Selman-i Farisi (Radiyallah-u anhu) -3
Mescidil Kıbleteyn (Medin-i Munavvara)
Selman-i Farisi (Radiyallah-u anhu) -3
Selmân-ı Fârisî müslüman olup, kölelikten kurtulduktan sonra, geçimini sağlamak için ince hurma dallarından sepet örüp satarak geçimini temin ederdi. Kazancının bir kısmını da fakirlere sadaka olarak dağıtırdı. Resûlullah’ın (s.a.v.) yakınlarından olup, bazı geceler huzurunda bulunarak başbaşa saatlerce sohbetinde kalırdı, Eshâb-ı kirâm tarafından da çok sevilip hürmet görürdü. Selmân-ı Fârisî (r.a.) dünyâya hiç rağbet etmezdi. Ayakta duramayacak hale gelinceye kadar namaz kılar, sonra bedeni yorulunca oturur dili ile zikr ederdi. Dili yorulduğu zaman da Allahü teâlânın yarattığı şeylerdeki hikmetleri düşünürdü ki, bu tefekkürü Peygamberimizin (s.a.v.) “Bir saat tefekkür bin sene ibâdetten hayırlıdır” buyurdukları tefekkürdü. Birazcık dinlenince “Ey nefsim sen iyi dinlendin. Şimdi kalk Allahü teâlâya ibâdet et.” Diline de “Ey lisânım, sende Allahü teâlânın zikrine başla” derdi. Müslüman olduktan sonra bütün ömrü boyunca akşamdan sabaha kadar böyle ibâdet etti. Hiç bir gece bu ibâdetleri
kaçırmadı. Selmân-ı Fârisî (r.a.) zaten Eshâb-ı Suffe denilen ve Peygamberimizin (s.a.v.) bizzatihi kendilerini ilim öğrenmekle vazifeli kıldıkları ve Peygamberimizden (s.a.v.) hazarda ve seferde bir an ayrılmayan kimselerdendi.
Kalbinde zerre kadar Allah ve Resûlullah aşkından başka birşey bulunmayan Selmân-ı Fârisî (r.a.), kendisine gelen bütün dünyâ malını Allah rızası için dağıtırdı. Elinde mal bulundurmazdı. Kinde kabilesinden bir hanım ile evlenmişti. Evlendiği kadının evine girdiği zaman duvarlarına süs eşyalarının asılmış olduğunu gördü. Zinetli, süs örtülerin Kâ’be-i Muazzamaya yakışacağını söyledi ve eve girmedi. Kapının örtüsü hariç bütün örtüler kaldırıldı. Eve girdiği zaman bir hayli mal gördü. “Bunlar kimin içindir” diye sordu. Dediler ki, “Senin ve hanımının malıdır. Buyurdu ki: “Resûlullah (s.a.v.) bana bunu tavsiye etmedi. Fakat bana bir yolcunun malından ve ihtiyacından fazla bir şey bulundurmamasını tavsiye etti.” Biraz sonra bir hizmetçi gördü. “Bu hizmetçi kimin” diye sordu. “Senin ve ehlinindir (hanımınındır)” dediler. Buyurdu ki: “Halîlim (s.a.v.) bana bunu tavsiye etmedi ve evinde nikâhlı zevcenden başka kimse bulundurma, buyurdu, Eğer bulundurursam onlar kadınların yapması icabeden şeyleri (yalanı, geçimsizliği, dedikoduyu) yaparlar diye tavsiye etti.” Bunun üzerine hizmetçi kadını da gönderdi. Daha sonra hanımının yanına girdi ve ona “Sen bana emrettiğim şeylerde itaat edecek misin” diye sordu. Hanımı “Senin meclisine itaat etmek üzere oturdum.” Yani sana itaat etmek üzere geldim, evlendim dedi. Bunun üzerine Halilim (s.a.v.) bana buyurdu ki, “Sen ehlinle Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmek üzere bir araya gel” dedi. Bundan sonra namaz kılmaya kalktı ve ehline de namaz kılmasını emretti. Çok ibâdet edip gözyaşı döktü ve bereketli kılması için Allahü teâlâ’ya duâ etti. Selmân-ı Fârisî (r.a.) hanımı ile de gayet zâhidâne bir hayat sürdüler. Eshâb-ı Suffe içerisinde Resûlullah’ın (s.a.v.) önünde, İslâm ilimlerini öğreniyordu. Selmân (r.a.) senelerce fakirlik ve kölelik içerisinde çektiği sıkıntıları, vahiy pınarının berrak sularından, kana kana içip gideriyordu. Ehl-i Suffe içerisinde Resûlullah’a (s.a.v.) en yakın olan Selmân-ı Fârisî (r.a.) idi. Hz. Âişe buyuruyor ki: “Selmân-ı Fârisî geceleri uzun zaman Resûlullah (s.a.v.) ile beraber kalırdı ve sohbetinde bulunurdu. Neredeyse Resûlullah’ın yanında bizden fazla kalırdı. Peygamberimiz (s.a.v.) “Allahü teâlâ bana dört kişiyi sevdiğini bildirdi. Ve bu dört kişiyi sevmemi emretti. Bunlar: Hz. Ali, Ebû Zerr-i Gıfârî, Mikdâd ve Selmân-ı Fârisî” buyurdular.
Hz. Ebû Bekir devrinde Medine’den ve Hz. Ebû Bekir’in sohbetinden bir an ayrılmayan Hz. Selmân, Hz. Ömer zamanında İran fethine katılmıştır, İslâm ordusunun büyük zaferlere kavuştuğu bu seferlerde Selmân-ı Fârisî’nin (r.a.) çok büyük hizmetleri olmuştur, İranlılar hakkında büyük malûmat sahibi idi. Çünkü kendisi İranlıydı, İranlıları kendi lisanlarıyla dine davet ediyor, onlara İslâmiyeti anlatıyordu, İranlılar savaşlarında fil kullanıyorlardı. Müslümanlar o zamana kadar fil görmedikleri için çok şaşırdılar. Hz. Selmân fillerle nasıl çarpışılacağını ve nasıl öldürüleceğini İslâm askerlerine gösterdi. İran’ın Medayin şehri alınınca Onu Hz. Ömer şehre vali tayin etti. İlmi, basireti, vazifesindeki adaleti ve nezâketi ile Medayin halkı tarafından çok sevilip sayıldı. Böylece İslâmiyet orada süratle yayıldı.
Selmân-ı Fârisî (r.a.) Hz. Ömer zamanında Medayin valisi iken otuz bin kişiye hutbe okuduğu zaman yanında da iki parçadan müteşekkil bir hırka vardı. Hırkasının bir parçasını namazlık olarak serer namaz kılar, diğer parçasını da giyerdi. Ondan başka hiçbir elbisesi yoktu. Vali olduğu için kendisine maaş verildi. Maaşını aldığı zaman ondan hiçbir şey harcamaz hepsini fakirlere dağıtırdı. Kendi el emeği ile geçinirdi. Topraktan tabak çanak yapar üç dirheme satardı. Onun bir dirhemi ile bir daha tabak yapmak için malzeme alır, bir dirhemini sadaka verir bir dirhemiyle de evinin ihtiyacı olan şeyleri alırdı. Üzerinde damı (tavanı) bulunmayan basit bir evde yaşardı. Bir taraftan güneş gelince, duvarlardan güneş gelmeyen yere geçer, oraya güneş gelince güneş gelmeyen diğer tarafa geçerdi. Medayin’de vali iken Şam’dan bir kimse geldi. Yanında bir çuval incir vardı. Selmân-ı Fârisî’yi (r.a.) tek bir hırka ile görünce işçi zannetti ve “Gel şunu taşı” dedi. Selmân (r.a.) çuvalı yüklendi ve yürümeye başladı. Selmân’ı (r.a.) tanıyanlar adama “Sen ne yapıyorsun bu validir” dediler. Adam Selmân’a (r.a.) dönüp “Kusurumu bağışlayınız, sizi tanıyamadım. Çuvalı indirin” dedi. Selmân (r.a.) “Hayır niyet ettim gideceğin yere kadar götüreceğim” dedi ve adamın evine kadar götürdü. Selmân (r.a.) böylesine de tevazu sahibi idi.
İslâm âlimleri ansiklopedisi
Fuad Yusufoğlu
23 Haziran 2008, 08:48 tarihinde.
3/11/2006 – selâm
Yazan: kiremit
Fuad amca hüsn-ü zannınız için Allah razı olsun.
sizin böyle düşünmeniz çok güzel.
ama ne yazık ki diğer arkadaşlarımız sui zan için fırsat kolluyor.
Allah kalblerde olanı bilendir.
Allahın dini Allaha aittir.
biz dini korumakla mükellef değiliz.
dini yaşamakla mükellefiz.
din ile korunacağız.
bazı arkadaşlarımız hepten şaşırdı.
Allah akıl fikir versin.
işine gücüne baksınlar.
Emrolundukları gibi dosdoğru olmaya çalışsınlar.
kötülük araştırmasınlar.
dini bilgileri hayatlarında tatbik edip kurtulmak için öğrensinler.
başkalarını yargılamak için değil.
zaman iman kurtarma zamanı.
kendileri kurtulduklarından eminler mi de başkaları hakkında hüküm veriyorlar?
neyse sözü uzattım.
tekrar teşekkür ederim. Allah razı olsun
23 Haziran 2008, 08:48 tarihinde.
5/11/2006 – Lütfen beni bağışlayın amcacığım :((
Yazan: takibahcem
Affınıza sığınıyorum, beni bağışlayın amcacığım :(
Çok haklı olarak bana sitemde bulunmuşsunuz. ama inanın ki, sadece sizin bloğunuza değil, bu aralar kimseciklere gidemiyorum.
Bırakın ziyaretleri, nete dahi çok az giriyorum.
Yoğun bir hayat koşuşturmacası içindeyiz.
Ramazan’la beraber eşimin iş yeri ve şartları da değişti. Ve hatta çok ağırlaştı. Haliyle ben de ona elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.
Bir yandan da evimin işleri, rahatsızlığım, çocuğumun bakımı vs.vs. derken oldukça zor günler geçiriyoruz vesselam.
İşte bu ve daha burda anlatamadığım başka nedenlerden de dolayı, o kadar çok istememe rağmen sizin başlattığınız bu hatime bile katılamadım.
Allah biliyor ya, bir cüzde ben okumak istemiştim ama size söylemek bile nasip olmadı.
Allah ibadetlerinizi kabul etsin.
Bizleri de duadan unutmayın lütfen. Çok ihtiyacımız var.
En derin saygı ve hürmetlerimle Muhterem eşinizin ve sizin ellerinizden öper, hayır dualarınızı bekleriz…
Vildan kızınız
23 Haziran 2008, 08:49 tarihinde.
15/11/2006 – S.A
Yazan: guzelyazi
Ziyaretiniz ziyadesiyle mutlu etti, Allah ebeden Razı olsun sizden.
Nusaybin hakkında ismi dışında bilgim yoktu, Abiminde ismi olan güzel sahabe Selman-i Farisi nin dilinden memleketinizi dinlemek faydalı oldu.Teşekkür ederim..
Rabbime emanet olun ve bizide kıymetli dualarınıza dahil edin inşallah…
23 Haziran 2008, 08:49 tarihinde.
15/11/2006 – SEVGİLİ FUAD HOCAM;
Yazan: İlkay Baki
Yardımlarınız için çok teşekkür ederim. Allahın izni ile inşallah yeğenim şifa bulur. Emeğiniz için tekrar teşekkür ederim.Ne kadar güzel insansınız. Rabbim sizi başımızdan eksik etmesin. Sevdiklerinizle birlikte sağlıklı sıhhatli huzurlu bir ömür nasip etsin.(amin) Hayırlı Akşamlar
23 Haziran 2008, 09:06 tarihinde.
1/12/2006 – hatim
Yazan: mustafa1yesil
fuad abi çok güzel yazıların var ellerin kolların dert görmesin kuran öğrenmeye çalıştım ramazanda gerçi şimdi biraz boşladım ama inşallah öğrenecem o zaman bende katılırım abi allahın rahmeti üzerine olsun
cami ile ilgili bir gelişme varmı abi
23 Haziran 2008, 09:06 tarihinde.
1/12/2006 – s.a.
Yazan: birLahza
Cumanız mübarek olsun,hayırlı cumalar…
23 Haziran 2008, 09:06 tarihinde.
1/12/2006 – Selam
Yazan: EmineDantelOrgu
S.a. ziyaretleriniz devam ediyor allah sizden razı olsun bende size hayırlı cumalar dilemeye geldim. Cumanız hayırlı, sağlıklı huzurlu ve bereketli olsun. Ailenize ve size selam ediyorum A.e.o.
23 Haziran 2008, 09:07 tarihinde.
1/12/2006 – s.a
Yazan: byuarsiyu
çok güzel ve bilgilendirici bir paylaşımdı, ellerinize sağlık sağolasınız :)
hayırlı haftasonları, Rabbe emanet olun…
23 Haziran 2008, 09:07 tarihinde.
1/12/2006 – selamun aleykum değerli abim
Yazan: HicretEhli
inşallah iyisinizdir efendim
ben bir kaç gün yoktum efendim .sizlere çok özledim desem yalan değil.
sizin yaziların ve dualarınız çok ihtiyacım var.
beni duanızdan unutmayın lütfen.
kardeşiniz.
Mevla ile kalın
23 Haziran 2008, 09:07 tarihinde.
/12/2006 – HAYIRLI AKŞAMLAR
Yazan: hayatguzeldir88
amcacım benim bloğumu yalnız bırakmıyorsun.Rabbim senden razı olsun.Ayrıca bütün yazıların tek kelimeyle harika.Rabbim yar ve yardımcın olsun.Hayırlı akşamlar dileyip,Yaradan’a emanet ediyorum seni.
23 Haziran 2008, 09:08 tarihinde.
2/12/2006 – selam
Yazan: neslinursema1
nasilsin amcacigim umarim iyisindir Allah iyilik versin kaza ve beladan esirgesin hepinizi Allaha emanet olun gorusmek dilegiyle saglicakla kalin
23 Haziran 2008, 09:09 tarihinde.
2/12/2006 – Çok Kıymetli Hocam;
Yazan: İlkay Baki
Hocam nasılsınız? iyisinizdir inşallah? Sizin vesileniz ile Kuranı Kerim okumam dahada güzelleşti. Rabbim sizden razı olsun. Herzaman aklımda ve dualarımdasınız.
rabbim dualrınızı kabul sevdiklerinizden hiç ayırmasın inşallah. (amin)
23 Haziran 2008, 09:09 tarihinde.
2/12/2006 – S.A.
Yazan: gozum
hayırlı akşamlar amcacım nasılsın gecerken bir selam vereyim dedim
SELAMETLE
23 Haziran 2008, 09:09 tarihinde.
2/12/2006 – ESSELAMÜ ALEYKÜM…
Yazan: dernekli
Kıymetli abicim sayfanızı yeni kesfettim..insallah bundan sonra takip etmeye çalısam…iyiki varsınız…Mevla’ya emanet olun…Selam ve Dua ile…
23 Haziran 2008, 09:10 tarihinde.
2/12/2006 – s.a
Yazan: kentim
Güzel yorumlarınız için Allah razı olsun tşk ederim,blogum yenileniyor umarım takip edersiniz.Çalışmalar devam etmektedir.
EN EMİNE EMANET OLUNUZ…
23 Haziran 2008, 09:10 tarihinde.
2/12/2006 – Selamun Aleyküm
Yazan: nurislam
Yorumunuzu okudum hocam teşekkür ederim derslerimi sormuşsunuz çok şükür iyi geçti sınavlarım dualarınızla daha iyi olacaktır selam ve dua ile hoşçakalın
23 Haziran 2008, 09:10 tarihinde.
3/12/2006 – biz hep onu hatırlatırız
Yazan: annelerimiz
esselamu aleyküm verahmetullahi veberekatuhu ebeden daimen
pek kıymeddar sevgi değer dost
uzun soluklu fasılalarla geliyor ziyaretler ediyor ve dahi candan samimi birkaç cümlecikte olsa temennilerini bırakıyorsun.
allah ziyaretinden razı olsun ve seni sevdiklerinin çokluğu ile ve duaları ile zengin ve gayur eylesin.amin
bu gece zaman deminde bir an hazzı oluştu ve dahi seni ziyaret edip hal ve hatırına nazar edeyim istedim
hayatın cilveleri her an farklı bir sınamayla tecelli ederek sorumluluğumuzu pekiştirirken ginede insan kardeşliği açısından bir birimize olan muhtaclığımızda dualar ile gıyabende olsa desteklenmek istiyoruz.
rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun.amin.
gönlündeki hüznün şifa bulsun ve rabbim seneye haccı nasibeylesin efendimizin makberi ranasında haza sevgi ve muhabbet nektarları ile karşılaşasın.amin
23 Haziran 2008, 09:11 tarihinde.
3/12/2006 – selâm
Yazan: kiremit
bu yazının tamamından bir hisse aldım: kanaat.. bu kafama takıldı. biz de hiç kanaat yok demek ki..
Allah bana akıl fikir versin. borçlarıma üzülürken şimdi gördüm ki altından kalkmam imkansız şükür borcum var Allaha.
demek ki gerçek borcumu düşünmedikçe dünyalık borçlar içinde boğuluyorum.
23 Haziran 2008, 09:11 tarihinde.
3/12/2006 – :)
Yazan: omer0625
s.a nasılsınız ıyı mısınız
Allah razı olsun gelemedım baya bı zamandır ama yalnız burakmadınız
teşekkur ederım
Allah’a emanet olun
slm ve dua ile…….
23 Haziran 2008, 09:11 tarihinde.
3/12/2006 – s.a. :)
Yazan: zahara
hayırlı bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle.sevgiyle kalınız efendim..
23 Haziran 2008, 09:11 tarihinde.
3/12/2006 – sa
Yazan: abuhayat
HAYIRLI PAZARLAR
23 Haziran 2008, 09:12 tarihinde.
3/12/2006 – sa
Yazan: neslinursema1
Sevgili amcacigim ziyaretin beni mutlu etti iyiki varsin diyorum dualarin icin cok sagol Allah razi olsun bin kere Allahim sizleride kaza ve belalardan korusun dualarinizi kabul buyursun yuzunuzden tebessumu eksik etmesin insallah selam ve dua ile Allaha emanet olun…
23 Haziran 2008, 09:12 tarihinde.
3/12/2006 – soruya cevap
Yazan: abuhayat
Ölümsuzlük suyu,bengisu.Efsaneye göre İskender-i Zülkarneyn ordusuyla sefere çıkar.Yanına veziri Hızır’ı(a.s) da alır.Önlerindeki büyük denizi geçerek karanlıklar ülkesine (zulümat) varırlar. İskender-i Zülkarneyn’in karanlığı aydınlatan iki cevheri (ya da bayrak) vardır.Bunlardan birini Hızır(a.s) ile İlyas’a(a.s) verir.Hızır ve İlyas beraber yola çıkarlar.Bir zaman sonra acıkırlar.Bir pınar başında dinlenirler.Hızır yanında getirdiği pişirilmiş balıkları torbasından çıkarıp elleririni yıkar. Bu sırada bir damla su balığa sıçrar.Balık birden canlanıp suya karışır. Hızır, bunun âb-ı hayat olduğunu anlar,kana kana sudan içer.Aynı suyu İlyas’a da içirir.Böylece ölmsüzlüğe ermiş olurlar.Yukarıdan kendilerine bir emr-i ilahî gelir.İçtikleri bu sudan İskender’e bahsetmemeleri bildirilir. O günden sonra Hızır denizde, İlyas karada sıkıntıya,dara düşen iyi insanların yardımına koşarlar.
Divan Edebiyatı’nda,klasik şiirimizde sevgilinin dudağı da âb-ı hayat olarak bilinir.Ki sevgilinin dudağı âşık’a can verir.Sevgilinin ağzından âşık için çıkacak lütuf dolu sözler de âşık için âb-ı hayattır.
06 Ekim 2011, 12:50 tarihinde.
[...] (c.c.) ın rahmeti « Nusaybin başkent miydi? 11 Selman-i Farisi(r.a.) Selman-i Farisi (r.a.) 3 [...]