‘hadis ilimleri’ olarak etiketlenmiş yazılar
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)-2
02 Aralık 2008Bor-e Beşire Mecido Girnavas Mevki-i (Nusaybin)
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)-2
On yaşından itibaren hadis âlimlerinin derslerine devam etmeye başladı. Henüz on beş yaşına girmeden yetmiş bin Hadis-i şerif ezberlemişti. Bu garip hadiseyi duyanlar;
-“Hakikatten bu kadar hadis-i şerif-i ezberledinmi?” diye sorduklarında,
Onlara;
-“Evet!. Hatta yetmiş bin’den daha fazladır. Ayrıca bu hadislerin kim tarafından rivayet edildiğini, ravilerin doğum ve vefat tarihlerini de biliyorum.” Dedi.
Bu ilimde o kadar yükselmişti ki, hocaları ile karşılıklı ‘ilmi munazarlarda’ bulunurlardı. Nitekim hocası dahil ba’zı hadis rivayetindeki eksikliklerini onun yardımıyla tamamlamıştır.
Zekasının keskinliği ve hafizasının kuvvetli ile etrafındakilerin hayret ve takdirini kazandı.
On altı yaşına gelince Abdullah bin Mubarek (r.a.) ve Veki’ bin Cerrah (r.a.) ın yazdıkları hadis kitablarını ezberledi. Bu yaşta büyük din âlimlerinin yazılarını okuyup anlardı.
O zaman bilhassa hadis ilmini öğrenmek için meşhür hadis âlimlerinin bulunduğu ilim merkezlrine gitmek, ilim öğrenmek için önemli bir şart idi.
Bu sebeple İmâm-i Buhari (r.a.) de 16 yaşından itibaren, ilim öğrenmek için seyahatlara çıkmıştır. Pek çok ilim merkezine yaptığı seyahatleri, 40 yaşına kadar devam etmiştir.
Kendisinden şöyle nakledilmiştir;
-“On altı yaşında iken Abdullah ibni Mubarek (r.a.) in ve Veki’ bin Cerrah (r.a.) ın kitablarını ezberledim. Fıkıh ilminde müctehidlerin, rey ehlinin bildirdiklerini öğrendim.”
“Sonra Annem ve kardeşim Ahmed’le birlikte Hacca gittik. Hac farizasını yaptıktan sonra, annemle kardeşim Buhâra’ya döndü. Ben Mekke’de kalıp, hadis-i şerif toplamaya başladım.”
-”On sekiz yaşına girdiğimde, Sahabe ve tabi’ınin fetvalarını topladım. Bu arada Medine’ye gittim. Resûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ravda-i şerif-i başında geceleri ay ışığında; “Târih-ül kebir” kitabını yazdım.”
-”Bu kitabda yazdığım ve ismi geçen her zatın, bende bir kısası vardı. Kitabı uzatmamak için bunları yazmadım.”
İmam-i Buhâri (r.a.) Mekke’de bulunduğu sırada Abdullah bin Zübeyr el Hamidi (r.a.) den Şafi-i fıkhını öğrenmiştir. Ayrıca Tarih-i Kebirini yazarken istifade ettiği Sahâbe ve tabiînın rivayet ve fetvalarını da bu sırada öğrendi.
İmâm-i Buhari (r.a.) nin ilim için yaptığı seyahatleri 210 senesinde başlayıp, yıllarca sürmüştür.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 7
04 Aralık 2008Bor-e Veysike (Çağ-çağ deresi)
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 7
İşin iç yüzünü öğrenmek istemişti. İnsanların bu halinden kalbi daraldı ve canı sıkıldı. Teheccüd namazından sonra ellerini açıp;
-“Ya Rabbi! Yer yüzü bu genişlikle bana dar geldi. Beni tarafına al.” Diye “dua” etti.
O ay, orada hastalandı ve Ramazan Bayram-ı gecesi Semerkant’dan 72 km. uzaklıkta olan Harteng’de vefât etti. Kabri oradadır (Allah rahmet eylesin. Amin)
Abdülvâhid bin Adem Tevavisi (r.a.) şöyle anlatmıştır;
-“Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i rü’yada gördüm. Eshab-i kiram’dan bazıları ile beraber bir yerde durdular.
Yanlarına gelip selam verdim. Selamımı aldılar. Daha sonra burada durmalarının hikmetini sordum.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;
-“Muhammed bin İsmail Buhâri’yi bekliyorum.”
Birkaç gün sonra vefat ettiğini öğrendim. Hesab ettim. Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selam) i gördüğüm zaman vefat etmişti.
İmâm-i Buhâri (r.a.) vefat ettikten sonra, elbisesi soyuluncaya kadar garip bir şekilde terledi.
ÖLÜMÜNDEN ÖNCE;
-“Beni üç parça beyaz bez ile kefenleyiniz.” Diye vasiyet etmişti.
Cenazesi yıkanıp kefenlendi ve namazından sonra defn edildi. Vefat ettiğinde, 62 yaşında idi. Ebced hesabiyle doğum tarihi “Sıdk” kelimesi; 194, ölüm tarihi ise, “Nur” kelimesi; 256’dır.
Vefatından birkaç gün sonra, mezarından güzel bir koku çıkmaya başladı ve günlerce devam etti. Mezarina doğru bilezik gibi bir “ışık hâlesi” indi.
Görenler hayret ettiler, hucum edip toprağından götürmeye başladılar. Öyle ki, kabir açılacak duruma geldi. Her ne kadar mezarı korumak için bekçi tutulmuşsa da, halkın hücümü önlenemedi.
O zaman mezarın çevresini ağaçtan bir engel yaptılar. Böylece gelenler o engelden geçip kabre yanaşamadılar.
Recâ bin Mürci (r.a.);
-“İmâm-i Buhâri hazretleri (r.a.), Allah-u Teâlâ’nın yeryüzünde yürüyen âyetlerden bir âyet idi.” Demiştir.
Necm bin Fadl (r.a.) anlatır;
-“Rü’yamda Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gördüm. İmâm-i Buhâri hazretleri (r.a.) arkasında idi. Resulullah (a.s.v.) bir adım haraket etse o da bir adım atıyor. Ayağını Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kaldırdığı yere koyuyor, onun izi üzerinde gidiyordu.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 9
04 Aralık 2008Dara Harabeleri (Mardin)
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 9
İmâm-i Buhâri (r.a.) Bağdad’a geldiğinde, oarada bulunan hadis âlimlerinden çoğu toplanıp, Hazreti İmâm-i Buhâri (r.a.) yi imtihan etmek istediler.
Yüz tane hadis-i Şerif’in metin (Peygamber Efendimiz –s.a.v.- in mubarek sözleri), ve sened (Bir hadis-i şerif’i nakleden zatların isim silsilesi) kısımlarının yerlerini değiştirdiler.
Bu şekilde değiştirdikleri hadis-i şeriflerden, bir kişiye on hadis-i şerif vererek, on kişiyi İmâm-i Buhâri (r.a.) ye gönderdiler.
Bu kimseler, İmâm-i Buhâri (r.a.) nın bulunduğu meclise gelip, her birisi yanlarında bulunan hadis-i şerifleri okuyup,
-“Bu Hadis-i şerifi biliyormusunuz?” diye sordular
İmâm-i Buhâri (r.a.);
-“Bu söylediğiniz şekilde bir hadis-i şerif bilmiyorum.” Buyurdular.
On kişi, onar hadis-i şerif’i okuyup bitirdikleri zaman;
İmâm-i Buhâri hazretleri (r.a.) birinci kimseye dönüp;
-“Senin okuduğun birinci hadis-i şerif’in metni böyle, isnadı da şöyledir” diyerek, onların okudukları sıra ile birden yüze kadar hadis-i şerifleri, senet ve metinlerini doğru olarak okudu.
Bunun üzerine orada bulunanların hepsi, Muhammed Buhâri (r.a.) nin hafizasının kuvvetliliğini, hadis ilmindeki yüksekliğini anlayıp kabul ettiler.
Ebû Bekir Medini (r.a.) şöyle anlatmıştır;
-“Birgün Nişabur’da İshak bin Râheveyh (r.a.) ın yanında idik. İmâmi Buhâri (r.a.) de vardı.
İshak bin Râheveyh (r.a.) bir hadis-i şerif okudu. Bu hadis-i şerif-i Atâ keyhârâni (r.a.) yazıp rivayet etmişti.
İshak bin Râheveyh (r.a.) İmâm-i Buhâri (r.a.) ye dönüp;
-“Keyhârân neresidir?” dedi.
İmâm-i Buhâri (r.a.) de;
-“Keyhârân, Yemende bir köydür. Hazreti Muaviye bin ebi Süfyan (r.a.), Eshab-i kirâm’dan birini oraya göndermişti. Atâ keyhârân (r.a.) ondan iki hadis-i şerif işitmişti.” Dedi.
Bunun üzerine İshâk bin Râheveyh (r.a.);
-“Ey Ebâ Abdullah (Buhâri), sanki sen aralarında yaşamiş gibi bildin.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 10
04 Aralık 2008Çağ-Çağ Barajı (Sonbahar mevsimi) Nusaybin
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 10
Yusuf bin Mûsa (r.a.) şöyle anlatmıştır;
-“Basra Cami-i’nde idim. Birisi, ‘Ey ilim ehli, Muhammed bin İsmail Buhâri hazretleri (r.a.) Basra’ya teşrif etmiştir. İlminden istifade etmek isteyenler gelsin.” Diye bağırdı.
Gidip baktık ki, genç bir zat direk arkasında namaz kılıyordu. Namazını bitirdikten sonra büyük bir kalabalık etrafını sardı.
Oturup kendilerine Hadis-i şerif yazdırmasını istediler. O’da bu isteklerini kabul edip, onlara söyleyip yazdırdı. Sonra onun geldiğini bağırarak ilan eden kimse tekrar bağırıp, yarın da falan yerde hadis-i şerif imlâ ettirecek (yazdıracak). Dedi.
Ertesi gün fıkıh âlimleri, hadis âlimleri ve diğer âlimler, imâm-i Buhâri (r.a.) nın yanına geldiler. Etrafına toplananlar bin kişi kadardı. Ondan hadis-i şerif yazmak için bekliyorlardı.
İmâm-i Buhâri (r.a.) yazdırmaya başlamadan önce bir konuşma yaptı.
Bu konuşmasında;
-“Ey Basra ehli! Ben genç birisiyim. Benden hadis-i şerif işitmek istediniz. Size herkesin istifade etmesi için, bu Basra’da yetişen âlimlerden rivayet ettiğim hadis-i şerifleri yazdıracağım.” Dedi.
Oradakiler bu sözleri hayretle dinlediler. İmâm-i Buhâri (r.a.) bu sözlerinden sonra etrafını saran büyük kalabalığa Hadis-i şerif yazdırmaya başladı.
-“Sizin Basra şehrinden olan Abdullah bin Osman bin Hable bin ebi Revad (r.a.) dan naklediyorum. O da Şu’be (r.a.) den, o da Mansur (r.a.) dan ve diğer râvilerden, onlar da Sâlim bin Ebi Ca’d (r.a.) dan, bu da Enes bin Mâlik (r.a.) in şöyle dediğini nakletmiştir.
Bir köylü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) e gelip;
-“Ya Resulallah, insan kavmini sever.” Dedi.
Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem);
-“KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR.” BUYURDU.
Bundan sonra İmâm-i Buhâri (r.a.) şöyle devam etti;
-“Bu hadis-i şerif, sizde bu rivayet yoluyla yok, siz bunu Mansur (r.a.) un Sâlim (r.a.) den rivayeti ile biliyosunuz” dedi.
Sonra yazdırmaya devam ederek yazdırdığı her hadis için;
-“Siz bunu şu ravilerin rivayetiyle biliyorsunuz.” Diyerek,
Hem kendi rivayet ettiği zincirini saydı, hem de Basralıların, aynı hadis için bildikleri diğer rivayet zincirini söyledi…”
ESERLERİ;
1—“Cami-us-sahih”;
En büyük ve en meşhur eseri budur. SAHİH-İ BUHÂRİ ismiyle tanınmıştır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 11
04 Aralık 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 11
Sonra yazdırmaya devam ederek yazdırdığı her hadis için;
-“Siz bunu şu ravilerin rivayetiyle biliyorsunuz.” Diyerek, hem kendi rivayet ettiği zincirini saydı, hem de Basra’lıların, aynı hadis için bildikleri diğer rivayet zincirini söyledi…”
ESERLERİ;
1—“Cami-us-sahih”;
En büyük ve en meşhur eseri budur. SAHİH-İ BUHÂRİ ismiyle tanınmıştır. Hadis-i Şerif’leri toplayan en kıymetli kitabıdır.
İslam Âlimleri SÖZ BİRLİĞİ İLE;
-“Kur’an-i Kerim’den sonra en sahih kitab Sahîh-i Buhâri’dir.” Buyurmuşlardır. Sahîh hadisleri toplayan ilk Hadis kitabıdır.
İmâm-i Buhâri (r.a.), bu eserine (Sahih) denilmesinin sebebini şöyle anlatıyor;
-“Rü’yâmda Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) i gördüm. Karşılarında oturuyordum ve elimde bulunan yelpazeyi sallayıp, mübarek vücudunu serinletiyor, mübarek yüzüne yaklaşmak istiyen sinekleri uzaklaştırıyordum.”
Büyük zatlar bu rü’yamı;
-“Sen Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in hadis-i şeriflerini, O’nun (s.a.v) sözü imiş gibi uydurulan yalanlardan ayırırsın.” Şeklinde açıkladılar.
Bundan sonra, çok uğraşarak, sahih hadisleri topladım ve bu şeklilde meydana gelen eserin ismi (SAHİH) oldu.”
Bu kitabi, Mescid-i Haram’da yazdı. Her hadisi-i şerifi yazmadan önce istihare yapmıştır. Zem-zem suyu ile gusledip, Kâbê’de, makâmın gerisinde iki rek’at namaz kılıp, koyduğu sağlam usûllere göre, sahih olduğu kesin olarak belli olan hadisi-i şerifleri yazmıştır.
Bu kitabi müsevedden temize çekme işini de Medin-i Münevere’de Peygamber Efendimiz (Sallallahu alayhi ve sellem) in kabri şerifi ile minberi arasında “Ravda-i mutahhara” da yaptı.
Bu eserin nasıl yazdığını kendisi şöyle anlatmıştır;
-“Cami-us Sahih kitabını, altıyüzbin hadis-i şerif arasında seçtim. Her hadis-i şerifi kitaba koymadan önce gusledip, iki rek’at namaz kılıp, istihareye yattım. Ondan sonra hadis-i şerifi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiçbir hadisi yazmadım. Bu kitabı 16 yılda tamamladım.”
Bu kitabta 7275 Hadis-i şerif vardır. Rumuzu “Hı” harfıdır.
İmâm-i Buhâri (r.a.);
-“Bu kitabta, sahih hadisleri bildirdim Bununla beraber almadığım, yani bu kitabta olmayan hadisler, bunlardan çok fazladır” buyurmuştur.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 12
04 Aralık 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar nevsimi) Nusaybin
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 12
Kütüb-i sitte denilen, altı sahih hadis kitabında en başta geleni Sahihi Buhari’dır. Bu eserde sahih hadisler, sika (güvenilir, sağlam) ravilerin rivayetleri toplanmıştır.
Bu hadis-i şerifler, rivayet hususunda râviler arasında ihtilaf bulunmayan hadis-i şeriflerdir. Böylece Râvi zinciri birbirine bağlanarak, asıl kaynağına gidilmiştir.
Buhâri-i şerif 97 kitaba ve 3450 baba ayrılmıştır. Bu bölümler ibâdât, muamelat, siyer, megazi, mu’cizat ve kur’an-i kerim ayetlerinin tefsirine dairdir.
Fıkhı mes’elelere önem verilmiş olup, metinler arasında fıkıha dair izahlar yer almıştır.
Buhâri-i şerifin, Ali el-Yununi (r.a.) tarafından istinsah edilen metni muteber olmuştur. Dikkat ve titizlikle yazılan bu nüshanın aslı, Kahire’de Akboğa medresesi kütübhanesindedir. Bundan başka, çok yazma nüshaları vardır.
Bir kimse, Buhâr-i şerifi hangi niyetle baştan sona kadar okuyup hatmederse, maksadı, en güzel şekilde hasıl olur. Taun hastalığı zamanlarında bir evde okunsa, Allah-u Teâlâ (c.c.) o evde bulunanları taun’dan muhafaza eder.
Sözleri dinde senet olan çok yüksek âlimlerden bir çoğu, dert ve balalerden, hastalık ve sıkıntılardan kurtulmak ve bir çok şeylere kavuşmak için, Buhari-i şerifi okuyup vesile etmişlerdir.
Böylece maksatlarını da elde etmiş ve onu kendileri için ilaç kabul etmişlerdir.
Hadis âlimlerden bir zat şöyle anlatıyor;
-“Karşılaştığımız müşkül hallerde, kendim ve başkalarının sıkıntıdan kurtulmamıza vesile olması için, yüzyirmi def’a kadar Buhâri-i şerif okudum. Her def’asında hangi niyet ile okumuş isem, maksadım hasıl oldu.”
-“Bu kitab (Buhâri-i şerif) hangi evde bulunursa, evi yanmaktan, hangi gemide bulunursa, o gemiyi batmaktan Allah-u Teâlâ korur.”
2- Tarih-ül-kebir;
Hadis ricaline ait olup, hadis-i şerif ravilerinin inceleyen bir eserdir. Sahasında ilk yazılan eserlerdendir. İmâm-i Buhâri (r.a.) bu eserini, 18 yaşında iken, Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in Ravdası başında geceleri ay ışığında yazmıştır.
Kendisi (r.a.) bu eseri hakkında şöyle buyurmuştur;
-“Bu eserimi üç def’a gözden geçirdim. Öyle inceledim ki, eğer ondakı isnadlardan (senet) biri çıkarılırsa, ehli olanlar bile onu anlayamaz. Gayet dıkkatli ve sağlam hazırladım.”
İshak bin Râheveyh (r.a.) bu kitabı alıp, Abdullah bin Tahir’e göstererek,
-“Böyle harika bir eser gördün mü?” demiştir.
Abdullah bin Tahir (r.a.) da; inceleyip, kitabın üstünlüğü karşısında hayrete düşütüğünü belirtmiştir.
Bu eser; Haydarabad’da 1941-1954 senelerinde dört cild halınde, 1959-1954 senelerinde de üç cild halında basılmıştır.
3- Tarihu-l evsât; Tarihu’l kebir’in kısaltılmasıdır.
4- Tarih-us-sağir; Trihu’l kebirin bir özetidir.
5- Kitabu zuafais-sağir; Zayif ravilerin hallerinden bahseder.
19 adet eser daha vardır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 13
04 Aralık 2008Çğ-Çağ barajı (Sonbahar mevsimi) Nusaybin
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)- 12
İmâm-i Buhâri (r.a.) hazretlerinin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bir kısmı şunlardır;
-“Allah-u Teâlâ, iyiliklerin ve fenalıların yazılmasını emretti. Sonra bunları açıkladı. Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah kendi nezdinde o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yediyüze ve daha fazlasına kadar çıkarır. Ve eğer fenalık yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse, Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer kötü işe hem niyetlenir, hem de onu yaprasa, Allah o kimse için bir günah yazar”
-“Kulunun tövbesinden dolayı Allah-u Teâlâ’nın sevinci, sizden birinizin ıssız çölde devesini kaybedip de, tekrar bulduğundaki sevincinden daha fazladır.”
-“Allah-u Teâlâ buyurdu; (-“Bir kimse benim velilerimden birine düşmanlık ederse, ona karşı harb ilan ederim.”)”
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) devesinin terkesine bindirdiği Muâz (r.a.) a üç def’a;
-“Ya Muâz!” diye hitab etti.
O da her def’asında;
-“Lebeyk (buyur) ya Resulallah.” Dedi.
Bunun üzerine;
-“Bir kimse, Allah’tan başka hak ma’bud olmadığına ve Muhammed (s.a.v.) ın Allah’ın kulu ve Resûlü olduğuna, samimi olarak şehadet ederse, Allah ona Cehennemi haram eder.” Buyurdu.
Muâz (r.a.);
Ya Resulallah! Bu müjdeyi halka haber vereyim de sevinsinler.” Deyince
Peygamber Efendimiz (Sallallahu alayehi ve sellem);
-“Söylersen onlar buna güvenirler.” (faydalı iş yapmaz olurlar) buyurdu.
Muâz (r.a.); (Mes’uliyetinden korktuğu için) vefat ederken bunu söyledi.
-“İçinizde en sevdiğim kimse, huyu en güzel olanıdır.”
-“Haya imandandır. İmanı olan cennettedir. Fuhuş kötülüktür. Kötüler Cehennemdedir.”
-“Kızdığı zaman istediğini yapabilecek bir kimse, kızmazsa, Allah-u Teâlâ kıyamet günü onu herkesin arasında çağırır;-“(Cennette istediğin hurinin yanına git der.”)”
-“İlim üstad’dan öğrenilir.”
-“Kabrimi ziyaret eden kimseye şefaat etmem bana vacip oldu.”
-“Kim rızkının bol olmasını ve ömrünün uzamasını severse, sıla-i rahim yapsın.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-ı Müslim (Radiyallah-u anh)- 3
05 Aralık 2008Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
İmâm-ı Müslim (Radiyallah-u anh)- 3
Zübeyr bin Adiy (r.a.) den bildirilmiştir.
Enes Bin Mâlik (r.a.) nın yanına geldik. Haccac’dan gördüğümüz zulüm ve haksızlıkları ona anlattık.
O zaman Enes Bin Mâlik Bize; Peygamber Efendimiz (s.a.) ın;
-“Rabbinize kavuşuncaya kadar sabrediniz. Çünkü, her gelen zaman geçen zamandan kötüdür.” Buyurduğunu işittim.
-“Ey Müslüman kadınlar! Bir komşu kadın, komşusunun verdiği paça bile olsa, hor görmesin.”
-“Müslüman yahud Mü’min kul, abdest alırken yüzünü yıkadığı sırada, gözüyle işlediği günahlar su ile yahud suyun son damlasiyle yüzünden dökülür. Sonra elini yıkadığı zaman, elleriyle yaptığı her günah tamamiyle temizleninceye kadar su ile yahud suyun son damlasıyla dökülür. Sonra ayaklarını yıkadığında, ayaklarıyla kazandığı bütün günahlar su ile veya suyun son damlasıyla çıkıp gider. Nihayet insan günahlarından tertemiz olur.”
-“Bir Müslüman diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o Müslüman için sadaka olur.”
-“Allah-u Teâlâ, kulunun yemek yedikten sonra, yahut bir şeyi içtikten sonra kendisine Hamd’etmesinden razı olur.”
Ebu Musa (r.a.) rivayet etti
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Her müslümanın sadaka vermesi lazımdır.” Buyurdu.
Sahabe (r.a.);
-“Sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapar?” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Eliyle çalışır, kendisi de istifade eder, sadaka da verir.” Buyurdu.
Sahabe (r.a.);
-“(Bunu) yapamazsa,” dediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Sıkıntıya düşmüş bir muhtaca yardım eder.”
Sahabe (r.a.);
-“(Bu da) elinden gelmezse,” denildi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Hayrı (iyiliği) emreder.” Buyurdu.
Sahabe (r.a.);
-“Bunu da yapamazsa?” denildi
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Fenalık yapmaktan çekinir, bu da sadakadır.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara ışık saçar gibi yayan İmâm-i Müslim radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-ı Müslim (Radiyallah-u anh)- 4
06 Aralık 2008Çağ-Çağ barajı (Sonbahar mevsimi) Nusaybin
İmâm-ı Müslim (Radiyallah-u anh)- 4
Resulallah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;
-“İnsanlara merhamet etmiyen kimseye, Allah-u Teâlâ merhamet etmez.”
Ebu Bekr (r.a.) e Nufeyl bin Harise (r.a.) şöyle bildirmiştir;
Resulallah (Sallallahu aleyhi vesellem);
-“En büyük günahı size haber vereyim mi?” buyurunca,
Biz de;
-“Evet Ya Resulallah.” Dedik
Resulallah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Allah-u Teâlâ’ya ortak koşmak, ana ve baba’ya âsi olmak.” Buyurdu.
Sonra dayanmış olduğu yerden doğrulup oturdu ve;
-“Haberiniz olsun, aman yalan sözden ve yalan şehadetten sakınınız.” Buyurdu.
Bu cümleyi üç defa tekrar etti. O kadar ki, biz keşke sükut buyursaydı diye temenni’de bulunduk.
Muaz bin Cebel (r.a.) rivayet etmiştir.
-“Ben bir gün, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın bindiği bir merkebin terkisinde idim.”
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bana;
-“Ey Muaz! Allah-u Teâlâ’nın kulları üzerindeki hakkını ve Kulların, Allah-u Teâlâ üzerindeki hakkını biliyor musun?” buyurdu.
Ben;
-“Allah-u Teâlâ ve Resulü daha iyi bilir.” Dedim
Resulallah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Allah-u Teâlâ’nın kulları üzrindeki hakkı: Onların Allah-u Teâlâ’ya ibadet etmeleri ve hiçbir şey’i ona şerik (ortak) koşmamalarıdır Kulların da Allah-u Teâlâ üzerindeki hakkı; Allah-u Teâlâ’nın kendisine ortak koşmayan kimseye azab etmemesidir.” Buyurdular.
Bunun üzerine;
-“Ey Allah’ın Resulü, halkı müjdeliyeyim mi?” deyince
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Onlara müjdeleme. Çünkü onlar buna güvenirler (İyi işlerde gevşeklik yaparlar)” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara ışık saçar gibi yayan İmâm-i Müslim radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Tirmizi (Radiyallah-u anh);
06 Aralık 2008Çağ-Çağ deresi (Bor-e gündük) Nusaybin
Tirmizi (Radiyallah-u anh);
Büyük Hadis âlimlerinden. Kütüb-i sitte denilen meşhur altı hadis kitabından olan “Sünen-i Tirmizi” adiyla meşhur Cami-üs-sahih adlı kıymetli hadis kitabını yazan âlimdir.
İsmi, Muhammed bin İsa Tirmizi, künyesi, Ebu İsa’dır. 209 (M. 824) Tarihinde Buhara’nın güneyinde Ceyhun nehri kıyısında bulunan “Tirmizi” kasabasında doğdu, 279 (M.893) senesinde Boğ şehrinde, Recep ayının onüçüncü günü Pazartesi gecesi vefat etti. Ömrünün son yıllarında gözleri görmez olmuştu.
Hadis ilminde meşhur ve sika (sağlam, güvenilir) bir âlim olduğu ittifakla bildirilmiştir. Hadis ilmini öğrenmek için seyahatlar yapmıştır.
Bu maksatla Hicaz, Irak, Horasan civarlarını dolaşmış, oradaki âlimlerden ilim almış, hadis-i şerif dinlemiştir. Hadis ilminde, en meşhur âlimlerden ders almıştır.
Ders aldığı hocalarının başında;
Kuteybe bin Sa’id (r.a.), Ebu mus’ab (r.a.), Mahmud bin Geylan (r.a.), Muhammed bin Beşşar (r.a.), Süfyan bin Veki’ (r.a.), Muhammed bin İsmail (İmâm-i Buhâri) radiyallah-u anh ve Müslim bin Halid (İmam-i Müslim) Radiayallah-u anh vardır.
Bunlardan pek çok sayıda hadis âliminden Hadis-i şerif işitip, rivayet etmiştir. Hadis-i şerif aldığı âlimler, sayılmayacak kadar çoktur. Ayrıca evliyanın büyüklerinden olan Ebu Turab Nahşebi (r.a.) Ebu Abdullah Celâ (r.a.), ve Ahmed bin Hadraveyh (r.a.) gibi zatların sohbetinde bulunarak, taavvuf ilminde de yükselip, yetişmiştir. Hafizasının üstünlüğü darb-ı mesel halini almıştır.
İmâm-i Tirmizi (r.a.) den hadis-i şerif rivayet eden hadis âlimlerinden bir kısmı şu zatlardır;
Ebu Hamid Ahmed bin Abdullah (r.a.), Heysem bin Küteyb Şami (r.a.), Muhammed bin Mahbub (r.a.), Ahmed bin Yusuf Nesefi (r.a.), Es’ad bin Hamdeveyh (r.a.), Davud bin Nasr bin Süheyh el Bezdevi (r.a.), Abd’übnü Muhammed bin Mahmud nesefi (r.a.), Mahmud bin Nümeyr (r.a.) ve oğlu mekki bin fevel (Nuh) r.a., Eb-u Cafer (r.a.), Muhammed bin süfyan (r.a.), Muhammed bin Münzir (r.a.), ve diğer hadis âlimleri radiyallah-u anhuma
İmâm-i Tirmizi (r.a.), Hadis ilminden başka fıkıh ve tefsir ilminde de üstün bir âlimdir. RİVAYET ETTİĞİ HADİS-İ ŞERİFLER İLE KUR’AN-İ KERİM’İN TEFSİRİ HUSUSUNDA MÜHİM HİZMETLER YAPMIŞTIR. Bilhasa ayeti kerimelerin nüzül sebebleriyle ilgili, “Garib-ül Kur’an” denilen Kur’an-i kerim’in bazı lafızlariyle ve kur’an-i kerimdeki kıssalar ile ilgili en doğru hadis rivayetleriyle meşhurdur.
Bu bakımdan âlimler arasında İmam-i Buhâri (r.a.) ın İmâm-i Tirmizi (r.a.) nin ve Hâkim (r.a.) in tefsirleri “Esahh’üt-Tefasir” en sahih tefsirler kabul edilmiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara ışık saçar gibi yayan İmâm-i Tirmizi Radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









