‘Allahın veli kulları’ olarak etiketlenmiş yazılar
İhlas- 2
22 Nisan 2008Kasyane –Navale-hürmüz nehri (Nusaybin)
Adamın biri Hasan-i Basri hazretlerine (r.a.) der ki:
“-Ben Allah’a ibadet ve taâttan zevk alamiyorum:
Hasan-i Basri hazretleri (r.a.) şöyle cevab verir:
-”İhtimal ki sen Allah’ tan korkmiyan birinin yüzüne baktın.”
Bil ki;
İbadet edip, kulluk yapmak yaratıkların tümünü, Allah’a terk etmenle olur.
Adamın birinin çuvalı kayıbolur. Kimin aldığını bilmez. Bir gün namaz kılarken çuvalın kimde
olduğunu hatırlar.
Namazı bitirdikten sonra kölesini çağırıp:
-”Filan oğlu filana git çuvalı ondan geri al.” der.
Bunun üzerine köle efendisine şöyle der:
-”Efendim, Çuvalı kimde olduğunu ne zaman hatırladınız?
Efendisi:
-”Namazda iken hatırladım.”der.
Köle:
-”Ey efendim, sen Allah’a ibadet etmiyor belki çuvalı arıyordun.
Kölenin bu güzel cevabı ve sağlam itikadı yüzü suyu hürmetine adam onu azad eder.
Akıllı olana Yaraşan, dünyayı terk etmek, ibadeti Allah için yapmak, geleceğini düşünmek ve âhiret için hazırlıkta bulunmaktır.
Rivayet edilir ki:
Bir adam namaza durur. Fatihayı okumaya başlar “Allah’ım yalnız sana ibadet ederiz.”ayetine geldiğinde Allah!ın huzurunda olup gerçekten ona ibadet ettiğini anlar. Bunun üzerine hafiften kendisine
-”Yalan söyliyorsun Sen Allah’a değil ancak halka tapıyorsun.” diye bir ses işitir.
Adam tövbe edip insanlardan uzaklaşır. Kalbinden insanları çıkarır sonra tekrar namaza durur
-”Yalnız sana ibadet ederiz “Mealindeki ayete gelince yine ‘yalanci sen Allah’a değil ancak
malına ibadet ediyorsun’ diye bir ses duyar.
Bunun üzerine ne kadar malı varsa hepsini sadaka olarak dağıtır. Sonra yine namaza durur.
Ayni ayete geldiğinde, ‘yalancı sen Allah’a değil elbisene ibadet ediyorsun’ diye yine aynı ses işitir.
Bunun üzerine elbisesini de sadaka olarak verir Sonra gene namaza başlar: Ayni ayete geldiğinde
-”Doğru diyorsun, hakikaten sen şimdi Allah’a ibadet ediyorsun ” diye kulağına ses gelir.
Envarul Aşıkın (İmam-i Ğazali)
Allah’u teala hazretleri bizleri ve sizleri Kendi rızası için İbadet etmeyi nasib eylesin. Amin…..
Fuad Yusufoğlu
Güzel Ahlak
25 Nisan 2008Mevsimlik çiçekler (Nusaybin)
Ali bin Hüseyin (r.a.) bir gün mescide gitti. Bir kimse kendisine sövdü. Hizmetçileri söveni dövmek istediler
Ali Bin Hüseyin (r.a.) Buyurdu:
-”Ona dokunmayın.”
O kimseye de;
-”Bizim hakkımızda bilmediğin şeyler çoktur. sizin bizim yardımımızla görülecek bir işiniz varmıdır.?” Buyurdu.
Söven kişi çok utandı Ali bin Hüseyin (r.a.) ona bir elbise verdi ve yanındekilere o kimseye bin dirhem gümüş vermelerini söyledi.
O adam olduğu yerde kaldı ve
-”Bu kimsenin Peygamber evladı olduğuna şahitlik ederim.” dedi.
Yine Ali bin Hüseyin (r.a) iki defa kölesini çağırdı kölesi cevab vermedi.
Ali Bin Hüseyin (r.a.):
-”Çağırdığımı duymadın mı?” buyurdu.
Kölesi:
-”Duydum.” dedi
Ali Bin Hüseyin (r.a.):
-”Niçin cevap vermedin ” buyurdu.
Kölesi;
-”Senin güzel ahlakına güvenerek, bana kızmıyacağını bildiğim için”dedi .
Ali Bin Hüseyin (r.a.):
-”Allah’a şükürler olsun ki: benim kölem benden emindir.” buyurdu.
Ebu zer Gaffarı (r.a) kölesi, bir koyunun ayağını kırdı.
Ebu Zer Gaffari (r.a.):
-”Niçin kırdın.” deyince
Kölesi;
-”Seni kızdırmak için bile bile kırdım.”dedi
Ebu zer (r.a);
-”Bende sana bunu öğreteni yani şeytanı kızdırayım.” buyurdu, ve o köleyi azad etti.
Bir kimse kendisine sövdü.
Buyurdu ki:
-”Ey civanmert benimle cehennem arasında tehlikeli bir geçit vardır. O geçıdi aşarsam senin bu sözüne kızmam. Aşamazsam, dediğinden de daha aşağıyım..
İsa (a.s.) Yahya (a.s.);
-”Sana bir kimse bir şeyi doğru söylerse şükr et. Yalan söylerse; daha da şükr et. Zira amel defterindeki sevab zahmet çekmeden artar. Yani o kimsenin ibadetlerini sen hiç zahmet çekmeden senin defterine aktarılır.”.
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah’u teala hazretleri bizleri ve sizleri güzel ahlaklı Mübarek zatların yüzü suyu hürmetine afv eylesin. Amin…
Fuad Yusufoğlu
Zikir
28 Nisan 2008Girnavas tepesinden Nusaybin’in görünüşü: (Nusaybin)
Rivayet edilir ki;
Davud (a.s.) mescidinde oturup Zebur okurken yerde kızıl bir kurt gördü. İçinden şöyle söyledi:
-”Aceba Allah’u teala bu kurdu yaratmakla ne murad buyurmuştur?”
Bunun üzerine Allah kurda izin verdi. Allah’ın kudretiyle, kurt konuşmaya başladı
Ve dedi ki:
-“Ey Allah’ın Nebisi, güdüzüm (ü öğrenmek istiyorsan) Rabbim bana hergün bin kere “Subhanallahi vel hamdulillahi ve lailaha illallahu vallahu ekber” dememi ilham etti. Gecemi (sorarsan ) Rabbim bana her gece bin defa “Allahümma salli ala Muhammed En-Nebiyil ümmiyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.” dememi bana ilham etti. Sen ne diyorsun ki, ben senden istifade edeyim?
Bunun üzerine Davd (A.S.) kurdu hakir görmesinden pişman oldu ve Allah’tan korkarak bağışlanmasını istedi. Allah’a tevekkül etti.
Zehr-ür Riyazda Peygamberimiz (a.s.) den şöyle bir hadis nakleder.
-”Cennet ehli, cennete girdiği zaman melekler onları her türlü nimetlerle karşılarlar. Onlara oturaklar ve yataklar hazırlanır. Her türlü yemekler ve meyveler takdim edilir. Bu çeşit nimetlerle beraber onlarda bir hayret görülür.”
Bunun üzerine Allah (c.c.) Buyurur:
-”Ey kullarım bu hayret nedir ? Burası durgunluk ve hayret yeri deyildir “
Cennettekiler derler ki;
-”Bize verilen bir vaad vardı. Onun vakti geldi.”
Bunun üzerine Allah’u Teala Meleklere şöyle emreder.
-”Yüzlerden perdeleri kaldırın “
Melekler derler ki:
-”Ey Rabbımız, onlar dünyada sana isyan etmişlerdi Seni nasıl görürler?
Bunun üzerine Allah’u teala (c.c.) buyurur:
-”Perdeleri kaldırın. Çünkü onlar dünyada bana kavuşma isteğiyle secde ederlerdi. Zikr ederlerdi. Ağlarlardi.”
Bunun üzerine perdeler kaldırılır CennettekilerCEMAL-İ İLAHİ’YE BAKAR, Allah Azze ve celleye secde ederek yere kapanırlar.
Allah’u teala (c.c.) kullarına buyurur:
-”Kullarım başınızı kaldırın. Zira burası ibadet yeri deyil, belki ikram yeridir.”
Sonra Allah keyfiyetsiz olarak onlara teccelli eder ve şad olmaları için
-”Ey kullarım, selamet üzerinize olsun. Ben sizden raziyim. Siz benden razımısınız?” buyurur.
Cennet ehli de.
-”Ey Rabbımız biz senden niye razı olmayalım? Bizim gözün görmediği, kulağın işitmediği ve hiç bir kimsenin kalbinden geçmeyen nimetleri verdin.” derler…
Şu ayeti Celile bu hususu beyan ediyor:
-”Allah onlardan razi oldu. Onlar da Allah’tan razı oldular”
-”Çok esirgeyici Rab (lerin) den bir de SELAM(var) dır.”
İmami Ğazali (Envaril Aşıkin)
Allah-u teala hazretleri bizleri ve sizleri Kıyamet günü Rüsvay olmayan kullarınden eylesin. Kendi cennetinde cemalını bizlere göstermeyi nasip eylesin. Amin….
Aşk
03 Mayıs 2008Girnavas köprüsü (Nusaybin)
Sevgi;
Tabiatın lezzet alınan şeye meyl etmesinden ibarettir. Bunun yerleşip kuvvetlenmesine“AŞK” denir.Aşık sevdiğine tam manasiyle bağlı olur. Malını onun yolunda harcar. Yusuf Aleyhisselam’ın aşkından dillere destan olan Züleyha’yı görmüyor musun?
Yusuf Aleyhisselam’a karşı beslediği sevgiden: malını, mülkünü, güzelliğini, hatta yetmiş deve yükü cevahir ve gerdanlıklerini feda etti. Bunların tümünü Yusuf Aleyhisselam’ın sevgisi uğruna harcadı.
-”Ben bugun Yusuf’u gördüm.”diyen herkese bir gerdanlık verirdi. Kendisinde bir şey kalmadı. Yusuf Aleyhısselam’dan başkasını unutup, her şeye ‘Yusuf’ diye çağırırdı.
Başını göğe kaldırdığı zaman yıldızlarda Yusuf Aleyhısselam’ ın isminin yazılı olduğunu görürdü.
Rivayet edilir ki:
Züleyha iman edip, Yusuf Aleyhısselam ile evlendiği zaman Yusuf Aleyhisselam’dan ayrı yaşar, Allah’a ibadet etmek için tenha yere çekilirdi.
Yusuf Aleyhisselam onu gündüz yatağa çağırdığında geceye atar, gece çağırdığında ise gündüze atardı.
Ve şöyle derdi:
-”Ey Yusuf ben seni Allah’ı tanımazdan önce severdim. Ben Allah’ı tanıdıktan sonra, O’nun sevgisi bende, O’ndan başkasına olan sevgiyi kalbimden attı. O’nun sevgisinin yerine başkasını istemem.
Bu hal böyle devam etti.
Ta ki: Yusuf Aleyhisselam ona şöyle dedi:
-”Allah’u Teala, bana bidirdi ki: Senden iki çocuk yaratmayı ve onları peygamber yapmayı murad eder.
Bunun üzerine Züleyha şöyle cevab verir:
-”Eğer Allah Teala sana böyle emr ettiyse ve beni buna sebep kılıyorsa, Allah’ın emrine itaat etmek gerekir.” der ve Yusuf Aleyhisselam ile bir araya gelmeye razı olur.
Denilir ki :
Aşk perdeleri yırtmaktır. Sırları keşf etmektir, vecd ise şevkin galebe çalmasından ve zikrin tadını kendinde bulmasından, ruhun acze düşmesidir. Hatta azalarından bir aza kesilse, onun acısını hissetmez, anlamaz.
Rivayet edilir ki;
Münafık ve cimri olan bir adam karısına hiç bir şey sadaka olarak vermemesini söyler, verdiği takdirde kendisini boşayacağını yemin eder.
Bir gün evinin kapısına bir dilenci gelerek şöyle der:
-”Ey hane halkı: Allah hakkı için bana bir şey vermezmisiniz?
Bunun üzerine kadın dilenciye üç pide ekmek verir. Dilenci giderken onu ev sahibi olan münafık karşılar.
Ve ona:
-”Bu pideleri sana kim verdi diye sorar?
Dilenci:
-”Bana filan evden verdiler” der.
Dilencinin gösterdiği ev o adamın evi dir.
Munafık eve gelip karısına:
-”Ben sana kimseye bir şey vermemeni yeminle söylememişmi idim.?
Kadın:
-“Ben onu Allah için verdim. diye cevab verir.
Bunun üzerine adam gidip tandırı yakar. Tandır tam kızardığı zaman;
Karısına şöyle der:
-“Kalk, Allah (c.c.) için kendini tandıra at.
Bunun üzerine kadın kalkar ziynetlerini alır,
Bunu gören munafık adam ;
-“Ziynetleri bırak.” der
Kadın da şöyle cevab verir:
-”Seven kimse sevdiği için süslenir, ziynetlenır ben sevdiğimi ziyarete gidiyorum.” Der.
Kendini tandıra atar.
Munafık adam tandırı kapatıp çeker gider. Kadın orada üç gün kaldıktan sonra Munafık gelip tandırın kapağını açar. Kadını Allah (c.c.) ın Kudretiyle sapa sağlam bulur. Bu halden adam çok teaccup eder.
Bu sırada kendisine hafiften şöyle dendiğini işitir:
-”Sen ateşin bizim sevdiklerimizi yakmadıuğını bilmiyor musun?
İmami Gazali (Kalblerin Keşfi)
Allah’u Teala hazretleri (c.c) Bizleri ve sizleri Sevdikleri kulların hürmetina Cehhennem azabından mahfuz eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Uzlet
08 Mayıs 2008Girnavas – Cin tepesi – (Nusaybin)
Fudeyl bin iyad (r.a.) ı ağlarken gördüler.
-“Niçin ağliyorsun.” dediler :
Fudayl bin İyad (r.a.);
-”Bana zülmeden bir zavallı müslümana üzüldüğümden ağliyorum dedi. Kiyamette ona sorulacak ve rezil olacaktır. Fakat hiç bir özrü ve bahane bulamiyacaktır.”
Ma’ruf-e kerhi (r.a.) buyuruyor:
-”Bir kimse günde üç defa “Allahumma aslih ümmete Muhammedin, Allahummarham ümmette Muhammedin, Allahumma ferric ala Muhammeddin” derse ismi Abdallar defterine yazılır
Hatem-e Esam (r.a.), Hamıd-i Lifaf (r.a.) a;
-”Nasılsın?” dedi.
Hamid-i Lifaf (r.a.);
-”Selam ve affiyetteyim”dedi.
Hatem-e Esam (r.a.):
-”Selamet, sırat köprüsünü geçince, Afiyet ise Cennet’e girince olur.” dedi.
Rebi bin Haysem (r.a.) e
-”Nasılsın ?” dediklerin de
Rebi bin Haysem (r.a.) e
-”Zayif ve günahkarım. Kendi rızkımı yerim ve ecelimi beklerim.” dedi.
Ebu Derda’ya (r.a.) nasılsın? dediklerinde
-”Cehennemde kurtulursam iyiyim.” dedi.
Malik-i Dinar (r.a.) a
-”Nasılsın ? “dediklerin de
Malik-i Dinar (r.a.) a;
-”Yaşı ilerleyip , günahı çoğalanın halı nasıl olur.?” dedi.
Hakim (r.a.) e :
-”Nasılsın?” dediklerin de
Hakim (r.a.) e :
-”Allah’u tealanın rızkını yerim ve onun düşmanı olan Şeytanın emrine uyarım.”dedi.
Muhammed bin Vasi (r.a.) e:
-”Nasılsınız?”dediklerin de;
Muhammed bin Vasi (r.a.) e:
-”Her gün ölüme yaklaştığı halde, daha çok günah işleyen nasıl olur ?” dedi.
Hamid’i Lifaf (r.a.) e
-”Nasılsınız?” dediklerin de
Hamid’i Lifaf (r.a.) e
-”Uzun yolculuğa çıkıp, azığı olmayan, karanlık kabre girip arkadaşı olmayan, Adil padişahın huzuruna çıkıp, delili olmayanın halı nasıl olur “dedi.
Hasan bin Sinan (r.a.) a
-”Nasılsınız?” dediklerinde
Hasan bin Sinan (r.a.) a
-”Bir gün afiyet üzere olmayı istiyorum” dedi .
-”Afiyette değil misiniz?” dediler .
-”Günah işlemediğim gün afiyetteğim.”dedi…
İmam-i Gazali (Kimya-yi Saadet.)
Allah’u teala hazretleri bizleri ve sizleri kendi rahmeti ile günahlardan döndürüp, Sevap işleyen ve Afiyet üzere olan kulların den eylesin. Amin….
Fuad Yusufoğlu
Nefse Ceza vermek (Mucahede)
15 Mayıs 2008Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)
Nefse ceza vermek;
Tamim’i Dari (r.a.) bir defa uykuya dalıp yatsı namazını kaçırmıştı. Nefsine ceza olarak bir sene uyumamaya ahd etti.
Talha (r.a.) anlatır:
-“Birisi soyunmuş kızgın kumlar üzerinde dönüyor ve “Ey murdar sabaha kadar geceyi boş geçirdin senin elinden ne zaman kurtulacağım.” Diyordu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) oradan geçiyordu:
-“Niçin böyle yapıyorsun?” buyurunca:
Adam:
-“Nefsim bana hakim olmak istiyor.” Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;
-“Gök kapıları senin için açıldı. Allahu Teâlâ, melekler seninle övünüyor.”
Sonra eshabına:
-“Gidin nasibinizi ondan alın.” Buyurdu.
Hepsi gidip;
-“Bize dua edin efendim.” Dediler.
Adam hepsine tek tek dua eyledi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem):
-“Hepsine birden dua eyle.” Buyurdu.
Adam:
-“Yarabbi onların azığını Takva eyle ve hepsini doğru yolda bulundur.” Dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) da :
-“Ya Rabbi onu tasdik eyle, yanı diline daha iyi dua ihsan et.” Diye dua edince,
Adam:
-“Ya Rabbi hepsinin yerini cennet eyle.” Dedi.
Ahnef bin Kays (r.a.) gece kandili eline alır parmağını aleve tutar ve;
-“Falan gün niçin öyle yaptın, filan şeyi niçin yedin.” Derdi.
Dinini kayıran büyükler böyle yapmışlar.
Mucahede:
Bazıları nefisleri gevşeklik ve kabahat yapınca ceza olarak çok ibadet ederlerdi.
Abdullah bin Ömer (r.a.) bir namazda cemaata yetişmesydi o gece uyumazdı.
Abdullah bin Ömer (r.a.) bir gün hava kararıp iki yıldız görününceye kadar akşam namazını geciktirmişti. Namazı bu kadar gecıktirdiği için iki köle azad eyledi.
Böyle yapanlar çoktur.
Nefsine ibadetleri seve seve yaptırmayan kimseye en iyi ilaç çok ve seve seve ibadet eden kimsenin yanında bulunmaktır. Onun ibadetleri zevkle yaptığını görünce kendi de alışır.
Birisi diyor ki;
-“İbadet yapmak için nefsime tembellik gördüğüm zaman Muhammed bin Vasi (r.a.) in zevkle ibadetine bakıyor. Bu sebeple nefsimin bir hafta içinde, ibadetleri seve seve yaptığını görüyorum
Bilgili, akıllı ve ihlaslı böyle bir Allah adamını bulamiyanlar Allah adamlarının, Salih insanların hayatını okumalıdırler.
Bir kimse Davud-İ Tai (r.a.) hazretlerine:
-“Evinizin çatısının direği kırılmış.” Deyince
Davud-i Tai (r.a.);
-“Yirmi senedir buradayım bir kere ona bakmış değilim.” Dedi.
Ahmed bin Zerrin (r.a.) sabahtan ikindi namazına kadar oturur bir tarafa bakmazdı.
Sebebini sorduklarında:
-“Allah-u Teala gözleri dünyadaki intizama, zerreden göklere kadar her şeydeki inceliklere, ve onun kudret ve azamatine, ibret ile bakmak için yarattı. İbret almadan bakana bir hata yazılır .” dedi.
Ebu Derda (r.a.) diyor ki;
-“DÜNYADA ÜÇ ŞEY İÇİN YAŞAMAK İSTERİM.
-“Uzun gecelerde namaz kılmak için,
-“Uzun günlerde oruç tutmak için,
-“Sözleri kalblere deva olan Salih kimselerin yanında oturmak için.”
Aklama bin Kays (r.a.) a ;
-“Nefsine neden bu kadar azap ediyordun ?” diye sorduklarında;
Aklama bin Kays (r.a.);
-“Onu çok sevdiğim için, onu cehennemden korumak için.” Derdi.
-“Sana bu kadar sıkıntı emrlolunmadı? Dediklerinde;
Aklama bin Kays (r.a.);
-“Yarın başını dövüp, niçin yapmadın dememek için. Elimden geldiği kadar yapıyorum.” Cevabını verirdi.
Cüneyd-i Bağdadi (r.a.) buyurdu ki;
-“Sırrı el sakatı (r.a.) den acayip kimse görmedim. Doksan sekiz sene yaşadı, ölüm zamanı hariç hiç kimse sırtını yere koyduğunu görmedi.
Süfyan-i Servi (r.a.) diyor ki;
-“Bir gece Rabia-tül Adaviye (r.a.) da misafir kaldım. Namaza durup sabaha kadar namaz kıldı. Bende bir odada sabaha kadar namaz kıldım.”
Kendisine:
-“Sabaha kadar namaz kılmamızın şükrünü ne ile yapalım deyince.”
Rabia-tül Adaviye (r.a.) da;
-“Yarın o’nun için oruc tutmak olacak.” Dedi.
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla hazretleri; bizleri ve sizleri bu mubarek veli zatların yüzü suyu hurmetine, afv eylesin. İbadetlerimizi zevk ile yapmayı ihsan eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İhlas- 3
01 Haziran 2008Beyaz suyun siyah suyla karıştığı yer (Aşağıdan görünüşü)
Beyaz suyun siyah suyla karıştığı yer (Yukarıdan görünüşü)
İbrahim Havas (k.s.) anlatır:
Bir sene hac’ca gitmeye niyet ettim. Bu niyetle yola çıkıp ne zaman Kabe’i şerif tarafına gitmek istedimse gayri ihtiyari ters istikamete doğru gidiyordum
Allah’u teala (c.c.) nın iradesi beni bu tarafa çekiyordu. En sonunda İstanbul tarafına gitmeğe karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapısı önünde bir takım insanlar toplanmıştı.
Yaklaştım.:
-“Niçin toplandınız .” Dedim.
Köşkün kapısında bulunanlardan biri;
-”Rum Kayserının kızı delirmiş çare bulmak için doktorlar toplandı.” dediler.
Bunda bir hikmet olsa gerekir Dedim. Orada Kayserın kızını on dördüncü AY gibi nurlu bir şekilde gördüm.
Bana baktı, Selam verdim
-”Aleyküm selam ey İbrahim Havas.” dedi.
Ben;
-”Beni nereden tanıyorsun ? ” dedim.
Kız:
-”Canımı Canana teslim etmek istedim ve Hak Teala’nın (c.c.) sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim.”
Buyurdu ki:
-”Üzülma yarın İbrahim Havas dostumu sana gönderirim”
Ben;
-”Peki hastalığın nedir ?” dedim.
Şöyle cevab verdi:
-”Bir gece dışarı çıkıp ibret nazarı ile Gökyüzüne baktım. Hak (cela ve ala ) hazretleri teceli ederek beni benden aldı. Kendimden geçtim. (Allah Ahad ve Resul’u Ahmed) Kelimesi dilime, manası Kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten bu halime delilik alameti, bana da deli dediler.”
Ben;
-”Bizim diyara gelmek istermisin?” Dedim.
Kız;
-”Sizin diyarde ne vardır?” Dedi.
Ben de;
-”Mekke, Medine, Beytül Mukaddes oradadır.”dedim.
Bunun üzerine bana
-”Sağ tarafıma bak. “Dedi.
Sağ tarafına Baktım.
Bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytül Mukaddes karşımda duruyor gördüm.
Az sonra
-”Vakit yaklaştı. İstek ve arzu haddı aştı.” dedi. Ve kelime-i şehadet getirip, ruhunu teslim etti.”
İlahi
Biz fakır kullarını son nefesimizde geniş olan Lütfüne ve büyük Keremine mazhar kıl Ruh kuşumuzun “Rabbine rucu et” nidasiyle Melekler aleminden uçmak nasib eyle….
Mearicün Nübüvve (ALTİ PARMAK)
Allah bizleri ve sizleri Evliyaullah olan sevgili kulların yüzü suyu hürmetine Afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Allah’ın evliyalarına karşı saygılı olmak
21 Haziran 2008Navale reş (Nusaybin)
Ebu Hureyre (Radıyallahu Anhu) den rivayetle: Peygamber(Aleyhisselatu vesselam) Buyuruyor:
-“Allah (c.c.) ın Evliyasına Düşmanlık edene Allahu Teala(c.c.) ONUNLA ŞAVAŞIRIM.”Buyuruyor..
(Hadisi Buhari rivayet etmiştir.)
Bu Hadisi şerif Yalnız Müslümanlar için değil Bütün dünya’ya ŞAMİLDİR.
Bu Allah (c.c.) tarafından bir uyarıdır…Onun için herkes aklını başına toplayıp Allah (c.c.) in Sevgili VELİ Kulları hakkında ulu orta konuşmasın. Zararlı çıkarlar..hem de çok zararlı…
Mazaallah… Sonu felakettir…
Allah-u Teala hazretleri bizleri ve sizleri Allah (c.c.) in evliyalarına karşı : Saygılı ve hürmet eden kullarınden eylesin…amin…
Fuad Yusfoğlu
Öfke ve şehevi istekler- 3
04 Temmuz 2008Girnavas Mevki-i (Nusaybin)
6-İşlerde Teenniyi terk etmek, acelecilik:
Resulullah (Aleyhisselatu vesellam) buyruyor ki;
-“Acele Şeytandandır.Teenni ise Rahmandandır. Acele edildiği zaman Şeytan insana idrak edemediği yerden şerrini kabul ettirir.”
Rivayet olunur ki, İsa (aleyhisselam) doğduğu zaman Şeytanlar İblise gelerek derler ki;
-“Bugün putların başları aşağı eğilip, yıkılmışlar.”
İblis (Aleyhilla’net) :
-“Siz yerinizde durun, bu yeni bir hadisedir.” Der.
Yer yüzünü dolaşır, fakat İsa Aleyhisselam’ın doğması, meleklerin onu ziyaret etmesinden başka bir şey bulamaz. Geri döner ve şeytanlara der ki;
-“Dün gece bir Peygamber doğdu. Benim, bir kadının hamile kalıp, doğumunu yaptığında yanında bulunmamam vaki olmamıştır. Ancak bundan haberim olmadı.”
İsa Aleyhisselam’ın doğduğu bu geceden sonra putlara tapınmaktan Me’yus kalan şeytanlara, iblis şöyle der:
-“Adem oğullarına, acelecilik, hafifmeşreplik yönünden girin, onları bu yoldan yakalayın.”
7-Mal, Mülk ve para:
İnsanın ihtiyacından fazla mal, mülk, para, binitler ve akarlar, bunların hepsi şeytan (aleyhilla’net) ın karargah kurduğu şeylerdir. Bunların vasıtasiyle insanı saptırır. Allah (c.c.) tan uzaklaştırır.”
Sabit el-Benani (r.a.) der ki;
-“Resulullah (a.s.v.) Peygamber olarak gönderildiği zaman, iblis şeytanlara şöyle der: ’Bir hadise vardır, bakın bakalım o nedir?”
Şeytanlar giderler araştırırlar, fakat bir şey bulamazlar. Sonra İblise gelerek şöyle derler:
-“Biz, bir şey anlayamadık.”
Şeytan (aleyhilla’net):
-“Ben size hayırlı bir haberle gelirim.” Der ve gider. Döndükten sonra Şeytanlara şöyle der:
-“Cenab-i Allah (c.c.), Muhammed (s.a.v.) i Peygamber olarak göndermiş.”
Bundan sonra iblis durmaz şeytanlarını Peygamber (a.s.v.)ın ashabına gönderir. Onları sapıtmak için, Fakat her defasında şeytanlar başarısızlığa uğrayarak dönerler ve iblis şöyle derler:
-“Biz hiçbir gün böylelerine tesadüf etmedik. Bunlara günah işletiriz, sonra bunlar kalkarlar namazlarını kılarlar. Kıldıkları namazları, bizim yaptırdığımız günahları yok eder, silip atar.”
Bunun üzerine iblis onlara şöyle der:
-“Yavaş olun, umulur ki, Allah (c.c.), onlara dünyayı feth eder de, biz de onlardan isteklerimizi elde ederiz.
Rivayet edilir ki,
Bir gün İsa (aleyhisselam) bir taşı yastık ederek başını taşın üzerine koymuştu. Bu halde iken ona şeytan uğrar ve der ki;
-“Ey İsa (aleyhisselam) dünyaya mi rağbet ettin?”
Bunun üzerine İsa (aleyhisselam), taşı başının altından alıp atar ve iblise şöyle der:
-“İŞTE BU DA DÜNYA İLE BİRLİKTE SENİNLE OLSUN.”
8-Cimrilik ve fakir olma korkusu:
Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala (c.c.) bizleri ve sizleri Şeytanın tuzaklarından Koruyup, Slaih Ameller işleyen kullarından eylesin. AMİN………
Fuad Yusufoğlu
Tevbe-i nasuh- 5
05 Temmuz 2008Nevala Reş (Nusaybin)
Tevbe-i Nasuh:
Kulun içden, dıştan pışman olarak ve bir daha o günahı işlememeğe azmetmek suretiyle yapılan tevbedir. Allah (c.c.) ın kabul buyurduğu tevbede işte böyle olanıdır. Zahiren tevbe edip, içten pişman olmayanın hali şuna benzer:
Bir mezbele ki üzerine ATLAS örtülmüş, insanlar ona baktıklarında imrenirler. Fakat örtü mezbelenin üzerinden kaldırıldığında insanlar ondan tiksinirler ve yüz çevirirler, işte ihlassız, dıştan ibadet edenlerin halı de böyledir. İnsanlar onlara gıpta ederek bakarlar, fakat kıyamet günü perdeler kaldırıldığında melekler ondan kaçarlar.
Bunun içindir ki Resulullah (aleyhisselatu vesellem) bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur:
-“Şüphesiz, Allah (c.c.) sizin şeklinize, kiyafetinize bakmaz. Belki Allah (c.c.) sizin kalblerinize bakar.”
İbni Abbas (r.a.) ın şöyle dediği rivayet edilir:
-“Nice tevbe eden vardır ki, kiyamet günü tevbe ettiğini sanarak gelir, halbuki tevbe etmiş değildir. Çünkü o, pişmanlık, günahı tekrar işlememeğe azm etmek, hakkını yediği kimselere imkan dahilinde haklarını iade etmek, mümkün değilse HELALLAŞMAK, bu da mümkün değilse onun için dua yapmak suretiyle tevbe kapılarını kuvvetlendirmektir.
Günahları unutmak, musibetlerin en kötüsü ve çirkinidir. Akıllı olan kimse kendini daima hesabe çeker; Günahlarını unutmaz:
Nitekim denir ki:
-“Ey günahkar, suçları sayılan günahını unutma, geçmiş günahını hatırla, ölümden önce Allah (c.c.) a tevbe et, ey asi, itiraf ederek günahını afettir.
Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri; tevbe-i Nasuh eden ve tevbesine sadık olan kullarından eylesin. AMİN….
Fuad Yusufoğlu