‘Menkıbler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Hazret-i Aişe-i Sıddıka (Radiyallah-u anha) – 17
20 Temmuz 2009Zülhuleyfe (Bir Ali) Mikat (eski resim)
Hazret-i Aişe-i Sıddıka (Radiyallah-u anha) – 17
Hz. Âişe validemiz Resûlullahın rızasına kavuşmak için gecesini gündüzüne katardı. O’nu (s.a.v.) birazcık üzgün görse teselli etmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Hatta Resûlullahın akrabalarını da gözetir, onlara karşı da her türlü iyiliği yapardı. Âişe (r.anhâ) buyuruyor ki, günde ikinci defa yemek yiyordum. Resûlullah (s.a.v.) görünce, “Yâ Âişe! Yalnız mi’deni doyurmak sana her işden daha tatlı mı geliyor? Günde iki kere yimek de israfdandır. Allahü teâlâ, israf edenleri sevmez” buyurdu. Hadimi merhum, burayı şöyle açıklıyor (Resûlullah (s.a.v.) Âişe’nin (r.anhâ) ikinci yemeği, acıkmadan yediğini anlayarak böyle buyurmuşdu. Yoksa, keffâretler için, günde iki kere yidirmek lâzım olduğu meydandadır.)
Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Âişe’ye yemek yiyip yemediğini sordular. “Hiç bir zaman doyasıya yemedim” buyurdular ve ağladılar. Daima oruç tutarlardı. Teheccüd namazını hiç terk etmezlerdi. Çoğu zaman Hz. Peygamberle (s.a.v.) kılarlardı. (Tirmizî-Zühd)
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) efendimizden 2210 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Kendisinden de Eshâb ve Tâbiîn’den birçokları hadîs-i şerîf nakletmişlerdir. Hz. Âişe’nin ilmini en ziyade neşreden hemşiresi Esma’nın oğlu Urve İbn-üz-Zübeyr ve birâder-zâdesi Kâsım bin Muhammed bin Ebû Bekir’dir. Ahmed İbn-i Hanbel, (Müsnet)’inde Hz. Âişe’nin hadîslerini (253) sahife içinde toplamıştır. Sahih hadîs kitapları Hz. Âişe’nin fetvaları ile doludur. dîni mes’elelerin hallinde, önce Kur’ân-ı kerîm’e sonra hadîs-i şerîflere başvurur, daha sonra da naslardan (âyet ve hadîs) çıkan ahkâma kıyas ederek ictihâd ederlerdi.
O devrin belli başlı âlimlerinden ve fukahâ-i seb’adan biridir. (Fukahâ-i Seb’a, yedi fıkıh âlimi demektir ki, bunlar. Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn-i Mes’ûd (r.a,), Zeyd bin Sâbit (r.a.), Hz. Âişe, Abdullah İbn-i Abbâs (r.a.) ve Abdullah İbn-i Ömer (r.a.)’dır.
Fıkıh ve ictihâdda, görüşü, keskin ve kuvvetli idi. Fıkıh ilminin kurucularındandır, İslâm Dininde pek yüksek makam sahibi olup, hadîs ve fıkıh âlimlerince takdir ve sitayişle anılanların başında gelmektedir.
Tabiînden Mesrûk’a soruldu “Hz. Âişe Ferâiz ilminden bir şeyler bilir miydi.” Buyurdu ki: “Allaha yemin ederim ki, Eshâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden bir çoğu gelir Hz. Âişe’den ferâize ait şeyler sorar ve öğrenirlerdi.”
İmâm-ı Zührî: “Eğer zamanının bütün âlimleri ve Peygamberimizin diğer zevcelerinin ilmi, bir araya toplansa, Hz. Âişe’nin ilmi yine çok olurdu.” buyururdu.
Ebû Mûs’el Eş’arî (r.a.) buyurdu ki: “Bizler (Eshâb-ı kirâm) müşkül bir mesele ile karşılaşınca gider Hz. Aişe’ye sorardık. Hz. Âişe’nin ilmi pek çoktu.”
Urve bin Zübeyr: “Ne fıkıhda ne tıbda, ne şiirde Hz. Âişe’den daha çok ilmi bulunan kimse yoktu” buyurmuştur.
Abdurrahman bin Avf (r.a.) hazretlerinin oğlu Ebû Selem: “Sünnet-i Resûlullahı Hz. Âişe’den dahâ iyi bilen dinde tebahhur etmiş (derya gibi geniş ilme sâbib olmuş), âyet-i kerîmelere vâkıf ve sebeb-i nüzûllerini bilen, ferâiz ilminde mahir olan bir kimseyi görmedim” buyurmuştur.
İslâm âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Âişe-i Sıddıka radiyallahu anha’nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
