‘Musa aleyhisselam’ olarak etiketlenmiş yazılar
Allah’a itaat etmek ve O’nun Resulunu sevmek- 4
28 Haziran 2008Çağ-çağ barajı (Nusaybin)
Musa Aleyhisselam’ın, kendisine alışmış bir arkadaşı vardı. Bir gün arkadaşı Musa Aleyhisselam’a şöyle der:
-“Ey Musa (a.s.) Allah (c.c.) dua et, bana kendisini tam manasiyle bildirsin.”
Musa (a.s.), Allah (c.c.) a dua eder. Musa (a.s.) ın duası kabul olur. Bu bir arkadaşını vahşi hayvanlar içinde bulur ve hemen arkadaşını kaybeder. Bunun üzerine şöyle niyazda bulunur,
Musa Aleyhis selama:
-“Ey RABBIM, Kardeşim, kendisine alıştığım arkadaşım. Ben o onu kayıbettim”
Musa Aleyhisselam’a Allah (c.c.) tarafından şöyle nida gelir:
-“Ey Musa, Beni tam bilen kimse insanların arasına asla katılmaz.”
Haberlerde Şöyle varid olmuştur:
İsa (a.s.) ile Yahya (a.s.) her ne zaman çarşıya çıksalar, kendilerine bir kadın sataşırdı. Bir gün aynı hal vuku bulunca,Yahya (a.s.) şöyle der:
-“Allah (c.c.) a yemin ederim ki, o kadının sataşmasını his etmedim.”
Bunun üzerine İsa (a.s.) sorar:
-“Sübhanallah, vucudun benimledir. Fakat kalbin nerededir.”
Bu soruyu Yahya (a.s.) şöyle cevablandırır:
-“Ey teyzezadem, eğer kalbim bir lahza olsun Allah (c.c.) ın gayrina mutmain olsa, ben Allah (c.c.)ı tam bilmedim zanederim.”
Denilir ki;
Allah (c.c.) ı tam bilmenin doğruluğu, dünyadan tam uzaklaşmak.Yalnız Allah (c.c.) ile olmak ve Allah(c.c.) ın nurunu gördüğü zaman bayılacak şekilde muhabbet şarabından sarhoş olmakla olur.
Mükaşefetti-ül Kulub (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri: Allah (c.c.) ı Tam bilen,Kavrayan ve idrak eden kullarından eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Enes Bin Mâlik (Radiyallah-u anhu)- 6
03 Mayıs 2009Çağ-Çağ Barajı (İlkbahar mevsimi) Nusaybin
Enes Bin Mâlik (Radiyallah-u anhu)- 6
Enes bin Mâlik, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) mübârek ağızlarından Sidret-ül-Müntehaya kadar olan yolculuğu anlatıp, bundan sonraki durumları ve namazın farz oluşunu, yine Resûlullah’ın (s.a.v.) mübârek dilinden şöyle bildirir: “Cebrâil (a.s.) beni Sidret-ül-Münteh’a’ya götürdü. Bir de ne göreyim, yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri küpler kadar bir ağaç var. Bu ağacı Allahü teâlânın celâl ve azameti o kadar kaplamış ve bürümüş ki, bu yüzden durumu değişmiş ve çok güzelleşmiş. Hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz. Bu sırada Allahü teâlâ bana vahyedeceğini vahyetti. Bana her gün ve gece için elli vakit namazı farz kıldı. Altıncı kat semada bulunan Musa’nın (a.s.) yanına inince, bana: “Rabbin ümmetine neler farz kıldı?” dedi. Elli vakit namaz, dedim. Musâ (a.s.) bana, Rabbinden bu miktarı hafifletmesini dile, çünkü ümmetin bu kadara tahammül edemezler. Ben, Benî İsrâili denedim, dedi. Bunun üzerine, Rabbimle münâcaat ettiğim yere dönüp, elli vakit namazı hafifletmesi için yalvardım. Allahü teâlâ, elli vaktin, beş vaktini indirdi. Bu durumu Musa’ya (a.s.) söyleyince, ümmetin bu kadara da dayanamaz, sen yine Allahü teâlâdan bunun da hafifletilmesini, dile, dedi. Bu şekilde Rabbim ile Musa (a.s.) arasında gidip geldim. Nihayet Allahü teâlâ, “Yâ Muhammed! Farz kıldığım namazlar, her gün ve gecede kılınacak olan beş vakit namazdır. Her namaz için on sevab vardır. Bu bakımdan sonunda yine elli namaz olur. Bir kimse hayır yapmak ister de, onu yapamazsa, ona bir sevab yazılır. O iyiliği yaparsa, on sevab yazdır. Bir kimse kötülük işlemek ister de, yapamazsa, ona hiçbir şey yazılmaz. O kötülüğü işlerse, bir tane günah yazılır.” buyurdu. Buradan tekrar Musa’nın (a.s.) yanına uğradım. Olup bitenleri anlattım. Musa (a.s.) yine Rabbinden bunun da hafifletilmesini iste, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Rabbime çok müracaatta bulunduğum için artık utanıyorum” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Enes bin Mâlik (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
