Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 5
Çağ-Çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusyabin
Ca’fer-i Sadık (Radiyallah-u anh)- 5
- Mâide sûresi, ellisekizinci âyetinde “Rükû’da iken sadaka verirler” diye medh olunan (öğülen)Ali’dir.
- “Allahü teâlâ mürtedlerle cihad eden bir kavim getirir. Allahü teâlâ bunları sever” âyet-i kerîmesi, Ebû Bekir Sıddîk içindir ve daha çok yükseltmektedir.
- Bekara sûresi ikiyüzyetmişdördüncü âyetinde, “Mallarını, gece, gündüz, gizli, göz önünde verenler” medh olunan Ali değil midir?
- Ebû Bekr-i Sıddîk’ı medh eden (Velleyl) sûresi, şânını çok yükseltmektedir. Çünkü Ebû Bekir,kırkbin altın verdi. Kendisine hiç bırakmadı. Allahü teâlâ, Resûlüne, Cebrâil “aleyhisselâmı” gönderip”Ben Ebû Bekir’den razıyım. O benden râzı mıdır?” buyurdu. Ebû Bekir, (Ben, Allahü teâlâdan razıyım, razıyım, razıyım) diyerek cevap verdi.
- Tevbe sûresinin yirminci âyetinde “Hacılara su vermeği ve Mescid-i Haramı bina etmeği, i-mân etmekle ve Allah yolunda cihâd etmekle bir mi tutuyorsunuz? Hayır. Böyle değildir” Alİ
öğülmektedir.
- Hadîd sûresi, onuncu âyetinde, “Mekke’nin fethinden önce, sadaka verip, cihâd eden ile,fetihden sonra veren ve cihad eden bir değildir. Önce olanın derecesi daha yüksekdir.” Ebû Bekirmedh olunuyor. Ebû Cehl (Amr bin Hişâm bin Mugîre) Resûlullaha vurmak istedi. Ebû Bekir yetişip, önledi.
-Ali, hiç kâfir olmadı.
- Evet öyledir. Fakat, Allahü teâlâ, Tevbe sûresi, yüzbirinci âyetinde “Muhâcir ve Ensârın öncegelenlerinden Allahü teâlâ razıdır. Onlara Cennette sonsuz ni’metler vardır” ve Zümer sûresi,otuzüçüncü âyetinde, “Doğru haberle gelen ve O’na inanan için, Cennette, istedikleri her şey vardır.” Ebû Bekir’in îmânını medh etmektedir. Başkasının îmânı, böyle öğülmedi. Mekke’de, Resûlullahher ne söylese, kâfirler, yalan söylüyorsun derdi. Ebû Bekir hemen yetişip, doğru söylüyorsun yâResûlallah derdi.
- İmrân sûresi, yüzellibeşinci âyetinde, Allahü teâlâ, “Uhud gazanda, şeytana uyup, dağılanlar”
diye şikâyet etmiyor mu?
- Âyet-i kerîmenin sonunu da oku. Bak ne buyuruyor. “Onların bu kusurlarını affettim.” buyuruyor.
- Ali’yi sevmek farzdır. Şûra sûresi yirmiüçüncü âyetinde “Size İslâmiyeti bildirdiğim ve Cennetimüjdelediğim için, bir karşılık beklemiyorum. Yalnız yakınım olanları seviniz” buyuruldu ki, bunlarAli, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’dir.
- Ebû Bekir’e duâ etmek ve O’nu sevmek farzdır. Allahü teâlâ, Haşr sûresi onuncu âyetinde, “Muhâcirlerden ve Ensârdan sonra, kıyâmete kadar gelen mü’minler, yâ Rabbi! Bizi affet ve bizdenönce gelen din kardeşlerimizi (Ya’nî Eshâb-ı kirâmı) affet derler,” buyuruyor. Hüseynî tefsîrinde diyorki; (Âlimler buyurdu ki; Eshâb-ı kirâmdan birini sevmiyen kimse, bu âyette bildirilen mü’minlerden olmaz.Bu duâdan mahrum olur).
- Resûl aleyhisselâm, “Hasan ve Hüseyin, Cennet gençlerinin üstünüdür. Babaları ise, dahaüstündür” buyurdu.
<<< Ca’fer-i sadık (Radiyallah-u anh) hakkında başka bir yazı>>>
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ca’fer-i Sadık hazretleri (Radiyallah-u anh) hurmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Fuad Yusufoğlu

07 Kasım 2010, 06:34 tarihinde.
[...] Devam edecek… [...]