini görmeğe gittiğimizde, babamın şehîd olmakla şereflendiğini öğrenmiştik. Peygamberimize bakarken O da bizi gördü. Bana buyurdu ki: “Sen, Sa’d bin Mâlik misin?” Ben de “Evet babam, anam sana fedâ olsun Yâ Resûlallah” dedim. At üzerinde idi. yanına yaklaştım, mübârek dizlerinden öpmekle şereflendim. Bana: “Allahü teâlâ, babana ecrini versin” buyurdular.
Babasının şehâdetiyle evin bütün yükü Hz. Ebû Said’in omuzlarına yüklendi. Evin geçimini sağlıyacak kimse olmadığı için, ailesi bir hayli sıkıntıya düştü. Annesi ile çok sabırlı olduklarından dertlerini sıkıntılarını kimseye söylemezlerdi. Aç kaldıkları zaman karınlarına taş bağlayarak, açlıklarını gidermeye çalışırlardı. Bir gün annesi dayanamamış: “Evlâdım, Resûlullah efendimiz (s.a.v.) kendisine başvuranları hiç geri çevirmiyor, onlara yiyecek birşey bulup veriyor. Sen de git, belki hakkımızda hayırlı olur” diyerek Ebû Said’i, Resûlullaha gönderdi.” O’nu, Eshâbına nasihat verirken buldu. Oturup dinlemeğe başladı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 3
04 Temmuz 2009Henek (Medine-i Münevvere)
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 3
Bir ara Resûlullah efendimiz (s.a.v.), “Kim Allahü teâlâdan başka her şeyden yüz çevirir ve her şeyi Allahü teâlâdan beklerse, Allahü teâlâ onu ganî eyler, zengin kılar. Sabırdan üstün bir rızık yoktur. Eğer sabra râzı değilseniz, isteyiniz vereyim” buyurdu. Bu mübârek sözleri işiten Hz. Ebû Said-i Hudrî, Peygamber efendimizden bir şey isteyemedi. Eve gelip durumu annesine olduğu gibi anlattı. Ebû Said-i Hudrî’nin (r.a.) bu hareketinden sonra işleri yolunda gitti. Medine’nin en zenginlerinden oldular.
Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Beni Mustalak gazasına, sonra da Hendek gazasına katılıp, gösterdiği kahramanlıkları Peygamberimiz pek beğenmişti. Ebû Said-i Hudrî (r.a.) Hendek savaşının hafiflediği bir öğle üzeri, Resûlullah efendimizden evine kadar gitmek için izin istedi. Peygamberimiz (s.a.v.) izin verip buyurdu ki: “Yanına silahını al. Benî Kureyza yahudilerinin sana zarar vermelerinden korkarım.” buyurdu.
Hz. Ebû Said-i Hudrî de emir gereğince silahlarını alarak evine gitti. Hanımı kapıda duruyordu. Kıskançlık gayretiyle, hanımının içeride durması gerekirken niçin dışarıda beklediğini sorunca hanımı: “Niçin bana kızıyorsun? içeriye gir de gör.” dedi. Eve girdiklerinde yatağın üzerinde kocaman siyah bir yılan yatıyor gördüler, Hz. Ebû Said-i Hudrî mızrağını çekip yılana batırdı. Sonra yılanı yataktan kaldırınca, yatak üzerinde yılanın yerinde bir gencin yatmakta olduğu görüldü. Mızrağın ucundaki yılanı bahçeye çıkarıp astılar. Yılan titreyerek öldü. îçerde yataktaki genç de can çekişerek öldü. Yılanın mı, yoksa o gencin mi önce öldüğünü tesbit edemediler. Hz. Ebû Said-i Hudrî hemen gelip, Peygamber efendimize hâdiseyi bildirdi ve “Yâ Resûlallah, onun dirilmesi için Allahü teâlâya yalvarır mısınız?” dedi. Peygamber efendimiz de: “O Medine’deki müslüman olan cinnilerdendir. Onlardan bir şey görürseniz, onlara oradan gitmesi için üç gün müsâde ediniz. Bundan sonra, size tekrar görünecek olursa, onu öldürünüz. Çûnki, o, şeytandır.” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 4
04 Temmuz 2009Okçular tepesinden bir başka görünüş (Medine-i Münevvere)
Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 4
Hendek gazasında müşrikler çok şiddetli saldırıyorlardı. Hz. Ebû Said-i Hudrî bir ara Peygamberimize yaklaşarak “Yâ Resûlallah, yüreğimiz ağzımıza gelmiş bulunuyor, okuyacağımız bir duâ var mıdır?” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.), “Evet! Var. Ey Allah’ım, açık ve korkulu yerlerimizi kapa, bizi, bütün korktuklarımızdan emin eyle, diyerek duâ ediniz.” buyurdular. Hepimiz duâ ettik, yalvardık. Çok geçmeden şiddetli bir fırtına esdi, düşman karargâhını alt üst ederek düşman hezimete uğradı, dağılıp gitti.
9 (m. 630) senesinde Alkame bin Muhrez’in (r.a.) emri altında küçük bir sefere çıktılar. Bu seferi Hz. Ebû Said-i Hudrî şöyle anlattı: “Resûlullah (s.a.v.) Alkame’yi bir sefere göndermişti. Ben de seferde bulundum. Hedefe yaklaştığımız sırada, kumandanımız askeri ikiye ayırdı. Bir kısmını Abdullah bin Huzafe’ye (r.a.) verdi. Ben de onunla birlikte idim. Abdullah bin Huzafe (r.a.) Bedir gazasına katılmış kahramanlardan olup, çok şakacı bir kimseydi. Yolda bir yerde, dinlenme molası verildi. Ateş yakıldı. Kimimiz ateşle ısınıyor, kimimiz de ateşte bazı işlerimizi görüyorduk. Bir ara Hz. Abdullah askerlere dedi ki: “Sizler bana itaat etmekle vazifelisiniz, öyle değil mi?” Onlar da: “Evet” dediler. Hz. Abdullah: “Öyleyse her dediğimi yapmalısınız,” deyince, onlar da: “Elbette yaparız” dediler. Hz. Abdullah: “Şimdi size emrediyorum. Hepiniz bu yanan ateşe giriniz” dedi. Bunun üzerine, askerlerin çoğu hemen yerlerinden kalkıp ateşe atılmaya hazırlandılar.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









