‘Hadis’ olarak etiketlenmiş yazılar
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 5
17 Temmuz 2009Mescid-i Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) Medine-i Münevvere
Kendisi ile birlikte Sa’lebe bin Sa’ye, Üseyd bin Sa’ye, Esed bin Ubeyd ve bazı Yahudiler samimi olarak müslüman oldular. Fakat bazı Yahudi âlimleri: Muhammed’e yalnız bizim şerlilerimiz inandı. Eğer, onlar hayırlılarımızdan olsalardı, atalarının dinini bırakmazlardı.” dediler. Bunun üzerine inen âyet-i kerîmelerde şöyle buyuruldu:
“Onların (Ehl-i kitabın) hepsi bir değildir. Ehl-i kitabın içinde bir cemaat vardır ki, onlar gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.” (Al-i İmrân: 113)
“Allah’a ve âhiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. İşte onlar sâlihlerdendirler.” (Âl-i İmrân: 114)
Abdullah bin Selâm’ın (r.a.)imân ettiğine ve faziletine Kur’ân-ı kerîmin iki âyet-i kerîmesinin şehâdet ettiğini müfessirler ifade etmektedirler. Her iki âyet-i kerîmede de Allahü teâlâ onu müşriklere karşı şahit göstermektedir. Hz. Abdullah bin Selâm’a indiği bildirilen âyet-i kerîme şudur: “Resûlullah’ı inkâr edenlere de ki! (siz halinizi) Düşündünüz mü? Eğer Kur’ân Allah tarafından gönderilmiş olup da siz küfrettiyseniz (inanmayıp inkâr ettiyseniz) ve İsrâiloğullarından bir şahit, Kur’ân-ı kerîmi benzerine (Tevrat’a) göre (bu da Allah kelâmıdır diye) şehâdet edip inandı da siz kibirlenmek istediyseniz (bu bir zulüm değil midir? Allah ise zâlimler topluluğuna asla hidâyet etmez.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 6
17 Temmuz 2009Bab-üs-selam kapisi (Medine-i-munevvere)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 6
Tefsîr âlimlerine göre “İsrâiloğullarından bir şahit âyetinde Abdullah bin Selâm’ın kastedildiği rivâyet edilmektedir. Çünkü O kendi milletine: “Hz. Musa’ya inen Tevrat’ı Allah kelâmı olarak kabul edip de Hz. Muhammedi (s.a.v.) ve ona inen Kur’ân-ı kerîmi inkâr etmek zulümdür?” diyerek müslüman olmuştur.
Müslüman olunca, Kur’ân-ı kerîme dört elle sarıldı ve Peygamber efendimizi, gölgesi gibi takip etmeye başladı. Öyle oldu ki, Peygamber efendimiz onun hakkında: “Cennetlik bir adama bakmak kimin hoşuna giderse, Abdullah bin Selâm’a baksın.” buyurdu.
Hadîs-i şerîf kitaplarından Buhârî ve Müslim’de bildirildiğine göre de Peygamberimiz Hz. Abdullah bin Selâm’ın Cennete gireceğini müjdelemiştir. Ancak Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişi) arasında sayılmamıştır. Bu durumu bize Aşere-i mübesşere’den olan Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.) haber vermiştir. Abdullah bin Selâm (r.a.) anlattı: Hz. Peygamber (a.s.) zamanında bir rüya görmüştüm ve Resûlullah’a arz etmiştim. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü rüyamda kendimi sanki bir bahçede gördüm. O bahçenin bir tarafında demirden bir direk vardı. Bu direğin bir ucu yerde, bir ucu gökte idi. Yukarısında da tutacak bir kulp, bir çember vardı. Bana “Haydi bu direğe çık’” denildi. Ben de “Gücüm yetmez!” dedim. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi gelerek sırtımdaki elbisemi çıkardı. Bunun üzerine direğin tâ tepesine kadar çıktım. Kulpu tuttum. Bana “Halkayı iyi tut, bırakma!” diye tenbih edildi. Böylece direğin kulpu elimde olarak uyandım. Resûlullah’a (s.a.v.) rüyayı anlattım, dinledikten sonra buyurdular ki:
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 8
18 Temmuz 2009Arafat meydanı (Cebel’ür-Rahme) Mekke-i Mükerreme
.”…. Melekler dediler ki:
“Yâ Rabbi, Arştan büyük bir şey yarattın mı?” Allahü teâlâ:
“Evet, aklı yarattım, buyurdu” Melekler:
“Yâ Rabbi! O ne kadar büyüktür?” diye sordular. Allahü teâlâ: “Kumların sayısını bilir misiniz?” Melekler de:
“Hayır Ya Rabbi bilemeyiz dediler. Allahü teâlâ:
“İşte aklın da büyüklüğünü bilemezsiniz. Ben aklı kum taneleri gibi sınıflara ayırdım. Kimine bir tane, kimine iki tane, kimine üç-dört tane, bazısına bir farak, bazısına bir vesk (bunlar eskiden kullanılan ölçülerdir) bazılarına da daha fazla verilmiştir buyurdu.”
Hz. Abdullah (r.a.) hakikaten, ahlâk ve ilim ile kendini süsleyen Cennetlik insanlardan idi. 18 (m. 639)’da Suriye taraflarında ortaya çıkan veba hastalığına yakalanan Eshâb-ı kirâmdan Muaz bin Cebel (r.a.) vefât edeceği sıralarda, başucunda ağlayan bir talebesine “Niye ağlıyorsun?” diye sormuştu. Karşılığında: “Ben dünyâ için ağlamıyorum, ilmi senden öğrenmekteydim, bunu kaybedeceğime üzülüyorum!” cevabını verince, Muaz bin Cebel (r.a.): “İlim benim vefâtımla kaybolmaz. Benden sonra ilmi şu dört kişiden öğren: Abdullah bin Mes’ûd’dan, Abdullah bin Selâm’dan, çünkü Resûlullah (s.a.v.) onun hakkında “O, Cennetlik olan on itişinin onuncusudur” buyurdu. Hz. Ömer’den (r.a.) ve Selmân-ı Fârisî’den (Başka bir rivâyete göre Ebüd-Derda’dan öğren” buyurdu. Hazret-i Muaz’ bin Cebel’in böyle söylemesinin sebebi; Hz. Abdullah bin Selâm’ın (r.a.) Resûlullah (a.s.) hayattayken, kendisinin yanından ayılmayıp sık sık sorular sorarak ilimde derinleşmesidir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
18 Temmuz 2009Hacer-ül Esved (Mekke-i Mükerreme)
Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anh)- 9
Bir defasında Yahudiler Tevrat’taki recm âyetini Resûlullah’tan (s.a.v.) saklamaya çalıştılar. Fakat Abdullah bin Selâm (r.a.) bu âyeti bizzat Resûlullah’a bildirerek onların yalanlarını ortaya çıkardı.
Abdullah bin Ömer (r.a.) buyuruyor ki: Medine’de bir takım Yahudi topluluğu Resûlullah’a (s.a.v.) gelerek, içlerinden bir erkek ile bir kadının zina ettiğini anlattılar ve “Bunlara hangi hükmü ve cezayı verirsiniz?” dediler. Resûlullah (s.a.v.) de “Siz recm cezası hakkında Tevrat’ta ne yazılmış olduğunu görüyorsunuz” diye sordu. Onlar “Biz zina edenleri herkese teşhir ederiz ve bunlar bir değnek ile de döğülürler.” dediler. Abdullah bin Selâm Yahudilere “Siz yalan söylüyorsunuz! Tevrat’ta recm âyeti vardır” dedi. Bunun üzerine Tevrat’ı getirip açtılar. Yahudilerden birisi elini recm Âyetinin üzerine koyarak bundan önceki ve sonraki Âyetleri okumaya başladı. Abdullah bin Selâm ona: “Elini kaldır.” dedi. O da elini kaldırınca recm Âyeti göründü. O zaman Yahudiler: “Ey Muhammed! Abdullah bin Selâm doğru söyledi, Tevrat’ta hakikaten recm Âyeti vardır” dediler. Bunun üzerine Resûlullah da bunların (zina yapanların) recm edilmeleri (taşlanarak öldürülmeleri) hükmünü verdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Selâm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Fatimat-üz-Zehra Radiyallah-u anha’nın hırkaları
Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha);
Resûlullah’ın (s.a.v.) Hz. Hadîce-tül Kübrâ’dan olan dört kızından en çok sevdiği. Hicretten 13 yıl evvel Mekke’de doğdu. Hicretin ikinci yılında Hz. Ali ile evlendirildi. O zaman Hz. Ali yirmibeş, Hz. Fâtıma da onbeş yaşına gelmiş idi. Resûlullah’ın (s.a.v.), soyu yalnız Hz. Fâtıma’dan olan Hz. Hasan ve Hüseyin’le devam etti. Hz. Fâtıma’nın Hasan, Hüseyin, Muhsin isminde üç oğlu ile iki kızı oldu. Muhsin küçük yaşta vefât etti.
Hz. Alî, Hz. Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e (r.a.) (Ehl-i Beyt, veya (Âl-i Aba) denir. Hz. Meryem’den sonra, bütün kadınların en üstünüdür. Aklı, zekâsı, hüsnü cemâli (güzelliği) zühdü (dünyâya düşkün olmaması), takvası (haramlardan kaçınması) ve güzel ahlâkı ile bütün insanlara çok güzel bir örnektir. Yüzü pek beyaz ve parlak olduğundan (Zehra) denildi. Zühd ve dünyâdan kesilmekte en ileri olduğu içindir ki; (Betül), Çok temiz demişlerdir. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerifler ile medh olundu. Resûlullah’ın (s.a.v.) vefâtından sonra güldüğü hiç görülmemiştir. Peygamberimizden sonra altı ay daha yaşayıp onbirinci yılda Ramazan-ı Şerif’in 3. günü vefât etti.
Hz. Fâtıma, Resûl-i ekreme (s.a.v.) Peygamberliği bildirildiği sene dünyâya teşrif etmişlerdir. En küçük kızları idi. Annesi Hz. Hadîce Resûlullah’ın (s.a.v.) ilk zevcesidir (hanımıdır). Hz. Hadîce çok zengin ve âlim, akıllı idi. Bütün malını Resûlullah’a bağışladı. Yirmidört sene çok iyi hizmet etti. Hicretten üç yıl önce, altmışbeş yaşında Mekke’de vefât eti. İlk imâna gelen hür kadındır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Makbul Dua’lar
01 Ocak 2014
Zinciriyye Medresesi (Mardin)
Makbul Dua’lar;
-”Allahım! Bize imanı sevdir, kalplerimizi imanla süsle. Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı sevdirme, kerih göster, bizi doğru yolu bulunanlardan eyle.”
Hâkim (Deavât. No; 1868)
Kaynak;
(Diyanet İşleri Başkanlığı yayınevleri)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri bu makbul dua’lar hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Makbul dua’lar – 23
23 Ocak 2014Siyah su başı (Nusaybin)
Makbul dua’lar – 23
-“Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla!”
İbrahim suresi; 14/41
(Kaynak)
(Diyanet İşleri Başkanlığı yayınevleri)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri bu dua’lar hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Makbul dua’lar – 32
01 Şubat 2014Dıkke köprüsü (Nusaybin)
Makbul dua’lar – 32
-“Allahım!” Senden düzgün bir yaşantı, temiz bir ölüm ve rezil rüsva olmadan sana dönebilmeyi istiyorum.”
(İbn Ebû Şeybe, Duâ, 1 No;; 29134)
(Kaynak)
(Diyanet İşleri Başkanlığı yayınevleri)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri bu dua’lar hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Makbul dua’lar – 33
02 Şubat 2014Dıkke Köprüsü (Nusaybin)
Makbul dua’lar – 33
-”Rabbimiz! Sadece sana dayanıp güvendik, sana yöneldik; dönüş de ancak sanadır.”
(Mümtehine, 60/4)
(Kaynak)
(Diyanet İşleri Başkanlığı yayınevleri)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri bu dua’lar hürmetine günahlarımızı af eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu







