‘Allahın veli kulları’ olarak etiketlenmiş yazılar
Muhabbet: Bayezid-i Bistami (Radiyallah-u anh)
29 Ekim 2008
Yahya bin Mu’az (r.a.) buyuruyor ki;
-“Bir gece Bayezîd-i Bıstamı (r.a.) gördüm. Akşam ve yatsı namazlarını kıldıktan sonra sabaha kadar iki ayağının üzerine oturdu. Tabanı yerden kesilmiş, ayaklarının ucuna basıyor, gözü dalgın ve hayran bir halde kaldı.”
-“Sonunda, uzun bir secde etti, başını kaldırdı ve “ Ya Rabbi, bir çok kimseler seni aradı; onlara su üstünde yürümek ve havada uçmak kerâmetlerini verdin. Ben bunlardan sana sığınıyorum. Bazısına yeryüzündeki hazineleri verdin. Bazısına bir gecede uzak mesafelere gitmeyi ve buna sevinmeyi verdin. Ben bunlardan sana sığınıyorum.” Dedi.
Sonra geri dönüp beni gördü.
-“Ya Yahya, burada mısın? Dedi.
Ben:
-“Evet.” Dedim.
Bayezîd-i Bıstamı ( r.a.):
-“Ne zamandan beri.”dedi
Ben:
-“Çok oluyor.” Dedim.
Bunun üzerine;
-“Bu hallerden bana bir şeyler anlat.” Dedim.
Bayezîd-ı Bıstami (r.a.);
-“Sana uygun olanları söyliyeyim.” Dedi.
Devamla Bayezîd-i Bıstamı (r.a.):
-“Beni en yüksek ve en alçak melekûtta dolaştırdılar. Arş, Kürsi, gökler ve bütün cennetleri gezdirdiler ve,
-“Bunlardan hangisini istersen iste verelim .”dediler.
–“Bunlardan hiç birini istemem. dedim.
Bunun üzerine Allah-u Teala (c.c.):
-“Sen benim hakiki kulumsun.” Buyurdu.
Ebu Türâb-i Nahşebi (r.a.) nin hallere gömülmüş bir mürîdi vardı. Bir gün Ebu Turab (r.a.) kendisine
-“Bayezîdi Bıstamı (r.a.) yı görsen iyi olur.” Dedi.
Mürîdi:
-“Ben Bayezîd’den çok meşgülüm.”Dedi.
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazterleri (c.c.) bizleri ve sizleri hakiki kulları olan Bayezîd-i Bistam-i Hazretleri (r.a.) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. AMİN…
Fuad Yusufoğlu
Muhabbet: 2 Bayezid-i Bistami(Radiyallah-u anh)
29 Ekim 2008Muridi;
-“Ben Bayezîd’den çok meşgülüm.” Dedi.
Ustâdi birkaç defa söyleyince;
Mürîdi:
-“Ben Bayezîdin Rabbını görüyorum Bayezîd’ı ne yapayım.” Diye cevab verdi.
Ebu Türâb (r.a.):
-“Bir defa Bayezîd (r.a.) i görsen yetmiş defa Allah (c.c.) ı Görmenden daha iyidir.” Dedi.
Mürîdi hayret edip:
-“Bu nasıl olur?” dedi.
Ustâdi (r.a.) Buyurdu ki:
-“Ey zavallı, sen Allah (c.c.) ı görüyorsan, sana kendine göre tecelli ediyor. Bayezîd (r.a.) ı Allah-ü Teâla (c.c.) katında görürsen onun mertebesinde görürsün.”
Mürîd söylenileni anladı ve:
-”Gidelim.” dedi.
Gittiler. Bayâzid (r.a.) meşelikte idi. Sırtında bir post olduğu halde meşellikten çıkınca mürid onu gördü ve feryad edip CAN VERDİ.
Ebû Türab (r.a.):
-“Ey Bayezîd (r.a.), onu bir bakışta öldürdün.” Dedi.
Bayezîd (r.a.):
-“Hayır, o mürîd sadık bir mürîd idi. Onda açığa vurulmayan bir sır var idi. Bizi görünce birden bire açıldı, fakat zayıf olduğu için dayanamadı, öldü.” Buyurdu.
Bayezîd Bıstamı (r.a.) buyurdu ki;
-“İbrahim aleyhisselâm’ın hilletini. Musa aleyhisselâm’ın munâcaatını ve isa aleyhisselâm’ın ruhaniyetini sana verseler, bu yoldan dönme, bunların ötesinde daha başka şey’ler vardır.
Bayezîd (r.a.) in kendinden bahseden bir arkadaşı vardı. Bayezîd (r.a.) e dedi ki;
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teâla Hazterleri (c.c.) bizleri ve sizleri hakiki kulları olan Bayezîd-i Bistam-i Hazretleri (r.a.) nin yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. AMİN
Fuad Yusufoğlu
Muhabbet:3 Bayezid-i Bistami (Radiyallah-u anh)
29 Ekim 2008Çağ-Çağ deresi (Nusaybin)
Bayezîd (r.a.) in kendinden bahseden bir arkadaşı vardı. Bayezîd (r.a.) e
Dedi ki;
-“Otuz senedir geceleri namaz kılar, gündüzleri oruç tutarım. Fakat sizin bu söylediklerinizden bende bir şey hasil olmuyor.”
Bayezîd (r.a.):
Üç yüz sene böyle yapsan yine bir şey hasil olmaz.” Buyurdu.
Adam:
-“Niçin?” deyince
Bayezîd (r.a.):
-“Sen kendini seviyorsun.” Buyurdu.
Adam:
-“Bundan kurtuluş çaresi nedir?” dedi.
Bayezîd (r.a.):
-“Yapamazsın.” Buyurdu.
Adam:
-“Buyurun yapacağım.” Deyince,
Bayezîd (r.a.);
-“Yapamazsın .”buyurdu.
Adam:
-“Söyleyin yaparım.” Deyince:
Bayezîd (r.a.):
-“Git sakalını kestir, elbiselerini çıkar, üstüne bir örtü al, bir ceviz tablesini boynuna as ve pazarda, hangi çocuk boynuma bir tokat vurursa ona şu kadar ceviz vereceğim diye bağır. Bu halde Kadı ve sultanın yanına git.” Buyurdu.
O kimse:
-“Subhanallah! Neler söyliyorsunuz,” dedi.
Bayezîd (r.a.) : buyurdu ki;
-“Bu söz ile şirke düştün. Subhanallah dedin. Bunu, kendini beğendiğin için söyledin.”
Adam:
-“Başka bir şey söyle bunu yapamam.” Dedi.
Bayezîd (r.a.);
-“Birinci ilaç budur.” Buyurdu.
Adam:
-“Bu elimden gelmez.” Dedi.
Bayezîd (r.a.):
-“Ben de sana yapamazsın dememiş mi idim?” buyurdu.
Ona böyle buyurmasının sebebi kibir ve makam isteme ile meşgül olduğunu ve bu arzulara esir olduğunu, bunlardan kurtulmak için çârenin bu yolla elde edileceğini bildiği için idi.
Kimya-yı Saadet (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala Hazterleri (c.c.) bizleri ve sizleri hakiki kulları hatırına günahlarımızı afv eylesin. AMİN
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi: (Radiyallah-u Anh)
18 Kasım 2008Gely’e Şam’e Navala sipi (Nusaybin)
Bişr-i Hafi: (Radiyallah-u Anh)
Evliyanın büyüklerinden, künyesi Ebû Nasr olup, asıl adı Bişr bin Hâris Abdurrahman el Hafi’dir.
Bişr-i Hafi (r.a.) Merv şehrinin Bekird bölgesinde 150 (M. 767) senesinde doğmuş, Bağdad’da yaşamıştır.
Hadis, fıkıh ve tasavvuf ilminde büyük âlimlerden olmuştur. Yedi sandık dolusu hadis kitabını ezberlemişti.
Tasavvuf ilminde yüksek makamlara erişmiş olan Bişr-i Hafi (r.a.) 227 (M. 841) yılında Bağdad’da vefat etmiştir.
Bişr-i Hafi (r.a.), devrinin ileri gelen alimlerinden ilim tahsil etmiş ve hadis-i şerif öğrenmiştir. İbrahim Sa’d, Abdurrahman bin Zeyd, Şüreyk bin Abdullah, Muâfa bin İmran Mûsul-i, Abdullah bin Mübarek, Ali bin Müşhir, İsa bin Yunus, Abdullah bin Dâvûd el-Hayri, Ebû Muâviye ed-Darir,Zeyd bin Ebi’z Zerga (Allah onlardan razı olsun) ve daha bir çok alimlerden ilim öğrenmiş ve Hadis-i şerif rivayet etmiştir.
Bişr-i Hafi (r.a.) den, Nuayım bin Heydâm, Muhammed bin Heydâm, İbrahim bin Haşim bin Mûskan, Nasr İbn-i Mansûr, El Bezzar, Muhammed bin el-Müsenna, Sırrı-yi Sekati, İbrahim bin Hâni en Nişabûri, Ömer bin Musa el-Celâ (Allah onlardan razı olsun) gibi bir çok âlimler ders almış ve hadis-i şerif okumuştur.
Gençliğindeki hatâlarından dönüp doğru yola girmesi şöyle anlatılır;
-“Bir gün sarhoş bir halde giderken,
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bu mübarek zat hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 2
18 Kasım 2008gely’e Şam’e Navala sipi (Nusaybin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 2
Gençliğineki hatalarından dönüp doğru yola girmesi şöyle anlatılır;
-“Bir gün sarhoş bir halde giderken, üstünde ‘BESMELE’ yazılı bir kağıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öpüp, çamurlarını silip, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinin duvarına astı.”
-“O gece âlim evliya bir zat’a rü’yada,
-‘Git Bişr’e söyle! İsmimi temizlediğin gibi seni temizlerim. İsmimi büyük tuttuğun gibi, seni büyütürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığın gibi, seni güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyada ve ahrette temiz ve güzel eylerim.’ Dendi.
Bu rü’ya üç defa tekrar etti.
Sabah Bişr-i Hafi (r.a.) yi arayıp meyhanede buldu.
-“Mühim haberim var.” Diye içerden çağırdı.
Bişr-i Hafi (r.a.) geldiğinde;
-“Kimden haber vereceksin.” Dedi.
Allah’ın evliyası;
-“Sana Allah-u Teâlâ’dan haber vereceğim.” Deyince
Ağlamaya başladı. Ve;
-“Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak?” dedi.
Rü’yayı dinleyince arkadaşlarına;
-“Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremiyeceksiniz.” Dedi.
O zatin yanında hemen tevbe etti. Bu anda ayağında ayakabbı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi.
Sebebini soranlara;
-“Söz verdiğim zaman yalın ayaktım, şimdi giymeye haya ederim.” Derdi.
Ayakkabi giymediği için kendisine “Hafi” (yalınayak) denilmiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Bu mübarek zat olan Bişr-i Hafi rehimehullah hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 3-
18 Kasım 2008Galy-e Şam’e navala sipi (NUSAYBİN)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 3-
Hambeli Mezhebinin kurucusu Ahmed bin Hambel (r.a.) Bişr-i Hafi (r.a.) yi çok sever, devamlı yanına giderdi.
Talebeleri;
-“Siz Âlimsiniz. Hadis’te, Fıkıhta, İctihadda ve bütün ilimlerde eşiniz yoktur. Niye Bişr-i Hafi (r.a.) gibi birini sık sık ziyaret ediyorsunuz?” dediklerinde
-“İmam-i Hambeli (r.a.);
-“Evet dediğiniz ilimleri ondan iyi bilirim. Fakat o, kalb ilimlerini benden iyi bilir.” Derdi.
Bişr-i Hafi (r.a.) ye,
-“Bu ilme, yüksek derecelere nasıl kavuştun?” diye sorduklarında;
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Az yemekle.” Deyip
-“Yiyip gülen ile, yiyip ağlayan aynı olmaz.” Buyurdu.
Bütün ömrünü ilim öğrenmekle ve öğretmekle geçirdi. Son derece şübhelilerden sakınırdı. Konuştuğu zaman etrafa ilim, ahlak, hikmet kokuları yayılırdı.
Vefat ettiğinde cenazesini sabah evden çıkardılar. Fakat o kadar çok kalabalık vardı ki, ancak gece kabristana varabildiler,
Kendisini rü’yada görüp;
-“Allah-u Teâlâ sana ne muamele etti?”
Diye soruldukalrında;
-“Benim cenazemde bulunanı ve kıyamete kadar beni seveni affeyledi.” Buyurdu.
Bişr-i Hafi Hazretleri (r.a.) hayatta olduğu süre içinde bağdad’daki hayvanlar, yalın ayak gezdiği için onun hürmetine yolda pislemezlerdi.
Birisinin hayvanı bir gece yolda pisledi. Üzülerek
-“Bişr-i Hafi (r.a.) vefat etti.” Dedi
Baktılar ki gerçekten vefat etmiş.
Bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) rahatsızlanarak tabîb Abdurrahman’a gitti. Ne gibi yemekler yiyeceğini sordu.
Tabib de,
-“Bana soruyorsun, fakat tavsiye ettiğim zaman tavsiyeme uymuyorsun.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i hafi (Radiyallah-u anh)- 4
18 Kasım 2008Kalecik Köyü Mevki-i NUSAYBİN
Bişr-i hafi (Radiyallah-u anh)- 4
Bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) rahatsızlanarak tabîb Abdurrahman’a gitti. Ne gibi yemekler yiyeceğini sordu.
Tabib de,
-“Bana soruyorsun, fakat tavsiye ettiğim zaman tavsiyeme uymuyorsun.” Dedi.
Bişr-i Hafi de (r.a.);
-“Hayır uyacağım.” Deyince
Tabib;
-“Sirke ve baldan yapılmış sekencebini (Mayhoş suyu) içer, ayvayı soyup yersin. Sonra da sıcak çorba içersin.” Dedi.
Bunun üzerine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Sekencebin’in yerini tutacak daha iyi bir şey bilmezmisin?” diye sordu.
Tabib;
-“Bilmem.” Dedi.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Ben bilirim.” Deyince,
Tabib;
-“Söyle bakalım nedir?” dedi.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Hurdeba (göynük otu) sirke ile beraber.” Dedi.
Sonra;
-“AYVANIN YERİNİ TUTACAK ONDAN DAHA UCUZ BİR ŞEY BİLMEZMİSİN?” Diye sorunca.
Tabib;
-“Bilmem.” Deyince
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Ben bilirim.”dedi. ve keçi boynuzunu anlattı.
Tabibe Keçiboynuzundan daha iyisini sordu.
Tabib;
-“Bilmem.” Deyince
Bişr-i Hafi (r.a.) ona da;
-“Nohut suyu ile inek yağını” anlattı.
Bunun üzerine Tabib Abdurrahman;
-“Sen tıb ilmine benden daha iyi vakıfsın o halde niçin bana soruyorsun.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5
18 Kasım 2008Bor-e Gündük haci Latif bahçesi (Nusaybin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 5
Ebû Abdullah Kâdi;
-“Babamın şöyle anlattığını işittim; -”Bağdad’da bir tüccar arkadaşım vardı. Çok zengin idi. Bir gün baktım bütün malını mülkünü fâkirler dağıtmış, iyi bir Müslüman olmuştu.”
Bunun sebebini sorduğumda, bana şöyle anlattı.
-“Bir gün Bağdad’ın bir camisinde Cuma namazı kılmaya gittim. Namazı kıldıktan sonra gördüm ki, Bişr-i Hafi (r.a.) camiden çıktı.”
-“Acele acele bir yere gidiyordu. Ben kendi kendime, Zühd ve takva sahibi bir zât nereye böyle acele gidiyor diye.”
-“Merak ederek onu takib ettim. Gördüm ki, önce bir fırına gidip ekmek aldı, sonra kebab yapan bir yere gidip kebab aldı. Daha sonra helvacıdan helva aldı.”
-“Ben kendi kendime böyle bir zât’ın bunları alıp yiyeceğine kızdım. Fakat nasıl yiyeceğini merak ederek tâkibe devam ettim.”
-“Bir süre sonra bir köye vardı. Köyün camisine girdi. Baktım ki, Câmide yatalak bir hasta vardı. Bişr-i Hafi (r.a.) aldıklarını lokma lokma bu zâta yedirdi.”
-“Ben bu arada köyü merak edip, neresidir diye biraz dolaştım. Sonra hastanın yanına gittim. Bişr-i Hafi (r.a.) yi sorunca”
Bana ;
-“Bağdad’a gitti.” Dedi.
Ben;
-“Burası Bağdad’a ne kadar uzaklıktadır.”diye sordum.
Bana
-“40 fersahdır (240 km)” dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 6
19 Kasım 2008Bor-e Gündük (Nusaybin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 6
Ben;
-“Burası Bağdad’a ne kadar uzaklıktadır.”diye sordum.
Bana
-“40 fersahdır (240 km)” dedi.
Ben bunu duyunca,
-”Benim bu yolu gidecek param yok. Burada kimseyi tanımam ve bu yolu yürüyemem.” Dedim
Hasta şahıs;
-“Bekle Bişr-i Hafi (r.a.) haftaya gelir.” Dedi.
Ertesi hafta;
-“Cuma günü tekrar geldi. Hastayı ayni şekilde tekrar doyurdu.”
Bişr-i Hafi (r.a.) giderken,
O hasta şahıs Bişr-i Hafi (r.a.) ye;
-“Bu adam Bağdad’dan senin arkadaşın, geçen hafta seninle beraber gelmiş. Bir hafta burada kaldı. ONU TEKRAR YERİNE GÖTÜR.” Dedi.
Bişri Haf-i (r.a.) bana;
-“Sen benimle niye buraya geldin?.” Dedi.
Ben;
-“Ben özür dileyerek hatamı söyledim ve af diledim.”
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Haydi kalk ve yürü.” Dedi.
Hemen kalktım;
-“Akşama kadar yürüdük.”
Akşam olmak üzere iken bana;
-“Sen Bağdad’ın hangi mahallesine oturursun?” dedi
Ben;
-“Falan mahallede otururum.” Deyince
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“O mahallenin yolu burasıdır. Git ve arkana bakma.” Dedi.
-“Bende ondan sonra tevbe ettim ve bir daha böyle işlere karışmadım.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 7
19 Kasım 2008Bor-e Gündük (Haci Latif bahçesi) NUSAYBİN
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 7
Ebû Narsı et-Temmar şöyle anlatır.
Hacca gideceklerden biri, Bişr-i Hafi (r.a.) ye veda için geldi.
O’na;
-“Ben Hacca gidiyorum, bir emriniz var mı?” dedi.
Bişr-i Haf-i (r.a.);
-“Ne kadar harçlığın var? Diye sorunca,
Adam;
-“İki bin dirhem harçlığım var.” Diye cevab verdi.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Hacca gitmekle zühdü mü, yoksa Ka’be’ye olan aşkın mı, yoksa Allah (c.c.) rızası mı kastediyorsun? Diye tekrar sorunca
Adam;
-“Allah (c.c.) rızasını kast ediyorum.” Dedi.
Bunun üzerine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“O halde evinde dururken Allah’ın rızasını kazandıracak bir şey’i sana söylersem, yapar mısın? deyince,
Adam;
-“Evet. Yaparım.” Karşılığını verdi.
Bunun üserine Bişr-i Hafi (r.a.);
-“ O halde sen bu iki bin dirhemi borcunu ödeyemiyen bir fakire, yiyeceği olmayan bir yoksula, nüfusu kalbalık, geçimi dar olan bir aileye, yetimi sevindiren bir yetim bakıcısına ve bunlar gibi on kişiye yirmişer dirhem ve hatta istersen hepsini bunlardan birine ver.”
-“Zira müslümanı sevindirmek, düşkünlere el uzatmak, sıkıntıyı gidermek ve zayıflara yardım etmek, nafile olarak yapılan yüz hac’den daha sevebtır.”
-“Kalk da dediğim gibi yap. Şayet böyle yapmak istemiyorsan asıl kalbinde olanı bana söyle.” Dedi.
Veda’ ya gelen adam;
-“DOĞRUSU KALBİMDE HAC’CA GİTMEK TARAFI DAHA KUVVETLİDİR.” dedi.
Bunun üzrine Bişr-i hafi (r.a.) gülümseyerek adama döndü ve;
-“Evet, şübheli şeylerden kazanıldığı takdirde, nefs, kendi arzularından birinin yerine getirilmesini ve Salih ameller yaptığını göstermek ister. Halbuki Allah-u Teâlâ, yalnız muttakilerin amelini kabul eder.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu









