Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 8

02 Nisan 2009 Perşembe

Girnavas şelalesi (İlk bahar) Nusaybin

Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 8

Hz. Ömer: “Abdurrahman müslümanların büyüklerinden biridir” buyurdu. Hz. Ali ise Resûlullahdan duydum. Abdurrahman bin Avf’a: “Göktekiler ve yerdekiler katında sen emînsin” buyurdu.

Hz. Abdurrahman son derece kerim idi, cömertti. O’nun serveti arttıkça, cömertliği de o nisbette artmaya devam ediyordu. Berâe sûresi nazil olup Eshâb-ı kirâm sadaka ve hayrata teşvik olundukları zaman, Hz. Abdurrahman malının yarısı olan 4 bin dirhemi hemen dağıtmış ve binlerce altınını hayır işlerine vakfeylemişti.

Hz. Abdurrahman, servetiyle birçok köleleri azad ettirmiş, bunlar için binlerce dinar sarf etmişti. Hz. Abdurrahman servet sahibi olmasının ona ahirette bir noksanlık vermemesini düşünüyordu. Onun için bir gün, Hz. Ümmü Seleme’ye şu sözleri söylemişti: “Malın çokluğu helake sebep olur. Bundan endişe ediyorum” Hz. Ebû Seleme ise ona şu cevabı vermişti: “Fakat Allah yolunda sarf olunan mal böyle değildir.”

Nevfel bin İyas el-Hüzeli anlatır: Abdurrahman bin Avf bizimle oturuyordu. Ne hoş sohbet bir zât idi. Birgün bizi evine götürdü. Bize bir tepsi getirdi, içinde ekmek ve et vardı. Ağladı. Ey Ebû Muhammed, seni ağlatan nedir? dedik. Dedi ki: “Resûlullah vefât etti, fakat kendisi ve ehli arpa ekmeğinden bir defa olsun doyunca yemedi. Biz sonumuzun hayırlı olup olmıyacağını bilmiyoruz.”

Resûlullah efendimiz: “Abdurrahman bin Avf, Cennete emekliye emekliye girer” buyurdu. Bunu duyduktan sonra hep korkardı. Resûlullahın huzuruna vardı ve: “Allaha karz-ı hasen (borç) ver! Bu sayede ayakların çözülür” emrini aldı. Sonra Cebrâîl aley-hisselâm geldi. Resûlullaha şöyle dedi: “İbni Avf’e söyle, misafir ağırlasın. Fakirleri doyursun! Kendisinden birşey isteyen muhtaçları boş çevirmesin! Bunları yaparsa içinde bulunduğu durumuna (yani Zenginliğinin hakkını vermeğe) keffaret olur.”

Dûmet-ül-cendel’e giden orduya, Resûlullah’ın emriyle kumandanlık yaptı. Hicretin altıncı yılında Şaban ayında gönderilmiştir. Dûmet-ül-cendel, Tebûk şehrinin yakınında olup büyük bir panayır ve ticâret merkezi idi. Abdullah bin Ömer der ki; “Resûlullah efendimiz Abdurrahman bin Avf’ı (r.a) yanına çağırıp ona: “Hazırlan! Ben, seni bugün veya yarın sabah inşaallah, askerî birliğin başında göndereceğim” buyurdu. Sabah namazını mescidde kıldıktan sonra Peygamberimiz, geceleyin Dûmet-ül-Cendete hareket etmesini ve oranın halkını İslâmiyyete davet eylemesini Abdurrahman bin Avf’a emretti ve buyurdu ki: “Cenâb-ı Hak sana Dûmen’in fethini nasib ederse, ileri gelenlerinden birinin kızı ile evlen!” Bu ordu yediyüz kişi idi. Bunlar seher vakti, Medine dışında, Cürüfteki karargahlarında toplandılar. Peygamberimiz, Addurrahman bin Avf’ın geri kaldığını görünce: “Arkadaşlarından niçin geri kaldın?” diye sordu. Abdurrahman bin Avf: “Yâ Resûlallah, en son görüşmemin, konuşmamın sizinle olmasını istedim. Yolculuk elbisem üzerimdedir” dedi.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdurrahman bin Avf (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

“Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 8” için 1 Yorum

  1. Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 7 « بسم الله الرحمن الرحيم diyor ki:

    [...] (c.c.) ın rahmeti « Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 6 Abdurrahman Bin Avf (Radiyallah-u Anhu)- 8 [...]

Yorum Yapın