Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 3

26 Mart 2009 Perşembe

Bore beşire Mecido (İlk bahar mevsimi) Nusaybin

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 3

Peygamber efendimiz, Aliyyü’l-Murtazâ’yı (r.a.) pek çok severdi. Sevgili kerîmesi (kızı) Hz. Fâtıma’yı, O’nunla evlendirmişti. Bu, Hz. Ali hakkındaki iltifât-ı Nebevînin en yüksek bir nişanesiydi. Bir gün Eshâb-ı kirâmdan bir zümre gazâ için yola çıkmışlardı. Hz. Ali de bunların arasında bulunuyordu. Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Rabbi! Ali’yi bana tekrar göstermedikçe beni öldürme!” diye duâ buyurdu. Bir hadîs-i şerîfte de Aliyyü’l-Murtazâ’ya hitaben: “Seni ancak mü’min olan sever, sana ancak münafık olan buğz eder.” buyurmuştur.

Resûlullah (s.a.v.) veda haccından dönerken “Gadîr-Hum” denilen yerde namaz kıldıktan sonra Eshâb-ı kirâma (r.a.) dönerek: “Ben mû’minlere nefslerinden daha sevgili, yakın değil miyim?” buyurdular. Eshâb-ı kirâm tasdik ederek “Evet yâ Resûlallah! öylesin”, dediler. Sonra Hz. Ali’nin elinden tutup: “Ben kimin efendisi isem, Ali de, onun efendisidir.” buyurdular. Mübârek sözlerine devamla: “Yâ Rabbi! O’na düşmanlık edene düşmanlık et. Onu seveni sev. Onu ayağı tufanı zelil et. Ona yardım edene yardımcı ol. Nerede olursa olsun hakkı, doğruyu ona bildir!” buyurdular.

Uhud harbinde Eshâb-ı kirâmdan bir çok kişi şehîd düşmüştü. Bu şerefe nail olamadığından dolayı me’yûs (üzüntülü) görünen Hz. Ali’ye hitaben Resûl-i Ekrem efendimiz: “Yâ Ali, şehâdet senin arkandadır. Bunlar, kan ile boyandığı zaman nasıl sabır edecektin?” buyurarak mübârek elleriyle onun başını, sakalını okşamıştı. Hz. Ali de “Yâ Resûlallah, şu buyurduğun hal benim hakkımda tahakkuk edince o, sabredilecek şeylerden delil, beşâret ve kerâmet sayılacak şeylerden almış olur.” diye cevap vermiştir.

Hz. Ali, Irak’a giderken, Abdullah bin Selâm (r.a.) O’nun ziyâretine gelmiş: “Yâ Ali, Irak’a gitme, korkanm ki, orada vücuduna bir kılıç ağzı isabet eder” demiş, Hz. Ali de: “Evet! Allaha yemin ederim ki, bunu bana Resûlullah haber vermiştir” diye mukabelede bulunmuştu. Ebü’l-Esved diyor ki: “Ben, o gündeki gibi böyle nefsine bir kötülük geleceğini haber veren bir muhârib görmedim.

Hz. Ali vahy kâtiblerindendi. Peygamberin mektûblarını da yazardı. Hudeybiye anlaşmasını da o yazmıştı. Resûlullah (s.a.v.) Eshâb-ı kirâm arasında iki defa kardeşlik akd edilmesini buyurdukları halde, hiç birinde Hz. Ali ile, bir başkası arasında akd buyurmayınca, Hz. Ali’nin “Beni unuttunuz mu?” suâline Peygamberimiz “Sen, dünyâda ve ahirette benim kardeşimsin” buyurdu, h

Hz. Ali, âlîcenâbtı (cömertti), doğru söylerdi, ilmin menbaı, kaynağı sayılırdı. Dindarları, müttekîleri severdi, fakirlere yardım ederdi. Hz. Fâtıma ile evlenmiş ve Peygamber (s.a.v.) efendimize damat olmuştur. Hz. Fâtıma’dan, Hasan, Hüseyin ve Ümmü Gülsüm (r.a.) isimlerinde üç evlâdı ölmüştür.

Resûlullah (s.a.v.), Hz. Ali ile Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’i (r.a.) mübârek abaları ile örterek: “İşte, benim Ehl-i beytim bunlardır. Yâ Rabbi, bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!” buyurdukları bildirilmiştir, işte bu Ehl-i beyi, “Âl-i Nebî” namıyla, kıyâmete kadar her mü’min tarafından, her namaz ve duada yâd olunurlar. Hz. Ali, fevkalâde beliğ, fasih konuşurdu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’den sonra Aliyyü’l-Murtazâ derecesinde beliğ hutbe tertip ve irâd eden bir zât görülmemiştir. Arap lisânının ilk kaidelerini koyan zât da Hz. Ali’dir. Bir gün Kur’ân-ı kerîm’in yanlış okunduğunu duymuş, bunun üzerine Arap gramerinin ana hatlarını ortaya koyarak buna mâni olmuştu. Zamanının en kudretli hatîblerinden biri idi. Her nutku bir şaheserdir. İslâmiyetin yayılmasında görülen hizmeti büyüktür. Bu vazifeyi herkesten fazla muvaffakiyette ifâ ederdi.

Kur’ân-ı kerîm lisânına herkesten daha ziyâde âşinâ idi. Kur’ân-ı kerîm’in belâgatine, i’câzına, hakikatlerine herkesten daha ziyâde vâkıftı. Resûl-i Ekrem’den yayılan feyizlerin nurlarına en evvel kavuşmuş olan Hz. Ali’nin nezih ruhu idi. Onun en büyük bir müfessir olduğunda kimse şüphe etmezdi. Hâsılı Hz. Ali’nin Kur’ân-ı kerîme büyük bir vukûfiyeti vardı. Hattâ bir gün hutbe irâd ederken cemâate hitaben: “Sorunuz! Bana ne sorar iseniz, size cevâbını veririm. Kitâbullah’dan bana sorunuz. Vallahi bir âyet yoktur ki, ben onun gecede mi, gündüzde mi farda mı, dağda mı, nazil olduğunu bümiyeyim!..” diye buyurmuştu. Bu sebepten, hakkında birçok rivâyet olup anlaşılması güç mes’ delerde, onun rivâyeti terah edilmiştir Hacc-ı Ekberln, “Kurban Bayramı” olduğuna dâir olan rivâyeti, bunlardan biridir. Hz. Ali, Ehl-i beytten olması sebebiyle, Peygamber efendimizin sünnetine herkesten daha fazla vâkıf idi. Bu hususta herkesin müracaat kapım idi. Kendisinden 586 hadîs-i şerîf bildirmiştir. Bunlardan 20 tanesi, hem Sahîh-i Buhârî’de, hem de Sahîh-i Müslimde vardır. Bundan başka 9 hadîs-i şerîf Buhârî’de, 15 hadîs-i şerîf Müslim’de tamamı da Ahmed bin Hanbel’in “Müsned” adlı kitabında vardır.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

“Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 3” için 1 Yorum

  1. Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 2 « بسم الله الرحمن الرحيم diyor ki:

    [...] Böyle oldu. Peki sebep: Lütfen okuyun « Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 3 [...]

Yorum Yapın