‘Tefekkür ve İbret’ olarak etiketlenmiş yazılar

Gıybet- 2

10 Temmuz 2008

Beyaz su başı (Şu andaki halı) Nusaybin

Bir (Evli) kimse zina ettiğini kendi ağziyla söyleyince, taş ile recm edilmesini buyurdu.

Biri diğerine,

-“Onu köpeği taşlar gibi taşlasınlar.” Dedi

Sonra Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir leşin yanında geçti.

-“Bu leşi yiyin.” Buyurdu.

-“Leştir nasıl yeriz,” dediklerinde

Resullullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Yediğiniz kardeşlrinizin eti bundan daha kötüdür. Günahı da bundan büyüktür.” Buyurdu.

Eshab-i Kiram birbirleriyle doğru görüşür ve gıybet etmezlerdi ve bunu en üst ibadetlerden bilirlerdi. Buna uymamayı ise munafıklık sayarlardı.

Katâde (radiyallah-u anh) buyuryor;

-“Kâbir azabı üç kısımdır; Üçte biri gıybet, üçte biri söz taşımak, üçte biri de elbisesini bevilden korumamaktır.”

İsa Aleyhis selam, havarileri ile ölü bir köpeğin yanından geçiyordu.

Havarileri;

-“Bu hayvan ne pis kokuyor.” Dediklerinde,

İsa Aleyhis Selam;

-“Onun o beyaz dişleri ne güzeldir.” Buyurdu.

Bununla onlara, neyi görürlerse, iyi taraflarını söylemelerini öğretti.

Bir domuz, İsa Aleyhis Selam’ın yanından geçti.

İsa Alayhis selam;

-“Salâmetle git.” Buyurdu.

Havarileri;

-“Ya Ruhullah! Domuza da böyle söylenir mi?” dediklerinde

İsa Aleyhis Sealam;

-“Dilimi iyilikten başka bir şeye alıştırmak istemiyorum.” Buyurdu.

Ali Bin Hüseyin (Radiyallah-u anh) gıybet eden birini gördüğünde,

-“Sus! Bu, Cehennem köpeklerinin yiyeceğidir.” Buyurdu.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Gıybet- 4

10 Temmuz 2008

Siyah suyun Beyaz suyla birleştiği yer

Bil ki Gıybet;

Yalnız dil ile değil, göz, el, işaret ve yazmak ile de olur ve hepsi de haramdır.

Aişe Radiayallah-u anha) buyuruyor;

-“Bir kadına elimle, kısadır diye işaret ettim.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Gıybet ettin.” Buyurdu.

Bunun gibi, bir kimsenin hâlini bildirmek için, topal yürümek, gözünü şaşı yapmak gibi şey’ler de gıybettir.
Fakat ismini söylemeden, bir kimse böyle yaptı demek gıybet olmaz. Bundan da, orada olanlar kimi kasdettiğini anlarlarsa gıybet olur. Haram olur.

Gıybet edenin yanında;

-“Subhanallah, ne kadar şaşılır.” Gibi sözler söylememelidir. Zira anlatan daha çok sevinir. Yahut da dinlemiyenleri ikaz etmiş olur.

-“Filan kimsenin böyle bir işe veya hâle düşmesine çok üzüldüm. Allah iyi etsin.” Demelidir.

Bir gün Ebû Bekir ile Ömer (Radiyallah-u anhuma) beraber gidiyorlardı.

Birbirlerine;

-“Filan kimse çok uyuyor.” Dediler.

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) den yiyecek istediler.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Siz yemişsiniz.” Buyurdu.

-“Ne yediğimizi bilmiyoruz.” Dediler

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Evet, karedşinizin etini yediniz. İkiniz de aynısınız. Biriniz söyledi, diğeri dinledi.” Buyurdu.

Hadis-i Şerif’te (sallallahu aleyhi vesellem);

-“Bir Müslüman kardeşini gıybet edene karşı onu himaye etmeyip bırakanı, allahu- Teâlâ da, en lüzümlu zamanda bırakır.” Buyuruldu.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri, kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Gıybet etmeyen Salih kullardan eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Gely’e Şam’e Navala sipi (Nusaybin)

Bişr-i Hafi: (Radiyallah-u Anh)

Evliyanın büyüklerinden, künyesi Ebû Nasr olup, asıl adı Bişr bin Hâris Abdurrahman el Hafi’dir.

Bişr-i Hafi (r.a.) Merv şehrinin Bekird bölgesinde 150 (M. 767) senesinde doğmuş, Bağdad’da yaşamıştır.
Hadis, fıkıh ve tasavvuf ilminde büyük âlimlerden olmuştur. Yedi sandık dolusu hadis kitabını ezberlemişti.

Tasavvuf ilminde yüksek makamlara erişmiş olan Bişr-i Hafi (r.a.) 227 (M. 841) yılında Bağdad’da vefat etmiştir.

Bişr-i Hafi (r.a.), devrinin ileri gelen alimlerinden ilim tahsil etmiş ve hadis-i şerif öğrenmiştir. İbrahim Sa’d, Abdurrahman bin Zeyd, Şüreyk bin Abdullah, Muâfa bin İmran Mûsul-i, Abdullah bin Mübarek, Ali bin Müşhir, İsa bin Yunus, Abdullah bin Dâvûd el-Hayri, Ebû Muâviye ed-Darir,Zeyd bin Ebi’z Zerga (Allah onlardan razı olsun) ve daha bir çok alimlerden ilim öğrenmiş ve Hadis-i şerif rivayet etmiştir.

Bişr-i Hafi (r.a.) den, Nuayım bin Heydâm, Muhammed bin Heydâm, İbrahim bin Haşim bin Mûskan, Nasr İbn-i Mansûr, El Bezzar, Muhammed bin el-Müsenna, Sırrı-yi Sekati, İbrahim bin Hâni en Nişabûri, Ömer bin Musa el-Celâ (Allah onlardan razı olsun) gibi bir çok âlimler ders almış ve hadis-i şerif okumuştur.

Gençliğindeki hatâlarından dönüp doğru yola girmesi şöyle anlatılır;

-“Bir gün sarhoş bir halde giderken,

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bu mübarek zat hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad yusufoğlu

gely’e Şam’e Navala sipi (Nusaybin)

Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 2

Gençliğineki hatalarından dönüp doğru yola girmesi şöyle anlatılır;

-“Bir gün sarhoş bir halde giderken, üstünde ‘BESMELE’ yazılı bir kağıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öpüp, çamurlarını silip, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinin duvarına astı.”

-“O gece âlim evliya bir zat’a rü’yada,

-‘Git Bişr’e söyle! İsmimi temizlediğin gibi seni temizlerim. İsmimi büyük tuttuğun gibi, seni büyütürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığın gibi, seni güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyada ve ahrette temiz ve güzel eylerim.’ Dendi.

Bu rü’ya üç defa tekrar etti.

Sabah Bişr-i Hafi (r.a.) yi arayıp meyhanede buldu.

-“Mühim haberim var.” Diye içerden çağırdı.

Bişr-i Hafi (r.a.) geldiğinde;

-“Kimden haber vereceksin.” Dedi.

Allah’ın evliyası;

-“Sana Allah-u Teâlâ’dan haber vereceğim.” Deyince

Ağlamaya başladı. Ve;

-“Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak?” dedi.

Rü’yayı dinleyince arkadaşlarına;

-“Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremiyeceksiniz.” Dedi.

O zatin yanında hemen tevbe etti. Bu anda ayağında ayakabbı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi.

Sebebini soranlara;

-“Söz verdiğim zaman yalın ayaktım, şimdi giymeye haya ederim.” Derdi.

Ayakkabi giymediği için kendisine “Hafi” (yalınayak) denilmiştir.

Devam Edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Bu mübarek zat olan Bişr-i Hafi rehimehullah hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad yusufoğlu

Galy-e Şam’e navala sipi (NUSAYBİN)

Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 3-

Hambeli Mezhebinin kurucusu Ahmed bin Hambel (r.a.) Bişr-i Hafi (r.a.) yi çok sever, devamlı yanına giderdi.

Talebeleri;

-“Siz Âlimsiniz. Hadis’te, Fıkıhta, İctihadda ve bütün ilimlerde eşiniz yoktur. Niye Bişr-i Hafi (r.a.) gibi birini sık sık ziyaret ediyorsunuz?” dediklerinde

-“İmam-i Hambeli (r.a.);

-“Evet dediğiniz ilimleri ondan iyi bilirim. Fakat o, kalb ilimlerini benden iyi bilir.” Derdi.

Bişr-i Hafi (r.a.) ye,

-“Bu ilme, yüksek derecelere nasıl kavuştun?” diye sorduklarında;

Bişr-i Hafi (r.a.);

-“Az yemekle.” Deyip

-“Yiyip gülen ile, yiyip ağlayan aynı olmaz.” Buyurdu.

Bütün ömrünü ilim öğrenmekle ve öğretmekle geçirdi. Son derece şübhelilerden sakınırdı. Konuştuğu zaman etrafa ilim, ahlak, hikmet kokuları yayılırdı.

Vefat ettiğinde cenazesini sabah evden çıkardılar. Fakat o kadar çok kalabalık vardı ki, ancak gece kabristana varabildiler,

Kendisini rü’yada görüp;

-“Allah-u Teâlâ sana ne muamele etti?”

Diye soruldukalrında;

-“Benim cenazemde bulunanı ve kıyamete kadar beni seveni affeyledi.” Buyurdu.

Bişr-i Hafi Hazretleri (r.a.) hayatta olduğu süre içinde bağdad’daki hayvanlar, yalın ayak gezdiği için onun hürmetine yolda pislemezlerdi.

Birisinin hayvanı bir gece yolda pisledi. Üzülerek

-“Bişr-i Hafi (r.a.) vefat etti.” Dedi

Baktılar ki gerçekten vefat etmiş.

Bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) rahatsızlanarak tabîb Abdurrahman’a gitti. Ne gibi yemekler yiyeceğini sordu.

Tabib de,

-“Bana soruyorsun, fakat tavsiye ettiğim zaman tavsiyeme uymuyorsun.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi.

Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Gündük haci Latif bahçesi (Nusaybin)

Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5

Ebû Abdullah Kâdi;

-“Babamın şöyle anlattığını işittim; -”Bağdad’da bir tüccar arkadaşım vardı. Çok zengin idi. Bir gün baktım bütün malını mülkünü fâkirler dağıtmış, iyi bir Müslüman olmuştu.”

Bunun sebebini sorduğumda, bana şöyle anlattı.

-“Bir gün Bağdad’ın bir camisinde Cuma namazı kılmaya gittim. Namazı kıldıktan sonra gördüm ki, Bişr-i Hafi (r.a.) camiden çıktı.”

-“Acele acele bir yere gidiyordu. Ben kendi kendime, Zühd ve takva sahibi bir zât nereye böyle acele gidiyor diye.”

-“Merak ederek onu takib ettim. Gördüm ki, önce bir fırına gidip ekmek aldı, sonra kebab yapan bir yere gidip kebab aldı. Daha sonra helvacıdan helva aldı.”

-“Ben kendi kendime böyle bir zât’ın bunları alıp yiyeceğine kızdım. Fakat nasıl yiyeceğini merak ederek tâkibe devam ettim.”

-“Bir süre sonra bir köye vardı. Köyün camisine girdi. Baktım ki, Câmide yatalak bir hasta vardı. Bişr-i Hafi (r.a.) aldıklarını lokma lokma bu zâta yedirdi.”

-“Ben bu arada köyü merak edip, neresidir diye biraz dolaştım. Sonra hastanın yanına gittim. Bişr-i Hafi (r.a.) yi sorunca”

Bana ;

-“Bağdad’a gitti.” Dedi.

Ben;

-“Burası Bağdad’a ne kadar uzaklıktadır.”diye sordum.

Bana

-“40 fersahdır (240 km)” dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi.

Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Bor-e Gündük (Nusaybin)

Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 6

Ben;

-“Burası Bağdad’a ne kadar uzaklıktadır.”diye sordum.

Bana

-“40 fersahdır (240 km)” dedi.

Ben bunu duyunca,

-”Benim bu yolu gidecek param yok. Burada kimseyi tanımam ve bu yolu yürüyemem.” Dedim

Hasta şahıs;

-“Bekle Bişr-i Hafi (r.a.) haftaya gelir.” Dedi.

Ertesi hafta;

-“Cuma günü tekrar geldi. Hastayı ayni şekilde tekrar doyurdu.”

Bişr-i Hafi (r.a.) giderken,

O hasta şahıs Bişr-i Hafi (r.a.) ye;

-“Bu adam Bağdad’dan senin arkadaşın, geçen hafta seninle beraber gelmiş. Bir hafta burada kaldı. ONU TEKRAR YERİNE GÖTÜR.” Dedi.

Bişri Haf-i (r.a.) bana;

-“Sen benimle niye buraya geldin?.” Dedi.

Ben;

-“Ben özür dileyerek hatamı söyledim ve af diledim.”

Bişr-i Hafi (r.a.);

-“Haydi kalk ve yürü.” Dedi.

Hemen kalktım;

-“Akşama kadar yürüdük.”

Akşam olmak üzere iken bana;

-“Sen Bağdad’ın hangi mahallesine oturursun?” dedi

Ben;

-“Falan mahallede otururum.” Deyince

Bişr-i Hafi (r.a.);

-“O mahallenin yolu burasıdır. Git ve arkana bakma.” Dedi.

-“Bende ondan sonra tevbe ettim ve bir daha böyle işlere karışmadım.” Dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi.

Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin

Hâtim-i Esâm (Radiyallah-u anh)- 6

Hâtim-i Esâm (r.a.) dedi ki;

-“EY Hocam! Beşinci faydam;”

-“İnsanlara baktım, bir çoklarının insanlık şerefini, kıymetini, âmir, müdür olmakta, insanların kendilerine muhtaç olduklarını ve karşılarında eğildiklerini görmekte zannettiklerini ve bununla iftihar ettiklerini, öğündüklerini gördüm.”

-“Bazıları da, kıymet ve şeref, çok mal ve evlad ile olur sanarak, bunlarla iftihar ediyorlar. Bir kısmı da insanlık şerefi, malı, parayı, insanların hoşuna gidecek, herkesi eğlendirecek yerlere sarfetmektir sanarak, Allah-u Teâlâ’nın emrettiği yerlere ve emrettiği şekilde harc edemiyorlar ve bununla oğünüyorlar gördüm.”

-“Ve şu ayeti kerime’yi düşündüm;”

-“En şerefliniz ve en kıymetliniz, Allah-u Teâlâ’dan çok korkanınızdır.”

-“İnsanların yanıldıklarını, aldandıklarını anladım. Ve takva’ya sarıldım. Rabbimin AFFINA VE İHSANLARINA KAVUŞMAK İÇİN, O’ndan korkarak dinin dışına çıkmadım. Haramlardan kaçtım.”

Şakik-i Belhi (r.a.) bunları işitince;

-“Ne güzel söyliyorsun Ya Hâtim! Altıncı faydanı da söyle.” Buyurdu.

Hâtim-i Esâm (r.a.) dedi ki;”

-“Ey Hocam! Altıncı faydam,”

-“İnsanlara baktım…

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Tasavvuf ehli veli kulların şefaatına nail eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-çağ Baraji (Sonbahar mevsimi) Nusaybin

Hâtim-i Esâm (Radiyallah-u anh)- 7

Şakik-i Belhi (r.a.) bunları işitince;

-“Ne güzel söyliyorsun Ya Hâtim! Altıncı faydanı da söyle.” Buyurdu.

Hâtim-i Esâm (r.a.) dedi ki;”

-“Ey Hocam! Altıncı faydam,”

-“İnsanlara baktım. Birbirlerinin mallarına, mevkilerine ve ilimlerine göz dikerek, fırka fırka, parti parti ayrılarak, birbirlerine düşmanlık ettiklerini gördüm.”

-“Ve şu ayeti kerimeyi düşündüm;”

-“Sizin düşmanınız şeytandır. Ya’ni sizi Allah yolundan, Müslümanlıktan ayırmak için uğraşanlardır. Bunları düşman biliniz.”

-“Kur’an-i Kerim’in doğru söylediğini bildim ve şeytanı ve onun müslümanlarla uğraşanları düşman bilip, sözlerine aldanmadım. Onlara uymadım.”

-“Onların tapındıklarına tapınmadım. Allah-u Teâlâ’nın emirlerine itaat ettim. Ehl-i sünnet âlimlerinin gösterdiği yoldan ayrılmadım. Kurtuluş yolunun, doğru yolun, yalnız EHL-İ SÜNNET YOLU olduğuna inandım.”

-“Nitekim, Allah-u Teâlâ;”

-“Ey Aademoğulları! Şeytana tapmayınız. O SİZİN EN BELLİ DÜŞMANINIZDIR! diye sizden söz almadım mı idi, bana itaat, ibadet ediniz! Kurtuluş yolu, ancak budur.”

-“Onun için Müslümanları aldatmağa uğraşanları dinlemedim. Muhammed aleyhis selam’ın yolunu gösteren EHL-İ SÜNNET ALİMLERİNİN Kitablarından ayrılmadım.” Deyince

Şakik-i Belhi (r.a);

-“Ne güzel yapmışsın ve ne güzel söyliyorsun, yedinci faydayı da söyle.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Tasavvuf ehli veli kulların şefaatına nail eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Çağ-Çağ baraji Sonbahar mevsimi) Nusaybin

Hâtim-i Esâm (Radiyallah-u anh)- 9

Şakik-i Belh-i (r.a.);

-“Ya Hâtim! Ne iyi yapmışsın ve ne iyi söyliyorsun. Sekizinci faydayı da söyle!” dedi.

Hâtim (r.a.) dedi ki;

-“Ey hocam!”

-“Sekizinci faydam;”

-“İnsanlara baktım. Herkesin, bir kimseye veya bir şeye güvendiğini, sırtını ona dayadığını gördüm.”

-“Bazıları altınlarına, mal ve mülküne ba’zıları san’atına ve kazancına, bazıları mevki ve rütbelerine, ba’zıları da kendi gibi insana güveniyor.”

-“Sonra şu ayet-i kerimeyi düşündüm;”

-“Allah-u Teâlâ, yalnız kendisine güvenenlerin her zaman imdadına yetişir.”

-“Her zaman ve her işimde yalnız Allah-u Teâlâ’ya güvendim. O emrettiği için çalıştım, sebeplere yapıştım. Fakat yalnız O’na güvendim. Ondan istedim ve O’ndan bekledim.” Deyince

Şakik-i Belhi (r.a.) bu sözleri işitince;

-“Ya Hâtim! Allah-u Teâlâ, her işinde imdadına yetişsin! Hazreti Musa aleyhisselamin Tevrat’ına, Hazreti İsa Aleyhisselamin İncil’ine, Hazreti Davud Aleyhisselamin Zebûr’una ve Hazreti Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın Kur’an-i Kerim’ine baktım.”

-“Bu dört kitabın bu sekiz temel üzerinde bulunduğunu gördüm. Bu sekiz esâsı ezberleyip bunlara uyanlar, hayatlarını bunların üzerine kuranlar, bu dört kitaba uymuş, emirleri yapmış olurlar.” Buyurdu.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlaâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Tasavvuf ehli olan sevgili veli kullar hürmetine Dünyada sıhhat ve afiyet üzere Salih amelli uzun bir ömür, insanlara faydası çok dokunan kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu