‘silsile-i Aliyye’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çağ-Çağ barajının bahçesi

Kâdi Muhammed Zâhid; (Radiyallah-u anhu) – 11

Kur’an-i kerimi açıp ona bir sure okudum. Ben okudum o ağladı. Sureyi okuyup bitirince;

-“Layık olan odur ki, kimse bu kelâmın sahibine asi olmasın.” Dedi.

Ve hemen Müslüman oldu.

Kur’an-i kerimden birkaç sureyi okumayı ve kendisine yetecek kadar din bilgisi öğrendi. O gece yatsı namazını kıldıktan sonra yatma zamanı geldi. O yatmayıp sabaha kadar ibâdet etti.

Talebelerime dedim ki;

-“Bu yeni Müslüman oldu Buna aramızda biraz para toplayıp verelim ki, sıkıntı çekmesin.”

Parayı toplayıp götürdüğümüzde;

-“Bu nedir?” dedi.

Ben;

-“Bunu al, kendine nafaka yap ki sıkıntı çekmeyesin.” Dedim.

Bana;

-“Lâilâhe illallah. Ben daha önce bu adada iken puta tapardım. Allah-ü teâlâ’yı bilmezdim, fakat O beni zâyi ertmedi, korudu. Şimdi ise O’nu tanıyorum. Beni hiç zâyi eder mi?” dedi.

-“Üç gün sonra bir haber aldım ki, o yeni Müslüman olan kimse hastalanıp yatağa düşmüş.”

Hemen yanına koştum;

-“Bir isteğin bir hâcetin var mıdır?” dedim.

Kendisi;

-“Benim ihtiyacımı, her ihtiyacı gideren Allah-ü teâlâ karşıladı.” Dedi.

Bundan bir sonra da vefat etti.

O gece onu rüyamda gördüm. Bir bahçe içinde duruyor. Bahçenin üzerinde yüksek bir kubbe, kubbe’nin altında bir taht üzrine oturmuş. Yanına da bir hûri oturmuş;

Meâlen;

-“…Melekler de her kapıdan yanlarına vurarak şöyle diyeceklerdir. (“Sabrettiğiniz için. Size selâm olsun! Ahiret saâdeti ne güzeldir!” Ra’d suresi ayet 23- 24) buyurulan ayet-i kerimeyi okuyordu.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

1-Tam ilmihâl seâdet-i Ebediyye (sah. 1047)
2-Behcet-üs-seniyye (sah. 11)
3-Hâdaik-ül-Verdiyye (sah.174)
4-Umdet-ül-Makamat (sah. 82)
5-Mesmuat, Süleymanıye kütüphânesi Es’ad efendi bölümü No1715 varak; sa. 13a. 18a, 24a, 29b, 55b, 56b.
6-Silsilet-ül-Arifin, Süleymaniye kütüphânesi Haci MAHMUD BÖLÜMÜ No;2830 varak; 188a, 190a-b, 191a-b.
7-K-Hadikat-ül – Evlliya (sah.86)
8-İmgam-ül-merid (sah. 68)
9-Reşehât Zeyli (sah. 5)
10-Rehber ansiklopedisi (cild 12, sah, 300)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri “Silsile-i âliyye” denilen büyük âlim ve velilerin Ondukuzuncu’su Kâdı Muhammed Zâhıd (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

20- Fuad Yusufoğlu Derviş Muhammed (radiyallah-u anhu) ın mübarek kabirleri

Derviş Muhammed (radiyallah-u anhu) ın mübarek kabirleri

Derviş Muhammed (Radiyallah-u anhu);

Evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakka da’vet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliyye” denilen büyük âlim ve velilerin “yirmincisidir.” Doğum tarihi bilinmemekte olup, 970 (M. 1562) senesinde vefat etti.

Ruh ilimlerinde mütehassıs idi. Büyük âlim ve kâmil bir “veli” olan dayısı Kâdı Muhammed Zahid (r.a.) den ders alarak yetişti. Dayısına talebe olmadan önce onbeş sene nefsinin isteklerinden kurtulmak için mücadele etmiş ve insanlardan uzak yaşamıştı.

Birgün ellerini açıp, âcizliğini ve çaresizliğini Allah-u Teâlâ’ya yalvararak arz etmişti.

Aniden Hızır Aleyhis selam gelip;

-“Eğer sabır ve kanâat istiyorsan, Muhammed Zahid (r.a.) in hizmet ve sohbetlerin kavuşmakta acele et. O sana sabır ve kanâati öğretir.” Buyurdu.

Hemen Muhammed Zâhid (r.a.) in yüksek huzuruna varıp, orada ilim tahsil etti. Güzel terbiye görüp, kemâle geldi.

Hocasının vefatından sonra yerine geçip, Semerkand’da, doğru yoldan ayrılanlara ve dine sonradan sokulan bid’atlerle uğraştı. Bid’atleri yok etti. Çok “veli” yetiştirdi. İnsanları Allah-u Teâlâ’nın yoluna çağırmada çok gayret gösterdi.

Talebelerinin terbiyesi hususunda, insan üstü bir kuvvet ve gayrete sahipti. 970 (M. 1562) senesinde, ikinci binin yenileyicisi İmâm-i Rabbani hazretleri (r.a.) nin dünyaya gelmesinden bir sene önce, Buster kasabasının Dasferar köyünde vefat etti.

İnsanları irşad için yetiştirdiği yüksek talebeleri pek çok olup, en büyüğü oğlu Hâce Muhammed İmkenki (r.a.) dir.


İslam âlimleri ansiklopedisi

(Kaynaklar)

1–Tam ilmihal Seâde-i Ebediyye (sah.. 997)

2-Umdet-ü-Makamat (sah. 75)

3-Hadaik-ül-verdiyye (sah. 177)

4-Reşehât zeyli (sah. 5)

5-Hadikat-ül-evliyâ (sah. 88)

6-Behcet-üs-seniyye (sah. 8)

7-İrgâm-ül-merid (sah. 67)

 

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Derviş Muhammed (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

21- Fuad Yusufoğlu Muhammed Emkengi (radiyallahu anhu) ın mübarek kabirleri

Hâce Muhammed İmkenki radiyallah-u anhu’nun mübarek kabri şerifleri

Hâce Muhammed İmkenki (Radiyallah-u anhu);

Evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakka da’vet eden; doğru yolu göstererek, saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliye” denilen büyük âlim ve velilerin “yirmibirincisidir.” 918 (M. 1512) senesinde Buhara’nın İmkene kasabasında doğdu. 1008 (M. 1599) de 90 yaşında ilken İmkene’de vefat etti.

Evliyanın büyüklerinden Derviş Muhammed hazretleri (r.a.) nin oğlu ve Muhammed Bâki-billah hazretlerinin hocasıdır. Zahiri ve batını ilimleri babasından öğrendi. Babasından feyz alarak tasavvuf’da yetişip kemâle erdi. Ruh ilimlerinin mütehassısı idi.

Bütün ömrü; İslamiyetle ve Peygamberimiz (s.a.v.) in güzel ahlakını insanlara duyurmakla ve öğretmekle geçti. Çok veli yetiştirdi.

Yetiştirdiği veli zatlardan en başta gelen talebesi, kendisinden sonra halifesi olan Muhammed Bâki-billah’dır. Muhammed Bâki-billah (r.a.) bir gece ru’yasında Hacegi Muhammed İmkenki hazretleri (r.a.) ni gördü.

Ona;

-“Ey oğul! Senin yolunu gözlüyorum.” Buyurdu.

Bâki-billah hazretleri (r.a.) buna çok sevindi. Hemen huzuruna gitti. Huzuruna varınca ona çok iltifat ve inayet gösterip, yüksek hallerini dinledi.

Sonra üç gün üç gece birlikte bir odada baş başa kalıp, sohbet ettiler. Hacegi hazretleri ona feyz verip, yüksek faidelere kavuşturdu.

Sonra Bâki-billah hazretleri (r.a.) ne;

-“Sizin işiniz, Allah-u Teâlâ’nın yardımı ve yüksek yolun büyüklerinin ruhlarının terbiyeleri ile tamam oldu. Tekrar Hindistan’a gitmeniz icâb ediyor. Çünkü bu Silsile-i âliyye’nin, oradan sizin sayenizde parlayacağını görüyorum. Bereket ve terbiyenizden çok istifade edip, büyük işler yapacak olanlar gelecek.” Buyurdu.

Hâce Bâki-billah (r.a.) kendilerini bu işe layık görmediğinden, özür dilediyse de, Hâcegi İmkenki (r.a.), ona istihare yapmasını emretti.

Ruyalarını imkenki hazretleri’ne anlattığı zaman şu karşılığı aldılar;

-“Derhal Hindistan’a gidiniz. Orada sizin bereketli nefeslerinizden bir aziz meydana gelecek, bütün dünya onun nûruyla dolacak. Hatta, siz de ondan nasibinizi alacaksınız.”

Hâce Bâki-billah hazretleri (r.a.); Hindistan’da Serhend şehrine geldiği zaman,

Kendisine;

-“Kutbun etrafına geldin.” Diye ilham olundu.

Bu kutub, İmâm-i Rabbâni hazretleri idi. Demek ki, bu kıymetli tohum, Semerkand ve Buhârâ’dan getirilmiş, Hindistan toprağına ekilmiş oluyordu.

Hâcegi Muhammed İmkenki hazretleri (r.a.), ömrünün sonlarına doğru şu şiir’i çok okurlardı.

-“Zaman zaman ölümü hatırlarım.
Bugün ne olacak ben de bilmem.
İsteğim Rabbimde dûr (uzak) olmıyayyım.
Başka ne olursa ona razıyım.”

İslam âlimleri ansiklopedisi

(Kaynaklar)

1-Tam ilmihâl Seâdet-i Ebediyye (sah. 1008)

2-Umdet-ül-Makamat (sah. 83)

3-Hadaik-ül-verdiyye (sah. 177)

4-İrgam-ül-merid (sah. 68)

5-Reşehât zeyli (sah. 6)

6-Zübdet-ül-makamat (sah. 14)

7-Behcet-üs-seniyye (sah.8) 8-Hadikat-ül-evliya (cild 1 sah.90)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hâce Muhammed İmkenki (Radiyallah-u anhu) yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

22-  Fuad Yusufoğlu Muhammed Baki-billah (Radiyallah-u anhu) mübarek türbeleri

Nuhammed Baki-billah radiyallah-u anhu’nun mübarek türbeleri

Muhammed Bâki-billah (Radiyallah-u anhu);

Evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakka da’vet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âliye” denilen büyük âlim ve velilerin “yirmiikincisidir.” İkinci bin yılının “müceddidi’ni” ve İslam âlimlerinin gözbebeği olan İmâm-i Rabbanı Ahmed-i Faruki Serhendi hazretleri’nin hocasıdır.

Babsının ismi Abdüsselam olup, faziletli bir zat idi. Annesi ise Hazret-i Hüseyn (r.a.) ’in soyundan olup, seyide ve mübarek bir hanım idi.

Muhammed Baki-billah hazretleri (r.a.) 971 (M. 1563) senesinde Kâbil şehrinde doğdu. 1012 (M. 1603) de Delhi’de kırk yaşında iken vefat etti. Türbesi, “Kutabrol” denilen yerdeki kendi mescidinin yanında olup, ziyaret edilmektedir.

Muhammed Baki-billah (r.a.) ın büyüklük hâli daha çocukluk zamanlarında simâsından belli olurdu. Yüksek bir zat olacağının işaretleri ve büyük fâidelere sebep olacağının alâmetleri, işlerinden, çalışmalarından ve gayretinden anlaşılırdı. Bazen bütün gün odanın bir köşesinde başını eğip sesizce oturur, tefekküre dalardı.

Gençliğinde, ilim tahsili için Kâbil’den Semerkand’a gidip, zâhiri ve akli ilimleri, zamanın en büyük âlimlerinden olan Mevlânâ Sâdık-ı Hulvani (r.a.) den öğrendi. Yüksek yaradılışı ve kabiliyeti ile kısa zamanda hocasının talabeleri arasında en yüksek seviyeye ulaştı.

Zâhiri ilimleri öğrenip bitirmeden tasavvuf’a yönelip, batını ilimleri oğrenmek için, bu yolun büyük âlimlerinin sohbetlerine ve derslerine gitti. Yaratılışındaki zekasının ve kabiliyetinin üstünlüğü ile, ilimlerde yüksek bir dereceye ulaştı.

Sâlih ve doğru sözlü bir zat şöyle anltmıştır;

-“Hâce Muhammed Baki-billah (r.a.), akli ilimleri bırakıp, tasavvufa yöneldiği ilk zamanlarda, büyük zatlardan birinin huzuruna gitmişti.”

O zât, Hâce Muhammed Baki-billah (r.a.) a;

-“Eğer Hazret-i Hâcemiz birkaç gün daha ilim mütâlaası ile meşgül olup, kemâl ve ikmâl sahibi olsalardı ne güzel olurdu!” diyerek, Muhammed Baki-billah (r.a.) ın, bir müddet daha zahiri ilimleri tahsil etmiş olmasını temenni ettiğine işaret etmişti.

Bunun üzerine Muahmmed Baki-billah hazretleri (r.a.) şöyle dedi;

-“Kemâl sahibi olmaktan maksat (zahiri ilimlerde) uzun ve zor kitabları, hakkı ile mütâlaa ve izah etmek ise, iddiasız diyebilirim ki; keskin görüşlü âlimlerin anlayabileceği hangi kitabı bize getirseler, getirenlerin hepsi tatmın olur ve tam bir faide elde ederler.

Muhammed Baki-billah (r.a.) ın zâhiri ilimlerde hocası olan Mevlânâ Sâdık-ı Hulvâni (r.a.) talebelerinden faziletli bir zat, Muhammed Haşimi Keşmi (r.a.) ye şöyle anlatmıştır;

-“Hâce Muhammed Baki-billah (r.a.), zahiri ilmi bırakıp tasavvuf’a rağbet ettiğini işittiğimizde”,

Biz hep birden dedik ki;

-“Bu gençte öyle bir fırtrat ve öğle bir himmet, gayret gördük ki, imkanı yok bir işe başlasın da onu bitirmesin. Başladığı işi mutlaka bitirir.”

Nihayet düşündüğümüz gibi

-“Her ne kadar zahiri ilimleri bırakmışsa da, bu ilimlerde kemâle ulaşmıştır.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri   “Silsile-i âliyye” denilen büyük âlim ve velilerin Yirmiikincisi olan Muhammed Bâki-billah (Radiyallah-u anhu)  yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Hazreti Hamza (r.a.) nin türbesi UHUD DAĞI (şehidlik)

Hazreti Ebû Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anh)- 12

Hz. Ebû Bekir’in ismi geçince, Hz. Ömer şöyle dedi: “Ömrümdeki bütün Hz. Ebû Bekir’in, bir gün ve gecelik âmeli gibi olmasını isterdim. O’nun o mes’ûd gecesi ki, Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte mağaraya gitti. Mağaraya varınca. “Allah için, yâ Resûlallah içeri girmeyin! Ben gireyim, içerde zararlı bir şey varsa, bana gelsin, mübârek zâtınıza bir keder, bir elem gelmesin” dedi ve içeri girdi. İçeriyi süpürüp temizledi. Sağında solunda bir çok irili ufaklı delikler gördü. Hırkasını parçalayıp, delikleri kapadı. Bir iki delik kaldı. Onları da ayakları ile kapayıp, sonra Resûlullaha, içeri girmesini söyledi. Resûlullah (s.a.v.) içeri girdi ve mübârek başını Ebû Bekir’in kucağına koyup uyudu. Ayağını yılan soktu. Resûlullah uyanır korkusuyla, sabredip, hiç hareket etmedi. Gözyaşı Resûlullanın mübârek yüzüne damlayınca: “Ne oldu yâ Ebâ Bekir?” buyurdu.

 Hz. Ebû Bekir ayağım ile kapattığım delikten bir yılan ayağımı soktu. Ayağımı çekersem çıkıp size zarar vereceğinden korkuyorum, dedi. Resûlullah (s.a.v.) ayağını çek buyurdular. Ayağım çekince heybetli ve zehirli bir yılan çıktı. “Ey utanmaz yılan, benim mağara arkadaşıma, sırdaşıma eziyyet etmeğe Allahü teâlâdan korkup, benden utanmıyor musun?” buyurdu. Yılan, “Ey Allahın Habîbi, insanların, cinnin Peygamberi. Sana yalnız insanlar değil, hayvanlar, kuşlar, yılanlar, karıncalar, hepsi âşıktır. Hattâ bu köleniz gözü yaşlı, büyüklerimizden yüksek vasıflarınızı dinlemiş, mübârek yüzünüzü görmeğe âşık olmuştur. Bu mağarayı şereflendireceğinizi biliyordum. Onun için çok zamandan beri bu sıkıntılı mağarada gece gündüz demeyip yolunuzu bekliyordum. Sıddîk, bu karanlık mağaraya sabahı, siz de güneşi getirdiniz. Fakat Sıddîk, sizi görmeme mani olunca benden korku ve haya kalktı. Bu küstahlığa cesaret ettim.” diyerek özür diledi. Resûlullah (s.a.v.) özürünü kabul etti. Hz. Ebû Bekir’in yarasına mübârek tükrüğünden sürdü. Hemen iyi oldu.

 Peygamberimize, (s.a.v.) bir gümüş yüzük hediye getirmişlerdi Hz. Ebû Bekir’e, “Yâ Atik, bu yüzüğü bir kuyumcuya götür. Üzerine (Lâ ilâhe illallah) yazılsın.” buyurdu. Hz. Ebû Bekir yüzüğü alıp kuyumcuya götürdü. Bu yüzüğün üzerine “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” yaz, dedi. Resûlullah (s.a.v.). böyle emretmemişdi, fakat Allahü teâlânın ism-i şerîfi ile Resûl-i Ekrem’in ism-i şerîfinin ayrı olmasını uygun görmemişti.

 Kuyumcu Hz. Ebû Bekir’in söylediği gibi yazdı. Hz. Ebû Bekir kuyumcudan alıp, Resûlullaha (s.a.v.) götürürken Hak teâlâ Cebrâil aleyhisselâma, “Çabuk git, Habîbimin yüzüğüne Ebû Bekir ismini yaz, çünkü Ebû Bekir benim ismim ile Habîbimin isminin ayrı olmasını uygun bulmadı. Ben de Habîbimin isminden Ebû Bekir’in ismini ayırmağı uygun görmedim” buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm derhal yetişip, mübârek yüzük Hz. Ebû Bekir’in elinde iken ve haberi yok iken yüzüğe Ebû Bekir ismini yazdı. Sonra Ebû Bekir (r.a.) yüzüğü Sultân-ı enbiyâya teslim etti. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) yüzüğe baktılar. Yüzüğün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah, Ebû Bekir Sıddîk) yazılı idi. Hz. Ebû Bekir’e bu yüzüğün üstüne yalnız Lâ ilâhe illallah yazılması söylenmişti. Halbuki fazla yazılmış hikmeti nedir? diye sordular. Hz. Ebû Bekir çok utandı, terledi. Bir cevap vermeden Cebrâil aleyhisselâm gelip, Hak teâlânın selâmını söyledikten sonra, Ebû Bekir’in kendi adının yazıldığından haberi yoktur, ben yazdırdım. Habîbim üzülmesin buyurduğunu söyledi ve olanları anlattı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Bekir Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hazreti Ca’fer Teyyar (r.a.) nın makamı

Hazreti Ebû Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anh)- 17

“Takva akıllıca yapılan işlerin en güzelidir. Hakka asî olmak ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. Verilen emâneti yerine getirmek en üstün doğruluk sayılır. Hıyanet olarak da, en önde yalan gelir, “

 Bir defasında bilmeden şüpheli birşey yiyip hemen anlayınca zorla istifra edip, midesini boşalttı ve sonra şöyle duâ etti: “Allahım, bilmeden yaptım. Çıkarabildiğim kadarını çıkardım. Beni bundan ve damarlarımda kalanlardan sorguya çekme!”

 Birine nasihat veriyordu. Sonunda şöyle buyurdu: “Ey kardeşim, sana yaptığım tavsiyeyi aklında tut ve kaybolmamasına dikkat et! Ölümü özüne sevdir. Nasıl olsa gelecek.” Çok kerre dilini parmağıyla tutar ve: “Başıma gelen herşey bunun yüzündendir” derdi. Binekte iken devesinin yuları düşse, verin demez, deveyi çöktürür alırdı. Sebebini sordular, “Resûlullah bana, insanlardan birşey isteme diye emretti” buyurdu.

 “Allah sevgisini hâlis olarak tadanı, bu sevgi, dünyâyı istemekten alıkoyar ve bütün insanlardan uzaklaşır, kesilir.”

 “Ömrünü faydasız, boş şeylerle geçiren, tarlaya tohum ekme vaktini kaçırmış olur. Vaktinde tohum ekmeyen ise, hasat zamanında pişman olur.”

 “Ne söyleyeceğine ve ne zaman söyleyeceğine dikkat et!”

 Ordu kumandanlarını bir yere gönderdiği zaman, onlara: “Kadınları öldürmeyiniz, çocuklara dokunmayınız, ihtiyarlara tecâvüz etmeyiniz, meyvalı ağacı kesmeyiniz, ma’mur yerleri tahrip etmeyiniz, haddi tecâvüz etmeyiniz, korkmayınız ve gıdadan başka bir maksatla koyun ve deve kesmeyiniz ve manastırlarına çekilmiş insanlara zarar vermeyiniz” diye emirler ve nasihatler verdi.

 Bir hutbesinde buyurdu ki: “Ey insanlar, Allah’tan af ve afiyet isteyiniz. Çünkü mü’mine, İslâm’dan sonra af ve afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir.”

 “Müslümanlardan hiçbiri, diğerini hakir görmesin! Zira müslümanların küçüğü, Allah yanında büyüktür.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Bekir Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Hazreti Hüseyin (r.a.) türbesi

Hazreti Ebû Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anh)- 18

“Allahü teâlâdan, kendisini, kıyâmet gününde cehennem ateşiden korumasını isteyen bir kimse, mü’minlere karşı çok merhametli ve ince kalbli davransın!”

 Oğlu Abdurrahman’ı, komşusu ile münâkaşa ederken gördü ve oğluna gücenerek: “Oğlum, komşu ile dedikodu yapma! Şu gördüğün insanlar dağılır gider ve sen yine komşunla başbaşa kalırsın” dedi.

 Yine bir hutbesinde: Ey insanlar!

 Allahü teâlânın “Ey imân edenler, siz kendinize bakınız, siz doğru yolda bulundukça, yoldan çıkanların size zararı olmaz” (Mâide sûresi 105) âyet-i celîlesini okuyorsunuz, fakat onu yerine koymuyor, başka mânâda kullanıyorsunuz. Zira ben, Resûl-ı Ekrem’den şöyle buyurduğunu işittim: “İnsanlar kötülüğü görüp mani olmadıkları zaman, Allahü teâlânın, onların hepsini âzâba uğratmasından korkulur” dedi.

 Bir gün Eshâb-ı kirâma hitaben buyurdu ki: “Allahü teâlâ size dünyâyı fethettirecek, kapılarını açacaktır. Siz, ihtiyacınızdan fazlasını almayınız!”“Bilmiş ol ki, sabah namazını kılan kimse, Allah’ın himayesindedir. Allah’ın hakkını küçümseme, zira yüzüstü seni Cehenneme atar.”

 “Allahü teâlâya olan hâlis sevginin zevkine varan, dünyâlıktan vazgeçer ve bütün insanlardan yüz çevirir.”

 Hz. Ömer’e şöyle tavsiye buyurdu: “Hak ağırdır. Ağır olduğu kadar da acıdır. Ve aynı zamanda faydalıdır. Bâtıl ise hafif ve aynı zamanda belâlı ve zararlıdır. Eğer tavsiyeme uyarsan, henüz erişemediğin ve mutlak surette sana ulaşacak olan ölümden sevimli bir şey senin için olamaz. Vasiyetime uymazsan da gaybda olan ölümden daha çok buğz ettiğin bir şey olmaz. Halbuki onu önlemeğe gücün yetmez.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Bekir Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Bi’a-tür-Rıdvan (Hüdeybiye)

Hazreti Ebû Bekr-i Sıddık (Radiyallah-u anh)- 19

“Kişinin kelâmı, aklının beyânı, faziletinin tercümanıdır.” Yine bir hutbesinde buyurdu ki: Bütün hamd ve senalar Allahü teâlâya mahsustur. O’na hamd eder. O’ndan yardım dilerim. O’ndan af niyaz eder, O’na inanır, O’na güvenirim. Hidayeti Allah’tan bekler, sapıklık düşüklük, şüphe ve körlükten O’na sığınırım. Allah’ın dürüst yürümeyi nasip ettiği kişi dosdoğru yol alır, onun saptırdığı ise ne bir dost, ne de bir mürşid bulabilir… Bütün varlığımla inanırım ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir ve şeriki yoktur. Mülk ve saltanat O’nundur, hamd O’nadır. Dirilten de öldüren de O’dur. Ve O, hiç ölmeyen diridir. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltır. Bütün hayırlar O’nun elindedir, O, her şeye gücü yetendir.

 Bütün varağımla inanırım ki, Muhammed Mustafa (s.a.v.) O’nun kulu ve Peygamberidir. “O’nu hak ve hakikat olan dîni tebliğ vazifesiyle göndermiştir ki, Hak din diğer dinlere galip gelsin. Putperestler beğenmeseler de bu böyledir.” (Tevbe 33). O’nu bütün insanlığa bir rahmet ve bütün insanlık için bir dayanak ve delil olarak göndermiştir. O gönderildiği zaman insanlar, olabilecekleri hallerin en kötüsü içindeydiler. Bilgisizlik karanlıklarına gömülmüş durumdaydılar. Dinleri uydurma, davetleri yalan ve sahte idi. Allahü teâlâ hakikat dînini Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm ile aziz kıldı.

 Ey mü’minler, Allah sizin gönüllerinizi birbirinize ısındırdı. O’nun nimeti sayesinde sizler kardeş haline geldiniz. Daha önceleri bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz. Sizi oradan çıkaran O oldu. İşte, Allah size işaretlerini böyle apaçık gösterir ki, doğru yola kavuşabilirsiniz. O halde ey îmân edenler! Allah’a ve O’nun Resûlüne tam uyun! Allahü teâlâ: “Resûle uyan, Allah’a uymuş demektir. Eğer yüz çevirirlerse ey Peygamberim, bu onların bileceği bir şeydir. Biz seni onların başına bekçi göndermedik” buyurmaktadır. (Nisa, 80).

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Bekir Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Sevr Mağarası (Mekke)

Hazreti Ebû Bekr-i Sıddık (Radiyallahu anh-u)-20

Ey îmân edenler! Size her iste, her durumda Allahü teâlâdan korkmanızı nasihat ederim. Hoşunuza giden işler kadar, size zor gelen durumlarda da hakikate sarılın. Şunu bilin ki, doğru söz dışında hiçbir kelam hayır ve yarar getirmez. Yalan söyleyen, yaradılış hikmetini saptırmış, bunu yapan ise, helâk olmuştur. Ey insanlar! Büyüklenmekden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi de, ne demek oluyor? Bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsız!..

 Ey insanlar! Çalışın ve nefislerinizi, içinde yer alacakları ölüm ötesi için hazırlayın. Önünüzde çözümü zorlaşan şeyleri Allah’ın ilmine havale edin. Öbür âleme geçmeden önce bir şey hazırlayın ki, oraya vardığınızda karşınıza çıksın. Çünkü Allahü teâlâ, “Mahşer gününde herkes, dünyâda hayır ve kötülük olarak yaptığı her şeyi hazır bulacak ve isteyecek ki, kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsun. Allah size kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir.” (Al-i İmrân, 30).

 O halde, Allah’tan korkun, O’nun emir ve yasaklarına iyice kulak verin. Sizden önce. gelip geçenlerden de ibret alın. Ve unutmayın ki, Rabbinizin huzuruna mutlaka çıkarılacak ve küçük-büyük bütün davranışlarınızın karşılığını bulacaksınız. Bununla beraber Allah dilediğini bağışlayabilir. O bağışlayıcı ve affedicidir.

 Kendinizi iyi tanıyın, sadece kendi noksanlarınızla meşgul olun. Yardım istenilecek tek kudret sahibi Allahü teâlâdır. O’nun dışında hiçbir güç, ne yapabilir, ne bozabilir.

 “Muhakkak Allah ve melekler, sürekli olarak O Yüce Peygamber’e salât ve selâm getirirler. Ey îmân edenler! Siz de o Yüce Peygamber’e salât ve selâm edin.” (Ahzâb, 56)

 Allah’ım! Kulun ve Peygamberin Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) salât ve selâmların en seçkiniyle salât ve selâm et! Bizleri de o âlemlerin Efendisine salât ve selâm etmekle şereflendir, yücelt! Bizleri, ona gönül verenler arasında haşr et! Bizleri onun havzından su içen bahtiyarlardan kıl! Allah’ım, sana boyun eğmemiz hususunda bize yardımcı ol! Bizleri düşmanlarımız karşısında muzaffer kıl!..

 

KAYNAKLAR

1) Tabakât-ı İbni Sa’d cild-3, sh-169

2) Hilyet-ül-Evliyâ cild-1, sh-28

3) Câmi’u Kerâmât-il-Evliyâ cild-1, sh-75

4) Târîh-i Hulefâ sh-3, 26

5) Tehzîb-üt-tehzîb cild-5, sh-315

6) El-Al’âm cild-4, sh-102

7) Tezkiret-ül-Huffâz cild-1, sh-1

8) Kâmûs-ul-a’lâm cild-1, sh-696

9) Savâik-ul-Muhrika sh-9

10) El-Kâmil fi’t-târîh cild-2, sh-160

11) Târîh-ul ümemi ve’l-mülûk cild-4, sh-46

12) El-İstiâb cild-2, s-243

13) El-İsâbe cild-2, sh-341

14) Sahîh-i Buhârî Babül-hicre,

15) Müsned-i Ahmed İbni Hanbel, cild-1, sh-1

16) Sahîh-i Müslim Fedâil-üs-Sahâbe

17) Tuhfe-i İsnâ Aşeriyye sh-28

18) Hucec-i katiyye sh-8

19) İkd-ül-ferîd, cild-2, sh-142

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Bekir Sıddık (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Ğaris-Sevr (Sevr mağarası) Mekke

Ğaris-Sevr’den Mekke’nin görünüşü

Muhammed (Aleyhis selam)- 61

Mühim işleri görüşmek için bir araya geldikleri “Darü’n-Nedve’de” toplandılar, ne yapacaklarını konuşmaya başladılar. Şeytan, Şeyhi Necdi kılığında, ihtiyar bir Necd’ili şeklinde müşriklerin yanına geldi. Konuşmalarını dinledi. Çeşitli teklifler öne sürüldü. Hiçbiri beğenilmedi.

Sonra şeytan da söze karışıp, onlara;

-“Sizin düşündüklerinizin hiçbiri O’na karşı çare değildir. Çünkü O’nun öyle güler yüzü tatlı dili vardır ki, her tedbiri bozar. Başka çare düşününüz.” Diyerek fikrini söyledi.

Kureyş’in Reisi ve en azılı İslam düşmanı olan Ebû Cehil;

-“En doğru fikir şudur ki, her kabileden bir kuvvetli kimse seçelim. Her biri ellerinde kılıçları ile Muhammed (s.a.v.) ın üzerine saldırsın. Kılıç vurup kanını döksünler. Böylece kimin öldürdüğü belli olmaz. Zaruri olarak diyete razı olurlar. Biz de O’nun diyetini verir, bu sıkıntıdan kurtuluruz.” Dedi.

Şeyhi Necdi kılığında aralarında katılan Şeytan da bu fikri beğendi ve hararetle tasdik etti.

Onlar bunun hazırlığı içindeyken Allah-u Teâlâ, Resulü (s.a.v.) ne Hicret emri verdi. Cebrail aleyhis selam gelerek müşriklerin kararını ve o gece yatağında yatmamasını bildirdi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Ali (r.a.) yi kendi yatağında yatmasını ve bıraktığı emanetleri sahiplerine vermesini söyledi;

-“Bu gece yatağımda yat uyu, şu hırkamı da üzerine ört! Korkma sana hiçbir zarar gelmez.” Buyurdu.

Geceleyin Yâsin suresinin ilk sekiz ayetini okuyarak, kendisini öldürmek için evini sarmış kafirlerin üzerine bir avuç toprak saçtı ve evinden çıktı. Müşriklerin hiçbiri O’nu göremedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in saçtığı topraktan o gün kime isabet ettiyse daha sonra Bedir savaşında öldürüldü.

Safer ayının yirmiyedinci Perşembe günü, Peygamberimiz (s.a.v.) ve Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) yanlarına bir miktar yiyecek alarak, bir kılavuz ile birlikte yola çıktılar. Bir saatlık mesafedeki Sevr dağında bulunan mağaranın önüne geldiler.

Mağraya Resulullah (s.a.v.) tan izin alarak önce Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) girdi, içeriyi dikkatlice gözden geçirdi. Gördüğü çok sayıdaki delikleri, yılan ve akrep çıkmaması için, gömleğini parçalayarak kapattı. Açık kalan bir deliği de ayağı ile kapayıp Peygamber efendimiz (s.a.v.) i içeri davet etti.

Resulullah (s.a.v.) ın içeri girmesinden sonra Allah-u Teâlâ’nın emriyle bir örümcek kapıya ağını ördü ve bir çift güvercin yuva yaparak yumurtladı.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu