‘fıskı fücür’ olarak etiketlenmiş yazılar

dsc00137-fuadyusufoglu-beyaz-su-nusaybin.JPG

Beyaz su başı -ava sipi- (Nusaybin)

Naklolunur ki;

Hayri Nessah (k.s.) Hazretlerının müridleri, bir kiliseye uğrayıp sonra şeyhın huzuruna geldiler.

Hayrı Nessah (k.s.) sordu:

”-Nerede idiniz ?

Müridleri;

“-Bir kiliseye uğradık

Hayri Nassah (k.s.);

“-Bana ne hediye getirdiniz ?

Müridleri;

“-Kiliseden ne hediye getirilir ? dediler.

Bunun üzerine Hayri Nessah (k.s.) buyurdu ki :

“-Benimle gelin, ne hediye getirıleceğini size göstereyim.”

Beraber gittiler, kiliseye vardılar Kafirler hazreti İsa Aleyhis selam’in tasviri resmini duvara çizmişlerdi. Şeyh hazretleri yüzünü o resme dönüp

-(“Sen mi söyledin bu insanlara ki, Allah’u Teala (c.c.) den ayrı olarak, beni ve annemi Mabud tutunuz.”) Mealindeki ayeti kerimeyı okudu .

Bunun üzerine O resim yere döküldü ve duvarın her zerresi

-(“Leilaha ilallahu vahdehu leşerike leh.”) diyerek feryada başladı. Orada bulunan kafirlerin hepsi bu hadiseyı görünce Müsluman oldular..

Nakledilir ki;

Fasık ve facir bir kimse bir gün hasta oldu. Öleceğinin yaklaştığını anladı. Amel defterinde bir iyilik görmeyip hep günahlarla dolu olduğunu müşahede etti…

Cun-u gönülden bir (ah) etti ve dedi ki;

“-Ey dünyanın ve Ahiretın sahibi afv et şu fakır kulunu ki; NE DÜNYASI VARDIR NE DE AHİRETİ.

Bu şekilde can verdi. Akşam oldu Basra sakineleri rüyalerinde gördüler ki;

-“Filan yerde bir veli vefat etti. Kim onun cenaze namazını kılarsa bütün günahları afv olup, cümle ibadetleri kabul olur.”

Sabah oldu halk toplandı. Namazını kılıp defn ettiler. Akşam oldu Basra evliyasınden bir zat rüyasında o kimsenin Cennetin orta yerinde oturduğunu gördü

Dedi ki;

“-Sen dünyada çok perişan bir halde idin. Bu makama ne ile geldin ? “

O zat cevab verdi:

“-Baktım ki ömrüm azaldı. Öleceğim yaklaştı amelime baktım hiç hayırlı amelim yok. Sahibimizin (c.c.) RAHMET hazinesine baktım. Uçsuz bucaksız buldum.”

-”Vakte ki: benı kabre koydular.”

Keremi bol olan Allah (c.c.) buyurdu ki:

“-Ey günahkar kul. abidlerin ibadeti bana faydası olmaz. Asilerin isyanı, bana zarar vermez. Benim rahmet hazinelerim günahkarlar içindir üzülme senı afv ettim.”

-”Ey Rabbımız;”

-”Bugun bizde asi ve müflislerdeniz Rahmetinden bizi mahrum eyleme. Amin.”

Nakledilir ki;

Bir gün bir fakir eski elbise ile bir padişahın meclisine girdi. Padişah bu dervişin gelmesini beyenmedi.

Padişah yakınlarından birisi dedi ki;

“-Ey derviş Padişahın huzuruna böyle eski elbise ile gelmenin ayıb olduğunu bilmez misin ?”

Fakir:

“-Padişah huzuruna eski elbise ile girmek ayıp değildir. Fakat Padişahın huzurundan eski elbise ile çıkmak ayıptır.”dedi.

Padişah bu sözden hoşlanıp çok ihsan yaptı. Kiymetli elbiseler vererek gönderdi..

-“İlahi!”

-”Biz fakırleri de huzurundan çıplak gönderme kiyamet gününde, Enbiya ve evliyalar taclar giydikleri vakit bizleride HABİBİ’nin (a.s.) Hürmetine mahrum eyleme. Amin.”

Mearicün Nübüvve (altıparmak)

Allah-u Teala (c.c.) Hazretleri bizleri ve sizleri Yarın kiyamet gününde herkesin nefsi nefsi dedikleri bir zamanda Habibi (a.s.v.) nin şefaatına nail eylesin. AMİN…

Fuad Yusufoğlu

dsc08375bor21.jpg

Bor-e Gündük (Çağ-Çağ deresi)

Büyükler demişlerdir ki;

İhlas’la geçen bir saat, ebedi kurtuluştur. İhlas çok aziz dir.

Demişlerdir ki:

İlim tohumdur,
Amel bitkidir,
İhlas ise onun suyudur.

Rivayet edilir ki;

Salihlerden biri, bir topluluğa uğrar. Bakar ki; doktorun biri hastalık ve ilaçtan bahsediyor.

Salih adam:

Bunun üzerine doktora sorar:

“-Ey vucudları tedavi eden, kalbleri de tedavi edebiliyor musun?”

Doktor şu cevabı verir:

“-Evet tedavi ediyorum. Kalbin hastalığını bana anlat.”

Salih adam:

“-Kalbi fısk-u fucur ile günahlar karartı.”

Doktor cevab olarak şöyle der:

“-Onun ilacı, Allah’a tezarru, istiğfarde bulunup gece gündüz, zari zar ağlamak ve aziz ve Ğaffar olan Allah (c.c.) a ibadet etmeye koşmak, mutlak mülk sahibi olan Allah (c.c.) a bağışlanması için yalvarmaktır. İşte bu Kalblerin tedavisidir. Şifa ise Allem-ül ğuyub olan Allah (c.c.) tandır.”

Bunun üzerine Salih adam, çığlık attı ve ağlayarak gitti.

Gitmeden doktora şöyle demeği ihmal etmedi:

“-Sen ne güzel doktorsun. Kalbimin ilacını buldun.”

Doktor şu karşılıkta bulundu:

-İşte bu, tevbe edip, sevab işlemeye yönelenin kalbının tedavisidir.”

Kalblerin Keşfi (İmam-i Ğazali)

Allah (c.c.) bizleri ve sizleri Kalbın hastalığı olan Fısk-u fücur den sakınmayı ve kalbin ilacı olanTevbe-i Nessuh ile amel etmeyi İhsan eylesın. AMİN…

Fuad Yusufoğlu