‘Resulullah’ın elini öpen sahabe-i Kiram’ olarak etiketlenmiş yazılar
Ebû Zer Ğıfâri (Radiyallah-u anh)- 6
13 Haziran 2009Girnavas mevki-i Aşke keşe (Baverne yolu)
Ebû Zer Ğıfâri (Radiyallah-u anh)- 6
Ebû Zer, Resûlullah (s.a.v.) efendimize bi’at ederken (Hak teâlânın yolunda hiçbir kötüleyicinin kötülemesine aldanmıyacağına, ne kadar acı olursa olsun daima doğru sözlü olacağına) söz vermişti. Ömrünün sonuna kadar hep böyle kaldı. Bu hususta Resûlullah efendimiz, “Dünyaya Ebû Zer’den daha sadık kimse gelmedi” buyurmuşlardır. Resûlullaha (s.a.v.) anlatılamayacak derecede muhabbeti ve bağlılığı vardı. Bir defasında şöyle demiştir. (Yâ Resûlallah benim kalbim yalnız Allahü teâlânın ve sizin muhabbetinizle doludur. Bu muhabbet o derecede ki insanın kalbi ancak bu kadar muhabbetle dolu olur.)
İki ilim denizinin birleştiği nokta ve ilmin kapısı olarak vasıflandırılan Hz. Ali, “Ebû Zer ilimde bir deryadır, insanların anlamaktan âciz olduğu çok ilmi biliyordu. Sonra ilmin üzerini kırba bağlar gibi bağlayıp, ondan hiç sızdırıp zayi etmemiştir. buyurdu. Hz. Ömer, “Ebû Zer’in ilmi çok yüksektir.” buyurdu. Abdullah İbn-i Mes’ûd (r.a.) da onun ilim hususunda bu ümmetin en ileri gelenlerinden olduğunu bildirmiştir. O, Resûlullahın (s.a.v.) zamanında dinde fetva verenlerden biri idi.
Tebük muharebesinde Ebû Zer Gıfârî hazretlerinin devesi pek zayıf ve dayanıksız olduğu için geride kalmıştı. Yolun ortasında devesi çöküp kalınca, devesinden indi. Eşyasını sırtına yükleyerek orduya yetişti. Yalnız başına tenha bir yere oturdu. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Ebû Zer’i böyle tenhada görünce “Allahü teâlâ, yalnız başına yürüyen, yalnız başına vefât edecek olan ve yalnız başına haşr olunacak olan Ebû Zer’e rahmet eylesin” buyurmuşlardır. Mekke’nin fethine de kendi kabilesinin sancağını taşıyarak katılmıştır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Zer Ğıfâri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
