‘Ehl-i Beyt’ olarak etiketlenmiş yazılar
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 4
29 Temmuz 2009Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 4
İmâm-ı Hasan ve Hüseyin ile Abdullah bin Ca’fer (r.anhüm) Medine-i Münevvere’ye giderlerken yiyecekleri kalmadı. Sahrada olduklarından yiyecek bir şey alınacak yerde olmayıp açlık ve susuzluktan iyice bunaldılar. Sonra “Allaha, tevekkül ettik” diyerek yoldan saptılar. Biraz ilerlemişlerdi ki, ovanın ortasında bir karartı gördüler. Ona doğru gittiler. Siyah bir çadır, içinde ise, bir kadın vardı. Kadına selam verdiler. Kadın selâmlarını aldı. İyi karşıladı. Bu üç zatın dünyâya rağbetleri olmadığını anladı. Kadına: “hiç yiyeceğin var mı? diye sordular. Bir keçim var. Kendiniz sağın için” dedi. Birisi sağdı. Her biri birer çanak içtiler. Sonra kadına: “Başka yiyeceğin var mı? diye sordular. Kadın: “Keçiyi kesin yiyin” dedi. Abdullah bin Ca’fer (r.a.) kesti pişirdi. Üçü beraber yediler. Allahü teâlâya hamd ettiler. Atlarına bindiler. Kadına “Medine-i Münevvereye geldiğinde muhakkak bize uğra. Biz seyyidlerdeniz. Hâşimîlerdeniz” diyerek yola koyuldular. Bir zaman sonra kadının kocası geldi. Keçiyi göremeyince ne oldu diye sordu. Kadın olup biteni anlattı. Kocası üzüldü. “Biliyorsun o keçiden başka bir şeyimiz yok. Şimdi ne yapacağız?” diyerek kadını azarladı. Kadın: “Allahü teâlâ rahîmdir, kullarını aç bırakmaz. Böyle güzel yiğitler gelip te, onları misafir etmeden göndermek insafa sığmaz” dedi, Daha sonra kadın, kocası ile Medine-i Münevvereye birşeyler alıp satmak için gittiler. Hikmet-i ilâhi Hz. Hasan’a, Bâb-ı selâm önünden geçerken rastladılar. Hasan (r.a.) kadını ve kocasını huzuruna çağırttı. Kadına: “Beni tanıdın mı?” dedi. Kadın: “Hayır” dedi. “Bir zamanlar senin evine üç kişi gelmiştik. Bize süt ikram etmiştin. Bir de keçini kesmiştik. Onlardan biri benim” dedi. Bunlara çok ikram da bulundu: Yanında fazla bir şeyi olmadığından, Beyt-ül-mâl emînine adam gönderip, bin dirhem gümüş ve yüz koyun borç istedi. Getirdiler. Bunların hepsini kadına bağışladı. “Bizi mazur görün” buyurdu. Bu karı-kocanın yanlarına adam vererek, Hüseyin’e (r.a.) gönderdi Hz. Hüseyin de bunları iyi karşılayıp, yanında bulunduğu kadar ikram etti. Fazla olmadığından Beyt-ül-mal emîninden bin dirhem gümüş ve ikiyüz koyun borç istedi. Hepsini kadına verip özür diledi. Yanlarına adam verip, Abdullah bin Cafer’e (r.a.) gönderdi. Abdullah (r.a.): “İki İmâm’a uğradınız mı?” buyurdu. “Evet” dediler. “Keşke daha önce bana uğrasaydınız. Onların yanında dünyâ malı bulunmaz, belki sıkıntı çekmişlerdir” dedi. Bunlar imâmların yaptıkları ikramları söylediler. Abdullah (r.a.) da iki bin dirhem gümüş ve dörtyüz koyun verdi. Mezkûr karı-koca yediyüz koyun ve dörtbin dirhemi alıp sevinerek evlerine döndüler.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 5
29 Temmuz 2009Bab-üs-Selam kapısı Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 5
Eshâb-ı kirâmdan Dıhye (r.a.) devamlı ticâret için sefere gider gelirdi. Çok güzel yüzlü idi. Cebrâil (aleyhisselâm) çok defa Resûlullahın (s.a.v.) huzuruna Dıhye (r.a.) şeklinde gelirdi. Bir gün Cebrâil (aleyhisselâm) Fahri âlem (s.a.v.) hazretlerinin huzurunda bulunuyordu. O zaman henüz küçük olan Hasan ve Hüseyin (r.a.)’dan biri Cebrâil aleyhisselâmı gördü. Hemen kardeşinin yanına koşarak: “Dıhye (r.a.) dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim” dedi. Koşup mescide girdiler. Cebrâil aleyhisselâmın dizlerine oturdular. Ellerini Cebrâil aleyhisselâmın koynuna soktular. Resûlullah (s.a.v.) torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip, mani olmak istedi. Cebrâil (aleyhisselâm), Resûlullahın mahcûb olduğunu görünce dedi ki: “Ya Resûlallah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fâtıma (r.anha) teheccüd namazını kılarken Hak teâlâ beni gönderir, bunların beşiklerini sallardım. Fâtıma (r.anha) rahatça namazını kılardı. Çocukların bu hareketini bana karşı edebsizlik saymayın. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken, bunlar ağlardı. Hak teâlâ yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Bunların yanıma gelip, ellerini koynuma sokmalarında bir mahzur yoktur.” dedi.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 6
29 Temmuz 2009Bab-üs-Selam kapısı Mescid-i nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 6
Resûlullah (s.a.v.) “Ey kardeşim Cebrâil! Şimdi bir şey yapmadılar. Daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. Çünkü, Eshâbımdan Dıhye (r.a.) isminde birisi vardır. Çok kerre sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediyye getirir. Sizi Dıhye (r.a.) zannedip, ellerini koynunuza soktular” buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm:
“Yâ Rabbi! Beni Habîbinin (s.a.v.) yanında utandırma” diye duâ etti. “Oturduğun yerde gözlerini kapa, elini Cennete sok, eline ne gelirse al.” diye hitap geldi. Cebrâil (aleyhisselâm) ellerini Cennete saldı. Bir yeşil salkım üzüm, bir kırmızı nar eline geldi. Hz. Hasan üzümü, Hz. Hüseyin de narı aldı. Bunları yerlerken bir dilenci geldi. “Ey Ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?” dedi. Resûlullah’ın (s.a.v.) yüksek yaratılışlı torunları vermek istediğinde Cebrâil (aleyhisselâm) mâni oldu. “Yâ Resûlallah! O dilenci şeytandır. Cennet meyvaları ona harâm iken hile ile yemek istedi.”
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 7
30 Temmuz 2009Bab-üs Selam kapısı Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 7
Hz. Hüseyin’in yüzü, karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Yaya olarak yirmibeş defa hacca gitti. Beraberindekiler bineklere binse de, kendisi binmezdi.
Buyurdular ki: “Cömerd efendi olur, cimri hor olur. Bu âlemde bir mü’min kardeşinin iyiliğini, kendinden önce düşünen, öbür âlemde daha iyisini bulur.”
Hüseyin (r.a.), hep babasının yanında idi. Babası şehîd olunca, Medine’ye geldi. Hz. Muaviye’nin vefâtında Yezid’e bi’at etmedi. Kûfeliler kendisini çağırıp halife yapmak istedi. Kardeşi Muhammed bin Hanefiyye, İbni Ömer, İbni Abbâs ve daha nice Eshâb-ı kirâm (r.a.) mâni oldular ise de, nasihatlerini dinlemeyip, yetmişiki kişi ile Mekke’den Irak’a yola çıktı. Yezid, Şam’dan bunu haber alınca, Irak valisi Ubeydullah bin Ziyâd’a emir gönderip, Kûfe’ye sokma dedi. Bu da, Sa’d İbni Ebî Vakkâs’ın oğlu Ömer’in kumandasında bir ordu gönderdi. İbni Ömer, geri dönmesini bildirdi ise de, imâm kabul etmeyip harp etti. Yanında bulunanlara da tekrar tekrar teslim olun denildi ise de, 72’si de şehîd oluncaya kadar savaşa devam etti.
Sinan bin Enes Nehâî, Hz. Hüseyin’i, Hicret’in 61 (m. 681) yılında Muharremin onuncu günü Kerbelâ’da şehîd etti. Mübârek oğlu Zeynel’âbidin küçük olduğu için öldürülmedi. Kadınlar ve imâmın mübârek başı ile Şam’a gönderildi. Mübârek başı, Mısır’da Karâfe kabristanında medfundur.
Devam edecek….
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 8
30 Temmuz 2009Ba-büs-Selam kapısı (Menine-i Münevvere) Sallallahu aleyhi ve Sellem
Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anh)- 8
Peygamberimizden bizzat işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
“Kişinin İslâmının güzelliği mâlâyaniyi terk etmesidir.”
“Resûlullah (s.a.v.) yoldan geçen bir yahudinin cenazesi için ayağa kalktı ve buyurdu ki: “Kokusu beni rahatsız etti.”
“Bahil (cimri) o kimsedir ki yanında ismim anıldığında bana salat ve selâm getirmez.”
Yine İbnî Abbâs (r.a.) anlatmıştır. Bir gün Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i güreştirdiler. Güreşmeye başlayınca, Resûlullah (s.a.v.) tut yâ Hasan (r.a.) derdi. Hazret-i Fâtıma yâ Resûlallah! Yalnız Hasan’a mı diyorsun? Resûlullah (s.a.v.) “İşte Cebrâil (aleyhisselâm) tut yâ Hüseyin! diyor”, buyurdular.
Hazret-i Hüseyin ile ilgli olarak Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
“Ben bir ağaca benzerim. Fâtıma, bunun kökü, Ali gövdesi, Hasan ve Hüseyin meyvesidir.”
“Genç olarak Cennete girenlerin seyyidi Hasan ve Hüseyin’dir.”
“Hüseyin benden, ben de Hüseyin’denim. Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever. Hüseyin torunlardan bir torundur.”
“Hüseyin’i seveni Allahü teâlâ sever.”
KAYNAKLAR
1) El-İstiâb cild-1, sh-378
2) Üsüd-ül-gâbe cild-2, sh-18
3) Taberî, Târîh cild-2, sh-272
4) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-1015
5) Eshâb-ı Kirâm, sh-348
6) Kısâs-ı Enbiya cüz-7, sh-192
7) Refâkât-ı Hüseyn sh-3
8) Ikd-ül-ferîd cild-2, sh-219
9) Ensâb-ül-eşrâf cild-4, sh-82
10) El-Kâmil fi’t Târîh cild-4, sh-48
11) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-4, sh-242
12) Sahîh-i Müslim cild-7, sh-130
Cild; 1
Sh; 149-153
İslam âlimleri ansiklopedisi
Şeyh Abdurrahman Aktepeli (k.s.) Yezid munafıkı hakkında söylediği iki beyt;
-“ji deste me naye bikim hizmete,”
-“Velê ser Yezid’i dikim La’nete.”
Tercümesi;
(-“Hizmet gelmesse de elimizden,)
(-“Ama Yezi’de la’net okumak dilimizden”)
Fuad Yusufoğlu
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Hüseyin bin Ali (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 4
02 Kasım 2009Resulullah (s.a.v.) doğduğu evin sokağı (çok çok eski resim)
Muhammed (Aleyhis selam)- 4
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kureyş kabilesi’nin Haşim oğulları kolundandır. Babası Abdullah’dır. Abdullah’ın babası Abdulmuttalib, annesi de Fatimâ binti Amr’dır.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dedesi Abdülmuttalib, Mekke’nin hakimi ve Arapların ŞEREF itibariyle en üstün kabilesi olan Kureyş Kabilesine mensubtu.
Abdülmuttalib’in alnında Muhammed Aleyhis selam’ın nûru parladığından Kureyş kavmi O’nunla bereketlenirdi.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in dedesi Abdülmuttalib, OĞULLARI ARASINDA en çok Abdullah’ı severdi. Çünkü O’NUN ALNINDA Muhammed Aleyhis selam’ın nûr’u parlıyordu.
Abdullah (r.a.) babası Abdülmuttalib’e şöyle derdi;
-“Babacığım, her nereye gitsem belimden bir nûr çıkıyor. Sonra toplanıp, başımın üstünde bulut gibi duruyor. Tekrar gelip belime giriryor. Ne zaman bir yere otursam yer bana diyor ki; (-“Ey Abdullah, sana selam olsun. Muhammed (s.a.v.) in nûr’u sende emanettir.”)
-“Ne zaman bir kuru ağaç altına otursam, derhal yeşerip bana gölge oluyor. Kalkıp gidince de yine kuru oluyor Ey Babacığım bu ne haldır?”
Abdülmuttalib;
-“Ey oğlum, sana müjdeler olsun ki, insanların ve cinlerin efendisi ve Peygamber’i senin sulbinden gelse gerektir.” Demiştir.
Abdullah (r.a.) ın güzelliği Mısır’a kadar şöhret bulmuştu. Alnındaki nûr’dan dolayı iki yüze yakın kız, onunla evlenmek arzusu ile Mekke’ye gelmişti. Abdulmuttalib ise O’nu her yönüyle O’na denk olan bir kız ile evlendirmek istiyordu.
Bunun için Beni Zühre kabilesinin büyüğü Vehb bin Abd-i Menaf’ın kızı Âmine (r.anha) yi oğlu Abdullah’a istedi.
Vehb’in kızı Âmine (r.anha), hem güzellik, hem ahlak, hem de neseb itibariyle Kureyş kızlarının en üstünü idi. Ayrıca soy bakımından Abdullah (r.a.) ile birkaç bâtın yukarda birleşmekte idi.
Abdülmuttalib, Vehb’in kızını oğlu Abdullah (r.a.) a isteyince Vehb şöyle dedi;
-“Ey amcam oğlu, biz bu teklifi sizden önce aldık. Âmine (r.anha) nin annesi bir ruya gördü. Anlatığına göre evimize BİR NUR GİRMİŞ AYDINLIĞI YERİ VE GÖKLERİ TUTMUŞ. Ben de bu gece ruyamda dedemiz İbrahim Aleyhis selam i gördüm.”
Bana;
-“Abdulmuttalib’in oğlu Abdullah’la kızın Âmine’nin nikahlarını ben kıydım. Sen de O’nu kabul et.” Dedi.
Ben de;
-“Bugün sabahtan beri bu ruya’nın tesiri altındayım. Acaba ne zaman gelecekler, diye merak ediyordum.”
Bu sözleri duyan Abdulmuttalib sevincinden
-“Allahu Ekber’ Allahu Ekber!” diyerek tekbir getirdi.
Nihayet oğlu Abdullah (r.a.) ı Vehb’in kızı Âmine (r.anha) ile evlendirdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 5
03 Kasım 2009Arapların, cahiliyet devrinde kızlarını diri diri gömdükleri Arabistan çölü
Muhammed (Aleyhis selam)- 5
Abdullah (r.a.) Âmine (r.anha) ile evlenince alnında parlayan nûr , Hazret-i Âmine (r.anha) ye intikal etti.
Abdullah (r.a.) ın evlendiği geceye (Türkiye’de ve birçok İslam ülkelerinde bir asırdan beri ‘Regaib kandili’ ismi verilmekte ise de BU YANLIŞTIR.)
Regaib gecesi, Recep ayının İLK CUM’A gecesidir. Allah-u Teâlâ bu gecede mü’min kullarına, ragibetler, yani ihsanlar yapar. Bu gece yapılan ibadetlere kat kat sevab verilir.
Muhammed Aleyhis selam’ın nûr’u ise Hazret-i Âmine (r.anha) ye Cemaz-il-âhır ayında intikal etmiştir.
Cahiliye devrinde ve İslamiyet’in ilk yıllarında, Arapların harbi haram saydıkları aylarda, harb etmek istedikleri zaman ayların ismini ve sırasını değiştirmeleri, yâni Cemaz-il-âhır ayına o sene Receb demeleri, Recep ayını bir ay ileri almaları sebebiyle, halk içinde BU YANLIŞLIK YAYILMIŞSA da dinen ve ilmen bir kıymeti yoktur.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in nûr’unun Âmine (r.a.) validemiz (r.anha) e intikali şimdiki Cemaz-il-âhır ayındadır. Regaib gecesinde değildir.
Hazret-i Âmine (r.anha) nin Muhammed Aleyhis selam’a hamile olduğu sırada Kureyş kabilesinde büyük bir darlık, kıtlık ve pahalılık olup, çok sıkıntı içerisinde idiler.
Muhammed Aleyhis selam’ın ana rahmine düşmesiyle
O’nun hürmetine Allah-u Teâlâ Kureyş kabilesinin bağ ve bahçelerine, mahsüllerine öyle bereket verdi ki, hepsi zengin oldular.
Araplar o seneye ‘Senet-ül feth ve’l ibtihac’ yani (sevinç ve bolluk yılı) dediler.
Hazret-i Âmine (r.anha) hamile iken kocası Abdullah (r.a.) ticaret için Şam’a gitmişti. Dönüşünde hastalanıp Medine’ye geldiği sırada dayılarının yanında onsekiz yaşında iken vefat etti. Bu haber mekke’de duyulunca çok büyük bir üzüntüye sebep oldu.
Eshab-i Kiram’dan Abdullah ibn-i Abbas (r.a.) şöyle bildirmiştir;
-“Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in babası Abdullah, oğlu doğmadan önce vefat edince melekler; (-“Ey Rabbimiz, Resulün yetim kaldı.”) dediler.
Allah-u Teâlâ;
-“O’nun koruyucuzu ve yardımcısı benim.” Buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 6
03 Kasım 200919. yüzyıl sonlarında Mescid-i Haram (eski resim)
Muhammed (Aleyhis selam)- 6
Muhammed Aleyhis selam’ın doğmasına iki ay kadar zaman varken Fil vak’ası meydana geldi.
İnsanlar her taraftan akın akın gelip Kâ’be’yi ziyaret etmesine engel olmak isteyen Yemen Valisi Ebrehe, Bizans imparatorluğunun da yardımı ile San’a da büyük bir kilise yaptırdı. İnsanların bu kiliseyi ziyeret etmelerini istedi.
Araplar ise eskiden beri Kâ’be’yi ziyaret etmekte olup, Ebrehe’nin yaptırdığı kiliseye hiç itibar etmediler. Hatta hakaret gözüyle baktılar. İçlerinden biri de o kiliseyi kirletti. Bu hadiseye kızan Ebrehe, Kâ’beyi yıkmaya karar verdi ve bu maksatla büyük bir ordu hazırlayıp Mekke üzerine yürüdü.
Ebrehe’nin ordusu Mekke’ye yaklaşınca, Kureyşin mallarını yağma etmeye başladılar. Abdulmuttalib’e ait ikiyüz deveye de el koymuşlardı.
Abdulmuttalib Ebrehe’ye gidip develerini istedi.
Ebrehe;
-“Ben sizin Mukaddes Kâ’be’nizi yıkmaya geldim. Sen onu korumak istemiyorsun da develerini mi istiyorsun?” dedi.
Abdlmuttalib;
-“Ben develerin sahibyim. Kâ’be’nin sahibi Allah’tır. Kâ’be’yi O korur.” Dedi.
Ebrehe;
-“Bana karşı O’nu koruyacak yoktur.” Dedi. Ve Abdulmuttalib’e develerini verip gönderdi.
Sonra Kâ’be’yi yıkmak için ordusunu harekete geçirdi. Ebrehe’nin ordusunun önde yürütülen ve böylece zafere kavuşulacağına inanılan (Mahmud) adında bir fil vardı.
Ebrehe, Kâ’be’ye saldırmaya başlayınca bu fil yere çöküp asla yürümedi. Yönü Yemen’e çevrilince koşarak geri dönüyordu. Böylece Mekke’ye yaklaşıp hücum etmek istediği halde hucüm edemeyen Ebrehe’nin ordusu üzerine Allah-u Teâlâ ‘Ebabil’ (Dağ kırlangıcı) denilen kuşlardan bir sürü gönderdi.
Ebabil kuşlarının her biri, biri ağzında ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde ÜÇ TAŞ taşıyorlardı. BU TAŞLARI Ebrehe’nin ordusu üzerine bıraktılar. TAŞLAR başlarından girip altlarından çıkıyordu. TAŞ isabet eden her asker, anında yere düşüp ölüyordu.
Ebrehe kaçmak istedi. TAŞLARDAN ona da isabet edip, kaçtıkça etleri parça parça dökülerek öldü.
Bu husus Kur’an-i Kerim’de Fil suresinde bildirilmektedir.
Böylece Kureyş kabilesi doğmak üzere olam Muhammed Aleyhis selam’ın hürmetine büyük bir düşmanın şerrinden kurtulmuştur.
Muhammed Aleyhis selam’ın geleceği Adem Aleyhis selam’dan itibaren her Peygambere ve ümmetlerine müjdelene gelmiş ve doğması yaklaşınca birçok haberler ve müjdeler verilmiştir.
Çeşitli hadiseler meydana gelmiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 7
04 Kasım 2009Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ın doğduğu ev Mekke.
Muhammed (Aleyhis selam)- 7
Doğumu;
Muhammed Aleyhis selam Hicret’ten 53 sene evvel Rebi’ul-evvel ayının onikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınında bir evde doğdu.
Bu gün, miladi 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan âlem nûr ile doldu. Kainatin Serveri, “Mahbubu Rabbilâlemin” (Allah’ın sevgilisi) Muhammed Aleyhis selam doğmuştu.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in doğduğu geceye “Mevlid Gecesi” denir.
Mevlid doğum zamanı demektir. Bu gece Kadir Gecesi’nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gece’de O, doğduğu için sevinenler affolunur.
Bu gece Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) in doğduğu sırada görülen halleri, mu’cizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevaptır.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendi de anlatırdı. Eshab-i Kiram (r.anhüm) da bu gece bir yere toplanırlar, okurlar ve anlatırlardı.
Dünyanın her tarafındaki Müslümanlar, her sene bu geceyi, Mevlid kandili olarak kutlamaktadır. Her yerde Mevlid kasideleri, okunarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve sellem) ı hatırlanmaktadır.
Her Peygamberin ümmeti, kendi Peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştı. Bugün de, Müslümanların bayramıdır. Neşe ve sevinç günüdür.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in doğmasını annesi Hazret-i Âmine (r.anha) şöyle anlatıyor;
-“Doğum anı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bende korku ve ürperti kalmadı. O anda çok susamıştım. Hararetten yanıyordum. Yanımda süt gibi, beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti.”
Sonra;
-“Büyük bir nûr gördüm, evim o kadar nûrlandı ki, o nûr’dan başka bir şey görmüyordum. O sırada çok hatunlar gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp bana hizmet eden bu hatunlar, Abd-i Menaf kabilesinin kızlarına benziyorlardı. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökten yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm.”
Dediler ki;
-“Onu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuşlar peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana Korku gelip terlemiştim. Ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu.”
Ben;
-“ O halde iken Gözümden perdeyi kaldırdılar…
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu
Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)- 8
04 Kasım 2009Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) in doğduğu ev. Mekke-i Mükerreme
Muhammed (Aleyhis selam)- 8
Ben;
-“O halde iken Gözümden perdeyi kaldırdılar. Bütün yer yüzünü doğudan batıya kadar gördüm. Üç Âlem (bayrak) dikilmişti. Onların biri ‘Meşrikta’(doğuda), biri ‘Mağripte’ (batıda) biri de Kâ’be’nin üstünde idi.”
Etrafında çok melekler toplandı.
-“Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğar doğmaz, mübarek başını secdeye koydu. Ve şehadet parmağını kaldırdı ve âniden gökden bir parça BEYAZ BULUT indi, O’nu kapladı.”
Bir ses işittim;
-“O’nu mağripden meşrıka kadar her yeri gezdirin. TA Kİ CÜMLE ÂLEM O’NU İSMİYLE CİSMİYLE VE SIFATIYLA GÖRSÜNLER.” Diyordu.
Sonra;
-“O bulut gözden kayıboldu ve Muhammed (s.a.v.) bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada üç kişi gördüm ki, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki MİSK damlıyordu. Muhammed (s.a.v.) i o leğenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübarek başına güzel koku sürdüler, mübarek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayıboldular.”
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın doğduğu sırada Hazret-i Âmine (r.anha) nin yanında Abdurrahman bin Avf (r.a.) ın annesi Şifa hatun (r.anha), Osman bin Ebül As’ın annesi Fatıma hatun (r.a.) ve Peygamberimiz (s.a.v.) in halası Safiye hatun (r.a.) vardı. Bunlar da gördükleri nur’u ve diğer hadiseleri haber verdiler.
Şifa hatun (r.anha) şöyle;
-“Ben, o gece Âmine (r.anha) nin yanında yardımcı olarak bulunuyordum. Muhammed Aleyhis selam doğar doğmaz duâ ve niyaz ettiğini işittim.”
Gaibten;
-“Yerhamüke Rabbüke.” Diye söylendi.
Sonra;
-“Bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yeri göründü…)
Bundan başka bir çok hadiseye şahid olan Şifa hatun (r.anha);
-“Ne zaman ki, O’na Peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden İLK İMAN Edenlerden biri de ben oldum.” Demiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri son Peygamber olan Habibi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı aff eylesin. Amin.
Fuad Yusufoğlu









