‘Allahın veli kulları’ olarak etiketlenmiş yazılar
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 8
20 Kasım 2008Dara harabeleri Su sarnıçı (Mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 8
Alimlerden ba’zıları Bişr-i Hafi (r.a.) hakkında şunları söylemişlerdir.
Abbas bin Dehkâm (r.a.) diyor ki;
-“Dünyaya geldiği gibi ölen tek insan bişr-i hafi dir. Dünyaya malsız geldi ve malsız gitti. Ölüm döşeğine yattığı sırada biri gelerek ondan bir şey istedi. Onun bir gömleği vardı. Onu da çıkardı, dilenciye verdi ve bir başka kimseden ödünç gömlek aldı ve o şekilde öldü. Yani ölünce bir gömleği bile yoktu. Gömleksiz geldi, gömleksiz gitti.
İbrahim Harbi (r.a.) şöyle der:
-“Ben üç büyük zat gördüm. Bu üç kişinin eşi benzeri yoktur,”
-“Birincisi Ahmet bin hanbel (r.a.) dir ki, anneler onun gibisini doğurmaktan aciz kalırlar.”
-“İkincisi bişr-i hafi (r.a.) dir ki, asrından eski devirlere kadar akıllı bir zattır.”
-”Üçüncüsü Ebu Ubeyd bin sellam (r.a.) ki, sanki o ilmi kendisinde toplamış bir dağ gibidir.”
Bişr-i hafi (r.a.) hiçbir Müslümana gıybette bulunmadı. Eğer onun aklı Bağdat halkına dağıtılsa, hepsi akıllı olurdu.
İmam-ı yafi-i (r.a.) buyurdu ki:
-“Bişr-i hafi helalden başka hiçbir şeye el uzatmamıştır. Haram olan bir şeyi yememiştir.”
Ebul Hüseyin el-hasan bin amr el- merzevi (r.a.) şöyle der:
-“Ben bir gün bişr-i hafi (r.a.) ın yanındayken, hadis ehli geldi. O, onlara şöyle buyurdu:
-“Size zahir olan şeyi görüyorum.”
Onlar da şöyle dediler:
-“Ey eba nasr ( bişri hafi ) bu ilimleri isteriz. Umulur ki, birgün fayda verir.”
Bişr-i hafi (r.a.) söyle buyurdu:
-“Sizin üzerinize zekat düştüğünü biliniz! Bir kimsenin 200 dirhemi olunca, 5 dirhem zekat vermesi gerekirse, sizde 200 hadisi şerifi öğrenince 5 hadisi şerif öğretiniz. Bundan sonra böyle yapınız.”
Bişr-i hafi (r.a) anlatır.
-“Rüyamda peygamber efendimiz (s.a.v..) gördüm. Bana,
“Ey bişr, Allah u Teala (c.c.) nın. Seni akranların arasında niçin yücelttiğini biliyor musun?” Buyurdu.
-“Bilmiyorum deyince,
“Sünnetime uyman, evliyaya hizmet etmen, din kardeşlerine nasihat etmen, eshabımı ve ahli beytimi sevmen, işte seni iyiler mertebesine bunlar eriştirdi.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 9
21 Kasım 2008Navale (Möjdank mevki-i) Nusaybin
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 9
Bişr-i Hafi (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bağdad’da bir adam gördüm. Bin kırbaç yediği halde hiç sesini çıkarmadı. Sonra kendisini ceza evine götürdüler.
Peşini takib ettim ve;
-“ Niçin dövüldüğünü,” kendisinden sordum.
Kırbaç yiyen adam;
-“Aşık olduğu için dövüldüğünü söyledi.”
Ben;
-“Bu kadar dayak yediği halde neden ses çıkarmadığını sordum.”
Kırbaç yiyen adam;
-“Sevgilim bana bakıyordu.” Dedi.
Bunun üzerine kendisine.
-“Ya Allah-ü Teâlâ hazretleri (c.c.) ın seni devamlı gördüğünü idrak etseydin halın nice olurdu?” dediğimde
-“Hemen haykırarak yere düştü ve öldü.”
Bişr-i Hafi (r.a.) Yine şöyle anlatır;
-“Gençliğimde Abadan’a gitmiştim. Cüzamlı ve kör bir adamla karşılaştım. Sırtını tutmuş, karıncalar vucuduna üşüşmüş etini yiyiyorlardı.”
-“Başını kaldırdım, kucağıma aldım, ayılmasını ve kendisi ile konuşmamı bekledim.”
Ayıldığı vakit;
-“Benimle Rabbim arasına giren bu hoş adam kimdir? Rabbim beni parça parça yapsa, benim O’na ancak sevgim artar.” Dedi
Bundan sonra artık kul ile Allah arasında gördüğüm hiçbir hikmeti inkar etmedim. Niçin böyle oluyor demedim.”
Yine Bişr-i Hafi (r.a.) anlatır;
-“Bir gün evime girince bir zat ile karşılaştım.
-“Benden izinsiz, benim evime nasıl girersin, sen kimsin?” deyince
-“Ben kardeşin Hızırım.” Dedi.
Ben ona;
-“Bana dua et “ deyince
Hızır aleyhisselam;
-“Allah’ım! İbadette bulunmasını buna kolaylaştır.” Diye dua etti.
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Biraz daha dua et.” Dedim
Hızır Aleyhis-selam;
-“Allahım! İbadetinin gizli kalmasını buna nasib eyle.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 10
21 Kasım 2008Dara harabeleri (Mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 10
Feth bin Şuhruf (r.a.) anlatır;
-“Adamın biri elinde bıçak ile bir kadına musallat oldu. Güçlü olduğu için kimse adama engel olamiyordu.
Kadın çırpınıp duruyordu.”
Bu esnada Bişr-i Hafi (r.a.) oradan geçmekte idi. Adama iyice yaklaşıp bir şeyler söyledi. Adam birden yere düştü. Kadın kurtuldu.
Etrafındekiler adamın yanına gittiler. Gördüler ki adam zor nefes alıyordu.
-“Sana ne oldu ?” diye sorulunca
Adam;
-“Bilmiyorum, ihtiyar bir zat bana ‘Senin bu yaptığını Allah-u teâlâ görüyor.’ Deyince ayaklarımın bağı çözüldü ve gördüğünüz gibi yere düştüm.” Dedi
Adam şaşkın bakışlarla sordu;
-“Bu zat kimdir?” dedi
Oradakiler;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) dır.” Dediler.
Bunun üzerine Adam;
-“EYVAH BEN ONU BİR DAHA NASIL GÖRECEĞİM.” Dedi ve kuvvetli bir sıtma hastalığına yakalanarak kısa bir zaman içinde öldü.
Bişr-i Hafi (r.a.), Esved binSalim’i (r.a.) yi, Mu’ruf-i Kerhi (r.a.) ye yolladı.
Esved bin Salim Ma’ruf-i kerhi (r.a.) ye;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) seninle kardeşlik olmak istiyor. Bunu açıkça size söylemekten çekindiği için beni size gönderdi. Kendisini kardeşliğe kabul etmenizi diliyor, Fakat bazı şartları da vardır.”
O şartlar da;
-“Bu kardeşliğin duyulmaması ve karşılıklı ziyaret ve görüşme yapılmamasıdır; Zira o, fazla iltifatten hoşlanmaz.” Dedi.
Ma’ruf-i Kerhi (r.a.);
-“Fakat ben kardeş olduğum kimseden gece ve gündüz ayrılmak istemem.” Dedi ve Allah (c.c.) için sevginin faziletini anlatan bir çok hadis-i şerifler okudu.
Sonra;
-“Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Ali (r.a.) yi kendine kardeş yapmakla, onu ilimde kendisine ortak etti. En sevimli kzını ona verdi. Şimdi sen şahid ol, madenki seni gönderdi. Ben de onu Allah (c.c.) için kardeşliğe kabul ettim.”
-“O beni ziyarete gelmezse de, ben onu ziyarete giderim. Ona söyle sohbetlerde buluşalım. Halinden hiçbir şey’i benden saklamasın, her halini bana bildirsin.” Dedi
İbni Salim (r.a.), durumu Bişr-i Hafi (r.a.) ye anlatınca, razı oldu ve memnuniyetle kabul etti.
Bilal el-Havvas (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bir gün “SİNA “ çölünde yürüryürdüm. Yanımda bir zat belirdi.”
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 11
21 Kasım 2008Dara harabeleri (mardin)
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 11
Bilal el-Havvas (r.a.) şöyle anlatır;
-“Bir gün “SİNA “ çölünde yürüryürdüm. Yanımda bir zat belirdi.”
Ona;
-“Kimsin? Deyince
-“Kardeşim Hızırım.” Dedi
Ben o’na;
-“Sana sual sormak istiyorum.” Deyince
Bana ;
-“Sor.” dedi.
Ben de;
-“İmam-i Şafi-i (r.a.) hakkında ne dersin? Diye sordum.
Hızır Aleyhis-selam bana;
-“Dünyadaki dört büyük alimden biridir.” Diye cevab verdi.
Ben;
-“Ahmed bin Hambel (r.a.) hakkında ne düşünürsün?” dedim.
Hızır Aleyhis-Selam;
-“Sıddık (doğru, samimi) bir zattır.” Dedi.
Ben;
-“Bişr-i Hafi (r.a.) hakkında ne söylersin?” deyince;
Hızır Aleyhis-selam;
-“Ondan sonra onun gibi bir zat gelmedi.” Dedi.
Bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) nin eşyasını çaldılar. Ağlamağa başladı.
Fudeyl bin iyyad (r.a.);
-“Mal için ağlanır mı?” deyince
Bişr-i Hafi (r.a.);
-“Mal için değil hırsızın günah işlediğini, kıyamet gününde bunun azabını çekeceğini düşünüp ağlıyorum.” Dedi
Adamın biri Bişr-i Hafi (r.a.) ye gelip;
-“Bana vasiyet et.” Dedi.
Bişr-i Hafi (r.a.) ona;
-“Şöhretten sakın, helal lokma yemeğe gayret et.” Dedi.
Bişr-i Hafi (r.a.) bir gün kabristandan geçiyordu. Mezardakilerin, mezarları üzerinde bir şeyi paylaştıkları ona gösteridi;
-“Ya Rabbi! Bunların ne yaptıklarını bana bildir.” Dedi.
-“Git, kendilerine sor.” Diye bir ses duydu.
Gitti sordu;
-“Bir hafta önce bir kimse üç ihlas-i şerif okuyup bize gönderdi. O GÜNDEN BERİ ONUN SEVABINI TAKSİM ETMEĞE ÇALIŞIYORUZ, HENÜZ BİTEREMEDİK.” Dediler.
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 12
21 Kasım 2008Dara harabeleri (zindan) MARDİN
Bişr-i Hafi (Radiyallah-u anh)- 12
Allah dostu olan Bişr-i Hafi (r.a.) den hikmetli sözler;
Bişr-i Hafi (r.a.) ya;
-“Tasavvuf nedir?” diye sorulunca;
Buyurdu ki;
-“Tasavvuf üç anlama gelir. İKİ MA’RİFET NURUNA ÂRİF OLMAK VE VER’A HALINI KAYIBETMEMEKTİR.”
-“İkincisi, dış görünüşünü bâtıl olan şey’lerden alıkoymaktır.”
-“Sonuncusu ise; kerametlerini gizlemektir.
Gene Bişr-i Hafi (r.a.) buyurdu ki;
-“Kötü insanlarla arkadaşlık yapmak, hayırlı insanlara su-i zanda (kötü düşünmek) bulunmaya sebep olur.”
-“Cimrinin yüzüne bakmak, insanın kalbını karartır.”
-“Sabır güzeldir, Bu ise insanlara şikayette bulunmamaktır.”
-“AKILLI KİMSE, HAYRI VE ŞERRİ BİLEN KİMSE DEĞİLDİR. Akıllı kimse hayrı gördüğünde ona tabi olan, şerri gördüğünde ondan kaçınan kimsedir.”
-“BİR KUL KUR’AN-İ KERİM HATMEDERSE, MELEKLER ONUN İKİ GÖZÜ ARASINI ÖPERLER.”
-“Ana ve babaların evlatlarına duaları, bir peygamberin ümmetine olan dua’sı gibidir.”
-“Makamların en yükseği, ölünceye kadar fakirliğe sabr etmektir.”
-“Kamil olan Allah yolcusu (Allahın veli kulu) ile sohbet etmek, Kur’an-i Kerim okuyan ile sohbet etmekten daha sevimlidir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi.
Allah-u teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Bişr-i Hafi rahimahulalah’ı seven Salih kullarından eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Fatıma-i Nişaburiyye (Radiyallahu anha)
27 Kasım 2008Bor-e Gündük (Nusaybin)
Fatıma-i Nişaburiyye (Radiyallahu anha)
Hatun evliyaların büyüklerinden olup, Horasanlıdır. Mekke-i Mükerreme’de otururdu. Bâyezid’-i Bistamı hazretlerin (r.a.) nın medh ve iltifatına mazhar olmuştur.
Zünnun-i Mısrı (r.a.) kendisine birçok mes’elelerde danışmıştır. 203 (Miladi. 818) senesinde Mekke-i Mükerreme’de vefat etmiştir.
Bayezid-i Bistami hazretleri (r.a.) onun hakkında der ki;
-“Ömrümde bir hatun tanıdım. O Fatima-i Nişaburiyye (Radiayallahu anha) dir. KENDİSİNE HERHANGİ BİR KONUDA HABER VERMEK İSTESEM, ONA ÂYÂN OLUR VE O ŞEYİ BANA BİLDİRİRDİ.”
Zünnun-i Mısrı (r.a.) ise onun için şunları söylemiştir;
-“Mekke-i Mükerreme’de bir hatun vardır. Adı Fatima-i Nüşaburiyye’dir. Bu veliye hanım, Kur’an-i kerim’in mâ’nâ ve esrarından öyle şeyler söylerdi ki, bana hayret verirdi.”
Bu Eyliyâ hâtun, Allah-u Teâlâ’ya öyle aşık ve Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) e öyle sevgi beslerdi ki, bir sohbet esnasında olanlardan bahsedilirken dayanamayıp vefat etti.
Fatıma-i Nişaburiyye (Radiyallahu anha) Buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ’yı zikr ettiğin, andığın zaman, Allah-u Teâlâ’nın seni gördüğünü düşün ve zikre devam et.”
Yine Fatima-i Nişaburiyye (Radiayallah-u anha) buyurdu;
-“Sıdk ve takva sahibleri bu zamanda bir derya içindedirler. O deryanın dalgaları onlara çarpmaktadır. O derya içinde boğulmuşçasına Allah-u Teâlâ’ya “dua” ve feryad ederler. Kâdir-i mutlak olan Hak Teâlâ’dan saâdet ve necât taleb ederler. Kim, Allah-u Teâlâ’yı düşünerek amel ve ibadet yaparsa, o kimse ihlas sahibidir.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri bu Veliye Hatun olan Fatima-i Nişaburiyye hatırı için günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufığlu
Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh)
28 Kasım 2008Çağ-Çağ Barajı (Nusaybin)
Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh);
Evliyanın büyüklerinden, Künyesi Ebu Muhammed olup, İsmi Feth bin Sa’id el-Musuli’dir. Bişr-i Hafi (r.a.) nın arkadaşıdır. Musul alimlerindendir.
Derecesi Bişr-i Hafi (r.a.) ile aynı idi. Bişr-i Hafi ‘den yedi yıl önce 220 (Miladi 835) yılında vefat etmiştir.
Haram ve şübhelilerden kaçması kuvvetli, nefsle mücadelesi çok idi. Devamlı hüzün ve Allah korkusu içine bulunurdu. Halktan kopup bir köşeye çekilmişti. Halktan devamlı kaçardı.
Hatta kendisini tanımasınlar diye, tüccarmış gibi yanında bir deste anahtar taşırdı. Her gittiği yerde bunları seccadenin önüne koyardı.
Bir Âlim ona;
-“Bu anahtarlarla heybet gösterme kapısına kilit vurmuş oluyorsun.” Dedi.
Evliyalardan birine;
-“Feth-i Musuli (r.a.) nin hiç ilmi var mı?” diye sorduklarında;
-“Dünyadan tamamiyle el-etek çekmiş olması, ona ilim olarak yeterlidir.” Dedi.
Bir gün Feth-i Musuli (r.a.) yi gözlerinden oluk gibi yaş akarken gördüler;
-“Ey Feth! Neden böyle ağliyorsun” dediklerinde;
Feth-i Musuli (r.a.);
-“Günahlarımı hatırladıkça, gözlerimden yaş akmakta, ağlamam ihlassız ve riya ile olmasın diye de böyle ağlamaktayım!” cevabını verdi.
Feth-i Musuli (r.a.) buyurdu ki;
-“Büyük evliyalardan otuzu ile sohbet ettim. Hepsi de bu yolun büyüklerinden idi. Hepsi -halk ile sohbetten- kaçın dediler. Ve hepsi -az yemeği- emir buyurdular.”
Feth-i Musuli (r.a.) bir gün Bişr-i Hafi (r.a.) nin evine misafir olarak gitti. Bişr-i Hafi (r.a.) talebelerinden birine bir miktar para vererek;
-“‘(İyi ve tatlı bir şeyler alıp gel)’” buyurdu.
Bişr-i Hafi (r.a.) o zamana kadar böyle şeyler aldırdığı görülmemişti. Beraberce talebenin getirdiklerini yediler. Feth-i Musuli (r.a.) giderken artan yemekleri aldı. Talebeleri bu duruma şaştılar.
Bişr-i Hafi (r.a.) Talebelerine şöyle dedi;
-“Feth-i Musuli (r.a.) bize, tevekkülü sağlam olana, gıda saklamanın zarar vermiyeceğini gösterdi.”
Bir gün Feth-i Musuli (r.a.) ye;
-“Sıdk nedir?” diye sorulunca;
İçinde demir bulunan bir ocağa elini sokup, kızgın bir demir parçasını çıkarıp elinde tuttu ve;
-“İşte sıdk budur.” Dedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Evliyaların büyüklerinden olan Feth-i Musuli hazretlerinin yüzü suyu hürmetine Dünyada sıhhat, afiyet ve huzur içinde imanla ahrete intikal etneyi nasıb eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh)- 2
28 Kasım 2008Bor-e Gündük (Nusaybin)
Feth-i Musuli (Radiyallah-u anh)- 2;
Ebu Abdullah bin Cella (r.a.) anlatır;
Sırrı-yi Sekati (r.a.) nin evinde idim. Gece yarısından sonra giyinip, ridasını (cübbesini) üzerine aldıktan sonra dışarı çıktı.;
-“Nereye gidiyorsun?” deyince
Sırrı-yi sekati (r.a.);
-”Feth-i Musuli (r.a.) yi ziyarete gidiyorum.” Dedi.
Evden dışarı çıkar çıkmaz zaptiye çavuşu kendisini yakalayıp hapse attı. Gece gündüz yakalanan bütün tutukluların kırbaçlanması emr edildi.
Sırrı-yi Sekati (r.a.) kırbaçlamak için elini kaldıran celadin eli havada kaldı.
-“Niçin vurmuyorsun?” diye sorduklarında,
Gardiyan;
-“Bir şahıs karşımda durup, ‘SAKIN VURMA’ diyor. Bu yüzden elime hakim değilim.” Dedi.
Baktıkları zaman bu şahsın Feth-i Musuli (r.a.) olduğunu gördüler. Sırrı-yi Sekati (r.a.) yi onun yanına götürürp salıverdiler.
Feth-i Musuli (r.a.) bir gün Kurban Bayramında mahalle arasında gidiyordu. İnsanların kurban kestiklrini görünce;
-“Ya Rabbi! Senin için kurban edecek bir şey’imin olmadığımı biliyorsun. Ancak bende bu vardır.” Deyip parmağını boğazına koydu ve düştü.
Gelip baktılar Vefat ettiğini gördüler. ‘BOĞAZINDA YEŞİL BİR ÇİZGİ VARDI.’
Vefatından sonra Feth-i Musul (r.a.) yi rü’yada görenler;
-“Allah-u Teâlâ sana ne yaptı.” Dediler.
Buyurdu ki;
-“Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.), bana niçin o kadar ağladın?” buyurdu.
Ben de;
-“Günahlarımın ve kusurlarımın mahcubiyetinden ağlıyordum.” Dedim
-“Ey Feth! Bu çok ağlaman sebebiyle, GÜNAHINI YAZAN MELEĞE SANA GÜNAH YAZMAMASINI EMRETMİŞTİM” Buyurdu.
Feth-i Musuli (r.a.) buyuruyor;
-“Allah-u teâlâ’yı arzu eden, ondan gayri her şeyden yüzünü çevirir.”
Yine Feth-i Musuli (r.a.) buyuruyor;
-“Kalbine DİKKAT VE TEVECCÜH edenen kalbinde, Allah-u Teâlâ’nin SEVGİSİ MEYDANA GELİR.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Evliyaların büyüklerinden olan Feth-i Musuli hazretlerinin yüzü suyu hürmetine Dünyada sıhhat, afiyet ve huzur içinde imanla ahrete intikal etmeyi nasıb eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh)
02 Aralık 2008Bor-e Beşire Mecido (Girnavas) Nusaybin
İmâm-i Buhâri (Radiyallah-u anh);
Hadis âlimlerinin en büyüğü Kur’an-i kerimden sonra Dünyanın en kıymetli kitabı olan “Buhâri-yi şerif” adı ile meşhür hadis kitabının yazan büyük İslam âlimidir.
İsmi, Muhammed bin İsmail bin İbrahim bin Mugire bin Berdizbeh el- Cu’fi el- Buhâri’dir.
Künyesi, Ebu Abdullah’dır. 194 (M. 810) senesinde şevval ayında, Cum’a günü öğleden sonra Buhara’da doğdu. 256 (M. 870) de Semerkant’de Ramazan bayramı gecesi 62 yaşında iken vefat etti. Kabri Semerkant’ın ‘Hertenk’ kasabasındadır.
Hadis ilminde yüksek derecede olup, üç yüz bin den fazla hadis-i şerif-i senetleriyle birlikte ezbere bilen bir âlim olduğu için ‘İmam’, Buharili olduğu için de, “Buhâri” denilmiş ve ; “İmam-i Buhâri” ismiyle meşhür olmuştur.
İmam-i Buhâri (r.a.), Allah-u Teâlâ’nın Salih kullarından idi. Zamanında, hadis ilminde kitab ve sünnetin ma’nalarını anlamada, zekâda, fıkıh bilgisinin çokluğunda, zühd ve vera’da, kuvvetli ictihadda ve istnbatta (hüküm çıkarmada) bir eşi yoktur.
İmâm-i Buhâri (r.a.), ilk tahsiline doğduğu yer olan Buhâra’da başladı. Babası da hadis ilminde âlim olup, dördüncü tabaka ravilerden idi.
O zaman Buhâra önemli ilim merkezlerden biri idi. İmâm-i Buhâri (r.a.) nin babası, henüz o küçük yaşta iken vefat ettiğinden yetim kaldı. Salih bir zat olan babasından çok miras kalmıştır.
Babasının vefati üzerine onu annesi yetiştirdi. Annesi, imâm-i Buhâri (r.a.) ile kardeşini yetiştirme konusunda oldukça titiz davrandı. Babalarından miras kalan serveti, onların tahsili ve terbiyesi için harcadı. Duâ’sı makbul Saliha bir hanım idi.
İmâm-i Buhari (r.a.), nin küçük yaşta gözleri bir hastalıktan dolayı görmez olmuştu. Annesi tedavi ettirmeye çalıştı ise de, oğlunun bu körlüğü devam etti. Çocuğunun gözlerinin görmesi için, uzun zaman duâ etti.
Bir gece Ru’yasında İbrahim Aleyhis selam ona;
-“Üzülme, Allah-u Teâlâ oğlunun gözlerini geri verecek.” Diye müjdeledi. Sabah olunca İmâm-i Buhari (r.a.) nin gözleri tekrar görmeye başladı.
İmâm-i Buhari (r.a.) küçük yaşta iken, Buhara’deki âlimlerden ilim öğrenmeye başladı. Kabiliyeti ve zekasının üstünlüğü ile dikkatı çekiyordu. Bu ilk tahsil yıllarında, hadis ilmini öğrenmeye karşı ilgi duymaya başlamıştı.
Kendisine hadis ilmini öğrenmeye nasıl başladığı sorulduğunda;
-“Bu ilmi öğrenmeye kâtibler arasında kâtiblik yaparak başladım. ON YAŞINA KADAR BÖYLE DEVAM ETTİM. Cevabını vermiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara yayan İmâm-i Buhâri radiyallah-u anhu’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
İmâm-ı Müslim (Radiyallah-u anh)- 3
05 Aralık 2008Çağ-çağ Barajı (Sonbahar manzarası) Nusaybin
İmâm-ı Müslim (Radiyallah-u anh)- 3
Zübeyr bin Adiy (r.a.) den bildirilmiştir.
Enes Bin Mâlik (r.a.) nın yanına geldik. Haccac’dan gördüğümüz zulüm ve haksızlıkları ona anlattık.
O zaman Enes Bin Mâlik Bize; Peygamber Efendimiz (s.a.) ın;
-“Rabbinize kavuşuncaya kadar sabrediniz. Çünkü, her gelen zaman geçen zamandan kötüdür.” Buyurduğunu işittim.
-“Ey Müslüman kadınlar! Bir komşu kadın, komşusunun verdiği paça bile olsa, hor görmesin.”
-“Müslüman yahud Mü’min kul, abdest alırken yüzünü yıkadığı sırada, gözüyle işlediği günahlar su ile yahud suyun son damlasiyle yüzünden dökülür. Sonra elini yıkadığı zaman, elleriyle yaptığı her günah tamamiyle temizleninceye kadar su ile yahud suyun son damlasıyla dökülür. Sonra ayaklarını yıkadığında, ayaklarıyla kazandığı bütün günahlar su ile veya suyun son damlasıyla çıkıp gider. Nihayet insan günahlarından tertemiz olur.”
-“Bir Müslüman diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o Müslüman için sadaka olur.”
-“Allah-u Teâlâ, kulunun yemek yedikten sonra, yahut bir şeyi içtikten sonra kendisine Hamd’etmesinden razı olur.”
Ebu Musa (r.a.) rivayet etti
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Her müslümanın sadaka vermesi lazımdır.” Buyurdu.
Sahabe (r.a.);
-“Sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapar?” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Eliyle çalışır, kendisi de istifade eder, sadaka da verir.” Buyurdu.
Sahabe (r.a.);
-“(Bunu) yapamazsa,” dediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Sıkıntıya düşmüş bir muhtaca yardım eder.”
Sahabe (r.a.);
-“(Bu da) elinden gelmezse,” denildi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Hayrı (iyiliği) emreder.” Buyurdu.
Sahabe (r.a.);
-“Bunu da yapamazsa?” denildi
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);
-“Fenalık yapmaktan çekinir, bu da sadakadır.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Tâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Hadis ilimlerini etfara ışık saçar gibi yayan İmâm-i Müslim radiyallah-u anh veli kulun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









