Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 5

27 Mart 2009 Cuma

Girnavas (Cin tepesi) Şelalesi sonbahar mevsimi

Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 5

Hicretin kırkıncı yılının Ramazan-ı şerîf ayının onyedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbni Mülcem adlı bir harici tarafından başına zehirli bir kılıçla vurularak yaralandı. İki gün sonra altmışüç yaşında iken, şehîd oldu. Techiz ve tekfini, oğlu Hz. Hasan tarafından yapılmış ve namazı eda olunduktan sonra Kûfe’nin kabristanı sayılan Necef’e defn edilmiştir.

Amr İbni zi-Mürr el-Hemadânî söyle rivâyet ediyor. Hz. Ali, Kûfe’de Kılıç darbesini aldıktan sonra huzuruna girdim. Başını birşey ile sarmıştı. Dedim ki: “Ey mü’minlerin emiri! Yarayı bana gösterir misin? Hemen sargıyı açtı. Baktım. Birşey yok, hafif bir yaradan ibaret, dedim. Hz. Ali: “Evet sizden ayrılmaktayım” dedi. Kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başlamıştı. Hz. Ali: “Kızım sükut et! Eğer benim gördüklerimi görecek olsan ağlamazsın” dedi. “Yâ Emir-el-Mü’mimîn, ne görüyorsun?” diye sordum. Buyurdu ki: “İşte bunlar melelekler ile nebîler cemâati; işte bu da Muhammed aleyhisselâm! Yâ Ali, müjde sana, teveccüh etmekte bulunduğun hâl, şu içinde bulunduğun halden daha hayırlıdır, diye buyuruyor.”

Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadelede bulunduğundan, beş sene süren hilafet zamanlarında sükun ve huzur bulamamış hükümet idaresinde Hz. Ömer’in yolunu tutmuştur. Memurları murakabe eder, her işin emniyet ve istikamet dairesinde yapılmasını ister, halka karşı şefkat gösterirdi. Yoksulları Beyt-ül-mâldan geçindirirdi. Her tarafta askeri birer merkez vücuda getirdi. Beyt-ül-mâlı muhafaza yolunda gerekli teşkilâtı kurdu. Hz. Ali’nin İslâmiyetin yayılmasındaki hizmeti büyüktür.

Hz. Ali, buğday benizli, orta boylu, uzun gerdanlı, güler yüzlü, iri ve siyah gözlü, geniş göğüslü, iri yapılı idi. Sakalı sık idi. Sakalını muharebe zamanlarında sünnet olandan fazla uzatır ve omuzlarına kadar yayılırdı. Son zamanlarında saçı ve sakalı pamuk gibi beyaz olmuştu. Hem ilim, hem de amel bakımından en yüksek derecede olduğu halde, Allah korkusundan hemen her gün ağlardı. Güzel ahlâkın canlı bir timsali idi. Çok hadîs-i şerîf ile övüldü. Hz. Ali hakkında söylenmiş hadîs-i şerîflerden ba’zıları:
“Allahü teâlâ bana dört kişiiyi sevmemi emretti. Ben de onları seviyorum.” Bunlar kimlerdir? denildikte, “Ali onardandır. Ali onlardandır. Ali onlardandır ve Ebû Zer, Mikdat ve Selmân’dır.”

“Ali, dünyâda da, âhirette de benim kardeşimdir.”

“Ali, Cennette sabah yıldızı gibi parlar.”

“Ben ilmin şehriyim, o şehrin kapısı Ali’dir.”

“Ali bendendir, ben de ondanım, Onu bütün mü’minlerr sever.”

“Ali’ye bakmak ibâdettir. Ali’yi inciten beni incitmiş gibidir.”

“Kadınların en iyisini, erkeklerin en iyisine verdim.”

“Kızım Fâtıma’yı Ali’ye vermeyi, Rabbim bana emr eyledi. Allahü teâlâ her pegamberin sülâlesini kendinden, benim sülâlemi de Ali’den yaratmıştır.

“Ali, kıyâmet günü benim yanımdadır. Havuz ve kevser yanında benimledir. Sırat üzerinde benimledir. Cennette benimledir. Allahü teâlâyı görürken benimledir.”

“Münâfıkların kalbinde dört kimsenin muhabbeti toplanmaz: Ebû Bekir, Ömer, Osman veAli (r.a.)”

“İmânın alâmetleri vardır: Birinci alâmeti Ali’yi sevmektir. Ali iyilerin rehberidir. Ona yardım edene, yardım edilir. Ona sıkındı vermeye uğraşanın kendisi perişan olur. Cennet üç kimseye âşıktır. Ali’ye, Selmân’a ve Ammâr’a.”

“Ehl-i beytim, Nuh aleyhisselâmın gemisi gibidir. Onlara tabi’ olan selâmet bulur. Olmayan helâk olur.”

Hz. Ali’nin (r.a.) Peygamberimizden (s.a.v.) rivâyet ettiği bazı hadîs-i şerîfler şunlardır:

“Günah işleyen biri pişman olur, abdest alıp namaz kılar ve günahı için istiğfâr ederse (bağışlanmasını dilerse), Allahü teâlâ o günahı elbette affeder. Çünkü Allahü teâlâ, Nisâ sûresi 109. âyetinde: (Biri günah işler veya kendine zulm eder, sonra, pişman ötüp, Allahü teâlâ’ya istiğfâr ederse, Allahü teâlâ’yı çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur) buyurmaktadır.”

“Üzerinde farz borcu atan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa, boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse kazasını ödemedikçe, Allahü teâlâ, onun nafile namazlarını kabul etmez.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

“Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 5” için 1 Yorum

  1. Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 4 « بسم الله الرحمن الرحيم diyor ki:

    [...] bin Abdülaziz (Radiyallah-u anh)- 4 « Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 3 Hazret-i Aliyyül Mürteza (Radiyallah-u anhu)- 5 [...]

Yorum Yapın