‘mankıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Hazret-i Mariye (Radiyallah-u anha) – 4
20 Temmuz 2009Medine-i münevvere (eski resim)
Hazret-i Mariye (Radiyallah-u anha) – 4
Peygamberimizin (s.a.v.) Mâriye’den (r.a.) İbrâhim adında bir oğlu dünyâya geldi. Bu sebeple de Peygamberimizin (s.a.v.) hanımları içinde Hz. Hadîce’den sonra çocuğu olan ikinci hanımı olma şerefine de kavuşmuş oldu. Peygamberimizin (s.a.v.) oğlu İbrâhim, Medine dışında bulunan Avali isminde bir köyde, süt anneye verildi. Peygamber efendimiz sık sık bu köye oğlunu ziyârete gider O’nu şefkat ve merhametle severdi. Yine bir gün aynı köye; Oğlu İbrâhim’i ziyârete gitti. Oğlunun ruhunu teslim etmek üzere olduğunu görür görmez O’nu, hemen bağrına bastı. Saçlarını okşamaya başladı. Birkaç dakika sonra İbrâhim vefât edince: “Yâ İbrâhim! ölümüne çok üzüldük. Gözlerimiz ağlıyor, kalbimiz sızlıyor. Fakat Rabbimizi gücendirecek herhangi bir söz, söylemeyiz” buyurdu. Bu sırada gözlerinden damla damla yaşlar akıyordu. Peygamberimizin (s.a.v.) bu halini gören yanındaki arkadaşı Abdurrahman bir Avf (r.a.): “Yâ Resûlallah, siz de mi ağlıyorsunuz” demesine karşılık Peygamberimiz (s.a.v.) “Ben sizi ağlamaktan menetmem, o insanın elinde, iradesinde değildir. Ama sesli ağlamaktan ve feryat etmekten ve cahiliye âdetlerinden men ederim. Bunlar Allahü teâlânın rızasına muhaliftir (uygun değildir). Ama gayri ihtiyari gözyaşı dökülür ve mahzun olunur” buyurmuştur. Bu ise, vefât edenler için bağırıp çağırmadan, üst baş yırtmadan, Allahü teâlâya karşı şirk koşmayacak durumda üzülmenin serbest olduğunun müslümanlara güzel bir şekilde izahı olmuştur.
Peygamberimiz (s.a.v.) aynı gün oğlu İbrâhim’in cenaze namazını kendi kıldırdı. Bakî kabristanlığına defn edildi. Kabrinin üzerini hafifçe açarak su döktü. Baş tarafına ise büyükçe bir taş koydu. Bu durum hâlâ Peygamberimizin (s.a.v.) sünneti olarak Müslümanlar arasında bugün de devam etmektedir.
Yine aynı gün; (İbrâhim’in defn edildiği gün) güneş tutulmuş her taraf kararmıştı. Bunu gören herkes, Peygamberimizin (s.a.v.) oğlu İbrâhim’in ölümüne yormuştu. Bunu duyan Resûl-i Ekrem efendimiz; “Ay ve Güneş, Allahü teâlânın Âyetlerinden ikisidir. Kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar” buyurmuşlar ve bu olayın tabiî bir hâl olduğunu Eshâb-ı kirâma açıklamışlardı.
Hz. Mâriye ve oğlu İbrâhim’in hayatı, müslümanların bir çok İslâmi konularda uyarılmasına, sebep olmuştur. Mâriye (r.anhâ) çok sakin, sessiz ve kendi halinde olduğu için, «kendisinden hadîs rivâyeti olmamıştır. Mâriye (r.anhâ), Halife Hz. Ömer’in halifeliğinin son-yıllarında 16 (m. 637) de vefât etmiştir.
KAYNAKLAR
1) Mevâhib-i Ledünniye cild-1, sh-242
2) El-İsâbe cild-4, sh-405
3) Hilyet-ül-evliyâ cild-2, sh-70
4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-212
5) El-İstiâb cild-4, sh-410
6) Envâr-ul-Muhammediyye 158
7) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1020
Cild; 1
Sh; 173-175
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar;
(1-Mevahib-i Ledünniye cilt; 1 sahife-242)
(2-el-İsabe; cild- 4, sahife 405)
(3-Hilyet-ül Evliyâ cild- 2 sahife 70)
(4-Tabakat-i İbn-i Sa’d cild- 8 sahife 212)
(5-el-İstiğab cild- 4 sahife- 410)
(6-Envaril Muhammediye sahife-158)
(7-Tam İlmihal Seadet-i Ebediye sahife -1020)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Mariye (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Hazret-i Reyhâne (Radiyallah-u anha);
20 Temmuz 2009Hayber kalesi (eski resim)
Hazret-i Reyhâne (Radiyallah-u anha);
Peygamber efendimizin cariyesi iken müslüman olan muhterem hanımlarından. Medînede bulunan Yahudilerin Beni’Kureyza kabilesindendir. Nesebi (silsilesi), Reyhâne binti Şem’ûn İbn-i Yezid veya Reyhâne binti Zeyd İbn-i Amr İbn-i Hanefe bin Şem’ûn bin Yezid’tir. Doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Peygamberimiz’den (s.a.v.) önce 10. (m. 631) Medine’de vefât etti. Bakî kabristanlığına defn edilmiştir.
Peygamber efendimiz Hendek Savaşı’ndan sonra 5 (m. 626) senesinde Medine’nin dışında bulunan ve bir kaleye sığınan Beni Kureyza Yahudilerinin üzerine yürüdü. Çünkü bunlar orada devamlı huzursuzluk kaynağı oluyorlardı. Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu kale; muhasara ve kuşatmadan sonra Müslümanların eline geçti. İçinde bulunan Yahudiler malları, mülkleri, çocukları ve kadınları ile birlikte ganimet olarak alındılar.
Benî Kureyzâdan alınan savaş ganimetleri ve esirleri müslümanlar arasında İslâm dinine uygun bir şekilde taksim edildi. Reyhâne (r.anhâ) da savaş esirleri arasında bulunuyordu. Ganimetler taksim edilip, sıra esirlere gelmişti. Reyhâne (r.anhâ) da Peygamber efendimizin hissesine düşmüştü. O zaman Yahûdilik dinine inanan Reyhâne’yi (r.anhâ) dilerse kendi dininde kalmak, dilerse müslüman olmak hususunda serbest bırakmışlardı. Reyhâne (r.anhâ) de: “Ben kendi dinimde kalmak istiyorum diye Peygamberimize (s.a.v.) arz etmişti. Peygamberimiz bu hareket ve davranışıyla İslâm dinine girmek için zorlamak yoktur hükmünü bizzat kendileri tatbik etmişlerdir.
Peygamberimiz (s.a.v.) daha sonra Reyhâne (r.anhâ)’ya şöyle buyurdular: “Sen Allahü teâlânın ve O’nun Resûlünün yolunu tutmak ister misin. Ben böyle münasip (uygun) görüyorum.” Reyhâne (r.anhâ) da, “Evet,” dedi. Peygamber efendimiz bu davranışından sonra Reyhâne’yi (r.anhâ) âzâd (hür serbest) ettiler. Kendilerini, bizzat Mehir vererek, nikâhına aldılar. Ayrı bir ev açarak hanımları arasına koydular.
Peygamber efendimiz, evlenmelerinin hepsini Hz. Âişe’yi Allahü teâlânın emri ile nikâhladıktan sonra yaptı. Bunlar dînî, siyâsî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. (Bkz. Muhammed aleyhisselâm) Nitekim Reyhâne (r.anhâ) ile de olan evlenme böyledir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bütün zevcelerimle evliliklerim ve tuzlarımı evlendirmem, hepsi Cebrâil’in (a.s.) Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur.”
Reyhâne (r.anha) sakin, temiz karaktere sahip, yumuşak huylu bir hanımefendi idi. Peygamber efendimizden önce vefât ettiği için naklettiği hadîs-i şerîf yoktur.
KAYNAKLAR
1) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-8, sh-129
2) El-İstiâb cild-4, sh-309, 310
3) El-Envâr-ül-Muhammediyye sh-158
Cild;1
Sh;175-176
İslam âlimleri ansiklopedisi
Kaynaklar;
(1- Tabakat-i İbn-i Sa’d cild; 8 sahife-129)
(2- el-İtiab cild 4 sahife- 309-310)
(3- (3-el-Envar-ül-Muhammediyye sahife 158)
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Reyhâne (Radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu

